İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE
İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, 'denetimli yapı kayıt güncellemesi' modelini önerdi. 2018 imar barışının beyana dayalı olması risk taşıyor. Yeni modelde zemin etütleri, teknik incelemeler zorunlu olacak. Yapılar güvenli/riskli olarak ayrılacak. TBMM'ye acil yasal düzenleme çağrısı yapıldı.
Haber Giriş Tarihi: 03.04.2026 10:41
Haber Güncellenme Tarihi: 03.04.2026 10:50
Kaynak:
Haber Merkezi
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren imar barışı tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak, “denetimli yapı kayıt güncellemesi” modelini kamuoyunun gündemine taşıdı. Hacıoğlu’nun açıklamaları, mevcut sistemin eksikliklerine dikkat çekerken, yeni bir yasal ve teknik çerçeve ihtiyacını da güçlü şekilde ortaya koydu.
“BEYAN DEĞİL, DENETİM ESAS OLMALI”
Hacıoğlu’na göre 2018 yılında yürürlüğe giren imar barışı düzenlemesi, vatandaş beyanına dayalı yapısı nedeniyle ciddi riskler barındırdı. Özellikle yapıların deprem güvenliğinin tamamen mal sahiplerinin sorumluluğuna bırakılması, hem hukuki hem de vicdani tartışmaları beraberinde getirdi.
Anayasa Mahkemesi’nin devletin vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma yükümlülüğüne vurgu yaparak ilgili hükmü iptal ettiğini hatırlatan Hacıoğlu, yeni modelin temelini şu sözlerle özetledi:
“Artık beyan değil, denetim esas alınmalıdır. Devletin kontrol ettiği, teknik incelemeye dayanan bir sistem kaçınılmazdır.”
TEKNİK DENETİM ŞARTI: ZEMİNDEN ÇATIYA İNCELEME
Önerilen modelde her yapının detaylı teknik incelemeden geçirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda:
Zemin etütleri zorunlu hale getirilecek, yapıların fay hatları ve riskli bölgeler üzerindeki durumu net şekilde ortaya konacak
Kaçak kat ve ilaveler teknik açıdan değerlendirilecek, taşıyıcı sistemin bu yükü kaldırıp kaldıramadığı analiz edilecek
Denetimler, piyasa tecrübesi sınırlı kişiler yerine, en az 20 yıl deneyimli kamu mühendisleri tarafından gerçekleştirilecek
Bu yaklaşımın, geçmişteki “kağıt üzerinde kayıt” eleştirilerini ortadan kaldırması hedefleniyor.
YAPILAR İKİYE AYRILACAK: GÜVENLİ VE RİSKLİ
Modelin en kritik aşamalarından biri ise yapıların sınıflandırılması:
Güvenli yapılar: Denetimden geçen, afet riski taşımayan yapılar belirli bir bedel karşılığında resmiyet kazanacak. Bu yapılar için “Yapı Kayıt Belgesi” veya “Bina Kimlik Belgesi” verilmesi planlanıyor.
Riskli yapılar: Teknik raporu geçemeyen binalar için ise iki seçenek sunulacak: güçlendirme ya da doğrudan kentsel dönüşüm kapsamına alınma
Bu sistemle, hem can güvenliği sağlanması hem de sağlam yapıların korunması amaçlanıyor.
KIRMIZI ÇİZGİLER: BAZI ALANLAR TAMAMEN KAPSAM DIŞI
Hacıoğlu, suistimallerin önüne geçmek için bazı alanların kesin şekilde kapsam dışı bırakılması gerektiğini vurguladı. Buna göre:
Başkasına ait özel mülkiyetler
Kamuya ait sosyal donatı alanları
Fay hattı, dere yatağı ve heyelan bölgeleri
kesinlikle bu düzenlemenin dışında tutulacak.
12 AYLIK TAKVİM ÖNERİSİ
Meclise sunulan çeşitli tekliflere de değinen Hacıoğlu, uygulanabilir bir takvim önerisini paylaştı:
İlk 6 ay başvuru süreci
Sonraki 6 ay ödeme ve işlemlerin tamamlanması
Ayrıca daha önce belge alamayan ya da iptal edilen vatandaşlar için, deprem dayanıklılık raporu şartıyla cezaların kaldırılması öneriliyor.
“BU SADECE İMAR DEĞİL, MÜLKİYET VE BARINMA MESELESİ”
Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise sosyal boyuta yapılan vurgu oldu. Hacıoğlu, sorunun yalnızca teknik ya da hukuki değil, doğrudan bir barınma ve mülkiyet hakkı meselesi olduğunu ifade etti.
Özellikle 2B kapsamı dışında kalan ancak fiilen yerleşim alanına dönüşmüş bölgelerle ilgili yürütülen çalışmalara dikkat çekerek şu soruyu gündeme taşıdı:
“Aynı şartlarda yapılaşmış vatandaşlar arasında neden ayrım yapılıyor?”
“MİLYONLARCA VATANDAŞ BELİRSİZLİK İÇİNDE”
Dernek, 2018’de verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden milyonlarca kişinin bugün hâlâ:
Hukuki belirsizlik
Yıkım tehdidi
Mülkiyet hakkı sorunu
ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Bu durumun:
Hukuk devleti ilkesine
Eşitlik ilkesine
Vatandaş-devlet güven ilişkisine
zarar verdiği vurgulanıyor.
TBMM’YE ÇAĞRI: “ACİL YASAL DÜZENLEME ŞART”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üç temel çağrıda bulundu:
Yapı Kayıt Belgesi almış yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi
Mülkiyet hakkını güvence altına alacak yeni bir düzenleme yapılması
Aynı durumda olan vatandaşlar arasında ayrımcılığın sona erdirilmesi
“BU MESELE SİYASİ DEĞİL, MİLLİ”
Açıklamanın sonunda ise tüm siyasi partilere ortak çağrı yapıldı. Sorunun siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal bir gerçeklik olduğuna dikkat çekilerek şu mesaj verildi:
“Bu mesele siyasi değil; toplumsal, insani ve milli bir meseledir. Çözüm geciktikçe sorun büyür, toplumsal vicdanda derin yaralar açılır.”
İmar barışına ilişkin yeni model önerileri, önümüzdeki dönemde hem Meclis gündeminde hem de kamuoyunda daha yoğun şekilde tartışılacağa benziyor. Özellikle deprem gerçeğinin gölgesinde, “denetimli sistem” vurgusu artık yalnızca bir öneri değil, birçok kesim için zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, 'denetimli yapı kayıt güncellemesi' modelini önerdi. 2018 imar barışının beyana dayalı olması risk taşıyor. Yeni modelde zemin etütleri, teknik incelemeler zorunlu olacak. Yapılar güvenli/riskli olarak ayrılacak. TBMM'ye acil yasal düzenleme çağrısı yapıldı.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren imar barışı tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak, “denetimli yapı kayıt güncellemesi” modelini kamuoyunun gündemine taşıdı. Hacıoğlu’nun açıklamaları, mevcut sistemin eksikliklerine dikkat çekerken, yeni bir yasal ve teknik çerçeve ihtiyacını da güçlü şekilde ortaya koydu.
“BEYAN DEĞİL, DENETİM ESAS OLMALI”
Hacıoğlu’na göre 2018 yılında yürürlüğe giren imar barışı düzenlemesi, vatandaş beyanına dayalı yapısı nedeniyle ciddi riskler barındırdı. Özellikle yapıların deprem güvenliğinin tamamen mal sahiplerinin sorumluluğuna bırakılması, hem hukuki hem de vicdani tartışmaları beraberinde getirdi.
Anayasa Mahkemesi’nin devletin vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma yükümlülüğüne vurgu yaparak ilgili hükmü iptal ettiğini hatırlatan Hacıoğlu, yeni modelin temelini şu sözlerle özetledi:
“Artık beyan değil, denetim esas alınmalıdır. Devletin kontrol ettiği, teknik incelemeye dayanan bir sistem kaçınılmazdır.”
TEKNİK DENETİM ŞARTI: ZEMİNDEN ÇATIYA İNCELEME
Önerilen modelde her yapının detaylı teknik incelemeden geçirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda:
Zemin etütleri zorunlu hale getirilecek, yapıların fay hatları ve riskli bölgeler üzerindeki durumu net şekilde ortaya konacak
Kaçak kat ve ilaveler teknik açıdan değerlendirilecek, taşıyıcı sistemin bu yükü kaldırıp kaldıramadığı analiz edilecek
Denetimler, piyasa tecrübesi sınırlı kişiler yerine, en az 20 yıl deneyimli kamu mühendisleri tarafından gerçekleştirilecek
Bu yaklaşımın, geçmişteki “kağıt üzerinde kayıt” eleştirilerini ortadan kaldırması hedefleniyor.
YAPILAR İKİYE AYRILACAK: GÜVENLİ VE RİSKLİ
Modelin en kritik aşamalarından biri ise yapıların sınıflandırılması:
Güvenli yapılar: Denetimden geçen, afet riski taşımayan yapılar belirli bir bedel karşılığında resmiyet kazanacak. Bu yapılar için “Yapı Kayıt Belgesi” veya “Bina Kimlik Belgesi” verilmesi planlanıyor.
Riskli yapılar: Teknik raporu geçemeyen binalar için ise iki seçenek sunulacak: güçlendirme ya da doğrudan kentsel dönüşüm kapsamına alınma
Bu sistemle, hem can güvenliği sağlanması hem de sağlam yapıların korunması amaçlanıyor.
KIRMIZI ÇİZGİLER: BAZI ALANLAR TAMAMEN KAPSAM DIŞI
Hacıoğlu, suistimallerin önüne geçmek için bazı alanların kesin şekilde kapsam dışı bırakılması gerektiğini vurguladı. Buna göre:
Başkasına ait özel mülkiyetler
Kamuya ait sosyal donatı alanları
Fay hattı, dere yatağı ve heyelan bölgeleri
kesinlikle bu düzenlemenin dışında tutulacak.
12 AYLIK TAKVİM ÖNERİSİ
Meclise sunulan çeşitli tekliflere de değinen Hacıoğlu, uygulanabilir bir takvim önerisini paylaştı:
İlk 6 ay başvuru süreci
Sonraki 6 ay ödeme ve işlemlerin tamamlanması
Ayrıca daha önce belge alamayan ya da iptal edilen vatandaşlar için, deprem dayanıklılık raporu şartıyla cezaların kaldırılması öneriliyor.
“BU SADECE İMAR DEĞİL, MÜLKİYET VE BARINMA MESELESİ”
Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise sosyal boyuta yapılan vurgu oldu. Hacıoğlu, sorunun yalnızca teknik ya da hukuki değil, doğrudan bir barınma ve mülkiyet hakkı meselesi olduğunu ifade etti.
Özellikle 2B kapsamı dışında kalan ancak fiilen yerleşim alanına dönüşmüş bölgelerle ilgili yürütülen çalışmalara dikkat çekerek şu soruyu gündeme taşıdı:
“Aynı şartlarda yapılaşmış vatandaşlar arasında neden ayrım yapılıyor?”
“MİLYONLARCA VATANDAŞ BELİRSİZLİK İÇİNDE”
Dernek, 2018’de verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden milyonlarca kişinin bugün hâlâ:
Hukuki belirsizlik
Yıkım tehdidi
Mülkiyet hakkı sorunu
ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Bu durumun:
Hukuk devleti ilkesine
Eşitlik ilkesine
Vatandaş-devlet güven ilişkisine
zarar verdiği vurgulanıyor.
TBMM’YE ÇAĞRI: “ACİL YASAL DÜZENLEME ŞART”
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üç temel çağrıda bulundu:
Yapı Kayıt Belgesi almış yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi
Mülkiyet hakkını güvence altına alacak yeni bir düzenleme yapılması
Aynı durumda olan vatandaşlar arasında ayrımcılığın sona erdirilmesi
“BU MESELE SİYASİ DEĞİL, MİLLİ”
Açıklamanın sonunda ise tüm siyasi partilere ortak çağrı yapıldı. Sorunun siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal bir gerçeklik olduğuna dikkat çekilerek şu mesaj verildi:
“Bu mesele siyasi değil; toplumsal, insani ve milli bir meseledir. Çözüm geciktikçe sorun büyür, toplumsal vicdanda derin yaralar açılır.”
İmar barışına ilişkin yeni model önerileri, önümüzdeki dönemde hem Meclis gündeminde hem de kamuoyunda daha yoğun şekilde tartışılacağa benziyor. Özellikle deprem gerçeğinin gölgesinde, “denetimli sistem” vurgusu artık yalnızca bir öneri değil, birçok kesim için zorunluluk olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Haber Merkezi
En Çok Okunan Haberler