Hava Durumu

#İmar Barışı

Gürsu Haber - İmar Barışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İmar Barışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! Haber

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün!

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Çarpıcı Açıklamalar.. Devlet Hepimizin, Ama Yöneticiler Geçici… Son yıllarda sıkça tartışılan hobi bahçeleri ve imar barışı konusu, Türkiye’deki binlerce vatandaşı mağdur etmeye devam ederken, İbrahim Hacıoğlu da bu duruma sert tepki gösterdi. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak açıklama yapan Hacıoğlu, devletin uzun yıllardır göz yumduğu sorunları çözmek yerine, yapıcı bir yaklaşım sergilememesini eleştirdi. Devlet Hepimizin, Yöneticiler Geçici Hacıoğlu, devletin “hepimizin” olduğunu, ancak yöneticilerin geçici olduğunu belirterek, yöneticilere yönelik tepkisini dile getirdi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçici… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, sorunları çözme sorumluluğunun devletin üstünde olduğunu vurguladı. Hacıoğlu’nun bu sözleri, devletin sürekli ve kalıcı sorumluluğunun altını çizerken, yöneticilerin dönemsel olarak sorumluluk taşıdığını, dolayısıyla onların yaptıkları hataların daha uzun süreli etkiler yaratmaması gerektiğini dile getirdi. Tarım Arazilerinin Korunması ve Hobi Bahçelerindeki Çelişki Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini koruma çabalarını desteklese de, geçmişte verdiği izinler ve göz yummalar nedeniyle ciddi çelişkiler oluşturduğunu belirtti. Tarım arazilerinin korunması gerektiğini söyleyen Hacıoğlu, “Ama bugüne kadar kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyerek eleştirilerde bulundu. Devletin verdiği İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin yıllardır para ödeyerek bu alanları edindiklerini ve altyapı hizmetlerinden faydalandıklarını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçelerine Yapılan Yatırımın Göz Ardı Edilmesi Hacıoğlu, 2018’deki İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin “yapılaşma izni” alarak yatırımlar yaptıklarını ancak şimdi devletin “evini yıkacağım” demesinin büyük bir haksızlık olduğunu vurguladı. “Hobi bahçelerini kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, vatandaşların bu süreçte mağdur olduğunu belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa, Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçesi sahiplerinin ekonomik durumlarını daha iyi bir şekilde ortaya koydu. Yıkım Değil, Yapıcı Çözüm İstedi Hacıoğlu, “Yıkmak kolay, ama sorunu yapıcı bir şekilde çözmek zor” diyerek, devletin önceki hatalarına dikkat çekti. “Hobi bahçeleri standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diyen Hacıoğlu, İmar Barışı’ndan faydalanmış, altyapı hizmetlerine sahip hobi bahçelerinin sahiplerinin haklarının korunması gerektiğini ifade etti. Yeni Yönetmelikteki İhbar Düzenlemesi ve Tehditler Yeni düzenlemelerle birlikte hobi bahçelerinin ihbar edilebileceğini belirten Hacıoğlu, “Hobi bahçenize ihbar yağabilir” diyerek vatandaşları uyardı. Valiliklere yapılan her ihbarın ciddiye alınacağını ve denetimlerin başlatılacağını belirterek, bu durumun vatandaşı daha da mağdur edeceğini ifade etti. Hacıoğlu, insanların yıllarca yatırım yaptıkları bahçeleri, “evini yıkacağım” diyen bir devlet yaklaşımı ile kaybetmelerinin büyük bir yanlış olduğunu belirtti. Devletin Sorumsuzluğu ve Çözüm Önerisi Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda geçmişteki sorumsuzluğunu sorgularken, bundan sonraki süreçte bu tür sorunların çözülmesi için adım atılmasını talep etti. “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş, yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, devletin yapması gereken şeyin yıkım değil, yapıcı bir çözüm bulmak olduğunu belirtti. Sonuç Olarak: “Evin Başına Yıkılsın!” Hacıoğlu’nun sert açıklamaları, devletin geçmişteki hatalarının ve yöneticilerin geçici sorumluluklarıyla ilişkilendirilen güncel mağduriyetlerin çözülmesi gerektiğini vurguladı. “Evin başına yıkılsın” diyerek, yöneticilerin hatalarını doğrudan yüklenmesini isteyen Hacıoğlu, devletin yapması gerekenin vatandaşları mağdur etmemek olduğunu söyledi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçicidir… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, vatandaşın haklarını korumanın devletin asli sorumluluğu olduğunu bir kez daha dile getirdi. İbrahim Hacıoğlu, İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak, devletin son yıllarda izlediği tarım arazileri koruma politikasını eleştirerek önemli açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, devletin bu sorunu çözme çabalarını “haksız” ve “adilsiz” bulduğunu ifade ederek, bu durumu “Evin başına yıkılsındır” şeklinde nitelendirdi. Tarım Arazilerinin Korunması Amaçlanırken Yapılan Hatalar Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini korumak adına doğru bir adım attığını, ancak yıllardır göz yumduğu ve ses çıkarmadığı konularda sorun yaratmış olduğuna dikkat çekti. “Kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyen Hacıoğlu, devletin geçmişte yaptığı bu hatalar yüzünden bugün mağduriyet yaşandığını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçeleri Üzerindeki Eleştiriler 2018’de çıkarılan “İmar Barışı” düzenlemesiyle hobi bahçesi sahiplerinden para alınıp, “yapılaşma izni” verildiğini belirten Hacıoğlu, devletin bu sürecin sonunda bugün, yıllardır bedel ödeyen vatandaşlara “evini yıkacağım” diyerek sorun çıkardığını söyledi. “Hobi bahçeleri kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, hobi bahçesi alan insanların çoğunun zengin olmadığını belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa gider Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçeleri sahiplerinin durumunu daha iyi bir şekilde açıkladı. Çözüm Önerileri: Yapıcı Bir Adım Hacıoğlu, yıkmanın kolay, sorunu yapıcı bir şekilde çözmenin ise daha adil olacağını belirterek, “Bir kere hobi bahçesi standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diye konuştu. İmar Barışı çerçevesinde devletin kendi çıkardığı kanunu uygulayarak, hobi bahçelerinin altyapı hizmetlerinin sağlandığı yerlerde özel düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu. Hacıoğlu, “Vatandaş mağdur edilmesin. Devlet yine bir bedel alarak bu insanlara bir hak tanısın” şeklinde konuştu. Devletin Sorumluluğu ve Geçmişteki Hatalar Hacıoğlu, devletin bugüne kadar bu duruma göz yummasının, “işin bu noktaya gelmesine sessiz kalmasının” ve hatta teşvik etmesinin büyük bir hata olduğunu belirtti. “İnsanların evi başına yıkılmasın. APP plaka meselesinde olduğu gibi milletle-devlet karşı karşıya gelmesin” diyerek devletin önceki hatalarına dikkat çekti. Yeni Yönetmelik ve İhbar Düzenlemesi Son olarak, yeni yönetmelikte yapılan düzenleme ile birlikte hobi bahçelerinin ihbar yoluyla yıkılabileceği duyuruldu. Bu düzenleme, “toprak koruma kurulu üyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının ihbar yapabileceği” bir sistem getirdi. Hacıoğlu, bu durumun vatandaşlar için daha da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirterek, “Hobi bahçenize ‘ihbar’ yağabilir” şeklinde uyarıda bulundu. Yeni yönetmeliğe göre, ihbar edilen hobi bahçeleri valilikler tarafından denetlenecek ve ihbar edilen yerler için ceza kesilip, yıkım işlemi başlatılacak. Hacıoğlu, “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş; yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, uygulamanın vatandaşlar için büyük bir mağduriyet yaratacağına işaret etti. İbrahim Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda yaptığı hataları bir an önce düzeltmesi gerektiğini ve vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için adım atılması gerektiğini belirtti. “Evin başına yıkılsındır” diyerek devletin yaklaşımını eleştiren Hacıoğlu, “Çözüm, bundan sonra kesinlikle izin vermemek” diyerek, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için daha dikkatli ve yapıcı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE Haber

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren imar barışı tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak, “denetimli yapı kayıt güncellemesi” modelini kamuoyunun gündemine taşıdı. Hacıoğlu’nun açıklamaları, mevcut sistemin eksikliklerine dikkat çekerken, yeni bir yasal ve teknik çerçeve ihtiyacını da güçlü şekilde ortaya koydu. “BEYAN DEĞİL, DENETİM ESAS OLMALI” Hacıoğlu’na göre 2018 yılında yürürlüğe giren imar barışı düzenlemesi, vatandaş beyanına dayalı yapısı nedeniyle ciddi riskler barındırdı. Özellikle yapıların deprem güvenliğinin tamamen mal sahiplerinin sorumluluğuna bırakılması, hem hukuki hem de vicdani tartışmaları beraberinde getirdi. Anayasa Mahkemesi’nin devletin vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma yükümlülüğüne vurgu yaparak ilgili hükmü iptal ettiğini hatırlatan Hacıoğlu, yeni modelin temelini şu sözlerle özetledi: “Artık beyan değil, denetim esas alınmalıdır. Devletin kontrol ettiği, teknik incelemeye dayanan bir sistem kaçınılmazdır.” TEKNİK DENETİM ŞARTI: ZEMİNDEN ÇATIYA İNCELEME Önerilen modelde her yapının detaylı teknik incelemeden geçirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda: Zemin etütleri zorunlu hale getirilecek, yapıların fay hatları ve riskli bölgeler üzerindeki durumu net şekilde ortaya konacak Kaçak kat ve ilaveler teknik açıdan değerlendirilecek, taşıyıcı sistemin bu yükü kaldırıp kaldıramadığı analiz edilecek Denetimler, piyasa tecrübesi sınırlı kişiler yerine, en az 20 yıl deneyimli kamu mühendisleri tarafından gerçekleştirilecek Bu yaklaşımın, geçmişteki “kağıt üzerinde kayıt” eleştirilerini ortadan kaldırması hedefleniyor. YAPILAR İKİYE AYRILACAK: GÜVENLİ VE RİSKLİ Modelin en kritik aşamalarından biri ise yapıların sınıflandırılması: Güvenli yapılar: Denetimden geçen, afet riski taşımayan yapılar belirli bir bedel karşılığında resmiyet kazanacak. Bu yapılar için “Yapı Kayıt Belgesi” veya “Bina Kimlik Belgesi” verilmesi planlanıyor. Riskli yapılar: Teknik raporu geçemeyen binalar için ise iki seçenek sunulacak: güçlendirme ya da doğrudan kentsel dönüşüm kapsamına alınma Bu sistemle, hem can güvenliği sağlanması hem de sağlam yapıların korunması amaçlanıyor. KIRMIZI ÇİZGİLER: BAZI ALANLAR TAMAMEN KAPSAM DIŞI Hacıoğlu, suistimallerin önüne geçmek için bazı alanların kesin şekilde kapsam dışı bırakılması gerektiğini vurguladı. Buna göre: Başkasına ait özel mülkiyetler Kamuya ait sosyal donatı alanları Fay hattı, dere yatağı ve heyelan bölgeleri kesinlikle bu düzenlemenin dışında tutulacak. 12 AYLIK TAKVİM ÖNERİSİ Meclise sunulan çeşitli tekliflere de değinen Hacıoğlu, uygulanabilir bir takvim önerisini paylaştı: İlk 6 ay başvuru süreci Sonraki 6 ay ödeme ve işlemlerin tamamlanması Ayrıca daha önce belge alamayan ya da iptal edilen vatandaşlar için, deprem dayanıklılık raporu şartıyla cezaların kaldırılması öneriliyor. “BU SADECE İMAR DEĞİL, MÜLKİYET VE BARINMA MESELESİ” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise sosyal boyuta yapılan vurgu oldu. Hacıoğlu, sorunun yalnızca teknik ya da hukuki değil, doğrudan bir barınma ve mülkiyet hakkı meselesi olduğunu ifade etti. Özellikle 2B kapsamı dışında kalan ancak fiilen yerleşim alanına dönüşmüş bölgelerle ilgili yürütülen çalışmalara dikkat çekerek şu soruyu gündeme taşıdı: “Aynı şartlarda yapılaşmış vatandaşlar arasında neden ayrım yapılıyor?” “MİLYONLARCA VATANDAŞ BELİRSİZLİK İÇİNDE” Dernek, 2018’de verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden milyonlarca kişinin bugün hâlâ: Hukuki belirsizlik Yıkım tehdidi Mülkiyet hakkı sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bu durumun: Hukuk devleti ilkesine Eşitlik ilkesine Vatandaş-devlet güven ilişkisine zarar verdiği vurgulanıyor. TBMM’YE ÇAĞRI: “ACİL YASAL DÜZENLEME ŞART” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üç temel çağrıda bulundu: Yapı Kayıt Belgesi almış yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi Mülkiyet hakkını güvence altına alacak yeni bir düzenleme yapılması Aynı durumda olan vatandaşlar arasında ayrımcılığın sona erdirilmesi “BU MESELE SİYASİ DEĞİL, MİLLİ” Açıklamanın sonunda ise tüm siyasi partilere ortak çağrı yapıldı. Sorunun siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal bir gerçeklik olduğuna dikkat çekilerek şu mesaj verildi: “Bu mesele siyasi değil; toplumsal, insani ve milli bir meseledir. Çözüm geciktikçe sorun büyür, toplumsal vicdanda derin yaralar açılır.” İmar barışına ilişkin yeni model önerileri, önümüzdeki dönemde hem Meclis gündeminde hem de kamuoyunda daha yoğun şekilde tartışılacağa benziyor. Özellikle deprem gerçeğinin gölgesinde, “denetimli sistem” vurgusu artık yalnızca bir öneri değil, birçok kesim için zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?” Haber

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?”

İbrahim Hacıoğlu Sert Çıktı: “Vatandaşın Barakasını Yıkıp Plansızlığı Gizleyemezsiniz!” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa ve çevresinde köy statüsünden mahalleye dönüşen alanlarda yaşanan yıkımlara sert sözlerle tepki gösterdi. Mudanya başta olmak üzere Bursa’nın 5 ilçesinde kırsal alanlarda bulunan tek katlı yapılar ve barakaların yıkılmaya devam ettiğini belirten Hacıoğlu, “Devlet vatandaşına çözüm üretmek yerine kepçe gönderiyor” diyerek adeta ateş püskürdü. Son dönemde yürürlüğe giren sıkı denetimler ve imar kuralları, kırsalda kendi toprağına küçük bir yapı yapmak isteyen vatandaş için neredeyse imkânsız hale geldi. Yeni düzenlemelere göre artık bir tarlaya yapı yapılabilmesi için: Minimum 5.000 metrekare arsa Yola cephe zorunluluğu Maksimum %5 yapılaşma ve 250 m² sınırı En fazla 2 kat ve 6.5 metre yükseklik Parsel sınırına 5 metre, yola 10 metre mesafe Ruhsat ve zemin etüdü zorunluluğu gibi ağır şartlar aranıyor. Üstelik bu kurallar prefabrik ve tiny house dahil tüm yapılar için geçerli. Hacıoğlu bu tabloyu şu sözlerle hedef aldı: “Vatandaşın üç kuruşluk tarlasına koyduğu tiny house’a bile tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. ‘Kimse karışmaz’ denilen dönem bitti, şimdi herkesin kapısında yıkım tehdidi var.” “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Plansızlık!” 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Hacıoğlu, asıl sorunun bu dönüşüm sonrası yapılmayan planlamalar olduğunun altını çizdi: “Köylerin tüzel kişiliğini kaldırdınız, yetkileri belediyelere devrettiniz ama gerekli imar planlarını yapmadınız. Şimdi bunun faturasını vatandaşa kesiyorsunuz. Bu kabul edilemez.” Türkiye genelinde hâlâ tamamlanmayan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının büyük bir boşluk yarattığını vurgulayan Hacıoğlu, tarım alanları ve kırsal yerleşimlerin plansız bırakıldığını ve bu nedenle milyonlarca yapının “kaçak” durumuna düştüğünü söyledi. Lavc59.13.101 “İmar Barışıyla Para Topladılar, Şimdi Belgeleri İptal Ediyorlar!” 2018’de çıkarılan İmar Barışı kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete başvurarak Yapı Kayıt Belgesi aldığını hatırlatan Hacıoğlu, bugün gelinen noktayı “büyük bir güven krizi” olarak tanımladı: “Vatandaş devlete güvendi, parasını ödedi, yapısını kayıt altına aldı. Şimdi dönüp o belgeleri iptal etmeye başlıyorsunuz. Bu düpedüz kazanılmış hakkın gaspıdır.” “Yıkılan Sadece Ev Değil, Bir Hayat!” Pandemi sonrası kırsala yönelen vatandaşların kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığını belirten Hacıoğlu, yapılan yıkımların sadece fiziki değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı: “Bugün yıkılan sadece dört duvar değil. Bir ailenin emeği, hayali, geleceği yerle bir ediliyor. İnsanları borca sokup sonra evlerini başlarına yıkıyorsunuz.” “11 Milyon Yapı Çözüm Bekliyor!” Sorunun artık bireysel değil, toplumsal bir krize dönüştüğünü belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyon bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesi beklediğini açıkladı. “TBMM Derhal Harekete Geçmeli!” Hacıoğlu, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele artık görmezden gelinecek bir konu değil. TBMM, ilgili komisyonlar, akademisyenler ve şehircilik uzmanları derhal harekete geçmeli. Yıkım politikalarıyla bir yere varamazsınız.” “Çözüm Yıkım Değil, Yeni Yapı Kayıt Düzenlemesi!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık: yeni bir yapı kayıt düzenlemesi. Bu düzenleme ile: Devlet milyarlarca lira gelir elde edecek Belediyeler vergi ve harç kazanacak Vatandaşın evi yıkılmadan kayıt altına alınacak Plansızlık yerine denetimli sistem kurulacak Devlet-vatandaş güveni yeniden sağlanacak “VATANDAŞA KEFEN DEĞİL, ÇÖZÜM VERİN!” İbrahim Hacıoğlu açıklamasını sert bir mesajla noktaladı: “Vatandaşın evine kepçe göndermek kolay. Zor olan adil bir sistem kurmak. Eğer gerçekten çözüm istiyorsanız, yıkımı durdurun ve insanların yaşam hakkına saygı gösterin. Bu ülkenin insanı kendi toprağında kaçak değil, ev sahibi olmak istiyor!”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı! Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı!

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı güvenliğini artırmak ve özellikle yangın güvenliğini ön planda tutarak, yapıların izlenmesini savunarak kritik bir çağrıda bulundu. Yapı güvenliği ve denetim süreçlerinin gücünün artırılması gerektiğini vurgulayan Hacıoğlu, inşaat sürecindeki tüm aktörlerin görev, yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde tanımlanmasını içeren yaklaşımını son derece değerli bulduğunu belirtti. Ancak, söz konusu yaklaşımın sadece planlama ve denetimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda sahada karşılaşılan yapısal sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmasının gerektiğini ifade etti. "Bu Sorunların Çözümü, Mağduriyetleri Giderecektir" Hacıoğlu, "Eğer bu yaklaşım sahada ciddi şekilde uygulanırsa, uzun yıllardır devam eden mağduriyetler de ortadan kalkacaktır" diyerek, kırsal mahallelerde imar planlarının yapılmaması ve 2018 İmar Barışı sürecinde yaşanan mağduriyetlerin acil çözüm bekleyen başlıca problemler arasında yer aldığını ifade etti. 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile ülke genelinde 17.000 köyün mahalle statüsüne dönüştüğüne dikkat çeken Hacıoğlu, bu süreçte belediyelere verilen imar planı yapma sorumluluğunun büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını belirtti. "Yasaya göre, imar planlarının iki yıl içinde yapılması gerekiyordu ama üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen, birçok bölgede imar planları hâlâ yapılmamış durumda" dedi. Ruhsatsız Yapılar ve Ağır Mağduriyetler Hacıoğlu, belediyelerin yerine getirmediği yükümlülükler nedeniyle söz konusu alanlarda yapılarının ruhsatsız ve kaçak durumuna düştüğünü, vatandaşların ruhsat almak için başvuruda bulundukları halde sonuç alamadıklarını belirterek, "Bu eksiklik, vatandaşları büyük mağduriyetlere uğratmış ve tamamen idarenin ihmalinden kaynaklanmıştır" dedi. İmar Barışı Mağduriyetleri 2018’de hayata geçirilen İmar Barışı düzenlemesiyle yapılan başvuruların çoğunun, süreçten yaklaşık iki yıl sonra iptal edilmeye başlandığını ifade eden Hacıoğlu, bu iptallerin gerekçe olarak sunulan uydu görüntülerinin güncel olmaması ve başvuru aşamasında etkin denetim yapılmaması sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşandığını söyledi. "Bu süreç, denetim kriterlerinin ve uygulama yönetmeliğinin vatandaşlara doğru bir şekilde aktarılmaması sonucu, telafisi güç hak kayıplarına yol açmıştır." Mudanya'da Yıkım Kararları ve Ailelerin Geleceği Özellikle Bursa Mudanya Belediyesi tarafından alınan 2.000’in üzerinde yıkım kararına dikkat çeken Hacıoğlu, bu yapıların çoğunun kırsal alanlarda bulunan, az katlı, basit yapılar olduğunu, genellikle güvenli ve kullanımda olan yapılar olduğunu belirterek, "Bu binaların yıkılması, sadece bireysel ve milli servetin yok edilmesine yol açmakla kalmaz, binlerce ailenin barınma hakkını da zedeler" dedi. Hacıoğlu, bu durumun sosyal ve ekonomik sorunları daha da derinleştireceği konusunda uyarılarda bulundu. Talepler: Yapıların Güvenliğini Sağlamak ve Sosyal Adaletin Önünü Açmak İbrahim Hacıoğlu, çözüm önerilerini ise net bir şekilde sıraladı: Kırsal Mahallelerde Yıkımların Durması: İmar planları yapılıncaya kadar kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarının durdurulması gerektiğini vurguladı. Güvenli Yapıların Kayıt Altına Alınması: Yapıların afet risk analizlerinin yapılarak güvenli olanların kayıt altına alınmasını talep etti. Riskli Yapıların Güçlendirilmesi veya Dönüşümü: Riskli yapılar için güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin başlatılması gerektiğine dikkat çekti. Ekonomiye Katkı: Güvenli yapılar, devlet hazinesi ve belediye bütçelerine katkı sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılmalıdır. Hacıoğlu, "Bu mesele, siyasi bir tartışma konusu değildir; hukuk, vicdan, sosyal adalet ve kamu yararı çerçevesinde ele alınması gereken bir toplumsal sorundur" dedi. İmar planları tamamlanana ve hukuki belirsizlikler giderilene kadar, yıkım kararlarının durdurulması için gereğinin yapılması gerektiğini ifade etti. "Hukuk ve Adaletin Yanındayız" Hacıoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "İmar planlarının bir an önce yapılması, inşaat süreçlerinin denetiminin güçlendirilmesi ve bu konuda mağduriyet yaşayan vatandaşlarımıza çözüm bulunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizler, yapının güvenliğini esas alan ve kamu yararını gözeten bir yaklaşımı savunuyoruz ve bu noktada ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz." Hacıoğlu’nun açıklamaları, sadece yerel yönetimlere değil, aynı zamanda tüm kamuoyuna önemli bir sorumluluk çağrısı olarak yankı buldu.

Hak Geri Alınamaz Denildi, Geri Alındı Haber

Hak Geri Alınamaz Denildi, Geri Alındı

İmar Barışı Mağdurlarından Sert Tepki: “Paramızı Aldınız, Belgeleri Verdiniz, Şimdi Yuvamızı Yıkıyorsunuz!” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı düzenlemesi sonrası yaşanan iptal ve yıkım süreçlerine sert sözlerle tepki gösterdi. Hacıoğlu, yapı kayıt belgesi almış binlerce vatandaşın bugün yıkım kararları, para cezaları ve mahkeme süreçleriyle karşı karşıya bırakıldığını belirterek, “Paramızı aldınız, belgeyi verdiniz, şimdi dozer gönderiyorsunuz. Bu nasıl hukuk, bu nasıl devlet ciddiyeti?” ifadelerini kullandı. “Devletin Çıkardığı Yasaya Güvendik” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2018 yılında yürürlüğe konulan İmar Barışı kapsamında vatandaşlar e-Devlet üzerinden başvuru yaptı, kendilerine tahakkuk ettirilen bedelleri devletin kasasına yatırdı ve kısa süre içinde yapı kayıt belgelerini aldı. Bu belgelerle elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri bağlandı; kırsalda yol çalışmaları yapıldı; evler tamir edildi, boya badana yapıldı. İnsanlar, devletin verdiği resmi belgeye güvenerek hayatlarını planladı. Ancak aradan geçen üç yılın ardından birçok yapı kayıt belgesinin iptal edildiği bildirildi. Ardından yıkım tebligatları, idari para cezaları ve dava süreçleri başladı. “Hak Geri Alınamaz Denildi, Geri Alındı” Hacıoğlu, verilen hakların geri alınamayacağı yönündeki ilkeye rağmen belgelerin iptal edilmesini “açık mağduriyet” olarak nitelendirdi. “Başvuru sırasında hiçbir denetim yapmayan, vatandaşı uyarmayan idare; yıllar sonra ‘yanlış’ diyerek belgeleri iptal ediyor. Bu ağır cezai sonuçları olan bir uygulamada denetim baştan yapılmalıydı. Uygun değilse o gün iptal edilmeliydi. İnsanlar yıllar sonra yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakılmamalıydı.” Süre Uzatmaları ve Bilgilendirme Tartışması İmar Barışı’nda başvuru ve ödeme sürelerinin iki kez uzatıldığını hatırlatan Hacıoğlu, bu durumun 31 Aralık 2017 tarihinin de uzatıldığı yönünde doğal bir algı oluşturduğunu söyledi. Tanıtım kampanyalarında bu tarihin yeterince vurgulanmadığını öne süren mağdurlar, bilgilendirme eksikliğinin bedelini vatandaşın ödediğini savunuyor. Ayrıca uydu görüntülerine göre yapılan iptallerin de çelişkili sonuçlar doğurduğu iddia ediliyor. Aynı tarihte yapılan iki yapıdan biri iptal edilirken, uydu görüş alanında olmayan diğer yapının onaylı kalmasının uygulamadaki eşitsizliğe işaret ettiği belirtiliyor. Savcılıklardan Takipsizlik “Yalan beyan” iddiasıyla yapılan suç duyurularına ilişkin olarak bazı savcılıkların suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verdiği de açıklandı. Mağdurlar, bunun da sürecin baştan itibaren sorunlu yürütüldüğünün göstergesi olduğunu savunuyor. “Dozerler Kapımızda” Dernek Başkanı Hacıoğlu’nun en sert çıkışı ise sahadaki yıkım uygulamalarına yönelik oldu: “Şu an birçok binaya belediyeler tarafından yıkım kararı gönderildi. Dozerler bu binalara sevk edildi. Bizlerden alınan onlarca parayı geçtik, bari yuvamızı yıkmayın. Biz rantçı değiliz. Çoğumuz emekli, dar gelirli, kendi tapulu yerinde barınmaya çalışan insanlarız.” Meclis ve Kurumlara Çağrı Mağdurlar, taleplerini farklı platformlarda dile getirdiklerini; Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu’na on binlerce imzayla başvuru yaptıklarını, CİMER üzerinden müracaatlarda bulunduklarını ve siyasi partilerle görüştüklerini belirtiyor. Bir siyasi parti liderinin Meclis’e sunduğu yasa teklifinin ise halen gündeme alınmamasına tepki gösteriliyor. Talepler Net İmar Barışı mağdurlarının talepleri açık: Yapı kayıt belgesi almış konutlar için verilen yıkım kararlarının durdurulması Açılmış davaların ve kesilmiş para cezalarının iptali Yeni bir yasal düzenleme ile mağduriyetlerin giderilmesi Hacıoğlu son olarak şu çağrıyı yaptı: “Biz devletimizi seviyoruz. Devletimize güvenerek başvurduk, paramızı yatırdık, belgemizi aldık. Şimdi devletimizden çözüm bekliyoruz. Kendi tapulu yerimizdeki yuvamızı yıkmak çözüm değildir. Bu mağduriyet artık son bulmalıdır.” Türkiye’nin birçok ilinde benzer durumların yaşandığı iddia edilirken, gözler ilgili bakanlık ve Meclis’ten gelecek olası yeni düzenlemeye çevrildi.

Doğal Kaynaklar ve İmar Konuları Acilen Ele Alınmalı Haber

Doğal Kaynaklar ve İmar Konuları Acilen Ele Alınmalı

Yeni Yol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük, Gelecek Parti Genel Başkan Yardımcısı Alpaslan Yıldız, Gelecek İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu ve Gelecek Partili ilçe başkan yardımcılarının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Bursa ve ilçelerinin karşı karşıya olduğu ciddi doğal ve kentsel riskler masaya yatırıldı. Toplantıda öncelikli gündem maddeleri arasında son haftalarda Akçaabat ve Uluabat göllerinin aldığı yoğun yağışlar nedeniyle taşkın riski oluşturması, buna karşılık İznik Gölü’nün su seviyesinin giderek azalması dikkat çekti. Ayrıca Bursa’daki barajların doluluk oranlarının %55 civarında olduğu ve Doğancı Barajı’nın kullanım ömrünün son günlerine geldiği belirtilerek, Mayıs ayında Çınarcık Barajı’ndan takviye içme suyunun sağlanması planının önemine değinildi. İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu yaptığı açıklamada, doğal kaynaklarla ilgili risklerin yanı sıra kentsel planlama konularına da dikkat çekti: Köy yollarının genişletilmesi ve altyapının güçlendirilmesi çalışmaları için acil adımlar atılması gerektiğini Bölgedeki deprem fay hatlarının yeniden gözden geçirilmesi ve bu bölgelerde çok katlı yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini İmar Barışı’nın TBMM’ye tekrar gelerek, uzman mühendisler tarafından binaların kontrol edilmesi ve gerçekten çürük olanların ivedilikle yıkılması gerektiğini vurguladı Kadıoğlu, toplantı sonrası yaptığı değerlendirmede, “Doğal afetler ve altyapı eksiklikleriyle mücadele, yalnızca belediyelerin değil, merkezi yönetimin ve yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesini gerektiriyor. Bursa’nın su kaynaklarının yönetimi, köy yollarının güvenliği ve yapı güvenliği acil önceliklerimiz arasında” ifadelerini kullandı. Yeni Yol Partisi ve Gelecek Parti yetkilileri, toplantı sonucunda bu alanlarda atılacak adımların hızlandırılması için yerel ve merkezi yönetim nezdinde girişimlerin başlatılacağını belirtti. Kadıoğlu’nun Son Mesajı Mahmut Fuat Kadıoğlu, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, “Bursa’nın doğal kaynakları, altyapısı ve yapı güvenliği ciddi risklerle karşı karşıya. Bu sorunlar gecikmeden çözülmeli. Bizler, Yerel Yönetimler ve Merkezi Hükümet/ Bakanlık işbirliğiyle çözüm odaklı adımların atılmasını arzu ediyoruz ve gelişmeleri takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Çıkış: “Vatandaş Kendi Tapulu Arsasında Ev Yaptı Diye Cezalandırılamaz” Haber

İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Çıkış: “Vatandaş Kendi Tapulu Arsasında Ev Yaptı Diye Cezalandırılamaz”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yıllardır çözülemeyen imar sorunları ve özellikle 2018 sonrası yaşanan mağduriyetlere ilişkin çok sert ifadelerle kapsamlı bir açıklama yaptı. Hacıoğlu, plansızlık ve geciken imar düzenlemelerinin bedelinin vatandaşa ödetildiğini belirterek, mevcut uygulamaların hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini söyledi. “Yıllarca plan yapmayanlar değil, vatandaş cezalandırılıyor” Hacıoğlu, birçok bölgede yıllarca imar planı yapılmaması nedeniyle vatandaşların kendi tapulu arazilerinde barınma ihtiyacını karşılamak için yapı yapmak zorunda kaldığını vurgulayarak mevcut uygulamaların adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. “Yıllardır yapılmayan imar planları nedeniyle vatandaş kendi tapulu arazisine ev yaptı diye cezalandırılmamalı. Asıl sorun planlama eksikliğidir. Bunun faturasını vatandaşa kesmek kabul edilemez” dedi. “Çözüm yıkım değil, kayıt altına alma ve denetim” Deprem gerçeğinin Türkiye’nin en temel gündemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, çözümün topyekûn yıkım politikası olmadığını, bilimsel ve teknik kriterlerle ayrıştırma yapılması gerektiğini söyledi. “Deprem gerçeği ortadayken çözüm yıkım değil; sağlamı korumak, riskliyi güçlendirmektir. Akılcı olan budur. Kayıt altına alma ve etkin denetim mekanizması kurulmalıdır” ifadelerini kullandı. “Yeni yasal düzenleme şart” Hacıoğlu, özellikle 2018 İmar Barışı sonrası ortaya çıkan hukuki ve idari sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını belirterek yeni bir yasal düzenleme çağrısında bulundu. “İmar Barışı sonrası oluşan mağduriyetlerin giderilmesi ve iptal edilen Yapı Kayıt Belgeleri için yeni bir yasal düzenleme şarttır. Vatandaş mağdur edilmemelidir” dedi. “Sağlam yapılar yıkılmasın, Bina Kimlik Belgesi ile kayıt altına alınsın” Dernek olarak somut çözüm önerileri sunduklarını belirten Hacıoğlu, teknik incelemelerle güvenli olduğu tespit edilen yapıların korunması gerektiğini vurguladı. “Sağlam yapılar yıkılmasın. Tespit edilip ‘Bina Kimlik Belgesi’ ile kayıt altına alınsın. Böylece hem ekonomi hem vatandaş kazanır. Kaynak israfı önlenir” açıklamasında bulundu. “Devletin verdiği belgeyi yıllar sonra iptal etmek güveni sarsar” Hacıoğlu, Yapı Kayıt Belgesi sürecinde devletin vatandaşlardan ücret aldığını hatırlatarak yıllar sonra gelen iptal kararlarının ciddi bir güven sorunu yarattığını söyledi. “Yapı Kayıt Belgesi verip ücret alan devlet, yıllar sonra iptal kararıyla vatandaşın güvenini sarsmamalıdır. Hukuki güvenlik istiyoruz. Devletin sürekliliği esastır” ifadelerini kullandı. “Sosyal devlet vatandaşını korur, mağdur etmez” Açıklamasının en sert bölümünde sosyal devlet vurgusu yapan Hacıoğlu, mevcut uygulamaların sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını dile getirdi. “İmar Barışı’nın eksikleri düzeltilmeli, mağduriyetler giderilmeli. Sosyal devlet vatandaşını korur, mağdur etmez. İnsanların barınma hakkı idari belirsizliklere kurban edilemez” dedi. Kamuoyuna çağrı: Kalıcı ve adil çözüm beklentisi Hacıoğlu’nun açıklamaları, imar politikalarının yeniden ele alınması ve özellikle hukuki güvenlik, mülkiyet hakkı ve afet güvenliği dengesinin yeniden kurulması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dernek, kapsamlı bir düzenleme yapılana kadar konunun takipçisi olacaklarını duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.