Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kentsel Dönüşüm

Gürsu Haber - Kentsel Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kentsel Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral: “Sorunları Konuşmakla Yetinmeyeceğiz, Çözüm Üreten Bir Mekanizma Kuruyoruz” Haber

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral: “Sorunları Konuşmakla Yetinmeyeceğiz, Çözüm Üreten Bir Mekanizma Kuruyoruz”

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral, kentin kronikleşen sorunlarının daha yakından takip edilmesi, çözüm yollarının somutlaştırılması ve kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturulması amacıyla kapsamlı bir adım attıklarını duyurdu. Göral, Bursa’nın farklı alanlardaki ihtiyaçlarına doğrudan temas edecek şekilde 12 ayrı ihtisas komisyonu kurulacağını açıkladı. Yaptığı değerlendirmede mevcut sorunların artık ertelenemez bir noktaya geldiğine dikkat çeken Göral, “Bursa’nın meseleleri günübirlik yaklaşımlarla çözülemez. Eğer sorunları doğru tespit etmez ve kalıcı çözümler üretmezsek, yarın çok daha ağır bedellerle karşı karşıya kalırız” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda oluşturulacak komisyonların yalnızca rapor hazırlayan yapılar olmayacağını vurgulayan Göral, sahadan veri toplayan, vatandaşla doğrudan temas kuran ve çözüm önerilerini ilgili kurumlara taşıyan aktif bir yapı hedeflediklerini belirtti. Kurulacak 12 ihtisas komisyonunun; ekonomi, sanayi, tarım, eğitim, sağlık, çevre, ulaşım, kentsel dönüşüm, sosyal politikalar, gençlik ve spor, kadın ve aile ile yerel yönetimler gibi Bursa’nın temel dinamiklerini kapsayacağını ifade eden Göral, her bir komisyonun alanında uzman isimlerden oluşacağını söyledi. Göral, “Artık sorunları uzaktan izleyen değil, sahaya inen ve çözüm üreten bir anlayışı hayata geçiriyoruz” dedi. Vatandaşların sürece aktif katılımının önemine de değinen Göral, bu komisyonların toplumla güçlü bir etkileşim içinde çalışacağını belirtti. Amaçlarının yalnızca sorunları tespit etmek değil, aynı zamanda bu sorunların kamuoyunda daha fazla görünür olmasını sağlamak olduğunu ifade eden Göral, “Bir sorun konuşulmuyorsa, çözümü de gecikir. Biz Bursa’nın gerçek gündemini görünür kılmakta kararlıyız” şeklinde konuştu. Açıklamasında uyarıcı mesajlara da yer veren Göral, özellikle plansız şehirleşme, çevresel riskler ve ekonomik daralma gibi başlıklarda gerekli önlemler alınmadığı takdirde Bursa’nın geleceğinin ciddi tehdit altında olabileceğini dile getirdi. “Bugün görmezden gelinen her sorun, yarının daha büyük krizlerine dönüşür. Bu nedenle tüm kurumları ve yetkilileri sorumluluk almaya davet ediyoruz” diyen Göral, iş birliği çağrısında bulundu. Komisyonların hazırlayacağı raporların düzenli olarak kamuoyu ile paylaşılacağını da açıklayan Göral, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ön planda tutulacağını vurguladı. Ayrıca bu çalışmaların yalnızca siyasi bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Bu bir Bursa meselesidir. Kim taşın altına elini koyarsa, biz onunla birlikte çalışmaya hazırız” dedi. Son olarak Bursa halkına seslenen Göral, “Şehrimizin sorunlarını birlikte konuşacak, birlikte çözeceğiz. Sessiz kalmak, sorunları büyütmekten başka bir işe yaramaz. Herkesi bu sürecin parçası olmaya davet ediyorum” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Bursa Bilinçli Bir Şekilde Körleniyor! Haber

Bursa Bilinçli Bir Şekilde Körleniyor!

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, yaptığı sert ve dikkat çeken açıklamayla merkezi hükümeti hedef aldı. Kaya, Türkiye’nin en kritik sanayi ve yerleşim merkezlerinden biri olan Bursa’nın kentsel dönüşüm konusunda “bilinçli şekilde ihmal edildiğini” vurgulayarak, mevcut politikaları açıkça eleştirdi. Kaya, deprem gerçeğinin her geçen gün daha yıkıcı biçimde kendini hatırlattığını belirterek, Bursa’nın mevcut yapı stokunun alarm verdiğini ifade etti. Bilimsel veriler ve saha gözlemlerine dikkat çeken Kaya, şehrin yapı kalitesi ve risk durumu açısından “en tehlikeli illerden biri” olduğunun altını çizdi. Merkezi hükümetin kentsel dönüşüm desteklerini büyük ölçüde İstanbul’la sınırlı tutmasını “kabul edilemez bir çifte standart” olarak nitelendiren Kaya, “Yarısı Bizden” kampanyası ve 3 milyon TL’ye kadar 0,69 faizli kredi imkânının Bursa’ya uygulanmamasını açık bir eşitsizlik olarak değerlendirdi. Açıklamasında sert ifadeler kullanan Kaya, “Deprem şehirler arasında ayrım yapmazken, devletin ayrım yapması vicdanları yaralamaktadır” diyerek sosyal devlet anlayışının zedelendiğini söyledi. “GERÇEK BEKA SORUNU DEPREMDİR” Kaya, Türkiye’nin en büyük beka sorununun deprem olduğunu vurgulayarak, Gölcük ve Kahramanmaraş depremlerini örnek gösterdi. “Saniyeler süren depremler, aylar süren savaşlardan daha fazla can almıştır. Bu gerçek inkâr edilemez” ifadelerini kullandı. “ÇAĞRIMIZ NET, TAVRIMIZ SERT” İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı adına konuşan Kaya, çağrılarının açık olduğunu belirtti: Bursa’nın kentsel dönüşüm ihtiyacının artık ertelenemeyeceğini söyleyen Kaya, İstanbul’da uygulanan desteklerin derhal Bursa’da da hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. 3 milyon TL’ye kadar düşük faizli finansman desteğinin Bursalı vatandaşlara sunulmamasını “açık ihmal” olarak nitelendirdi. Kaya, olası bir felaketin yaşanması halinde sorumluluğun gerekli adımları atmayanlarda olacağını sert bir dille ifade ederek, “Bu vebalin altından kimse kalkamaz” dedi. Açıklamasını kararlı bir mesajla sonlandıran Kaya, Bursa’nın kaderinin ihmallerle belirlenmesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Bu mücadeleden geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.

SERT ÇIKIŞ: “BU BİR DÖNÜŞÜM DEĞİL, AÇIKÇA MAĞDURİYET ÜRETME DÜZENİ!” Haber

SERT ÇIKIŞ: “BU BİR DÖNÜŞÜM DEĞİL, AÇIKÇA MAĞDURİYET ÜRETME DÜZENİ!”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaptığı açıklamayla hem kentsel dönüşüm politikalarına hem de tarım-toprak çelişkisine sert sözlerle yüklendi. Hacıoğlu, “Bu ülkede sorun artık teknik değil, doğrudan adalet sorunudur” diyerek mevcut sistemin vatandaş aleyhine işlediğini açıkça dile getirdi. “Mülkiyet Yoksa Dönüşüm Değil, Felaket Vardır!” Hacıoğlu’nun en net vurgusu, milyonlarca insanın barınma hakkının hâlâ hukuki güvence altında olmaması oldu. Kamuoyuna yansıyan görüntülerin gerçeği saklamadığını belirten Hacıoğlu, kentsel dönüşüm adı altında yürütülen süreçlerin vatandaşta güven değil korku yarattığını söyledi: “Altını kalın çizgilerle çiziyoruz: Mülkiyeti olmayan bir yapıda kentsel dönüşüm olmaz! Olursa bunun adı dönüşüm değil, açıkça mağduriyet üretmektir.” Bugün tapusu, yapı kaydı veya resmi statüsü bulunmayan milyonlarca yapının dönüşüm kapsamına alınmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Hacıoğlu, şu risklere dikkat çekti: Hak sahipliğinin belirsiz bırakılması Yerinde dönüşüm yerine vatandaşın yerinden edilmesi Ağır borç yükleriyle karşı karşıya kalınması Sosyal bağların koparılması ve yaşam düzeninin altüst edilmesi “Önce Yapı Kayıt, Sonra Dönüşüm!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık ama bilinçli şekilde erteleniyor: “Yapı kayıt sistemi olmadan yapılan her dönüşüm, çözüm değil yeni bir krizdir.” Yapı kayıt sisteminin yalnızca teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesi olduğunu vurgulayan Hacıoğlu, bu sistemin: Mülkiyet hakkını güvence altına alacağını Devlet-vatandaş ilişkisini yeniden tesis edeceğini Dönüşüm süreçlerini adil hale getireceğini Afet riskleri için sağlıklı veri oluşturacağını ifade etti “KENTSEL DEĞİL, RANTSAL DÖNÜŞÜM DAYATILIYOR!” Sahadan gelen tepkilerin artık gizlenemez noktaya ulaştığını söyleyen Hacıoğlu, vatandaşın talebini şu sözlerle özetledi: “Biz kentsel dönüşüm değil, rantsal dönüşüm görüyoruz! İnsanlar evlerini değil, hayatlarını kaybetme korkusu yaşıyor.” Vatandaşın talebinin son derece net ve meşru olduğunu belirten Hacıoğlu: “Önce hakkımızı verin, sonra dönüşümü konuşalım!” diyerek çağrısını yineledi. MECLİS’E AÇIK ÇAĞRI İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin talepleri ise net: Yapı kayıt düzenlemesi derhal Meclis’e getirilmeli Mülkiyet sorunları çözüme kavuşturulmalı Kentsel dönüşüm adil bir zemine oturtulmalı Hacıoğlu’nun sert uyarısı dikkat çekti: “Adalet yoksa dönüşüm de yoktur! Olsa olsa insanları yerinden etmek vardır.” TARIM ÜZERİNDEN İKİYÜZLÜLÜK ELEŞTİRİSİ: “BETONA GELİNCE SERBEST, VATANDAŞA GELİNCE YASAK!” Açıklamanın ikinci bölümünde ise hedefte bu kez tarım politikaları ve şehirleşme anlayışı vardı. Hacıoğlu, üretim modeli üzerinden çarpıcı bir karşılaştırma yaparak mevcut sistemin çelişkilerini gözler önüne serdi. 700 metrekarelik bir arazide klasik tarım yapan bir vatandaşın neredeyse hiçbir gelir elde edemediğini belirten Hacıoğlu, buna karşılık aynı alanın doğru planlandığında katbekat fazla ekonomik değer üretebildiğini söyledi. “650 kilo mısırdan elde edilen gelirle bir ailenin temel gıda ihtiyacı bile karşılanamazken, aynı alan doğru kullanıldığında adeta bir yaşam sistemine dönüşür.” Ancak asıl sert çıkış, tarım arazilerinin imara açılması konusundaydı: “Şu an oturduğunuz evlerin büyük çoğunluğu 20-30 yıl önce tarım arazisiydi. O zaman sorun yoktu da, vatandaş kendi tarlasına küçük bir yapı yaptığında mı ‘tarım düşmanı’ oluyor?” “BU DÜZEN MİLLİ SERVETİ YOK EDİYOR!” Hacıoğlu, sistemin çifte standart üzerine kurulu olduğunu savundu: Büyük projeler için tarım arazileri kolayca imara açılıyor Vatandaş kendi arazisinde yapılaşınca suçlu ilan ediliyor “Eğer gerçekten toprağı korumak istiyorsanız, o zaman buyurun şehirlerin büyük bölümünü yıkın! Çünkü hepsinin altında bir zamanlar tarım vardı.” “ADALET İMZAYLA DEĞİL, VİCDANLA OLUR!” Açıklamanın en çarpıcı cümlesi ise şu oldu: “Bir imzayla toprağı imara açınca ‘yasal’, vatandaş kullanınca ‘suç’ oluyor. Bu adalet değil, açık bir çifte standarttır.” “BAHÇELİ YAŞAM LÜKS DEĞİL, HAKTIR!” Hacıoğlu, şehirleşme politikalarının insanları doğadan kopardığını belirterek, bahçeli yaşamın bir ayrıcalık değil temel bir hak olduğunu söyledi. Langa Caddesi örneğini veren Hacıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir zamanlar bostan olan yerler bugün beton yığını. Ama o toprakların hafızası hâlâ yaşıyor. Langa hıyarı hâlâ bir efsane olarak anılıyorsa, bu bize neyi kaybettiğimizi anlatmaya yeter.” SON SÖZ: “BU ARTIK BİR UYARI DEĞİL, AÇIK BİR İSYANDIR” İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin açıklaması, yalnızca bir basın metni değil; büyüyen bir toplumsal tepkinin sert bir dışavurumu olarak değerlendiriliyor. Mesaj net: Mülkiyet çözülmeden dönüşüm olmaz. Adalet sağlanmadan sistem işlemez. Toprak korunmadan gelecek kurulmaz. Ve en önemlisi: Vatandaş yok sayılarak hiçbir politika ayakta kalmaz.

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE Haber

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren imar barışı tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak, “denetimli yapı kayıt güncellemesi” modelini kamuoyunun gündemine taşıdı. Hacıoğlu’nun açıklamaları, mevcut sistemin eksikliklerine dikkat çekerken, yeni bir yasal ve teknik çerçeve ihtiyacını da güçlü şekilde ortaya koydu. “BEYAN DEĞİL, DENETİM ESAS OLMALI” Hacıoğlu’na göre 2018 yılında yürürlüğe giren imar barışı düzenlemesi, vatandaş beyanına dayalı yapısı nedeniyle ciddi riskler barındırdı. Özellikle yapıların deprem güvenliğinin tamamen mal sahiplerinin sorumluluğuna bırakılması, hem hukuki hem de vicdani tartışmaları beraberinde getirdi. Anayasa Mahkemesi’nin devletin vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma yükümlülüğüne vurgu yaparak ilgili hükmü iptal ettiğini hatırlatan Hacıoğlu, yeni modelin temelini şu sözlerle özetledi: “Artık beyan değil, denetim esas alınmalıdır. Devletin kontrol ettiği, teknik incelemeye dayanan bir sistem kaçınılmazdır.” TEKNİK DENETİM ŞARTI: ZEMİNDEN ÇATIYA İNCELEME Önerilen modelde her yapının detaylı teknik incelemeden geçirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda: Zemin etütleri zorunlu hale getirilecek, yapıların fay hatları ve riskli bölgeler üzerindeki durumu net şekilde ortaya konacak Kaçak kat ve ilaveler teknik açıdan değerlendirilecek, taşıyıcı sistemin bu yükü kaldırıp kaldıramadığı analiz edilecek Denetimler, piyasa tecrübesi sınırlı kişiler yerine, en az 20 yıl deneyimli kamu mühendisleri tarafından gerçekleştirilecek Bu yaklaşımın, geçmişteki “kağıt üzerinde kayıt” eleştirilerini ortadan kaldırması hedefleniyor. YAPILAR İKİYE AYRILACAK: GÜVENLİ VE RİSKLİ Modelin en kritik aşamalarından biri ise yapıların sınıflandırılması: Güvenli yapılar: Denetimden geçen, afet riski taşımayan yapılar belirli bir bedel karşılığında resmiyet kazanacak. Bu yapılar için “Yapı Kayıt Belgesi” veya “Bina Kimlik Belgesi” verilmesi planlanıyor. Riskli yapılar: Teknik raporu geçemeyen binalar için ise iki seçenek sunulacak: güçlendirme ya da doğrudan kentsel dönüşüm kapsamına alınma Bu sistemle, hem can güvenliği sağlanması hem de sağlam yapıların korunması amaçlanıyor. KIRMIZI ÇİZGİLER: BAZI ALANLAR TAMAMEN KAPSAM DIŞI Hacıoğlu, suistimallerin önüne geçmek için bazı alanların kesin şekilde kapsam dışı bırakılması gerektiğini vurguladı. Buna göre: Başkasına ait özel mülkiyetler Kamuya ait sosyal donatı alanları Fay hattı, dere yatağı ve heyelan bölgeleri kesinlikle bu düzenlemenin dışında tutulacak. 12 AYLIK TAKVİM ÖNERİSİ Meclise sunulan çeşitli tekliflere de değinen Hacıoğlu, uygulanabilir bir takvim önerisini paylaştı: İlk 6 ay başvuru süreci Sonraki 6 ay ödeme ve işlemlerin tamamlanması Ayrıca daha önce belge alamayan ya da iptal edilen vatandaşlar için, deprem dayanıklılık raporu şartıyla cezaların kaldırılması öneriliyor. “BU SADECE İMAR DEĞİL, MÜLKİYET VE BARINMA MESELESİ” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise sosyal boyuta yapılan vurgu oldu. Hacıoğlu, sorunun yalnızca teknik ya da hukuki değil, doğrudan bir barınma ve mülkiyet hakkı meselesi olduğunu ifade etti. Özellikle 2B kapsamı dışında kalan ancak fiilen yerleşim alanına dönüşmüş bölgelerle ilgili yürütülen çalışmalara dikkat çekerek şu soruyu gündeme taşıdı: “Aynı şartlarda yapılaşmış vatandaşlar arasında neden ayrım yapılıyor?” “MİLYONLARCA VATANDAŞ BELİRSİZLİK İÇİNDE” Dernek, 2018’de verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden milyonlarca kişinin bugün hâlâ: Hukuki belirsizlik Yıkım tehdidi Mülkiyet hakkı sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bu durumun: Hukuk devleti ilkesine Eşitlik ilkesine Vatandaş-devlet güven ilişkisine zarar verdiği vurgulanıyor. TBMM’YE ÇAĞRI: “ACİL YASAL DÜZENLEME ŞART” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üç temel çağrıda bulundu: Yapı Kayıt Belgesi almış yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi Mülkiyet hakkını güvence altına alacak yeni bir düzenleme yapılması Aynı durumda olan vatandaşlar arasında ayrımcılığın sona erdirilmesi “BU MESELE SİYASİ DEĞİL, MİLLİ” Açıklamanın sonunda ise tüm siyasi partilere ortak çağrı yapıldı. Sorunun siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal bir gerçeklik olduğuna dikkat çekilerek şu mesaj verildi: “Bu mesele siyasi değil; toplumsal, insani ve milli bir meseledir. Çözüm geciktikçe sorun büyür, toplumsal vicdanda derin yaralar açılır.” İmar barışına ilişkin yeni model önerileri, önümüzdeki dönemde hem Meclis gündeminde hem de kamuoyunda daha yoğun şekilde tartışılacağa benziyor. Özellikle deprem gerçeğinin gölgesinde, “denetimli sistem” vurgusu artık yalnızca bir öneri değil, birçok kesim için zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

DEVA İl Başkanı Öztürk: “Bursa’nın Sorunlarını Çözmeden Geleceğe Adım Atamayız” Haber

DEVA İl Başkanı Öztürk: “Bursa’nın Sorunlarını Çözmeden Geleceğe Adım Atamayız”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, genişletilmiş yönetim toplantısında şehrin kronikleşmiş sorunlarını masaya yatırdı. Öztürk, sadece sorunları sıralamakla kalmadı; çözüm önerilerini de detaylarıyla paylaştı ve Bursa halkına umut mesajı verdi. Öne Çıkan Sorunlar ve Öztürk’ün Çözüm Önerileri Trafik ve Ulaşım Alarm Veriyor Bursa’da trafik artık büyük bir sorun. Öztürk, “Yollar tıkanıyor, toplu taşıma yetersiz. Şehir nefes alamıyor” diyerek çözümü açıkladı: Toplu taşımanın güçlendirilmesi, akıllı trafik düzenlemeleri ve alternatif ulaşım yolları. Yeşil Alanlar ve Çevre Kayıpları Şehir merkezindeki yeşil alan eksikliği vatandaşları rahatsız ediyor. Öztürk, yeni parklar, sosyal alanlar ve çevre odaklı kentsel dönüşüm projeleriyle bu sorunun üstesinden gelinebileceğini belirtti. Eğitim ve Gençlik İçin Acil Adımlar “Gençlerimizin sosyal ve eğitim imkânları sınırlı” diyen Öztürk, gençlik merkezleri ve eğitim altyapısının güçlendirilmesini önerdi. Ekonomi ve İşsizlik Krizi İşsizliğin ve küçük işletmelerin finansal sıkıntılarının altını çizen Öztürk, KOBİ destekleri, girişimcilik teşvikleri ve mesleki eğitim programlarının öncelikli çözüm yolları olduğunu söyledi. Sağlıkta Yetersizlikler Hastanelerin kapasitesi ve sağlık hizmetlerine erişim sorunlarına da dikkat çeken Öztürk, yeni sağlık tesisleri yatırımı ve mevcut altyapının iyileştirilmesini önerdi. Öztürk’ten Bursa Halkına Mesaj Toplantıyı değerlendiren Öztürk, “Bursa’nın potansiyeli çok büyük ama sorunları çözmeden geleceğe güvenle adım atamayız. Biz DEVA Partisi olarak sorunları tespit ediyor, çözüm yollarını tek tek hayata geçirecek projeler üretiyoruz” dedi. Toplantı, şehrin ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlarının çözümüne dair somut adımların tartışılmasıyla sona ererken, Öztürk’ün açıklamaları DEVA Partisi’nin Bursa için hazırladığı yol haritasının da ipuçlarını verdi.

“Algı Değil Gerçekler Konuşulmalı” Haber

“Algı Değil Gerçekler Konuşulmalı”

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Kentsel Dönüşüm Tepkisi Bursa’nın Yıldırım ilçesinde Mimarsinan ve Güllük mahallelerinde yürütülmesi planlanan kentsel dönüşüm süreci, kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ederken, İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında konuşan Seyis, Yıldırım Belediyesi’nin kentsel dönüşüm sürecinde izlediği yöntemi eleştirerek, vatandaşların mağdur edildiğini ifade etti. Seyis, özellikle belediyenin kamuoyuna sunduğu görseller ve sınırlı bilgilendirmeler üzerinden “algı yönetimi” yapıldığını savundu. “Bir belediyenin tek bir fotoğraf karesiyle kamuoyunu yönlendirmeye çalışması, şeffaflıktan ne kadar uzaklaşıldığının açık göstergesidir” diyen Seyis, kentsel dönüşüm gibi doğrudan vatandaşın yaşamını etkileyen bir konuda açık, net ve katılımcı bir süreç yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Mimarsinan ve Güllük mahallelerinde yaşayan vatandaşların haklarının yeterince gözetilmediğini iddia eden Seyis, sürecin yalnızca fiziki dönüşüm olarak değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Seyis, “Kentsel dönüşüm adı altında vatandaşın yerinden edilmesine, mağdur edilmesine ve belirsizlik içinde bırakılmasına asla sessiz kalmayacağız” ifadelerini kullandı. Basın toplantısında, belediyenin uygulamalarının sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini dile getiren İYİ Parti ilçe yönetimi, sürecin şeffaf, denetlenebilir ve vatandaş odaklı yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Seyis, yetkililere çağrıda bulunarak, mahalle sakinlerinin sürece doğrudan dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda Yıldırım’da artık güçlü bir muhalefet anlayışının var olduğuna dikkat çeken Seyis, “Yıldırım’da artık İYİ’ler var. Hiç kimse vatandaşın hakkını görmezden gelerek yol alamaz” diyerek sözlerini tamamladı. Yıldırım’da kentsel dönüşüm sürecine ilişkin tartışmaların önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.

Osmangazi'de A Harekat! Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir Haber

Osmangazi'de A Harekat! Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir

Osmangazi’nin yıllardır çözülemeyen ve giderek derinleşen sorunlarına ilişkin çok sert ve kapsamlı bir açıklama yaparak hem Osmangazi Belediyesi’ni hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni ağır bir dille eleştirdi. Demir, ilçenin adeta kaderine terk edildiğini savunarak, “Osmangazi sahipsiz değildir, ama yöneticiler ne yazık ki sorumluluklarının tamamen uzağındadır” ifadelerini kullandı. Demir, açıklamasında Osmangazi’nin artık “yönetilemeyen bir ilçe” haline geldiğini belirterek, plansız büyümenin, çarpık kentleşmenin ve ihmalkârlığın ilçeyi içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklediğini söyledi. “Bugün Osmangazi’de yaşanan tablo bir beceriksizlik değil, doğrudan doğruya bir yönetememe krizidir. Bu kadar uzun süre çözülemeyen sorunlar artık ihmal değil, bilinçli görmezden gelmedir” diyerek yerel yönetimlere yüklendi. İlçede altyapı sorunlarının yıllardır çözülmediğini ve her yağmurda aynı manzaraların yaşandığını hatırlatan Demir, “21. yüzyılda hâlâ su baskınları, kanalizasyon taşmaları konuşuluyorsa burada ciddi bir çöküş vardır. Vatandaş her yağmurda tedirgin oluyorsa, bu yönetim sınıfta kalmıştır” dedi. Mahalleler arasında hizmet eşitsizliğinin açıkça görüldüğünü de vurgulayan Demir, bazı bölgelerin adeta unutulduğunu ifade etti. Ulaşım konusuna ayrı bir başlık açan Demir, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni hedef alarak sert ifadeler kullandı: “Bursa’da ulaşım artık bir çileye dönüşmüştür. Plansızlık, vizyonsuzluk ve günü kurtarma politikaları yüzünden insanlar ömrünü trafikte tüketiyor. Her geçen gün artan nüfusa rağmen tek bir kalıcı çözüm üretemeyen bir anlayış, başarısızlığını reklamla örtmeye çalışmaktadır. Bu, vatandaşın aklıyla alay etmektir.” Kentsel dönüşüm konusundaki tabloyu ise “vahim” olarak nitelendiren Demir, deprem gerçeğine rağmen atılan adımların yetersiz ve ağır olduğunu söyledi. “Osmangazi’de binlerce insan riskli yapılarda yaşam mücadelesi veriyor. Ama ortada ne hız var ne plan var ne de samimiyet. İnsanların can güvenliği bu kadar ucuz olamaz. Bu vurdumduymazlık kabul edilemez” diyerek tepkisini dile getirdi. Yerel yönetimlerin önceliklerinin tamamen yanlış olduğunu savunan Demir, “Vatandaşın temel sorunları ortadayken vitrin projeleriyle algı yönetimi yapmak, bu şehre yapılabilecek en büyük saygısızlıktır” dedi. Belediyelerin artık mazeret üretmeyi bırakması gerektiğini belirten Demir, “Sorumluluk makamında olanlar ya görevlerini layıkıyla yapacak ya da o koltukları işgal etmeyi bırakacak” ifadeleriyle eleştirilerini daha da sertleştirdi. Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Demir, şunları söyledi: “Osmangazi halkı yıllardır sabrediyor ama bu sabrın bir sınırı var. Biz Anahtar Parti olarak bu düzenin karşısında durmaya, bu ihmalleri her platformda ifşa etmeye devam edeceğiz. Kimse kusura bakmasın; bu saatten sonra susmayacağız, geri adım atmayacağız ve bu kötü yönetimin hesabını sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma! Haber

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma!

Geçmiş dönem CHP Gürsu İlçe Başkanı Cavit Kaya, sert ifadelerle yaptığı açıklamada Gürsu’nun kaybedilen yıllarının hesabını sordu. Kaya’nın hedefinde ise Gürsu belediye Başkanı Mustafa Işık vardı. Kaya, açıklamasında Gürsu’nun yıllardır süren plansızlık, yanlış imar politikaları ve tutulmayan sözler nedeniyle adeta geriye götürüldüğünü vurgulayarak şu soruyu gündeme taşıdı: “Gürsu’da kaybedilen yılların bedelini 106 bin vatandaş mı ödeyecek?” Açıklamanın en sert bölümü ise imar politikalarına yönelikti. Kaya, Gürsu’da “korunması gereken alanların” imara açıldığını iddia ederek, bunun yalnızca şehir estetiğini değil, aynı zamanda çevresel dengeleri de geri dönülmez şekilde tahrip ettiğini dile getirdi. Özellikle plansız büyümenin ilçeyi betonlaşmaya sürüklediğini savunan Kaya, bu sürecin hesabının verilmesi gerektiğini söyledi. Büyükşehir üzerinden yürütülen “su faturası” tartışmalarına da değinen Kaya, bu konunun bir “gündem saptırma aracı” olarak kullanıldığını öne sürdü. Ona göre asıl mesele, Gürsu’nun kendi içinde yaşadığı yönetim zafiyeti ve yerine getirilmeyen vaatlerdi. Kaya, “Mustafa Işık mecliste şov yapmayı bırakın, önce Gürsu’da yaptıklarınızın ve yapmadıklarınızın hesabını verin” diyerek eleştirilerini daha da sertleştirdi. Gerçekleşmeyen vaatler mercek altında Kaya’nın açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise seçim döneminde verilen ancak hayata geçirilmeyen projeler oldu. Gürsu’da altyapıdan ulaşıma, sosyal alanlardan kentsel dönüşüme kadar birçok başlıkta somut ilerleme sağlanamadığını ifade eden Kaya, şu noktaların altını çizdi: Kentsel dönüşüm projeleri beklenen hızda ilerlemedi, riskli yapılar hâlâ çözüm bekliyor. Ulaşım ve trafik sorunları kronik hale geldi, alternatif çözümler üretilemedi. Yeşil alan ve sosyal donatı projeleri vaat edilmesine rağmen sınırlı kaldı. İmar planları şeffaflık tartışmalarının odağında yer almaya devam etti. Kaya’ya göre bu tablo, yalnızca bir yönetim eksikliği değil, aynı zamanda “stratejik bir başarısızlık.” Gürsu’nun potansiyelinin doğru kullanılmadığını savunan Kaya, ilçenin plansız kararlarla yıllar kaybettiğini ifade etti. “Artık hesap verme zamanı” Açıklamasının sonunda Kaya, Gürsu halkının yaşananları unutmayacağını belirterek, sürecin siyasi ve toplumsal olarak takipçisi olacaklarını söyledi. Sert tonunu koruyan Kaya, “Gürsu halkı günü geldiğinde kimin ne yaptığını da neyi yapmadığını da sandıkta gösterecek” diyerek sözlerini tamamladı. Bu açıklama, Gürsu’da yerel yönetim tartışmalarını yeniden alevlendirirken, gözler şimdi eleştirilerin muhataplarından gelecek yanıtlara çevrildi.

Bursa'da su krizi büyüyor! Oktay Yılmaz'da Büyükşehir'e tepki! Haber

Bursa'da su krizi büyüyor! Oktay Yılmaz'da Büyükşehir'e tepki!

Oturumun ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, yaşanan gelişmeleri değerlendirirken eleştirilerini dile getirdi. “RAMAZAN RUHUNA AYKIRI BİR GÖRÜNTÜ” Mecliste gerçekleşen tartışmaları yorumlayan Yılmaz, “Ramazan ayının maneviyatına uymayan bir tabloyla karşılaştık. Bursa'nın çeşitli alanlardaki yönetimsel zorluklarına bir yenisi daha eklendi. Anlaşılan Büyükşehir Belediye Meclisi de istenilen düzeyde yönetilemiyor” ifadelerini kullandı. “KONUŞMA HAKKIMIZ ENGELLENDİ” Mecliste kendilerine yeterli imkan verilmediğini vurgulayan Yılmaz, “Fikirlerimizi paylaşmamıza fırsat tanınmadı, söz alırken mikrofonumun sesi kısılmaya çalışıldı” şeklinde konuştu. “TEPKENİN MERKEZİNDE SU ZAMMI VAR” Su faturalarındaki artışın vatandaşlar üzerindeki yükünü vurgulayan Yılmaz, halkın asıl tepkisinin katı atık ücretlerine değil, suya yapılan yüksek zamlara yönelik olduğunu belirtti. “300 lira öderken aniden bin, bin 500, 2 bin lira fatura ile karşılaşan vatandaşlarımız tepki göstermekte haklı. Asıl sorun katı atık bedeli değil, suya uygulanan aşırı zamlardır” dedi. “ÇÖZÜM İÇİN HAZIRIZ, BUYRULSUN” AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çözüm önerilerini sunduklarını ifade eden Yılmaz, “Su tarifelerinin gözden geçirilmesini, katı atık bedellerinin ise yeniden değerlendirilmesini istedik. Buyrulsun diyoruz; halkı zor durumda bırakan konuları masaya yatırıp, ortak bir çözüm bulmaya hazırız” dedi. “PROBLEM KAYNAKTA DEĞİL, YÖNETİMDE” Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim yaklaşımını eleştiren Yılmaz, “Asıl sorun sudan değil, su kaynaklarının etkisiz yönetiminden kaynaklanıyor. Benzer bir durum ulaşımda da yaşanıyor. Temel sıkıntı, yönetimdeki yetersizliktir” şeklinde konuştu. “ÇÖZÜME KATKI SUNMAYA HAZIRIZ” Yılmaz, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Cumhur İttifakı olarak sorunların sebebi değil, çözümün bir parçasıyız. Su, ulaşım, kentsel dönüşüm gibi Bursa’nın öncelikli konularında her türlü desteği vermeye hazırız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.