Hava Durumu

#Riskli Yapılar

Gürsu Haber - Riskli Yapılar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Riskli Yapılar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE Haber

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren imar barışı tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak, “denetimli yapı kayıt güncellemesi” modelini kamuoyunun gündemine taşıdı. Hacıoğlu’nun açıklamaları, mevcut sistemin eksikliklerine dikkat çekerken, yeni bir yasal ve teknik çerçeve ihtiyacını da güçlü şekilde ortaya koydu. “BEYAN DEĞİL, DENETİM ESAS OLMALI” Hacıoğlu’na göre 2018 yılında yürürlüğe giren imar barışı düzenlemesi, vatandaş beyanına dayalı yapısı nedeniyle ciddi riskler barındırdı. Özellikle yapıların deprem güvenliğinin tamamen mal sahiplerinin sorumluluğuna bırakılması, hem hukuki hem de vicdani tartışmaları beraberinde getirdi. Anayasa Mahkemesi’nin devletin vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma yükümlülüğüne vurgu yaparak ilgili hükmü iptal ettiğini hatırlatan Hacıoğlu, yeni modelin temelini şu sözlerle özetledi: “Artık beyan değil, denetim esas alınmalıdır. Devletin kontrol ettiği, teknik incelemeye dayanan bir sistem kaçınılmazdır.” TEKNİK DENETİM ŞARTI: ZEMİNDEN ÇATIYA İNCELEME Önerilen modelde her yapının detaylı teknik incelemeden geçirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda: Zemin etütleri zorunlu hale getirilecek, yapıların fay hatları ve riskli bölgeler üzerindeki durumu net şekilde ortaya konacak Kaçak kat ve ilaveler teknik açıdan değerlendirilecek, taşıyıcı sistemin bu yükü kaldırıp kaldıramadığı analiz edilecek Denetimler, piyasa tecrübesi sınırlı kişiler yerine, en az 20 yıl deneyimli kamu mühendisleri tarafından gerçekleştirilecek Bu yaklaşımın, geçmişteki “kağıt üzerinde kayıt” eleştirilerini ortadan kaldırması hedefleniyor. YAPILAR İKİYE AYRILACAK: GÜVENLİ VE RİSKLİ Modelin en kritik aşamalarından biri ise yapıların sınıflandırılması: Güvenli yapılar: Denetimden geçen, afet riski taşımayan yapılar belirli bir bedel karşılığında resmiyet kazanacak. Bu yapılar için “Yapı Kayıt Belgesi” veya “Bina Kimlik Belgesi” verilmesi planlanıyor. Riskli yapılar: Teknik raporu geçemeyen binalar için ise iki seçenek sunulacak: güçlendirme ya da doğrudan kentsel dönüşüm kapsamına alınma Bu sistemle, hem can güvenliği sağlanması hem de sağlam yapıların korunması amaçlanıyor. KIRMIZI ÇİZGİLER: BAZI ALANLAR TAMAMEN KAPSAM DIŞI Hacıoğlu, suistimallerin önüne geçmek için bazı alanların kesin şekilde kapsam dışı bırakılması gerektiğini vurguladı. Buna göre: Başkasına ait özel mülkiyetler Kamuya ait sosyal donatı alanları Fay hattı, dere yatağı ve heyelan bölgeleri kesinlikle bu düzenlemenin dışında tutulacak. 12 AYLIK TAKVİM ÖNERİSİ Meclise sunulan çeşitli tekliflere de değinen Hacıoğlu, uygulanabilir bir takvim önerisini paylaştı: İlk 6 ay başvuru süreci Sonraki 6 ay ödeme ve işlemlerin tamamlanması Ayrıca daha önce belge alamayan ya da iptal edilen vatandaşlar için, deprem dayanıklılık raporu şartıyla cezaların kaldırılması öneriliyor. “BU SADECE İMAR DEĞİL, MÜLKİYET VE BARINMA MESELESİ” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise sosyal boyuta yapılan vurgu oldu. Hacıoğlu, sorunun yalnızca teknik ya da hukuki değil, doğrudan bir barınma ve mülkiyet hakkı meselesi olduğunu ifade etti. Özellikle 2B kapsamı dışında kalan ancak fiilen yerleşim alanına dönüşmüş bölgelerle ilgili yürütülen çalışmalara dikkat çekerek şu soruyu gündeme taşıdı: “Aynı şartlarda yapılaşmış vatandaşlar arasında neden ayrım yapılıyor?” “MİLYONLARCA VATANDAŞ BELİRSİZLİK İÇİNDE” Dernek, 2018’de verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden milyonlarca kişinin bugün hâlâ: Hukuki belirsizlik Yıkım tehdidi Mülkiyet hakkı sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bu durumun: Hukuk devleti ilkesine Eşitlik ilkesine Vatandaş-devlet güven ilişkisine zarar verdiği vurgulanıyor. TBMM’YE ÇAĞRI: “ACİL YASAL DÜZENLEME ŞART” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üç temel çağrıda bulundu: Yapı Kayıt Belgesi almış yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi Mülkiyet hakkını güvence altına alacak yeni bir düzenleme yapılması Aynı durumda olan vatandaşlar arasında ayrımcılığın sona erdirilmesi “BU MESELE SİYASİ DEĞİL, MİLLİ” Açıklamanın sonunda ise tüm siyasi partilere ortak çağrı yapıldı. Sorunun siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal bir gerçeklik olduğuna dikkat çekilerek şu mesaj verildi: “Bu mesele siyasi değil; toplumsal, insani ve milli bir meseledir. Çözüm geciktikçe sorun büyür, toplumsal vicdanda derin yaralar açılır.” İmar barışına ilişkin yeni model önerileri, önümüzdeki dönemde hem Meclis gündeminde hem de kamuoyunda daha yoğun şekilde tartışılacağa benziyor. Özellikle deprem gerçeğinin gölgesinde, “denetimli sistem” vurgusu artık yalnızca bir öneri değil, birçok kesim için zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma! Haber

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma!

Geçmiş dönem CHP Gürsu İlçe Başkanı Cavit Kaya, sert ifadelerle yaptığı açıklamada Gürsu’nun kaybedilen yıllarının hesabını sordu. Kaya’nın hedefinde ise Gürsu belediye Başkanı Mustafa Işık vardı. Kaya, açıklamasında Gürsu’nun yıllardır süren plansızlık, yanlış imar politikaları ve tutulmayan sözler nedeniyle adeta geriye götürüldüğünü vurgulayarak şu soruyu gündeme taşıdı: “Gürsu’da kaybedilen yılların bedelini 106 bin vatandaş mı ödeyecek?” Açıklamanın en sert bölümü ise imar politikalarına yönelikti. Kaya, Gürsu’da “korunması gereken alanların” imara açıldığını iddia ederek, bunun yalnızca şehir estetiğini değil, aynı zamanda çevresel dengeleri de geri dönülmez şekilde tahrip ettiğini dile getirdi. Özellikle plansız büyümenin ilçeyi betonlaşmaya sürüklediğini savunan Kaya, bu sürecin hesabının verilmesi gerektiğini söyledi. Büyükşehir üzerinden yürütülen “su faturası” tartışmalarına da değinen Kaya, bu konunun bir “gündem saptırma aracı” olarak kullanıldığını öne sürdü. Ona göre asıl mesele, Gürsu’nun kendi içinde yaşadığı yönetim zafiyeti ve yerine getirilmeyen vaatlerdi. Kaya, “Mustafa Işık mecliste şov yapmayı bırakın, önce Gürsu’da yaptıklarınızın ve yapmadıklarınızın hesabını verin” diyerek eleştirilerini daha da sertleştirdi. Gerçekleşmeyen vaatler mercek altında Kaya’nın açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise seçim döneminde verilen ancak hayata geçirilmeyen projeler oldu. Gürsu’da altyapıdan ulaşıma, sosyal alanlardan kentsel dönüşüme kadar birçok başlıkta somut ilerleme sağlanamadığını ifade eden Kaya, şu noktaların altını çizdi: Kentsel dönüşüm projeleri beklenen hızda ilerlemedi, riskli yapılar hâlâ çözüm bekliyor. Ulaşım ve trafik sorunları kronik hale geldi, alternatif çözümler üretilemedi. Yeşil alan ve sosyal donatı projeleri vaat edilmesine rağmen sınırlı kaldı. İmar planları şeffaflık tartışmalarının odağında yer almaya devam etti. Kaya’ya göre bu tablo, yalnızca bir yönetim eksikliği değil, aynı zamanda “stratejik bir başarısızlık.” Gürsu’nun potansiyelinin doğru kullanılmadığını savunan Kaya, ilçenin plansız kararlarla yıllar kaybettiğini ifade etti. “Artık hesap verme zamanı” Açıklamasının sonunda Kaya, Gürsu halkının yaşananları unutmayacağını belirterek, sürecin siyasi ve toplumsal olarak takipçisi olacaklarını söyledi. Sert tonunu koruyan Kaya, “Gürsu halkı günü geldiğinde kimin ne yaptığını da neyi yapmadığını da sandıkta gösterecek” diyerek sözlerini tamamladı. Bu açıklama, Gürsu’da yerel yönetim tartışmalarını yeniden alevlendirirken, gözler şimdi eleştirilerin muhataplarından gelecek yanıtlara çevrildi.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı! Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı!

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı güvenliğini artırmak ve özellikle yangın güvenliğini ön planda tutarak, yapıların izlenmesini savunarak kritik bir çağrıda bulundu. Yapı güvenliği ve denetim süreçlerinin gücünün artırılması gerektiğini vurgulayan Hacıoğlu, inşaat sürecindeki tüm aktörlerin görev, yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde tanımlanmasını içeren yaklaşımını son derece değerli bulduğunu belirtti. Ancak, söz konusu yaklaşımın sadece planlama ve denetimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda sahada karşılaşılan yapısal sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmasının gerektiğini ifade etti. "Bu Sorunların Çözümü, Mağduriyetleri Giderecektir" Hacıoğlu, "Eğer bu yaklaşım sahada ciddi şekilde uygulanırsa, uzun yıllardır devam eden mağduriyetler de ortadan kalkacaktır" diyerek, kırsal mahallelerde imar planlarının yapılmaması ve 2018 İmar Barışı sürecinde yaşanan mağduriyetlerin acil çözüm bekleyen başlıca problemler arasında yer aldığını ifade etti. 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile ülke genelinde 17.000 köyün mahalle statüsüne dönüştüğüne dikkat çeken Hacıoğlu, bu süreçte belediyelere verilen imar planı yapma sorumluluğunun büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını belirtti. "Yasaya göre, imar planlarının iki yıl içinde yapılması gerekiyordu ama üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen, birçok bölgede imar planları hâlâ yapılmamış durumda" dedi. Ruhsatsız Yapılar ve Ağır Mağduriyetler Hacıoğlu, belediyelerin yerine getirmediği yükümlülükler nedeniyle söz konusu alanlarda yapılarının ruhsatsız ve kaçak durumuna düştüğünü, vatandaşların ruhsat almak için başvuruda bulundukları halde sonuç alamadıklarını belirterek, "Bu eksiklik, vatandaşları büyük mağduriyetlere uğratmış ve tamamen idarenin ihmalinden kaynaklanmıştır" dedi. İmar Barışı Mağduriyetleri 2018’de hayata geçirilen İmar Barışı düzenlemesiyle yapılan başvuruların çoğunun, süreçten yaklaşık iki yıl sonra iptal edilmeye başlandığını ifade eden Hacıoğlu, bu iptallerin gerekçe olarak sunulan uydu görüntülerinin güncel olmaması ve başvuru aşamasında etkin denetim yapılmaması sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşandığını söyledi. "Bu süreç, denetim kriterlerinin ve uygulama yönetmeliğinin vatandaşlara doğru bir şekilde aktarılmaması sonucu, telafisi güç hak kayıplarına yol açmıştır." Mudanya'da Yıkım Kararları ve Ailelerin Geleceği Özellikle Bursa Mudanya Belediyesi tarafından alınan 2.000’in üzerinde yıkım kararına dikkat çeken Hacıoğlu, bu yapıların çoğunun kırsal alanlarda bulunan, az katlı, basit yapılar olduğunu, genellikle güvenli ve kullanımda olan yapılar olduğunu belirterek, "Bu binaların yıkılması, sadece bireysel ve milli servetin yok edilmesine yol açmakla kalmaz, binlerce ailenin barınma hakkını da zedeler" dedi. Hacıoğlu, bu durumun sosyal ve ekonomik sorunları daha da derinleştireceği konusunda uyarılarda bulundu. Talepler: Yapıların Güvenliğini Sağlamak ve Sosyal Adaletin Önünü Açmak İbrahim Hacıoğlu, çözüm önerilerini ise net bir şekilde sıraladı: Kırsal Mahallelerde Yıkımların Durması: İmar planları yapılıncaya kadar kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarının durdurulması gerektiğini vurguladı. Güvenli Yapıların Kayıt Altına Alınması: Yapıların afet risk analizlerinin yapılarak güvenli olanların kayıt altına alınmasını talep etti. Riskli Yapıların Güçlendirilmesi veya Dönüşümü: Riskli yapılar için güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin başlatılması gerektiğine dikkat çekti. Ekonomiye Katkı: Güvenli yapılar, devlet hazinesi ve belediye bütçelerine katkı sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılmalıdır. Hacıoğlu, "Bu mesele, siyasi bir tartışma konusu değildir; hukuk, vicdan, sosyal adalet ve kamu yararı çerçevesinde ele alınması gereken bir toplumsal sorundur" dedi. İmar planları tamamlanana ve hukuki belirsizlikler giderilene kadar, yıkım kararlarının durdurulması için gereğinin yapılması gerektiğini ifade etti. "Hukuk ve Adaletin Yanındayız" Hacıoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "İmar planlarının bir an önce yapılması, inşaat süreçlerinin denetiminin güçlendirilmesi ve bu konuda mağduriyet yaşayan vatandaşlarımıza çözüm bulunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizler, yapının güvenliğini esas alan ve kamu yararını gözeten bir yaklaşımı savunuyoruz ve bu noktada ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz." Hacıoğlu’nun açıklamaları, sadece yerel yönetimlere değil, aynı zamanda tüm kamuoyuna önemli bir sorumluluk çağrısı olarak yankı buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.