Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

Gürsu Haber - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı" Haber

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı"

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, Temmuz ayında yürürlüğe girmesi beklenen en düşük emekli aylığı düzenlemesine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, milyonlarca emekliyi ilgilendiren düzenlemenin mevcut sorunları çözmekten uzak olduğunu savundu. Meclis'e sunulan torba kanun teklifinde en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Erdem, emeklilik sisteminde kalıcı ve adil bir reform yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan torba kanun teklifine göre Temmuz ayından itibaren en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılması planlanıyor. Düzenlemeden yaklaşık 5 milyon 100 bin emeklinin yararlanması beklenirken, Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, söz konusu artışın emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirtti. Erdem, açıklamasında en düşük emekli aylığı uygulamasının yıllar içerisinde giderek daha geniş bir kesimi kapsadığına dikkat çekerek, bu durumun emeklilik sistemindeki bozulmanın en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. "Taban aylık uygulaması giderek yaygınlaşıyor" En düşük emekli aylığı uygulamasının 2019 yılında bin lira olarak hayata geçirildiğini hatırlatan Erdem, o dönemde yaklaşık 800 bin emeklinin bu uygulamadan yararlandığını belirtti. Aradan geçen yıllarda tablonun önemli ölçüde değiştiğini kaydeden Erdem, şu değerlendirmeyi yaptı: "2019 yılında emeklilerin yalnızca yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alıyordu. Bugün ise bu oran yüzde 31'e yükseldi. Başka bir ifadeyle artık her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi. Bu tablo, emeklilik sistemindeki bozulmanın ve emekli gelirlerindeki erimenin en somut göstergesidir." Ortalama emekli aylığı ile taban aylık arasındaki fark kapanıyor Erdem, Temmuz 2026 itibarıyla oluşacak maaş tablosuna ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Buna göre en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükselmesi beklenirken, ortalama emekli aylığının ise bunun yalnızca yaklaşık yüzde 17 üzerinde, yani 27 bin 700 lira seviyesinde olacağı öngörülüyor. Bu verilerin, prim ödeme esasına dayalı emeklilik sisteminin giderek zayıfladığını gösterdiğini belirten Erdem, ortalama maaş ile taban maaş arasındaki farkın her geçen yıl daraldığını ifade etti. "Emekli aylıkları asgari ücret karşısında değer kaybetti" Açıklamada emekli maaşlarının yıllar içindeki alım gücüne de dikkat çekildi. DİSK-AR'ın Temmuz 2025 tarihli araştırmasına atıfta bulunan Erdem, emekli aylıklarının asgari ücret karşısında ciddi oranda gerilediğini belirterek, Mart 2025 itibarıyla ortalama emekli aylığının asgari ücretin yalnızca yüzde 78'i seviyesinde kaldığını ifade etti. Erdem, 2016 yılına kadar emekli aylıklarının asgari ücretin üzerinde seyrettiğini, ancak sonraki yıllarda yüksek enflasyon, yetersiz maaş artışları ve uygulanan sosyal güvenlik politikaları nedeniyle emeklilerin satın alma gücünün önemli ölçüde düştüğünü savundu. Açıklamada, artan gıda fiyatları, kira giderleri, enerji maliyetleri ve sağlık harcamalarının emeklilerin bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığına da dikkat çekildi. "En düşük emekli aylığı bir sisteme bağlı değil" Erkan Erdem, mevcut uygulamanın belirli ve kalıcı bir hesaplama yöntemine dayanmadığını belirterek, en düşük emekli aylığının her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla yeniden belirlendiğini söyledi. Bu durumun sosyal güvenlik sisteminde belirsizlik yarattığını ifade eden Erdem, şu değerlendirmede bulundu: "AKP, 2008 yılında kaldırdığı bu uygulamaya emekli maaşlarının çok düşmesi nedeniyle 2019 yılında yeniden dönmek zorunda kaldı. Ancak bunu herhangi bir sisteme ya da objektif kurala bağlamadı. Her maaş artışında yeni bir torba kanun çıkarılıyor ve taban aylık yeniden belirleniyor. Bu yöntem sosyal güvenlik sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmıyor." "Uzun yıllar prim ödeyen ile kısa süre çalışan aynı seviyeye geliyor" Erdem, mevcut sistemin prim ödeme esasını da zedelediğini savunarak, uzun yıllar boyunca yüksek prim ödeyen emekliler ile daha kısa süre çalışan kişilerin benzer maaş seviyelerine gelmesinin sosyal güvenlik sistemindeki adalet duygusunu zayıflattığını söyledi. "Bugünkü uygulama otuz yıl boyunca prim ödeyen emekliyle daha kısa süre çalışmış emekliyi dipte eşitliyor. Prim ödeme gün sayısı ve ödenen prim miktarı arasındaki fark giderek anlamsız hale geliyor. Bu durum hem çalışma hayatındaki motivasyonu hem de sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni olumsuz etkiliyor." ifadelerini kullandı. Kalıcı reform çağrısı Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, açıklamasının sonunda emeklilik sisteminde geçici maaş artışları yerine kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Platform adına konuşan Erkan Erdem, kök emekli aylıklarının prim esasına göre yeniden ve kalıcı biçimde güncellenmesini, en düşük emekli aylığı uygulamasının ise her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla değil, önceden belirlenmiş objektif kriterlere dayanan kalıcı bir yasal sisteme bağlanmasını talep etti. Erdem, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu belirterek, insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir gelir düzeyinin sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu ifade etti. Emeklilerin geçim sıkıntısının giderek ağırlaştığını dile getiren Erdem, hükümete ve TBMM'ye sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, emekli maaşlarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi ve emeklilerin alım gücünü kalıcı olarak artıracak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın” Haber

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın”

Yıllardır emeklilik sisteminde yaşadıkları hak kaybının giderilmesi için mücadele eden staj ve çıraklık sigortası mağdurları, seslerini bir kez daha güçlü şekilde duyurmak amacıyla Bursa’da geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenlemeye hazırlanıyor. Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu ile Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği öncülüğünde gerçekleştirilecek organizasyon, 12 Temmuz 2026 Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda (Fomara Meydanı) yapılacak. “Büyük Bursa Buluşması” adıyla gerçekleştirilecek etkinlikte, staj ve çıraklık dönemlerinde fiilen çalışan ancak ilk işe giriş tarihleri emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeyen milyonlarca vatandaşın yaşadığı mağduriyet kamuoyunun gündemine taşınacak. “Çalıştık, Ürettik Ama Emeklilikte Yok Sayıldık” Federasyon tarafından yapılan çağrıda, stajyer ve çırakların yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi. Açıklamada, staj ve çıraklık dönemlerinde işletmelerde fiilen çalışan gençlerin üretime katkı sunduğu, iş kazası riski altında çalıştığı ve çalışma hayatının bir parçası olduğu halde, emeklilik hesabında bu sürelerin yok sayılmasının büyük bir adaletsizlik oluşturduğu vurgulandı. Mağdurların en temel talebi ise açık ve net: “İlk işe giriş tarihimiz sigorta başlangıcı olarak kabul edilsin.” Anayasal Haklara Dikkat Çekilecek Basın açıklamasında, mevcut uygulamanın Anayasa’nın; eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine, çalışma hakkını güvence altına alan 49. maddesine, sosyal güvenlik hakkını düzenleyen 60. maddesine aykırılık oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılacak. Federasyon ayrıca, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında stajyer ve çırakların “çalışan” olarak kabul edilmesine rağmen sosyal güvenlik mevzuatında aynı statünün tanınmamasının önemli bir hukuki çelişki oluşturduğunu savunuyor. Sadece Emeklilik Değil, Sosyal Güvenlik Hakları da Eksik Staj ve çıraklık mağdurları yalnızca emeklilik başlangıcında değil, sosyal güvenlik alanında da önemli hak kayıpları yaşadıklarını dile getiriyor. Mevcut sistem nedeniyle birçok stajyer ve çırak; İş kazası sonrası çeşitli sosyal güvenlik haklarından, Meslek hastalıkları kapsamında sağlanan bazı güvencelerden, Sürekli iş göremezlik gelirinden, İş kazası sonucu hayatını kaybedenlerin yakınlarına bağlanan bazı haklardan istenilen ölçüde yararlanamadıklarını ifade ediyor. Dernek yetkilileri, yıllardır devam eden bu mağduriyetin artık kalıcı bir yasal düzenleme ile sona erdirilmesini istiyor. Bursa’da Siyasetin Geniş Katılımı Bekleniyor Organizasyonun yalnızca mağdurların değil, siyaset dünyasının da dikkatini çekmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre basın açıklamasına katılım sağlaması beklenen isimler arasında; İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı’nın katılımı yönünde girişimler, CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan, Yeniden Refah Partisi il yöneticileri, Zafer Partisi Bursa İl Başkanı, çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Hayat Hanım olarak bilinen milletvekili, Saadet Partisi milletvekilleri ve farklı siyasi partilerin temsilcileri yer alıyor. Organizasyon komitesi, siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin tüm milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları bu hak mücadelesine destek vermeye davet ediyor. “Bu Mücadele Sadece Staj Mağdurlarının Değil” Federasyonun hazırladığı basın metninde dikkat çeken ifadelerden biri ise şu oldu: “Bu mücadele yalnızca staj ve çıraklık mağdurlarının değil; hukuk, eşitlik ve sosyal adalet talep eden herkesin ortak mücadelesidir.” Bu mesajla birlikte mücadelenin yalnızca belirli bir grubun sorunu olmadığı, sosyal güvenlik sisteminde adalet arayan milyonlarca vatandaşın ortak talebi olduğu vurgulanıyor. Bursa’dan Türkiye’ye Güçlü Mesaj Verilecek Bursa’da düzenlenecek buluşmanın, Türkiye’nin birçok ilinden gelecek staj ve çıraklık mağdurlarını bir araya getirmesi bekleniyor. Katılımcılar, yıllardır çözüm bekleyen sorunun artık ertelenmemesi gerektiğini belirterek hükümete ve TBMM’ye çağrıda bulunacak. Etkinlikte yapılacak basın açıklamasında şu talepler öne çıkacak: Stajyer ve çırakların sosyal güvenlik mevzuatında çalışan statüsünün açık şekilde tanınması, Staj ve çıraklık dönemindeki ilk işe giriş tarihlerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi, İş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik haklarının eksiksiz uygulanması, Yıllardır süren mağduriyetin kalıcı yasal düzenlemeyle sona erdirilmesi. “Herkesi Bursa’daki Büyük Buluşmaya Bekliyoruz” Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Taner Tuncay, tüm mağdurlara ve duyarlı vatandaşlara çağrıda bulunarak şu mesajı verdi: “12 Temmuz Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz Büyük Bursa Buluşması’nda sesimizi daha güçlü duyurmak istiyoruz. Yıllardır süren mağduriyetimizin çözümü için tüm staj ve çıraklık mağdurlarını, ailelerini, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi parti temsilcilerini ve adalet duygusunu taşıyan herkesi basın açıklamamıza destek vermeye davet ediyoruz.” Yıllardır çözüm bekleyen staj ve çıraklık sigortası sorununun Bursa’dan yükselecek ortak sesle yeniden Türkiye gündemine taşınması hedeflenirken, organizasyonun yoğun katılımla gerçekleşmesi ve sosyal güvenlik sisteminde yapılması talep edilen düzenlemelere ilişkin kamuoyu farkındalığını artırması bekleniyor.

BURKON’dan Ankara’da Güçlü Bursa Çıkatması: Siyasetin Zirvesinde Bursa İçin Ortak Akıl Buluşması Haber

BURKON’dan Ankara’da Güçlü Bursa Çıkatması: Siyasetin Zirvesinde Bursa İçin Ortak Akıl Buluşması

Bursa Dernekler Konfederasyonu (BURKON), Bursa’nın geleceği, kentin sorunları ve vatandaşların beklentilerini dile getirmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve siyasi partilerin genel merkezlerine çıkarma yaptı. BURKON çatısı altındaki federasyon ve dernek başkanlarının katılımıyla gerçekleşen geniş kapsamlı Ankara programında, farklı siyasi partilerden Bursa milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları ile bir araya gelinerek tam bir birlik ve beraberlik mesajı verildi.Siyasetin Farklı Renkleri Bursa Ortak Paydasında Buluştu BURKON heyeti, Ankara temasları kapsamında ilk olarak AK Parti Bursa milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Ahmet Kılıç, Mustafa Yavuz, Refik Özen, Muhammet Müfit Aydın ve Osman Mesten ile Gazi Meclis çatısı altında bir araya geldi. Heyet ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezini ziyaret ederek CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ile görüştü. Ankara’daki temaslar, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu ile İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Turhan Çömez ziyaretleriyle devam etti. BURKON yönetimi ayrıca, bir önceki dönem bakanlarından AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik’i de makamında ziyaret ederek istişarelerde bulundu.Gündem: Kentin Geleceği ve Toplumsal Dayanışma Ziyaretlerde kentin sosyo-ekonomik yapısı, hemşerilerin talepleri ve Türkiye'nin içinden geçtiği güncel süreçler masaya yatırıldı. Ortak akıl, toplumsal dayanışma ve millet iradesinin önemine vurgu yapılan görüşmelerde, BURKON’un Bursa’nın hak ettiği değeri görmesi adına yürütülecek her türlü projede köprü görevi üstlenmeye kararlı olduğu ifade edildi. 24 Temmuz'daki Büyük Geceye Davet BURKON heyeti, gerçekleştirdiği ziyaretler vesilesiyle görüştüğü tüm milletvekillerine ve parti yöneticilerine, 24 Temmuz’da düzenlenecek olan "BURKON Tanıtım ve Birlik Gecesi" davetiyelerini takdim etti. Konfederasyon yönetiminden ziyaretler sonrası yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:"Bursa’mızın sorunlarını ve hemşerilerimizin beklentilerini aktardığımız bu anlamlı buluşmalarda, bizleri son derece samimi ve sıcak bir şekilde misafir eden, Bursa’mız için her zaman elini taşın altına koyan kıymetli milletvekillerimize kalbi teşekkürlerimizi sunarız. Birlikte daha güçlüyüz." Burkon Konfederasyonu yönetimi

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor” Haber

“Şehir Büyük Bir Potansiyele Sahip Ama İhmal Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa Teşkilatı TBMM’de Ali Babacan’a Kapsamlı Bursa Raporu Sundu: 16 Maddelik Şehir Analizi ve Çözüm Önerileri DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, ilçe başkanları ve parti yönetimiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Yeniyol Grubu toplantısına katılarak Genel Başkan Ali Babacan’a Bursa’nın kronik sorunlarına ilişkin kapsamlı bir rapor sundu. Toplantıda, Bursa’nın şehirleşme, ekonomi, ulaşım, çevre ve sosyal yaşam başlıklarında yaşadığı yapısal sorunlar detaylı şekilde ele alınırken, Öztürk’ün daha önce kamuoyuyla paylaştığı 16 maddelik şehir analizinin de doğrudan parti genel merkezine iletildiği belirtildi. TBMM’de Bursa Vurgusu: “Şehir Büyük Bir Potansiyeli Taşıyor Ama Yönetilemiyor” Ali Babacan’ın da katıldığı Yeniyol Grubu toplantısında Bursa’nın Türkiye’nin en güçlü sanayi ve üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen ciddi altyapı ve planlama sorunları yaşadığı ifade edildi. Tayfun Öztürk, Bursa’nın mevcut tabloyla “potansiyelinin altında kalan bir metropol” görüntüsü verdiğini belirterek, çözümün ancak planlı, şeffaf ve demokratik bir yönetim anlayışıyla mümkün olabileceğini vurguladı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın kronikleşmiş sorunlarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak 16 başlıkta çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Öztürk, Bursa’nın ekonomik gücüne ve nüfus büyüklüğüne rağmen altyapıdan ulaşıma, çevreden turizme kadar birçok alanda ciddi eksiklikler yaşadığını ifade etti. Öztürk açıklamasında, “Çözüm yine demokratik siyasetle, sandıkla ve temiz yönetim anlayışıyla mümkün olacaktır” ifadelerini kullanırken, Bursa’nın mevcut sorunlarının yalnızca yerel değil, yapısal bir yönetim sorunu olduğunu vurguladı. “Bursa, Potansiyeli Yüksek Ama İhmal Edilmiş Bir Şehir” Tayfun Öztürk’e göre Bursa, sanayi gücü, nüfusu ve ekonomik kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli metropollerinden biri olmasına rağmen, birçok temel alanda emsallerinin gerisinde kalmış durumda. Öztürk, “Bursa birçok şehirle kıyaslandığında sahip olması gereken standartların altında kalmış bir şehir görüntüsü veriyor” dedi. 16 BAŞLIKTA BURSA’NIN KRONİK SORUNLARI 1. Kentsel Dönüşüm Öztürk, özellikle ova bölgeleri ve eski yerleşim alanlarında çarpık yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Deprem riski Plansız kentleşme Estetikten uzak yapılaşma nedenleriyle kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi. 2. Trafik Sorunu Bursa’da trafik yoğunluğunun nüfusun çok üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirten Öztürk, çözüm için: İlave çevre yolları Kavşak düzenlemeleri Tünel ve viyadük projeleri önerdi. 3. Şehir İçi Ulaşım BursaRay hattının genişletilmesi ve yer altına alınması gerektiğini söyleyen Öztürk, metro sisteminin eksikliğine dikkat çekti. “Bursa, metro ağı olmayan büyük şehir görüntüsünden çıkmalıdır” dedi. 4. Şehir Dışı Ulaşım Havaalanı, demiryolu ve deniz ulaşımındaki eksikliklere dikkat çekildi. Yenişehir Havalimanı’nın verimsiz kullanımı Hızlı tren eksikliği Deniz ulaşımının yetersizliği eleştirildi. 5. Göç Sorunu Kontrolsüz nüfus artışının şehirde trafik, güvenlik ve altyapı sorunlarını büyüttüğü ifade edildi. 6. Doğanbey TOKİ Sorunu Bölgedeki yapılaşmanın yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi gerektiği belirtildi. 7. Hava Kirliliği Sanayi kaynaklı kirliliğin özellikle kış aylarında ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade edildi. 8. Doğu-Batı Dengesizliği Osmangazi ve Nilüfer’de yoğunlaşan hizmetlerin Yıldırım ilçesinde yeterince karşılık bulmadığı vurgulandı. 9. Şehir Merkezinin Canlandırılması Heykel ve çarşı bölgesinin sosyal ve kültürel olarak yeniden canlandırılması gerektiği belirtildi. 10. Turizm Sorunu Bursa’nın turizm potansiyelini kullanamadığı ifade edilerek: Yetersiz tanıtım Destinasyon eksikliği Konaklama süresi düşüklüğü eleştirildi. Ayrıca Avrupa ve dünya çapında tanıtım kampanyaları önerildi. 11. “Yeşil Bursa” Kimliğinin Zayıflaması Şehrin yeşil kimliğinin korunması için her alanda ağaçlandırma yapılması gerektiği belirtildi. 12. Uludağ Uludağ’ın korunması ve 12 ay turizm merkezi haline getirilmesi gerektiği vurgulandı. 13. Sahiller Mudanya ve Gemlik sahillerine ulaşımın geliştirilmesi ve altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiği ifade edildi. 14. Pahalılık Gıda fiyatlarının kontrolsüz şekilde arttığı belirtilerek piyasa dengesizliğine dikkat çekildi. 15. Projelerin Yavaş İlerlemesi Bursa’daki birçok altyapı projesinin yıllarca geciktiği ve bunun ekonomik kayıplara yol açtığı ifade edildi. 16. Bursaspor Bursaspor’un şehir kimliği açısından kritik bir değer olduğu vurgulandı. Öztürk, kulübün mali sorunlarının şehirdeki büyük işletmeler ve yerel yönetim iş birliğiyle çözülebileceğini belirtti. “Bursa Emanettir” Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, Bursa’nın tüm değerlerinin korunması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Şehrin her değeri yöneticilere emanettir. Bu emaneti korumak sadece bir görev değil, aynı zamanda sorumluluktur. Bursa bu ihmali hak etmiyor.” “Bursa’nın Sorunları Siyasi Değil, Yapısaldır” Toplantı sonrası yapılan değerlendirmelerde Tayfun Öztürk, Bursa’nın sorunlarının sadece yerel yönetim meselesi değil, aynı zamanda uzun yıllardır biriken yapısal problemler olduğunu ifade etti. Öztürk, çözümün demokratik siyaset, şeffaf yönetim ve planlı şehircilikten geçtiğini belirterek şu mesajı verdi: “Bursa’nın geleceği günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli ve bilimsel şehir planlamasıyla inşa edilmelidir.” Ali Babacan’a Sunulan Rapor Genel Merkezde Değerlendirilecek DEVA Partisi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Bursa teşkilatı tarafından hazırlanan 16 maddelik raporun, parti genel merkezinde şehir politikaları kapsamında detaylı şekilde değerlendirileceği öğrenildi. Raporda özellikle ulaşım, sanayi planlaması, çevre politikaları ve turizm başlıklarının öncelikli alanlar olarak öne çıktığı belirtildi. Sonuç: “Bursa İçin Yeni Bir Şehir Vizyonu” DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı’nın TBMM’de sunduğu kapsamlı rapor, şehrin çok yönlü sorunlarına dikkat çekerken, aynı zamanda çözüm odaklı bir şehir vizyonu da ortaya koydu. Bursa’nın mevcut potansiyeline rağmen yaşadığı yapısal sıkıntıların altı çizilirken, çözümün ancak planlı, katılımcı ve sürdürülebilir bir yönetim modeliyle mümkün olacağı ifade edildi.

İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları Üyelerinden Ankara Çıkartması! Haber

İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları Üyelerinden Ankara Çıkartması!

Müsavat Dervişoğlu liderliğinde gençlik politikalarını yeniden şekillendirme hedefiyle çalışmalarını sürdüren İYİ Parti, Bursa teşkilatında dikkat çeken bir görevlendirmeye imza attı. Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, önümüzdeki süreçte düzenlenecek geniş katılımlı grup toplantısında Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun özellikle Türkiye’de gençlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik, sosyal ve demokratik sorunlara ilişkin kapsamlı mesajlar vermesi bekleniyor. Toplantının organizasyonunda ve gençlik yapılanmasının güçlendirilmesinde İskender Kandemir’in aktif rol üstlendiği vurgulanıyor. “Gençler Gelecek Kaygısıyla Yaşamaya Mecbur Bırakılamaz” Hazırlanan yeni yol haritasında genç işsizliği, liyakat sorunu, eğitim sistemindeki belirsizlikler, artan yaşam maliyetleri ve gençlerin yurt dışına gitme eğilimi temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Parti yetkilileri, Türkiye’de milyonlarca gencin diplomalı işsiz haline geldiğini, üniversite mezunlarının düşük ücretlerle yaşam mücadelesi verdiğini ve gençlerin artık gelecek planı yapamaz noktaya sürüklendiğini savundu. Açıklamalarda, “Gençler yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle değildir. Türkiye’nin üretim gücü, fikri gücü ve yarının yönetici kadrolarıdır. Ancak bugün gençler; yüksek kira fiyatları, ekonomik kriz, ifade özgürlüğü tartışmaları ve fırsat eşitsizliği nedeniyle ciddi bir çıkmazın içine itilmiştir” ifadelerine yer verildi. Bursa Gençliği İçin Yeni Saha Hamlesi Gençlik Kolları Genel Merkezde Teşkilat Başkanlığı görevinde olan İskender Kandemir’in özellikle üniversite gençliği, ilk kez oy kullanacak seçmenler ve iş arayan gençlerle doğrudan temas kuracağı öğrenildi. Bursa’nın tüm ilçelerinde gençlik buluşmaları, sosyal dayanışma projeleri, eğitim çalışmaları ve saha organizasyonları düzenleneceği belirtildi. İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları’nın önümüzdeki dönemde yalnızca siyasi faaliyetlerle değil; gençlerin ekonomik sorunlarına çözüm önerileri geliştiren, sosyal yaşam alanları oluşturan ve demokratik katılımı artırmayı hedefleyen projelerle öne çıkacağı ifade edildi. “Türkiye’nin En Büyük Sorunu Gençlerin Umudunu Kaybetmesi” Parti kulislerinde konuşulan en önemli mesajlardan birinin ise “umutsuzluk” başlığı olduğu belirtiliyor. Gençlerin ülkeden koparılmasına karşı güçlü bir siyasi mücadele verileceği vurgulanırken, şu değerlendirme dikkat çekti: “Bugün Türkiye’nin en büyük problemi ekonomik kriz kadar, gençlerin hayallerinin ellerinden alınmış olmasıdır. Gençler artık okumakla başarıya ulaşabileceklerine inanmıyor. Adalet duygusunun zedelendiği, liyakatin geri plana itildiği bir düzende gelecek inşa edilemez. Biz gençliği sadece dinleyen değil, karar mekanizmalarının merkezine taşıyan bir anlayışı büyüteceğiz.” Ankara’da gerçekleştirilecek TBMM ve Anıtkabir ziyaret programlarının da bu vizyonun bir parçası olduğu belirtilirken, gençlerin milli değerler etrafında ortak bilinç geliştirmesi ve demokratik süreçlere daha aktif katılması hedefleniyor. İYİ Parti Bursa teşkilatının yeni dönemde özellikle genç seçmen nezdinde daha görünür ve daha aktif bir politika izlemesi bekleniyor.

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE Haber

İMAR BARIŞINDA YENİ MODEL TARTIŞMASI: “DENETİMLİ YAPI KAYIT GÜNCELLEMESİ” GÜNDEMDE

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren imar barışı tartışmalarına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak, “denetimli yapı kayıt güncellemesi” modelini kamuoyunun gündemine taşıdı. Hacıoğlu’nun açıklamaları, mevcut sistemin eksikliklerine dikkat çekerken, yeni bir yasal ve teknik çerçeve ihtiyacını da güçlü şekilde ortaya koydu. “BEYAN DEĞİL, DENETİM ESAS OLMALI” Hacıoğlu’na göre 2018 yılında yürürlüğe giren imar barışı düzenlemesi, vatandaş beyanına dayalı yapısı nedeniyle ciddi riskler barındırdı. Özellikle yapıların deprem güvenliğinin tamamen mal sahiplerinin sorumluluğuna bırakılması, hem hukuki hem de vicdani tartışmaları beraberinde getirdi. Anayasa Mahkemesi’nin devletin vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma yükümlülüğüne vurgu yaparak ilgili hükmü iptal ettiğini hatırlatan Hacıoğlu, yeni modelin temelini şu sözlerle özetledi: “Artık beyan değil, denetim esas alınmalıdır. Devletin kontrol ettiği, teknik incelemeye dayanan bir sistem kaçınılmazdır.” TEKNİK DENETİM ŞARTI: ZEMİNDEN ÇATIYA İNCELEME Önerilen modelde her yapının detaylı teknik incelemeden geçirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda: Zemin etütleri zorunlu hale getirilecek, yapıların fay hatları ve riskli bölgeler üzerindeki durumu net şekilde ortaya konacak Kaçak kat ve ilaveler teknik açıdan değerlendirilecek, taşıyıcı sistemin bu yükü kaldırıp kaldıramadığı analiz edilecek Denetimler, piyasa tecrübesi sınırlı kişiler yerine, en az 20 yıl deneyimli kamu mühendisleri tarafından gerçekleştirilecek Bu yaklaşımın, geçmişteki “kağıt üzerinde kayıt” eleştirilerini ortadan kaldırması hedefleniyor. YAPILAR İKİYE AYRILACAK: GÜVENLİ VE RİSKLİ Modelin en kritik aşamalarından biri ise yapıların sınıflandırılması: Güvenli yapılar: Denetimden geçen, afet riski taşımayan yapılar belirli bir bedel karşılığında resmiyet kazanacak. Bu yapılar için “Yapı Kayıt Belgesi” veya “Bina Kimlik Belgesi” verilmesi planlanıyor. Riskli yapılar: Teknik raporu geçemeyen binalar için ise iki seçenek sunulacak: güçlendirme ya da doğrudan kentsel dönüşüm kapsamına alınma Bu sistemle, hem can güvenliği sağlanması hem de sağlam yapıların korunması amaçlanıyor. KIRMIZI ÇİZGİLER: BAZI ALANLAR TAMAMEN KAPSAM DIŞI Hacıoğlu, suistimallerin önüne geçmek için bazı alanların kesin şekilde kapsam dışı bırakılması gerektiğini vurguladı. Buna göre: Başkasına ait özel mülkiyetler Kamuya ait sosyal donatı alanları Fay hattı, dere yatağı ve heyelan bölgeleri kesinlikle bu düzenlemenin dışında tutulacak. 12 AYLIK TAKVİM ÖNERİSİ Meclise sunulan çeşitli tekliflere de değinen Hacıoğlu, uygulanabilir bir takvim önerisini paylaştı: İlk 6 ay başvuru süreci Sonraki 6 ay ödeme ve işlemlerin tamamlanması Ayrıca daha önce belge alamayan ya da iptal edilen vatandaşlar için, deprem dayanıklılık raporu şartıyla cezaların kaldırılması öneriliyor. “BU SADECE İMAR DEĞİL, MÜLKİYET VE BARINMA MESELESİ” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise sosyal boyuta yapılan vurgu oldu. Hacıoğlu, sorunun yalnızca teknik ya da hukuki değil, doğrudan bir barınma ve mülkiyet hakkı meselesi olduğunu ifade etti. Özellikle 2B kapsamı dışında kalan ancak fiilen yerleşim alanına dönüşmüş bölgelerle ilgili yürütülen çalışmalara dikkat çekerek şu soruyu gündeme taşıdı: “Aynı şartlarda yapılaşmış vatandaşlar arasında neden ayrım yapılıyor?” “MİLYONLARCA VATANDAŞ BELİRSİZLİK İÇİNDE” Dernek, 2018’de verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden milyonlarca kişinin bugün hâlâ: Hukuki belirsizlik Yıkım tehdidi Mülkiyet hakkı sorunu ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bu durumun: Hukuk devleti ilkesine Eşitlik ilkesine Vatandaş-devlet güven ilişkisine zarar verdiği vurgulanıyor. TBMM’YE ÇAĞRI: “ACİL YASAL DÜZENLEME ŞART” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üç temel çağrıda bulundu: Yapı Kayıt Belgesi almış yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi Mülkiyet hakkını güvence altına alacak yeni bir düzenleme yapılması Aynı durumda olan vatandaşlar arasında ayrımcılığın sona erdirilmesi “BU MESELE SİYASİ DEĞİL, MİLLİ” Açıklamanın sonunda ise tüm siyasi partilere ortak çağrı yapıldı. Sorunun siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal bir gerçeklik olduğuna dikkat çekilerek şu mesaj verildi: “Bu mesele siyasi değil; toplumsal, insani ve milli bir meseledir. Çözüm geciktikçe sorun büyür, toplumsal vicdanda derin yaralar açılır.” İmar barışına ilişkin yeni model önerileri, önümüzdeki dönemde hem Meclis gündeminde hem de kamuoyunda daha yoğun şekilde tartışılacağa benziyor. Özellikle deprem gerçeğinin gölgesinde, “denetimli sistem” vurgusu artık yalnızca bir öneri değil, birçok kesim için zorunluluk olarak değerlendiriliyor.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!” Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!”

Türkiye’de tarım ve şehir yaşamı arasındaki en küçük insani alanlar bile artık devletin ağır cezalarıyla tehdit altında. İmar Yasasına Takılanlar Derneği (İYT) Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, hobi bahçeleri ve küçük kulübeleri hedef alan yeni yasa teklifine sert tepki gösterdi: “Saçmalık! İnsanlar boğucu şehir hayatından kaçıp 300-500 m²’lik bahçelerinde nefes alıyor, toprakla temas ediyor. Şimdi bu küçük kulübeler, konteynırlar, 20-30 m²’lik yapılar bile ağır cezalarla tehdit ediliyor!” “Lüks villaya dönüştürenlere hayır, 30 m²’lik kulübeye ceza mı?” Hacıoğlu, yeni yasa teklifinin akıl almaz olduğunu vurguladı: “Tamam, kulübesini lüks villaya çevirenlere izin verme. Ama küçük, toprağa dokunulan, emekli insanların nefes aldığı kulübelere neden saldırıyorsunuz? Deprem olsa başını sokacak yeri olsun diye yapılan kulübe bile hedef!” Yeni Yasa Teklifi: Felaketin Detayları TBMM Tarım Orman Komisyonu’nda kabul edilen ve yakında Genel Kurul’da görüşülecek yasa teklifine göre: Tarlalara yapılmış tüm yapılar yıkım kapsamına alınacak, elektriği, suyu, doğalgazı kesilecek. Bahçe sahiplerine metrekare başına 2.500₺ ceza kesilecek; 500 m²’de 1 milyon 200 bin₺, 1 dönümde 2,5 milyon₺ demek. Cezayı ödeseniz de 2 ay içinde tüm yapıları yıkıp yeniden tarlaya dönüştürmek zorundasınız. Yıkım yapılmazsa m² başına 7.500₺ ceza; dönüm başına 7,5 milyon₺. Üstelik devlet yıkımı yapacak, masraflar bahçe sahibinden alınacak. Yapının malzemesi fark etmiyor; beton, ahşap, fark etmez, önemli olan tarımsal amaç. Listede 11 bini aşkın hobi bahçesi var. “Toplumla İnatlaşmanın Yeni Yolu” Hacıoğlu’nun yorumu net: “Neresinden bakarsanız bakın, bu toplumla inatlaşmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir adım! Muhalefet iktidarla millet arasındaki makası açarken şapkadan tavşan çıkarırsa ancak bu tür uygulamaları çıkarabilirler.” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sözlerini hatırlatan Hacıoğlu: “Bugün benim 35 yıl önceki diplomama çöken kişi, yarın sizin 40 yıllık tapularınıza, bankadaki paranıza çöker!” diyerek, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. “Devlet Tarımı Korumuyor, İnsanlara Düşman Oluyor” Hacıoğlu, devletin yaklaşımını eleştirerek, gerçek çözümün Anadolu’daki atıl arazileri tarıma kazandırmak olduğunu vurguladı: “Devlet şehir çeperlerindeki küçük bahçeleri yok etmeye çalışıyor, ama yıllardır ekilmeyen yüzbinlerce dönüm araziler boş duruyor. Çiftçi para kazanamadığı için ekmiyor, devlet boş yere insanların 500 m²’lik bahçelerine göz dikiyor. Ne akıl ama!” “Emekli İnsanların Nefesine Bile Tahammül Yok!” Hacıoğlu, emekli vatandaşların, gençlerin ve şehirden kaçan insanların küçük bahçelerde nefes almasına bile tahammül olmadığını belirtti: “Adam 1 dönüm tarlasına 2 göz oda kurmuş, sebzesini ekiyor, hayatına değer katıyor. Tarıma zarar vermiyor, fayda sağlıyor. Ama devletin gözünde suçlu. Milleti beton bloklara hapsettik, yetmedi mi artık?” Sonuç: Hobi Bahçeleri Üzerinden Toplumsal Çöküş Hobi bahçelerine yönelik bu yeni düzenleme, Türkiye’de şehirli ile devlet arasındaki gerilimi doruğa çıkarıyor. İbrahim Hacıoğlu’nun mesajı net: Bu yasayla ne amaçlanıyor olursa olsun, toplumla inatlaşmaktan başka bir sonucu yok ve felaket boyutunda mali yükler yaratacak. Hacıoğlu’nun Uyarısı: “Bu, sadece sebze yetiştiren küçük bir vatandaşın değil, toplumun sağduyusuna, nefesine ve vicdanına yapılmış bir saldırıdır. Hobi bahçelerine dokunmak, halkın yaşam alanına dokunmaktır. Yazık, çok yazık!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.