Hava Durumu

#Toplumsal Adalet

Gürsu Haber - Toplumsal Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplumsal Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EMADDER’den Sert Çıkış: “Bu Bir Sistem Sorunu Değil, Açık Bir Adaletsizliktir!” Haber

EMADDER’den Sert Çıkış: “Bu Bir Sistem Sorunu Değil, Açık Bir Adaletsizliktir!”

Türkiye’de emeklilik sistemi yeniden tartışma konusu olurken, Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER) Genel Başkanı Mihriban Uğurlu’dan son derece sert ve dikkat çeken bir açıklama geldi. Uğurlu, mevcut sistemin milyonlarca çalışanı mağdur ettiğini belirterek, “Bu tablo teknik bir eksiklik değil; doğrudan bir adalet krizidir” ifadelerini kullandı. A Haber analizine göre, açıklamalar yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda emeklilik sistemine yönelik kapsamlı bir yeniden yapılanma çağrısı niteliği taşıyor. “Aynı Şartlarda Çalışanlar, Farklı Kaderlere Mahkûm Ediliyor” Mihriban Uğurlu’nun en çarpıcı vurgularından biri, sistemin yarattığı eşitsizlik üzerine oldu. Türkiye’de milyonlarca vatandaş: Aynı işte çalışmasına Benzer sürelerde prim ödemesine Aynı ekonomik koşulları paylaşmasına rağmen Sadece bir gün, bir hafta ya da bir ay farkla tamamen farklı emeklilik şartlarına tabi tutuluyor. Uğurlu bu durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Bir günle hayatların değiştiği bir sistem, adil olamaz. Bu, teknik bir detay değil; insanların geleceğini belirleyen ağır bir haksızlıktır.” Kademeli Emeklilik Vurgusu: “Zorunluluk Haline Gelmiştir” EMADDER’in en güçlü taleplerinden biri olan kademeli emeklilik, açıklamanın merkezinde yer aldı. Uğurlu’ya göre: Mevcut sistem keskin geçişler içeriyor Bu durum, belirli bir kesimi tamamen sistem dışına itiyor Sosyal güvenlikte öngörülebilirlik ortadan kalkıyor Bu nedenle çözümün açık olduğu ifade ediliyor: “Adil bir geçiş için kademeli emeklilik artık bir tercih değil, zorunluluktur.” “Prim Var, Yıl Var Ama Emeklilik Yok” Sahadan gelen veriler de sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Uğurlu, milyonlarca kişinin: Gerekli prim gün sayısını doldurduğunu Uzun yıllar çalıştığını Sisteme düzenli katkı sağladığını ancak buna rağmen emekli olamadığını vurguladı. Bu tabloyu ise şu cümleyle özetledi: “İnsanlar çalışmış, ödemiş ama karşılığını alamamıştır. Bu, sosyal devlet ilkesinin zedelenmesidir.” Sosyal Devlet Eleştirisi: “Emeğin Hakkı Korunmuyor” Açıklamada sadece teknik düzenlemeler değil, sistemin temel felsefesi de sorgulandı. Uğurlu’ya göre sosyal devlet: Emeğin karşılığını garanti altına almalı Vatandaşına öngörülebilir bir gelecek sunmalı Hak kaybını değil, hakkın teslimini esas almalı Ancak mevcut tabloda bunun tam tersinin yaşandığı ifade ediliyor. EYT Sonrası Yeni Dalga: “Sorun Bitmedi, Şekil Değiştirdi” Uzmanlara göre EYT düzenlemesi önemli bir adım olsa da, sistemdeki sorunları tamamen çözmedi. Aksine: Yeni bir mağduriyet grubu oluştu “Kademeli emeklilik” talebi daha görünür hale geldi Sistem içindeki dengesizlikler daha net ortaya çıktı EMADDER de tam bu noktada yeni bir düzenleme çağrısı yapıyor. Çözüm Çağrısı: “Adil, Şeffaf ve Öngörülebilir Sistem” Mihriban Uğurlu’nun ortaya koyduğu çözüm çerçevesi üç temel başlıkta toplanıyor: 1. Kademeli Geçiş Sistemi Keskin sınırlar yerine adil bir geçiş modeli 2. Eşitlik İlkesi Aynı koşullarda çalışanlar için eşit haklar 3. Öngörülebilirlik Vatandaşın geleceğini planlayabileceği net bir sistem “Bu Sadece Ekonomik Değil, Vicdani Bir Mesele” Uğurlu’nun açıklamasında dikkat çeken bir diğer unsur da vurgunun yalnızca ekonomik değil, vicdani olması. “Bu mesele sadece maaş meselesi değildir. Bu, emeğin karşılığını alıp alamama meselesidir.” Bu yaklaşım, tartışmayı teknik bir reform alanından çıkarıp doğrudan toplumsal adalet zeminine taşıyor. Sonuç: Gözler Yeni Düzenlemede EMADDER’in çıkışı, önümüzdeki dönemde emeklilik sistemiyle ilgili yeni bir düzenleme tartışmasını tetikleyebilir. Ortaya konan tablo net: Sistem içinde ciddi eşitsizlikler var Milyonlarca kişi kendini dışlanmış hissediyor Kademeli emeklilik talebi giderek büyüyor Mihriban Uğurlu’nun sözleriyle: “Adalet ertelenemez. Emek bekletilemez. Bu sorun çözülmek zorundadır.” Türkiye’de emeklilik sistemi yeniden şekillenir mi? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki süreçte atılacak adımlarla netleşecek.

CHP’li Nimet Yıldız’dan Mecliste Sert Çıkış: “Hukuk Siyasetin Aparatı Olamaz, Kadınların Yaşam Hakkı Tartışmaya Açık Değildir” Haber

CHP’li Nimet Yıldız’dan Mecliste Sert Çıkış: “Hukuk Siyasetin Aparatı Olamaz, Kadınların Yaşam Hakkı Tartışmaya Açık Değildir”

Yıldırım Belediye Meclisi’nin Mart ayı toplantısında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan Yıldırım Belediye Meclis Sözcüsü Nimet Yıldız, hem uluslararası gelişmeler hem de Türkiye’deki siyasi ve toplumsal gündem hakkında son derece sert ve kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Konuşmasında hukuk devleti, demokrasi, kadın hakları, toplumsal adalet ve yerel yönetim sorunlarına kadar geniş bir yelpazede mesajlar veren Yıldız, iktidarın politikalarına yönelik açık ve net eleştirilerde bulundu. Konuşmasının başında meclis üyelerini selamlayan Yıldız, Mart ayı meclisinde alınan kararların Bursa ve Yıldırım için hayırlı olmasını temenni etti. Ancak konuşmasının devamında hem dünyada hem de Türkiye’de yaşanan gelişmelerin kaygı verici olduğunu vurguladı. Ortadoğu’daki Savaş Politikalarına Sert Tepki Baharın umut ve sevinçle karşılanması gereken bir dönem olduğuna dikkat çeken Yıldız, buna rağmen dünyanın birçok noktasında savaşların sürdüğünü belirtti. Özellikle Ortadoğu’daki tabloyu sert sözlerle eleştiren Yıldız, bölgede yaşananların artık bir insanlık dramına dönüştüğünü ifade etti. Yıldız konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Siyonist İsrail’in saldırgan, hukuk tanımaz ve uluslararası normları hiçe sayan politikaları ile birlikte ABD’nin bölgeyi kendi stratejik çıkarları doğrultusunda dizayn etmeye çalışan müdahaleci anlayışı, Ortadoğu’yu adeta bitmeyen savaşların ve yıkımın coğrafyasına çevirmiştir. Bu kirli hesapların bedelini ise masum siviller, kadınlar ve çocuklar ödemektedir.” Ortaya çıkan tabloyu insanlık adına utanç verici olarak nitelendiren Yıldız, yaşananları en güçlü şekilde kınadıklarını ifade etti. Yıldız ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin bugün her zamankinden daha hayati olduğunu belirterek, Türkiye’nin dış politikada barıştan yana bir duruş sergilemesi gerektiğini söyledi. “Hukukun Siyasallaştığı Bir Ülkede Demokrasi Ayakta Kalamaz” Konuşmasında Türkiye’deki hukuk ve demokrasi tartışmalarına da değinen Yıldız, son dönemde yaşanan bazı gözaltı ve tutuklama kararlarının toplumda ciddi bir güvensizlik yarattığını söyledi. Gazeteci Ali Can Uludağ’ın gözaltına alınması ve tutuklanması ile Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın sabah baskınıyla gözaltına alınarak tutuklanmasını sert sözlerle eleştiren Yıldız, şunları söyledi: “Hukuk bir ülkenin omurgasıdır. Eğer hukuk siyasi hesapların gölgesine girerse, adalet duygusu çöker, demokrasi zedelenir. Hukuk; iktidarın hoşuna gidenlere göre değil, evrensel adalet ilkelerine göre işletilmelidir. Hukukun siyasallaştığı bir ülkede demokrasinin ayakta kalması mümkün değildir.” Şehit Pilota Rahmet Mesajı Balıkesir’deki 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan havalanan F-16 uçağının düşmesi sonucu şehit olan pilot İbrahim Bolat için de başsağlığı dileklerini ileten Yıldız, Türk milletinin acısını paylaştıklarını belirtti. Yıldız, kahraman pilota Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne başsağlığı diledi. Ramazan Ayı Mesajı Ramazan ayına da değinen Yıldız, bu ayın toplumsal dayanışma ve paylaşma duygularını güçlendirdiğini belirtti. Tüm İslam âleminin Ramazan ayını kutlayan Yıldız, özellikle zor ekonomik koşullarda dayanışmanın daha da önem kazandığını ifade etti. Deniz Baykal ve Türkiye’nin Aydınlık İsimleri Anıldı Konuşmasında Türkiye’nin siyasi ve kültürel tarihinde önemli izler bırakan isimleri de anan Yıldız, CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ı vefatının yıl dönümünde saygı ve rahmetle andıklarını söyledi. Yıldız ayrıca: Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasında hayatını kaybeden 9 işçiyi, Hocalı Katliamı’nda yaşamını yitiren sivilleri, Köy Enstitülerinin kurucularından Hasan Ali Yücel’i, Türk edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’i saygı ve minnetle andıklarını ifade etti. Medeni Kanun’un 100. Yılı: Cumhuriyet Devriminin Temel Taşı Yıldız, bu yıl Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılının geride bırakıldığını hatırlatarak, bu kanunun Türkiye’nin modernleşme sürecinde devrim niteliğinde olduğunu vurguladı. Medeni Kanun’un özellikle kadın hakları açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirten Yıldız şu değerlendirmeyi yaptı: “Kadınların eşit yurttaşlık hakkını güvence altına alan Medeni Kanun, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş Türkiye vizyonunun en güçlü eserlerinden biridir. Bu reform yalnızca hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda toplumsal bir devrimdir.” Yeşilay Haftası: Gençler İçin Uyarı 1–7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında da konuşan Yıldız, özellikle gençleri tehdit eden madde bağımlılığı konusunda yerel yönetimlerin daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Mahallelerde gençlere yönelik eğitim, bilinçlendirme ve sosyal faaliyetlerin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Kadın Cinayetlerine İsyan: “Kadınların Yaşam Hakkı Pazarlık Konusu Değildir” Konuşmasının en sert bölümlerinden biri ise kadın cinayetleri ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü üzerine yaptığı değerlendirme oldu. Son dönemde yaşanan kadın cinayetlerinin toplum vicdanını derinden yaraladığını belirten Yıldız, Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından öldürülmesi ve bir anne ile kızının katledilmesi gibi olayların büyük bir acı yarattığını söyledi. Yıldız şu ifadeleri kullandı: “Kadınların yaşam hakkı tartışılamaz. Kadınların eşit yurttaşlık hakkı pazarlık konusu yapılamaz. Kadınların özgürlüğü bir lütuf değil, anayasal bir haktır.” 8 Mart’ın bir kutlama değil, emekçi kadınların eşitlik mücadelesinin sembolü olduğunu hatırlatan Yıldız, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini de sert sözlerle eleştirdi. “Bir gecede alınan kararla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, kadınların yaşam hakkını koruyan uluslararası bir güvenceden vazgeçmek demektir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadın haklarını savunmaktan ve İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.” Yıldız konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kadınların eşit, özgür ve güvenli yaşadığı bir ülke için mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaşasın kadınların eşitlik mücadelesi. Yaşasın adalet, yaşasın demokrasi.” Yıldırım’daki Yerel Sorunlar da Meclis Gündeminde Konuşmasının sonunda Yıldırım’daki mahalle sorunlarını da gündeme taşıyan Yıldız, özellikle Davutkadı Mahallesi’nde yıllardır çözülemeyen otopark sorununa dikkat çekti. Kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte nüfus ve araç sayısının hızla arttığını belirten Yıldız, mevcut altyapının bu yükü taşıyamadığını söyledi. Özellikle Emir Sultan Camii ve Yeşil Türbe’ye gelen ziyaretçilerin tur otobüsleri nedeniyle mahallede ciddi trafik yoğunluğu oluştuğunu belirten Yıldız, Derebahçe mevkiine katlı otopark ve çok amaçlı alan yapılmasının artık zorunlu hale geldiğini vurguladı. Bu alanın: Tur otobüsleri için kontrollü park noktası Haftanın bir günü semt pazarı kurulabilecek bir alan olarak planlanmasının kalıcı çözüm sağlayacağını ifade eden Yıldız, belediye yönetimine şu soruyu yöneltti: “Davutkadı Mahallesi’nde planlanan katlı otopark projesinin son durumu nedir? Bu projenin hayata geçirilmesi için öngörülen somut takvim nedir?” Vatan Mahallesi İçin Park Talebi Yıldız ayrıca Vatan Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların önemli bir talebini de meclise taşıdı. Kısmet Caddesi ile 2. Vatan Caddesi kesişiminde bulunan yaklaşık 2000 metrekarelik boş alanın park olarak düzenlenmesi gerektiğini belirten Yıldız, mahalle sakinlerinin çocukların oynayabileceği ve vatandaşların nefes alabileceği bir yeşil alan istediğini ifade etti. Yıldız, “Yıldırım’da beton değil, yaşam alanı istiyoruz” diyerek yerel yönetimlerin mahallelerin bu haklı taleplerine kayıtsız kalmaması gerektiğini söyledi.

“Evlerimize Kepçe Göndermeyin!” Haber

“Evlerimize Kepçe Göndermeyin!”

İmar Yasasına Takılan Binlerce Aile İsyanda: Yıkım Kararları Türkiye’yi Geriyor Türkiye’de yıllardır çözülemeyen imar ve yapı kayıt sorunları, binlerce ailenin hayatını doğrudan etkileyecek kritik bir döneme girdi. Ülke genelinde bazı bölgelerde 10 Mart – 15 Nisan tarihleri arasında uygulanacağı belirtilen yıkım kararları, vatandaşlar arasında büyük bir endişe ve öfke dalgası oluşturdu. Sorunun çözümü için gözler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrilmiş durumda. Meclis bünyesinde faaliyet gösteren Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’na sevk edilen iki ayrı kanun teklifi, imar ve yapı kayıt kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Ancak sahadaki tablo farklı. Yıkım kararlarıyla karşı karşıya kalan binlerce aile, yıllardır çözüm bekledikleri bir sorunun bugün kepçelerle çözülmek istendiğini söylüyor. İmar Sorunu Büyüdü, Toplumsal Krize Dönüştü Türkiye’nin birçok kentinde ve kırsal yerleşim alanında imar planlarının yıllarca yapılmaması veya güncellenmemesi, bugün milyonlarca insanı hukuki belirsizlik içinde bırakan büyük bir soruna dönüştü. Planlama sorumluluğu kamu idarelerine ait olmasına rağmen, imar planlarının gecikmesi veya uygulamaya geçirilmemesi vatandaşları kaçınılmaz biçimde mülkiyet ve yapı kayıt sorunlarıyla karşı karşıya bıraktı. Bugün gelinen noktada sorun yalnızca teknik bir planlama problemi olmaktan çıkmış durumda. Ortaya çıkan tablo şöyle: Tapu ve mülkiyet ihtilafları Yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesi Ruhsat ve ruhsat eklerine ilişkin aykırılıklar Elektrik ve su aboneliklerinin bağlanamaması Hukuki statüsü belirsiz milyonlarca yapı Bu sorunlar yalnızca bireysel mağduriyet yaratmıyor; aynı zamanda kamu düzenini ve kamu maliyesini de etkiliyor. Çünkü temel altyapı hizmetlerine erişemeyen vatandaşlar, istemeden de olsa kaçak kullanım riskleriyle karşı karşıya kalıyor. Bu da hem devlet gelirlerini hem de sistemin işleyişini olumsuz etkiliyor. “Sorunun Faili Vatandaş Değil” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yaşanan sürecin yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal adalet sorunu olduğunu söyledi. Hacıoğlu’nun açıklamaları oldukça sert: “Bugün yıkım kararı verilen evlerin önemli bir kısmı vatandaşın keyfi tercihiyle yapılmış yapılar değildir. Planlama yapılmamış, imar planları yıllarca bekletilmiş, vatandaş barınma ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kalmıştır. Şimdi ise yıllardır oturdukları evlere kepçeler gönderiliyor.” Hacıoğlu’na göre bu tablo, planlama hatalarının faturasının vatandaşa kesilmesinden başka bir şey değil. Yıkım Takvimi Tepki Çekti Türkiye’nin farklı şehirlerinde imar planlarına aykırı olduğu gerekçesiyle belirlenen konutlar için 10 Mart ile 15 Nisan tarihleri arasında yıkım işlemlerinin planlanması, imar mağdurları arasında büyük bir gerilim yarattı. Binlerce aile evlerini kaybetme korkusuyla karşı karşıya. İbrahim Hacıoğlu, bu konuda şu ifadeleri kullandı: “Vatandaş yıllarca devlet kapısında çözüm aradı. Yapı kayıt sistemi çıktı, insanlar umutlandı. Ama bugün o umutların yerini belirsizlik aldı. Bir sabah kapınıza kepçe gelirse bu yalnızca bir bina yıkımı değil, bir ailenin hayatının yıkımıdır.” “Yıkım Değil Çözüm Üretilmeli” İmar Yasasına Takılanlar Derneği’ne göre mevcut yapı stokunun yıkılması hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük bir kayıp anlamına geliyor. Dernek yetkilileri, yıllar içinde oluşmuş milyonlarca yapının tamamen ortadan kaldırılmasının gerçekçi olmadığını ve bunun yerine kayıt altına alınarak denetim sistemine dahil edilmesi gerektiğini savunuyor. İbrahim Hacıoğlu, bu konuda şu uyarıda bulundu: “Bu yapılar milli servettir. Yıkmak çözüm değildir. Kayıt altına almak, denetlemek ve hukuki statü kazandırmak gerekir. Aksi halde hem vatandaş mağdur olur hem de ülke ekonomisi zarar görür.” Çözüm Anahtarı Meclis’te Sorunun çözümü için gözler yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrilmiş durumda. Meclis bünyesinde bulunan Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’na sevk edilen iki ayrı kanun teklifi, imar ve yapı kayıt mağduriyetlerini gidermeyi amaçlıyor. Bu düzenlemelerle hedeflenen başlıca noktalar şunlar: Mevcut yapı stokunun kayıt altına alınması Mülkiyet haklarının korunması Belediyelerin planlama yükümlülüklerinin netleştirilmesi Devlet ve belediyeler için sürdürülebilir gelir kaynakları oluşturulması “Bu Bir Siyasi Tartışma Değil” İbrahim Hacıoğlu, konunun siyasi polemiklere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Bu mesele parti meselesi değildir. Bu mesele milyonlarca insanın barınma hakkı meselesidir. Toplumsal huzuru doğrudan ilgilendiren bir konudur.” Hacıoğlu, Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerin sorunun boyutlarını bildiğini ve çözüm için ortak irade ortaya koyması gerektiğini söyledi. “Çözüm İçin Son Fırsat” Uzmanlara göre imar ve yapı kayıt sorunu yalnızca bugünün değil, uzun yılların birikimi olan yapısal bir problem. Ancak bugün gelinen noktada alınacak kararlar, milyonlarca insanın geleceğini doğrudan etkileyecek. Dernek temsilcileri, yeni ve kapsamlı bir düzenleme yapılmazsa hem toplumsal gerilimin artacağını hem de ekonomik kayıpların büyüyeceğini ifade ediyor. Meclis’e Açık Çağrı İmar Yasasına Takılanlar Derneği, başta komisyon üyeleri olmak üzere tüm milletvekillerine açık çağrıda bulundu. Çağrının temel başlıkları şöyle: Kanun tekliflerinin ivedilikle gündeme alınması Yıkım kararlarının durdurulması Hakkaniyetli ve kapsayıcı bir yasal düzenleme hazırlanması Açıklamanın sonunda ise dikkat çeken şu ifade yer aldı: “Toplumsal barışın sağlanması, milli servetin korunması ve vatandaşın mülkiyet hakkının güvence altına alınması için adil bir düzenleme şarttır. Bu düzenlemeyi hayata geçirebilecek tek merci millet iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.” Sosyal Medyada Kampanya Başladı İmar mağdurları ve sivil toplum temsilcileri, Meclis’teki sürecin hızlandırılması için sosyal medyada geniş katılımlı bir kampanya başlattı. Kampanya #YapıKayıtMeclise etiketiyle kısa sürede çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılmaya başladı. Ortak mesaj ise oldukça net: “Evlerimizi yıkmayın. Çözüm üretin.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.