Hava Durumu

#Mudanya

Gürsu Haber - Mudanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mudanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bademli Köprüsünde Son Engelde Aşıldı! Haber

Bademli Köprüsünde Son Engelde Aşıldı!

Bursa’nın hızla gelişen bölgelerinden Nilüfer ilçesinde, uzun yıllardır atıl durumda kalan ve kamuoyunda “Bademli Köprüsü civarı” olarak bilinen alan için kapsamlı bir dönüşüm süreci resmen başlatıldı. Geçmişte kaçak yapıların yoğunlukta olduğu ve bir dönem hayvan barınağı olarak kullanılan bölge, artık modern spor alanları ve sosyal yaşam merkezlerini barındıracak çok amaçlı bir projeyle yeniden şekillendirilecek. Atıl ve Sorunlu Alan Yeni Bir Kimlik Kazanıyor Söz konusu alan, uzun yıllar boyunca düzensiz yapılaşma ve kontrolsüz kullanım nedeniyle hem çevresel hem de sosyal açıdan çeşitli sorunlara sahne oldu. Kaçak yapıların yaygınlığı, hijyen problemleri ve güvenlik endişeleri bölge sakinlerinin sık sık şikâyetlerine neden olurken, özellikle geçmişte hayvan barınağı olarak kullanılan yapıların fiziki koşullarının yetersizliği de kamuoyunda eleştiri konusu olmuştu. Valilik makamına iletilen yoğun şikâyetler ve yapılan incelemeler sonucunda, alanın mevcut haliyle sürdürülebilir olmadığı değerlendirilerek dönüşüm kararı alındı. Bu kapsamda ilk adım olarak kaçak statüde bulunan eski barınak yapılarının yıkımı gerçekleştirildi. Yetkililer, bu yıkımın hem çevre sağlığı hem de kent estetiği açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Yetki Büyükşehir Belediyesi’ne Devredildi Edinilen bilgilere göre, söz konusu alan bugüne kadar Nilüfer Belediyesi tarafından kiralama yöntemiyle yönetiliyordu ve kira bedelleri yıllık olarak peşin tahsil ediliyordu. Ancak yeni planlama doğrultusunda alanın tasarruf ve yönetim yetkisi Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi. Bu değişiklikle birlikte projenin daha geniş kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının önü açıldı. Modern Spor ve Yaşam Alanı Geliyor Hazırlanan proje kapsamında bölgenin tamamen yenilenerek modern standartlara uygun bir yaşam alanına dönüştürülmesi planlanıyor. Projede öne çıkan başlıca unsurlar şunlar: Uluslararası standartlara uygun futbol sahaları Yürüyüş ve koşu parkurları Dinlenme ve rekreasyon alanları Kafeterya ve sosyal tesisler Ailelerin vakit geçirebileceği peyzaj düzenlemeleri Projenin özellikle gençler ve amatör spor kulüpleri için önemli bir merkez haline gelmesi hedeflenirken, aynı zamanda her yaştan vatandaşın faydalanabileceği sosyal bir yaşam alanı oluşturulması amaçlanıyor. Stratejik Konum Avantajı Yetkililer, bölgenin coğrafi konumuna da dikkat çekiyor. Bademli Köprüsü civarı; Osmangazi, Mudanya ve Nilüfer ilçeleri arasında önemli bir geçiş güzergâhında yer alıyor. Bu nedenle yapılacak yatırımın sadece yerel değil, bölgesel ölçekte de etkili olması bekleniyor. Proje ile birlikte yürütülen yol genişletme çalışmaları da ulaşım altyapısını güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Böylece bölgenin erişilebilirliği artacak ve yeni yaşam alanının daha geniş kitlelere hitap etmesi sağlanacak. Vatandaş Memnun, Beklenti Yüksek Bölgede yaşayan vatandaşlar, yıllardır atıl durumda kalan ve çeşitli sorunlara neden olan alanın değerlendirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getiriyor. Özellikle kaçak yapıların ortadan kaldırılması ve daha düzenli bir çevre oluşturulmasının bölgeye ciddi değer katacağı ifade ediliyor. Ancak vatandaşların ortak beklentisi, projenin planlama aşamasının hızlı bir şekilde tamamlanarak uygulamaya geçilmesi. Bölge halkı, yeni yaşam alanının bir an önce hizmete açılmasını istiyor. Hedef: Yeni Bir Cazibe Merkezi Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen dönüşüm projesinin kısa süre içerisinde tamamlanarak hayata geçirilmesi hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte “Bademli Köprüsü” olarak bilinen alanın, Bursa’nın yeni spor, rekreasyon ve sosyal yaşam merkezlerinden biri haline gelmesi bekleniyor. Bu dönüşümün, sadece fiziksel bir yenileme değil, aynı zamanda kentin sosyal yaşamına ve spor altyapısına önemli katkılar sunacak stratejik bir yatırım olduğu değerlendiriliyor.

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?” Haber

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?”

İbrahim Hacıoğlu Sert Çıktı: “Vatandaşın Barakasını Yıkıp Plansızlığı Gizleyemezsiniz!” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa ve çevresinde köy statüsünden mahalleye dönüşen alanlarda yaşanan yıkımlara sert sözlerle tepki gösterdi. Mudanya başta olmak üzere Bursa’nın 5 ilçesinde kırsal alanlarda bulunan tek katlı yapılar ve barakaların yıkılmaya devam ettiğini belirten Hacıoğlu, “Devlet vatandaşına çözüm üretmek yerine kepçe gönderiyor” diyerek adeta ateş püskürdü. Son dönemde yürürlüğe giren sıkı denetimler ve imar kuralları, kırsalda kendi toprağına küçük bir yapı yapmak isteyen vatandaş için neredeyse imkânsız hale geldi. Yeni düzenlemelere göre artık bir tarlaya yapı yapılabilmesi için: Minimum 5.000 metrekare arsa Yola cephe zorunluluğu Maksimum %5 yapılaşma ve 250 m² sınırı En fazla 2 kat ve 6.5 metre yükseklik Parsel sınırına 5 metre, yola 10 metre mesafe Ruhsat ve zemin etüdü zorunluluğu gibi ağır şartlar aranıyor. Üstelik bu kurallar prefabrik ve tiny house dahil tüm yapılar için geçerli. Hacıoğlu bu tabloyu şu sözlerle hedef aldı: “Vatandaşın üç kuruşluk tarlasına koyduğu tiny house’a bile tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. ‘Kimse karışmaz’ denilen dönem bitti, şimdi herkesin kapısında yıkım tehdidi var.” “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Plansızlık!” 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Hacıoğlu, asıl sorunun bu dönüşüm sonrası yapılmayan planlamalar olduğunun altını çizdi: “Köylerin tüzel kişiliğini kaldırdınız, yetkileri belediyelere devrettiniz ama gerekli imar planlarını yapmadınız. Şimdi bunun faturasını vatandaşa kesiyorsunuz. Bu kabul edilemez.” Türkiye genelinde hâlâ tamamlanmayan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının büyük bir boşluk yarattığını vurgulayan Hacıoğlu, tarım alanları ve kırsal yerleşimlerin plansız bırakıldığını ve bu nedenle milyonlarca yapının “kaçak” durumuna düştüğünü söyledi. Lavc59.13.101 “İmar Barışıyla Para Topladılar, Şimdi Belgeleri İptal Ediyorlar!” 2018’de çıkarılan İmar Barışı kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete başvurarak Yapı Kayıt Belgesi aldığını hatırlatan Hacıoğlu, bugün gelinen noktayı “büyük bir güven krizi” olarak tanımladı: “Vatandaş devlete güvendi, parasını ödedi, yapısını kayıt altına aldı. Şimdi dönüp o belgeleri iptal etmeye başlıyorsunuz. Bu düpedüz kazanılmış hakkın gaspıdır.” “Yıkılan Sadece Ev Değil, Bir Hayat!” Pandemi sonrası kırsala yönelen vatandaşların kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığını belirten Hacıoğlu, yapılan yıkımların sadece fiziki değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı: “Bugün yıkılan sadece dört duvar değil. Bir ailenin emeği, hayali, geleceği yerle bir ediliyor. İnsanları borca sokup sonra evlerini başlarına yıkıyorsunuz.” “11 Milyon Yapı Çözüm Bekliyor!” Sorunun artık bireysel değil, toplumsal bir krize dönüştüğünü belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyon bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesi beklediğini açıkladı. “TBMM Derhal Harekete Geçmeli!” Hacıoğlu, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele artık görmezden gelinecek bir konu değil. TBMM, ilgili komisyonlar, akademisyenler ve şehircilik uzmanları derhal harekete geçmeli. Yıkım politikalarıyla bir yere varamazsınız.” “Çözüm Yıkım Değil, Yeni Yapı Kayıt Düzenlemesi!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık: yeni bir yapı kayıt düzenlemesi. Bu düzenleme ile: Devlet milyarlarca lira gelir elde edecek Belediyeler vergi ve harç kazanacak Vatandaşın evi yıkılmadan kayıt altına alınacak Plansızlık yerine denetimli sistem kurulacak Devlet-vatandaş güveni yeniden sağlanacak “VATANDAŞA KEFEN DEĞİL, ÇÖZÜM VERİN!” İbrahim Hacıoğlu açıklamasını sert bir mesajla noktaladı: “Vatandaşın evine kepçe göndermek kolay. Zor olan adil bir sistem kurmak. Eğer gerçekten çözüm istiyorsanız, yıkımı durdurun ve insanların yaşam hakkına saygı gösterin. Bu ülkenin insanı kendi toprağında kaçak değil, ev sahibi olmak istiyor!”

Alperen Ocakları Vakfı, Bursa’da Gençlik ve Kültür Projeleriyle Etkinleşiyor Haber

Alperen Ocakları Vakfı, Bursa’da Gençlik ve Kültür Projeleriyle Etkinleşiyor

Alperen Ocakları Eğitim ve Kültür Dayanışma Vakfı, gençlerin eğitim, kültür ve sosyal dayanışma alanındaki bilinç ve yetkinliğini artırmayı amaçlayan projelerini Bursa özelinde hayata geçiriyor. Vakfın Hukuki İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Avukat Ömer Faruk Alfatlı, gençlerin gelişimine katkı sağlayacak somut projeler ve yıllık eylem planını kamuoyu ile paylaştı. Alfatlı, Bursa’nın tarihî ve kültürel zenginliğini genç nesillere aktarmanın, toplumsal dayanışmayı güçlendirmenin ve gençlerin sosyal sorumluluk bilincini artırmanın vakfın öncelikli hedefleri arasında olduğunu vurguladı. Alfatlı, yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Bursa’da gençlerimizin eğitimden kültüre, sosyal dayanışmadan kültürel mirasın korunmasına kadar kapsamlı bir farkındalık ve gelişim süreci içinde olmasını önemsiyoruz. Bu projeler, gençlerin aktif katılımını sağlayacak bir rehber niteliğindedir. Amacımız, gençleri sadece bilinçlendirmek değil, onları toplumun her alanında etkin bir şekilde söz sahibi kılmaktır.” Vakıf projeleri, hukuki çerçevede şeffaf ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülürken, gençlerin hem kişisel gelişimi hem de Bursa’nın kültürel ve toplumsal değerlerinin güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Alfatlı, “Gençlerimiz Bursa’nın tarihi dokusunu öğrenirken, toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket edecek. Bu sayede hem kendilerini geliştirecek hem de topluma değer katacaklar” dedi. 1. Kuruluş Amacı ve İlkeleri Alperen Ocakları Eğitim ve Kültür Dayanışma Vakfı, Türkiye genelinde gençlerin eğitim, kültür ve sosyal dayanışma alanlarında örgütlenmesini hedefleyen bir sivil toplum kuruluşudur. Hukuki İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Avukat Ömer Faruk Alfatlı’nın açıklamaları ve vakfın tüzüğünden hareketle kuruluş ilkeleri şunlardır: Eğitim ve Kültürel Farkındalık: Vakıf, gençlerin manevi, milli ve kültürel değerler konusunda bilinçlenmesini sağlar. Türkiye’nin tarihsel ve kültürel birikimini genç nesillere aktarmak temel ilkelerden biridir. Dayanışma ve Sosyal Sorumluluk: Sosyal yardımlaşma ve toplum hizmeti ilkesiyle hareket edilir; yardıma muhtaç öğrencilere ve ailelere eğitim, burs ve destek sağlanır. Hukuk ve Etik Çerçeve: Vakıf faaliyetleri, hukuki çerçeveye uygun ve şeffaf şekilde yürütülür; yönetim ve karar alma süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirlik esastır. 2. Gençlik Odaklı Faaliyetler Bursa özelinde vakfın hedefleri, özellikle genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde etkin olarak uygulanabilir. Bunlar: Eğitim Programları ve Seminerler: Lise ve üniversite öğrencilerine yönelik tarih, kültür, sosyal sorumluluk ve liderlik eğitimleri. Bursa’da üniversite ve lise düzeyinde seminerler, atölyeler ve konferanslar düzenlenmesi. Mentorluk ve Rehberlik: Gençlerin mesleki ve kişisel gelişimini destekleyecek mentorluk programları. Bursa’daki sanayi ve iş dünyası ile iş birliği yapılabilir. Toplumsal Farkındalık Kampanyaları: Gençlerin sosyal sorumluluk projelerine katılımını artıracak, çevre, yardım ve toplumsal dayanışma konularında farkındalık yaratacak etkinlikler. 3. Kültürel ve Tarihi Projeler Bursa, Osmanlı tarihinin önemli şehirlerinden biri olarak vakfın kültürel projeleri için doğal bir merkezdir. Tarih ve Kültür Atölyeleri: Bursa’nın tarihî ve kültürel mirasını tanıtacak eğitim ve saha çalışmaları. Örneğin, Bursa Ulu Camii, Yeşil Türbe ve Osmanlı köyleri gibi bölgelerde geziler ve bilgilendirme programları. Müze ve Kültür İşbirlikleri: Bursa’daki müzeler ve kültürel kuruluşlarla iş birliği yaparak gençlere kültürel değerleri yaşatmak. 4. Bursa Özelinde Sosyal Dayanışma Hedefleri Vakfın sosyal yardımlaşma ve dayanışma hedefleri, Bursa’nın ekonomik ve sosyal yapısı göz önüne alındığında daha somut olarak uygulanabilir: Eğitim Bursları: Maddi durumu yetersiz öğrenciler için burs ve eğitim materyali desteği. Yerel Dayanışma Projeleri: Deprem, sel veya sosyal kriz durumlarında gençlerin aktif rol alması. Bursa’daki mahalle bazlı dayanışma çalışmaları, gençlerin yerel topluma katkısını artırır. Köy ve Kırsal Destek: Nilüfer, Osmangazi ve Mudanya gibi ilçelerde kırsal gençlik projeleri ve kültürel destek programları düzenlenebilir. 5. Hedeflenen Kurumsal Yapı ve İşleyiş Vakfın hukuki sorumlulukları çerçevesinde Bursa özelinde hedeflenen organizasyon yapısı: İl ve İlçe Temsilcilikleri: Bursa’daki ilçelerde (Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım) etkin temsilcilikler kurarak saha faaliyetlerini organize etmek. Gönüllü ve Üye Ağı: Gençlerin gönüllülük esasına dayalı olarak projelere katılımını teşvik etmek; şehirdeki üniversiteler ve liseler ile koordinasyon sağlamak. Yerel İşbirlikleri: Belediye, üniversite, kültürel dernek ve sivil toplum kuruluşları ile ortak projeler geliştirmek. 6. Bursa Özelinde Stratejik Öncelikler Gençlerin aktif katılımını sağlamak: Eğitim, sosyal sorumluluk ve kültürel projelerde gençlerin inisiyatif alması. Dayanışma kültürünü yaymak: Özellikle dezavantajlı bölgelerde gençlerin toplumsal sorumluluk projelerine katılımı. Kültürel mirası korumak ve tanıtmak: Bursa’nın tarih ve kültürünü genç nesillere aktarmak ve farkındalık yaratmak. Hukuki ve şeffaf yönetim: Tüm faaliyetlerin mevzuata uygun, şeffaf ve hesap verebilir şekilde yürütülmesi. Bursa özelinde Alperen Ocakları Vakfı, gençliğe yönelik eğitim ve kültürel projeler, toplumsal dayanışma ve yerel iş birlikleriyle şehrin sosyal ve kültürel dokusuna katkı sağlamayı hedeflemektedir. Vakfın kuruluş ilkeleri, gençlerin bilinçlendirilmesi, dayanışmanın artırılması ve kültürel mirasın korunması ekseninde şekillenmiştir. Hukuki sorumlulukların titizlikle yürütülmesi, projelerin sürdürülebilirliğini ve şeffaflığını garanti altına alır.

Bursalı Gümüşhaneliler bayramlaştı! 6-7 Haziran'da yayla şenliğine odaklanıldı Haber

Bursalı Gümüşhaneliler bayramlaştı! 6-7 Haziran'da yayla şenliğine odaklanıldı

Dernek Başkanı Adem Bayram’ın ev sahipliğinde düzenlenen bayramlaşmaya, önceki dönem başkanları Süleyman Akçay, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, AK Parti Osmangazi İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Aydın, İYİ Parti 28. Dönem Milletvekili Adayı Yüksel Yılmaz, Mudanya Belediyesi Eski Başkan Adayı ve AK Parti Mudanya Eski İlçe Başkanı Erdal Kaya katıldı. Programda ayrıca Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer, GÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Fatih Köse, Karacabey Karadenizli İş İnsanları Derneği Başkanı Gökhan Çubukçu, Artvin Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı Özgür Gümüş, Torul Kürtün Derneği Başkanı Ali Güneş ve Köseliler Derneği Başkanı Ümit Meral da hazır bulundu. Anahtar Parti İl Başkan Yardımcısı Fuat Üçüncü, Kadın Kolları Başkanı Asuman Üçüncü ve yönetimi de etkinlikte yer aldı.Bunun yanı sıra çok sayıda iş insanı, dernek yöneticisi ve hemşehri de bayramlaşmaya katılarak dayanışma ruhunu pekiştirdi. BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU Başkan Adem Bayram, yaptığı açıklamada, birlik ve beraberliğin en önemli göstergelerinden biri olan bu anlamlı buluşmada emeği geçen herkese teşekkür etti. Bayramların toplumsal kaynaşmayı güçlendirdiğini belirten Bayram, “Dünyaya barış ve huzur getirmesini dileyerek tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum” dedi. Önceki dönem başkanlar da dayanışmanın önemine dikkat çekerek katılanların bayramını tebrik etti. 6-7 HAZİRAN'DA HÜSEYİNALAN'DA GÜMÜŞHANELİLER YAYLA ŞENLİĞİ YAPILACAK Bayram ayrıca 6-7 Haziran'da Uludağ Hüseyinalan Piknik Alanı'nda düzenlenecek yayla şenliğine yüksek katılım beklediklerini ifade ederken Gümüşhane kültürünün gastronomiden kemençesine, davul-zurnasından yöresel kıyafetlerine kadar tüm detayların düşünüldüğünü ve gurbet hasretinin şenlikte unutulacağını vurguladı. Program, samimi bir atmosferde gerçekleşen bayramlaşmanın ardından sona erdi.

MUDANYA’DA 18 MART RUHU: “AY-YILDIZLI” BİR GÖNÜL KÖPRÜSÜ Haber

MUDANYA’DA 18 MART RUHU: “AY-YILDIZLI” BİR GÖNÜL KÖPRÜSÜ

Ersin Erdönmez öncülüğünde gerçekleştirilen anlamlı etkinlik, Mudanya’da 18 Mart’ın manevi atmosferini sokaklara taşıdı. İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanlığı tarafından organize edilen program, yalnızca bir anma değil; aynı zamanda milli hafızayı canlı tutmaya yönelik güçlü bir toplumsal temas olarak öne çıktı. MİLLİ HAFIZA SOKAĞA TAŞINDI 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte, Mudanya sahili, Tarihi Hal Kahveleri bölgesi ve kentin yoğun noktalarında vatandaşlarla birebir temas kuruldu. Etkinlik, klasik protokol programlarının ötesine geçerek doğrudan halkla iç içe, sahada hissedilen bir anma modeli olarak dikkat çekti. Organizasyonun temel amacı; Çanakkale ruhunu yalnızca anmak değil, özellikle genç nesillerin hafızasında somut ve duygusal bir iz bırakmak olarak ifade edildi. ZAFERİN TATLI SEMBOLÜ: AY-YILDIZLI İKRAMLAR Program kapsamında vatandaşlara, Türk bayrağının en güçlü simgeleri olan ay ve yıldız formunda hazırlanan kırmızı-beyaz butik kurabiyeler dağıtıldı. Bu ikramlar, basit bir jest olmanın ötesinde “zaferin tatlı bir nişanesi” ve “milli hafızanın sembolik taşıyıcısı” olarak sunuldu. Özellikle çocukların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, dağıtılan hediyelerin hem görsel hem de duygusal etkisi dikkat çekti. Uzmanlara göre bu tür sembolik etkinlikler, milli bilincin küçük yaşlarda yerleşmesi açısından önemli bir rol oynuyor. ERDÖNMEZ: “BU SADECE BİR İKRAM DEĞİL, BİR HATIRADIR” Etkinlikte konuşan İlçe Başkanı Ersin Erdönmez, 18 Mart’ın taşıdığı derin anlamı vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “18 Mart, Türk milletinin imkânsızı başardığı, vatan sevgisinin ete kemiğe büründüğü gündür. Bizler bugün sadece bir ikramda bulunmuyoruz; şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatırken, çocuklarımızın belleğinde bu anlamlı günü Ay-Yıldızlı bir iz olarak bırakmak istiyoruz. Amacımız, vatan sevgisini nesiller arasında güçlü bir gönül köprüsüyle taşımaktır.” Erdönmez’in açıklamaları, etkinliğin yalnızca sembolik değil, aynı zamanda ideolojik ve kültürel bir misyon taşıdığını da ortaya koydu. SAHİLDE “MEMLEKET HASBİHALİ” Etkinliğin bir diğer dikkat çeken boyutu ise vatandaşlarla kurulan doğrudan iletişim oldu. Mudanya sahilinde hediyelerini alan vatandaşlar, bu ince düşünceden duydukları memnuniyeti dile getirirken, İlçe Başkanı Erdönmez ile yapılan sohbetler etkinliğe farklı bir boyut kazandırdı. Yerel sorunlardan ülke gündemine kadar uzanan samimi diyaloglar, etkinliği klasik bir anma programının ötesine taşıyarak bir “toplumsal buluşma” niteliğine dönüştürdü. ANALİZ: SEMBOLİK SİYASETTEN TOPLUMSAL TEMASA Mudanya’da gerçekleştirilen bu etkinlik, siyasi partilerin anma günlerini yalnızca resmi programlarla değil, doğrudan halkla temas kurarak değerlendirme eğiliminin bir yansıması olarak okunabilir. Ay-yıldızlı semboller üzerinden kurulan duygusal bağ, özellikle genç kuşaklara yönelik bilinç aktarımı açısından stratejik bir tercih olarak öne çıkarken; sahada kurulan diyaloglar da yerel siyasetin nabzını tutma açısından önemli veriler sunuyor. SONUÇ: 18 MART RUHU MUDANYA’DA YAŞATILDI Yoğun katılım ve yüksek etkileşimle gerçekleşen etkinlik, dualar ve iyi dileklerle sona erdi. Mudanya’da 18 Mart’ın ruhu; sadece anılarla değil, sahada kurulan gönül köprüleriyle bir kez daha yaşatıldı. Bu tablo, milli günlerin yalnızca hatırlanmadığını, aynı zamanda toplumsal birlikteliği güçlendiren canlı birer değer olarak yaşatıldığını ortaya koydu.

“HOBİ BAHÇELERİ ÜZERİNDEN SİYASİ OPERASYON MU?” İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden sert çıkış: “Yıkım değil çözüm üretin!” Haber

“HOBİ BAHÇELERİ ÜZERİNDEN SİYASİ OPERASYON MU?” İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden sert çıkış: “Yıkım değil çözüm üretin!”

Türkiye genelinde hobi bahçeleri ve kırsal alanlarda bulunan yapılarla ilgili başlatılan yıkım ve ceza uygulamaları tartışmaları büyürken, İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu çok sert açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, özellikle hobi bahçeleri üzerinden yürütülen cezai işlemler ve yıkım kararlarının yalnızca imar meselesi olmadığını, milyonlarca vatandaşı ilgilendiren sosyal ve siyasal sonuçları olan bir sürece dönüştüğünü belirterek, “Toptancı bir yaklaşımla ‘ceza yazacağız, yıkacağız’ demek çözüm değildir. Bu yaklaşım milyonlarca aileyi hedef alan bir uygulamaya dönüşmüştür” ifadelerini kullandı. “BU YAKLAŞIM CUMHUR İTTİFAKI TABANINI HEDEF ALIYOR” Hobi bahçelerinin büyük bölümünün kırsalda yaşayan veya şehir hayatından uzaklaşmak isteyen vatandaşlar tarafından kullanıldığını hatırlatan Hacıoğlu, söz konusu uygulamaların siyasi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Hacıoğlu, “Hobi bahçelerinin kullanıcı profiline baktığınızda ağırlıklı olarak muhafazakâr ve kırsal kökenli vatandaşların, yani Cumhur İttifakı seçmeninin yoğun olduğunu görürsünüz. Bugün yürütülen yıkım politikaları bilerek ya da bilmeyerek bu toplumsal kesim ile devlet yönetimi arasında ciddi bir kırılma oluşturma riskini taşımaktadır. Bu nedenle bu süreç yalnızca teknik bir imar uygulaması değil, siyasi sonuçları olan bir operasyona dönüşme potansiyeli taşımaktadır” dedi. “ÇAY KAŞIĞIYLA TOPLANAN DESTEKLER KEPÇEYLE VERİLİYOR” Uygulamaların sahada ciddi bir toplumsal öfke oluşturduğunu ifade eden Hacıoğlu, devletin farklı kurumları arasında yaşanan uygulama çelişkilerinin vatandaşın güvenini sarstığını söyledi. “Bir taraftan vatandaşın yıllarca devlete güvenerek aldığı belgeler var, diğer taraftan bu belgelerin farklı kurumlar tarafından geçersiz sayılması söz konusu. Çay kaşığıyla toplanan destekler kepçeyle veriliyor. Bunun siyasi faturası ise sahada doğrudan Cumhurbaşkanımıza kesiliyor” diyen Hacıoğlu, sürecin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. 2018’DEKİ İMAR BARIŞI HATIRLATILDI Hacıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2018 yılında çıkarılan düzenleme kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete başvurarak “Yapı Kayıt Belgesi” aldığını hatırlattı. Bu sürecin vatandaş tarafından devlet ile yapılmış bir uzlaşma olarak görüldüğünü belirten Hacıoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Vatandaş devlete başvurdu, bedelini ödedi, yapısını kayıt altına aldı. Bu insanlar devletin verdiği belgeye güvenerek yaşamlarını kurdu. Ancak bugün bazı kurumların bu belgeleri geçersiz sayması, vatandaşın devlete olan güvenini zedeleyen son derece ciddi bir durumdur.” BÜYÜKŞEHİR YASASI VE PLANLAMA SORUNU Hacıoğlu, sorunun kökeninde planlama eksikliklerinin bulunduğunu belirterek özellikle 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası sonrasında köylerin mahalle statüsüne dönüştürülmesinin yeni sorunlar doğurduğunu ifade etti. Bu düzenleme ile köylerin tüzel kişiliğinin kaldırıldığını ve birçok yetkinin büyükşehir belediyelerine devredildiğini hatırlatan Hacıoğlu, buna rağmen gerekli imar planlarının zamanında yapılmadığını söyledi. “Bugün Türkiye’nin birçok büyükşehrinde 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planları hâlâ tamamlanmamıştır. Mevcut planlar ise günümüzün şehirleşme dinamiklerine cevap verememektedir. Planlama yapılmayınca vatandaş kendi arazisinde yaptığı küçük bir yapı bile yıllar sonra kaçak yapı statüsüne düşmektedir.” PANDEMİ SONRASI KIRSALA DÖNÜŞ COVID-19 sonrası dönemde milyonlarca vatandaşın şehir merkezlerinden uzaklaşarak kırsalda yaşam kurmaya yöneldiğini belirten Hacıoğlu, bu sürecin de mevcut imar sorunlarını büyüttüğünü söyledi. “İnsanlar pandemi sonrası daha sağlıklı bir yaşam için köylerine döndü, kendi toprağında küçük yapılar kurdu. Ancak köylerin mahalleye dönüşmesi ve planlama eksiklikleri nedeniyle bu yapılar bugün kaçak yapı statüsüne sokuluyor.” “YIKILAN SADECE BİR EV DEĞİL” Son dönemde birçok belediyenin aldığı yıkım kararlarının vatandaşları ekonomik ve psikolojik olarak büyük bir baskı altına soktuğunu belirten Hacıoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Yıkılan sadece beton değildir. Yıkılan bir ailenin emeğidir. Yıkılan bir hayat mücadelesidir. Yıkılan bir umuttur.” Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyona yakın bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesini beklediğini ifade eden Hacıoğlu, sorunun artık bireysel değil toplumsal bir meseleye dönüştüğünü söyledi. BURSA VE MUDANYA’DAKİ YIKIMLAR TARTIŞMAYI BÜYÜTTÜ Son dönemde özellikle Bursa ve Mudanya başta olmak üzere birçok bölgede alınan yıkım kararlarının tartışmayı yeniden alevlendirdiğini belirten Hacıoğlu, konunun artık yalnızca yerel yönetimlerin çözebileceği bir mesele olmaktan çıktığını dile getirdi. TBMM’YE AÇIK ÇAĞRI İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak çağrılarının açık olduğunu söyleyen Hacıoğlu, çözüm için Meclis’i işaret etti. “Bu mesele yalnızca bir imar meselesi değildir. Bu mesele vatandaşın devlete olan güveni, ailelerin yuvası ve toplumun huzuru meselesidir. Çözüm ceza ve yıkım değildir. Çözüm yeni bir yapı kayıt düzenlemesidir.” YENİ DÜZENLEME ÖNERİSİ Hacıoğlu’na göre yeni bir yapı kayıt düzenlemesi ile: Devlet milyarlarca liralık yeni gelir elde edebilir Belediyeler vergi ve harç gelirleri kazanabilir Vatandaşın evi yıkılmadan kayıt altına alınabilir Plansız yapılaşma yerine denetimli bir sistem kurulabilir Devlet ile vatandaş arasındaki güven yeniden tesis edilebilir “BU MESELE SİYASET ÜSTÜDÜR” Açıklamasının sonunda tüm siyasi partilere çağrıda bulunan Hacıoğlu, konunun parti meselesi olmadığını vurguladı. “Bu mesele herhangi bir partinin değil, milletimizin ortak meselesidir. Tüm milletvekillerini sorumluluk almaya davet ediyoruz. Gelin milyonların beklediği çözümü birlikte hayata geçirelim.”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı! Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı!

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı güvenliğini artırmak ve özellikle yangın güvenliğini ön planda tutarak, yapıların izlenmesini savunarak kritik bir çağrıda bulundu. Yapı güvenliği ve denetim süreçlerinin gücünün artırılması gerektiğini vurgulayan Hacıoğlu, inşaat sürecindeki tüm aktörlerin görev, yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde tanımlanmasını içeren yaklaşımını son derece değerli bulduğunu belirtti. Ancak, söz konusu yaklaşımın sadece planlama ve denetimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda sahada karşılaşılan yapısal sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmasının gerektiğini ifade etti. "Bu Sorunların Çözümü, Mağduriyetleri Giderecektir" Hacıoğlu, "Eğer bu yaklaşım sahada ciddi şekilde uygulanırsa, uzun yıllardır devam eden mağduriyetler de ortadan kalkacaktır" diyerek, kırsal mahallelerde imar planlarının yapılmaması ve 2018 İmar Barışı sürecinde yaşanan mağduriyetlerin acil çözüm bekleyen başlıca problemler arasında yer aldığını ifade etti. 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile ülke genelinde 17.000 köyün mahalle statüsüne dönüştüğüne dikkat çeken Hacıoğlu, bu süreçte belediyelere verilen imar planı yapma sorumluluğunun büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını belirtti. "Yasaya göre, imar planlarının iki yıl içinde yapılması gerekiyordu ama üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen, birçok bölgede imar planları hâlâ yapılmamış durumda" dedi. Ruhsatsız Yapılar ve Ağır Mağduriyetler Hacıoğlu, belediyelerin yerine getirmediği yükümlülükler nedeniyle söz konusu alanlarda yapılarının ruhsatsız ve kaçak durumuna düştüğünü, vatandaşların ruhsat almak için başvuruda bulundukları halde sonuç alamadıklarını belirterek, "Bu eksiklik, vatandaşları büyük mağduriyetlere uğratmış ve tamamen idarenin ihmalinden kaynaklanmıştır" dedi. İmar Barışı Mağduriyetleri 2018’de hayata geçirilen İmar Barışı düzenlemesiyle yapılan başvuruların çoğunun, süreçten yaklaşık iki yıl sonra iptal edilmeye başlandığını ifade eden Hacıoğlu, bu iptallerin gerekçe olarak sunulan uydu görüntülerinin güncel olmaması ve başvuru aşamasında etkin denetim yapılmaması sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşandığını söyledi. "Bu süreç, denetim kriterlerinin ve uygulama yönetmeliğinin vatandaşlara doğru bir şekilde aktarılmaması sonucu, telafisi güç hak kayıplarına yol açmıştır." Mudanya'da Yıkım Kararları ve Ailelerin Geleceği Özellikle Bursa Mudanya Belediyesi tarafından alınan 2.000’in üzerinde yıkım kararına dikkat çeken Hacıoğlu, bu yapıların çoğunun kırsal alanlarda bulunan, az katlı, basit yapılar olduğunu, genellikle güvenli ve kullanımda olan yapılar olduğunu belirterek, "Bu binaların yıkılması, sadece bireysel ve milli servetin yok edilmesine yol açmakla kalmaz, binlerce ailenin barınma hakkını da zedeler" dedi. Hacıoğlu, bu durumun sosyal ve ekonomik sorunları daha da derinleştireceği konusunda uyarılarda bulundu. Talepler: Yapıların Güvenliğini Sağlamak ve Sosyal Adaletin Önünü Açmak İbrahim Hacıoğlu, çözüm önerilerini ise net bir şekilde sıraladı: Kırsal Mahallelerde Yıkımların Durması: İmar planları yapılıncaya kadar kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarının durdurulması gerektiğini vurguladı. Güvenli Yapıların Kayıt Altına Alınması: Yapıların afet risk analizlerinin yapılarak güvenli olanların kayıt altına alınmasını talep etti. Riskli Yapıların Güçlendirilmesi veya Dönüşümü: Riskli yapılar için güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin başlatılması gerektiğine dikkat çekti. Ekonomiye Katkı: Güvenli yapılar, devlet hazinesi ve belediye bütçelerine katkı sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılmalıdır. Hacıoğlu, "Bu mesele, siyasi bir tartışma konusu değildir; hukuk, vicdan, sosyal adalet ve kamu yararı çerçevesinde ele alınması gereken bir toplumsal sorundur" dedi. İmar planları tamamlanana ve hukuki belirsizlikler giderilene kadar, yıkım kararlarının durdurulması için gereğinin yapılması gerektiğini ifade etti. "Hukuk ve Adaletin Yanındayız" Hacıoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "İmar planlarının bir an önce yapılması, inşaat süreçlerinin denetiminin güçlendirilmesi ve bu konuda mağduriyet yaşayan vatandaşlarımıza çözüm bulunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizler, yapının güvenliğini esas alan ve kamu yararını gözeten bir yaklaşımı savunuyoruz ve bu noktada ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz." Hacıoğlu’nun açıklamaları, sadece yerel yönetimlere değil, aynı zamanda tüm kamuoyuna önemli bir sorumluluk çağrısı olarak yankı buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.