Hava Durumu

#Zafer Partisi

Gürsu Haber - Zafer Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zafer Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ” Haber

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ”

Bursa yerel siyasetinde tansiyon yükselirken, Zafer Partisi Keles İlçe Başkanı Bahçet Arı’ndan dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Yerel yönetimlere yönelik eleştirilerini peş peşe sıralayan Arı, geçmiş uygulamalar üzerinden yüklendiği açıklamasında “algı değil icraat” vurgusu yaptı. “NERDE KALDIĞINIZI HATIRLATMAYA GEREK YOK” Son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen “Nerede kalmıştık?” söylemine gönderme yapan Arı, bu ifadeye sert bir karşılık vererek, “Siz nerede kaldığınızı çok iyi biliyorsunuz” dedi. Açıklamasında özellikle geçmişte alınan bazı kararların bugün görmezden gelindiğini savunan Arı, belediye yönetimlerini çifte standartla suçladı. SU ZAMMI ÜZERİNDEN YÜKLENDİ: “ÇOĞUNLUK SİZDEYDİ, HİÇ DÜŞÜNMEDEN GEÇİRDİNİZ” Arı’nın en sert eleştirilerinden biri, su fiyatlarına yapılan zamlar üzerinden geldi. Belediye meclisinde çoğunluğun kendilerinde olduğu dönemde alınan kararları hatırlatan Arı, bu artışların sorgulanmadan kabul edildiğini öne sürdü: “Mecliste çoğunluk sizdeyken, vatandaşı düşünmeden suya zam yaptınız. Şimdi çıkıp farklı söylemler üretmenin bir anlamı yok. Samimiyseniz, önce o zammı geri alın.” ULAŞIM ZAMLARI TARTIŞMASI: “DÜN ELEŞTİRDİĞİNİZİ BUGÜN SAVUNACAK MISINIZ?” Açıklamada ulaşım zamları da geniş yer buldu. Bursa genelinde yapılan zamların geçmişte sert şekilde eleştirildiğini hatırlatan Arı, bugünkü tutumun ne olacağını sorguladı: “Dünya genelinde akaryakıt fiyatları artmışken bile Bursa’daki ulaşım zamlarını siyasete malzeme yaptınız. Bugün aynı koşullar geçerliyken ne yapacaksınız? Aynı tepkiyi gösterebilecek misiniz?” LİYAKAT TARTIŞMASI: “YILLARCA SESSİZ KALDINIZ” Yerel yönetimlerdeki kadrolaşma tartışmalarına da değinen Arı, liyakat söylemleri üzerinden sert eleştirilerde bulundu. Geçmişte yapılan atamalara sessiz kalındığını iddia eden Arı, bugün aynı konunun gündeme taşınmasını “samimiyetsizlik” olarak nitelendirdi: “Yıllarca kendi kadrolarınızı en kritik noktalara yerleştirirken tek kelime etmediniz. Aynı durum size yapılınca ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz. Bu millet bu çelişkiyi görüyor.” “ARTIK BAHANE YOK”: DAĞ YÖRESİ VURGUSU Bursa’nın dağ yöresine ilişkin sorunlara da dikkat çeken Arı, iki yıldır “büyükşehir destek vermiyor” gerekçesiyle çözüm üretilmediğini savundu. Artık bu söylemin geçerliliğini yitirdiğini belirten Arı, bölge halkının beklentilerinin karşılanması gerektiğini vurguladı: “İki yıldır aynı bahaneyi dinliyoruz. Artık oyalama dönemi bitti. Dağ yöresindeki vatandaşın beklentisini karşılamak zorundasınız.” “ALGILARLA DEĞİL, İCRAATLA KONUŞUN” Açıklamasının genelinde sert ve meydan okuyan bir dil kullanan Arı, yerel yönetimlere açık çağrıda bulundu: “Algı operasyonlarıyla değil, somut icraatlarla konuşun. Bu millet artık neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.” YARGI VURGUSU: “HERKES EŞİT ŞEKİLDE HESAP VERMELİ” Açıklamasının sonunda dikkat çeken bir not paylaşan Arı, herhangi bir siyasi figürün destekçisi olmadığını özellikle belirterek, yargı süreçlerine ilişkin net bir tavır ortaya koydu. Mustafa Bozbey isminin geçtiği tartışmalara dolaylı gönderme yapan Arı, şu ifadeleri kullandı: “Kim olursa olsun, aynı dosyada adı geçen herkes eşit şekilde yargılanmalıdır. Yandaş ya da muhalif ayrımı kabul edilemez.” BURSA SİYASETİNDE GERİLİM YÜKSELİYOR Bu sert çıkış, Bursa yerel siyasetinde yeni bir tartışma dalgasının fitilini ateşledi. Özellikle zam politikaları, liyakat tartışmaları ve bölgesel hizmet eksiklikleri üzerinden yürüyen polemiklerin önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi bekleniyor.

Zafer Partisi GİK Üyesi Mahmut Kara, yolsuzluk ve ahlaki yozlaşmaya sert tepki gösterdi. Haber

Zafer Partisi GİK Üyesi Mahmut Kara, yolsuzluk ve ahlaki yozlaşmaya sert tepki gösterdi.

Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Mahmut Kara, kaleme aldığı sert açıklamayla son dönemde artan yolsuzluk ve ahlaki yozlaşma tartışmalarına dikkat çekti. Kara, hiçbir siyasi kimliğin ya da ideolojinin yolsuzluğu ve ahlaksızlığı meşrulaştıramayacağını vurgulayarak, toplumun temel değerlerinin ciddi bir sınavdan geçtiğini ifade etti. Kara, açıklamasında “Hangi ideolojiden, hangi siyasi partiden olursa olsun artık bir gerçeği açıkça söylemek gerekir: Ahlaksızlığı ve yolsuzluğu savunmak hiçbir şartta meşru değildir” ifadelerine yer verdi. Yolsuzluğun yalnızca bir suç olmadığını, aynı zamanda bir milletin geleceğinden çalınan umut olduğunu belirten Kara, ahlaksızlığın ise toplumsal çürümeyi hızlandıran en büyük tehditlerden biri olduğunu dile getirdi. Toplumda giderek yaygınlaşan “bizden olsun da ne olursa olsun” anlayışına sert tepki gösteren Kara, “Bir insanın değeri; hangi partiden olduğu değil, haksızlık karşısında nerede durduğuyla ölçülür. Çalınan kamu malını görmezden gelen, yetimin hakkını yiyeni alkışlayan ve hukuksuzluğu ‘bizden’ diye savunan anlayış; ne davaya sığar ne ideolojiye ne de insan onuruna” dedi. “Namus taraf tutmaz, vicdan rozet taşımaz” diyen Kara, adaletin kimliğe göre eğilip bükülmeyeceğini vurguladı. En büyük sınavın, kişinin kendi tarafı yanlış yaptığında gösterdiği duruş olduğunu belirten Kara, “Kolay olan susmaktır. Zor olan ise bedeli ne olursa olsun doğruyu savunmaktır. Onurlu insan ile çıkarcı insan arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar” şeklinde konuştu. Yolsuzluğun sıradanlaştığı, ahlaksızlığın normalleştiği toplumlarda çöküşün kaçınılmaz olacağını ifade eden Kara, meselenin siyaset değil karakter meselesi olduğunu dile getirdi. “Mesele taraf olmak değil, mağdur milletin yanında durmaktır” diyen Kara, herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini belirtti. Açıklamasının sonunda çarpıcı ifadeler kullanan Kara, “Yolsuzluğu savunan aslında kendi geleceğini çalar. Ahlaksızlığa göz yuman kendi değerlerini yok eder. Onurlu duruş kalabalıkların değil, doğrunun yanında olmaktır. Çünkü günün sonunda herkesin bir kimliği olabilir ama herkesin bir şerefi yoktur” diyerek sözlerini tamamladı.

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya Haber

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya

Karamahmutoğlu, yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Yasadışı, kaçak nüfus olarak adlandırdığımız bu tablo, demografik bir işgal altında olduğumuzu göstermektedir. Demografik göçe ‘hoş geldin’ diyen AKP hükümetini bu tanımlama hep rahatsız etmiştir” ifadelerini kullandı. “27 yılda 90 yıllık nüfus düşüşü yaşandı” Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın açıklamalarına dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Bakan Göktaş, bazı ülkelerin 90 yılda yaşadığı nüfus düşüşünü Türkiye’nin 27 yılda yaşadığını itiraf etti. Bu 27 yılın 23 yılında AKP iktidardaydı. Çoban bulamadığınız için ülkemizi kaçak göçmen cennetine çevirdiniz, şimdi ilkokul çağında çocuk bulamayınca kaçak göçmen çocukları mı ithal edeceksiniz?” diye sordu. Demografik bozulmayı düzeltebilecek ve düzensiz göçü tersine çevirebilecek tek siyasi partinin Zafer Partisi olduğunu savunan Karamahmutoğlu, bu sorunun bir milli güvenlik meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtti. “Gerçek işsiz sayısı 10 milyonun üzerinde” Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karamahmutoğlu, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30 seviyelerine çıktığını, gerçek işsiz sayısının ise 10 milyonun üzerinde olduğunu öne sürdü. “Vatandaşlarımız artan kira fiyatları, yükselen gıda fiyatları ve azalan alım gücüyle karşı karşıyadır. AKP’nin ekonomi programı, sistematik bir yoksullaştırma ve sefaleti toplumun geneline yayma programı haline gelmiştir” dedi. Gençlerin yurt dışına gitme eğilimine de dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Nitelikli iş gücü Türkiye’den ayrılmaktadır. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gelecek kaygısı yaşamaktadır. Bu beyin göçü Türkiye’nin geleceğini tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı. “Çözüm süreci ihanettir” Terör örgütüyle yürütülen sürece de sert sözlerle yüklenen Karamahmutoğlu, “Narko terör örgütüyle kurulan pazarlık masasını kurduran Devlet Bahçeli ve AKP hükümetidir. Başlattıkları ikinci çözüm ihanet süreciyle son 1,5 yıldır Türk Devleti’nin ve milletinin gururuyla oynanmıştır” dedi. Devlet Bahçeli’nin “Süreci boğmanın âlemi yok, hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecek” sözlerini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Zafer Partisi’ne ‘pazarlık yok’ diyenler, şimdi adım adım yerine getirilecek diyor. Baş teröriste umut hakkı tartışmaları sürerken İmralı’da bir malikane inşa edildiği haberlerini okuyoruz” ifadelerini kullandı. “Çok uluslu yabancı askeri güç Türkiye’de konuşlanıyor” Dış politikadaki gelişmelere de değinen Karamahmutoğlu, ABD-İsrail saldırıları nedeniyle petrol fiyatlarının yüzde 50 artarak 119 dolara yükseldiğini, küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaşandığını söyledi. Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Ukrayna operasyonu için teşkil edilen çok uluslu deniz unsur komutanlığının İstanbul Beykoz’daki Anadolu Kavağı’nda konuşlanacağı duyuruldu. Bu kuvvetin NATO komuta yapısı içinde olup olmadığı anlaşılamamaktadır” dedi. Anayasa’nın 92. maddesini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Türkiye’de yabancı bir askeri gücün bulunmasına izin verme yetkisi TBMM’ye aittir. Bu çok uluslu yabancı güç için Meclis’te bir oylama yapılmış mıdır? Tezkere çıkmış mıdır?” sorularını yöneltti. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesinin uygulanmasından vazgeçilip geçilmediğini sorgulayan Karamahmutoğlu, “Bu uygulamanın Türkiye’yi savaşta taraf yapacağının farkında mısınız? Türkiye, çok uluslu bu yabancı askeri güce destek vererek Rusya ile karşı karşıya mı getirilmek isteniyor?” diye konuştu. “BlackRock başkanıyla ne görüşüldü?” Karamahmutoğlu, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Forumu ve BlackRock şirketinin başkanı Laurence Fink ile İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşmeye dikkat çekerek, “Bu ziyaretin amacının ne olduğunu Türk kamuoyu merak etmektedir. Vatandaşların bu sorusunu muhatabına yöneltmeyi bir görev biliyoruz” ifadelerini kullandı. Karamahmutoğlu, AKP hükümetine Meclis’i özel gündemle toplayarak kamuoyunu bilgilendirme çağrısında bulundu.

Zafer Partisi Lideri Özdağ: Emekliler 12 ay oruç tutuyor Haber

Zafer Partisi Lideri Özdağ: Emekliler 12 ay oruç tutuyor

Özdağ, açıklamasının başında bayramın anlamının yoksulluk ve geçim sıkıntısı nedeniyle kaybolduğunu vurguladı: “Evet, bir ay sürer Ramazan ayı ve oruç tutarız. Ama AK Parti iktidarının ekonomik politikaları milleti 12 ay oruç tutmaya zorluyor. 32 bin TL açlık sınırının altında 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan milyonlarca insan yaşıyor. 17 milyon emekli, dul ve yetim 20 bin lira ve altında maaşla geçinmeye çalışıyor ve bu insanlara bayram harçlığı olarak 4 bin lira öneriliyor.” Özdağ, emeklilerin bayram harçlığına muhtaç edilmemesi gerektiğini belirterek, “Aslında harçlığı alması gerekenler bütün ömürleri boyunca yasalara saygılı, topluma katkı verecek şekilde çalışan emekliler değil. Emekliler bu harçlığı kendi çocuklarına ve torunlarına verebilecek durumda olmalılar” dedi. “Şehitlik önünden geçebiliyorlar mı?” Bayramın ikinci günü Cebeci Şehitliği’ni ziyaret ettiğini belirten Özdağ, şehit yakınlarının yaşadığı acıya dikkat çekti. Terörle müzakere sürecini yürütenleri hedef alan Özdağ, şu soruyu yöneltti: “Çok merak ediyorum, o gün şehitlikten de sordum, ‘Terörsüz Türkiye’ diyerek terör örgütüyle müzakere yapanlar, terör örgütünün kurucu lider, önder olarak gösterilenler acaba şehitliklerin önünden geçebiliyorlar mı, şehit yakınlarıyla, gazilerimizle bayramlaşabiliyorlar mı, konuşabiliyorlar mı? Orada evladının mezarının başında herhalde yiyebileceğiniz en acı şekeri veya çikolatayı gelenlere ikram eden annelerin yanına gidip baş sağlığı dileyebiliyorlar mı? Hiç zannetmiyorum. Ancak meydanı boş, memleketi de sahipsiz zannetmemeleri lazım.” Nevruz tartışması: “Bölücü ihanet yaygarası” Özdağ, son Nevruz kutlamalarında yaşananları sert sözlerle eleştirdi. Terör örgütü yandaşlarının Nevruz’u bir propaganda aracına dönüştürdüğünü savunan Özdağ, “Bu Nevruz’da gördük, iktidarın politikalarından cesaret alan bölücü örgüt yandaşları Türkiye’nin her yanında Nevruz’u değil, terör örgütünün ve terör örgütünün elebaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve iktidara dayatmış olduğu şartların kabulünün kutlamasını yaptılar” dedi. Nevruz alanlarında Türk bayrağının bulunmadığını, bölücü flamaların ve Öcalan posterlerinin asıldığını belirten Özdağ, “Sizin terörsüz Türkiye’niz böyle mi kurulacak? Bizim terörsüz Türkiye’den anladığımız, terörün ortadan kalktığı bir Türkiye, sizin terörsüz Türkiye’den anladığınız, dağlarda yok edilen terör örgütünün şimdi şehirlerde, meydanda ve mecliste hâkim hale gelmesi anlaşılan” ifadelerini kullandı. “Üniversiteli gençlere ters kelepçe, PKK’lılara şefkat” İktidarın terör örgütü yandaşlarına gösterdiği müsamahayla, hukuk devleti talebiyle yürüyen gençlere yönelik tutum arasındaki çelişkiye dikkat çeken Özdağ, şöyle konuştu: “Üniversiteli gençler ‘Anayasa, hukuk devleti ve demokrasi’ diyerek Türk bayraklarıyla yola çıktıklarında bunları yakalıyorsunuz, ters kelepçeyle gözaltına alıyorsunuz, gözlerine gaz sıktırıyorsunuz ve mahkemeye sevk ediyorsunuz da bu PKK yandaşlarına, terör sevicilere gösterilen şefkat nereden geliyor?” Kara Harp Okulu teğmenleri ve Ebru Eroğlu davası Özdağ, 30 Ağustos 2024’te Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde “Mustafa Kemal’in askeriyiz” diyen 5 teğmenin TSK’dan ihraç edilmesini de gündeme taşıdı. Dönem birincisi Topçu Teğmen Ebru Eroğlu’nun davasının reddedildiğini, kararın 13 Mart’ta açıklanmasını “garip bir tesadüf” olarak nitelendirdi: “13 Mart’ın özelliği nedir? 13 Mart’ın özelliği, Mustafa Kemal’in Harbiye’ye giriş tarihi ve Harbiyelilerin geleneksel yoklamada ‘1283 içimizde’ diyerek haykırdıkları gün olmasıdır. Tabii ki 1283 sadece Harbiyelilerin içinde değil arkadaşlar. 1283 bütün Zafer Partililerinin içinde. 1283 bütün büyük Türk milletinin içindedir.” Özdağ, Ebru Teğmen’in mahkemede yaptığı konuşmadan bir bölümü paylaşarak, “Bu subaylarımızın da genç kardeşlerimizin de merak etmemesini istiyorum. Hak ettikleri üniformaya bir gün Türk adaleti aracılığıyla muhakkak kavuşacaklardır” dedi. Dış politika ve füze savunması: “İncirlik neden Patriot’la korunuyor?” Özdağ, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Türkiye’nin füze savunma kapasitesine ilişkin sorularını da yineledi. Türkiye’nin yüksek irtifa füze savunmasını sadece NATO’ya mı ihale ettiğini sorgulayan Özdağ, şu soruları sıraladı: “Balistik ve hipersonik füzeleri görecek, tespit edecek, izleyecek son teknoloji ürünü radar sistemlerimiz hangileridir? Bu radar sistemlerimiz Türkiye’nin hava sahasını aktif olarak kontrol etmekte midir? Balistik ve hipersonik füzeleri önleyecek milli füze savar bataryalarımız var mı ve kullanıyor muyuz? Eğer var ve kullanımda ise İncirlik ve Kürecik için NATO ülkelerinden neden patriot füzeleri getiriliyor? Neden bizim milli füze savunma sistemlerimiz İncirlik’i ve Kürecik’i korumuyor?” Özdağ ayrıca, Yunanistan’ın Semadirek Adası’na Patriot sistemleri yerleştirmesinin Balıkesir, Bandırma ve Eskişehir’deki hava üslerini tehdit ettiğini belirterek, hükümetin bu konuda bir adım atıp atmadığını sordu. Karadeniz’de tanker saldırısı ve gazetecilere gözaltı Özdağ, İstanbul Boğazı’na 26 kilometre kala bir tankere düzenlenen saldırıya ilişkin de değerlendirmede bulundu. Saldırının İran’la ilgisinin olmadığından emin olduklarını belirten Özdağ, “Eğer önümüzdeki saatlerde birileri çıkıp bir provokasyon girişimi olarak böyle bir haber sunarsa içeriden veya dışarıdan Türk milleti buna inanmaz” dedi. Saldırının daha önce Türk Akım’ına saldıran güçler tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini ifade etti. Son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaları da eleştiren Özdağ, “Türkiye’de artık bağımsız bir yargı yok. Bağımsız bir yargı olmadığı için de iktidarın bazı yargı organlarını çok etkili bir şekilde muhalefeti kontrol altına almak, baskı altında tutmak için kullandığına şahit oluyoruz” dedi. ABD Büyükelçisi Barrack ve tapu iddiaları ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olarak atanmasını “vahim” olarak nitelendiren Özdağ, “Washington’un Afganistan-Pakistan’a baktığı gibi Türkiye-Suriye’ye baktığının en somut göstergesidir” yorumunu yaptı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’le ilgili tapu iddialarına ilişkin ise Özdağ, iddiaları ciddi bulduğunu ve konunun mahkemeye taşınmasını olumlu karşıladığını söyledi. “Zafer Partisi iktidarı Türk milletinin iktidarı olacak” Açıklamasının sonunda Zafer Partisi’nin iktidar hedefini yineleyen Özdağ, “Terörle müzakere değil, kesin sonuçlu mücadele gerçekleştireceğiz, huzur ve güvenliği sağlayacağız, birlik ve beraberliğimizi de pekiştireceğiz. Zafer iktidarı Türk milletinin iktidarı olacak” ifadelerini kullandı.

Keles’te Gölet Projesi Tartışması Büyüyor: “Sulama mı, Sanayi Baskısı mı?” Haber

Keles’te Gölet Projesi Tartışması Büyüyor: “Sulama mı, Sanayi Baskısı mı?”

Ancak proje, kamuoyuna “tarımsal verim artışı” ve “köyden kente göçü önleme” hedefleriyle sunulsa da, içeriğinde yer alan sanayi nitelikli unsurlar nedeniyle bölgede ciddi tartışmalara yol açtı. Projenin Teknik Çerçevesi Gelemiç Göleti, su kaynağını Karanlık Deresi’nin yan kolu olan Emrullahçavuş Deresi’nden alacak. Bununla birlikte Karanlık ve Karabel derelerinin sularının da derive edilerek gölet depolamasına aktarılması planlanıyor. Keles ilçe merkezine 10 kilometre, Bursa şehir merkezine ise yaklaşık 60 kilometre mesafede bulunan proje tamamlandığında 173 hektarlık net tarım alanının kapalı borulu sistemle cazibeli olarak sulanması hedefleniyor. Yetkililer, sulama altyapısının devreye girmesiyle birlikte tarımsal üretimde verim artışı sağlanacağını, bunun da bölgenin sosyo-ekonomik gelişimine katkı sunacağını ve göçü azaltacağını ifade ediyor. Projenin inşaat sürecinin yaklaşık 2 yıl sürmesi öngörülüyor. Bu süreçte gölet inşaatında 65, malzeme sahalarında ise 15 olmak üzere toplam 80 kişinin istihdam edilmesi planlanıyor. İnşaatın tamamlanmasının ardından malzeme sahaları, kırma-eleme tesisi ve beton santralinin kapatılacağı belirtiliyor. Ancak asıl tartışma tam da bu noktada yoğunlaşıyor. “Geçici” Tesis Tartışması Zafer Partisi Keles İlçe Başkanı Behçet Arı, projeye ilişkin yaptığı açıklamada sert ifadeler kullanarak, kamuoyuna sunulan tablo ile proje dosyasındaki gerçeklerin örtüşmediğini savundu. Arı’ya göre Gelemiç’te planlanan çalışma yalnızca bir gölet inşası değil; malzeme ocakları, kırma-eleme tesisi ve beton santraliyle birlikte çok yönlü ve ağır bir çevresel müdahale anlamına geliyor. Yetkililerin söz konusu tesisleri “geçici” olarak tanımlamasına tepki gösteren Arı, kamuoyunun bu kavrama artık güven duymadığını belirtti. Türkiye’de daha önce “geçici” denilerek kurulan birçok tesisin kalıcı çevre tahribatlarına yol açtığını hatırlatan Arı, şu değerlendirmede bulundu: “Kamuoyuna yalnızca ‘gölet’ anlatılıyor. Oysa proje dosyasında taş ocakları, kırma-eleme tesisleri ve beton santrali var. Bu unsurlar görmezden gelinerek yapılan sunum eksiktir. Keles halkı gerçeğin tamamını bilmek zorundadır.” Çevresel Etki Endişesi Eleştirilerin odağında özellikle kırma-eleme tesisleri ve malzeme ocaklarının yaratabileceği etkiler yer alıyor. Uzmanlar ve bölge sakinleri tarafından dile getirilen başlıca riskler şöyle sıralanıyor: Tarım alanlarına yoğun toz yayılımı nedeniyle ürün kalitesinin düşmesi, Sürekli gürültü ve titreşim nedeniyle kırsal yaşamın olumsuz etkilenmesi, Dere yataklarının ve yer altı su dengesinin bozulması, İnşaat sonrası rehabilite edilmeyen sahaların çevresel risk alanlarına dönüşmesi. Özellikle su kaynaklarının derive edilmesi ve dere sistemlerinde yapılacak müdahalelerin uzun vadeli ekolojik sonuçlarının yeterince açıklanmadığı iddia ediliyor. “Hukuki ve Fiili Garanti Nerede?” Behçet Arı, yetkililere açık sorular yönelterek şu ifadeleri kullandı: Bu tesislerin gerçekten söküleceğinin hukuki ve fiili garantisi nedir? Denetim hangi kurum tarafından ve hangi sıklıkla yapılacaktır? Süre uzatımı ya da proje revizyonu ile bu tesislerin kalıcı hale getirilmeyeceğinin teminatı var mıdır? Arı, yazılı ve denetlenebilir taahhütler olmaksızın “geçici” ifadesinin kamuoyunu tatmin etmeyeceğini savundu. “Gölet İstiyoruz, Taş Ocağı Değil” Keles’te bazı vatandaşlar ve yerel temsilciler, sulama yatırımına karşı olmadıklarını ancak sanayi baskısı oluşturabilecek unsurların projeden çıkarılması gerektiğini dile getiriyor. Bölge halkı tarafından dile getirilen ortak talep ise şu sözlerle özetleniyor: “Gölet istiyoruz, taş ocağı istemiyoruz. Sulama istiyoruz, sanayi baskısı istemiyoruz.” Kırsal kalkınma hedefiyle yola çıkılan bir projenin, eğer çevresel riskler net biçimde ortaya konmaz ve gerekli güvenceler verilmezse, uzun vadede bölgenin doğal yapısını tehdit edebileceği ifade ediliyor. Tartışma Büyüyebilir ÇED sürecinin başlamasıyla birlikte projenin teknik, hukuki ve çevresel boyutlarının daha detaylı biçimde ele alınması bekleniyor. Önümüzdeki süreçte yapılacak halkın katılım toplantıları ve resmi değerlendirmeler, projenin seyrini belirleyecek. Eleştiriler ise net: Ya proje kapsamındaki sanayi nitelikli tesisler yeniden gözden geçirilmeli ya da kalıcı olmayacaklarına dair açık, yazılı ve denetlenebilir güvenceler kamuoyuyla paylaşılmalı. Aksi halde Gelemiç Göleti projesi, yalnızca bir sulama yatırımı olarak değil, “gölet kılıfı altında genişletilmiş bir çevre müdahalesi” tartışmasıyla anılmaya devam edecek gibi görünüyor.

Zafer Partisi Kestel’den hava kirliliği tepkisi! Haber

Zafer Partisi Kestel’den hava kirliliği tepkisi!

Zafer Partisi Kestel İlçe Teşkilatı, İl Başkanı Cihat Gazi, Kadın Kolları Politikaları Başkanı Nazan Yılmaz, İl Yönetim Kurulu üyeleri, Kestel İlçe Yönetimi ve parti üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen Genişletilmiş İstişare Toplantısı’nda, Kestel’in içine sürüklendiği tabloya karşı adeta isyan bayrağını çekti. Toplantıda yapılan konuşmalar, alışılmış siyasi nezaket kalıplarının çok ötesine geçerek, mevcut yerel yönetimlere doğrudan ve sert bir hesaplaşma çağrısı niteliği taşıdı. “Bugün Burada Kahvaltı Yapmıyoruz, Hesap Soruyoruz!” Toplantının açılışında yapılan konuşmada, bu buluşmanın bir rutin toplantı değil, Kestel’in gasp edilen geleceğini geri alma kararlılığının ilanı olduğu vurgulandı: Zafer Partisi Kestel İlçe Başkanı Kazım Özçar “Bugün burada kahvaltı yapmak için değil, Kestel’in çalınan havasını, gasp edilen toprağını ve yok sayılan insanını geri almak için bir aradayız. Sayın İl Başkanımızın Kestel’e gelerek bu pis tabloyu yerinde görmesi, mücadelemizi daha da büyütmüştür.” “Bu Bir Çevre Sorunu Değil, Açıkça Bir İHMAL VE VİCDANSIZLIK SUÇUDUR!” Zafer Partisi Kestel İlçe Teşkilatı, Kestel’de yıllardır süren hava kirliliğini bir ihmal değil, bilinçli bir yönetim zaafı olarak tanımladı. Yapılan açıklamalarda kullanılan ifadeler, bugüne kadar Kestel’de duyulmuş en sert siyasi eleştiriler arasında yer aldı. Kazım Özçar “Kestel’in havası kirli değil, zehirli! Ve bu zehir solunurken yetkililer koltuklarında keyif sürüyor. Mevcut Belediye Başkanı, masasında kanser, KOAH ve astım hastalarının listesinin olduğunu söylüyor. Bu bir itiraf değil de nedir? İnsanların hastalık listesini tutan ama zehir saçan bacalara dokunamayan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.” Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik eleştiriler ise daha da sertleşti: Kazım Özçar “Büyükşehir Belediye Başkanı çıkıp ‘Kestellilere maske takmayı önerebiliriz’ diyor. Bu akıl tutulmasıdır! Siz maske tavsiye eden bir sağlık danışmanı değilsiniz; denetim yapmak, filtre taktırmak ve halkı korumakla yükümlü yöneticilersiniz.” “Kestel Halkı Size Maske Takmak İçin Değil, Bacalara Filtre Taktırmak İçin Yetki Verdi!” Konuşmalarda, halk sağlığının göz göre göre hiçe sayıldığı vurgulanarak, mevcut yönetimlerin Kestel’i sanayi artığı bir arka bahçeye çevirdiği ifade edildi. Kazım Özçar “Çocuklarımız nefes alamazken, siz tutanak tutuyorsunuz. İnsanlar hasta olurken, siz liste yapıyorsunuz. Bu düpedüz beceriksizlik değil, görev ihmalidir!” Trafik Felci: “Bu İlçeyi Yönetemiyorsunuz!” Toplantıda Kestel’in kronikleşmiş trafik sorunu da ağır sözlerle ele alındı. Zafer Partisi’nin somut çözüm önerilerinin bilinçli şekilde görmezden gelindiği ifade edildi. Kazım Özçar “Metro son durağından ilçe merkezine araç girişi değil, çıkışı verilmesini önerdik. Bu kadar basit bir çözümü bile hayata geçiremeyen bir yönetim var. ‘Bu bizim yetkimiz değil’ diyerek sorumluluktan kaçtılar. Kestel’i yönetemeyenler, topu birbirine atarak koltuklarını korumaya çalışıyor.” Zafer Partisi, Kestel’in hakkını Büyükşehir karşısında savunamayan yönetimi “iradesiz ve teslimiyetçi” olmakla suçladı. Kırsal Mahalleler: “Toprak Var, Hizmet Yok!” Kırsal mahalleler konusunda ise açıklamalar adeta bir rant suçlamasına dönüştü: Kazım Özçar “Konu rant olunca köylünün toprağına çökenler, konu hizmet olunca köylüyü yok sayıyor. Meralar elden gidiyor, taşınmazlar satılıyor ama köylünün yoluna, suyuna, üretimine tek kuruş harcanmıyor.” Zafer Partisi, mevcut bütçe anlayışını ‘yandaşa çalışan belediyecilik’ olarak nitelendirerek, kendi belediyecilik anlayışlarının tamamen farklı olacağını ilan etti. Kazım Özçar “Bizim belediyeciliğimizde bütçe; yandaş müteahhitlere değil, Kestel’in toprağına, çiftçisine ve emekçisine akacaktır.” “Bu Düzen Değişecek, Hesap Sorulacak!” Toplantının finalinde verilen mesaj net, sert ve tartışmaya kapalıydı: Kazım Özçar “Kestel sahipsiz değil. Bu ilçeyi zehirleyen, kilitleyen ve kaderine terk eden bu düzen değişecek. Zafer Partisi olarak susmayacağız, geri adım atmayacağız ve günü geldiğinde bu halka hesap soramayanlardan hesabı biz soracağız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.