Hava Durumu

#Vesayet

Gürsu Haber - Vesayet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vesayet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Belediyeler Sarayın Değil, Halkın!” Haber

“Belediyeler Sarayın Değil, Halkın!”

Yaka, konuşmasına Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimci vizyonunu hatırlatarak başladı. “Bugün, Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanındığı devrimsel kanunun yıldönümü. Bu, Cumhuriyetimizin kadın-erkek eşitliği yolunda attığı en radikal adımdır. Artvin Kılıçkaya’da Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı Sadiye Hanım’ı, ilk kadın muhtar Gül Esin’i ve eşitlik mücadelesine destek veren tüm kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz” dedi. Kadın mücadelesinin CHP için ana omurga olduğunu vurgulayan Yaka, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki 96 yıl önce kazanılan bu haklar, gericiliğin, vesayet zihniyetinin ve kadını siyasetten dışlamaya çalışan anlayışların hedefi olmaya devam ediyor. Belediyeler, iktidarın keyfi kayyum uygulamalarıyla gasp ediliyor, kadın belediye başkanlarımız hedef alınıyor. Halkın iradesi yok sayılarak atanmış kişilerle yönetilmek isteniyor. Bu, Atatürk’ün halkın doğrudan temsil alanı olarak gördüğü yerel yönetim anlayışıyla tamamen çelişiyor.” Yaka, CHP’nin halk iradesinden asla taviz vermeyeceğini yüksek bir sesle duyurdu: “Belediyeler sarayların değil, halkındır! Biz Cumhuriyet Halk Partisi’li belediyeler olarak bunu gururla haykırıyoruz. Kadınları eve hapseden zihniyete inat, yalnızca 2 yıl içinde tam 801 kreş açtık; çocuklarımızın güvenliğini sağlıyor, kadınların iş gücüne katılımını destekliyoruz. ‘Eğitim, hiçbir gencin maddi durumuna kurban edilemez!’ anlayışıyla 77 öğrenci yurdumuzla gençlerimizin yanındayız. 172 Kent Lokantası ile yoksul vatandaşlarımızın ve öğrencilerimizin sofrasındayız. 173 Halk Market, Halk Mandıra ve Halk Ekmek noktalarımızla hem bütçeyi koruyor hem de yerel üreticiyi destekliyoruz. Ve bunu, tutuklu belediye başkanlarımıza rağmen, kayyuma inat, halkın iradesiyle yaptık.” Asuman Yaka, mesajını netleştirdi: “Oya Tekin’in tutuklandığı yerde biz kreş açarız. İktidarın vesayet hayalleri kurduğu her belediyede halkın sofrasını kurarız. Cumhuriyet kadınları olarak halk için çalışmaktan ve eşitliği savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.” Yaka, açıklamasını CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sözleriyle tamamladı: “Eşitlik olmadan tam demokrasi olmaz. Kadınlar siyasetin öznesidir, karar mekanizmalarının eşit ve vazgeçilmez ortağıdır.”

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü” Haber

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat sürecinin yıl dönümünde yaptığı kapsamlı açıklamada, 1997’de yaşanan müdahalenin demokrasi tarihine “kara bir vesayet dönemi” olarak geçtiğini belirterek, o gün sergilenen sendikal direnişin milli iradeye sahip çıkma iradesi olduğunu vurguladı. “Postmodern” Denilerek Hafifletilemez 28 Şubat 1997’de toplanan Millî Güvenlik Kurulu kararlarıyla başlayan sürecin, seçilmiş hükümeti baskı altına alan sistematik bir müdahale olduğunu ifade eden Şanlı, kamuoyunda “postmodern darbe” olarak anılan bu dönemin özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbe niteliği taşıdığını söyledi. Tankların yürütüldüğü, medya manşetleriyle kamuoyu algısının şekillendirildiği, yargı ve bürokrasinin brifinglerle yönlendirildiği bir iklim oluşturulduğunu belirten Şanlı, “Bu süreç, yalnızca bir siyasi müdahale değil; millet iradesini tahkim etmeye çalışan bir vesayet düzeninin açık tezahürüydü” dedi. “Kesintisiz Eğitim”e Karşı “Kesintisiz Demokrasi” Şanlı, o dönemde kamuoyuna sunulan “kesintisiz eğitim” söyleminin, toplumu tek tip bir anlayışa yönlendirme çabasının parçası olduğunu savunarak, Türkiye Kamu-Sen’in bu dayatmaya karşı “kesintisiz demokrasi” ilkesini savunduğunu ifade etti. “Bizim için mesele pedagojik bir tartışma değildi; mesele doğrudan doğruya millet iradesinin tasfiyesine karşı durmaktı” diyen Şanlı, sendikal mücadelenin sınırlarını aşan bir tavır ortaya koyduklarını kaydetti. Demokrasi Nöbeti: Kokartlı Direniş Başta Türkiye Kamu-Sen olmak üzere bağlı sendikaların süreç boyunca geri adım atmadığını belirten Şanlı, bir hafta süren kitlesel eylemleri hatırlattı: İş yerlerinde kokart takılarak sembolik ve görünür bir duruş sergilendi. Kitlesel basın açıklamalarıyla kamuoyu bilgilendirildi. Meydanlarda açıklamalar yapıldı. Bildiriler dağıtılarak taban mobilize edildi. Şanlı, “O gün adeta demokrasi nöbeti tutuldu. Bu, sendikal tarihimize düşülmüş şerefli bir kayıttır” ifadelerini kullandı. “Susmak Vesayeti Kabullenmekti” Süreçte geri çekilmenin ve sessiz kalmanın daha güvenli bir tercih olabileceğini, ancak bunun vesayeti meşrulaştırmak anlamına geleceğini vurgulayan Şanlı, şu değerlendirmede bulundu: “Susmak kolaydı; ancak susmak vesayeti kabullenmek demekti. Biz milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik. Sergilenen tavır, yalnızca sendikal değil, milli bir duruştu.” 28 Şubat döneminin; fişlemelerin, yasakların, ayrımcılığın ve inanç temelli baskıların sıradanlaştırıldığı bir süreç olarak hafızalarda yer ettiğini belirten Şanlı, buna rağmen demokrasiye inananların cesaretinin karanlığı dağıtan bir ışık olduğunu söyledi. “Haklı Olan Kazandı, Vesayet Çöktü” Aradan geçen yıllar içinde vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve darbe heveslilerinin tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edildiğini dile getiren Şanlı, millet iradesinin nihayetinde galip geldiğini ifade etti. Ancak hafızanın diri tutulması gerektiğini vurgulayan Şanlı, “Unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu nedenle 28 Şubat yalnızca bir anma değil, bir bilinç muhasebesidir” dedi. “Hangi Ad Altında Gelirse Gelsin…” Hilmi Şanlı açıklamasının sonunda, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, milli iradeyi ve demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini belirterek şu mesajı verdi: “Hangi ad altında gelirse gelsin, millet iradesine yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracağız. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız. Demokrasiye sahip çıkmak bizim için bir tercih değil, bir şeref meselesidir.” Türk sendikal hareketinin yakın tarihindeki kritik dönemeçlerden biri olarak değerlendirilen 28 Şubat süreci, yapılan bu açıklamayla bir kez daha hatırlatılırken; vesayet tartışmaları ve demokratik kazanımların korunması meselesi yeniden kamuoyu gündemine taşınmış oldu.

Türkiye Bir Hukuk Devletidir Haber

Türkiye Bir Hukuk Devletidir

Terörle Arasına Mesafe Koymayanlara Asla Meşruiyet Yoktur İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman bir dizi açıklamada bulundu. Karaduman; “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bu gerçek tartışmaya kapalıdır. Hukukun üstünlüğü; devletimizin temeli, milletimizin ortak iradesinin güvencesi ve toplumsal düzenimizin sarsılmaz dayanağıdır. Bu ilkeyi zedelemeye dönük her girişim, doğrudan doğruya devletin varlığına ve milletimizin birliğine yönelmiş bir tehdittir. Türk yargısı tarafından terör suçlarından hüküm giymiş, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan bir mahkûmun açıklamalarının kamuoyuna olağan bir siyasi aktör gibi servis edilmesi asla kabul edilemez. İmralı bir ceza infaz kurumudur. Orada bulunan kişi ise terör eylemlerinin sorumlusu olarak mahkûm edilmiş bir hükümlüdür. Nokta. Binlerce vatandaşımızın hayatına mal olmuş kanlı bir terör sürecinin baş aktörlerinden birinin sözlerini siyasi gündemin merkezine taşımak; şehitlerimizin aziz hatırasına açık bir saygısızlık, gazilerimizin fedakârlığına ağır bir hakarettir. Bu milletin evlatlarının canı üzerinden inşa edilmiş bir terör geçmişini görmezden gelerek, hükümlü bir ismi meşru bir siyasi özne gibi sunmaya çalışan her yaklaşım milletimizin vicdanında mahkûm olmaya mahkûmdur. Devlet ile millet arasındaki bağ, teröre karşı netlik ve kararlılıkla güçlenir. Terörle arasına açık, kesin ve tartışmasız bir mesafe koymayan hiçbir kişi, hiçbir yapı ve hiçbir siyasi oluşum bu millet adına söz söyleme hakkına sahip değildir. Meşruiyetin tek kaynağı sandıkta tecelli eden milli iradedir. Bunun dışında hiçbir odağa, hiçbir vesayet arayışına, hiçbir dolaylı meşrulaştırma çabasına geçit yoktur. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü bir şahsın serbest bırakılmasına yönelik girişimlerde bulunan, bu yönde komisyonlarda yer alıp imza atan, siyasi zemin oluşturmaya çalışan her parti ve her temsilci tarihi bir sorumluluk altındadır. Bu tutumun ne hukuki ne ahlaki ne de vicdani bir izahı vardır. Bu tavrı en güçlü şekilde reddediyor ve şiddetle kınıyoruz. Gemlikli aziz hemşehrilerimiz şunu bilmelidir: Bizim durduğumuz yer dün neredeyse bugün de orasıdır. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı olarak tavrımız nettir, açıktır ve değişmeyecektir: Şehitlerimizin aziz hatırasının yanındayız. Gazilerimizin onurunun yanındayız. Devletimizin birliğinin, milletimizin huzurunun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasının yanındayız. Terörle arasına mesafe koymayan hiçbir anlayışa meşruiyet tanımıyoruz.” ifadelerini kullandı.

29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Kurucu Başkanı Sultan Yurdanal: “Medeni Kanun’un 100. Yılı, Laik Hukuka Sahip Çıkma Sorumluluğudur” Haber

29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Kurucu Başkanı Sultan Yurdanal: “Medeni Kanun’un 100. Yılı, Laik Hukuka Sahip Çıkma Sorumluluğudur”

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel devrim yasalarından biri olan Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılı dolayısıyla 29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Kurucu Başkanı Sultan Yurdanal kapsamlı bir açıklama yaptı. Yurdanal, 17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun’un yalnızca bir hukuk düzenlemesi değil, aynı zamanda tarihsel bir kadın devrimi olduğunu vurguladı. Yurdanal, Medeni Kanun’un yüzüncü yılı için hazırladığı kitabın; birinci yüzyılda elde edilen kazanımları hatırlatma, laik hukuka ve hukuk birliğine sahip çıkma ve ikinci yüzyıla ışık tutma amacı taşıdığını belirtti. “100 Yıl Önce Dünyada Az Rastlanır Bir Kadın Devrimi Yapıldı” Sultan Yurdanal açıklamasında, 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun’un kadın hakları açısından tarihsel bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekti: “Bundan 100 yıl önce Türkiye, dünyada az bulunan bir kadın devrimi yaparak Medeni Yasa’yı kabul etti. Kadınlara bugün bile coğrafyamızdaki pek çok ülkede olmayan hakları veren Büyük Atatürk, onun Başbakanı İsmet İnönü ve dava arkadaşlarını saygıyla anıyoruz.” Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde gerçekleştirilen hukuk devriminin, aile yapısından miras hukukuna, bireysel haklardan kadın-erkek eşitliğine kadar geniş bir alanda köklü değişiklikler getirdiğini ifade eden Yurdanal, bu reformların Cumhuriyet’in laik ve çağdaş kimliğinin temel taşlarından biri olduğunu söyledi. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü ve Cumhuriyet kadrolarının reform sürecindeki rolünü de hatırlatan Yurdanal, Medeni Kanun’un yalnızca hukuki değil, toplumsal bir dönüşüm projesi olduğunun altını çizdi. Hukuk Birliği ve Laiklik Vurgusu 1926 Medeni Kanunu ile birlikte: Aile, miras ve kişiler hukukunun din kurallarından ayrıldığını, Çok eşli evliliğin yasaklandığını ve resmi nikâhın zorunlu hale getirildiğini, Kadın-erkek arasında miras eşitliğinin sağlandığını, Kadınların boşanma davası açma ve meslek seçme hakkı kazandığını, Mahkemelerde hukuk birliğinin sağlanarak dinî mahkemelerin kaldırıldığını hatırlatan Yurdanal, bu düzenlemelerin bireyi hukuk önünde güçlendirdiğini ve çağdaş bir yurttaşlık anlayışının temelini attığını ifade etti. “Velayet ve aile düzeninin devlet hukukuna bağlanması, evlat edinme ve vesayet sisteminin düzenlenmesi; birey kavramının hukuken güçlendirilmesi anlamına gelmektedir” diyen Yurdanal, laik hukuk sisteminin Türkiye’nin demokratik gelişimi açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti. “İkinci Yüzyıla Işık Tutmalı” Sultan Yurdanal, Medeni Kanun’un yüzüncü yılı için hazırladığı kitabın amacını şu sözlerle açıkladı: “Birinci yüzyılda elde edilen kazanımları hatırlamada, laik hukuka, hukuk birliğine ve kadın haklarına sahip çıkmada, geri adımlarla mücadelede ikinci yüzyıla ışık tutması umudundayım.” Yurdanal’a göre Medeni Kanun, yalnızca geçmişin bir kazanımı değil; aynı zamanda geleceğin de teminatı niteliğinde. Kadın hakları, hukuk birliği ve laiklik ilkelerinin korunmasının Cumhuriyet’in temel değerlerine sahip çıkmak anlamına geldiğini belirtti. Bursa’dan Cumhuriyet Değerlerine Güçlü Mesaj 29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Kurucu Başkanı olarak uzun yıllardır kadın hakları ve laik hukuk mücadelesi içinde yer alan Sultan Yurdanal’ın açıklaması, Medeni Kanun’un 100. yılında Bursa’dan verilen güçlü bir Cumhuriyet mesajı olarak değerlendirildi. Medeni Kanun’un kabulünün üzerinden geçen bir asra rağmen, kadın-erkek eşitliği, hukuk devleti ve laiklik ilkelerinin güncelliğini koruduğunu belirten Yurdanal, ikinci yüzyılda da bu kazanımlara sahip çıkmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu ifade etti. “Cumhuriyet’in kadın devrimine sahip çıkmak, yalnızca geçmişe saygı değil; geleceğe borcumuzdur” diyen Yurdanal, kamuoyunu laik hukuk düzenine ve kadın haklarına kararlılıkla sahip çıkmaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.