Hava Durumu

#Vatandaş

Gürsu Haber - Vatandaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vatandaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HOBİ BAHÇELERİ KRİZİ BÜYÜYOR: YIKIMLAR HIZLANDI, TOPLUMSAL TANSİYON TIRMANIYOR Haber

HOBİ BAHÇELERİ KRİZİ BÜYÜYOR: YIKIMLAR HIZLANDI, TOPLUMSAL TANSİYON TIRMANIYOR

Son haftalarda Türkiye genelinde kamuoyunun en sıcak gündem maddelerinden biri haline gelen “hobi bahçeleri” tartışması, alınan yeni kararlar ve hızlanan uygulamalarla birlikte giderek daha sert bir krize dönüşüyor. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’nun da dikkat çektiği süreçte, milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyebilecek gelişmeler peş peşe yaşanıyor. TORBA YASADA AĞIR YAPTIRIM SİNYALİ VERİLMİŞTİ 13 Mart 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulan ve toplam 29 maddeden oluşan torba yasa teklifinde, özellikle tarım arazileri üzerine kurulan hobi bahçelerine yönelik sert yaptırımlar öngörülüyordu. Teklifte yer alan “tarım vasfı bozulan arazinin her bir metrekaresi için 2.500 TL idari para cezası uygulanması” hükmü, geniş bir kesimde ciddi endişe yaratmıştı. Bu düzenlemenin yasalaşması halinde, ülke genelinde yüz binlerce parsel ve milyonlarca vatandaş doğrudan ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecekti. YÖNETMELİKLE ANİ VE DAHA SERT ADIM: YIKIM SÜREÇLERİ HIZLANDI Ancak asıl kırılma noktası, yasa teklifinin komisyon süreci tamamlanmadan yaşandı. 4 Nisan 2026 tarihli ve 33214 sayılı yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte, izinsiz yapıların yıkımına yönelik süreçler beklenenden çok daha hızlı ve sert biçimde uygulanmaya başlandı. Yerel yönetimlerin sahaya inmesiyle birlikte birçok bölgede yıkım kararları peş peşe hayata geçirildi. Bu ani uygulama değişikliği, özellikle hobi bahçesi sahipleri arasında büyük bir mağduriyet algısı oluştururken, ülke genelinde ciddi bir toplumsal tepkiyi de beraberinde getirdi. Sosyal medyada yükselen tepkiler, yerel protestolar ve artan şikayetler, meselenin artık yalnızca teknik bir imar sorunu olmaktan çıktığını gösterdi. SİYASET VE DEVLET ZİRVESİ DEVREDE Yaşanan gelişmeler kısa sürede siyasi gündemin üst sıralarına taşındı. Farklı siyasi partilerin genel başkanları konuyla ilgili açıklamalarda bulunurken, ulusal basın da meseleyi geniş şekilde ele aldı. Artan baskı ve kamuoyu hassasiyeti sonucunda konu Cumhurbaşkanlığı düzeyine kadar ulaştı. Cumhurbaşkanı tarafından bir heyet oluşturularak “orta yol bulunması” yönünde irade ortaya konulması, krizin çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi. Ancak sahadaki yıkım uygulamalarının devam etmesi, tansiyonun henüz düşmediğini ortaya koyuyor. “YIKIMLAR DERHAL DURDURULMALI” ÇAĞRISI İmar Yasasına Takılanlar cephesinden gelen çağrı ise net ve sert: Nihai çözüm ortaya konulana kadar ülke genelinde yürütülen yıkım işlemlerinin acilen durdurulması gerekiyor. Bu kapsamda yapılan çağrıda üç kritik talep öne çıkıyor: Nihai ve kalıcı çözüm belirlenene kadar geçici bir durdurma kararı alınması, En azından birkaç haftalık bir süreyle yıkımların askıya alınması, Hem belediyelere hem de merkezi yönetime açık bir şekilde bu yönde talimat verilmesi. Yetkililere yönelik bu çağrının, yükselen toplumsal tansiyonu düşürebileceği ve daha sağduyulu bir çözüm sürecinin önünü açabileceği ifade ediliyor. KRİTİK EŞİK: GERİLİM Mİ, UZLAŞI MI? Gelinen noktada hobi bahçeleri meselesi, yalnızca imar mevzuatı çerçevesinde değerlendirilemeyecek kadar büyümüş durumda. Bir yanda tarım arazilerinin korunması gerekliliği, diğer yanda vatandaşların mülkiyet ve kullanım beklentileri arasında sıkışan süreç, kritik bir denge arayışını zorunlu kılıyor. Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar, ya gerilimin daha da tırmanmasına ya da taraflar arasında makul bir uzlaşı zemininin oluşmasına neden olacak. Türkiye, hobi bahçeleri krizinde şimdi tam anlamıyla bir yol ayrımında.

“Bursa Nereye Sürükleniyor? Saadet Partisi’nden Sert Uyarılar!” Haber

“Bursa Nereye Sürükleniyor? Saadet Partisi’nden Sert Uyarılar!”

İl Divan Toplantısında Ekonomi, Şehirleşme ve Sosyal Yapı Masaya Yatırıldı Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın Mart Ayı İl Divan Toplantısı, kentin geleceğine dair çarpıcı tespitler ve sert eleştirilerle gündeme damga vurdu. İl Başkanı Hamza Gürsel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya; Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Genel Merkez Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Selim Sait Terzioğlu ve İl Müfettişi Salih Kocatepe katıldı. Toplantıda yapılan konuşmalar ve sunumlar, Bursa’nın içinde bulunduğu gidişata ilişkin kapsamlı bir analiz ortaya koydu. “Plansız Büyüme Bursa’yı Nefessiz Bırakıyor” İl Başkanı Hamza Gürsel, konuşmasında Bursa’nın hızla büyüyen ancak aynı oranda planlanamayan bir şehir haline geldiğini vurguladı. Gürsel’e göre; sanayi, nüfus artışı ve göç baskısı, kentin altyapısını zorlamakla kalmıyor, aynı zamanda yaşam kalitesini de ciddi şekilde düşürüyor. “Bursa büyüyor ama sağlıklı büyümüyor. Plansızlık, sadece betonlaşmayı değil; trafik, çevre ve sosyal sorunları da beraberinde getiriyor” diyen Gürsel, özellikle tarım alanlarının kontrolsüz şekilde yapılaşmaya açılmasının geri dönülmez sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Ekonomik Baskı: “Vatandaş Geçinemiyor” Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri ise ekonomik tablo oldu. Bursa’da hem sanayici hem de dar gelirli vatandaşın ciddi bir darboğazda olduğu ifade edildi. Milletvekili Mehmet Atmaca, artan maliyetler, yüksek enflasyon ve alım gücündeki düşüşe işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: “Bursa üretimin kalbi ama üretici ayakta kalmakta zorlanıyor. İşçi geçinemiyor, esnaf ayakta duramıyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.” Şehirleşme ve İmar Eleştirisi: “Betonlaşma Öncelik Oldu” Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Bursa’daki imar politikaları da sert şekilde eleştirildi. Kentin doğal yapısının ve yeşil alanlarının hızla yok edildiği vurgulanırken, plansız yapılaşmanın uzun vadede büyük riskler taşıdığı ifade edildi. Selim Sait Terzioğlu, şehirleşme politikalarının insan odaklı olmaktan uzaklaştığını belirterek: “Bursa artık nefes almakta zorlanan bir şehir haline geliyor. Yeşil Bursa söylemi, yerini beton Bursa gerçeğine bırakıyor” dedi. İlçe Raporları: Sorunlar Sahadan Taşındı Toplantının önemli bölümlerinden birini de ilçe başkanlarının sunduğu aylık raporlar oluşturdu. İlçelerden gelen veriler, Bursa genelinde benzer sorunların yaygınlaştığını ortaya koydu: Altyapı yetersizlikleri Trafik yoğunluğu Kentsel dönüşümde yaşanan aksaklıklar Tarım alanlarının daralması Genç işsizlik oranındaki artış Bu başlıklar, Bursa’nın sadece merkezde değil, tüm ilçelerinde yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. Teşkilat Sunumları: “Sahadayız” Mesajı İl Başkan Yardımcılarının yaptığı sunumlarda ise teşkilat çalışmalarına yer verildi. Vatandaşla birebir temasın artırıldığı, saha çalışmalarının yoğunlaştırıldığı ve Bursa’nın her noktasında sorunların yerinde tespit edildiği ifade edildi. “Bursa İçin Acil Eylem Planı Şart” İl Müfettişi Salih Kocatepe, yaptığı değerlendirmede Bursa’nın geleceği için acil ve kapsamlı bir planlamaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Kocatepe, özellikle yerel yönetimlerin uzun vadeli stratejiler üretmesi gerektiğini vurguladı. GENEL DEĞERLENDİRME: “Yön Arayışı Devam Ediyor” Toplantının genelinde ortaya çıkan tablo, Bursa’nın kritik bir eşikte olduğu yönünde. Hızlı büyüme, ekonomik baskılar ve plansız şehirleşme; kenti hem sosyal hem de ekonomik açıdan zor bir sürece sürüklüyor. Saadet Partisi kurmayları, Bursa’nın mevcut gidişatının sürdürülebilir olmadığını savunurken, çözüm için daha adil, planlı ve insan odaklı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bursa Sahipsiz Değil Ama Yönsüz” Toplantıdan çıkan en net mesaj ise şu oldu: Bursa büyük bir potansiyele sahip, ancak doğru yönetilmediği takdirde bu potansiyel bir krize dönüşebilir. Saadet Partisi’nin Mart ayı İl Divan Toplantısı, sadece bir siyasi buluşma değil; aynı zamanda Bursa’nın geleceğine dair güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?” Haber

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?”

İbrahim Hacıoğlu Sert Çıktı: “Vatandaşın Barakasını Yıkıp Plansızlığı Gizleyemezsiniz!” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa ve çevresinde köy statüsünden mahalleye dönüşen alanlarda yaşanan yıkımlara sert sözlerle tepki gösterdi. Mudanya başta olmak üzere Bursa’nın 5 ilçesinde kırsal alanlarda bulunan tek katlı yapılar ve barakaların yıkılmaya devam ettiğini belirten Hacıoğlu, “Devlet vatandaşına çözüm üretmek yerine kepçe gönderiyor” diyerek adeta ateş püskürdü. Son dönemde yürürlüğe giren sıkı denetimler ve imar kuralları, kırsalda kendi toprağına küçük bir yapı yapmak isteyen vatandaş için neredeyse imkânsız hale geldi. Yeni düzenlemelere göre artık bir tarlaya yapı yapılabilmesi için: Minimum 5.000 metrekare arsa Yola cephe zorunluluğu Maksimum %5 yapılaşma ve 250 m² sınırı En fazla 2 kat ve 6.5 metre yükseklik Parsel sınırına 5 metre, yola 10 metre mesafe Ruhsat ve zemin etüdü zorunluluğu gibi ağır şartlar aranıyor. Üstelik bu kurallar prefabrik ve tiny house dahil tüm yapılar için geçerli. Hacıoğlu bu tabloyu şu sözlerle hedef aldı: “Vatandaşın üç kuruşluk tarlasına koyduğu tiny house’a bile tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. ‘Kimse karışmaz’ denilen dönem bitti, şimdi herkesin kapısında yıkım tehdidi var.” “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Plansızlık!” 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Hacıoğlu, asıl sorunun bu dönüşüm sonrası yapılmayan planlamalar olduğunun altını çizdi: “Köylerin tüzel kişiliğini kaldırdınız, yetkileri belediyelere devrettiniz ama gerekli imar planlarını yapmadınız. Şimdi bunun faturasını vatandaşa kesiyorsunuz. Bu kabul edilemez.” Türkiye genelinde hâlâ tamamlanmayan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının büyük bir boşluk yarattığını vurgulayan Hacıoğlu, tarım alanları ve kırsal yerleşimlerin plansız bırakıldığını ve bu nedenle milyonlarca yapının “kaçak” durumuna düştüğünü söyledi. Lavc59.13.101 “İmar Barışıyla Para Topladılar, Şimdi Belgeleri İptal Ediyorlar!” 2018’de çıkarılan İmar Barışı kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete başvurarak Yapı Kayıt Belgesi aldığını hatırlatan Hacıoğlu, bugün gelinen noktayı “büyük bir güven krizi” olarak tanımladı: “Vatandaş devlete güvendi, parasını ödedi, yapısını kayıt altına aldı. Şimdi dönüp o belgeleri iptal etmeye başlıyorsunuz. Bu düpedüz kazanılmış hakkın gaspıdır.” “Yıkılan Sadece Ev Değil, Bir Hayat!” Pandemi sonrası kırsala yönelen vatandaşların kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığını belirten Hacıoğlu, yapılan yıkımların sadece fiziki değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı: “Bugün yıkılan sadece dört duvar değil. Bir ailenin emeği, hayali, geleceği yerle bir ediliyor. İnsanları borca sokup sonra evlerini başlarına yıkıyorsunuz.” “11 Milyon Yapı Çözüm Bekliyor!” Sorunun artık bireysel değil, toplumsal bir krize dönüştüğünü belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyon bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesi beklediğini açıkladı. “TBMM Derhal Harekete Geçmeli!” Hacıoğlu, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele artık görmezden gelinecek bir konu değil. TBMM, ilgili komisyonlar, akademisyenler ve şehircilik uzmanları derhal harekete geçmeli. Yıkım politikalarıyla bir yere varamazsınız.” “Çözüm Yıkım Değil, Yeni Yapı Kayıt Düzenlemesi!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık: yeni bir yapı kayıt düzenlemesi. Bu düzenleme ile: Devlet milyarlarca lira gelir elde edecek Belediyeler vergi ve harç kazanacak Vatandaşın evi yıkılmadan kayıt altına alınacak Plansızlık yerine denetimli sistem kurulacak Devlet-vatandaş güveni yeniden sağlanacak “VATANDAŞA KEFEN DEĞİL, ÇÖZÜM VERİN!” İbrahim Hacıoğlu açıklamasını sert bir mesajla noktaladı: “Vatandaşın evine kepçe göndermek kolay. Zor olan adil bir sistem kurmak. Eğer gerçekten çözüm istiyorsanız, yıkımı durdurun ve insanların yaşam hakkına saygı gösterin. Bu ülkenin insanı kendi toprağında kaçak değil, ev sahibi olmak istiyor!”

Osmangazi'de A Harekat! Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir Haber

Osmangazi'de A Harekat! Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir

Osmangazi’nin yıllardır çözülemeyen ve giderek derinleşen sorunlarına ilişkin çok sert ve kapsamlı bir açıklama yaparak hem Osmangazi Belediyesi’ni hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni ağır bir dille eleştirdi. Demir, ilçenin adeta kaderine terk edildiğini savunarak, “Osmangazi sahipsiz değildir, ama yöneticiler ne yazık ki sorumluluklarının tamamen uzağındadır” ifadelerini kullandı. Demir, açıklamasında Osmangazi’nin artık “yönetilemeyen bir ilçe” haline geldiğini belirterek, plansız büyümenin, çarpık kentleşmenin ve ihmalkârlığın ilçeyi içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklediğini söyledi. “Bugün Osmangazi’de yaşanan tablo bir beceriksizlik değil, doğrudan doğruya bir yönetememe krizidir. Bu kadar uzun süre çözülemeyen sorunlar artık ihmal değil, bilinçli görmezden gelmedir” diyerek yerel yönetimlere yüklendi. İlçede altyapı sorunlarının yıllardır çözülmediğini ve her yağmurda aynı manzaraların yaşandığını hatırlatan Demir, “21. yüzyılda hâlâ su baskınları, kanalizasyon taşmaları konuşuluyorsa burada ciddi bir çöküş vardır. Vatandaş her yağmurda tedirgin oluyorsa, bu yönetim sınıfta kalmıştır” dedi. Mahalleler arasında hizmet eşitsizliğinin açıkça görüldüğünü de vurgulayan Demir, bazı bölgelerin adeta unutulduğunu ifade etti. Ulaşım konusuna ayrı bir başlık açan Demir, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni hedef alarak sert ifadeler kullandı: “Bursa’da ulaşım artık bir çileye dönüşmüştür. Plansızlık, vizyonsuzluk ve günü kurtarma politikaları yüzünden insanlar ömrünü trafikte tüketiyor. Her geçen gün artan nüfusa rağmen tek bir kalıcı çözüm üretemeyen bir anlayış, başarısızlığını reklamla örtmeye çalışmaktadır. Bu, vatandaşın aklıyla alay etmektir.” Kentsel dönüşüm konusundaki tabloyu ise “vahim” olarak nitelendiren Demir, deprem gerçeğine rağmen atılan adımların yetersiz ve ağır olduğunu söyledi. “Osmangazi’de binlerce insan riskli yapılarda yaşam mücadelesi veriyor. Ama ortada ne hız var ne plan var ne de samimiyet. İnsanların can güvenliği bu kadar ucuz olamaz. Bu vurdumduymazlık kabul edilemez” diyerek tepkisini dile getirdi. Yerel yönetimlerin önceliklerinin tamamen yanlış olduğunu savunan Demir, “Vatandaşın temel sorunları ortadayken vitrin projeleriyle algı yönetimi yapmak, bu şehre yapılabilecek en büyük saygısızlıktır” dedi. Belediyelerin artık mazeret üretmeyi bırakması gerektiğini belirten Demir, “Sorumluluk makamında olanlar ya görevlerini layıkıyla yapacak ya da o koltukları işgal etmeyi bırakacak” ifadeleriyle eleştirilerini daha da sertleştirdi. Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Demir, şunları söyledi: “Osmangazi halkı yıllardır sabrediyor ama bu sabrın bir sınırı var. Biz Anahtar Parti olarak bu düzenin karşısında durmaya, bu ihmalleri her platformda ifşa etmeye devam edeceğiz. Kimse kusura bakmasın; bu saatten sonra susmayacağız, geri adım atmayacağız ve bu kötü yönetimin hesabını sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma! Haber

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma!

Geçmiş dönem CHP Gürsu İlçe Başkanı Cavit Kaya, sert ifadelerle yaptığı açıklamada Gürsu’nun kaybedilen yıllarının hesabını sordu. Kaya’nın hedefinde ise Gürsu belediye Başkanı Mustafa Işık vardı. Kaya, açıklamasında Gürsu’nun yıllardır süren plansızlık, yanlış imar politikaları ve tutulmayan sözler nedeniyle adeta geriye götürüldüğünü vurgulayarak şu soruyu gündeme taşıdı: “Gürsu’da kaybedilen yılların bedelini 106 bin vatandaş mı ödeyecek?” Açıklamanın en sert bölümü ise imar politikalarına yönelikti. Kaya, Gürsu’da “korunması gereken alanların” imara açıldığını iddia ederek, bunun yalnızca şehir estetiğini değil, aynı zamanda çevresel dengeleri de geri dönülmez şekilde tahrip ettiğini dile getirdi. Özellikle plansız büyümenin ilçeyi betonlaşmaya sürüklediğini savunan Kaya, bu sürecin hesabının verilmesi gerektiğini söyledi. Büyükşehir üzerinden yürütülen “su faturası” tartışmalarına da değinen Kaya, bu konunun bir “gündem saptırma aracı” olarak kullanıldığını öne sürdü. Ona göre asıl mesele, Gürsu’nun kendi içinde yaşadığı yönetim zafiyeti ve yerine getirilmeyen vaatlerdi. Kaya, “Mustafa Işık mecliste şov yapmayı bırakın, önce Gürsu’da yaptıklarınızın ve yapmadıklarınızın hesabını verin” diyerek eleştirilerini daha da sertleştirdi. Gerçekleşmeyen vaatler mercek altında Kaya’nın açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise seçim döneminde verilen ancak hayata geçirilmeyen projeler oldu. Gürsu’da altyapıdan ulaşıma, sosyal alanlardan kentsel dönüşüme kadar birçok başlıkta somut ilerleme sağlanamadığını ifade eden Kaya, şu noktaların altını çizdi: Kentsel dönüşüm projeleri beklenen hızda ilerlemedi, riskli yapılar hâlâ çözüm bekliyor. Ulaşım ve trafik sorunları kronik hale geldi, alternatif çözümler üretilemedi. Yeşil alan ve sosyal donatı projeleri vaat edilmesine rağmen sınırlı kaldı. İmar planları şeffaflık tartışmalarının odağında yer almaya devam etti. Kaya’ya göre bu tablo, yalnızca bir yönetim eksikliği değil, aynı zamanda “stratejik bir başarısızlık.” Gürsu’nun potansiyelinin doğru kullanılmadığını savunan Kaya, ilçenin plansız kararlarla yıllar kaybettiğini ifade etti. “Artık hesap verme zamanı” Açıklamasının sonunda Kaya, Gürsu halkının yaşananları unutmayacağını belirterek, sürecin siyasi ve toplumsal olarak takipçisi olacaklarını söyledi. Sert tonunu koruyan Kaya, “Gürsu halkı günü geldiğinde kimin ne yaptığını da neyi yapmadığını da sandıkta gösterecek” diyerek sözlerini tamamladı. Bu açıklama, Gürsu’da yerel yönetim tartışmalarını yeniden alevlendirirken, gözler şimdi eleştirilerin muhataplarından gelecek yanıtlara çevrildi.

Vatandaş İnim İnim İnlerken! Haber

Vatandaş İnim İnim İnlerken!

İYİ PARTİ’DEN SERT ÇIKIŞ: SELÇUK TÜRKOĞLU’NDAN HÜKÜMETE AĞIR ELEŞTİRİ “VATANDAŞINA TUZAK KURAN BİR ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ!” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, modifiye araç tutkunlarının gerçekleştirdiği yürüyüş ve protestolara katılarak hükümete yönelik sert ve kapsamlı açıklamalarda bulundu. Sahada binlerce vatandaşın tepkisine tanıklık ettiklerini belirten Türkoğlu, ortaya çıkan tablonun “yok sayılan, sesi bastırılmak istenen ve haksız uygulamalarla karşı karşıya bırakılan bir toplum kesimi” olduğunu söyledi. Türkoğlu, protestolarda yalnızca modifiye araç kullanıcılarının değil, aynı zamanda adalet ve eşitlik talep eden geniş bir kitlenin bulunduğunu vurgulayarak, “Orada gördüğümüz şey çok netti: Hakkını arayan, sesini duyurmaya çalışan ama sürekli baskılanan bir vatandaş profili” dedi. Hükümetin ekonomi ve denetim politikalarını sert sözlerle eleştiren Türkoğlu, mevcut yönetim anlayışının üretim ve kalkınma odaklı olmaktan uzaklaştığını ifade etti. “Bugün gelinen noktada, bütçesini üretimle, yatırımla, istihdamla değil; doğrudan vatandaşın cebine yüklenerek kapatmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız” diyen Türkoğlu, sözlerini daha da sertleştirdi: “Bir hükümet düşünün; ayakta kalmak için ceza ve vergilere sarılıyor. Bir hükümet düşünün; kendi vatandaşına adeta tuzak kuruyor. Bu, devlet yönetimi değil, çaresizliğin itirafıdır.” Trafik denetimlerine yönelik uygulamaları da hedef alan Türkoğlu, mevcut sistemin güvenlikten ziyade cezaya odaklandığını belirtti. “Yollarda önleyici tedbir almak yerine, vatandaşın karşısına pusu kurar gibi çıkan bir anlayış var. Uyarı yok, rehberlik yok; doğrudan ceza var. Bu yaklaşım devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz, vatandaş-devlet ilişkisini zedeler” ifadelerini kullandı. Gençlerin ve modifiye araç tutkunlarının hedef haline getirildiğini dile getiren Türkoğlu, bu kesimin bilinçli olarak kriminalize edildiğini savundu. “Gençlerin emeği, tutkusu ve hobisi suç gibi gösteriliyor. Bu insanlar kolay hedef haline getirilerek, sistematik şekilde cezalar üzerinden bir gelir kapısı oluşturulmak isteniyor” dedi. Yasal düzenlemelere de tepki gösteren Türkoğlu, kararların bilimsel ve katılımcı süreçlerden uzak şekilde alındığını belirtti. “Bilimsel, adil ve katılımcı düzenlemeler yapmak yerine masa başında hazırlanan kararnamelerle toplum dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu, sorun çözmez; tam tersine yeni sorunlar üretir” diye konuştu. İYİ Parti olarak bu anlayışı kesin bir dille reddettiklerini belirten Türkoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Vatandaşı potansiyel suçlu gibi gören bu zihniyeti kabul etmiyoruz! Hakkını arayan gençleri susturmaya çalışan bu baskıcı yaklaşımın karşısındayız! Devlet, vatandaşına tuzak kurmaz; yol gösterir, adil düzen kurar.” Sorunların çözümüne dair net mesajlar da veren Türkoğlu, yasak ve cezaların çözüm olmadığını vurguladı. “Eğer bir sorun varsa çözüm baskı kurmak değildir. Çözüm; akılcı, bilimsel ve adil kurallar koymak, vatandaşla birlikte hareket etmektir” dedi. Açıklamasını sert bir uyarıyla tamamlayan Türkoğlu, “Hiç kimse bu milleti cezalarla susturabileceğini sanmasın. Bu baskıcı düzen sürdürülemez. İYİ Parti olarak vatandaşın yanında olmaya, bu adaletsiz uygulamaların karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez’den İmar Barışı Mağduriyetine Dair Kapsamlı Açıklama: “Vatandaş Yıkım Değil Çözüm Bekliyor” Haber

İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez’den İmar Barışı Mağduriyetine Dair Kapsamlı Açıklama: “Vatandaş Yıkım Değil Çözüm Bekliyor”

Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Trilye ile Karacabey sahili arasında kalan geniş kıyı hattında, imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi almış olmasına rağmen hakkında yıkım kararı verilen binlerce yapı, bölgede ciddi bir toplumsal mağduriyetin doğmasına neden olmuştur. Konuya ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulunan İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez, yaşanan sürecin yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda sosyal ve insani bir sorun olduğunu vurgulayarak devlet ile vatandaş arasında güven ilişkisini zedeleyecek uygulamalardan kaçınılması gerektiğini ifade etti. Erdönmez açıklamasında, söz konusu yapıların önemli bir bölümünün uzun yıllardır kullanılan, ailelerin birikimleriyle inşa edilmiş, kimi zaman da kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam alanları olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün Trilye’den Karacabey sahiline uzanan bölgede binlerce yapı için alınan yıkım kararları yalnızca beton ve tuğladan ibaret değildir. Bu yapılar, insanların hayat birikimini, anılarını, umutlarını ve gelecek planlarını barındıran yaşam alanlarıdır. Her yıkım kararı yalnızca bir yapıyı ortadan kaldırmaz; aynı zamanda bir ailenin hayatında derin bir yara açar. Bu yaralar büyümeden, toplumsal travmaya dönüşmeden çözüm bulunması devletimizin sorumluluğudur.” “Vatandaş Devletiyle Kavga Etmek İstemiyor” İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Erdönmez, bölgede yaşayan vatandaşların devlete karşı bir tavır içinde olmadığını özellikle vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Vatandaş devletiyle kavga etmek istemiyor. İnsanlarımız devletiyle karşı karşıya gelmek değil, devletine güvenerek evinde huzur içinde yaşamak istiyor. Bugün yaşanan mağduriyet, vatandaş ile devlet arasında kurulmuş olan güven köprüsünü zedeleme riskini taşıyor. Oysa devletin asli görevi vatandaşını cezalandırmak değil, sorunlarına çözüm üretmektir.” Erdönmez’e göre Türkiye genelinde milyonlarca insanı ilgilendiren yapı kayıt belgesi ve imar barışı süreci, artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmış durumda. “Türkiye’de yapı kayıt mağduriyeti artık görmezden gelinemeyecek kadar büyümüştür. İnsanlara geçmişte bir çözüm umudu olarak sunulan düzenlemelerin bugün yeni mağduriyetlere dönüşmesi kabul edilemez. Vatandaşın beklentisi nettir: Yıkım değil çözüm. Ceza değil adalet.” “Çözümün Adresi Meclis’tir” Erdönmez, sorunun çözümünün yerel tartışmalarla değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak kapsamlı bir düzenleme ile mümkün olabileceğini belirtti. “Bu mesele yalnızca Mudanya’nın ya da Bursa’nın meselesi değildir. Türkiye’nin birçok kıyı bölgesinde, kırsal yerleşimlerinde ve küçük yerleşim alanlarında benzer sorunlar yaşanmaktadır. Dolayısıyla çözüm de bireysel değil, sistematik olmalıdır. Bu sorunun kalıcı çözümü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak kapsamlı bir yasal düzenlemeden geçmektedir.” “Kırsalda Yaşam Teşvik Edilirken Köy Evlerinin Yıkılması Çelişkidir” Kırsal kalkınma politikaları ile mevcut uygulamalar arasındaki çelişkiye de dikkat çeken Erdönmez, özellikle köy statüsündeki bölgelerde yaşanan yıkım kararlarının ciddi bir politika tutarsızlığı yarattığını söyledi. “Türkiye’de son yıllarda kırsalda yaşamı teşvik eden politikalar sıkça dile getirilmektedir. Tarımın güçlendirilmesi, köylerin yeniden canlandırılması ve şehirlerden kırsala dönüş gibi hedefler açıklanmaktadır. Ancak aynı dönemde köy evlerinin, kırsal yaşam alanlarının yıkılması yönünde kararlar alınması büyük bir çelişkidir. İnsanları köylere dönmeye teşvik ederken, mevcut köy evlerini ortadan kaldırmak sağlıklı bir yaklaşım değildir.” “Alternatif Yaşam Modelleri Değerlendirilebilir” Erdönmez açıklamasında, hukuki süreçler tamamlanana kadar vatandaşların mağduriyetini azaltacak geçici ve alternatif yaşam çözümlerinin de değerlendirilebileceğini ifade etti. “Temennimiz elbette ki yıkımla gelen kayıpların telafi edilmesi ve vatandaşlarımızın mağdur edilmemesidir. Ancak süreç uzarsa vatandaşlarımızın yaşamlarını sürdürebilmeleri için alternatif çözümler de düşünülmelidir. Bu noktada son yıllarda dünyada da giderek yaygınlaşan çekme belgeli mobil yapılar, karavanlar ve taşınabilir ahşap evler önemli bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.” Erdönmez, bu yapıların özellikle hukuki açıdan sağladığı esnekliğe dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: “Ahşap evler ve karavan tipi taşınabilir yapılar son yıllarda oldukça popüler hale gelmiştir. Bu yapıların en önemli avantajı, çekme belgeli olmaları sayesinde klasik yapı ruhsatı zorunluluğuna tabi olmamalarıdır. Altı tekerlekli, lastikli taşıyıcı sistemler üzerine kurulan bu yapılar taşınabilir niteliktedir. Bu nedenle yatırımcıya ve kullanıcıya önemli bir esneklik ve özgürlük sağlamaktadır.” “Ama Asıl Hedef Kalıcı Çözüm Olmalıdır” Erdönmez, mobil yapıların yalnızca geçici bir çözüm olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Karavan ve taşınabilir yapılar elbette vatandaşlarımız için bir alternatif olabilir. Ancak bu tür çözümler kalıcı çözüm değildir. Devlet ile vatandaş arasında güveni yeniden tesis edecek olan şey, adil ve sürdürülebilir bir imar politikasıdır. İnsanların bir gecede yuvalarını kaybetmediği, hukuki belirsizliklerin ortadan kaldırıldığı bir düzenleme şarttır.” Son olarak tüm siyasi partilere ve yetkililere çağrıda bulunan Erdönmez, şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele siyasi tartışmaların ötesinde, insani bir meseledir. Binlerce ailenin geleceğini ilgilendiren bu sorunun çözümü için tüm siyasi aktörlerin ortak akıl üretmesi gerekmektedir. Çünkü vatandaşın beklentisi çok açık ve nettir: Yıkım değil çözüm, ceza değil adalet.” İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez’in açıklaması, Trilye’den Karacabey sahiline uzanan bölgede yaşayan binlerce vatandaşın yaşadığı belirsizlik ve mağduriyetin çözümü için kapsamlı bir yasal düzenleme beklentisini bir kez daha gündeme taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.