Hava Durumu

#Uygulama

Gürsu Haber - Uygulama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uygulama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı! Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı!

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı güvenliğini artırmak ve özellikle yangın güvenliğini ön planda tutarak, yapıların izlenmesini savunarak kritik bir çağrıda bulundu. Yapı güvenliği ve denetim süreçlerinin gücünün artırılması gerektiğini vurgulayan Hacıoğlu, inşaat sürecindeki tüm aktörlerin görev, yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde tanımlanmasını içeren yaklaşımını son derece değerli bulduğunu belirtti. Ancak, söz konusu yaklaşımın sadece planlama ve denetimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda sahada karşılaşılan yapısal sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmasının gerektiğini ifade etti. "Bu Sorunların Çözümü, Mağduriyetleri Giderecektir" Hacıoğlu, "Eğer bu yaklaşım sahada ciddi şekilde uygulanırsa, uzun yıllardır devam eden mağduriyetler de ortadan kalkacaktır" diyerek, kırsal mahallelerde imar planlarının yapılmaması ve 2018 İmar Barışı sürecinde yaşanan mağduriyetlerin acil çözüm bekleyen başlıca problemler arasında yer aldığını ifade etti. 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile ülke genelinde 17.000 köyün mahalle statüsüne dönüştüğüne dikkat çeken Hacıoğlu, bu süreçte belediyelere verilen imar planı yapma sorumluluğunun büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını belirtti. "Yasaya göre, imar planlarının iki yıl içinde yapılması gerekiyordu ama üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen, birçok bölgede imar planları hâlâ yapılmamış durumda" dedi. Ruhsatsız Yapılar ve Ağır Mağduriyetler Hacıoğlu, belediyelerin yerine getirmediği yükümlülükler nedeniyle söz konusu alanlarda yapılarının ruhsatsız ve kaçak durumuna düştüğünü, vatandaşların ruhsat almak için başvuruda bulundukları halde sonuç alamadıklarını belirterek, "Bu eksiklik, vatandaşları büyük mağduriyetlere uğratmış ve tamamen idarenin ihmalinden kaynaklanmıştır" dedi. İmar Barışı Mağduriyetleri 2018’de hayata geçirilen İmar Barışı düzenlemesiyle yapılan başvuruların çoğunun, süreçten yaklaşık iki yıl sonra iptal edilmeye başlandığını ifade eden Hacıoğlu, bu iptallerin gerekçe olarak sunulan uydu görüntülerinin güncel olmaması ve başvuru aşamasında etkin denetim yapılmaması sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşandığını söyledi. "Bu süreç, denetim kriterlerinin ve uygulama yönetmeliğinin vatandaşlara doğru bir şekilde aktarılmaması sonucu, telafisi güç hak kayıplarına yol açmıştır." Mudanya'da Yıkım Kararları ve Ailelerin Geleceği Özellikle Bursa Mudanya Belediyesi tarafından alınan 2.000’in üzerinde yıkım kararına dikkat çeken Hacıoğlu, bu yapıların çoğunun kırsal alanlarda bulunan, az katlı, basit yapılar olduğunu, genellikle güvenli ve kullanımda olan yapılar olduğunu belirterek, "Bu binaların yıkılması, sadece bireysel ve milli servetin yok edilmesine yol açmakla kalmaz, binlerce ailenin barınma hakkını da zedeler" dedi. Hacıoğlu, bu durumun sosyal ve ekonomik sorunları daha da derinleştireceği konusunda uyarılarda bulundu. Talepler: Yapıların Güvenliğini Sağlamak ve Sosyal Adaletin Önünü Açmak İbrahim Hacıoğlu, çözüm önerilerini ise net bir şekilde sıraladı: Kırsal Mahallelerde Yıkımların Durması: İmar planları yapılıncaya kadar kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarının durdurulması gerektiğini vurguladı. Güvenli Yapıların Kayıt Altına Alınması: Yapıların afet risk analizlerinin yapılarak güvenli olanların kayıt altına alınmasını talep etti. Riskli Yapıların Güçlendirilmesi veya Dönüşümü: Riskli yapılar için güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin başlatılması gerektiğine dikkat çekti. Ekonomiye Katkı: Güvenli yapılar, devlet hazinesi ve belediye bütçelerine katkı sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılmalıdır. Hacıoğlu, "Bu mesele, siyasi bir tartışma konusu değildir; hukuk, vicdan, sosyal adalet ve kamu yararı çerçevesinde ele alınması gereken bir toplumsal sorundur" dedi. İmar planları tamamlanana ve hukuki belirsizlikler giderilene kadar, yıkım kararlarının durdurulması için gereğinin yapılması gerektiğini ifade etti. "Hukuk ve Adaletin Yanındayız" Hacıoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "İmar planlarının bir an önce yapılması, inşaat süreçlerinin denetiminin güçlendirilmesi ve bu konuda mağduriyet yaşayan vatandaşlarımıza çözüm bulunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizler, yapının güvenliğini esas alan ve kamu yararını gözeten bir yaklaşımı savunuyoruz ve bu noktada ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz." Hacıoğlu’nun açıklamaları, sadece yerel yönetimlere değil, aynı zamanda tüm kamuoyuna önemli bir sorumluluk çağrısı olarak yankı buldu.

KANUN BAŞKA, UYGULAMA BAŞKA: “GENELGE” İLE YETKİ GENİŞLETME TARTIŞMASI BÜYÜYOR Haber

KANUN BAŞKA, UYGULAMA BAŞKA: “GENELGE” İLE YETKİ GENİŞLETME TARTIŞMASI BÜYÜYOR

Son dönemde hayvanların korunmasına ilişkin yürürlüğe giren düzenlemelerin uygulama biçimi, hukuk devleti ilkesini doğrudan ilgilendiren sert bir tartışmayı beraberinde getirdi. Özellikle “genelge” yoluyla yapılan uygulamaların, kanunun açık sınırlarını aşarak idareye geniş ve tartışmalı bir takdir alanı sunduğu yönündeki eleştiriler kamuoyunda giderek yükseliyor. “Kanun Koruyor” Denirken, Uygulama Toplama Odaklı mı? Yeni düzenlemede hayvanların korunmasına ilişkin çerçeve çizilmiş olmasına rağmen, sahadaki uygulamaların bu çerçevenin ruhuyla örtüşmediği iddia ediliyor. Eleştirilerin odağında ise idarenin genelgeler aracılığıyla kanun kapsamını fiilen genişletmesi var. Hukukçulara göre, kanun ile idari genelge arasında hiyerarşik bir ilişki bulunuyor. Normlar hiyerarşisinde kanun üst normdur; genelge ise kanunun uygulanmasına yönelik talimat niteliği taşır. Bu nedenle genelge ile kanunun kapsamı genişletilemez, amacı değiştirilemez ve sınırları aşan bir yorum getirilemez. Aksi halde hukuk devleti yerine “talimat devleti” anlayışının doğacağı uyarısı yapılıyor. Sahadan gelen bilgiler ise “koruma esaslı” bir düzenlemenin uygulamada “toplama odaklı” bir pratiğe dönüştüğü yönünde. Bu durum yalnızca hayvan hakları açısından değil, idarenin yetki kullanımı bakımından da ciddi bir sorgulamayı beraberinde getiriyor. Takdir Yetkisi Sınırsız mı? İdarenin takdir yetkisi vardır; ancak bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. Kanuna uygunluk, ölçülülük ve kamu yararı ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Kanunun lafzına ve ruhuna aykırı bir genişletici yorum, idari işlemi hukuki tartışmaya açık hale getirir. Uzmanlara göre, “genelgeyle genişletme” pratiği, normlar hiyerarşisinin ihlali anlamına gelir. Bu da idari işlemlerin iptaline kadar uzanabilecek hukuki süreçleri tetikleyebilir. Tartışma büyüdükçe mesele yalnızca hayvanların korunması ekseninde kalmayacak; doğrudan hukuk devleti ilkesinin sınanmasına dönüşecektir. “Mesele Teknik Değil, Vicdani” Konuya ilişkin değerlendirmelerde öne çıkan bir başka vurgu ise şu: “Bu mesele artık teknik değil, vicdani.” Kanun başka, uygulama başka bir yöne evrildiğinde toplumda güven erozyonu oluşur. Hukuk devletinde normların öngörülebilirliği esastır. Kanun bir şeyi tanımlıyor, idare ise uygulamada başka bir çerçeve çiziyorsa, bu durum kamu vicdanında ciddi bir rahatsızlık yaratır. Hayvanların korunmasına ilişkin düzenlemeler, geniş bir toplumsal hassasiyeti içinde barındırıyor. Bu nedenle uygulamanın şeffaf, denetlenebilir ve kanuna birebir uygun olması gerektiği belirtiliyor. Aksi halde koruma amacıyla çıkarılan bir düzenleme, uygulamada hak ihlali iddialarının merkezine oturabilir. Hukuk Devleti mi, Talimat Devleti mi? Hukuk devleti ilkesinde normlar hiyerarşisi tartışma konusu değildir: Kanun idari genelgenin üzerindedir. Genelge kanunu genişletemez, daraltamaz, amacını değiştiremez. Bu sınır aşıldığında sorun yalnızca uygulama hatası olmaktan çıkar; sistemsel bir soruna dönüşür. Geldiğimiz noktada soru nettir: Kanun mu uygulanıyor, yoksa genelge ile yeni bir fiili düzen mi inşa ediliyor? Tartışma büyürse, zarar yalnızca hayvanlara değil, kamu yönetimine duyulan güvene de sirayet edecek. Çünkü hukuk devleti, kanunla konuşur; talimatla değil.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.