Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Unesco

Gürsu Haber - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Haber

İYİ Parti’den Cumalıkızık Mesajı: “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız”

“Cumalıkızık betonlaşmayla değil; tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Cumalıkızık’ın karşı karşıya bulunduğu sorunlara dikkat çekmek amacıyla tarihi köyde kapsamlı bir basın toplantısı gerçekleştirdi. İlçe Başkanı İsmail Seyis öncülüğünde düzenlenen programa, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili katıldı. Cumalıkızık’ın tarihi kimliği, doğal yapısı ve köy yaşamının korunmasına yönelik güçlü mesajların verildiği toplantıda, özellikle köylünün sürecin dışında bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Basın açıklamasında, Cumalıkızık’ın yalnızca tarihi evlerden ibaret olmadığı; kadın emeği, üretim kültürü, sosyal hafızası ve yaşayan köy kimliğiyle birlikte korunması gereken eşsiz bir miras alanı olduğu ifade edildi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Toplantıda yapılan açıklamalarda, son yıllarda artan turizm baskısı, betonlaşma tehdidi ve ekonomik zorlukların Cumalıkızık’ın özgün yapısını tehdit ettiği belirtildi. İYİ Parti heyeti adına yapılan değerlendirmede şu ifadeler öne çıktı: “Cumalıkızık’ın tarihi dokusunun, doğasının ve köylüsünün birlikte korunması gerekiyor. Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız.” Açıklamada, köy halkının ekonomik ve sosyal açıdan desteklenmediği bir koruma anlayışının sürdürülebilir olmayacağı vurgulanırken, özellikle kadın üreticilerin ve yerel esnafın korunmasının UNESCO sürecinin temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi. “Cumalıkızık’ın Hafızasına ve Kadın Emeğine Sahip Çıkacağız” Basın toplantısında Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir merkez olarak değerlendirilmesine yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Parti yöneticileri, köyün yaşayan kültürünün giderek ticari baskı altında kaldığını belirterek şu mesajı verdi: “Cumalıkızık’ın hafızasına, kadın emeğine, üreticisine ve köy kültürüne sahip çıkmaya devam edeceğiz.” Açıklamada, geleneksel üretim kültürünün korunmasının sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Özellikle kadınların ürettiği yerel ürünlerin ve kırsal yaşam kültürünün, Cumalıkızık’ın UNESCO kimliğinin önemli parçalarından biri olduğu ifade edildi. “Betonlaşma Değil, Koruma Öncelikli Olmalı” Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri de bölgedeki yapılaşma baskısı oldu. İYİ Parti heyeti, Cumalıkızık’ın geleceğinin yeni beton projeleriyle değil; tarihi ve doğal dokunun korunmasıyla güvence altına alınabileceğini belirtti. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “UNESCO Dünya Mirası olan Cumalıkızık’ın geleceği; betonlaşmayla değil, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla korunabilir.” Son dönemde bölgede artan ziyaretçi yoğunluğu, otopark baskısı, altyapı eksiklikleri ve çevresel tehditlerin köyün özgün yapısını zorladığı ifade edilirken, plansız uygulamaların tarihi mirasa zarar verebileceği uyarısında bulunuldu. Yetkililere “Şeffaf ve Katılımcı Yönetim” Çağrısı İYİ Parti yöneticileri açıklamalarında, Cumalıkızık’a ilişkin karar süreçlerinde köy halkının daha aktif rol alması gerektiğini de vurguladı. Yetkililere yapılan çağrıda şu mesaj öne çıktı: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin parçası yapan şeffaf ve katılımcı bir anlayışla hareket edilmelidir.” Cumalıkızık’ın geleceğine ilişkin planlamaların yalnızca bürokratik kararlarla değil; köy halkı, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve yerel yöneticilerin ortak aklıyla şekillenmesi gerektiği belirtildi. “Cumalıkızık Hepimizin Ortak Mirasıdır” Toplantının sonunda Cumalıkızık’ın siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir kültürel değer olduğu vurgulandı. İYİ Parti heyeti, tarihi köyün korunmasının yalnızca Bursa’nın değil Türkiye’nin ortak sorumluluğu olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Cumalıkızık hepimizin ortak mirasıdır.” Program sonunda parti yöneticileri köy esnafı ve vatandaşlarla da bir araya gelerek bölgedeki sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulundu. Cumalıkızık’ın korunmasına yönelik çalışmaların takipçisi olacaklarını belirten heyet, tarihi köyün özgün kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini ifade etti. İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çıkışı: “Bu Mirası Ranta Teslim Etmeyeceğiz” “Köylüyü yok sayarak Cumalıkızık’ı koruyamazsınız” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı’nın Cumalıkızık’ta düzenlediği basın toplantısında konuşan İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi köyün karşı karşıya olduğu sorunlara sert sözlerle tepki gösterdi. Seyis, Cumalıkızık’ın yıllardır plansızlık, denetimsizlik ve rant baskısı altında bırakıldığını savunarak yetkililere ağır eleştiriler yöneltti. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, İl Başkanı İsmail Kaya, ilçe başkanları, il ve ilçe yöneticileri ile partililerin katıldığı açıklamada konuşan Seyis, Cumalıkızık’ın “turizm adı altında tüketildiğini” söyledi. “UNESCO Tabelası Asmakla Koruma Olmaz” Cumalıkızık’ın yalnızca fotoğraf çekilen turistik bir alan gibi yönetildiğini ifade eden İsmail Seyis, mevcut anlayışın tarihi mirası korumaktan uzak olduğunu dile getirdi. Seyis açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “UNESCO tabelası asmakla koruma olmaz. Eğer köyün insanı ekonomik olarak ayakta kalamıyorsa, tarihi evler kaderine terk ediliyorsa, altyapı çökmüşse, yangın riski varsa burada başarı hikâyesi anlatamazsınız.” Köyde yaşayan vatandaşların yıllardır çözüm beklediğini söyleyen Seyis, sorunların görmezden gelindiğini savundu. “Cumalıkızık Turizm Baskısıyla Nefes Alamıyor” İsmail Seyis, kontrolsüz ziyaretçi yoğunluğunun tarihi köyü ciddi şekilde yıprattığını belirterek mevcut yönetim anlayışını eleştirdi. “Bir günde on binlerce insanı buraya getirip sonra bunu başarı diye anlatıyorlar. Bu tarihi sokaklar stadyum değil. Cumalıkızık turizm baskısıyla artık nefes alamıyor.” Seyis, köyün altyapısının mevcut yoğunluğu kaldırmadığını ifade ederek: otopark sorunlarının büyüdüğünü, güvenlik risklerinin arttığını, tarihi yapıların zarar gördüğünü, köy yaşamının giderek bozulduğunu söyledi. “Köylüyü Yaşatmadan Köyü Yaşatamazsınız” Basın açıklamasında en sert mesajlardan biri köy halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar üzerine verildi. İsmail Seyis, köylünün yıllardır yalnız bırakıldığını ifade ederek şu sözleri kullandı: “Köylüyü yaşatmadan köyü yaşatamazsınız. Buradaki insanlar sadece turizme hizmet eden figüran değildir. Bu köyün gerçek sahipleri yıllardır destek bekliyor.” Seyis, özellikle restorasyon süreçlerinde vatandaşların mağdur edildiğini öne sürerek, birçok tarihi evin hâlâ kaderine terk edildiğini söyledi. “Bazı binalar restore edilirken vatandaşın evi çürümeye bırakılıyor. İnsanlar yıllardır sıra bekliyor. Böyle koruma anlayışı olmaz.” “Cumalıkızık Betonlaşmaya Teslim Ediliyor” Konuşmasında bölgedeki yapılaşma baskısına da dikkat çeken Seyis, tarihi alan çevresindeki plansız büyümenin ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. “Cumalıkızık’ın etrafı betonla çevrilirken kimse çıkıp hesap vermiyor. Tarihi mirası korumak yerine rant projeleriyle gündeme gelen bir anlayışı kabul etmiyoruz.” Seyis, UNESCO mirasının ticari hesaplarla yönetilemeyeceğini ifade ederek: “Cumalıkızık birkaç kişinin ekonomik çıkarına kurban edilemez. Bu miras hepimizin.” dedi. “Kadın Emeği ve Köy Kültürü Yok Sayılıyor” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Cumalıkızık’ın yalnızca taş binalardan ibaret olmadığını da vurguladı. Kadın emeğinin, geleneksel üretimin ve köy kültürünün giderek zayıfladığını söyleyen Seyis şu ifadeleri kullandı: “Cumalıkızık’ın hafızası yok oluyor. Kadın emeği yok sayılıyor. Köy kültürü giderek ticari bir dekor haline getiriliyor. Buna sessiz kalmayacağız.” Yerel üreticilerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Seyis, köyün kimliğinin korunmasının ancak yaşayan kültürün desteklenmesiyle mümkün olacağını söyledi. Yetkililere Sert Çağrı: “Köylüyü Dışlayan Anlayıştan Vazgeçin” Seyis konuşmasının sonunda yetkililere doğrudan çağrıda bulundu. Cumalıkızık’a ilişkin kararların masa başında değil, köy halkıyla birlikte alınması gerektiğini belirten Seyis şöyle konuştu: “Köylüyü dışlayan değil, sürecin merkezine koyan bir anlayış istiyoruz. Şeffaf olmayan, halkı dinlemeyen hiçbir planın başarılı olma şansı yok.” İYİ Parti olarak Cumalıkızık’ın tarihi, kültürel ve sosyal kimliğinin korunması için mücadele edeceklerini ifade eden Seyis, sözlerini şu cümleyle tamamladı: “Cumalıkızık sahipsiz değildir. Bu tarihi mirası ranta teslim etmeyeceğiz.”

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür” Haber

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür”

Bursa’nın dünya çapında tanınan tarihi miras alanlarından Cumalıkızık’ın geleceği, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme toplantısında masaya yatırıldı. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Grubu tarafından organize edilen toplantıda, tarihi köyün karşı karşıya olduğu tehditler, koruma sorunları, restorasyon eksiklikleri ve sürdürülebilir yönetim modeli detaylı biçimde ele alındı. Toplantının merkezinde ise Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan’ın yaptığı kapsamlı değerlendirmeler yer aldı. Özaslan, Cumalıkızık’ın bugün yalnızca fiziksel yıpranma değil, aynı zamanda yoğun turizm baskısı, plansız büyüme, ekonomik eşitsizlik ve kentleşme tehdidi altında bulunduğunu söyledi. Katılımcılar arasında yerel yöneticiler, akademisyenler, alan başkanlığı uzmanları, sivil toplum temsilcileri, koruma uzmanları ve köy sakinleri yer aldı. Toplantı boyunca ortak görüş, Cumalıkızık’ın “sadece turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı” olduğu yönünde birleşti. İlker Özaslan: “Bir Günde 34 Bin Kişi Başarı Değil, Alarmdır” Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, toplantıda yaptığı konuşmada ziyaretçi yoğunluğunun artık ciddi bir tehdit boyutuna ulaştığını vurguladı. Geçtiğimiz yıl Cumalıkızık’ın bir günde yaklaşık 34 bin ziyaretçiyi ağırladığını hatırlatan Özaslan, bu yoğunluğun artık “övünülecek bir tablo” değil, yönetilmesi gereken bir kriz olduğuna dikkat çekti. Özaslan şu ifadeleri kullandı: “UNESCO Dünya Mirası unvanı sınırsız turist kabul etmek anlamına gelmez. Bir günde 34 bin kişinin geldiği bir tarihi köyde artık koruma-kullanma dengesi ciddi şekilde zarar görmeye başlar. Bu sayı bazı günlerde stadyum doluluğuna ulaşıyor. Böyle bir baskıyı tarihi bir köyün kaldırabilmesi mümkün değildir.” Cumalıkızık’ın taşıma kapasitesinin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini ifade eden Özaslan, kontrollü ziyaretçi yönetimi, rezervasyon sistemi ve zaman planlamalı turizm modelinin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. “Cumalıkızık Bir Açık Hava AVM’sine Dönüştürülemez” Toplantıda turizmin niteliği üzerine de dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın yalnızca yoğun insan trafiği üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek şunları söyledi: “Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz. Cumalıkızık bir açık hava AVM’si değildir. Burası yaşayan bir kültür alanıdır. İnsanlar burada yalnızca alışveriş yapmıyor; yüzlerce yıllık bir yaşam biçimine tanıklık ediyor.” Özaslan, köy ekonomisinin mevcut ziyaretçi baskısına göre şekillenmeye zorlanmasının geleneksel yaşamı bozabileceğini ifade etti. Yapı Stoğu Endişe Veriyor: “151 Yapı Müdahale Bekliyor” Toplantıda paylaşılan güncel yapı envanteri, köyün fiziksel durumuna ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Cumalıkızık’ta: 259 ev bulunduğu, bunların 168’inin tarihi yapı niteliğinde olduğu, 21 yapının tamamen yıkıldığı, 17 yapının harabe durumda olduğu, toplam 38 yapının ise oturulamaz halde bulunduğu açıklandı. İlker Özaslan, özellikle köylüye ait tarihi evlerin restorasyon sürecinde geri planda kalmasının ciddi bir sorun yarattığını belirtti. “Kamu yapıları restore edilirken köy halkının evlerinin büyük kısmı hâlâ destek bekliyor. İnsanlar yıllardır sırada bekliyor. ‘Benim evim neden restore edilmiyor?’ sorusu artık köyde çok yaygın. Koruma yükünü yalnızca köylünün omzuna bırakırsanız sürdürülebilir bir model kuramazsınız.” Toplantıda yaklaşık 113 evin restorasyon beklediği, harabe yapılarla birlikte yaklaşık 151 yapının acil müdahale gerektirdiği ifade edildi. “Köylüyü Suçlamak Kolay, Destek Vermek Zor” Toplantıda tarihi yapılarda görülen uygunsuz müdahaleler de gündeme geldi. Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usule uygun olmayan değişiklikler bulunduğu belirtilirken, İlker Özaslan bu durumun yalnızca “bilinçsizlik” ile açıklanamayacağını söyledi. “Köylüyü suçlamak kolay ama insanlar ekonomik olarak yalnız bırakıldı. Restorasyon maliyetleri çok yüksek. İnsanlar yıllardır destek bekliyor. Destek mekanizması güçlü kurulmadan koruma bilinci tek başına yeterli olmaz.” Özaslan, koruma politikalarının sosyal boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Öncelik Piknik Alanı Değil, Güvenlik ve Altyapı Olmalı” Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de altyapı ve güvenlik eksiklikleri oldu. Katılımcılar; sağlık altyapısının yetersizliği, acil tahliye planlarının eksikliği, yangın riskleri, yönlendirme sorunları, otopark baskısı, güvenlik eksiklikleri gibi sorunların artık kritik seviyeye ulaştığını ifade etti. İlker Özaslan, bu süreçte önceliklerin doğru belirlenmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Yoğun ziyaretçi baskısı sürerken yeni piknik alanları yapmak doğru öncelik değildir. Önce altyapıyı, güvenliği, koruma sistemlerini ve afet hazırlığını güçlendirmeliyiz.” “Cumalıkızık İçeriden Değil, Dışarıdan Gelen Baskıyla Yok Olabilir” Toplantının en çarpıcı uyarılarından biri de Bursa’daki hızlı kentleşme ve rant baskısına ilişkin oldu. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın çevresindeki yapılaşmanın giderek arttığını belirterek şunları söyledi: “Cumalıkızık içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir. Bursa büyüyor, kent baskısı köylere dayanıyor. Tarım alanları kayboluyor, doğal doku daralıyor. Eğer çevresel koruma politikaları güçlendirilmezse UNESCO alanını korumak tek başına yeterli olmayacaktır.” Uzmanlar, yalnızca köy merkezinin değil, çevresel bütünlüğün de korunması gerektiğine dikkat çekti. “Kadın Emeği ve Köy Belleği Korunmadan UNESCO Süreci Eksik Kalır” Toplantıda yalnızca fiziksel restorasyon değil, kültürel mirasın yaşayan unsurları da gündeme geldi. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın asıl değerinin günlük yaşam kültürü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Köyün belleği, kadın emeği, geleneksel üretim kültürü ve kırsal yaşam kimliği korunmadan yalnızca binaları restore etmek yeterli olmaz.” Bu kapsamda boş kamu yapılarının; kadın üretim merkezleri, kültürel buluşma alanları, ziyaretçi karşılama merkezleri, sağlık destek noktaları olarak değerlendirilmesi önerildi. Uluslararası İş Birliği ve Yeni Koruma Modelleri Toplantıda Cumalıkızık’ın uluslararası ölçekte daha etkin tanıtılması ve koruma ağlarına dahil edilmesi gerektiği de vurgulandı. Safranbolu başta olmak üzere farklı UNESCO miras alanlarıyla deneyim paylaşımı yapılması, Avrupa’daki koruma modellerinin incelenmesi ve yabancı uzmanlarla ortak çalışmalar yürütülmesi önerildi. Ayrıca İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. “Bu Mesele Siyaset Üstüdür” Toplantının sonunda ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışı ön plana çıktı. Kurumların, uzmanların ve köy halkının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır. Cumalıkızık yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da emanetidir.”

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var” Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Cumalıkızık Çağrısı: “Türkiye’de Bir Tane Cumalıkızık Var”

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Cumalıkızık Mahallesi’nin yaşadığı çevre ve yapılaşma sorunlarına dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu. Seyis, bölgenin yeterince korunmadığını savunarak özellikle kaçak yapılaşma ve çevre kirliliğinin tarihi dokuya zarar verdiğini ifade etti. Osmanlı’nın erken dönem sivil mimarisini günümüze taşıyan ve Bursa’nın en önemli kültürel miras alanlarından biri olarak kabul edilen Cumalıkızık’ın ihmal edildiğini belirten Seyis, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Cumalıkızık, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış ender güzellikte bir mahallemizdir. Ancak ne yazık ki bugün yeterince korunmadığını görüyoruz. Sit alanı olmasına rağmen kaçak yapılara göz yumuluyor, dereler çöplük haline geliyor.” Tarihi mahallede yaşanan çevre sorunlarının yalnızca bölge halkını değil, Bursa’nın turizm ve kültürel mirasını da olumsuz etkilediğini vurgulayan Seyis, özellikle dere yataklarındaki kirlilik görüntülerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. “En azından çöpleri toplayalım” Yıldırım Belediyesi’ne ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Seyis, tarihi mirasın korunmasının günlük siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Seyis açıklamasında, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a da seslenerek şu değerlendirmede bulundu: “Buradan yetkililere sesleniyoruz; Türkiye’de bir tane Cumalıkızık var. Bu tarihi değeri korumak hepimizin görevi. En azından Yıldırım Belediyesi olarak çevre temizliği konusunda daha hassas davranalım, çöpleri toplayalım.” Cumalıkızık’ın yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Seyis, tarihi dokunun korunabilmesi için kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi, dere temizliği yapılması ve sürdürülebilir koruma politikalarının uygulanması gerektiğini ifade etti. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki alanların korunmasının uluslararası sorumluluk da taşıdığına dikkat çeken Seyis, Cumalıkızık’ın gelecek nesillere sağlıklı şekilde aktarılması için tüm kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde Çoğulcu Demokrasi Partisi Bursa’dan Çarpıcı Uyarı: “Anadiller Can Çekişiyor, Sessiz Kalmayacağız” Haber

21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde Çoğulcu Demokrasi Partisi Bursa’dan Çarpıcı Uyarı: “Anadiller Can Çekişiyor, Sessiz Kalmayacağız”

UNESCO tarafından ilan edilen 21 Şubat Uluslararası Dünya Anadili Günü dolayısıyla Çoğulcu Demokrasi Parti Bursa İl Başkanlığı, yazılı bir açıklama yayımlayarak hem dünyada hem de Türkiye’de yok olma tehlikesi altındaki anadillere dikkat çekti.Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanı Nasır Yıldız imzasıyla yapılan açıklamada, özellikle Çerkesçenin geleceğine ilişkin kaygılar dile getirilirken, Uludağ Üniversitesi bünyesinde Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması çağrısı yapıldı. “Binlerce Dil Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya” Açıklamada, UNESCO verilerine göre dünya üzerinde konuşulan binlerce dilin, konuşur sayısının azalması nedeniyle yok olma tehdidi altında olduğu vurgulandı. Küreselleşme, zorunlu göçler, şehirleşme ve tek dilli eğitim politikalarının bu süreci hızlandırdığı belirtilirken, dil kaybının yalnızca kelimelerin değil; kültürlerin, hafızaların ve kimliklerin de kaybı anlamına geldiği ifade edildi. “Anadiller maalesef can çekişmektedir” denilen açıklamada, her kaybolan dilin insanlığın ortak kültürel mirasından kopan bir parça olduğu kaydedildi. Türkiye’de de Tablo Farklı Değil Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanlığı, Türkiye’deki durumun da dünya genelinden farklı olmadığını belirtti. Resmi dil olan Türkçenin yanı sıra konuşulan Çerkesçe, Lazca, Zazaca, Pomakça ve benzeri birçok dilin gelecek nesillere aktarılamama riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Bu gidişat devam ederse, bir nesil sonra bu diller konuşulmaz hale gelecek ve Anadolu adeta bir anadiller mezarlığına dönüşecektir” uyarısında bulunuldu. Dil kaybının, kültürel çeşitliliğin zayıflaması ve toplumsal hafızanın silinmesi anlamına geldiği belirtilerek, anadilin yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda kimliğin, aidiyetin ve kültürel sürekliliğin temel unsuru olduğu vurgulandı. Bursa’da 200 Bine Yakın Çerkes Nüfus Risk Altında Açıklamada Bursa özelinde de dikkat çekici verilere yer verildi. Kentte yaklaşık 150 ila 200 bin Çerkes vatandaşın yaşadığı belirtilirken, Çerkesçenin yeni kuşaklara aktarılması konusunda ciddi sıkıntılar bulunduğu ifade edildi. Bursa’da faaliyet gösteren 14–15 Çerkes derneğinin anadil yaşatımı için çaba gösterdiği, ancak bu çalışmaların yeterli kurumsal ve akademik destekten yoksun olduğu belirtildi. Çerkesçe eğitiminin çoğunlukla gönüllü kişiler tarafından, profesyonel pedagojik altyapı olmadan ve amatör koşullarda verilmeye çalışıldığı kaydedildi. “Gönüllü çabalar kıymetlidir ancak sürdürülebilir değildir” denilen açıklamada, mevcut şartlarda verilen dil eğitimlerinin istenen seviyeye ulaşamadığı, bu nedenle genç kuşakların anadillerinden her geçen gün daha fazla uzaklaştığı ifade edildi. Uludağ Üniversitesi’ne Bölüm Çağrısı Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanlığı, çözüm önerisi olarak Uludağ Üniversitesi bünyesinde Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması gerektiğini vurguladı. Kayseri Erciyes Üniversitesi ve Düzce Üniversitesi’nde açılan Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümlerinin önemli bir örnek teşkil ettiği belirtilerek, benzer bir akademik yapılanmanın Bursa’da da hayata geçirilmesi istendi. Açıklamada, üniversite düzeyinde açılacak bir bölümün: Akademik ve bilimsel dil çalışmaları yapılmasını, Nitelikli öğretmen yetiştirilmesini, Ders materyali ve kaynak üretimini, Anadilin kurumsal ve sürdürülebilir biçimde yaşatılmasını sağlayacağı ifade edildi. “Anadil Haktır” Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanı Nasır Yıldız, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Anadil haktır. Anadilin korunması ve yaşatılması, temel insan hakları kapsamında değerlendirilmelidir. 21 Şubat Dünya Anadili Günü vesilesiyle tüm halkların anadil gününü kutluyor; yetkilileri ve kamuoyunu bu konuda daha duyarlı ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz.” Çoğulcu Demokrasi partisivBursa İl Başkanlığı’nın açıklaması, 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde dil çeşitliliğinin korunması ve anadillerin gelecek kuşaklara aktarılması konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Bursa UNESCO Derneği 15. Olağan Genel Kurulu Coşkulu Katılımla Gerçekleştirildi Haber

Bursa UNESCO Derneği 15. Olağan Genel Kurulu Coşkulu Katılımla Gerçekleştirildi

Bursa UNESCO Derneği’nin 15. Olağan Genel Kurulu, geniş katılım ve güçlü bir birlik mesajıyla gerçekleştirildi. Divan Başkanlığı'nı Celal Beysel, Divan Başkan Yardımcılığını Münire Çarıkçı ve Katip Üyeligi Meryem İnci Günay' ın yaptığı toplantı demokratik olgunluk ve karşılıklı saygı çerçevesinde tamamlandı. Başkan İlker Özaslan, Genel Kurul’a katılım sağlayan tüm üyelere ve Divan Heyeti’ne teşekkür ederek, alınan kararların dernek için hayırlı olmasını temenni etti. Genel Kurul’da okunan ve görsel sunumla üyelerle paylaşılan faaliyet raporu, görev süresi sona eren 14. Dönem Yönetim Kurulu’nun iki yıllık performansını ortaya koydu. Bu süreçte toplam 25 yönetim kurulu toplantısı gerçekleştirildiği ve birçok alanda önemli ilklere imza atıldığı belirtildi. Başkan Özaslan, 14. Dönemin, derneğin 14 dönemlik tarihi içinde en başarılı dönemlerden biri olarak kayıtlara geçtiğini vurguladı. Yönetim Kurulu üyelerine, gösterdikleri özverili çalışmalar nedeniyle teşekkür ederek, “Derneğimizin kurumsal hafızasına güçlü bir dönem daha eklenmiştir” ifadelerini kullandı. Mali disiplin ve şeffaflık konusuna özel vurgu yapan Özaslan, üç dönem boyunca Saymanlık görevini büyük titizlikle yürüten Sema Adalı’ya; yine üç dönemdir denetim faaliyetlerini mali hassasiyetle sürdüren Denetim Kurulu’na ve Disiplin Kurulu Başkanı Hüseyin Köse’ye teşekkür etti. Yeni Dönemde Güçlü Kurumsallaşma ve Katılımcılık Yeni dönem’de toplumsal sorumluluk alanının daha da genişleyeceğini belirten Başkan Özaslan, mevcut faaliyetlerin yanı sıra yeni projelerin de hayata geçirileceğini ifade etti. Bu süreçte özellikle: Eğitim Bilim İletişim alanlarının güçlendirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığı açıklandı. Yeni Yönetim Kurulu’nun, Tüzük çerçevesinde Yüksek Danışma Kurulu, diğer danışma kurulları ve ihtisas çalışma gruplarını oluşturacağı; çalışma yöntemlerini belirleyerek daha sistematik ve katılımcı bir yapı inşa edeceği bildirildi. Böylece her üyenin aktif katkı sunabileceği daha kurumsal bir çalışma dönemine girileceği vurgulandı. Yönetim Kurulu toplantılarının, her toplantıya üç yedek yönetim kurulu üyesinin katılımıyla genişletilmiş şekilde yapılacağı da duyuruldu. Yedek yönetim kurulunun ağırlıklı olarak kadın üyelerden oluştuğunu belirten Başkan Özaslan, “Kadın üyelerimizin titizliği ve üretkenliğinden en üst düzeyde istifade edeceğiz” dedi. 15. Dönem Kurulları Belirlendi Genel Kurul’da yapılan seçimler sonucunda 30 üye, oy birliğiyle iki yıllık süre için kurullara seçildi. Yönetim Kurulu (Asil) İlker Özaslan Osman Şahin Sinan Cem İyihuyulu Uluay Koçak Güvener Yusuf Kenan Yetişen Tekin Çanga Başak Baykan Derya Biçer Elif Uysal Yönetim Kurulu (Yedek) Banu Kılıç Nuran Piliçer Vildan Kireçci Münire Çarıkçı Ali Rıza Akbalış Feyza Tümer Melek Poyraz Neslihan Şahin Pınar Özge Gezer Uyanlar Denetim Kurulu (Asil) Semiha Öztan Hayri Aydemir Neşe Demiröz Denetim Kurulu (Yedek) Güven Yalçın Semih İbrahim Uslu Mert Akdeniz Disiplin Kurulu (Asil) Hüseyin Köse Süheyla Toppamuk Gülten Ceylan Disiplin Kurulu (Yedek) Nigar Uyan Kasım Uzunöz Halil Gök BAŞKAN İLKER ÖZASLAN ’DAN BURSA VİZYONU: Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, Bursa’nın kültürel mirasını koruma ve gelecek kuşaklara aktarma konusunda yeni ve kapsamlı bir vizyon ortaya koydu. Özaslan, UNESCO ilkeleri doğrultusunda Bursa’nın yalnızca geçmişiyle değil; eğitim, bilim, iletişim ve sürdürülebilir kalkınma alanlarındaki atılımlarıyla da örnek bir şehir haline gelmesi gerektiğini vurguladı. Başkan Özaslan’a göre Bursa, sahip olduğu tarihsel ve kültürel zenginliği daha etkin bir kurumsal yapı ve güçlü toplumsal katılımla dünya ölçeğinde daha görünür kılabilecek potansiyele sahip. “Bursa, Dünya Mirası Kimliğini Daha Güçlü Taşımalı” Özaslan, özellikle UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan alanların korunması ve tanıtımının yalnızca fiziki restorasyonla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Kültürel mirasın, yaşayan bir değer olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Özaslan, şu başlıklara dikkat çekti: Miras alanlarında bilinçlendirme temelli projeler Gençlere yönelik kültürel miras atölyeleri Akademik iş birlikleriyle bilimsel araştırma destekleri Dijital platformlarda çok dilli tanıtım Eğitim ve Bilim Odaklı Yeni Dönem Başkan Özaslan, Bursa’nın UNESCO vizyonunda en çok güçlendirilmesi gereken alanların “Eğitim” ve “Bilim” olduğunu belirtti. Dernek bünyesinde oluşturulacak ihtisas çalışma grupları aracılığıyla: Üniversitelerle ortak projeler, Öğrencilere yönelik kültürel bilinç programları, Yerel tarih ve kültürel miras temalı sempozyumlar. Özaslan, “Kültürel mirası korumak yalnızca taş yapıları ayakta tutmak değildir; o mirasın ruhunu yeni nesillere aktarmaktır” ifadeleriyle eğitimin merkezde olduğu bir anlayışı benimsediklerini vurguladı. Kurumsallaşma ve Katılımcı Model Yeni dönemde daha kurumsal bir yapıya geçileceğini belirten Özaslan, Yüksek Danışma Kurulu ve çeşitli danışma kurullarının oluşturulacağını, böylece her üyenin aktif katkı sunabileceği bir modelin hayata geçirileceğini açıkladı. Yönetim anlayışında şeffaflık, hesap verebilirlik ve ortak akıl prensiplerinin esas alınacağını belirten Özaslan, Bursa’nın kültürel ve sosyal dinamikleriyle uyumlu, sürdürülebilir bir çalışma dönemine girileceğini ifade etti. Başkan Özaslan’ın dikkat çeken bir diğer başlık ise Bursa’nın uluslararası görünürlüğü oldu. UNESCO kimliğinin, yalnızca tabelalarda değil; uluslararası projeler, kültür diplomasisi ve dijital iletişim stratejileriyle desteklenmesi gerektiğini belirten Özaslan, şu hedefleri paylaştı: Yurt dışı kültür kurumlarıyla iş birlikleri Ortak sergi ve kültürel değişim programları Dijital arşiv ve sanal sergi projeleri Bursa’nın kültürel markalaşma sürecinin güçlendirilmesi “BURSA’NIN ’nın DEĞERLERİ HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞU ” Başkan İlker Özaslan, Bursa’nın tarihi hanlarından köy dokusuna, inanç mirasından geleneksel zanaatlarına kadar uzanan geniş kültürel birikimin korunmasının yalnızca kamu kurumlarının değil; sivil toplumun, akademinin ve tüm vatandaşların ortak görevi olduğunu vurguladı. Özaslan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bursa, geçmişiyle güçlü bir şehir. Ancak biz onu geleceğe daha bilinçli, daha kurumsal ve daha görünür bir şekilde taşımak zorundayız. UNESCO vizyonu, bizim için bir etiket değil; bir sorumluluktur.” Bursa UNESCO Derneği’nin yeni dönemde hayata geçireceği projelerle, şehrin kültürel mirasını koruyan, geliştiren ve dünyaya açan öncü bir sivil toplum modeli oluşturması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.