Hava Durumu

#Umut

Gürsu Haber - Umut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Umut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuklarımızın Boynu Bükük Kalmasına Müsaade Etmeyeceğiz! Haber

Çocuklarımızın Boynu Bükük Kalmasına Müsaade Etmeyeceğiz!

İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanı Hüseyin Bozkurt Kaplan, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastalığıyla mücadele eden çocukların yaşadığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla kamuoyuna kapsamlı bir açıklamada bulundu. Kaplan’ın açıklamaları, yalnızca bir ziyaretin ötesinde, sağlık politikalarına yönelik güçlü bir çağrı ve toplumsal vicdana seslenen önemli bir mesaj niteliği taşıdı. İlçe başkanlığında gerçekleşen buluşmada, DMD hastası Mustafa Eymen Kan’ın ailesi ve destek ekibi ağırlandı. Görüşmede, hastalığın seyri, tedavi süreçlerinde karşılaşılan güçlükler ve ailelerin üstlendiği büyük sorumluluk tüm yönleriyle ele alındı. Başkan Kaplan, bu temasın kendileri açısından son derece öğretici ve aynı zamanda sorumluluk artırıcı bir nitelik taşıdığını ifade etti. DMD: Sessiz İlerleyen Ağır Bir Hastalık Açıklamada, Duchenne Musküler Distrofi (DMD)’nin çocukluk çağında ortaya çıkan ve zamanla kas kaybına yol açarak yaşam kalitesini ciddi biçimde düşüren ilerleyici bir hastalık olduğuna dikkat çekildi. Bu süreçte yalnızca hastaların değil, ailelerin de hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük bir mücadele verdiği vurgulandı. Kaplan, “Bu zorlu hastalıkla mücadele eden evlatlarımızın ve fedakâr ailelerinin her zaman yanındayız. Mustafa Eymen evladımızın yaşadığı süreç, aslında ülkemizde bu alanda acil ve kalıcı çözümlere ne denli ihtiyaç duyulduğunu açıkça ortaya koymaktadır” ifadeleriyle konunun önemine işaret etti. Yetkililere Net Mesaj: Gecikmeye Tahammül Yok Başkan Kaplan, DMD hastası çocukların tedaviye erişiminde yaşanan sorunların artık ertelenemez bir noktaya geldiğini belirterek, ilgili kurum ve yetkililere açık bir çağrıda bulundu. Açıklamada; Kalıcı ve sürdürülebilir sağlık politikalarının geliştirilmesi, Tedavi süreçlerinin hızlandırılması ve erişilebilir hale getirilmesi, Ailelerin üzerindeki ağır maddi ve manevi yükün hafifletilmesi gerektiği güçlü bir şekilde vurgulandı. Bu taleplerin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluğun gereği olduğunun altı çizildi. Mustafa Eymen’e Umut ve Dayanışma Mesajı İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Mustafa Eymen Kan’a acil şifalar dilenirken, ailesine de sabır ve güç temennisinde bulunuldu. Sürecin yalnızca bir ailenin değil, tüm toplumun meselesi olduğu vurgulanarak, dayanışmanın hayati öneme sahip olduğu ifade edildi. Genel Merkez Düzeyinde Temas Öte yandan, İYİ Parti Spor Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Danışmanı Ali Nail Durmuş’un da ilçe başkanlığını ziyaret ettiği bildirildi. Gerçekleşen ziyarette parti çalışmaları, yerel ve ulusal gündem başlıkları ele alınırken, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Başkan Kaplan, nazik ziyaretlerinden dolayı Durmuş’a teşekkür etti. Toplumsal Vicdana Çağrı Açıklamanın sonunda, başta DMD hastası çocuklar olmak üzere özel sağlık ihtiyacı bulunan tüm bireyler için toplumsal duyarlılığın artırılması gerektiği vurgulandı. Sağlık hakkının temel bir insan hakkı olduğuna dikkat çekilen metinde, kamuoyunun bu konuda daha bilinçli ve destekleyici bir tutum sergilemesi gerektiği ifade edildi. Verilen mesaj nettir: Bu mücadele yalnızca hasta çocukların ve ailelerinin değil, toplumun tamamının ortak sorumluluğudur. Dayanışmanın güçlendiği, çözümlerin hız kazandığı bir yaklaşım ise, geleceğe dair umutları büyütecektir.

Gemlik’te Kent Konseyi Tartışması: “Şaibeli İsimlere Yer Yok” Haber

Gemlik’te Kent Konseyi Tartışması: “Şaibeli İsimlere Yer Yok”

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, yaklaşan Gemlik Kent Konseyi seçimleri öncesinde yaptığı sert açıklamayla adaylık süreçlerine dair önemli uyarılarda bulundu. Karaduman, sürecin basit bir görev yarışı olmadığını vurgulayarak, bunun Gemlik’in geleceğini doğrudan etkileyecek ciddi bir “ahlaki ve yönetsel sınav” olduğunun altını çizdi. Adaylık başvurularının başlamasıyla birlikte sahada yoğun temasların sürdüğünü belirten Karaduman, Kent Konseyi gibi doğrudan halkın temsilini üstlenen bir yapıda görev alacak kişilerin geçmişlerinin tartışmasız şekilde temiz olması gerektiğini ifade etti. Açıklamasında özellikle kamu vicdanına dikkat çeken Karaduman, geçmişinde şaibe bulunan, akçeli işlerle anılan ya da güven zedeleyen ilişkilerle gündeme gelmiş kişilerin bu tür görevlere talip olmaması gerektiğini net bir dille dile getirdi. Karaduman, yalnızca seçim sürecinde değil, seçim sonrasında belediye bünyesinde görevlendirilecek sekreterya ve benzeri pozisyonlar için de aynı hassasiyetin geçerli olduğunu belirtti. Bu görevlerde bulunacak kişilerde aranması gereken temel kriterleri ise “temiz geçmiş, şeffaf duruş ve kamu yararına bağlılık” olarak sıraladı. Aksi bir durumda ortaya çıkacak tablonun Gemlik adına ciddi riskler barındıracağını söyleyen Karaduman, şaibeli isimlerden oluşacak bir Kent Konseyi’nin halkın sorunlarına çözüm üretmek yerine belirli çevrelerin çıkarlarına hizmet edeceğini ve toplumda güven yerine şüphe yaratacağını ifade etti. Tüm adaylara açık çağrıda bulunan Karaduman, “Ya tertemiz bir kadro ile ortaya çıkın ya da bu milletin karşısına çıkmayın” diyerek, Gemlik halkının artık siyasi hesaplar, çıkar ilişkileri ve kapalı kapılar ardındaki pazarlıkları görmek istemediğini vurguladı. Gemlik halkının beklentisinin açık olduğunu belirten Karaduman, şehrin şeffaflık, dürüstlük ve namuslu yönetim talep ettiğini ifade etti. Bu ilkelerin göz ardı edilmesi halinde kurulacak bir Kent Konseyi’nin umut olmak yerine toplumdaki güven duygusunu daha da zedeleyeceğini belirten Karaduman, kamuya hesap vermeyen yapıların kamu yararına hizmet edemeyeceğini dile getirdi. Açıklamasının sonunda bir kez daha çağrısını yineleyen Karaduman, Gemlik Kent Konseyi’nin yalnızca temiz, dürüst ve liyakat sahibi kişilerden oluşması gerektiğini vurguladı. Süreci yönetenlere ve adaylara “kamu vicdanına kulak verme” çağrısı yapan Karaduman, Gemlik halkının olup biteni yakından takip ettiğini ve geçmişi şaibeli kişilerin artık bu şehirde kendilerine yer bulamayacağını ifade etti. Karaduman açıklamasını, “Gemlik sahipsiz değildir. Bu şehirde artık kimse geçmişini saklayarak geleceğini inşa edemez” sözleriyle tamamladı.

Büyükşehir’e Armağan Elçin mi Geliyor! Haber

Büyükşehir’e Armağan Elçin mi Geliyor!

Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Avukat Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği Adaylığı, Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da Memnuniyetle Karşılandı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in hukuki süreci sonrası gündeme gelen Başkan Vekilliği seçiminde, Karacabey Belediye Meclis Üyesi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Avukat Armağan Elçin’in isminin adaylar arasında geçmesi, Karacabey ve Mustafakemalpaşa kamuoyunda büyük bir heyecan ve memnuniyetle karşılandı. Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği Adaylığına Geniş Destek Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da yerel halkın yoğun ilgisini çeken bu gelişme, Elçin’in kamuoyundaki güçlü itibarı ve belediye meclisindeki aktif rolüyle dikkat çekiyor. 2019 yılından bu yana Karacabey Belediye Meclisi’nde başarılı bir şekilde görev yapan Armağan Elçin, 2023 itibarıyla Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de etkili bir isim haline gelmişti. Elçin’in adaylık sürecinin, yalnızca Karacabey değil, Mustafakemalpaşa halkı tarafından da sevinçle karşılanması, onun yerel yönetimdeki tecrübelerinin ve insanlara dokunan liderlik özelliklerinin ne denli takdir edildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Meclis Çalışmalarındaki Etkili Performansı Armağan Elçin, iş hayatında yoğun bir temponun yanı sıra mesaisinin büyük bölümünü meclis çalışmalarına ayırarak, belediyecilik hizmetlerine katkı sağlamayı sürdürüyor. Karacabey Belediye Meclisi’nde iki dönem boyunca aktif görevlerde bulunan Elçin, sonrasında Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de seçilerek daha geniş bir alanda hizmet etmeye devam etti. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde; İmar Komisyonu Başkanlığı, İçişleri Komisyonu Başkanlığı, Hukuk Komisyonu Başkanlığı ve Encümen üyeliği gibi kritik görevlerde bulunan Elçin, aynı zamanda Büyükşehir Başkanlık Divanı’ndaki göreviyle de dikkatleri üzerine topladı. Bu görevler, onun güçlü bir yönetici olarak hem yerel yönetimdeki hem de büyükşehirdeki çeşitli stratejik alanlardaki etkinliğini gözler önüne seriyor. Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da Beklenti Yükseldi Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği için adaylık sürecinin Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da büyük bir beklenti yarattığı belirtiliyor. Elçin’in adaylığının, bölgedeki halkın, Elçin’in dürüstlüğüne ve etkin yöneticiliğine duyduğu güveni pekiştirdiği, aynı zamanda her iki ilçenin geleceği adına umut verici bir adım olarak değerlendirildiği vurgulanıyor. Toplumla Güçlü Bağlar Elçin, kamu hizmeti anlayışını yalnızca bürokratik görevler ve yasalar çerçevesinde değil, halkla güçlü iletişim kurarak da sürdürmekte. Yerel yönetim tecrübesiyle her zaman halkın yanında olmuş ve her iki ilçedeki insanlarla yakın ilişkiler kurarak onların ihtiyaçlarını dinleyip çözüm üretmeye özen göstermiştir. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği için aday gösterilmesi, Elçin’in bu halkla kurduğu güçlü bağların ve halkın güveninin bir yansıması olarak da değerlendiriliyor. Avukat Armağan Elçin’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği adaylığı, yerel halkın desteğini arkasına alarak daha büyük bir sorumluluk üstlenmeye hazırlanıyor. Karacabey ve Mustafakemalpaşa’daki kamuoyunun Elçin’in bu yeni görevde de başarılı olacağına dair umutları oldukça yüksek.

Bursa’da Anlamlı Dayanışma: Özel Çocuklar İçin Gönüller Bir Oldu Haber

Bursa’da Anlamlı Dayanışma: Özel Çocuklar İçin Gönüller Bir Oldu

Bursa’da 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler, toplumun farklı kesimlerini aynı duyarlılık etrafında buluştururken, özel gereksinimli bireyler için sergilenen dayanışma örnekleri yürekleri ısıttı. Etkinlikte yer alan isimlerden biri olan Esin Akkoyunlu Kaynar, hem sahadaki çalışmaları hem de yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. İYİ Parti Osmangazi Kadın Politikalar Başkanlığı olarak özel gereksinimli çocukların yanında olduklarını vurgulayan Kaynar, bu tür etkinliklerin yalnızca bir günle sınırlı kalmaması gerektiğine işaret etti. Gün boyunca süren etkinliklerde çocukların yüzlerindeki tebessüm, ailelerin gözlerindeki umut ve katılımcıların sergilediği duyarlılık, farkındalık çalışmalarının ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Programda gerçekleştirilen aktiviteler, yalnızca eğlenceli anlar sunmakla kalmadı; aynı zamanda toplumun empati refleksini güçlendiren güçlü mesajlar verdi. “Bu sadece bir etkinlik değil, vicdani bir sorumluluktur” Kaynar yaptığı açıklamada, etkinliğin kendileri için taşıdığı anlamı şu sözlerle dile getirdi: “İYİ Parti Osmangazi Kadın Politikalar Başkanlığı olarak, özel gereksinimli evlatlarımızın her zaman yanında olmaya devam ediyoruz. Bugün burada bulunmak, sadece bir programa katılmak değil; onların hayatına dokunabilmek, yalnız olmadıklarını hissettirebilmek adına vicdani bir sorumluluğun gereğidir. Bu anlamlı organizasyonda emeği geçen herkese, özellikle de her şartta özveriyle çalışan, yalnızca partimiz ve dolayısıyla vatanımız için değil, insanlık adına büyük bir gayret ortaya koyan Osmangazi Kadın Politikalar Ekibi’ndeki kıymetli arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.” Dayanışma ve fedakârlık vurgusu Kaynar’ın sözleri, etkinliğe damga vuran en önemli mesajlardan biri olurken, sahada görev alan ekiplerin özverili çalışmaları da dikkatlerden kaçmadı. Organizasyon sürecinde emeği geçen gönüllüler ve kadın politikalar ekibi, her ayrıntıyı titizlikle planlayarak özel çocuklar için unutulmaz bir gün hazırlanmasına katkı sağladı. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen program, toplumda farkındalık oluşturmanın yanı sıra, birlikte hareket etmenin ve sosyal sorumluluk bilincinin ne kadar güçlü bir etki yaratabileceğini de gözler önüne serdi. Toplumsal mesaj: Empati, anlayış ve süreklilik Etkinlikte verilen en önemli mesajlardan biri ise farkındalığın sürekliliği oldu. Uzmanlar ve katılımcılar, özel gereksinimli bireylerin yalnızca belirli günlerde değil, hayatın her alanında desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti. Bursa’da gerçekleştirilen bu anlamlı buluşma, sadece bir farkındalık etkinliği olarak değil; aynı zamanda toplumun vicdanını harekete geçiren güçlü bir dayanışma örneği olarak hafızalarda yer etti.

Minik Eller Toprağa Can Verdi Haber

Minik Eller Toprağa Can Verdi

Nilüfer’de 150 Fidan Geleceğe Nefes Oldu Orman Haftası’nda örnek etkinlik: Öğrenciler doğayla buluştu, anlamlı mesajlar verildi Nilüfer’e bağlı 30 Ağustos Zafer Mahallesi’nde bulunan Şehit Er Eyüp Gürsoy İlköğretim Okulu, 21–26 Mart tarihleri arasında kutlanan Orman Haftası kapsamında örnek bir çevre etkinliğine imza attı. Okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve velilerin katılımıyla düzenlenen programda, okul bahçesine 150 selvi fidanı dikildi. Geleceğe Nefes: 150 Fidan Toprakla Buluştu Etkinlikte minik öğrenciler, öğretmenleri ve aileleriyle birlikte fidanları toprakla buluştururken, ortaya hem duygusal hem de umut dolu görüntüler çıktı. Her bir fidan, çocukların doğaya verdiği değerin ve geleceğe bırakılan en önemli mirasın simgesi oldu. Öğrencilerin heyecanı ve doğaya olan ilgisi etkinlik boyunca dikkat çekerken, çevre bilincinin küçük yaşta kazandırılmasının önemi bir kez daha gözler önüne serildi. Muhtardan Anlamlı Mesaj: “Ormanlar Yaşam Kaynağımızdır” Programa katılan 30 Ağustos Zafer Mahallesi Muhtarı Halil Özçoban, yaptığı konuşmada ormanların önemine dikkat çekti: “Ormanlar sadece ağaçlardan ibaret değildir. Onlar bizim nefesimiz, yaşam kaynağımızdır. Bir ağacı korumak, geleceğimizi korumaktır.” Özellikle çocuklara seslenen Özçoban, doğa sevgisinin küçük yaşta kazanılmasının ilerleyen yıllarda büyük farklar oluşturacağını vurguladı. Katkıya Teşekkür: Belge Takdimi Yapıldı Etkinliğin sonunda, okula sağladığı katkılar dolayısıyla Muhtar Halil Özçoban’a, Okul Müdürü Ahmet Yaşar Gündüz tarafından teşekkür belgesi takdim edildi. “Çevre Bilinci Sadece Bir Gün Değil, Bir Yaşam Biçimi” Okul yönetimi, doğaya sahip çıkmanın yalnızca belirli gün ve haftalarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, çevre bilinci yüksek nesiller yetiştirme hedefi doğrultusunda çalışmaların devam edeceğini belirtti. “Her Fidan Bir Umut” Nilüfer’de gerçekleştirilen bu anlamlı etkinlik, çocukların doğayla kurduğu bağı güçlendirirken, geleceğe bırakılan en değerli mirasın aslında yeşil bir dünya olduğunu bir kez daha hatırlattı. Toprağa bırakılan her fidan, yarınlara nefes olmaya devam edecek.

DEVA Partisi Bursa’dan Sert Mesaj: “Bu Düzen Değişmeden Refah Gelmez” Haber

DEVA Partisi Bursa’dan Sert Mesaj: “Bu Düzen Değişmeden Refah Gelmez”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, yaptığı kapsamlı açıklamayla Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal tabloya sert sözlerle yüklendi. “BirGünSabahOlacak” vurgusuyla umut mesajı veren Öztürk, mevcut sistemin adaletsizlik ürettiğini belirterek, köklü bir değişim çağrısında bulundu. Öztürk, toplumun her kesiminin derin bir ekonomik baskı altında olduğunu ifade ederek, “Emeklimizin, işçimizin, esnafımızın, çiftçimizin, sanayicimizin, gençlerimizin ve kadınların yüzü bugün gülmüyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu vardır. Ama biz biliyoruz ki bir gün sabah olacak ve bu tablo değişecek” dedi. “SORUN PARADA DEĞİL, ADALETTE” Açıklamasında ekonomik krizin temel nedenine dikkat çeken Öztürk, meselenin kaynak yetersizliği değil, kaynakların adil ve akılcı kullanılmaması olduğunu vurguladı: “Bu ülkede sorun para değil. Sorun; adaletin, liyakatin ve aklın doğru kullanılmamasıdır. Kaynak var ama doğru yönetilmiyor. Üreten var ama hakkını alamıyor.” “MİLLET KAZANIYOR, DEVLET ALIYOR: BU ÇARK BÖYLE DÖNMEZ” Vergi politikaları ve ekonomik sistem üzerinden sert eleştirilerde bulunan Öztürk, mevcut düzeni şu sözlerle özetledi: “Millet kazanıyor, devlet alıyor. Millet harcıyor, devlet yine alıyor. Peki kazanan kim?” Bu sözlerle sistemin vatandaş üzerindeki yükünü gözler önüne seren Öztürk, gelir dağılımındaki adaletsizliğin artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını belirtti. “AYRIMLAR BİTECEK, ADALET KAZANACAK” Toplumsal kutuplaşmaya da değinen Öztürk, “öteki-beriki” ayrımının sona ermesi gerektiğini ifade ederek şu mesajı verdi: “BirGünSabahOlacak ve bu ülkede kimse kimliğinden, düşüncesinden, yaşam tarzından dolayı ayrıştırılmayacak. Adalet herkes için eşit işleyecek.” “TEŞKİLAT VARSA UMUT VARDIR” Parti teşkilatlarının önemine vurgu yapan Öztürk, sahadaki örgütlenmenin değişimin anahtarı olduğunu belirtti: “Teşkilat varsa hareket vardır. Teşkilat varsa umut vardır. Teşkilat varsa Türkiye’nin yarını vardır. Biz bu umudu büyütmeye kararlıyız.” EKONOMİ İÇİN NET TAAHHÜTLER: SANAYİCİ, İHRACATÇI VE ÜRETİCİYE DESTEK DEVA Partisi’nin ekonomi vizyonuna da değinen Öztürk, üretim odaklı ve adil paylaşımı esas alan bir modelle yola çıktıklarını belirtti: Sanayiciye nefes aldıracak politikalar hayata geçirilecek İhracatçı yeniden rekabetçi hale getirilecek Üretim artırılarak ekonomik büyüme sağlanacak Elde edilen refah adil şekilde paylaşılacak “Türkiye üretmediği için değil, adil yönetilmediği için kaybediyor” diyen Öztürk, mevcut anlayışın değişmemesi halinde ekonomik sorunların derinleşeceğini ifade etti. “BU DÜZEN DEĞİŞECEK” Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Tayfun Öztürk, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu düzen değişmeden refah gelmez. Biz hazırız. Hem üretmeye hem büyütmeye hem de hakça paylaşmaya hazırız. Türkiye’nin kaybedecek bir günü daha yok.” DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın bu çıkışı, hem ekonomik politikalar hem de toplumsal adalet tartışmaları açısından önümüzdeki süreçte daha da yoğun bir siyasi gündemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ TÜRK SİYASETİNİN YENİ UMUDU Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ TÜRK SİYASETİNİN YENİ UMUDU

Konya’da düzenlenen iftar programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi. Kürt’ün, Türkmen’in; koca bir memleketin umut partisidir Anahtar Parti” diye konuştu. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Konya İl Başkanlığı tarafından organize edilen iftar programına katıldı. Konyalılarla sohbet eden ve dertlerini dinleyen Ağıralioğlu, “Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu. Kırmadan, dökmeden 86 milyonu ailesi gibi sarıp sarmalayacak bir hareket. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi; memleketine bağlı sağcının, solcunun partisi. Kısaca ‘Bu topraklara aitim’ diyen herkesin partisi” dedi. Ağıralioğlu, yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemin siyasi mesuliyetini, önümüzdeki dönem Türk milletinin yönetimini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hizmetini görmek için çıktığımız yola her geçen gün kuvvetlene kuvvetlene, her geçen gün bir önceki günden daha ümitli olarak yürüyerek; bazen adımlarımızı hızlı atarak, bazen koşarak Türk milletinin istikbaline bileyleniyoruz. Siyaset yordu memleketi. Siyasetçiler yorgunluk sebebi oldu memlekette. Bereket olsunlar diye desteklediklerimiz bereketimizi kaçırdılar. Umut olsun diye beklediklerimiz umudumuzu kırdılar. Huzurumuzu, güvenliğimizi sağlasınlar diye desteklediklerimiz bizi huzursuz ve güvenliksiz bıraktılar. “ANAHTAR PARTİ NE YAPACAĞINI BİLENLERİN PARTİSİDİR” Cumhurbaşkanımıza Mevlana diyarından sesleneyim… Yaptıklarınızı beğenmiyoruz ama “Devletimizin başı soframıza buyursun” desek, devletimizin başı “Onlar muhalefettedir” diye bizim soframıza gelmez. O yüzden biz devletimizin başını partili-partisiz ayırırken görmek istemiyoruz. İstiyoruz ki Cumhurbaşkanımız; cumhurun başı olarak burada kendisine oy vermemiş olsalar da, yaptıklarına itiraz ediyor olsalar da, daha iyisini yapacağız diye parti kurup rekabet ediyor olsalar da başı olduğu cumhurla buluşsun. Devlet Bey’imiz Türk milletinin bilge lideri… Türk milleti burada. Bilge lideri olduğunuz Türk milletinin evlatlarıyla burada buluşabilirsiniz. Muhalefet-iktidar demeden gelip burada sizin yaptıklarınızı hedef koyup ulaşamadıklarınızı, vaat edip yapamadıklarınızı kendileri için mesuliyet bilen kardeşleriniz var. Onların sofralarına gelip onları dinleseniz mesela ne kaybedersiniz? Zaman zaman siyasetin ihtiyaçlarını toplumun talepleri belirliyor. Mesela bu ara rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun adı çok anılıyor. İlkeli siyaset deyince Muhsin Yazıcıoğlu’nu anıyorsanız… Bir gün öyle, bir gün böyle siyaset yormuş milleti. “Recep Yazıcıoğlu diye iyi bir vali vardı” deniliyor. Duyardı, dinlerdi, giderdi. Protokol demezdi. Herkese dokunabilirdi. Özlenen vali profili demek ki… Yine diyorlar ki eskiden siyasetçiler, liderler ekranlarda oturup birbirleriyle kırıp dökmeden konuşurlardı. Erbakan Hoca’nın nezaketini anıyorlar. En sert muhalefeti bile tebessümle söyleyebilen siyaseti özlüyor millet. Milletiniz size diyor ki: “Yahu kardeşim, birbirinize muhalefet edin ama hakaret etmeyin. Hakaret etmeden konuşamıyor musunuz?” Dolayısıyla toplum; ilke sahibi, duyabilen, dinleyebilen, anlayabilen, birbirine nezaket gösterebilen, devleti devlet, milleti millet gibi sayabilen bir siyaset özlüyor. İşte biz bu yüzden Anahtar Parti’yi kurduk. Anahtar Parti ne yapacağını bilenlerin partisidir. Memleketi kendinin zanneden, kendini memleketin sahibi zanneden siyasetten yoruldu millet. Memleketi emanet bilen, mukaddes bir emanet gibi muhafaza etmeyi milletine borç sayan siyaset geliyor. Anahtar Parti geliyor. “SİYASETİ İLKELİ İNSANLAR YAPMALI” Ben bir gün devletin düşmanlarına gülmedim. Onlarla yolumu kesiştirmedim. Devletin, milletin düşmanlarıyla bir gün bir köşede hasbihal etmedim. Ağırlamadım, uğurlamadım. Devletine, milletine kötülük etmiş hiç kimseye müsamahalı davranmadım, yurt dışından iktidar dilenmedim. Devletimi yurt dışına şikâyet etmedim. Edeni meşru görmedim! Ay yıldızlı al bayrağın altında yaşamayı kendime şeref bildim. Başka bir bayrağın altında gölgelenmedim. Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ay yıldızlı al bayrağın altında bir ve beraber yaşatmayı ülkeme, ülküme, bize bu vatanı bırakıp giden şehitlerime borç bildim. Bu hattan hiç değişmedim. 35 yıldır cemiyetçilik yapıyorum. 35 sene daha yaşarsam, 35 sene önce dediğim her şeyi şimdi dediğim gibi ölene kadar söyleyeceğim. Öcalan o zaman da teröristti, şimdi de terörist. PKK o zaman da terör örgütüydü, şimdi de terör örgütü. Adalet yolun başındayken de adaletti, şimdi de adalet. Siyaset o zaman da nezaketle yapılması gerekiyordu, şimdi de nezaketle yapılması gerekiyor. Siyaset her zaman ilkeli insanların yapması gereken bir şeydi. Ben hâlâ ilkeli insanların yapması gereken bir şey olduğuna inanıyorum. Bugün öyle, bugün böyle, yarın başka türlü olan siyasetin memleketin kaderi olmadığına inanıyorum. O yüzden Anahtar Parti pırıl pırıl bir parti. “BAYRAK ADALETLE, BEREKETLE DALGALANIR…” Rahmetli Muhsin Başkan’ın güzel bir konuşması vardı; Türk ezansız olmaz, Türk bayraksız olmaz… Cumhurbaşkanımız da grup toplantısında güzel bir konuşma yapmış; zaten biz Cumhurbaşkanının güzel konuşmasını eleştirmiyoruz, konuştuklarını yapamamasını eleştiriyoruz. Ama Cumhurbaşkanımızın bir şey bilmesi lazım. Bayrağın dalgalanmasının sebebi rüzgâr değildir. Bayrak adaletle bir ülkenin üstünde dalgalanabilir. Ağzına kadar dolu bir hazine bayrağın rüzgârıdır. Bayrak dalgalansın istiyorsanız; paranızın değeri bayrağınızı dalgalandırır. Bayrak inmez, bayrak mahzun olmaz, bayrak dalgalansın diyorsanız ticaretin bereketi olması lazım. Ticaretinizin bereketi gitmişse, çocuklarınız madde bağımlılığının pençesindeyse, esnafınız batma kuyusuna girmişse, iş adamlarınız konkordato sırasında ise, hazineniz faize teslim edilmişse, siz yurt dışı borçlanmalarınızın faizini bile ödeyemez hâle gelmişseniz, emeklileriniz bu paralarla, asgari ücretlileriniz şu paralarla yaşıyorsa, insanlar evlatlarını evlendiremez, çocuklarına yuva kuramaz hâle gelmişse, babalar evlatlarına harçlık veremediği için utanç duyuyorsa, evlatlar babalarından harçlık alıyorlar diye mahcup oluyorsa, bayrağınız mahzundur, Türk milletini esaret şartlarında yaşatıyorsunuz demektir. “ALEVİNİN DE SÜNNİNİN DE PARTİSİ ANAHTAR PARTİ” Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu, Türk siyasetinin yeni yönetim merkezi. Kırmadan, dökmeden 86 milyonu ailesi gibi sarıp sarmalayacak bir hareket. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi; memleketine bağlı sağcının, solcunun partisi. Kısaca “Bu topraklara aitim” diyen herkesin partisi. O mezhepten, bu meşrepten; Kürt’ün, Türkmen’in, Alevinin, Sünninin neyi varsa koca bir memleketin umut partisidir Anahtar Parti. Umudunuzla yaşayın, umudunuzla milletinize kuvvet olun inşallah.”

Yağız Efe İçin Umut Bekleyişi: DMD Kampanyasında Kritik Süreç Haber

Yağız Efe İçin Umut Bekleyişi: DMD Kampanyasında Kritik Süreç

Bursa’da yaşayan 8 yaşındaki Yağız Efe Erim, nadir görülen ve ilerleyici kas hastalığı olan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele ediyor. Minik Yağız’ın tedavi olabilmesi için başlatılan valilik onaylı yardım kampanyası, aradan geçen dört aya rağmen beklenen desteğe ulaşamadı. Kampanya şu ana kadar yalnızca yüzde 13 seviyesine ulaşabildi. Ailesi ise zamanla yarıştıklarını belirterek hem vatandaşlara hem de iş dünyasına destek çağrısında bulunuyor. Dört Ayda Yüzde 13’e Ulaşabildi Yağız Efe’nin babası Mustafa Erim, kampanyanın ilerleyişi hakkında yaptığı açıklamada sürecin oldukça yavaş ilerlediğini söyledi. Kampanyanın yaklaşık dört aydır devam ettiğini belirten Erim, hedeflenen miktara ulaşma konusunda ciddi bir zaman kaybı yaşandığını ifade etti. “Yaklaşık dört aydır kampanyamız devam ediyor. Ancak şu ana kadar yalnızca yüzde 13 seviyesine ulaşabildik. Maalesef kampanya beklediğimiz hızda ilerlemiyor” diyen baba Erim, desteklerin artması gerektiğini vurguladı. Hastalık Süreci ve Kritik Zaman Mustafa Erim, oğlu Yağız Efe’ye 15 Haziran’da Duchenne Musküler Distrofi (DMD) teşhisi konulduğunu, tedavi için başlatılan yardım kampanyasının ise 15 Ekim’de valilik onayı aldığını belirtti. Ancak geçen sürenin hastalık açısından oldukça kritik olduğuna dikkat çeken Erim, DMD’nin ilerleyici bir hastalık olduğunu ve zaman kaybının tedavi şansını doğrudan etkilediğini söyledi. “Bugün itibarıyla yaklaşık dört ay geçti ama bizim aslında hiç vaktimiz yok. Çocuğumuz her an tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelebilir. O noktadan sonra tedavi şansı büyük ölçüde ortadan kalkıyor” diyen Erim, sürecin kendileri için bir zaman yarışı olduğunu dile getirdi. Sanayicilere ve İş Dünyasına Çağrı Kampanyanın daha hızlı ilerleyebilmesi için çeşitli kurum ve kişilerle görüşmeler yaptıklarını ifade eden baba Erim, özellikle Bursa’daki sanayiciler ve iş insanlarından destek beklediklerini söyledi. Belediye başkanlarıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini ancak şu ana kadar somut bir destek alamadıklarını belirten Erim, Bursa’nın güçlü sanayi potansiyelinin bu kampanyayı kısa sürede tamamlayabilecek güçte olduğunu dile getirdi. “Sağlık camiası ve kendi çevremizin desteğiyle bu noktaya kadar gelebildik. Ancak bu yeterli değil. Bursa’nın imkânlarıyla bu kampanya çok daha hızlı tamamlanabilir. Oğlumuzun zamanı daralıyor” ifadelerini kullandı. “Oğlumuz Sadece Çocukluğunu Yaşamak İstiyor” Şu anda 8 yaşında olan Yağız Efe, Nisan ayında 9 yaşına girecek. Aile, kampanyanın bir an önce tamamlanmasının çocuklarının geleceği için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Mustafa Erim, oğlunun yaşıtları gibi koşmak, oynamak ve çocukluğunu yaşayabilmek istediğini belirterek toplumdan destek istedi. “Oğlumuz sadece koşmak, oynamak ve çocukluğunu yaşamak istiyor. Küçük destekler birleştiğinde büyük bir umut olabilir. Herkesin desteğine ihtiyacımız var” diyen Erim, tüm vatandaşları kampanyaya duyarlı olmaya davet etti. Yağız Efe’nin ailesi, kampanyanın kısa sürede tamamlanabilmesi için toplumun her kesiminden gelecek desteklerin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.