Hava Durumu

#Türkiye Kamu-Sen

Gürsu Haber - Türkiye Kamu-Sen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Kamu-Sen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Sağlık-Sen;  “Bursa İçin Çalışıyoruz!” Haber

Türk Sağlık-Sen; “Bursa İçin Çalışıyoruz!”

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Yönetimi, Türkiye Kamu-Sen Genel Kurulu’na Delegeleriyle Katıldı Türkiye’nin önde gelen sendikalarından Türk Sağlık-Sen’in Bursa şube yönetimi, Türkiye Kamu-Sen’in düzenlediği genel kurulda delegeleriyle birlikte yer aldı. Şube Başkanı Sabit Karabayır ve 2 Nolu Şube Başkanı Bilal Atik’ın öncülüğünde gerçekleşen katılım, Bursa sağlık çalışanlarının sorunlarının yüksek düzeyde gündeme taşınmasını sağladı. Genel kurula katılan heyet, şube yönetimi ve delegelerle birlikte Türkiye Kamu-Sen’in üst düzey temsilcileriyle bir araya geldi. Etkinlik kapsamında, Bursa’nın sağlık sektörüyle ilgili sorunları, sendikal talepleri ve çözüm önerileri, Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Köse ile yapılan görüşmelerde detaylı olarak paylaşıldı. Bursa’nın Sağlık Sorunları Masaya Yatırıldı Toplantıda öne çıkan konular arasında, sağlık çalışanlarının çalışma koşulları, personel eksikliği, mesai düzenlemeleri ve özlük hakları gibi temel meseleler yer aldı. Karabayır ve Atik, Bursa’daki sağlık kurumlarında yaşanan aksaklıkları ve çözüm önerilerini detaylı verilerle dile getirerek, Türkiye Kamu-Sen ve Türk Sağlık-Sen üst yönetiminin dikkatine sundu. Karabayır, “Bursa’daki sağlık çalışanlarının taleplerini ve yaşadıkları zorlukları doğrudan Genel Başkan Yardımcımıza iletme fırsatı bulduk. Çalışanlarımızın sorunlarının çözümü için üst düzeyde temaslar kurmak, sendikal faaliyetlerimizin en önemli boyutunu oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Atik ise, “Delegelerimizle birlikte genel kurula katılarak hem Bursa’yı temsil etme hem de Türkiye Kamu-Sen’in gündeminde Bursa’nın önceliklerini duyurma fırsatı yakaladık. Bu tür etkinlikler, hem iletişimi güçlendiriyor hem de çözüm yollarının geliştirilmesine katkı sağlıyor” dedi. Türkiye Kamu-Sen Genel Kurulu’ndan Güçlü Mesaj Genel kurul, yalnızca formalitelerin yerine getirildiği bir toplantı olmanın ötesinde, ülke genelinde sendikal politikaların tartışıldığı, sorunların dile getirildiği ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı bir platform olarak öne çıktı. Bursa heyetinin sunumları, sağlık alanındaki güncel sorunları ve çalışanların beklentilerini gündeme taşıyarak dikkat çekti. Türk Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Köse, görüşme sırasında Bursa heyetine teşekkür ederek, “Bursa şubemizin ve delegelerimizin katkıları, Türkiye Kamu-Sen olarak politikalarımızı güçlendirmemize ve saha verilerini daha etkin kullanmamıza imkan sağlıyor” ifadelerini kullandı. Sendikal Dayanışma ve Etkin Katılım Vurgusu Şube yönetimi, delegeler ve üst düzey sendika temsilcileri arasındaki görüşmeler, Bursa’da sağlık çalışanlarının sorunlarının çözümü için ortak çalışma iradesinin güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Etkinlik, sendikal dayanışmanın ve yerel sorunların ülke gündemine taşınmasının somut bir örneği olarak değerlendiriliyor. Karabayır ve Atik, genel kurula katılımın ardından yaptıkları açıklamada, Bursa’daki sağlık çalışanlarının taleplerini iletmeye devam edeceklerini ve çözüm odaklı iş birliğini sürdüreceklerini vurguladılar. Ayrıca, Türkiye Kamu-Sen genel kurulunun, sendikal süreçlerde Bursa’nın etkili bir temsil alması açısından önemli bir platform olduğunu belirttiler.

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü” Haber

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat sürecinin yıl dönümünde yaptığı kapsamlı açıklamada, 1997’de yaşanan müdahalenin demokrasi tarihine “kara bir vesayet dönemi” olarak geçtiğini belirterek, o gün sergilenen sendikal direnişin milli iradeye sahip çıkma iradesi olduğunu vurguladı. “Postmodern” Denilerek Hafifletilemez 28 Şubat 1997’de toplanan Millî Güvenlik Kurulu kararlarıyla başlayan sürecin, seçilmiş hükümeti baskı altına alan sistematik bir müdahale olduğunu ifade eden Şanlı, kamuoyunda “postmodern darbe” olarak anılan bu dönemin özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbe niteliği taşıdığını söyledi. Tankların yürütüldüğü, medya manşetleriyle kamuoyu algısının şekillendirildiği, yargı ve bürokrasinin brifinglerle yönlendirildiği bir iklim oluşturulduğunu belirten Şanlı, “Bu süreç, yalnızca bir siyasi müdahale değil; millet iradesini tahkim etmeye çalışan bir vesayet düzeninin açık tezahürüydü” dedi. “Kesintisiz Eğitim”e Karşı “Kesintisiz Demokrasi” Şanlı, o dönemde kamuoyuna sunulan “kesintisiz eğitim” söyleminin, toplumu tek tip bir anlayışa yönlendirme çabasının parçası olduğunu savunarak, Türkiye Kamu-Sen’in bu dayatmaya karşı “kesintisiz demokrasi” ilkesini savunduğunu ifade etti. “Bizim için mesele pedagojik bir tartışma değildi; mesele doğrudan doğruya millet iradesinin tasfiyesine karşı durmaktı” diyen Şanlı, sendikal mücadelenin sınırlarını aşan bir tavır ortaya koyduklarını kaydetti. Demokrasi Nöbeti: Kokartlı Direniş Başta Türkiye Kamu-Sen olmak üzere bağlı sendikaların süreç boyunca geri adım atmadığını belirten Şanlı, bir hafta süren kitlesel eylemleri hatırlattı: İş yerlerinde kokart takılarak sembolik ve görünür bir duruş sergilendi. Kitlesel basın açıklamalarıyla kamuoyu bilgilendirildi. Meydanlarda açıklamalar yapıldı. Bildiriler dağıtılarak taban mobilize edildi. Şanlı, “O gün adeta demokrasi nöbeti tutuldu. Bu, sendikal tarihimize düşülmüş şerefli bir kayıttır” ifadelerini kullandı. “Susmak Vesayeti Kabullenmekti” Süreçte geri çekilmenin ve sessiz kalmanın daha güvenli bir tercih olabileceğini, ancak bunun vesayeti meşrulaştırmak anlamına geleceğini vurgulayan Şanlı, şu değerlendirmede bulundu: “Susmak kolaydı; ancak susmak vesayeti kabullenmek demekti. Biz milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik. Sergilenen tavır, yalnızca sendikal değil, milli bir duruştu.” 28 Şubat döneminin; fişlemelerin, yasakların, ayrımcılığın ve inanç temelli baskıların sıradanlaştırıldığı bir süreç olarak hafızalarda yer ettiğini belirten Şanlı, buna rağmen demokrasiye inananların cesaretinin karanlığı dağıtan bir ışık olduğunu söyledi. “Haklı Olan Kazandı, Vesayet Çöktü” Aradan geçen yıllar içinde vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve darbe heveslilerinin tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edildiğini dile getiren Şanlı, millet iradesinin nihayetinde galip geldiğini ifade etti. Ancak hafızanın diri tutulması gerektiğini vurgulayan Şanlı, “Unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu nedenle 28 Şubat yalnızca bir anma değil, bir bilinç muhasebesidir” dedi. “Hangi Ad Altında Gelirse Gelsin…” Hilmi Şanlı açıklamasının sonunda, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, milli iradeyi ve demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini belirterek şu mesajı verdi: “Hangi ad altında gelirse gelsin, millet iradesine yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracağız. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız. Demokrasiye sahip çıkmak bizim için bir tercih değil, bir şeref meselesidir.” Türk sendikal hareketinin yakın tarihindeki kritik dönemeçlerden biri olarak değerlendirilen 28 Şubat süreci, yapılan bu açıklamayla bir kez daha hatırlatılırken; vesayet tartışmaları ve demokratik kazanımların korunması meselesi yeniden kamuoyu gündemine taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.