Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

Gürsu Haber - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Tekin'den okul saldırılarıyla ilgili açıklama... Haber

Bakan Tekin'den okul saldırılarıyla ilgili açıklama...

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullara düzenlenen silahlı saldırılarda 9 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yaralandı. Aralarında çok sayıda çocuğun bulunduğu trajik olaylarda 6 kişi ise ağır yaralandı. YUSUF TEKİN'DEN AÇIKLAMA Yaşanan olayın yankıları devam ederken Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'den önemli bir açıklama geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Tekin, olaydan duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi. “MİLLETÇE TARİFSİZ BİR ÜZÜNTÜ İÇİNDEYİZ” Tüm Türkiye'ye başsağlığı dileyen Bakan, “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan yürek parçalayan elim olaylar, tüm ülkemizi derinden etkilemiştir. Büyük bir üzüntüyle belirtmek isterim ki bu acı olaylarda geleceğe umutla bakan gençlerimizi ve kutsal göreviyle özveriyle çalışan bir eğitimcimizi kaybettik. Milletçe tarifsiz bir üzüntü içindeyiz.” dedi. “GEREKLİ ADIMLARI KARARLILIKLA ATIYORUZ” Konuyla ilgili çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Tekin, şunları kaydetti: Kadim medeniyetimiz boyunca toplumsal huzurumuza örnek teşkil eden eğitim kurumlarımızda benzeri olayların yaşanmaması için İçişleri, Adalet ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarımız ile koordineli olarak mevcut güvenlik önlemlerimizi gözden geçirerek tüm dijital ve fiziksel tehditleri kapsayan kapsamlı bir güvenlik anlayışını uygulamak adına gerekli adımları kararlılıkla atıyoruz. Milletçe kenetlendiğimiz bu zorlu süreçte hepimizin yüreğine düşen bu acıyı, derin bir hisle paylaşıyoruz. Bu süreç, titizlikle takip edilecek olup evlatlarımızın güvenliği, öğretmenlerimizin refahı ve eğitim ortamlarımızın huzuru için gerekli tüm tedbirler, azim ve özenle alınacaktır. “HİÇBİR YÖNÜ KARANLIKTA BIRAKILMAYACAKTIR” Konunun aydınlatılması için gereken tüm çabayı göstereceklerini belirten Bakan Tekin, “Milletimizin şüphesi olmasın ki bu ortak acının hiçbir detayı karanlıkta kalmayacaktır. Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, kederli ailelerine ve eğitim camiamızın her bir ferdine sabır; yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve eğitim camiamızın başı sağ olsun.” ifadelerini kullandı.

Eğitimde Şiddet Alarmı: Bursa’dan Sert Tepki! “Artık Sabrımız Kalmadı” Haber

Eğitimde Şiddet Alarmı: Bursa’dan Sert Tepki! “Artık Sabrımız Kalmadı”

Türkiye’de eğitimde şiddetin ulaştığı noktaya ilişkin tepkiler giderek sertleşirken, Ömer Işıkoğlu ve Fatih Gümüş yaptıkları açıklamalarla adeta isyan etti. Türk Eğitim-Sen Bursa teşkilatının iki şube başkanı, yaşanan olayların artık münferit değil, sistematik bir çöküşün göstergesi olduğunu vurgulayarak çok sert ifadeler kullandı. Işıkoğlu ve Gümüş, eğitim kurumlarında artan şiddetin görmezden gelinmesini “açık bir ihmal ve sorumsuzluk zinciri” olarak nitelendirirken, yetkililere doğrudan çağrıda bulundu: “Bugün hâlâ gerekli önlemleri almayanlar, yarın yaşanacak her olayın doğrudan sorumlusudur.” Açıklamada, Siverek’te yaşanan silahlı saldırının ve daha önce öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği olayın, eğitim sisteminin nasıl bir tehdit altında olduğunu açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. İki başkan, “Artık sabrımız kalmadı” diyerek tepkilerini şu sözlerle sürdürdü: “Okulları koruyamayan bir sistemin hiçbir mazereti olamaz! Öğretmenine sahip çıkamayan bir anlayış, geleceğini de kaybetmeye mahkûmdur. Her defasında ‘önlem alınacak’ deniliyor ama ortada ne somut bir adım var ne de gerçek bir irade!” Yetkililerin yıllardır süren uyarılara rağmen harekete geçmemesini sert sözlerle eleştiren sendika temsilcileri, eğitimde güvenlik meselesinin artık ertelenemez bir kriz haline geldiğini belirtti. Açıklamada, okullarda güvenliğin sağlanamamasının “devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir tablo” olduğu ifade edildi. Işıkoğlu ve Gümüş, özellikle okul girişlerinde denetim eksikliği, güvenlik personeli yetersizliği ve rehberlik hizmetlerinin zayıflığına dikkat çekerek, bu eksikliklerin doğrudan şiddet olaylarına zemin hazırladığını söyledi. “Her olaydan sonra aynı cümleleri duymaktan bıktık. Artık söz değil, icraat istiyoruz” ifadeleriyle tepkilerini daha da sertleştirdiler. Toplumsal yozlaşmaya da dikkat çeken iki başkan, öğretmene yönelik saygının ciddi şekilde aşındığını vurgulayarak şu çarpıcı soruyu yöneltti: “Biz ne zaman bu hale geldik? Öğretmenine saygıyı kaybeden bir toplum, hangi geleceği inşa edebilir?” Açıklamada, yalnızca güvenlik önlemlerinin değil, aynı zamanda caydırıcı yasal düzenlemelerin de yetersiz olduğu ifade edilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ilgili kurumlara açık çağrı yapıldı: “Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyecek düzenlemeler kâğıt üzerinde kalmamalı, sahada tavizsiz uygulanmalıdır.” İki şube başkanı, eğitimde şiddetin önlenmesi için topyekûn bir seferberlik çağrısında bulunarak, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkilileri sorumluluk almaya davet etti. “Bu mesele artık sadece eğitimcilerin değil, ülkenin beka meselesidir” ifadeleri dikkat çekti. Açıklamanın sonunda ise ton daha da sertleşti: “Eğer bugün gereken yapılmazsa, yarın yaşanacak her olayın hesabı sorulacaktır. Biz susmayacağız, geri adım atmayacağız. Okullar güvenli hale gelene kadar mücadelemizi en sert şekilde sürdüreceğiz.” Eğitim camiasında geniş yankı uyandıran bu çıkış, önümüzdeki günlerde eğitim politikaları ve okul güvenliği konusundaki tartışmaların daha da alevleneceğinin sinyalini verdi.

Viyana’da Yıldırım MTAL Rüzgârı Esti Haber

Viyana’da Yıldırım MTAL Rüzgârı Esti

Avusturya’nın Viyana şehrinde gerçekleştirilen, Erasmus+ Gençlik Programı kapsamında yürütülen “Youth in Action for Food Waste Reduction (Act4Food)” projesi; Avusturya, Türkiye, Bulgaristan, Letonya ve Macaristan’dan gençleri bir araya getirdi. Projeye Türkiye’yi temsilen katılan Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğretmen ve öğrencileriyle uluslararası platformda önemli bir başarıya imza attı. Proje kapsamında düzenlenen kültür gecesinde; Avusturya, Letonya, Bulgaristan, Macaristan ve Türkiye’den katılan gençler, kendi ülkelerinin kültürel değerlerini tanıtma fırsatı buldu. Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri ise sergiledikleri performanslarla geceye damga vurdu. Okul öğrencileri, Türk mutfağının zenginliğini tanıtarak katılımcılardan büyük beğeni toplarken, geleneksel dans gösterileri ile kültürel mirasımızı başarıyla yansıttı. Gecenin ilerleyen saatlerinde Türk müzikleri eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikler, katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Kültürler arası etkileşimin en güzel örneklerinden birinin sergilendiği bu anlamlı gecede, öğrencilerimiz hem ülkemizi başarıyla temsil etmiş hem de uluslararası dostlukların gelişmesine katkı sağlamıştır. Okul Müdürü Ömer YILMAZ, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Öğrencilerimizin uluslararası projelerde aktif rol alması, onların hem akademik hem de sosyal gelişimleri açısından son derece kıymetlidir. Bu tür projeler sayesinde öğrencilerimiz farklı kültürleri tanırken, kendi kültürlerini de en güzel şekilde temsil etme fırsatı bulmaktadır. Yıldırım Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak Avrupa projelerinde yer almaya ve öğrencilerimizi geleceğe en iyi şekilde hazırlamaya devam edeceğiz.” Proje Koordinatörü Filiz Balçık TAÇ ise süreçle ilgili şunları ifade etti: “Act4Food projesi, gençlerde gıda israfı konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen çok değerli bir çalışmadır. Avusturya, Letonya, Bulgaristan, Macaristan ve Türkiye’den gelen öğrencilerin birlikte çalışması, hem kültürel etkileşimi artırmakta hem de ortak bir çevre bilinci oluşturmaktadır. Öğrencilerimizin kültür gecesinde sergiledikleri performans ise gurur vericidir.” Erasmus+ projeleri kapsamında gerçekleştirilen bu tür faaliyetler, gençlerin kültürel farkındalıklarını artırırken, sürdürülebilir bir gelecek için bilinçli bireyler yetişmesine önemli katkılar sunmaktadır.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Sert Çıkış: “İznik Gölü’nü Göz Göre Göre Kurutuyorlar!”

Bursa’nın en önemli doğal miraslarından biri olan İznik Gölü’nde yaşanan dramatik su kaybı, kamuoyunda giderek büyüyen bir endişeye dönüşürken, DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Genişler, yağışlara rağmen göl seviyesinin yükselmemesinin “doğal değil, tamamen insan kaynaklı bir felaket” olduğunu vurgulayarak yetkililere yüklendi. “Yağmur Yağıyor Ama Göl Dolmuyor: Bu Bir Yönetim Krizidir” Recep Genişler, son dönemde artan yağışlara rağmen İznik Gölü’nün su seviyesinin toparlanamamasını eleştirerek, “Yağış var ama sonuç yok. Çünkü sorun gökyüzünde değil, yeryüzünde yapılan yanlışlarda. Bu artık bir doğa olayı değil, açık bir yönetim krizidir” ifadelerini kullandı. Sanayiye Sert Eleştiri: “Göl Adeta Fabrikalara Tahsis Edilmiş” Genişler, göl çevresindeki sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımına dikkat çekerek, denetim eksikliğini hedef aldı: “Sanayi tesisleri gölü sınırsız bir kaynak gibi kullanıyor. Su çekiliyor ama geri dönüşü yok. Denetim yok, yaptırım yok. İznik Gölü adeta bazı fabrikalara tahsis edilmiş durumda. Bu kabul edilemez.” Tarım Politikalarına Tepki: “Vahşi Sulama Devam Ediyor” Tarımda modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılmamasını da eleştiren Genişler, vahşi sulamanın göl üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti: “Çiftçi suçlanamaz, çünkü doğru yönlendirme yapılmıyor. Hâlâ ilkel sulama yöntemleri kullanılıyor. Damla sulama gibi sistemler teşvik edilmediği sürece bu israf devam edecek. Gölün suyu bilinçsizce tüketiliyor.” İklim Krizi ve Kurumsal İhmalkârlık İklim değişikliğinin etkilerine de değinen Genişler, artan sıcaklıkların buharlaşmayı hızlandırdığını ancak asıl sorunun buna karşı önlem alınmaması olduğunu söyledi: “Evet, iklim krizi var. Ama bu krizle mücadele etmek devletin görevi. Siz hiçbir önlem almazsanız, buharlaşma artar, kaynaklar kurur. İznik Gölü kaderine terk edilmiş durumda.” “Gölü Besleyen Damarlar Kurutuldu” Gölü besleyen dere ve yeraltı kaynaklarının zayıflamasına da dikkat çeken Genişler, plansız su yönetiminin ekosistemi çökme noktasına getirdiğini ifade etti: “Gölü besleyen damarlar bir bir kurutuldu. Dereler ya kurudu ya da yönü değiştirildi. Bu göl kendi kendini yenileyemez hale getirildi.” Sazlık Tahribatı: “Doğal Kalkan Yok Edildi” Kıyı bölgelerinde yaşanan tahribata da değinen Genişler, sazlık alanların yok edilmesinin büyük bir ekolojik hata olduğunu belirtti: “Sazlıklar bu gölün akciğeriydi. Yakıldı, kesildi, yok edildi. Doğal koruma mekanizmasını ortadan kaldırdılar. Bu sadece çevre katliamı değil, geleceğe ihanettir.” “Bu Gidişle İznik Gölü Haritadan Silinecek” Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan Genişler, acil önlem alınmazsa geri dönüşü olmayan bir sürece girileceğini vurguladı: “Eğer bugün radikal kararlar alınmazsa, yarın çok geç olacak. İznik Gölü göz göre göre yok oluyor. Bu sadece İznik’in değil, Türkiye’nin kaybı olur. Herkes sorumluluk almak zorunda.” İznik Gölü’nde yaşanan bu kritik süreç, su yönetimi politikalarının yeniden tartışılmasına neden olurken, bölgedeki gelişmeler kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU Haber

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU

Özbekistan Turizm ve Kültür Tanıtımı Günü kapsamında Bursa’da anlamlı ve yoğun katılımlı bir program gerçekleştirildi. Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi (TUDAM) bünyesinde faaliyet gösteren Ali Şir Nevai Özbek Dili ve Kültürü Merkezi ile Özbekistan Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, Özbekistan’ın köklü kültürü ve turizm potansiyeli tanıtılırken, aynı zamanda büyük hükümdar Emir Temur’un 690. doğum yılı da anıldı. Program Şehitler İçin Saygı Duruşuyla Başladı Program, vatan uğruna can veren aziz şehitler anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ile başladı. Ardından Türkiye ve Özbekistan milli marşlarının okunmasıyla salonda duygu dolu anlar yaşandı. “İpek Yolu’nun Kalbini Yeniden Hatırlıyoruz” Programın açılışında konuşan Surayyo Khodjoeva, Özbekistan’ın kadim İpek Yolu mirasıyla şekillenen zengin kültürünün, dil ve sanat aracılığıyla nesilden nesile aktarıldığını belirtti. Dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir medeniyet taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Khodjoeva, Ali Şir Nevai’nin düşüncelerine atıfta bulundu. Semerkant, Buhara ve Hiva gibi şehirlerdeki mimari eserlerin yalnızca estetik değil, aynı zamanda bir medeniyetin mühendislik birikimini yansıttığını ifade etti. Andican 2026’da Türk Dünyasının Kültür Başkenti Programda öne çıkan başlıklardan biri de Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmesi oldu. Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş, bu gelişmenin Türk dünyası açısından önemli bir kültürel buluşma zemini oluşturacağını belirterek, Andican merkezli etkinliklerin Semerkant, Buhara ve Hiva gibi kadim şehirleri de kapsayacağını söyledi. “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” Vurgusu Bursa İl Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” sözünü hatırlatarak Türk dünyası arasındaki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Türk Dünyası Yörük Türkmen Federasyonu Genel Sekreteri Cemal Akkuş ise iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel kökler ve akrabalık bağlarıyla güçlenen derin bir kardeşlik ilişkisi olduğunu ifade etti. “Her Öğrenci Bir Kültür Elçisi” Programın en dikkat çeken konuşmalarından birini gerçekleştiren Rustam Narbaev, Türkiye’de eğitim gören Özbek öğrencilerin yalnızca birey değil, aynı zamanda ülkelerinin temsilcileri olduğunu vurguladı. Narbaev, “Saygıdeğer hocalarım, değerli konuklar! Sevgili öğrenciler, sevgili gençler! Öncelikle, Özbekistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği adına, bugün sizlerle bir araya gelip samimi bir sohbet gerçekleştirebilmek benim için büyük bir onur ve sorumluluk olduğunu vurgulamak isterim. Konuşmama başlamadan önce konuşma yapan tüm saygıdeğer misafirlerimizi teşekkürümü izah ederek konuşmama devam etmek isterim. Sevgili öğrenciler! Bugün her biriniz sadece bir öğrenci değilsiniz. Sizler, vatanımız Özbekistan'ın gerçek temsilcileri, başka bir deyişle elçilerisiniz. Evet, her biriniz birer elçisiniz; Türkiye'de ülkemizin yüzünü, kültürünü, değerlerini ve prestijini temsil ediyorsunuz. Sizler burada sadece eğitim görmüyorsunuz. Davranışlarınız, yüksek kültürünüz ve samimi tutumunuzla Özbekistan’ın yüksek değerlerini sergiliyorsunuz. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde vatanımızın onurunu savunuyorsunuz. Bugün size büyük bir güven duyulmaktadır. Sizden sadece iyi uzmanlar olmanız değil, aynı zamanda bilginiz ve potansiyelinizle ülkemizin büyüklüğünü sergileyecek, açık görüşlü, ruhsal olgunluğa sahip bireyler olmanız beklenmektedir. Sayın katılımcılar! Kardeş ülkemiz Türkiye halkına içten şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Bizim için Türkiye sadece bir ortak devlet değil, tarihsel, kültürel ve manevi açıdan yakın olduğumuz kardeş bir ülkedir. Özellikle siz sevgili öğrencilerimizi eğiten Türk öğretim görevlilerine ve profesörlere derin şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Onların sıkı çalışması, özverisi ve bilgisi, sizin gelişiminiz için büyük önem taşımaktadır. Sevgili dostlar! Bugün, Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler tüm zamanların en yüksek seviyesindedir. İki ülke arasındaki dostluk, güven ve stratejik ortaklık bağları her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bu durum, elbette sizler gibi gençler için daha da büyük fırsatlar yaratmaktadır. Aynı zamanda, bizler sporda da büyük başarılara imza atmaya çalışan halklarız. Türk dünyası ülkelerinin 2026 Dünya Kupası’na katılımı, sadece bir spor başarısı değil, halklarımızın birliği, iradesi ve potansiyelinin muhteşem bir ifadesidir. Bu durum size ilham vermeli ve kendi alanlarınızda en yüksek zirveleri fethetmeniz için cesaretlendirmelidir. Sevgili gençler! Şunu daima unutmayın: Sizler- elçilerimizsiniz, Sizler- vatanımızın umudusunuz, Sizler -geleceğimizi inşa edecek nesilsiniz. Bilgiyi arayın, çaba gösterin, kendinizi geliştirin ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Size inanıyoruz. Anavatan sizi bekliyor. Sizinle bir mutluluğumuzu paylaşmak isterim bu sene futbolda Dünya Küpesine iki Türk Dünyası ülkeleri de katılacaktır ve bizler için ikisi de şampiyondur. İlginiz için teşekkür ederim! Akademisyenlerden Özbekistan’a Özel Vurgu Üniversitenin İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Çelik, Özbekistan’ın Türk dünyasının kültürel ve manevi açıdan en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, Özbek dili ve kültürüne yönelik çalışmaların kendisi için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi bölümü- Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar ise iki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle eğitim alanında son yıllarda önemli bir ivme kazandığını ve bu durumun gençler için yeni fırsatlar sunduğunu vurguladı. Turizmde Yükselen İlgi Turizm sektörü temsilcisi Kadir Genç, Özbekistan’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinin giderek daha fazla ilgi gördüğünü belirterek, Bursa’dan düzenlenen turların her geçen yıl arttığını söyledi. Kültür ve Lezzet Aynı Sofrada Buluştu Programın ikinci bölümünde geleneksel Türk çadırı atmosferinde Özbek kültürü tanıtıldı. Katılımcılara dünyaca ünlü Özbek Pilavı ikram edilirken, samimi sohbetler eşliğinde kültürel etkileşim güçlendi. Görsel Sunumlar Yoğun İlgi Gördü Etkinlikte Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının yer aldığı videolar, iki ülke arasındaki iş birliğini anlatan tanıtımlar ve turizm içerikleri katılımcılardan büyük ilgi gördü. Ayrıca Emir Temur’un hayatı ve mirası üzerine hazırlanan sunumlar da dikkat çekti. Bursa’da düzenlenen bu kapsamlı organizasyon, yalnızca bir tanıtım etkinliği olmanın ötesine geçerek Türkiye ile Özbekistan arasındaki tarihsel, kültürel ve gönül bağlarını pekiştirdi. Program, hem geçmişin izlerini hatırlattı hem de geleceğe dair ortak bir vizyon ortaya koydu.

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli Haber

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kalkınma Politikaları Başkanı Yeminli Mali Müşavir Sedat Yalçın, para politikalarının enflasyonu başlatan ve şiddetlendiren unsurları kontrol edebileceğini ancak kalıcı çözümün üretim sisteminin yeniden yapılandırılmasından geçtiğini vurguladı. Merkez Bankası’nın faiz, döviz kuru, kredi genişlemesi ve tasarruf–yatırım dengesi üzerinden enflasyonu yönetebileceğini ifade eden Yalçın, buna rağmen sorunun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğini söyledi. “Yapısal sorunlar ekonomiyi kilitliyor” Türkiye’de üretim sisteminin uzun yıllardır biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yalçın, eğitim sistemi ile iş gücü verimliliği arasındaki kopukluğun üretim kalitesini düşürdüğünü dile getirdi. Mesleki eğitim ile mühendislik alanları arasındaki uyumsuzluk da ekonominin rekabet gücünü zayıflatan faktörler arasında gösterildi. Enerji ve ara malında dışa bağımlılığın Türkiye ekonomisini kırılgan hale getirdiğini belirten Yalçın, bu durumun cari açık riskini artırdığı gibi maliyet enflasyonunu da tetiklediğini ifade etti. Sanayi ve tarımda verimlilik sorunu Sanayi ve tarımda küçük ölçekli ve parçalı işletme yapısının verimliliği sınırladığını belirten Yalçın, sanayinin uzun vadeli finansman bulmakta zorlandığını söyledi. Kalkınma ölçeğinde planlama eksikliğine de dikkat çeken Yalçın, organize sanayi bölgelerinin demiryolu ve liman bağlantılarındaki yetersizliğin lojistik maliyetlerini artırdığını ifade etti. “Yüksek teknoloji üretimine geçmek zorundayız” Yalçın, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaması için yüksek teknolojiye dayalı üretimmodeline geçmesi gerektiğini vurgulayarak, dijital ve yeşil dönüşümünü tamamlamış bir üretim ekosisteminin oluşturulmasının şart olduğunu söyledi. Güçlü lojistik altyapı, mekânsal entegrasyon ve ihracatta yüksek teknoloji payının artırılmasının kalkınma politikalarının temel hedefleri arasında yer aldığını belirten Yalçın, “Türkiye’nin üretimsistemi kapsamlı bir reformdan geçmeden ekonomik sorunların kalıcı şekilde çözülmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Saadet Partili Ensari Altınışık: “Türkiye’de Basın Özgürlüğü Ciddi Gerileme Yaşıyor” Haber

Saadet Partili Ensari Altınışık: “Türkiye’de Basın Özgürlüğü Ciddi Gerileme Yaşıyor”

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık, Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak son yıllarda yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Altınışık, basının çok yönlü baskılar altında olduğunu belirterek, özgürlük alanlarının giderek daraldığını ifade etti. Altınışık açıklamasında, demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan özgür basının; hukuki, ekonomik ve idari müdahalelerle kuşatıldığını vurguladı. Gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirdikleri için soruşturmalara maruz kaldığını, tutuklandığını veya adli kontrol tedbirleriyle sınırlandırıldığını belirten Altınışık, bu durumun ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini dile getirdi. “Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline geliyor” ifadelerini kullanan Altınışık, basın mensuplarının üzerindeki baskının yalnızca hukuki süreçlerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ekonomik koşulların da ağırlaştığını kaydetti. Ekonomik Baskı ve Oto-Sansür Vurgusu Gazetecilerin düşük ücretler ve iş güvencesi eksikliği nedeniyle mesleki bağımsızlıklarını korumakta zorlandığını ifade eden Altınışık, bu durumun oto-sansürü yaygınlaştırdığına dikkat çekti. Medya kuruluşlarına uygulanan para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engellerinin de bağımsız basının sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirtti. Uluslararası Raporlara Atıf Altınışık, uluslararası raporların da Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin olumsuz tabloyu ortaya koyduğunu ifade ederek, ülkenin basın özgürlüğü sıralamalarında alt sıralarda yer almasının dikkat çekici olduğunu söyledi. “Basın Özgürlüğü Toplumun Tamamının Hakkıdır” Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilere ait bir hak olmadığını vurgulayan Altınışık, halkın doğru ve tarafsız bilgiye erişiminin demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsuru olduğunu belirtti. Açıklamasında taleplerini de sıralayan Altınışık şu çağrılarda bulundu: Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine son verilmesi Basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması Gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi Bağımsız ve çoğulcu medya ortamının desteklenmesi “Demokrasinin Teminatı Özgür Basındır” Altınışık, açıklamasını “Demokratik bir toplumun geleceği, özgür basının varlığı ile mümkündür” sözleriyle tamamlayarak, kamuoyuna saygıyla duyuruda bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.