Hava Durumu

#Türkiye

Gürsu Haber - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU Haber

BURSA’DA ÖZBEKİSTAN RÜZGÂRI: KÜLTÜR, TARİH VE KARDEŞLİK AYNI ÇATIDA BULUŞTU

Özbekistan Turizm ve Kültür Tanıtımı Günü kapsamında Bursa’da anlamlı ve yoğun katılımlı bir program gerçekleştirildi. Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi (TUDAM) bünyesinde faaliyet gösteren Ali Şir Nevai Özbek Dili ve Kültürü Merkezi ile Özbekistan Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, Özbekistan’ın köklü kültürü ve turizm potansiyeli tanıtılırken, aynı zamanda büyük hükümdar Emir Temur’un 690. doğum yılı da anıldı. Program Şehitler İçin Saygı Duruşuyla Başladı Program, vatan uğruna can veren aziz şehitler anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ile başladı. Ardından Türkiye ve Özbekistan milli marşlarının okunmasıyla salonda duygu dolu anlar yaşandı. “İpek Yolu’nun Kalbini Yeniden Hatırlıyoruz” Programın açılışında konuşan Surayyo Khodjoeva, Özbekistan’ın kadim İpek Yolu mirasıyla şekillenen zengin kültürünün, dil ve sanat aracılığıyla nesilden nesile aktarıldığını belirtti. Dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir medeniyet taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Khodjoeva, Ali Şir Nevai’nin düşüncelerine atıfta bulundu. Semerkant, Buhara ve Hiva gibi şehirlerdeki mimari eserlerin yalnızca estetik değil, aynı zamanda bir medeniyetin mühendislik birikimini yansıttığını ifade etti. Andican 2026’da Türk Dünyasının Kültür Başkenti Programda öne çıkan başlıklardan biri de Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmesi oldu. Türk Devletleri Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş, bu gelişmenin Türk dünyası açısından önemli bir kültürel buluşma zemini oluşturacağını belirterek, Andican merkezli etkinliklerin Semerkant, Buhara ve Hiva gibi kadim şehirleri de kapsayacağını söyledi. “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” Vurgusu Bursa İl Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” sözünü hatırlatarak Türk dünyası arasındaki dayanışmanın önemine dikkat çekti. Türk Dünyası Yörük Türkmen Federasyonu Genel Sekreteri Cemal Akkuş ise iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel kökler ve akrabalık bağlarıyla güçlenen derin bir kardeşlik ilişkisi olduğunu ifade etti. “Her Öğrenci Bir Kültür Elçisi” Programın en dikkat çeken konuşmalarından birini gerçekleştiren Rustam Narbaev, Türkiye’de eğitim gören Özbek öğrencilerin yalnızca birey değil, aynı zamanda ülkelerinin temsilcileri olduğunu vurguladı. Narbaev, “Saygıdeğer hocalarım, değerli konuklar! Sevgili öğrenciler, sevgili gençler! Öncelikle, Özbekistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği adına, bugün sizlerle bir araya gelip samimi bir sohbet gerçekleştirebilmek benim için büyük bir onur ve sorumluluk olduğunu vurgulamak isterim. Konuşmama başlamadan önce konuşma yapan tüm saygıdeğer misafirlerimizi teşekkürümü izah ederek konuşmama devam etmek isterim. Sevgili öğrenciler! Bugün her biriniz sadece bir öğrenci değilsiniz. Sizler, vatanımız Özbekistan'ın gerçek temsilcileri, başka bir deyişle elçilerisiniz. Evet, her biriniz birer elçisiniz; Türkiye'de ülkemizin yüzünü, kültürünü, değerlerini ve prestijini temsil ediyorsunuz. Sizler burada sadece eğitim görmüyorsunuz. Davranışlarınız, yüksek kültürünüz ve samimi tutumunuzla Özbekistan’ın yüksek değerlerini sergiliyorsunuz. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde vatanımızın onurunu savunuyorsunuz. Bugün size büyük bir güven duyulmaktadır. Sizden sadece iyi uzmanlar olmanız değil, aynı zamanda bilginiz ve potansiyelinizle ülkemizin büyüklüğünü sergileyecek, açık görüşlü, ruhsal olgunluğa sahip bireyler olmanız beklenmektedir. Sayın katılımcılar! Kardeş ülkemiz Türkiye halkına içten şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Bizim için Türkiye sadece bir ortak devlet değil, tarihsel, kültürel ve manevi açıdan yakın olduğumuz kardeş bir ülkedir. Özellikle siz sevgili öğrencilerimizi eğiten Türk öğretim görevlilerine ve profesörlere derin şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Onların sıkı çalışması, özverisi ve bilgisi, sizin gelişiminiz için büyük önem taşımaktadır. Sevgili dostlar! Bugün, Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler tüm zamanların en yüksek seviyesindedir. İki ülke arasındaki dostluk, güven ve stratejik ortaklık bağları her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bu durum, elbette sizler gibi gençler için daha da büyük fırsatlar yaratmaktadır. Aynı zamanda, bizler sporda da büyük başarılara imza atmaya çalışan halklarız. Türk dünyası ülkelerinin 2026 Dünya Kupası’na katılımı, sadece bir spor başarısı değil, halklarımızın birliği, iradesi ve potansiyelinin muhteşem bir ifadesidir. Bu durum size ilham vermeli ve kendi alanlarınızda en yüksek zirveleri fethetmeniz için cesaretlendirmelidir. Sevgili gençler! Şunu daima unutmayın: Sizler- elçilerimizsiniz, Sizler- vatanımızın umudusunuz, Sizler -geleceğimizi inşa edecek nesilsiniz. Bilgiyi arayın, çaba gösterin, kendinizi geliştirin ve hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Size inanıyoruz. Anavatan sizi bekliyor. Sizinle bir mutluluğumuzu paylaşmak isterim bu sene futbolda Dünya Küpesine iki Türk Dünyası ülkeleri de katılacaktır ve bizler için ikisi de şampiyondur. İlginiz için teşekkür ederim! Akademisyenlerden Özbekistan’a Özel Vurgu Üniversitenin İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Çelik, Özbekistan’ın Türk dünyasının kültürel ve manevi açıdan en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, Özbek dili ve kültürüne yönelik çalışmaların kendisi için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi bölümü- Doç. Dr. Minara Aliyeva Çınar ise iki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle eğitim alanında son yıllarda önemli bir ivme kazandığını ve bu durumun gençler için yeni fırsatlar sunduğunu vurguladı. Turizmde Yükselen İlgi Turizm sektörü temsilcisi Kadir Genç, Özbekistan’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinin giderek daha fazla ilgi gördüğünü belirterek, Bursa’dan düzenlenen turların her geçen yıl arttığını söyledi. Kültür ve Lezzet Aynı Sofrada Buluştu Programın ikinci bölümünde geleneksel Türk çadırı atmosferinde Özbek kültürü tanıtıldı. Katılımcılara dünyaca ünlü Özbek Pilavı ikram edilirken, samimi sohbetler eşliğinde kültürel etkileşim güçlendi. Görsel Sunumlar Yoğun İlgi Gördü Etkinlikte Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın konuşmasının yer aldığı videolar, iki ülke arasındaki iş birliğini anlatan tanıtımlar ve turizm içerikleri katılımcılardan büyük ilgi gördü. Ayrıca Emir Temur’un hayatı ve mirası üzerine hazırlanan sunumlar da dikkat çekti. Bursa’da düzenlenen bu kapsamlı organizasyon, yalnızca bir tanıtım etkinliği olmanın ötesine geçerek Türkiye ile Özbekistan arasındaki tarihsel, kültürel ve gönül bağlarını pekiştirdi. Program, hem geçmişin izlerini hatırlattı hem de geleceğe dair ortak bir vizyon ortaya koydu.

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli Haber

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kalkınma Politikaları Başkanı Yeminli Mali Müşavir Sedat Yalçın, para politikalarının enflasyonu başlatan ve şiddetlendiren unsurları kontrol edebileceğini ancak kalıcı çözümün üretim sisteminin yeniden yapılandırılmasından geçtiğini vurguladı. Merkez Bankası’nın faiz, döviz kuru, kredi genişlemesi ve tasarruf–yatırım dengesi üzerinden enflasyonu yönetebileceğini ifade eden Yalçın, buna rağmen sorunun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğini söyledi. “Yapısal sorunlar ekonomiyi kilitliyor” Türkiye’de üretim sisteminin uzun yıllardır biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yalçın, eğitim sistemi ile iş gücü verimliliği arasındaki kopukluğun üretim kalitesini düşürdüğünü dile getirdi. Mesleki eğitim ile mühendislik alanları arasındaki uyumsuzluk da ekonominin rekabet gücünü zayıflatan faktörler arasında gösterildi. Enerji ve ara malında dışa bağımlılığın Türkiye ekonomisini kırılgan hale getirdiğini belirten Yalçın, bu durumun cari açık riskini artırdığı gibi maliyet enflasyonunu da tetiklediğini ifade etti. Sanayi ve tarımda verimlilik sorunu Sanayi ve tarımda küçük ölçekli ve parçalı işletme yapısının verimliliği sınırladığını belirten Yalçın, sanayinin uzun vadeli finansman bulmakta zorlandığını söyledi. Kalkınma ölçeğinde planlama eksikliğine de dikkat çeken Yalçın, organize sanayi bölgelerinin demiryolu ve liman bağlantılarındaki yetersizliğin lojistik maliyetlerini artırdığını ifade etti. “Yüksek teknoloji üretimine geçmek zorundayız” Yalçın, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaması için yüksek teknolojiye dayalı üretimmodeline geçmesi gerektiğini vurgulayarak, dijital ve yeşil dönüşümünü tamamlamış bir üretim ekosisteminin oluşturulmasının şart olduğunu söyledi. Güçlü lojistik altyapı, mekânsal entegrasyon ve ihracatta yüksek teknoloji payının artırılmasının kalkınma politikalarının temel hedefleri arasında yer aldığını belirten Yalçın, “Türkiye’nin üretimsistemi kapsamlı bir reformdan geçmeden ekonomik sorunların kalıcı şekilde çözülmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Saadet Partili Ensari Altınışık: “Türkiye’de Basın Özgürlüğü Ciddi Gerileme Yaşıyor” Haber

Saadet Partili Ensari Altınışık: “Türkiye’de Basın Özgürlüğü Ciddi Gerileme Yaşıyor”

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık, Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak son yıllarda yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Altınışık, basının çok yönlü baskılar altında olduğunu belirterek, özgürlük alanlarının giderek daraldığını ifade etti. Altınışık açıklamasında, demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan özgür basının; hukuki, ekonomik ve idari müdahalelerle kuşatıldığını vurguladı. Gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirdikleri için soruşturmalara maruz kaldığını, tutuklandığını veya adli kontrol tedbirleriyle sınırlandırıldığını belirten Altınışık, bu durumun ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini dile getirdi. “Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline geliyor” ifadelerini kullanan Altınışık, basın mensuplarının üzerindeki baskının yalnızca hukuki süreçlerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ekonomik koşulların da ağırlaştığını kaydetti. Ekonomik Baskı ve Oto-Sansür Vurgusu Gazetecilerin düşük ücretler ve iş güvencesi eksikliği nedeniyle mesleki bağımsızlıklarını korumakta zorlandığını ifade eden Altınışık, bu durumun oto-sansürü yaygınlaştırdığına dikkat çekti. Medya kuruluşlarına uygulanan para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engellerinin de bağımsız basının sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirtti. Uluslararası Raporlara Atıf Altınışık, uluslararası raporların da Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin olumsuz tabloyu ortaya koyduğunu ifade ederek, ülkenin basın özgürlüğü sıralamalarında alt sıralarda yer almasının dikkat çekici olduğunu söyledi. “Basın Özgürlüğü Toplumun Tamamının Hakkıdır” Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilere ait bir hak olmadığını vurgulayan Altınışık, halkın doğru ve tarafsız bilgiye erişiminin demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsuru olduğunu belirtti. Açıklamasında taleplerini de sıralayan Altınışık şu çağrılarda bulundu: Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine son verilmesi Basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması Gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi Bağımsız ve çoğulcu medya ortamının desteklenmesi “Demokrasinin Teminatı Özgür Basındır” Altınışık, açıklamasını “Demokratik bir toplumun geleceği, özgür basının varlığı ile mümkündür” sözleriyle tamamlayarak, kamuoyuna saygıyla duyuruda bulundu.

Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan Siyonist Zulmüne Karşı Tarihi Çağrı Haber

Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan Siyonist Zulmüne Karşı Tarihi Çağrı

Türkiye’nin 60 vilayetinde 300’den fazla aşireti, yüzlerce kanaat önderini, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini ve akademisyenleri bünyesinde barındıran Anadolu Aşiretler Federasyonu, Mescid-i Aksa’nın bir ayı aşkın süredir ibadete kapatılmasına ve 12 bin Filistinli mazlumun hukuksuz bir şekilde katledilmek istenmesine karşı sessizliğini bozdu. Federasyon Genel Başkanı Ferhat Armağan, İslam coğrafyasının kalbine saplanan bu hançer karşısında Anadolu’nun gür sesini tüm dünyaya duyurduklarını belirterek, sert mesajlar verdi. “Siyonist Zulüm, İslam Aleminin Dağınıklığından Besleniyor” Ferhat Armağan, yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Bugün büyük bir teessür ve öfkeyle şahitlik ediyoruz ki; ilk kıblemiz Mescid-i Aksa bir aydır zincirlenmiş, 12 bin Filistinli kardeşimiz Siyonist İsrail hükümetinin uydurma yasalarıyla idamın eşiğine getirilmiştir. Bu ceberrut güç, bu küresel emperyalist odak, cüretini ne yazık ki İslam aleminin içindeki tefrikadan ve parçalanmışlıktan almaktadır. Artık kınama vakti geçmiş, icraat vakti gelmiştir. İslam milletlerinin ve devletlerinin bir an önce birlik ve beraberliği sağlaması, artık bir tercih değil, varoluşsal bir zarurettir.” “Çözüm: İslam Müttefik Orduları ve Güç Birliği” Armağan, zulme karşı durmanın tek yolunun İslam devletlerinin yek vücut olması olduğunu vurguladı: “Zalime karşı durmanın yolu, devasa bir kudret ve sarsılmaz bir müttefik ordusu oluşturmaktan geçer. Tarih bize göstermiştir ki Batı dünyası, ruhani liderlik ve ortak askeri disiplinle İslam coğrafyasına zulmetmiştir. Bizim bu kuşatmayı yarmamızın yegâne yolu, manevi bir şemsiye altında toplanarak saflarımızı sıklaştırmaktır.” “Türkiye, Tarihi Misyonuna Hazırdır” Federasyon Genel Başkanı, Türkiye’nin bu büyük birliği sağlayacak kudrete sahip olduğunu belirterek şunları ekledi: “Tarih boyunca Hilafet makamının hamiliğini yaparak insanlığın refahına, barışına ve saadetine hizmet eden bu aziz millet, bugün de İslam devletlerini bir araya getirecek yegâne güce sahiptir. Türkiye, tarihsel mirası ve stratejik gücüyle bu büyük birliğin sancaktarı olmaya layıktır. Müslümanların bir emirle, bir nidayla aynı safta buluşacağı günler uzak değildir. Anadolu’nun her köşesindeki aşiretlerimiz ve kanaat önderlerimiz bu haklı davanın ve devletimizin arkasındadır.” Zulüm Ebedi Olamaz, Kudüs Sahipsiz Değildir Ferhat Armağan, açıklamasının sonunda, Müslümanların birlik ve dayanışmasının önemine dikkat çekerek, “İslam alemi, birlik ve kararlılıkla hareket ettiği sürece zulüm ebedi olamaz ve Kudüs sahipsiz kalmaz” ifadelerini kullandı. Toplantı ve açıklamalar, Anadolu Aşiretler Federasyonu’nun bölgesel ve uluslararası krizlerde aktif duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ! Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ!

Kırıkkale’de düzenlenen Halk Buluşması programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Kırıkkale İl Başkanlığı açılışı öncesinde düzenlenen Halk Buluşması programına katıldı. Ağıralioğlu, “Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” diye konuştu. Yavuz Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Memleket zor zamanlara düştüğünde, arkamızda bulunan fotoğrafa bakar, talip olduğumuz mesuliyeti oradan alırız. Arkamda kalpaklı bir Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı var. Devlet zor durumdaysa, millet dara düşmüşse; bu millet başına kalpağını geçirir, iradesini milletine adar. 2026 yılında omuzlarımıza düşen sorumluluk da budur. Ay yıldızlı al bayrağın altında, kalpaklı Atatürk’ün önünde Türk milletinin istikbaline yürümeye söz verilir. Bugün aynı zamanda, ömrünü devleti güçlü, milleti kudretli kılmaya adamış, çileli bir mücadele vermiş Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü. Zindanlarla, idam sehpalarıyla sınanmış bir iradenin sahibine rahmet olsun. MUHSİN YAZICIOĞLU HER EVDEN BİR FATİHA ALDI! Yakın zamanda kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu… Her evden oy alamamış olabilir ama her evden bir Fatiha almış bir memleket evladıdır. Ona da rahmet olsun. Çünkü memleket zordadır, dardadır. Bu memleketin ufkuna bela düşmesin diye yıllar önce uyaran, ‘Suriye düşerse Irak gider, Irak yıkılırsa İran hedef olur, sıra Türkiye’ye gelir’ diyen Necmettin Erbakan’ı da bugün hatırlıyoruz. Siyaset bazen eskiyi anar, ‘eskiden böyleydi’ diye konuşur. Nezaketi, siyasi terbiyeyi hatırlar. Aynı kürsülerde rakip olup memleket meselelerini konuşabilen liderleri hatırlar. Bülent Ecevit’i, Süleyman Demirel’i bu yönleriyle anar. Ama ben bunları sadece rahmet dilemek için söylemiyorum. Ölenlerin büyük, kalanların küçük olduğu bir millet olamayız. Aksi halde bu topraklarda tutunamayız. Rahmet dilediğimiz insanların ahlakına, cesaretine, ikazlarına sırt dönerek siyaset yapamayız. Bugün kime rahmet diliyorsak, onun temsil ettiği iradeyi taşımak zorundayız. TERÖRİSTLERLE YAN YANA DURAMAYIZ! Dün ‘kibar’ dediklerimizi anıp bugün kaba olamayız. Dün ‘inançlı’ dediklerimizi anıp bugün inançsız davranamayız. Dün ‘cesur’ dediklerimizi anıp bugün korkak olamayız. Dün ‘ilkeli’ dediklerimizi anıp bugün ilkesiz olamayız. Dün devleti ve milleti korumak için terörle mücadele edenleri överken, bugün teröristlerle yan yana duramayız. Dün ‘aman ha’ diye uyaranları unutup Amerika’nın azgınlığına da, İsrail’in şımarıklığına da sessiz kalamayız. Eğer mezarlara gitmeye hakkımız olsun istiyorsak, o mezarların önünde hangi hakikatle durmamız gerektiğini unutmamalıyız. Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız. YAŞADIĞIMIZ HİÇBİR SORUN FAİLİ MEÇHUL DEĞİL! Türkiye’nin ekonomik ve kurumsal sorunları ortadadır. İşsizlik var, enflasyon var, yüksek faiz var. Eğitimde kalite kaybı var, liyakat eksikliği var. Bugün yaşadığımız hiçbir sorun faili meçhul değildir. Yanlış ekonomi politikaları ve plansız yönetim bu memleketi bu hale getirmiştir. Ama bu milletin gücü vardır. Bu milletin toprağı var, suyu var, yetişmiş insanı var. Doğru planlama yapılırsa bu ülke yeniden ayağa kalkar. Millete umut olmanız için size yetki verildi. Ama siz millete umut olmak yerine kabus oldunuz. Millet size umut olun diye yetki verdi; bugün çıkıp terörle ilgili söylem değiştiriyorsunuz. Bu kabul edilemez. TÜRKİYE AYAĞA KALKMAK ZORUNDADIR! Biz bir parti hevesiyle yola çıkmadık. Biz millet iddiasıyla yola çıktık. Bu memlekette millete yük olan değil, millete omuz veren bir siyaset kuracağız. Bu ülkeye aidiyet hisseden, bu bayrağın altında kendini ait hisseden herkes bu yürüyüşün parçasıdır. Türkiye ayağa kalkmak zorundadır. İçinde bulunduğumuz şartlar bunu bir tercih olmaktan çıkarmıştır. Güçlü bir devlet ve planlı bir gelecek artık zorunluluktur. Biz bu yola şerefli bir mücadele için çıktık. Başarırsak da şeref, yolda kalırsak da şeref. Ama bu millet için yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Halkın Kurtuluş Partisi Bursa İl Örgütü, Haber

Halkın Kurtuluş Partisi Bursa İl Örgütü,

Kent Meydanında organize ettiği eylemle, NATO odaklı emperyalist projeleri eleştirdi. Halkın Kurtuluş Partisi İl Başkanı Avukat Halil Ağırgöl tarafından yapılan basın açıklamasında, NATO'nun insan soyunun baş düşmanı ve ABD ile AB başta olmak üzere, tüm emperyalistlerin suç ve katliam ortağı olduğu vurgulandı. Çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından da desteklenen basın açıklamasında; İnsanlığın hayvanlık konağından çıkıp gerçek insanlık konağı olan Sosyalizme ulaşmasını engellemek, Ortadoğuda Siyonist İsrail’i korumak amacıyla, ABD Emperyalizminin öncülüğünde 4 Nisan 1948 tarihinde kurulanNATO; Kontrgerilla’dır. NATO; Kandır, Acıdır, Gözyaşıdır, İşkencedir, Soykırımdır. NATO; Bağımsızlığımıza, Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mıza ve Önderi Mustafa Kemal’e Düşmanlıktır. NATO; kurulduğu tarihten itibaren, bünyesinde faaliyet gösteren Kontrgerilla eliyle, Dünya Halklarına kan kusturan, gözyaşı döktüren, zulüm çektiren, yeraltı-yerüstü bütün kaynaklarını yağmalayan ve insanlığı açlığa mahkûm eden bir suç örgütüdür. NATO; emperyalistlere karşı direnen, mücadele eden halklara karşı, yaptığı katliamlarla anıla geldi. 1948’ten bugüne. Vietnam, Kore, Yugoslavya, Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve İran Halkını, emperyalistlerin aşağılık çıkarları uğruna katletmekten hiç çekinmedi. Bu Gün de “Büyük Ortadoğu Projesi” adı altında katliamlarına devam etmektedir. NATO; kirli cinayet örgütü kontrgerilla aracılığıyla, dünya çapında, devrimci, yurtsever, demokrat insanları katletmiş, sabotajlar örgütlemiş, Halkları katliamlara uğratmıştır. Türkiye’nin de NATO’ya girdiği 1952 yılından itibaren, başı beladan, sıkıntıdan, yokluktan, yoksulluktan kurtulmamıştır. Türkiye’nin NATO’ya girmesinin ilk bedeli Kore’de vatan evlatlarının kırdırılması olmuştur. Kayıp askerlerle beraber 1350 vatan evladı can vermiştir. NATO’nun ülkemizdeki temel amacı Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kazanımlarını yok etmektir. NATO, Sevr’in intikamını alarak bu toprakları emperyalistlerin tam sömürgesi haline getirmek istemektedir. İtalya’daki NATO Kolejinde, ABD Emperyalist Haydudunun Conilerinin tahtaya asıp ders olarak okuttukları haritayı unutmayalım. Bu gün Ortadoğu bu haritaya göre şekillendirilmektedir. Bu haritada ise ülkemiz üç parçaya bölünmüştür. Yeni Sevr budur. “Yeşil Kuşak Projesi” adıyla CIA-Pentagon İslamı’nı egemen kılmak, Türk Ordusu’nun Jöntürk Geleneğini ortadan kaldırmak, zayıflatmak hedeflenmektedir. “Bizim Oğlanlar” dedikleri, ruhlarını emperyalistlere satan faşist generallerine yaptırdıkları 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri NATO’nun ürünüdür. Faşist darbelere giden süreçte binlerce vatan evladı, yurtsever, devrimci; Kontrgerilla tarafından tarafından katledilmiştir Bu gün de ABD Emperyalistleri, kuklaları olan yapılar eliyle ülkemizi emperyalistlerin iğrenç planı BOP çerçevesinde Yeni Sevr’e doğru koşar adım götürüyorlar. ABD Emperyalistleri NATO eliyle ve kuklalarını kullanarak ; “Terörsüz Türkiye”, “barış”, “kardeşlik”, “demokrasi açılımı” adlarıyla maskeleyip, Yeni Sevr’i, “hazmettire, hazmettire” halkımıza yedirmeye çalışıyorlar. Son günlerde de ülkemizdeki NATO faaliyetleri bu yönde arttırıldı. Ülkemiz tarafı olmadığı savaşlara sürüklenmek isteniyor. ABD’nin İran’a saldırısı sonrasında Adana’da Çokuluslu NATO Kolordu Karargâhı’nın kurulmasına karar verildi. Türk Ordusu’nu İran Halkının üzerine göndermek ve topraklarımızı atlama taşı olarak kullanmak istiyorlar, ABD Emperyalist Haydutları ve Ortaçağcı AKP’giller. ABD emperyalist alçağı ve katliam örgütü NATO, güneyimizde kurulacak bu NATO karargâhı ile yetinmiyorlar İstanbul Boğazı’nda Rusya’ya karşı Ukrayna için Deniz Unsur Komutanlığını da kuruyorlar. Bu NATO Kolordusu ile birlikte Lozan’ı da, Montrö’yü de devreden çıkartmış oluyorlar. Ama boşuna sevinmesinler. Bu devran, ABD Emperyalist Haydutlarının, onların suç ve katliam örgütü NATO’sunun ve Yerli İşbirlikçilerinin istediği gibi hep böyle sürmeyecek. Eninde sonunda Ortadoğu Halklarına ve ülkemize yönelik ABD-AB Emperyalistlerinin yaptıkları bütün aşağılık planlar parçalanıp atılacak. Buna da biz İkinci Kurtuluş Savaşçıları öncülük edeceğiz. Nasıl ki 1919 başlayan Kurtuluş Savaşımızla, hep birlikte yine bu emperyalistlerin Sevr Planını parçalayıp heveslerini kursaklarında bıraktıysak, Nasıl ki Emperyalist Yedi Düvelin o zamanki yerli işbirlikçilerini yine onların gemilerine bindirip gönderdiysek, Eninde sonunda ABD-AB Emperyalistlerini ve yerli işbirlikçilerini, ama bu sefer bir daha tarihin o karanlık sayfalarından çıkmamacasına göndereceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. ABD-AB Emperyalistleri ve yerli işbirlikçiler bunu hiç akıllarından çıkartmasınlar. Mazlum Halklar umutlarını hiç kaybetmesinler" denildi.

Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan Siyonist Zulmüne Karşı Tarihi Çağrı Haber

Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan Siyonist Zulmüne Karşı Tarihi Çağrı

Türkiye’nin 60 vilayetinde 300’den fazla aşireti, yüzlerce kanaat önderini, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini ve akademisyenleri bünyesinde barındıran Anadolu Aşiretler Federasyonu, Mescid-i Aksa’nın bir ayı aşkın süredir ibadete kapatılmasına ve 12 bin Filistinli mazlumun hukuksuz bir şekilde katledilmek istenmesine karşı sessizliğini bozdu. Federasyon Genel Başkanı Ferhat Armağan, İslam coğrafyasının kalbine saplanan bu hançer karşısında Anadolu’nun gür sesini tüm dünyaya duyurduklarını belirterek, sert mesajlar verdi. “Siyonist Zulüm, İslam Aleminin Dağınıklığından Besleniyor” Ferhat Armağan, yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Bugün büyük bir teessür ve öfkeyle şahitlik ediyoruz ki; ilk kıblemiz Mescid-i Aksa bir aydır zincirlenmiş, 12 bin Filistinli kardeşimiz Siyonist İsrail hükümetinin uydurma yasalarıyla idamın eşiğine getirilmiştir. Bu ceberrut güç, bu küresel emperyalist odak, cüretini ne yazık ki İslam aleminin içindeki tefrikadan ve parçalanmışlıktan almaktadır. Artık kınama vakti geçmiş, icraat vakti gelmiştir. İslam milletlerinin ve devletlerinin bir an önce birlik ve beraberliği sağlaması, artık bir tercih değil, varoluşsal bir zarurettir.” “Çözüm: İslam Müttefik Orduları ve Güç Birliği” Armağan, zulme karşı durmanın tek yolunun İslam devletlerinin yek vücut olması olduğunu vurguladı: “Zalime karşı durmanın yolu, devasa bir kudret ve sarsılmaz bir müttefik ordusu oluşturmaktan geçer. Tarih bize göstermiştir ki Batı dünyası, ruhani liderlik ve ortak askeri disiplinle İslam coğrafyasına zulmetmiştir. Bizim bu kuşatmayı yarmamızın yegâne yolu, manevi bir şemsiye altında toplanarak saflarımızı sıklaştırmaktır.” “Türkiye, Tarihi Misyonuna Hazırdır” Federasyon Genel Başkanı, Türkiye’nin bu büyük birliği sağlayacak kudrete sahip olduğunu belirterek şunları ekledi: “Tarih boyunca Hilafet makamının hamiliğini yaparak insanlığın refahına, barışına ve saadetine hizmet eden bu aziz millet, bugün de İslam devletlerini bir araya getirecek yegâne güce sahiptir. Türkiye, tarihsel mirası ve stratejik gücüyle bu büyük birliğin sancaktarı olmaya layıktır. Müslümanların bir emirle, bir nidayla aynı safta buluşacağı günler uzak değildir. Anadolu’nun her köşesindeki aşiretlerimiz ve kanaat önderlerimiz bu haklı davanın ve devletimizin arkasındadır.” Zulüm Ebedi Olamaz, Kudüs Sahipsiz Değildir Ferhat Armağan, açıklamasının sonunda, Müslümanların birlik ve dayanışmasının önemine dikkat çekerek, “İslam alemi, birlik ve kararlılıkla hareket ettiği sürece zulüm ebedi olamaz ve Kudüs sahipsiz kalmaz” ifadelerini kullandı. Toplantı ve açıklamalar, Anadolu Aşiretler Federasyonu’nun bölgesel ve uluslararası krizlerde aktif duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi.

UTİYAP’DA REKTÖR YILMAZ’A ZİYARET Haber

UTİYAP’DA REKTÖR YILMAZ’A ZİYARET

Uluslararası Ticaret İş İnsanları ve Yatırımcılar Platformu (UTİYAP) Yönetim Kurulu, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’ı ziyaret etti. Yeni rektörlük binasında UTİYAP Yönetim Kurulu’nu kabul eden Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Uludağ Üniversitesi’nin araştırma üniversiteleri liginde yükselmesi için yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Türkiye’de yanlış bilinen gerçeklerden birisinin de Türk üniversitelerinin dünya üzerindeki yeri ve kalitesi olduğuna değinen Yılmaz: “Dünya çapında yapılan değerlendirmelerde ilk 500’e 4 üniversitemiz giriyor. Ancak değerlendirme parametrelerinin yüzde 70’i ölçülebilir kriterleri, yüzde 30’u da ankete dayalı bilinirlik gibi subjektif kriterlerden oluşuyor. Bu durumda üniversitelerimiz yarışı adeta 70 tavan puanla başlıyor. Listede iki yüzlerde olan bir Türk üniversitesi akademik yeterlilik olarak aslında ilk yüzün içerisinde diyebiliriz. Açık söylemek gerekirse Türk üniversitelerine haksızlık ediliyor diyebiliriz. Konu Uludağ Üniversitesi’ne gelirse de bizler akademik kadromuzla yoğun bir rekabetin içerisine girerek araştırma üniversiteleri liginde yükselişe geçen bir konuma geldik. Bizim gibi gövdeli ve birçok alanda faaliyet gösteren bir üniversitenin rekabetin içine tam anlamıyla adapte olması da, biraz zaman alıyor. Ancak hareketlenme başladı ve yükselişe geçiyoruz” dedi. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ BURSA’NIN REKABETTEKİ GÜCÜ Bursa gibi sanayi ve ticaret merkezi bir şehirde Uludağ Üniversitesi’nin şehrin gelişimine olan katkılarının önemine işaret eden UTİYAP Yönetim Kurulu Başkanı Halil Coşkun: “Uludağ Üniversitesi Bursa’nın gelişiminde lokomotif rol oynuyor. Bursa’nın Türkiye’nin ihracat üslerinden birisi olma özelliğinin artmasında AR-GE ve inovasyonlu ürünleri üretmesi gelecek dönemde çok daha önemli bir yer tutuyor. Uludağ Üniversitesi bünyesinde yapılan inovatif çalışmaların sanayinin üretim bandına yansıyan son nokta örneklerine gelmemiz çok daha kritik bir öneme haiz olacak. Rektör hocamızın önderliğinde Uludağ Üniversitesi’nin başlattığı atılım hamlesinin canlı şahidi olmak bizlere büyük bir heyecan verdi. Zira Bursa şehirler arası rekabette ülke içi değil dünya şehirleri liginde mücadele veriyor. Üniversitemizin de dünya rekabet liginde üst sıralarda yer alması, şehrin önemli bir unsuru olması çok önemli” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.