Hava Durumu

#Türk Diyanet Vakıf-Sen

Gürsu Haber - Türk Diyanet Vakıf-Sen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Diyanet Vakıf-Sen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuruluş Şehri Bursa’da Yetkiye Doğru Büyük Yürüyüş: Sendikal Mücadelede Kritik Eşik Haber

Kuruluş Şehri Bursa’da Yetkiye Doğru Büyük Yürüyüş: Sendikal Mücadelede Kritik Eşik

Türkiye’de kamu çalışanlarının sendikal örgütlenme süreci son yıllarda yalnızca bir temsil mücadelesi olmaktan çıkarak, kurumsal hakların korunması, çalışma hayatının yeniden düzenlenmesi ve meslek onurunun savunulması açısından stratejik bir mücadele alanına dönüşmüş durumda. Bu çerçevede Diyanet ve vakıf hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalar arasında yürütülen yetki mücadelesi, özellikle büyük şehirlerde belirleyici bir aşamaya ulaşmış bulunuyor. Bu mücadelenin en kritik merkezlerinden biri olan Bursa’da, Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şubesi tarafından düzenlenen geniş katılımlı istişare toplantısı, sendikanın yetki hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların geldiği noktayı ortaya koyması bakımından dikkat çekti. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen buluşma, sendikal dayanışmanın güçlendirilmesi ve teşkilat motivasyonunun artırılması açısından önemli bir organizasyon olarak değerlendirildi. Toplantı, yönetim, denetim ve disiplin kurulu üyeleri ile merkez ilçe temsilcilerinin katılımıyla teravih namazı sonrasında gerçekleştirildi. Programa ayrıca sendikanın üst yönetimini temsilen Hilmi Şanlı da katılarak Bursa teşkilatıyla kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yaptı. Bursa: Sendikal Mücadelenin Sembol Şehirlerinden Biri Türkiye’nin tarihsel hafızasında “kuruluş şehri” olarak anılan Bursa, yalnızca Osmanlı’nın ilk başkenti olmasıyla değil, aynı zamanda sivil toplum ve sendikal hareketlerin güçlü bir örgütlenme zemini bulduğu şehirlerden biri olarak da öne çıkıyor. Son yıllarda özellikle kamu çalışanları arasında sendikal bilinç ve örgütlenme eğiliminin artması, Bursa’yı hizmet kolu sendikaları açısından stratejik bir merkez haline getirmiş durumda. Türk Diyanet Vakıf-Sen yöneticilerine göre Bursa’da elde edilecek bir sendikal yetki, yalnızca yerel bir başarı olarak görülmemeli; aksine Diyanet ve Vakıflar hizmet kolunda çalışan binlerce emekçinin geleceğini doğrudan etkileyecek bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir. Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Bursa teşkilatının son dönemde yürüttüğü saha çalışmalarının sendikal tabanda ciddi bir karşılık bulduğu ve örgütlenme sürecinde önemli bir mesafe kat edildiği ifade edildi. “Yetki Yolunda Son Viraja Girildi” Toplantının en dikkat çeken vurgularından biri, Bursa’da sendikal yetki mücadelesinin artık kritik bir eşiğe ulaşmış olması oldu. Sendika yöneticileri tarafından yapılan değerlendirmelerde, yürütülen örgütlenme çalışmalarının büyük ölçüde karşılık bulduğu ve Bursa’da yetki hedefinin artık ulaşılabilir bir noktaya geldiği ifade edildi. Bu süreçte özellikle üç temel başlık öne çıkıyor: 1. Kurumsal Hakların Güçlendirilmesi Diyanet ve Vakıflar çalışanlarının yıllardır dile getirdiği birçok sorun, sendikal mücadelenin temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Görev tanımlarının netleştirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve özlük haklarının geliştirilmesi bu başlıkların başında geliyor. 2. Temsil Gücünün Artırılması Sendikal yetkinin elde edilmesi, çalışanların taleplerinin kamu yönetimi nezdinde daha güçlü şekilde dile getirilmesini sağlayacak önemli bir araç olarak görülüyor. 3. Kurumsal Aidiyetin Güçlendirilmesi Sendika yöneticilerine göre güçlü bir temsil yapısı yalnızca ekonomik kazanımlar sağlamaz; aynı zamanda kurum çalışanlarının motivasyonunu ve kurumsal aidiyet duygusunu da güçlendirir. “Emaneti Ehline Verme Zamanı” Toplantıda yapılan konuşmalarda dikkat çeken bir diğer vurgu ise Bursa’da sendikal tercihin değişmekte olduğuna ilişkin değerlendirmeler oldu. Sendika temsilcileri, Türk Diyanet Vakıf-Sen’in geçmiş yıllarda yürüttüğü sendikal faaliyetlerin çalışanlar arasında güven oluşturduğunu ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: “Bursa artık emaneti ehline vermeye hazırlanmaktadır. Yıllardır sahada yürüttüğümüz çalışmalar, çalışanlarımızın haklarını koruma konusundaki kararlılığımız ve elde ettiğimiz kazanımlar bunun en açık göstergesidir.” Bu ifade, sendikal rekabetin yoğun olduğu hizmet kolunda güçlü bir iddia ve kararlılık mesajı olarak yorumlandı. Sendikal Mücadelede Birlik ve Dayanışma Vurgusu Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen toplantıda birlik, kardeşlik ve dayanışma kavramları da sık sık dile getirildi. Sendika yöneticileri, sendikal başarının yalnızca yönetim kadrolarının çalışmalarıyla değil, aynı zamanda teşkilatın tüm kademelerinde görev alan temsilcilerin özverili gayretleriyle mümkün olabileceğini vurguladı. Bu kapsamda özellikle ilçe temsilciliklerinin sahadaki çalışmalarının önemine dikkat çekilerek, Bursa genelinde yürütülen örgütlenme faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde daha da hız kazanacağı ifade edildi. Osmaniye Vakfı’nda Üniversiteli Gençlerle İftar Sendikal toplantının yanı sıra, Ramazan ayı kapsamında gerçekleştirilen bir diğer anlamlı buluşma da üniversiteli gençlerle yapılan iftar programı oldu. İftar programı, Osmaniye Vakfı ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Programa çok sayıda üniversite öğrencisi katılırken, gençlerle yapılan sohbetlerde eğitim, kariyer planlaması ve toplumsal sorumluluk konuları ele alındı. Buluşmaya ev sahipliği yapan vakfın yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda Devlet Bahçeli’nin özel kalem müdür yardımcısı olan Akın Yavuz’a misafirperverliği dolayısıyla teşekkür edildi. Programda yapılan değerlendirmelerde, üniversiteli gençlerin yalnızca akademik başarıyla değil aynı zamanda toplumsal bilinç, kültürel değerler ve sorumluluk duygusuyla yetişmelerinin büyük önem taşıdığı vurgulandı. Bursa’dan Yükselen Sendikal İrade Gerçekleştirilen istişare toplantısı ve gençlerle yapılan buluşma, yalnızca birer organizasyon olmanın ötesinde sendikal mücadele ile toplumsal sorumluluk bilincinin birlikte ele alındığı bir dayanışma platformu olarak değerlendirildi. Türk Diyanet Vakıf-Sen yöneticilerine göre Bursa’da ortaya çıkan bu güçlü teşkilat iradesi, önümüzdeki dönemde sendikal yetkiyle sonuçlanabilecek bir sürecin habercisi niteliğinde. Sendika temsilcileri, mücadelelerinin temel hedefini şu sözlerle özetledi: “Daha fazla hak, daha güçlü temsil ve Diyanet ile Vakıflar çalışanlarının onurlu geleceği için mücadelemiz aynı azim ve kararlılıkla devam edecektir.” Ramazan gecesinde gerçekleştirilen bu kapsamlı istişare toplantısı, Bursa’da sendikal dengelerin değişebileceğine işaret eden önemli bir gelişme olarak yorumlandı.

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı: “Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an öğrenme azmi takdire şayandır” Haber

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı: “Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an öğrenme azmi takdire şayandır”

Bursa’da görme engelli vatandaşlara yönelik yürütülen Kur’an-ı Kerim eğitim faaliyetleri dikkat çekmeye devam ediyor. Bu kapsamda Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, beraberinde Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şube Başkan Yardımcısı Recep Kasım ve Nilüfer İlçe Temsilcisi Abdusselam Bayraktar ile birlikte Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nu ziyaret ederek yürütülen eğitim çalışmalarını yerinde inceledi. Ziyaret kapsamında kurs yönetimi ve öğreticilerden yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgi alan heyet, kursiyerlerle de bir araya gelerek sohbet etti ve eğitim sürecini yakından gözlemledi. Görme engelli bireylerin Kur’an-ı Kerim öğrenme süreçlerine ilişkin kullanılan özel eğitim yöntemleri, materyaller ve çevrim içi eğitim imkanları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Görme Engelli Kursiyerlerin Azmi Takdir Topladı Ziyaret sırasında görme engelli kursiyerlerin Kur’an öğrenme konusundaki azim ve gayretleri heyetin takdirini topladı. Kursiyerlerle tek tek sohbet eden Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, onların öğrenme isteğinin ve manevi bağlılığının son derece etkileyici olduğunu ifade etti. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Şanlı, Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nda yürütülen eğitim faaliyetlerinin hem sosyal hem de manevi açıdan son derece kıymetli bir hizmet olduğunu belirtti. Şanlı, “Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nda yürütülen bu anlamlı eğitim faaliyetini yerinde görmekten büyük memnuniyet duyduk. Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an-ı Kerim öğrenme azmi ve gayreti gerçekten takdire şayandır. Bu kurslarda görev yapan öğreticilerimiz de sabır, özveri ve özel eğitim yöntemleriyle son derece önemli bir hizmet yürütmektedir” dedi. Türkiye’nin Farklı Şehirlerinden Çevrim İçi Katılım Kursun yalnızca Bursa’daki kursiyerlere değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinden katılım sağlayan görme engelli bireylere de eğitim imkânı sunduğunu ifade eden Şanlı, dijital eğitim imkânlarının bu alandaki hizmetleri daha geniş kitlelere ulaştırdığını söyledi. Şanlı, ziyaret sırasında elde ettikleri gözlemlere değinerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Ziyaretimiz sırasında gördük ki yalnızca Bursa’dan değil, Türkiye’nin muhtelif şehirlerinden görme engelli kardeşlerimiz de derslere çevrim içi olarak katılmakta, Kur’an öğrenme heyecanını kilometrelerce uzaktan dahi canlı tutmaktadır. Bu durum, milletimizin Kur’an-ı Kerim’e olan bağlılığının ve manevi değerlerimize olan sadakatinin en güzel göstergelerinden biridir.” Kurumsal Desteklerin Artırılması Gerektiğine Dikkat Çekildi Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, bu tür eğitim faaliyetlerinin daha güçlü ve sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi için kurumsal desteklerin artırılması gerektiğini de vurguladı. Özellikle görme engelli bireylere yönelik Kur’an eğitiminin özel eğitim yöntemleri ve materyaller gerektirdiğini ifade eden Şanlı, Braille alfabesiyle hazırlanmış Kur’an-ı Kerim ve eğitim materyallerinin yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Şanlı, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bu hizmetin daha güçlü bir şekilde sürdürülebilmesi için kurumsal desteklerin artırılması, kadrolu personel istihdamının sağlanması ve eğitim materyallerinin çoğaltılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle Braille alfabesiyle hazırlanmış Kur’an-ı Kerim ve eğitim materyallerinin yaygınlaştırılması, uygun eğitim ortamlarının oluşturulması ve bu alanda uzmanlaşmış öğreticilerin desteklenmesi gerekmektedir.” Öğreticilerin Kadrolu İstihdamı Vurgulandı Görme engelli bireylere yönelik eğitim faaliyetlerinde görev yapan öğreticilerin önemli bir sorumluluk üstlendiğine dikkat çeken Şanlı, bu alanda görev yapan eğitimcilerin kadrolu olarak istihdam edilmesinin hizmet kalitesini artıracağını belirtti. Şanlı, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Halihazırda bu eğitimi büyük bir özveriyle sürdüren öğreticilerimizin özel yetenek sınavı ile kadrolu olarak istihdam edilmesi, hem hizmetin kalitesini artıracak hem de bu alanda oluşmuş tecrübenin kurumsal olarak devamlılığını sağlayacaktır.” “Bu Hizmet Toplumsal Bir Sorumluluktur” Görme engelli bireylerin din hizmetlerinden en iyi şekilde faydalanabilmesinin sosyal devlet anlayışının önemli bir gereği olduğunu ifade eden Şanlı, bu alandaki çalışmaların yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Şanlı, “Unutulmamalıdır ki görme engelli kardeşlerimizin Kur’an öğrenme aşkı asla söndürülmemelidir. Bu aşkı büyütmek, onların Kur’an-ı Kerim ile buluşmasını kolaylaştırmak ve önlerindeki engelleri kaldırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak görme engelli vatandaşlarımızın din hizmetlerinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için gerekli adımların atılması büyük bir ihtiyaçtır” ifadelerini kullandı. Sendikadan Destek Mesajı Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak bu alanda yürütülen tüm çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını belirten Şanlı, görme engelli bireylerin Kur’an eğitimine erişimini kolaylaştıracak her türlü girişimin yanında olacaklarını söyledi. Şanlı, “Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak bu alanda yürütülen her türlü hayırlı çalışmaya destek vermeye hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek isteriz. Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an eğitimine erişimini kolaylaştıracak her girişimin yanında olmayı görev biliyoruz” dedi. Kurs Yöneticisi ve Öğreticilere Teşekkür Ziyaretin sonunda Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nda yürütülen eğitim faaliyetlerinde emeği geçenlere teşekkür eden Şanlı, kurs yöneticisi ve öğreticilerin fedakârca yürüttüğü çalışmaları takdir ettiklerini ifade etti. Şanlı, “Bu vesileyle Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu Yöneticisi Meryem Demirel’e ve fedakârca görev yapan tüm öğreticilerimize, görme engelli kardeşlerimizin Kur’an-ı Kerim öğrenmesine vesile olan gayretleri ve emekleri için gönülden teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Şanlı ayrıca, bu anlamlı hizmetin yaygınlaştırılmasının hem toplumsal bir sorumluluk hem de önemli bir manevi görev olduğunu vurgulayarak, bu alandaki çalışmaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü” Haber

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat sürecinin yıl dönümünde yaptığı kapsamlı açıklamada, 1997’de yaşanan müdahalenin demokrasi tarihine “kara bir vesayet dönemi” olarak geçtiğini belirterek, o gün sergilenen sendikal direnişin milli iradeye sahip çıkma iradesi olduğunu vurguladı. “Postmodern” Denilerek Hafifletilemez 28 Şubat 1997’de toplanan Millî Güvenlik Kurulu kararlarıyla başlayan sürecin, seçilmiş hükümeti baskı altına alan sistematik bir müdahale olduğunu ifade eden Şanlı, kamuoyunda “postmodern darbe” olarak anılan bu dönemin özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbe niteliği taşıdığını söyledi. Tankların yürütüldüğü, medya manşetleriyle kamuoyu algısının şekillendirildiği, yargı ve bürokrasinin brifinglerle yönlendirildiği bir iklim oluşturulduğunu belirten Şanlı, “Bu süreç, yalnızca bir siyasi müdahale değil; millet iradesini tahkim etmeye çalışan bir vesayet düzeninin açık tezahürüydü” dedi. “Kesintisiz Eğitim”e Karşı “Kesintisiz Demokrasi” Şanlı, o dönemde kamuoyuna sunulan “kesintisiz eğitim” söyleminin, toplumu tek tip bir anlayışa yönlendirme çabasının parçası olduğunu savunarak, Türkiye Kamu-Sen’in bu dayatmaya karşı “kesintisiz demokrasi” ilkesini savunduğunu ifade etti. “Bizim için mesele pedagojik bir tartışma değildi; mesele doğrudan doğruya millet iradesinin tasfiyesine karşı durmaktı” diyen Şanlı, sendikal mücadelenin sınırlarını aşan bir tavır ortaya koyduklarını kaydetti. Demokrasi Nöbeti: Kokartlı Direniş Başta Türkiye Kamu-Sen olmak üzere bağlı sendikaların süreç boyunca geri adım atmadığını belirten Şanlı, bir hafta süren kitlesel eylemleri hatırlattı: İş yerlerinde kokart takılarak sembolik ve görünür bir duruş sergilendi. Kitlesel basın açıklamalarıyla kamuoyu bilgilendirildi. Meydanlarda açıklamalar yapıldı. Bildiriler dağıtılarak taban mobilize edildi. Şanlı, “O gün adeta demokrasi nöbeti tutuldu. Bu, sendikal tarihimize düşülmüş şerefli bir kayıttır” ifadelerini kullandı. “Susmak Vesayeti Kabullenmekti” Süreçte geri çekilmenin ve sessiz kalmanın daha güvenli bir tercih olabileceğini, ancak bunun vesayeti meşrulaştırmak anlamına geleceğini vurgulayan Şanlı, şu değerlendirmede bulundu: “Susmak kolaydı; ancak susmak vesayeti kabullenmek demekti. Biz milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik. Sergilenen tavır, yalnızca sendikal değil, milli bir duruştu.” 28 Şubat döneminin; fişlemelerin, yasakların, ayrımcılığın ve inanç temelli baskıların sıradanlaştırıldığı bir süreç olarak hafızalarda yer ettiğini belirten Şanlı, buna rağmen demokrasiye inananların cesaretinin karanlığı dağıtan bir ışık olduğunu söyledi. “Haklı Olan Kazandı, Vesayet Çöktü” Aradan geçen yıllar içinde vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve darbe heveslilerinin tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edildiğini dile getiren Şanlı, millet iradesinin nihayetinde galip geldiğini ifade etti. Ancak hafızanın diri tutulması gerektiğini vurgulayan Şanlı, “Unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu nedenle 28 Şubat yalnızca bir anma değil, bir bilinç muhasebesidir” dedi. “Hangi Ad Altında Gelirse Gelsin…” Hilmi Şanlı açıklamasının sonunda, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, milli iradeyi ve demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini belirterek şu mesajı verdi: “Hangi ad altında gelirse gelsin, millet iradesine yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracağız. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız. Demokrasiye sahip çıkmak bizim için bir tercih değil, bir şeref meselesidir.” Türk sendikal hareketinin yakın tarihindeki kritik dönemeçlerden biri olarak değerlendirilen 28 Şubat süreci, yapılan bu açıklamayla bir kez daha hatırlatılırken; vesayet tartışmaları ve demokratik kazanımların korunması meselesi yeniden kamuoyu gündemine taşınmış oldu.

Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şubesi’nden dağ yöresine kapsamlı ziyaret Haber

Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şubesi’nden dağ yöresine kapsamlı ziyaret

Bursa’nın dağ yöresinde görev yapan din görevlileri ve kamu çalışanlarının sorunlarının yerinde tespiti ve çözüm yollarının değerlendirilmesi amacıyla kapsamlı temaslarda bulunan Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şubesi, bölgedeki idarecilerle bir araya gelerek çalışanların taleplerini doğrudan iletti. Sendikanın yürüttüğü ziyaret programı kapsamında, sahada görev yapan personelin çalışma koşulları, sosyal hakları ve yaşam standartlarını yakından ilgilendiren başlıklar detaylı şekilde ele alındı. Heyetten kritik ziyaretler Ziyaret programına, İsmail KİSHA başkanlığındaki heyet katıldı. Heyette Şube Başkan Yardımcıları Mahmut Sak ve Recep Kasım, Osmangazi İlçe Temsilcisi Hüseyin Bekar de yer aldı. Heyet, bölgedeki idareciler Muhammed Kömürcü, Ömer Bozkurt ve Abdullah Karadoğan ile makamlarında görüşerek dağ ilçelerinde görev yapan personelin karşılaştığı sorunları ve beklentileri kapsamlı şekilde dile getirdi. Personelin temel sorunları gündemde Gerçekleştirilen görüşmelerde özellikle bölge çalışanlarının günlük yaşamını doğrudan etkileyen başlıklar öne çıktı. Lojman ihtiyacı ve barınma sorunları Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler 3600 ek gösterge düzenlemesi Çocukların eğitim imkânları Köylerde görev yapan din görevlilerinin yakacak ihtiyacı Bu başlıklarda çözüm odaklı değerlendirmeler yapılarak ilgili kurumlarla koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Dağ yöresi “irfan ocağı” olarak vurgulandı Açıklamada, Bursa’nın dağ ilçeleri Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles’in kadim tarihi, güçlü manevi dokusu ve köklü kültürel yapısıyla önemli bir misyona sahip olduğu ifade edildi. Asırlardır ezan sesinin yankılandığı camileri ve vakıf kültürüyle şekillenen toplumsal yapısıyla öne çıkan bu ilçelerde görev yapan din görevlilerinin, zorlu şartlara rağmen büyük bir özveriyle hizmet verdiği belirtildi. Birlik ve dayanışma mesajı Gerçekleştirilen temasların yalnızca sorunların dile getirildiği toplantılar olmadığı, aynı zamanda birlik, kardeşlik ve hizmet bilincini güçlendiren önemli adımlar olduğu ifade edildi. Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şubesi, dağ yöresinde fedakârca görev yapan tüm personelin sesi olmaya, hak ve taleplerini takip etmeye ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.