Hava Durumu

#Toplum

Gürsu Haber - Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet Yoksa Hiçbir Şey Yoktur” Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet Yoksa Hiçbir Şey Yoktur”

Bursa’da adalet tartışmaları sürerken, DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, yargı ve hukukun bağımsızlığı konusundaki sert ve net duruşunu ortaya koydu. Öztürk, adaletin sadece bir kişi ya da makam için değil, herkes için, her koşulda ve hiçbir ayrım gözetmeden korunması gereken en temel değer olduğunu vurguladı. “Yargının Bağımsız Olmadığı Yerde Güven Olmaz” Öztürk, “Yargının bağımsız olmadığı bir yerde güven olmaz. Güvenin olmadığı yerde ne ekonomi büyür ne toplum huzur bulur” diyerek, hukukun siyasetin gölgesinde kalmasının toplumsal ve ekonomik felaketlere yol açacağını açıkça belirtti. DEVA Partisi olarak hiçbir güdümlü sürecin ve siyasi müdahalenin yargının üzerine düşmesini kabul etmediklerini söyleyen Öztürk, meseleyi kişisel ya da makam odaklı değil, hukukun siyasete göre şekillenip şekillenmediği meselesi olarak tanımladı. Siyasi Operasyonlara Net Tepki Öztürk, siyasi operasyon görüntüsü veren her adımın toplumun devlete olan inancını zedelediğini vurguladı. DEVA Partisi’nin duruşu nettir: Müdahalesiz, bağımsız ve tarafsız yargı Vicdanı hür hakimler ve savcılar Hukukun üstünlüğü Kim olursa olsun, hakkın ve hukukun dışında atılan her adımın karşısında duracaklarını kaydeden Öztürk, “Çünkü biliyoruz ki; adalet yoksa, hiçbir şey yoktur” diyerek sert ve meydan okuyan mesajını sonlandırdı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın açıklaması, hukukun siyasete kurban edilmesine karşı sert bir duruş niteliğinde. Öztürk’ün mesajı, yalnızca siyasi tartışmalara değil, Türkiye’nin gelecekteki hukuk ve demokrasi yoluna dair net ve meydan okuyan bir uyarı olarak öne çıkıyor.

Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin (BUİKAD) bu yıl 17.’sini düzenlediği, “BUİKAD İş Yaşamında Başarılı Kadın Ödülleri” sahiplerini buldu. Haber

Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin (BUİKAD) bu yıl 17.’sini düzenlediği, “BUİKAD İş Yaşamında Başarılı Kadın Ödülleri” sahiplerini buldu.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi (AKKM) Orhangazi Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe; CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkan Vekili Ahmet Tolga Kornoşor, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Sinan Sarıbal, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Vekili Hakan Batmaz, Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun, iş insanları dernekleri ile sivil toplum kuruluşlarının başkanları temsilcileriyle kalabalık davetli topluluğu katıldı. Törenin açılışında konuşan BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır, 17 yıldır geleneksel olarak düzenledikleri ‘BUİKAD İş Yaşamında Başarılı Kadın Ödülleri’ töreninin yalnızca BUİKAD’ın değil, Türkiye’nin kadın başarı hafızasının bir parçası haline geldiğini söyledi. Ödüle layık görülen başarılı kadınlar ve kadına değer veren şirketlerin kendi başarı hikayelerini yazmanın yanı sıra başka kadınların da yolunu aydınlatın birer pusula işlevi gördüklerini belirten Şençayır, “Bursamız, Türk ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biridir. Sanayi, ihracat ve üretim gücüyle ülkemizin en stratejik merkezlerindendir. Ancak bu güçlü ekonominin içinde kadınların potansiyeli hâlâ tam olarak yansımıyor. Ülkemizde kadınların iş gücüne katılım oranı yaklaşık yüzde 36’lar seviyesindedir. Yani potansiyelimizin yarısını bile kullanamıyoruz. Bursa’ya baktığımızda sanayi ve ihracatın kalbinde olmamıza rağmen kadın girişimci oranı yüzde 15-18 bandında, Türkiye’de üst düzey yönetici pozisyonlarında kadın oranı ise halen yüzde 20’lerin altındadır. Bursa gibi sanayisi yoğun illerde bu oran ise genelde yüzde 18-22 aralığındadır” diye konuştu. Gerçek güç insan potansiyelinde gizli Bir ülkenin gerçek gücünün sahip olduğu doğal kaynaklarla değil, potansiyelini ortaya çıkarabilen insanlarıyla ölçüldüğüne değinen Şençayır, kadınların ekonomiye tam katılımı sağlandığında ülkelerin refahının yüzde 20 ile yüzde 30 oranında artabileceğinin bilimsel olarak ortaya konduğunu ifade etti. Bu nedenle düzenledikleri etkinliğin bir kutlama, bir ödül gecesi olmayıp aynı zamanda farkındalık, kararlılık, dönüşüm ve g1elecek çağrısı olduğuna da işaret eden BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır, BUİKAD’ın 19 yıldır bunun için var olduğuna dikkat çekti. Sadece bir sivil toplum kuruluşu olmadıklarını vurgulayan Şençayır, “Bugün itibarıyla Bursa sanayisine yön veren güçlü 10 kurumsal, toplamda 163 gönüllü üyemizle birlikte güçlü bir takım olarak bu dönüşümün aktörüyüz. Biz kadınların yalnızca iş hayatında yer almasını değil, karar verici konumlarda da çoğalmasını savunuyoruz. Çünkü sürdürülebilir kalkınma, kadın liderliği olmadan mümkün değildir. Genç kadınlara yol açıyoruz. İş dünyasında kadınların görünürlüğünü artırıyoruz. Liderlikte kadının sesini güçlendiriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki kadın güçlenirse, ekonomi güçlenir. Kadın yükselirse, toplum yükselir. Çünkü biz biliyoruz ki kadının olduğu yerde, üretim vardır. Kadının olduğu yerde, dönüşüm vardır. Kadının olduğu yerde, gelecek vardır. Bu vesileyle, kuruluşundan bugüne kadar emek veren başta Kurucu Başkanım Sayın Selma Çetinkaya Türker olmak üzere, geçmiş dönem başkanlarım Sayın Özlem Baş Bayraktar’a, Sayın İpek Yalçın’a ve Sayın Oya Eroğlu’na, tüm yönetim kurulu ve yönetim takımı üyelerimize, komisyon başkanlarımıza, her bir komisyon üyemize ve emeği geçen tüm BUİKAD ailemize, iş birliği yaptığımız tüm paydaş kurum ve kuruluşlarımıza, gönülden teşekkür ediyorum. Sizlerin varlığı, gücümüzü büyütmektedir. Ödül törenimiz için her yıl eylül ayından itibaren ödül komitesi üyelerimizle çalışmalarımıza başlıyor ve bugüne kadar getirip, her şeyin çok özel ve çok güzel olması için emek verip, canla başla ve titizlikle çalışıyoruz. Onun için değerli ödül komitesi üyelerim sevgili Ebru Koçanalı’ya, sevgili Dikmen Avcıer’e, başkan yardımcılarım sevgili Nazan Akıncı’ya, sevgili Zuhal Saka’ya ve genel sekreterim sevgili Gülnur Algül’den oluşan ödül komitemize ve tüm çalışmalarımızda katkıda bulunan benim her daim yanımda olan yol arkadaşlarım değerli yönetim kurulu üyelerim sevgili saymanım Gülay Durmuş’a, sevgili Yasemin Yeşilova’ya, projelerimizin mimarı sevgili Dr. Arzu Erdi’ye, sevgili Tülin Tezer’e ve sevgili Dr. İlknur Ünal’a, ayrıca BUİKAD’ımızın büyük emektarı yönetim asistanımız sevgili Arzu Yüksel’e yürekten teşekkür ediyorum” dedi. Ödül töreni teşekkürü Ödül töreninin gerçekleştirilmesinde destek ve katkıda bulunan kişi, kurum ve kuruluşlara da teşekkür eden BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır sözlerini şöyle tamamladı: “Başta, bizlere her daim destek veren, bu ödül gecemizde de yanımızda olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanım Sayın Mustafa Bozbey’e ve tüm büyükşehir belediyesi yöneticilerine teşekkür ediyorum. Ödül törenimize sponsor olan tüm kurum ve kuruluşlara, değerli yöneticilerine yürekten teşekkür ediyorum. Her zaman destekleriyle yanımızda olan basın mensuplarımıza çok teşekkür ediyorum. Başarılarıyla bizlere ilham veren ve ödüle layık görülen iş kadınlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Konuşmamı tamamlarken de ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü sizlere anımsatmak istiyorum. ‘Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz tek bir yol vardır. O da büyük Türk kadınını çalışmalarımıza ortak kılmaktır’ demiştir. Bu sözü sadece alkışlamak için değil, gerçeğe dönüştürmek için buradayız. Bizler, atamıza layık olabilmek için onun gösterdiği yolda ilerlemeye kararlılıkla devam edeceğiz. BUİKAD ailemiz olarak o geleceği bekleyen değil, inşa eden taraftayız. Bu duygu ve düşüncelerle Nene Hatun’dan, Kara Fatma’ya, Zübeyde Hanım’dan bugüne uzanan tüm fedakâr ve kahraman Türk kadınlarını saygı ve minnetle anıyorum. Katılımlarınız için teşekkür ediyor ve hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.” Kadının ekonomideki gücü BTSO Başkan Vekili Hakan Batmaz ise kadının ekonomideki gücüne ve varlığına işaret eden etkinlikleri nedeniyle BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır’a ve BUİKAD yönetimine teşekkür etti. Ülke kalkınmasının bir yönüyle de kadınların ekonomik ve sosyal alanda daha fazla yer almasıyla sağlanabileceğine işaret eden Batmaz, “BTSO bünyesinde girişimci kadınlar için projeler geliştirmekteyiz. İş dünyasının yaşam boyu eğitim merkezi Bursa Business School gibi platformlarda liderlik programları yürütüyoruz. Burada kadınlarımızın iş dünyasında daha fazla söz sahibi olabilmeleri için etkinlikler düzenliyoruz. Toplumun dengesini sağlayan kadınlarımızın hem sanatta, hem ekonomide, hem de sosyal hayatta daha güçlü yer alması için her projeye destek vermeye devam edeceğiz” diye konuştu. Kadın ekonomik hayatın temel figürü Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de konuşmasında, 19 yıl önce kurulan BUİKAD’ın 17 yıldan bu yana düzenlediği “BUİKAD İş Yaşamında Başarılı İş Kadınları” ödül töreni ile kadının ekonomik yaşam için sahip olduğu potansiyelin büyüklüğünü, kamuoyunun dikkatine sunduğunu söyledi. Kadınların eğitimden istihdama, girişimcilikten yönetim kadrolarına kadar sosyal hayatta daha fazla temsil edilmelerini istediklerini belirten Bozbey, “Bu vesileyle ülkemizin kalkınmasında bilgi birikimleri ve emekleriyle önemli roller üstlenen kadınlarımızı tebrik ediyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak, kadınlara fırsat eşitliği sunmayı amaçlayan oluşumları destekliyoruz. Bu konuda BUİKAD’la birlikte güzel işlere imza attık. Tıpkı BUİKAD örneğinde olduğu gibi kadının toplumdaki onurlu varlığına saygı duyan, kadın girişimcilerimizi destekleyen her dernekle, sivil toplum kuruluşuyla ve meslek gruplarıyla ortak projeler geliştirmeye hazırız” dedi. Konuşmaların ardından BUİKAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Nazan Akıncı, Zuhal Saka, BUİKAD Genel Sekreteri Gülnur Algül, Ebru Koçanalı ve Dikmen Avcıer’den oluşan BUİKAD Ödül Komitesi ile etkinliğin sponsorları Bursa Büyükşehir Belediyesi, BURFAŞ, Akka Kalıp, awen longevity, BYB Etiket, Cas Antrepo, Dialog Concept, Ekonomi Altın, Hayat Hastanesi, Eğrice Ağız ve Diş Sağlığı, Engin Özbek İnşaat Mimarlık, Lexus Nilüfer, ONG Plus, Özçimen Tekstil, Potansiyel İnşaat, Sofra Grup & Compass Group, SÇS Satışta Çözüm Sistemleri, Uludağ Koleji, Vocalzone Türkiye ve Yeşilova’ya teşekkür plaketleri takdim edildi. Gecenin finalinde başarılı iş kadınları sahne aldı Sanatçılar Arda ve Selin İrman çiftinin sunduğu müzik resitalinin ardından ödül törenine geçildi. “BUİKAD Özel Ödülü” BUİKAD’ın önceki dönem başkanlarından Oya Eroğlu tarafından ‘Kitap Kızları’na, “BUİKAD Özel Ödülü” Osmangazi Belediye Başkan Vekili Ahmet Tolga Kornoşor tarafından ‘Türkiye’nin ilk F16 pilotu Berna Şen’e, “BUİKAD Özel Ödülü” Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Sinan Sarıbal tarafından ‘Bursa Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne, “Yılın Fark Yaratan En Başarılı Genç Girişimci Ödülü” BTSO Başkan Vekili Hakan Batmaz tarafından ‘Kız Code Kurucusu Müjde Esin’e, “Yılın Fark Yaratan Kadını Ödülü (Ulusal)“ Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız tarafından ‘BEEO Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı adına BEEO Resmi İlişkiler Direktörü Nilüfer Akdoğan’a, “Yılın En Başarılı İş Kadını Ödülü (Ulusal)” BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır tarafından ‘Mapsis Metal Havacılık ve Savunma Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Filiz Akkaş Demir’e, “Yılın Kadını Destekleyen Şirketi Ödülü” Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun tarafından ‘Uludağ İçecek Türk A.Ş. adına İnsan Kaynakları Müdürü Gürkan Özken’e, “Bursa’nın En Başarılı Kadın Yöneticisi Ödülü” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tarafından ‘Yeşim Grup Spor Giyim Direktörü Gülsüm Birinci’ye, “Bursa’nın En Başarılı Girişimci İş Kadını Ödülü” CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk tarafından ‘Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Tıbbi Biyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülşah Çeçener’e, “Bursa’nın En Başarılı İş Kadını Ödülü” CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk tarafından ‘upc Uzay Yüzey İşlem Firma Kurucusu Zarif Ayça Güler’e verildi. Ödül töreninin ardından toplu fotoğraf çekimiyle program son buldu.

Anahtar Partili Tanrıöver: Kürd’ü PKK’ya değdirmek cinnettir Haber

Anahtar Partili Tanrıöver: Kürd’ü PKK’ya değdirmek cinnettir

Tanrıöver, politikada bazı kavramların ve söylemlerin anlamının çarpıtıldığını belirterek, “Politikanın hikmeti her zaman hesaba kitaba sığmayabilir. Ancak her nefeste bir ‘cinayet şebekesinin’ başına ‘kurucu önderlik’ demek, varlığımızı yok saymanın başka bir ifadesidir. Bunun sebebini anlamakta zorlanıyoruz” ifadelerini kullandı. “Kürd’ü PKK ile ilişkilendirmek cinnettir” Terör örgütü ile bir halkın özdeşleştirilmesinin büyük bir hata olduğunu vurgulayan Tanrıöver, şu değerlendirmede bulundu: “Kürd’ü PKK’ya değdirmek cinnettir. Bir devlet kendi insanını tek bir referansla tanımlayabilir; o da vatandaşlıktır. Vatandaşlarımızın bugün en büyük derdi, sebep olunan yoksulluktur. Durup durup insanları azınlık gibi göstermek, bu yoksulluğa çare değildir.” “Kürt annesinin feryadı görülmedi” Tanrıöver, Diyarbakır’da DEM Parti binası önünde çocuklarının terör örgütüne katılmasına tepki gösteren anneleri de hatırlatarak, bu feryadın yeterince anlaşılmadığını söyledi. “Diyarbakır’da bir Kürt annesinin ‘Yere batsın sizin PKK davanız’ diye haykırışını bile anlayamamışsanız, toplumun gerçek duygusunu okuyamıyorsunuz demektir” dedi. Nurettin Topçu hatırlatması Açıklamasında düşünür Nurettin Topçu’ya yapılan atıflara da değinen Tanrıöver, bazı yorumların yanlış olduğunu savundu. “Merhum Nurettin Topçu’dan referanslar veriliyor. Ancak burada da bir yanlışlık var; Topçu profesör değildi. Türk Milliyetçiler Derneği adına yaptığı açıklamada, zulme karşı verilen mücadelenin tarihsel ve ahlaki temellerini açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Tanrıöver, Topçu’nun sözlerine atıf yaparak, inanç ve değerler uğruna verilen mücadelenin önemine dikkat çekti ve “Bu mirası siyasi hesaplarla karıştırmamak gerekir” dedi. “Vatandaşlık temeldir” Tanrıöver açıklamasını, devlet ile toplum arasındaki en güçlü bağın vatandaşlık olduğunu vurgulayarak tamamladı. “Bu ülkenin insanını ayrıştırmadan, tek bir ortak paydada buluşturmak zorundayız. O payda vatandaşlıktır” diyen Tanrıöver, mesajını “#VatandaşlıkTemeldir” etiketiyle paylaştı.

Kadın Hakları İçin Güçlü Mesaj: Dayanışma Atölyesi’nin Konuğu Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan Oldu Haber

Kadın Hakları İçin Güçlü Mesaj: Dayanışma Atölyesi’nin Konuğu Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan Oldu

Kadınların hukuki haklarını bilmesinin ve bu hakları savunacak örgütlü bir dayanışma ağı kurmasının hayati önem taşıdığı vurgulanan etkinlikte, katılımcılar hem güncel hukuki sorunları hem de Türkiye’de kadınların karşı karşıya kaldığı yapısal eşitsizlikleri kapsamlı şekilde tartışma fırsatı buldu. Etkinliğe ilişkin açıklamalarda bulunan Şebnem Köroğlu, kadın hakları mücadelesinin bugün her zamankinden daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Kadın Hakları Tartışma Değil, Temel Bir İnsan Hakkıdır” Şebnem Köroğlu, kadın haklarının siyasi tartışmaların konusu haline getirilemeyecek kadar temel bir insan hakkı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kadınların yaşam hakkı, eşit yurttaşlık hakkı ve adalet talebi pazarlık konusu yapılamaz. Kadın hakları bir lütuf değil, anayasal ve evrensel bir haktır. Bugün hâlâ kadınların şiddete, ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kaldığı bir ülkede yaşıyorsak, bu hepimizin sorumluluğunu büyüten bir gerçektir. Bu nedenle kadınların yalnız olmadığını göstermek, haklarını öğrenmelerini sağlamak ve dayanışmayı büyütmek zorundayız.” Köroğlu, kadınların haklarını bilmesinin sadece bireysel değil toplumsal bir dönüşümün de anahtarı olduğunu belirterek, kadınların hukuki bilgiye erişiminin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan’dan Çarpıcı Değerlendirmeler Dayanışma Atölyesi’nin konuğu olan hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan, kadın hakları alanındaki hukuki düzenlemeler, uygulamada yaşanan sorunlar ve kadınların adalet arayışında karşılaştığı engeller üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Özcan konuşmasında özellikle şu başlıklara dikkat çekti: Kadına yönelik şiddet davalarında hukuki süreçler Kadınların çalışma hayatında karşılaştığı hak ihlalleri Boşanma ve nafaka süreçlerinde yaşanan hukuki sorunlar Kadınların hukuki haklarını savunurken karşılaştıkları toplumsal baskılar Özcan, kadınların hukuki haklarını öğrenmesinin ve bu hakları savunacak dayanışma ağlarının güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, “Hak bilinmeden savunulamaz. Kadınların hukuk bilgisini artırmak aynı zamanda toplumun adalet bilincini güçlendirmektir” dedi. “Kadınların Sessiz Kalması Bekleniyor Ama Biz Susmayacağız” Şebnem Köroğlu ise konuşmasında kadınların toplumda sıklıkla sessiz kalmaya zorlandığını belirterek çok net mesajlar verdi. Köroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kadınlardan çoğu zaman susmaları, kabullenmeleri ve geri çekilmeleri bekleniyor. Ama biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Kadınlar hayatın her alanında var ve var olmaya devam edecek. Eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinden geri adım atmayacağız.” Kadınların yalnız olmadığını göstermek için dayanışma ağlarını büyütmeye devam edeceklerini belirten Köroğlu, kadınların örgütlü mücadelesinin toplumsal dönüşümün en güçlü motoru olduğunu söyledi. “Kadınların Güçlenmesi Toplumun Güçlenmesidir” Kadın hakları mücadelesinin yalnızca kadınların değil tüm toplumun meselesi olduğunu ifade eden Köroğlu, şu sözlerle açıklamasını sürdürdü: “Kadınların güçlendiği bir toplum aynı zamanda daha adil, daha demokratik ve daha özgür bir toplumdur. Kadınların eşit yurttaşlık talebini bastırmaya çalışan anlayışlara karşı dayanışmayı büyütmek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki kadınlar susturuldukça toplum zayıflar, kadınlar güçlendikçe toplum güçlenir.” “Dayanışma Büyüyecek” CHP Nilüfer İlçe Kadın Kolları tarafından düzenlenen Kadın Hakları Dayanışma Atölyesi, katılımcıların soru ve görüşleriyle interaktif bir şekilde devam etti. Kadınların günlük yaşamda karşılaştıkları hukuki sorunlar üzerine yapılan değerlendirmeler, etkinliğin en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Şebnem Köroğlu, bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınların yalnız olmadığını, haklarını öğrenebileceğini ve dayanışma içinde güçlenebileceğini göstermek için çalışmalarımızı büyüterek sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadınların eşitlik mücadelesi yalnızca bugünün değil, geleceğin de meselesidir.” Etkinlik, kadınların hak mücadelesinde dayanışmanın ve bilginin en güçlü araçlar olduğunun bir kez daha altını çizdi.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ TÜRK SİYASETİNİN YENİ UMUDU Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ TÜRK SİYASETİNİN YENİ UMUDU

Konya’da düzenlenen iftar programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi. Kürt’ün, Türkmen’in; koca bir memleketin umut partisidir Anahtar Parti” diye konuştu. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Konya İl Başkanlığı tarafından organize edilen iftar programına katıldı. Konyalılarla sohbet eden ve dertlerini dinleyen Ağıralioğlu, “Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu. Kırmadan, dökmeden 86 milyonu ailesi gibi sarıp sarmalayacak bir hareket. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi; memleketine bağlı sağcının, solcunun partisi. Kısaca ‘Bu topraklara aitim’ diyen herkesin partisi” dedi. Ağıralioğlu, yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemin siyasi mesuliyetini, önümüzdeki dönem Türk milletinin yönetimini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hizmetini görmek için çıktığımız yola her geçen gün kuvvetlene kuvvetlene, her geçen gün bir önceki günden daha ümitli olarak yürüyerek; bazen adımlarımızı hızlı atarak, bazen koşarak Türk milletinin istikbaline bileyleniyoruz. Siyaset yordu memleketi. Siyasetçiler yorgunluk sebebi oldu memlekette. Bereket olsunlar diye desteklediklerimiz bereketimizi kaçırdılar. Umut olsun diye beklediklerimiz umudumuzu kırdılar. Huzurumuzu, güvenliğimizi sağlasınlar diye desteklediklerimiz bizi huzursuz ve güvenliksiz bıraktılar. “ANAHTAR PARTİ NE YAPACAĞINI BİLENLERİN PARTİSİDİR” Cumhurbaşkanımıza Mevlana diyarından sesleneyim… Yaptıklarınızı beğenmiyoruz ama “Devletimizin başı soframıza buyursun” desek, devletimizin başı “Onlar muhalefettedir” diye bizim soframıza gelmez. O yüzden biz devletimizin başını partili-partisiz ayırırken görmek istemiyoruz. İstiyoruz ki Cumhurbaşkanımız; cumhurun başı olarak burada kendisine oy vermemiş olsalar da, yaptıklarına itiraz ediyor olsalar da, daha iyisini yapacağız diye parti kurup rekabet ediyor olsalar da başı olduğu cumhurla buluşsun. Devlet Bey’imiz Türk milletinin bilge lideri… Türk milleti burada. Bilge lideri olduğunuz Türk milletinin evlatlarıyla burada buluşabilirsiniz. Muhalefet-iktidar demeden gelip burada sizin yaptıklarınızı hedef koyup ulaşamadıklarınızı, vaat edip yapamadıklarınızı kendileri için mesuliyet bilen kardeşleriniz var. Onların sofralarına gelip onları dinleseniz mesela ne kaybedersiniz? Zaman zaman siyasetin ihtiyaçlarını toplumun talepleri belirliyor. Mesela bu ara rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun adı çok anılıyor. İlkeli siyaset deyince Muhsin Yazıcıoğlu’nu anıyorsanız… Bir gün öyle, bir gün böyle siyaset yormuş milleti. “Recep Yazıcıoğlu diye iyi bir vali vardı” deniliyor. Duyardı, dinlerdi, giderdi. Protokol demezdi. Herkese dokunabilirdi. Özlenen vali profili demek ki… Yine diyorlar ki eskiden siyasetçiler, liderler ekranlarda oturup birbirleriyle kırıp dökmeden konuşurlardı. Erbakan Hoca’nın nezaketini anıyorlar. En sert muhalefeti bile tebessümle söyleyebilen siyaseti özlüyor millet. Milletiniz size diyor ki: “Yahu kardeşim, birbirinize muhalefet edin ama hakaret etmeyin. Hakaret etmeden konuşamıyor musunuz?” Dolayısıyla toplum; ilke sahibi, duyabilen, dinleyebilen, anlayabilen, birbirine nezaket gösterebilen, devleti devlet, milleti millet gibi sayabilen bir siyaset özlüyor. İşte biz bu yüzden Anahtar Parti’yi kurduk. Anahtar Parti ne yapacağını bilenlerin partisidir. Memleketi kendinin zanneden, kendini memleketin sahibi zanneden siyasetten yoruldu millet. Memleketi emanet bilen, mukaddes bir emanet gibi muhafaza etmeyi milletine borç sayan siyaset geliyor. Anahtar Parti geliyor. “SİYASETİ İLKELİ İNSANLAR YAPMALI” Ben bir gün devletin düşmanlarına gülmedim. Onlarla yolumu kesiştirmedim. Devletin, milletin düşmanlarıyla bir gün bir köşede hasbihal etmedim. Ağırlamadım, uğurlamadım. Devletine, milletine kötülük etmiş hiç kimseye müsamahalı davranmadım, yurt dışından iktidar dilenmedim. Devletimi yurt dışına şikâyet etmedim. Edeni meşru görmedim! Ay yıldızlı al bayrağın altında yaşamayı kendime şeref bildim. Başka bir bayrağın altında gölgelenmedim. Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ay yıldızlı al bayrağın altında bir ve beraber yaşatmayı ülkeme, ülküme, bize bu vatanı bırakıp giden şehitlerime borç bildim. Bu hattan hiç değişmedim. 35 yıldır cemiyetçilik yapıyorum. 35 sene daha yaşarsam, 35 sene önce dediğim her şeyi şimdi dediğim gibi ölene kadar söyleyeceğim. Öcalan o zaman da teröristti, şimdi de terörist. PKK o zaman da terör örgütüydü, şimdi de terör örgütü. Adalet yolun başındayken de adaletti, şimdi de adalet. Siyaset o zaman da nezaketle yapılması gerekiyordu, şimdi de nezaketle yapılması gerekiyor. Siyaset her zaman ilkeli insanların yapması gereken bir şeydi. Ben hâlâ ilkeli insanların yapması gereken bir şey olduğuna inanıyorum. Bugün öyle, bugün böyle, yarın başka türlü olan siyasetin memleketin kaderi olmadığına inanıyorum. O yüzden Anahtar Parti pırıl pırıl bir parti. “BAYRAK ADALETLE, BEREKETLE DALGALANIR…” Rahmetli Muhsin Başkan’ın güzel bir konuşması vardı; Türk ezansız olmaz, Türk bayraksız olmaz… Cumhurbaşkanımız da grup toplantısında güzel bir konuşma yapmış; zaten biz Cumhurbaşkanının güzel konuşmasını eleştirmiyoruz, konuştuklarını yapamamasını eleştiriyoruz. Ama Cumhurbaşkanımızın bir şey bilmesi lazım. Bayrağın dalgalanmasının sebebi rüzgâr değildir. Bayrak adaletle bir ülkenin üstünde dalgalanabilir. Ağzına kadar dolu bir hazine bayrağın rüzgârıdır. Bayrak dalgalansın istiyorsanız; paranızın değeri bayrağınızı dalgalandırır. Bayrak inmez, bayrak mahzun olmaz, bayrak dalgalansın diyorsanız ticaretin bereketi olması lazım. Ticaretinizin bereketi gitmişse, çocuklarınız madde bağımlılığının pençesindeyse, esnafınız batma kuyusuna girmişse, iş adamlarınız konkordato sırasında ise, hazineniz faize teslim edilmişse, siz yurt dışı borçlanmalarınızın faizini bile ödeyemez hâle gelmişseniz, emeklileriniz bu paralarla, asgari ücretlileriniz şu paralarla yaşıyorsa, insanlar evlatlarını evlendiremez, çocuklarına yuva kuramaz hâle gelmişse, babalar evlatlarına harçlık veremediği için utanç duyuyorsa, evlatlar babalarından harçlık alıyorlar diye mahcup oluyorsa, bayrağınız mahzundur, Türk milletini esaret şartlarında yaşatıyorsunuz demektir. “ALEVİNİN DE SÜNNİNİN DE PARTİSİ ANAHTAR PARTİ” Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu, Türk siyasetinin yeni yönetim merkezi. Kırmadan, dökmeden 86 milyonu ailesi gibi sarıp sarmalayacak bir hareket. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi; memleketine bağlı sağcının, solcunun partisi. Kısaca “Bu topraklara aitim” diyen herkesin partisi. O mezhepten, bu meşrepten; Kürt’ün, Türkmen’in, Alevinin, Sünninin neyi varsa koca bir memleketin umut partisidir Anahtar Parti. Umudunuzla yaşayın, umudunuzla milletinize kuvvet olun inşallah.”

Saadet Partili Altınışık’tan sert uyarı: “Gençler sokaklarda değil, çetelerin gölgesinde büyüyor” Haber

Saadet Partili Altınışık’tan sert uyarı: “Gençler sokaklarda değil, çetelerin gölgesinde büyüyor”

Bursa’da son yıllarda giderek artan gençler arasındaki çeteleşme ve mahalle temelli suç yapılanmaları, siyaset gündemine de girmeye başladı. Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık, yaptığı sert açıklamayla özellikle büyük şehirlerde hızla yayılan “yeni nesil çeteleşme” olgusuna dikkat çekti. Altınışık, bu sorunun yalnızca bir asayiş meselesi olarak görülmesinin büyük bir hata olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin birçok kentinde gençlerin sosyal medya üzerinden örgütlenen, mahalle bağlarını kullanan ve giderek daha agresif hale gelen grupların içine sürüklendiğini söyledi. “Bugün bazı mahallelerde gençler spor sahalarında değil, çete rekabetinin ortasında büyüyor” diyen Altınışık, yaşanan gelişmelerin toplumda ciddi bir güvenlik ve gelecek endişesi oluşturduğunu ifade etti. “Sokaklarda yeni bir düzen kuruluyor” Altınışık açıklamasında son yıllarda özellikle büyük şehirlerin bazı mahallelerinde çeteleşme eğilimlerinin gözle görülür biçimde arttığını söyledi. Bu yapılanmaların klasik suç örgütlerinden farklı olarak yeni nesil bir örgütlenme biçimi taşıdığına dikkat çeken Altınışık şu ifadeleri kullandı: “Son yıllarda özellikle büyük şehirlerin bazı mahallelerinde gençler arasında çeteleşme eğilimlerinin arttığı görülmektedir. Sosyal medya üzerinden örgütlenen, mahalle bağlarını kullanan ve zaman zaman şiddet olaylarına karışan bu gruplar toplumda ciddi bir endişe oluşturmaktadır.” Altınışık’a göre bu yapılanmalar artık sadece sokak aralarında değil, Instagram, TikTok ve mesajlaşma grupları üzerinden organize oluyor. Mahalle rekabetleri, dijital tartışmalar ve gençler arasında yayılan güç gösterisi kültürü, sokakta gerçek şiddet olaylarına dönüşebiliyor. “Bu yalnızca güvenlik sorunu değil” Saadet Partili Altınışık, çeteleşmenin yalnızca polis operasyonlarıyla çözülebilecek bir mesele olmadığını söyledi. Altınışık’a göre sorunun arkasında derin bir sosyal kırılma bulunuyor. Açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Çeteleşmeyi yalnızca bir güvenlik meselesi olarak görmemek lazım. Bu sorun; yoksulluk, eğitimde fırsat eşitsizliği, işsizlik ve gençlerin gelecek konusunda umutsuz hissetmesi gibi daha derin toplumsal nedenlerden beslenmektedir.” Özellikle dezavantajlı mahallelerde yaşayan gençlerin kendilerini toplumdan dışlanmış hissedebildiğini belirten Altınışık, bu durumun gençleri yanlış aidiyet arayışlarına sürüklediğini söyledi. Altınışık’a göre birçok genç için çeteler: bir aidiyet duygusu, bir korunma mekanizması, ve bazen de kimlik kazanma aracı haline geliyor. Dijital dünya sokaktaki şiddeti büyütüyor Altınışık açıklamasında özellikle sosyal medyanın çeteleşme üzerindeki etkisine dikkat çekti. Günümüzde gençler arasındaki birçok tartışmanın önce dijital ortamda başladığını, ardından sokakta şiddete dönüştüğünü belirten Altınışık şöyle konuştu: “Gençlerin çetelere yönelmesinde sosyal medya ve dijital ortamların önemli bir rol oynadığı görülmektedir. İnternet ortamında başlayan tartışmaların gerçek hayatta şiddete dönüşebildiği örnekler giderek artmaktadır.” Bu durumun yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, eğitim ve sosyal politika araçlarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. “Gençlere gelecek sunamazsanız çeteler devreye girer” Altınışık’a göre çeteleşmenin önüne geçmenin tek yolu gençlere gerçek bir gelecek sunmak. Kalıcı çözümün şu alanlarda güçlü politikalar üretmekten geçtiğini söyledi: eğitimde fırsat eşitliği genç istihdamının artırılması spor ve kültür alanlarının yaygınlaştırılması dezavantajlı mahallelere sosyal yatırım yapılması Altınışık şu ifadeleri kullandı: “Kalıcı çözüm; gençlere eğitim, iş ve gelecek umudu sunan politikaların hayata geçirilmesinden geçmektedir.” “Ahlaki ve manevi değerler güçlendirilmeden çözüm olmaz” Saadet Partisi yöneticisi Altınışık açıklamasında yalnızca ekonomik ve sosyal politikaların değil ahlaki ve manevi değerlerin de önemli olduğunu söyledi. Toplumda adalet, merhamet, sorumluluk ve dayanışma gibi değerlerin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Altınışık şu değerlendirmeyi yaptı: “Gençlerin ahlaki ve manevi değerlerle yetişmesi toplumsal huzurun temel şartlarından biridir. Bu değerlerin güçlü olduğu bir toplumda suç örgütlerinin gençleri kendilerine çekmesi çok daha zor olacaktır.” “Gençleri yalnız bırakırsak bedelini toplum öder” Altınışık açıklamasını toplumun tüm kesimlerine çağrıyla tamamladı. Gençlerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Altınışık şu ifadeleri kullandı: “Gençlerimizi yalnız bırakmamak, onların yanında olmak ve onlara umut verebilmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Güçlü bir toplum; gençlerine sahip çıkan, onları doğru yolda destekleyen ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir toplumdur.” Bursa’da tartışma büyüyebilir Ensari Altınışık’ın açıklaması, son dönemde Türkiye genelinde artan gençlik suçları, mahalle çeteleri ve sosyal medya kaynaklı şiddet olayları tartışmasının Bursa ayağını da yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, büyük şehirlerdeki hızlı göç, gelir eşitsizliği ve genç işsizliğinin bu tür yapılanmaları besleyebileceğini belirtiyor. Altınışık’ın sert uyarıları ise şu soruyu gündeme taşıdı: Türkiye yeni bir “sokak çeteleri” dalgasıyla mı karşı karşıya?

Bursa Valisi Ayyıldız'dan "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" mesajı Haber

Bursa Valisi Ayyıldız'dan "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" mesajı

Bursa Valisi Erol Ayyıldız, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" dolayısıyla mesaj yayımladı. Ayyıldız mesajında şu ifadeleri kullandı: Kadınlarımız, tarih boyunca toplum hayatının her aşamasında önemli sorumluluklar üstlenmiş; aileyi ayakta tutan, toplumu şekillendiren ve hayatın her alanına değer katan en güçlü unsurlardan biri olmuştur. Kültürümüzde kadın; yetiştirdiği nesillerle, emeği ve üretkenliğiyle hayatın her alanında varlığıyla topluma katkı sunan önemli bir değerdir. Bu yönüyle kadınlarımız, “Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum” anlayışının en önemli temsilcileridir. Tarihimizin her döneminde kadınlarımızın azmi, cesareti ve fedakârlığı milletimizin kaderine yön vermiştir. Bacıyan-ı Rum’dan Hayme Ana’ya, Nene Hatun’dan Millî Mücadele’nin isimsiz kahramanlarına kadar kadınlarımız, bu toprakların vatan olmasında ve milletimizin birlik ve beraberliğinin güçlenmesinde önemli roller üstlenmiştir. Kadınlarımıza verilen her destek ailelerimizi; güçlü aileler ise toplumumuzu daha sağlam temeller üzerinde yükseltmektedir. Devletimizin yürüttüğü sosyal politikaların temel amacı da kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak, aile yapımızı koruyarak daha müreffeh bir toplum inşa etmektir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Cennet annelerin ayakları altındadır.” müjdesi, kadınlarımızın toplumumuzdaki kıymetli yerini en güzel şekilde ifade etmektedir. Bu anlayışla, kadınlarımızın hak ettiği değeri görmesi ve her alanda desteklenmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu anlamlı gün vesilesiyle, başta şehit ve gazi kadınlarımız ile tüm şehit ve gazilerimizin anneleri ve eşleri olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

“Affedin Bizi… Sizi Okulunuzda Koruyamadık” Haber

“Affedin Bizi… Sizi Okulunuzda Koruyamadık”

Öğretmen Cinayeti Türkiye’yi Yasa Boğdu: Bursa’dan Eğitim Camiasına Dayanışma Ziyareti ve Çarpıcı Mesajlar Türkiye, eğitim camiasını derinden sarsan ve kamuoyunda büyük üzüntü yaratan trajik bir olayın ardından öğretmenlere yönelik şiddeti yeniden tartışmaya başladı. İstanbul’da bir öğrencinin öğretmenini bıçaklayarak öldürmesiyle sonuçlanan saldırı, yalnızca bir cinayet değil; eğitim, toplum ve değerler sistemi üzerine geniş bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Bu acı olayın ardından Bursa’da anlamlı bir dayanışma ve taziye ziyareti gerçekleştirildi. Bursa Van İli ve İlçeleri Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Asker Karataş ve yönetim kurulu üyeleri, eğitim camiasına başsağlığı dileklerini iletmek ve destek mesajı vermek amacıyla Bursa’daki Milli Eğitim yöneticileriyle bir araya geldi. Türkiye’yi Sarsan Cinayet: Bir Öğretmenin Son Dersi Olay, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. 2 Mart tarihinde yaşanan olayda, 17 yaşındaki öğrenci F.S.B., okulda görev yapan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’e bıçaklı saldırıda bulundu. Ağır yaralanan öğretmen, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Eğitim camiasını yasa boğan bu saldırı, öğretmenlere yönelik şiddetin boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. Öğretmenlerin güvenliği, okul ortamlarının güvenliği ve gençlerin psikososyal durumları üzerine kamuoyunda geniş tartışmalar başladı. Birçok eğitimci ve sivil toplum temsilcisi, bu trajedinin yalnızca bir kriminal olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, toplumun değerler sistemi, eğitim politikaları ve gençlerin içinde bulunduğu sosyal atmosferin de sorgulanması gerektiğini ifade etti. Bursa’dan Anlamlı Dayanışma: Vanlı Hemşehrilerden Eğitim Camiasına Destek Türkiye’yi sarsan bu acı olayın ardından **Bursa’da faaliyet gösteren Bursa Van İli ve İlçeleri Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, eğitim camiasına destek vermek amacıyla bir taziye ve dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarete dernek başkanı Asker Karataş başkanlık ederken, heyette akademisyen kimliğiyle tanınan Fikri Pala ile derneğin Milli Eğitimden sorumlu yöneticilerinden Süleyman Süleymanoğlu da yer aldı. Vanlı hemşehri topluluğunu temsilen gerçekleştirilen bu ziyaret, yalnızca bir taziye görüşmesi değil; aynı zamanda eğitim kurumlarında güvenliğin artırılması ve öğretmenlerin korunması konusunda fikir alışverişinin yapıldığı önemli bir temas olarak değerlendirildi. Milli Eğitim Yöneticileriyle Kritik Görüşmeler Dernek heyeti ziyaret kapsamında Bursa’daki eğitim yöneticileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Heyetin görüştüğü isimler arasında şunlar yer aldı: Gürhan Çokgezer – Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Metin Sezer – Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü Yavuz Bayar – İl Milli Eğitim Teftiş Kurulu Başkanı Mustafa Çelikezen – İl Milli Eğitim Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Müştak Mustafa Gencer – İl Milli Eğitim Şube Müdürü Görüşmelerde öğretmenlerin güvenliğinin yalnızca idari bir tedbir meselesi olmadığı; toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğunda olan bir konu olduğu vurgulandı. Heyet ayrıca okullarda yaşanan şiddet olaylarının önlenmesi için daha güçlü psikososyal destek mekanizmalarının kurulması, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve aile–okul iş birliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Asker Karataş: “Öğretmene Yönelik Şiddet Toplumun Geleceğine Saldırıdır” Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan dernek başkanı Asker Karataş, öğretmenlere yönelik saldırıların yalnızca bireysel bir suç değil, toplumsal bir yara olduğunu vurguladı. Karataş açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Eğitimcilerimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe hazırlayan en kıymetli emanetçilerimizdir. Yaşanan bu acı olay hepimizin yüreğini dağlamıştır. Bu yalnızca bir öğretmenin kaybı değildir; toplumsal vicdanımızda açılmış bir yaradır. Öğretmene yönelen şiddet, aslında toplumun geleceğine yönelen bir tehdittir.” Karataş, sivil toplum kuruluşlarının da eğitim kurumlarının güvenliği ve öğrencilerin sağlıklı gelişimi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Sivil Toplumla İş Birliği Mesajı Heyetin ziyaret programı yalnızca Milli Eğitim kurumlarıyla sınırlı kalmadı. Program kapsamında Özbey Tan, Bursa İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü olarak ziyaret edildi. Görüşmede derneğin yürüttüğü sosyal projeler ve özellikle gençlerin korunmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Taraflar, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasında kurulacak güçlü iş birliğinin özellikle gençlerin sosyal gelişimi ve toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşıdığı konusunda görüş birliğine vardı. “Bir Öğretmenin Kanı, Bir Milletin Vicdanıdır” Dernek Başkanı Asker Karataş, olayın ardından yaptığı değerlendirmede dikkat çeken ifadeler kullandı. Karataş’a göre yaşanan olay yalnızca bir adli vaka değil; toplumun değerler sistemi ve eğitim yaklaşımı üzerine düşünülmesi gereken bir uyarı niteliği taşıyor. Karataş değerlendirmesinde şu görüşleri dile getirdi: Bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi, eğitim sisteminin ve toplumsal değerlerin sorgulanmasını gerektiren bir durumdur. Sorun yalnızca bireysel suç değil, ihmaller zinciri ve değer kaybıdır. Gençler anlam arayışı içindedir; ancak çoğu zaman parçalanmış kimlikler ve çelişkili mesajlarla karşı karşıya kalmaktadır. Karataş’a göre bu tür trajedilerin önlenmesi için yalnızca güvenlik önlemlerinin artırılması yeterli değildir. “Bu Bir Asayiş Meselesi Değil, Bir Gelecek Meselesidir” Karataş, okullara kamera yerleştirmenin veya disiplin cezalarını ağırlaştırmanın tek başına çözüm olmayacağını belirterek şu uyarıda bulundu: “Bu mesele sadece güvenlik tedbirleriyle çözülemez. Bu bir istikbal meselesidir, hatta bir beka meselesidir. Değer eğitimi ihmal edildiğinde toplumun geleceği de risk altına girer.” Karataş’a göre eğitim sisteminde şu alanlarda kapsamlı reformlara ihtiyaç var: Müfredatta değerler eğitiminin güçlendirilmesi Kültürel ve medeniyet perspektifinin eğitime entegre edilmesi Öğretmen yetiştirme programlarının yeniden yapılandırılması Okul–aile iş birliğinin güçlendirilmesi Toplumsal Bir Uyarı Eğitimciler ve sivil toplum temsilcileri, öğretmen cinayetinin yalnızca bir trajedi değil; aynı zamanda toplum için ciddi bir uyarı olduğunu vurguluyor. Karataş’ın sözleri bu uyarıyı çarpıcı bir şekilde özetliyor: “Bugün bir öğretmenin kanı yalnızca bir trajediyi değil; aynı zamanda bir uyarıyı da hatırlatıyor. Yangın henüz bütün mahalleyi sarmış değil, fakat duman her yerden yükseliyor.” Dayanışma Mesajı Bursa’da gerçekleştirilen taziye ve dayanışma ziyareti, eğitim camiasının acısının paylaşıldığını ve toplumun farklı kesimlerinin öğretmenlere sahip çıktığını gösteren önemli bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret boyunca verilen en güçlü mesaj ise şu oldu: “Öğretmeni korumak, geleceği korumaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.