Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplu Sözleşme

Gürsu Haber - Toplu Sözleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplu Sözleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor” Haber

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor”

Bursa’da düzenlenen basın açıklamasında Devrimci Emekliler Sendikası Bursa Şubesi, emeklilerin yaşadığı ağır ekonomik ve sosyal yıkımı sert sözlerle gündeme taşıdı. Şube Sekreteri Sürmeli Selçuk Söğüt tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik düzenin milyonlarca emekliyi “insanca yaşamdan kopardığı” vurgulanırken, iktidarın uyguladığı politikalar “organize bir yoksullaştırma sistemi” olarak nitelendirildi. Sendika açıklaması, yalnızca maaş taleplerinin dile getirildiği sıradan bir protesto olmaktan öte, Türkiye’de emeklilerin içine sürüklendiği yaşam koşullarına yönelik çok sert bir toplumsal itiraz niteliği taşıdı. Açıklamada kullanılan ifadeler, emeklilerin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve psikolojik bir çöküşle karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. “Emeklilik Dinlenme Dönemi Değil, Hayatta Kalma Savaşına Dönüştü” Basın açıklamasında konuşan Sürmeli Selçuk Söğüt, yıllarca ülkenin üretim gücünü omuzlayan emeklilerin bugün “devletin sırtında yük” gibi gösterildiğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklamada, fabrikalardan hastanelere, okullardan tarlalara kadar ülkenin her alanında yıllarca emek veren milyonlarca yurttaşın bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığı ifade edildi. Emekliliğin artık huzurlu bir yaşam evresi olmaktan çıktığı belirtilirken, mevcut ekonomik sistemin emeklileri doğrudan “sefalet rejimi” içine ittiği savunuldu. Sendika yönetimi, özellikle son yıllarda hızla artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşlarının eridiğini, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “iktidarın emekliyi görünmez hale getirmeye çalıştığını” öne sürdü. Sağlık Sistemine Ağır Eleştiri: “Randevu Almak Milli Piyango Gibi” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri sağlık sistemine yönelik sert eleştiriler oldu. Emeklilerin ilerleyen yaşları nedeniyle sağlık hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Söğüt, bugün kamusal sağlık sisteminin emekliler açısından erişilemez hale geldiğini ifade etti. Özellikle Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden uzman doktora ulaşmanın neredeyse imkânsız hale geldiği belirtilirken, göz, kardiyoloji, nöroloji ve ortopedi gibi kritik branşlarda aylar sonrasına randevu verildiği vurgulandı. Açıklamada, “Bizlerin o süreyi bekleyecek zamanı, sağlığı ya da ömrü olup olmadığı kimsenin umurunda değil” ifadeleri kullanılırken, kamu hastanelerindeki yoğunluk ve sağlık sistemindeki tıkanıklığın, dar gelirli yurttaşları özel hastanelere mecbur bıraktığı savunuldu. Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve sürekli artan fark ücretlerinin de emekli maaşlarını daha cebe girmeden erittiği belirtilirken, mevcut sistem “hastaları enkaz altında bırakan bir sağlık çöküşü” olarak tanımlandı. “İktidar Emeklinin Sofrasına Kadar Müdahale Ediyor” Devrimci Emekliler Sendikası’nın açıklamasında ekonomik kriz ve hayat pahalılığına ilişkin kullanılan ifadeler ise dikkat çekici sertlikteydi. Türkiye’de açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 115 bin lirayı aştığı belirtilirken, milyonlarca emeklinin 20 bin lira seviyesindeki maaşlarla yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi. Eskiden temel tüketim ürünü olan et, peynir ve süt ürünlerinin artık emekliler için ulaşılması zor lüksler haline geldiği vurgulanırken, açıklamada şu dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi: “İktidar artık emeklinin ne yiyeceğine, ne kadar protein tüketebileceğine, hangi saatte ucuz ekmek kuyruğuna gireceğine kadar karar veren bir noktaya gelmiştir.” Açıklamada Avrupa’daki emeklilerin sosyal yaşam ve tatil imkanlarına dikkat çekilirken, Türkiye’de milyonlarca emeklinin yaşam alanının “mutfak ile oturma odası arasındaki dar koridora sıkıştığı” ifade edildi. Bayram İkramiyesi Tepkisi: “İkramiye Değil, Sus Payı” Sendika yönetimi, yıllardır tartışma konusu olan bayram ikramiyelerine ilişkin de çok sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “müjde” olarak sunulan 4 bin liralık bayram ikramiyesinin gerçek yaşam koşulları karşısında hiçbir anlam taşımadığı belirtilirken, bu rakamla bırakın kurbanlık almayı, temel market ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı vurgulandı. Torunlara bayram harçlığı vermenin bile lüks haline geldiği ifade edilen açıklamada, mevcut ikramiye tutarının emeklilere verilen değeri gösterdiği savunularak, “Bu ödeme artık bir bayram ikramiyesi değil, açıkça bir sus payıdır” denildi. Seyyanen Zam Tartışması: “Emekliye Açık Ayrımcılık” Basın açıklamasında memur emeklilerine yönelik seyyanen zam düzenlemesi de hedef alındı. Aktif görevdeki memurlara verilen seyyanen artışın emekli memurların maaşlarına yansıtılmamasının büyük bir adaletsizlik olduğu belirtildi. Aynı kurumlarda yıllarca çalışan insanların emekli olduktan sonra ciddi gelir kaybına uğradığı ifade edilirken, bu uygulamanın “emekliliği cezaya dönüştürdüğü” savunuldu. Sendika, emekliler ile aktif çalışanlar arasındaki maaş farkının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirterek, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı. “Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” Açıklamanın sonunda Devrimci Emekliler Sendikası, taleplerini kamuoyuna net maddeler halinde duyurdu. Sendika; En düşük emekli maaşının insanca yaşam seviyesine çıkarılmasını, Sağlıkta alınan tüm katkı paylarının kaldırılmasını, Emeklilere ücretsiz ve öncelikli sağlık hizmeti sağlanmasını, Bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret düzeyine yükseltilmesini, Sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların kaldırılmasını, DİSK Dev Emekli-Sen’in toplu sözleşme süreçlerinde meşru taraf olarak kabul edilmesini talep etti. Açıklama, meydanda atılan sert sloganlarla sona erdi: “Evlerimize hapsedilmeyeceğiz! Gasp edilen haklarımızı alana kadar alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız!” Meydanda sık sık: “Yaşasın DİSK!” “Yaşasın DEV Emekli-Sen!” “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları yükselirken, emeklilerin önümüzdeki süreçte daha geniş katılımlı eylemler düzenlemeye hazırlandığı mesajı verildi.

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz” Haber

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz”

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut, kamu çalışanlarının uzun süredir biriken sorunlarına ilişkin kapsamlı ve sert bir açıklama yaptı. Bulut, memurların özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi noktasında mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak, mevcut tabloyu “kabul edilemez bir adaletsizlik düzeni” olarak nitelendirdi. Bulut açıklamasında, özellikle yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla eridiğine dikkat çekti. Memurların alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirten Bulut, “Kamu çalışanı ay sonunu getiremez hale gelmişken ekonomik dengeden söz etmek mümkün değildir. Vergi dilimi uygulamalarıyla yıl içinde maaşlar adeta cezalandırılmakta, çalışan daha fazla kazandıkça daha ağır bir yükün altına sokulmaktadır” ifadelerini kullandı. Kamuda ücret adaletsizliğinin derinleştiğini de dile getiren Bulut, aynı işi yapan memurlar arasında kurumdan kuruma değişen ciddi maaş farklarının sosyal barışı zedelediğini söyledi. Tazminat ve ek ödeme sistemindeki dengesizliklerin çalışanlar arasında huzursuzluk yarattığını belirten Bulut, “Eşit işe eşit ücret ilkesi kağıt üzerinde kalmıştır” diyerek duruma tepki gösterdi. Kamu personel sistemindeki statü farklılıklarına da değinen Bulut, kadrolu, sözleşmeli ve taşeron çalışanlar arasındaki hak farklılıklarının artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. Bu yapının çalışma hayatında ciddi bir karmaşa yarattığını belirten Bulut, tüm kamu çalışanlarının tek çatı altında eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Liyakat ve kariyer sistemine yönelik eleştirilerinde ise Bulut, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde adalet ilkesinin zedelendiğini öne sürdü. Mülakat sisteminin ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirten Bulut, “Atamalarda liyakat yerine farklı kriterlerin devreye girdiğine dair güçlü bir algı oluşmuştur. Bu durum, kamuya olan güveni sarsmaktadır” dedi. Çalışma koşullarına ilişkin sorunların da görmezden gelindiğini ifade eden Bulut, özellikle yardımcı hizmetler sınıfının yıllardır çözülemeyen problemlerine dikkat çekti. Görev tanımlarının belirsizliği, fazla mesai ücretlerinin yetersizliği ya da ödenmemesi ve tayin-yer değiştirme süreçlerindeki zorlukların çalışanları mağdur ettiğini belirtti. Sendikal haklar ve toplu sözleşme süreçlerine de değinen Bulut, bu mekanizmaların etkin işlemediğini savunarak, kamu çalışanlarının haklarını tam anlamıyla koruyacak güçlü ve adil bir sistemin kurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlanamayan kesimlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirten Bulut, kamudaki yönetici atamalarında liyakat ilkesinin esas alınması ve disiplin cezalarında adaletin sağlanması çağrısında bulundu. Açıklamasının sonunda yetkililere seslenen Bulut, “Memurun alın teri görmezden gelinemez. Sosyal devlet anlayışı, kamu çalışanının hakkını teslim etmekle başlar. Bizler mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, memurun sesi olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Memur Emeklilerinden Sert Tepki: “Haklarımız Gasp Ediliyor, Bu Düzen Sürdürülemez” Haber

Memur Emeklilerinden Sert Tepki: “Haklarımız Gasp Ediliyor, Bu Düzen Sürdürülemez”

Memur Emeklilerinden Sert Tepki: “Haklarımız Gasp Ediliyor, Bu Düzen Sürdürülemez” Memur emeklileri, maaş artışlarına ilişkin son uygulamalara karşı tepkilerini sert bir dille dile getirdi. Yapılan açıklamalarda, memur maaşları ile memur emekli aylıkları arasındaki bağın “hukuki ve yapısal olarak ayrıştırılamaz” olduğu vurgulanarak, mevcut uygulamaların Anayasa ve ilgili mevzuata aykırı olduğu ifade edildi. “Maaş Bağı Koparılamaz” Açıklamada, memur maaşları ile emekli aylıkları arasındaki ilişkinin açık bir şekilde tanımlandığı belirtilerek, memurlara yapılan toplu sözleşme zamlarının ve artışların emekli maaşlarına da otomatik olarak yansıtılması gerektiği kaydedildi. Bu durumun yalnızca bir beklenti değil, aynı zamanda anayasal güvence altındaki bir hak olduğu ifade edildi. “Seyyanen Artışta Hukuksuzluk İddiası” Memur emeklileri, son yıllarda memurlara yapılan seyyanen ilave ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılmamasını “tarihi bir kırılma” olarak nitelendirdi. 76 yıllık uygulama geleneğinin dışına çıkıldığı belirtilen açıklamada, bu düzenlemenin hukukun arkasından dolanılarak hayata geçirildiği ve adalet duygusunu zedelediği savunuldu. “Emeklilik Sistemi Tıkanıyor” Söz konusu uygulamanın yalnızca mevcut emeklileri değil, aktif çalışan memurları da etkilediği ifade edildi. Emeklilik hakkı kazanmasına rağmen maaş kaybı endişesiyle görevde kalmayı tercih eden kamu çalışanlarının, sistemde ciddi bir tıkanmaya yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun aynı zamanda gençler için yeni istihdam alanlarının açılmasını da engellediği vurgulandı. “Milyonlarca Kişiyi İlgilendiriyor” Yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi ve 4 milyon aktif memurun doğrudan etkilendiği belirtilen açıklamada, ailelerle birlikte geniş bir toplumsal kesimin mağduriyet yaşadığı ifade edildi. Emekliler, bu sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir adaletsizlik yarattığını savundu. “Ya Hakkımızı Verin, Ya Yol Açın” Açıklamada en dikkat çeken bölüm ise hükümete yönelik çağrı oldu. Memur emeklileri, yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını alamadıklarını belirterek şu talepleri dile getirdi: Emekli maaşlarının yasal çerçevede yeniden düzenlenmesi Eksik ödemelerin yasal faiziyle birlikte iade edilmesi Üç yıla yaklaşan mağduriyetin sona erdirilmesi Aksi halde siyasi sorumluluğun sandıkta sorulacağı vurgulandı. “Sabır Tükendi” Memur emeklileri, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, “Ya hakkımızı verin ya da bu işi yapabileceklerin önünü açın” ifadeleriyle tepkilerini net bir şekilde ortaya koydu. Açıklama, kamuoyuna ve yetkililere yönelik güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.

DSP Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır’dan “Ecevit Vizyonu” Vurgusu: Bursa, Üretimin ve Emek Mücadelesinin Kalbidir Haber

DSP Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır’dan “Ecevit Vizyonu” Vurgusu: Bursa, Üretimin ve Emek Mücadelesinin Kalbidir

Mehmet Seskır, yaptığı kapsamlı değerlendirmede Bülent Ecevit’in Bursa’ya yönelik vizyonunu yeniden gündeme taşıyarak, kentin Türkiye’nin kalkınma modelindeki stratejik rolüne dikkat çekti. Seskır, açıklamasında Bursa’nın yalnızca bir sanayi kenti değil, aynı zamanda emeğin, üretimin ve sosyal adalet arayışının en güçlü merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. “Bursa, Demokratik Sol Kalkınma Modelinin Temel Taşlarından Biri” Seskır, Demokratik Sol Parti’nin kurucu lideri Bülent Ecevit’in, Bursa’yı Türkiye’nin üretim odaklı kalkınma stratejisinde özel bir konuma yerleştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Ecevit’in kalkınma anlayışı, rant değil üretim üzerine kuruluydu. Bu çerçevede Bursa; organize sanayi bölgeleri, güçlü işçi potansiyeli ve yüksek tarımsal verimliliği ile Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının teminatı olarak görülmüştür. Bu vizyon bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır.” “Üretim Ekonomisi Yeniden İnşa Edilmelidir” Bursa’nın sahip olduğu sanayi altyapısının Türkiye ekonomisi açısından kritik önemde olduğunu ifade eden Seskır, üretim odaklı politikaların terk edilmesinin ülkeye ağır bedeller ödettiğini savundu. Ecevit’in “üreten Türkiye” idealine atıf yapan Seskır, sanayi üretiminin artırılması ve yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini belirtti. “Bursa’daki organize sanayi bölgeleri yalnızca üretim alanları değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik direncinin merkezleridir. Bu merkezlerin güçlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması açısından hayati önemdedir.” “İşçi Hakları, Kalkınmanın Ayrılmaz Parçasıdır” Sanayi kenti kimliğiyle öne çıkan Bursa’da işçi haklarının korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Seskır, Bülent Ecevit’in emek odaklı siyaset anlayışının altını çizdi: “Ecevit, yalnızca üretimi değil, o üretimi gerçekleştiren emekçiyi merkeze alan bir liderdi. Sendikal örgütlenme, toplu sözleşme hakkı ve sosyal adalet, onun siyasetinin temel taşlarıydı. Bursa gibi işçi yoğunluğu yüksek bir kentte bu anlayışın yeniden güçlendirilmesi kaçınılmazdır.” “Sanayi ile Tarım Arasında Stratejik Denge” Seskır, Bursa’nın yalnızca bir sanayi merkezi olarak değil, aynı zamanda önemli bir tarım kenti olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ecevit’in kalkınma modelinde sanayi ve tarımın birbirini tamamlayan iki unsur olduğuna dikkat çeken Seskır, şu ifadeleri kullandı: “Bursa’nın bereketli toprakları ile güçlü sanayi altyapısı birlikte değerlendirildiğinde ortaya sürdürülebilir bir kalkınma modeli çıkmaktadır. Tarımın ihmal edilmesi ya da sanayinin kontrolsüz büyümesi, bu dengeyi bozacaktır. Ecevit’in ortaya koyduğu model, bu iki alanın uyum içinde gelişmesini öngörmektedir.” “Karaoğlan’ın Mirası Bursa’da Yaşamaya Devam Ediyor” Bülent Ecevit’in özellikle Anadolu’da ve sanayi kentlerinde büyük bir halk desteği gördüğünü hatırlatan Seskır, Bursa’nın bu süreçte Demokratik Sol Parti için her zaman güçlü bir toplumsal taban sunduğunu ifade etti. “Ecevit’in ‘Karaoğlan’ olarak halkın gönlünde yer ettiği dönemde Bursa, emeğin ve üretimin siyasette karşılık bulduğu en önemli şehirlerden biri olmuştur. Bugün de aynı ruh, aynı inanç ve aynı kararlılıkla Bursa’da demokratik sol anlayışı yeniden büyütme hedefindeyiz.” “Bursa, Türkiye’nin Geleceğinde Anahtar Rol Oynayacak” Açıklamasının sonunda Seskır, Bursa’nın sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceğinde belirleyici olacağını ifade etti. Üretim, emek ve adalet ekseninde şekillenecek bir kalkınma modelinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Seskır, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bursa, yalnızca geçmişte değil, gelecekte de Türkiye’nin kalkınma hikâyesinin merkezinde yer alacaktır. Bizler, Ecevit’in mirasına sahip çıkarak üretimi, emeği ve adaleti önceleyen bir anlayışı yeniden hakim kılmakta kararlıyız.” Bu kapsamlı değerlendirme, Bursa’nın hem ekonomik hem de toplumsal açıdan taşıdığı stratejik önemin bir kez daha altını çizerken, demokratik sol perspektifin kentte yeniden güçlendirilmesi yönünde güçlü bir irade ortaya koydu.

Bosch işçilerinin zaferi! Başkana meşaleli kutlama Haber

Bosch işçilerinin zaferi! Başkana meşaleli kutlama

Toplu iş sözleşmesi sürecinin tamamlanmasının ardından Bosch çalışanları, Türk Metal Sendikası Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Burhan’ı ziyaret ederek hem teşekkür etti hem de kazanımı birlikte kutladı. Ziyaret, yalnızca bir tebrik buluşması değil; örgütlü mücadelenin sahadaki yansıması olarak dikkat çekti. Ziyarette, çalışanlar Şube Başkanı Mehmet Burhan’ı kapıda meşalelerle karşıladı. Bu sembolik karşılama, sözleşme sürecinin işçiler açısından ne kadar kritik ve zorlu geçtiğini gösterirken; aynı zamanda sendikal dayanışmanın güçlü bir fotoğrafını ortaya koydu. Kısa bir selamlama konuşması yapan Mehmet Burhan, çalışanları toplantı salonuna davet etti. “ZORLU SÜREÇTİ AMA İNANDIK VE BAŞARDIK” Toplantı salonunda işçilere hitap eden Başkan Burhan, sürecin kolay geçmediğini açık ifadelerle dile getirdi: “Birlikte mücadele verdik, birlikte kazandık. Çok zorlu bir sözleşme süreci geçirdik. Ama hep Genel Başkanımıza inandık, sizlere inandık ve bir kez daha zafere ulaştık.” Türk Metal Sendikası’nın işçi hareketine yön veren bir yapı olduğunu vurgulayan Burhan, bu başarının bireysel değil kolektif bir iradenin sonucu olduğunu ifade etti. KAHVALTI BULUŞMASI VE SÜRPRİZ KUTLAMA Şube Başkanı Mehmet Burhan’ın çalışanlara sabah kahvaltısı ikram ettiği buluşmada, sözleşme sürecinin detayları ve önümüzdeki döneme ilişkin genel değerlendirmeler paylaşıldı. Toplantının ilerleyen bölümünde ise çalışanlar, Başkan Burhan’a sürpriz yaparak pasta ikram etti. Pasta kesiminin ardından Burhan, hem işçilere hem de Genel Başkan’a teşekkür ederek birlik ve dayanışma mesajını yineledi. SENDİKAL DİNAMİK VE SAHADAKİ KARŞILIĞI Toplu iş sözleşmesi sonrası gerçekleşen bu ziyaret, sendikal yapının tabanla kurduğu ilişkinin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle Bosch gibi büyük ölçekli sanayi kuruluşlarında elde edilen kazanımlar, Bursa’daki metal iş kolunda moral ve motivasyonu artırmış durumda. Türk Metal Sendikası teşkilatının ve temsilcilerinin selamları da iletilirken, sürecin yalnızca bir sözleşme başarısı değil; örgütlü emeğin disiplinli mücadelesi olduğu vurgulandı. Ziyarete katılan delegeler arasında yer alan Orçun Barbaroz da sürecin sahadaki tanıklarından biri olarak, işçilerin birlik mesajını güçlü şekilde verdiğini ifade etti. Toplu sözleşme sonrası ortaya çıkan tablo net: Metal işçisi, örgütlü mücadelesinin karşılığını aldığını düşünüyor ve kazanımın arkasında duruyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.