Hava Durumu

#Tayfun Öztürk

Gürsu Haber - Tayfun Öztürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tayfun Öztürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet, Siyasi Hesapların Gölgesinde Bırakılamaz” Haber

DEVA Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet, Siyasi Hesapların Gölgesinde Bırakılamaz”

Son günlerde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin adalet anlayışının ne denli zedelendiğini ve hukuk devleti ilkesinin nasıl ayaklar altına alındığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bursa’daki siyasi atmosfer, özellikle eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem ile ilgili tartışmalar ve mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkında alınan kararlarla daha da karmaşık bir hal almış durumda. Bu süreç, siyasi tutarlılığın ve adaletin nasıl farklı bakış açılarıyla şekillendirildiğine dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Sözde Adalet, Gerçekte Siyasi Operasyonlar Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, yaşanan gelişmeleri sert bir dille eleştirerek, “Dün susanların bugün konuşması, bugün konuşanların ise dün yaşananlara sessiz kalması, toplum vicdanında derin yaralar açmaktadır. Bu tablo ne hukuka ne de demokrasiye yakışmaktadır” ifadelerini kullandı. Öztürk, toplumsal adaletin ve hukukun kişilere, koltuklara ve siyasi kimliklere göre farklı muamele görmemesi gerektiğinin altını çizdi. Öztürk, geçmişte siyasi kimliklere veya parti aidiyetine göre hareket edenlerin bugün farklı tutumlar sergileyerek aynı hassasiyeti göstermediklerini belirterek, şu soruları gündeme getirdi: “Sayın Bozbey bugün görevde olmasaydı ya da farklı bir siyasi partide olsaydı, aynı çevreler yine aynı hassasiyeti gösterecek miydi? Ya da geçmişte görev yapmış bir belediye başkanı hakkında benzer süreçler yaşandığında neden aynı sesler yükselmedi?” Adaletin Kriteri: Siyasi Hesaplar Değil, Evrensel Hukuk İlkeleri DEVA Partisi'nin Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, adaletin yalnızca kişilere göre değil, evrensel hukuk ilkelerine göre işletilmesi gerektiğine inandıklarını vurguladı. “Adalet, ne bir rövanş aracı, ne bir siyasi hesaplaşma yöntemi, ne de koltukları koruma refleksidir” diyen Öztürk, “Adalet, halkın hakkıdır ve doğru kimden gelirse gelsin yanında; yanlış kimden gelirse gelsin karşısında duracağız” şeklinde konuştu. Öztürk, bugün halkın sesinin duyulmadığını, toplumun adalet talebinin siyasi hesapların gölgesinde bırakıldığını belirtti. Bu durumun, sadece demokratik bir gerilemeye değil, aynı zamanda hukuk düzenine ve toplumsal barışa büyük zarar verdiğine dikkat çekti. “Halk, tarafsız ve bağımsız bir yargı düzenini hak etmektedir. Ancak, ne yazık ki bugün siyasal çıkarlar, adaletin önünde bir engel teşkil etmektedir” diyerek, siyasi çıkarların adaletin önüne geçmesinin büyük bir tehlike yarattığını vurguladı. Adalet, Kişilere Göre Değil, Evrensel İlkelere Göre İşlemelidir Tayfun Öztürk, DEVA Partisi olarak her zaman doğruyu ve hakkı savunacaklarını, kimden gelirse gelsin, haksızlığa karşı duracaklarını belirtti. “Adaletin evrensel ilkeler çerçevesinde, herhangi bir siyasi kimlikten bağımsız bir şekilde işlemelidir. Bizim için adalet, sadece hukuki bir mesele değil, toplumsal bir sorumluluktur” ifadelerini kullanan Öztürk, sadece bireysel çıkarların değil, tüm halkın haklarının savunulması gerektiğine işaret etti. Bugün, Türkiye'deki siyasi tabloyu gözler önüne sererek, halkın sesiyle siyasi hesapların sesinin karıştığını, bu durumun ise adaletin tecelli etmesini engellediğini söyleyen Öztürk, “Bizler her zaman doğru kimden gelirse gelsin yanında, yanlış kimden gelirse gelsin karşısında durmaya devam edeceğiz. Siyasi partilere, koltuklara veya siyasi hesaplara dayalı bir adalet anlayışının değil, halkın adalet talebine ve evrensel hukuk ilkelerine dayalı bir adalet anlayışının hâkim olması gerektiğini savunuyoruz” şeklinde konuştu. Sonuç: Hukukun ve Adaletin Gücü Sonuç olarak, Tayfun Öztürk ve DEVA Partisi, adaletin sadece bir kavram değil, her bir vatandaşın hakkı olduğunu vurgulamaya devam edecek. Toplumun vicdanını temsil etmek ve siyasi hesaplardan bağımsız olarak doğruyu savunmak, sadece bir parti için değil, tüm ülke için önemli bir sorumluluktur. Hukukun ve adaletin her alanda ve her şartta üstün olması gerektiğini belirten Öztürk, bu anlayışla hareket etmeye devam edeceklerini söyledi.

DEVA İl Başkanı Öztürk: “Bursa’nın Sorunlarını Çözmeden Geleceğe Adım Atamayız” Haber

DEVA İl Başkanı Öztürk: “Bursa’nın Sorunlarını Çözmeden Geleceğe Adım Atamayız”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, genişletilmiş yönetim toplantısında şehrin kronikleşmiş sorunlarını masaya yatırdı. Öztürk, sadece sorunları sıralamakla kalmadı; çözüm önerilerini de detaylarıyla paylaştı ve Bursa halkına umut mesajı verdi. Öne Çıkan Sorunlar ve Öztürk’ün Çözüm Önerileri Trafik ve Ulaşım Alarm Veriyor Bursa’da trafik artık büyük bir sorun. Öztürk, “Yollar tıkanıyor, toplu taşıma yetersiz. Şehir nefes alamıyor” diyerek çözümü açıkladı: Toplu taşımanın güçlendirilmesi, akıllı trafik düzenlemeleri ve alternatif ulaşım yolları. Yeşil Alanlar ve Çevre Kayıpları Şehir merkezindeki yeşil alan eksikliği vatandaşları rahatsız ediyor. Öztürk, yeni parklar, sosyal alanlar ve çevre odaklı kentsel dönüşüm projeleriyle bu sorunun üstesinden gelinebileceğini belirtti. Eğitim ve Gençlik İçin Acil Adımlar “Gençlerimizin sosyal ve eğitim imkânları sınırlı” diyen Öztürk, gençlik merkezleri ve eğitim altyapısının güçlendirilmesini önerdi. Ekonomi ve İşsizlik Krizi İşsizliğin ve küçük işletmelerin finansal sıkıntılarının altını çizen Öztürk, KOBİ destekleri, girişimcilik teşvikleri ve mesleki eğitim programlarının öncelikli çözüm yolları olduğunu söyledi. Sağlıkta Yetersizlikler Hastanelerin kapasitesi ve sağlık hizmetlerine erişim sorunlarına da dikkat çeken Öztürk, yeni sağlık tesisleri yatırımı ve mevcut altyapının iyileştirilmesini önerdi. Öztürk’ten Bursa Halkına Mesaj Toplantıyı değerlendiren Öztürk, “Bursa’nın potansiyeli çok büyük ama sorunları çözmeden geleceğe güvenle adım atamayız. Biz DEVA Partisi olarak sorunları tespit ediyor, çözüm yollarını tek tek hayata geçirecek projeler üretiyoruz” dedi. Toplantı, şehrin ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlarının çözümüne dair somut adımların tartışılmasıyla sona ererken, Öztürk’ün açıklamaları DEVA Partisi’nin Bursa için hazırladığı yol haritasının da ipuçlarını verdi.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet Yoksa Hiçbir Şey Yoktur” Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet Yoksa Hiçbir Şey Yoktur”

Bursa’da adalet tartışmaları sürerken, DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, yargı ve hukukun bağımsızlığı konusundaki sert ve net duruşunu ortaya koydu. Öztürk, adaletin sadece bir kişi ya da makam için değil, herkes için, her koşulda ve hiçbir ayrım gözetmeden korunması gereken en temel değer olduğunu vurguladı. “Yargının Bağımsız Olmadığı Yerde Güven Olmaz” Öztürk, “Yargının bağımsız olmadığı bir yerde güven olmaz. Güvenin olmadığı yerde ne ekonomi büyür ne toplum huzur bulur” diyerek, hukukun siyasetin gölgesinde kalmasının toplumsal ve ekonomik felaketlere yol açacağını açıkça belirtti. DEVA Partisi olarak hiçbir güdümlü sürecin ve siyasi müdahalenin yargının üzerine düşmesini kabul etmediklerini söyleyen Öztürk, meseleyi kişisel ya da makam odaklı değil, hukukun siyasete göre şekillenip şekillenmediği meselesi olarak tanımladı. Siyasi Operasyonlara Net Tepki Öztürk, siyasi operasyon görüntüsü veren her adımın toplumun devlete olan inancını zedelediğini vurguladı. DEVA Partisi’nin duruşu nettir: Müdahalesiz, bağımsız ve tarafsız yargı Vicdanı hür hakimler ve savcılar Hukukun üstünlüğü Kim olursa olsun, hakkın ve hukukun dışında atılan her adımın karşısında duracaklarını kaydeden Öztürk, “Çünkü biliyoruz ki; adalet yoksa, hiçbir şey yoktur” diyerek sert ve meydan okuyan mesajını sonlandırdı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın açıklaması, hukukun siyasete kurban edilmesine karşı sert bir duruş niteliğinde. Öztürk’ün mesajı, yalnızca siyasi tartışmalara değil, Türkiye’nin gelecekteki hukuk ve demokrasi yoluna dair net ve meydan okuyan bir uyarı olarak öne çıkıyor.

DEVA Partisi Bursa’dan Sert Mesaj: “Bu Düzen Değişmeden Refah Gelmez” Haber

DEVA Partisi Bursa’dan Sert Mesaj: “Bu Düzen Değişmeden Refah Gelmez”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, yaptığı kapsamlı açıklamayla Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal tabloya sert sözlerle yüklendi. “BirGünSabahOlacak” vurgusuyla umut mesajı veren Öztürk, mevcut sistemin adaletsizlik ürettiğini belirterek, köklü bir değişim çağrısında bulundu. Öztürk, toplumun her kesiminin derin bir ekonomik baskı altında olduğunu ifade ederek, “Emeklimizin, işçimizin, esnafımızın, çiftçimizin, sanayicimizin, gençlerimizin ve kadınların yüzü bugün gülmüyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu vardır. Ama biz biliyoruz ki bir gün sabah olacak ve bu tablo değişecek” dedi. “SORUN PARADA DEĞİL, ADALETTE” Açıklamasında ekonomik krizin temel nedenine dikkat çeken Öztürk, meselenin kaynak yetersizliği değil, kaynakların adil ve akılcı kullanılmaması olduğunu vurguladı: “Bu ülkede sorun para değil. Sorun; adaletin, liyakatin ve aklın doğru kullanılmamasıdır. Kaynak var ama doğru yönetilmiyor. Üreten var ama hakkını alamıyor.” “MİLLET KAZANIYOR, DEVLET ALIYOR: BU ÇARK BÖYLE DÖNMEZ” Vergi politikaları ve ekonomik sistem üzerinden sert eleştirilerde bulunan Öztürk, mevcut düzeni şu sözlerle özetledi: “Millet kazanıyor, devlet alıyor. Millet harcıyor, devlet yine alıyor. Peki kazanan kim?” Bu sözlerle sistemin vatandaş üzerindeki yükünü gözler önüne seren Öztürk, gelir dağılımındaki adaletsizliğin artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını belirtti. “AYRIMLAR BİTECEK, ADALET KAZANACAK” Toplumsal kutuplaşmaya da değinen Öztürk, “öteki-beriki” ayrımının sona ermesi gerektiğini ifade ederek şu mesajı verdi: “BirGünSabahOlacak ve bu ülkede kimse kimliğinden, düşüncesinden, yaşam tarzından dolayı ayrıştırılmayacak. Adalet herkes için eşit işleyecek.” “TEŞKİLAT VARSA UMUT VARDIR” Parti teşkilatlarının önemine vurgu yapan Öztürk, sahadaki örgütlenmenin değişimin anahtarı olduğunu belirtti: “Teşkilat varsa hareket vardır. Teşkilat varsa umut vardır. Teşkilat varsa Türkiye’nin yarını vardır. Biz bu umudu büyütmeye kararlıyız.” EKONOMİ İÇİN NET TAAHHÜTLER: SANAYİCİ, İHRACATÇI VE ÜRETİCİYE DESTEK DEVA Partisi’nin ekonomi vizyonuna da değinen Öztürk, üretim odaklı ve adil paylaşımı esas alan bir modelle yola çıktıklarını belirtti: Sanayiciye nefes aldıracak politikalar hayata geçirilecek İhracatçı yeniden rekabetçi hale getirilecek Üretim artırılarak ekonomik büyüme sağlanacak Elde edilen refah adil şekilde paylaşılacak “Türkiye üretmediği için değil, adil yönetilmediği için kaybediyor” diyen Öztürk, mevcut anlayışın değişmemesi halinde ekonomik sorunların derinleşeceğini ifade etti. “BU DÜZEN DEĞİŞECEK” Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Tayfun Öztürk, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu düzen değişmeden refah gelmez. Biz hazırız. Hem üretmeye hem büyütmeye hem de hakça paylaşmaya hazırız. Türkiye’nin kaybedecek bir günü daha yok.” DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın bu çıkışı, hem ekonomik politikalar hem de toplumsal adalet tartışmaları açısından önümüzdeki süreçte daha da yoğun bir siyasi gündemin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor Haber

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, kamuoyunda uzun süredir “hastane alanı” olarak bilinen ve üzerindeki yapıların yıkılmasıyla yeniden tartışmaya açılan değerli arazilerle ilgili gerilim giderek tırmanıyor. Özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve çevresine ilişkin yapılan açıklamalar, hem siyasi cephede hem de kamuoyunda sert yankı buldu. “Bursa’da Kamu Arazileri Üzerinden Kim Ne Yapıyor?” – DEVA’lı Öztürk’ten Sert ve Tartışma Yaratan Çıkış Bursa’da “hastane alanı” olarak bilinen ve yıllardır kamu hizmeti beklentisiyle gündemde olan stratejik araziler üzerinden yürüyen tartışmalar, bu kez çok daha sert bir siyasi polemiğe sahne oldu. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Yıldırım ilçesindeki değerli arsalarla ilgili adeta ateş püskürdü. Öztürk, özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve Yüksek İhtisas çevresindeki “kupon araziler” hakkında yaptığı açıklamada, “Bu şehirde kim, hangi yetkiyle, hangi kamu arazisini neye göre pazarlıyor?” diyerek sert bir çıkış yaptı. Açıklamasında tonunu giderek yükselten Öztürk, kamuya ait olduğu düşünülen alanların amacından uzaklaştırıldığını savundu. Tartışmaların fitilini ateşleyen süreç ise Oktay Yılmaz’ın söz konusu alanlara ilişkin geçmişte yaptığı “belediye binası” ve “vitrin proje” vurgusu oldu. Bu açıklamaları “akıl tutulması” olarak nitelendiren Öztürk, “Bursa’nın hastaneye ihtiyacı varken, siz kalkıp bu alanlara prestij projesi diyorsunuz. Bu, kamu yararına açıkça meydan okumaktır” ifadelerini kullandı. Öztürk, Yüksek İhtisas Kavşağı’nın hemen yanında yer alan ve geçmişte de büyük tepki çeken planları hatırlatarak, Yıldırım halkının bu tür girişimlere daha önce “net bir şekilde dur” dediğini vurguladı. “Bu milletin hafızasıyla kimse dalga geçmesin. Aynı projeleri ısıtıp ısıtıp yeniden önümüze koymak, açıkça kamuoyunu yok saymaktır” dedi. Açıklamasının en dikkat çeken bölümü ise bölgedeki özel hastane yapılanmalarıyla ilgili oldu. Söz konusu alanın tam karşısında bulunan Doruk Hastaneleri’ne işaret eden Öztürk, bu hastanenin ortaklarından birinin geçmiş dönem AK Parti milletvekili Mustafa Esgin olduğunu hatırlattı. Bu noktada sert imalarda bulunan Öztürk, “Kamu arazileri bir bir tartışmaya açılırken, hemen karşısında özel yatırımların bulunması tesadüf mü? Yoksa Bursa’da sağlık alanları üzerinden başka bir denklem mi kuruluyor?” diyerek kamuoyuna açık sorular yöneltti. “Bursa halkı saf değil” diyen Öztürk, açıklamasını daha da sertleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Eğer bu alanlar gerçekten hastane ihtiyacı için ayrıldıysa, neden bugün farklı projeler konuşuluyor? Eğer farklı projeler planlanıyorsa, o zaman yıllardır bu halka neden ‘sağlık yatırımı’ denildi? Bu işin içinde kimler var, kimler kazanacak, kimler kaybedecek? Herkes açıkça konuşmak zorunda.” Kamu arazilerinin “kupon” olarak görülmesine de sert tepki gösteren Öztürk, “Bu şehir rant projelerine teslim edilemez. Bursa’nın geleceği birkaç kişinin masa başı planlarına kurban edilemez” dedi. Öztürk, sürecin şeffaf yürütülmediğini savunarak yetkililere açık çağrıda bulundu: “Tüm planlar, imar değişiklikleri ve satış süreçleri derhal kamuoyuna açıklanmalıdır. Kim, hangi parsel üzerinde ne planlıyor, Bursa halkı bunu bilmek zorundadır. Aksi halde bu tartışma büyür, bu güvensizlik derinleşir.” Bursa’da giderek büyüyen “hastane alanı” krizi, Öztürk’ün bu sert açıklamalarıyla yeni bir boyut kazanırken, gözler şimdi hem yerel yönetimden hem de ilgili kurumlardan gelecek yanıtlara çevrildi. Tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi ve siyasi gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor. Eleştiriler, yalnızca imar planlarıyla sınırlı kalmadı; aynı zamanda “kamu arazilerinin kimler için ve ne amaçla değerlendirildiği” sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Özellikle sağlık alanı olarak anılan bölgelerin farklı projelere kaydırılmasının, kent planlaması açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Muhalefet cephesi, sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürerken, iktidar kanadından ise henüz bu eleştirilere yönelik kapsamlı bir yanıt gelmiş değil. Ancak artan kamuoyu baskısı, önümüzdeki günlerde konunun daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüşeceğinin sinyallerini veriyor. Bursa’da “hastane alanı” üzerinden büyüyen bu kriz, yalnızca bir imar tartışması olmanın ötesine geçerek, kamu kaynaklarının kullanımı, şehircilik ilkeleri ve siyasi etik başlıklarını da yeniden gündemin merkezine taşıdı. Önümüzdeki süreçte alınacak kararların, hem kent hafızası hem de kamu vicdanı açısından belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk'ten Sert Eleştiriler: Bursa Ekonomisi "Canlı Ama Kırılgan" Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk'ten Sert Eleştiriler: Bursa Ekonomisi "Canlı Ama Kırılgan"

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2003’ten bu yana tuttuğu firma açılış-kapanış istatistiklerini sert bir şekilde eleştirerek, kentin ekonomik yapısının ne kadar kırılgan olduğunu ve sürdürülebilir büyüme sağlanamaması sebebiyle ciddi uyarılarda bulundu. Bursa'nın ekonomik profilini gözler önüne seren veriler, kent ekonomisinin sadece büyüdüğünü, aynı zamanda kırılgan bir yapıya büründüğünü de ortaya koyuyor. Öztürk, “Bursa'nın ekonomik hafızasını açığa çıkaran bu veriler, bir başarı hikayesi gibi sunuluyor, ancak gerçekte durum çok daha vahim. Her yıl artan açılış sayısı, kapanan firma oranları ile dengeleniyor ve bu dengenin bozulması, Bursa’nın ekonomik sağlığının ciddi şekilde tehlikeye girdiğinin göstergesidir. Ekonomi büyümek bir kenara, çürümeye başlamıştır!” dedi. "Sürekli Büyüyen Firma Sayısı, Sadece Gölgeleme Yaptı!" Tayfun Öztürk, 2003 ile 2024 yılları arasında Bursa’daki açılan ve kapanan firma sayılarına dikkat çekti. 2003 yılında 1960 firma açılıp 550 firma kapanırken, 2024 yılına gelindiğinde açılan firma sayısının 5.147'ye, kapanan firma sayısının ise 1.904’e yükseldiğini belirtti. “Evet, Bursa ekonomisi büyüdü, sanayi çeşitlendi diye sunuluyor, ama bu büyüme tek başına sağlıklı bir büyüme değildir. Her 2,5 yeni kurulan firmaya karşılık bir firma kapanıyorsa, bu veriler bizim için sadece büyüyen bir ekonomi değil, çürüyen bir ekonomi tablosudur. Bu kadar fazla firma kapanıyorsa, demek ki büyüme sadece sayılarla sınırlı kalıyor ve gerçek bir ekonomik dönüşüm sağlanamıyor” şeklinde konuştu. Öztürk, “Bursa’daki ekonomik modelin iflas ettiği, sadece rakamlara yansıyan bir büyüme olduğuna dikkat çekmek gerek. 2024 yılına baktığımızda açılan firmaların sayısının arttığını ancak kapanan firmaların sayısındaki oranın da arttığını görüyoruz. Buradaki büyük çelişki, ekonomik büyüme ve sürdürülebilirlik arasındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor” dedi. "2025'te Girişimcilik İştahı Zayıfladı" 2025 yılı verilerine de atıfta bulunan Öztürk, bu yılın ilk 11 ayında açılan firma sayısının 4.239’a yükseldiğini, ancak kapanan firma sayısının da 1.672’yi bulduğunu belirtti. “Girişimcilik iştahı 2025’te yüzde 18’lik bir düşüş göstermiştir. Bu, Bursa'da iş kurma arzusunun azaldığını, ancak yine de bir çöküş yaşanmadığını gösteriyor. Ancak asıl sorunumuz burada başlıyor: Bu azalan iş kurma arzusunun arkasında ne var? Firma kurmak zor, finansal dayanıklılık yok, kurumsallaşma yok, ihracat kabiliyeti yok!” diyerek, Bursa ekonomisinin dinamiklerini daha dikkatli bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. "Bursa Ekonomisi Sadece Canlı Değil, Kırılgan da!" Bursa ekonomisinin büyük bir tehdit altında olduğunu belirten Tayfun Öztürk, şunları söyledi: “Bursa'nın ekonomik yapısı sadece canlı değil, aynı zamanda kırılgan. Bu kırılganlık, girişimcilik iştahındaki azalma ile birlikte büyük bir riski barındırıyor. Her yeni kurulan firmanın sürdürülebilirlik şansı giderek daha da azalıyor. Kapanan firmaların sayısındaki artış da bu gerçeği ortaya koyuyor. Bursa ekonomisinin artık can simidine ihtiyacı var ve o can simidi de kurumsallaşma, finansal dayanıklılık ve sürdürülebilir büyüme politikalarına dayalı bir stratejidir.” "Destekler Yetersiz, KOBİ'ler Yalnız Bırakılıyor" Öztürk, hükümetin KOBİ’lere yönelik destek politikalarını da sert bir şekilde eleştirdi. “Yeni kurulan firmaların büyük bir kısmı, ilk üç yıl içinde kapanma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, verilen desteklerin niceliğinden çok, niteliği olmasıdır. Destekler, daha çok mikro işletmelere yönlendirilmek yerine, büyük işletmelere veriliyor ve KOBİ’ler yalnız bırakılıyor. KOBİ tanımının daraltılması ve mikro şirketlere yönelik daha etkin destekler sağlanması gerekiyor. Ancak bu konuda yapılan tüm hamleler yetersiz” diyerek mevcut desteklerin faydasız olduğunu ifade etti. "Sadece Firma Kurmak Yetmiyor, Sürdürülebilir Büyüme Gerekli" Öztürk, “Artık sadece firma kurmak yeterli değil. Firmaların büyümesi, ölçeklenmesi, kurumsallaşması ve ihracat yapabilmesi gerekiyor. Ancak bugün Bursa’da kurulan firmaların büyük çoğunluğu, sürdürülebilir büyüme için gerekli temellere sahip değil. Bu da girişimcilik kültürünün zayıflamasına yol açıyor” diyerek bu sorunun sadece yerel değil, ulusal bir sorun olduğunu belirtti. "400 Firma Kapanıyor, Bu Bir Felakettir!" Öztürk, 2026'nın ilk üç ayında 400 firmanın kapanmasının, Bursa ekonomisi için ciddi bir alarm olduğunu belirtti. “Bursa’daki bu korkunç kapanış rakamı, sadece işletme sahiplerini değil, tüm şehri etkileyecek bir felakettir. Bu kadar firma kapanıyorsa, bu ekonomik çöküşün işaretidir. Eğer önlem alınmazsa, bu felaketi daha da büyütmemiz an meselesi” diyerek uyarısını net bir şekilde yineledi. "Sürdürülebilir Büyüme İçin Yeni Politikalar Gerek" Son olarak, Tayfun Öztürk, Bursa’daki ekonomik yapının sürdürülebilir büyüme için yeni bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu söyledi. “Bursa’nın ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme yolu bulması için öncelikle kurumsallaşma, finansal dayanıklılık ve ihracat odaklı bir stratejiye ihtiyacı vardır. Bu temel taşlar atılmadan, Bursa ekonomisi üzerinde inşa edilecek hiçbir yapı sağlam olamaz. Yeni politikalar, yalnızca firma kurma süreçlerini değil, aynı zamanda bu firmaların uzun vadeli büyüme süreçlerini de kapsamalıdır” diyerek Bursa'nın kalkınması için gerekli adımların bir an önce atılması gerektiğini belirtti. "Bursa, sadece rakamlarla değil, doğru stratejilerle büyüyebilir" Tayfun Öztürk, “Bursa'nın ekonomisini sağlıklı bir yapıya kavuşturmak ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamak için daha fazla zamana sahip değiliz. Bu kriz daha da büyümeden, önlem almak ve doğru stratejilerle yola çıkmak zorundayız. Bursa ekonomisi, doğru yönetilmediği sürece sadece daha fazla çürüyüp, yok olacak. Bu tehlikeyi görmezden gelmek, hepimizin geleceğini riske atmak anlamına gelir!” diyerek çağrısını bir kez daha tekrarladı.

“Türk Çiftçisi Göz Göre Göre Tasfiye Ediliyor” Haber

“Türk Çiftçisi Göz Göre Göre Tasfiye Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Tarım Politikalarına Sert Tepki… Tayfun Öztürk, Türkiye’de uygulanan tarım politikalarına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Yerli üreticinin ağır maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretimden çekildiğini belirten Öztürk, iktidarın yanlış politikalarının Türk tarımını her geçen gün daha da zayıflattığını söyledi. Yazılı bir açıklama yapan Öztürk, Türkiye’de çiftçilerin artık emeğinin karşılığını alamadığını, bunun sonucunda tarlaların boş kaldığını ve üreticinin toprağını terk etmek zorunda kaldığını ifade etti. “Bugün Anadolu’nun dört bir yanında çiftçi para kazanamadığı için tarlasını ekmiyor, yıllarca emek verdiği bahçeleri söküyor, üretimden vazgeçiyor. Mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri katlanarak artarken üreticinin ürününe verilen fiyat maliyeti bile karşılamıyor. Bu tablo bir ekonomik sorun değil, doğrudan doğruya bir tarım politikası iflasıdır,” dedi. Öztürk, devletin tarımı koruması gerekirken üreticiyi yalnız bıraktığını vurgulayarak, alınan kararların Türk çiftçisini değil yabancı üreticileri koruduğunu savundu. “Türkiye’nin çiftçisi ayakta kalma mücadelesi verirken iktidarın attığı adımlar yerli üreticiyi güçlendirmek yerine dışarıdan gelen ürünlerin önünü açıyor. Oysa devletin görevi kendi üreticisini korumaktır. Türk çiftçisi üretimden koparılırsa bunun bedelini yarın 85 milyon vatandaş daha pahalı gıda ile ödeyecektir,” ifadelerini kullandı. Tarımın stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Öztürk, üretimin bilinçli şekilde zayıflatıldığını ve bunun ülkeyi giderek daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini söyledi. “Bugün çiftçi borç içinde, üretim maliyetleri kontrolsüz şekilde artıyor, destekler yetersiz kalıyor. Çiftçi ayakta kalamazken ithalat politikalarıyla yabancı üreticiler destekleniyor. Bu anlayış sürdüğü sürece Türkiye kendi toprağında üretmeyen, dışarıdan gıda almak zorunda kalan bir ülkeye dönüşür,” dedi. İktidarın “yerli ve milli” söylemlerinin tarım politikalarıyla çeliştiğini belirten Öztürk açıklamasını; “Eğer gerçekten yerli ve milli bir politika izleniyor olsaydı, bugün Türk çiftçisi üretimden kaçmazdı. Çiftçinin emeği korunur, üretim desteklenir, tarlalar boş kalmazdı. Ama görüyoruz ki söylem başka, uygulama bambaşka. Türk çiftçisi göz göre göre yalnız bırakılıyor.” dedi. Öztürk: “Bursa’nın bereketli tarlaları birer birer boş kalıyor” Tayfun Öztürk, Bursa’da son yıllarda hızla artan üretim maliyetleri ve yetersiz destekler nedeniyle çiftçilerin birçok üründen vazgeçmek zorunda kaldığını belirterek iktidarın tarım politikalarına sert tepki gösterdi. Öztürk, bir zamanlar Türkiye’nin en verimli üretim merkezlerinden biri olan Bursa’da bugün çiftçinin üretimden çekildiğini söyledi. Yazılı bir açıklama yapan Öztürk, özellikle son yıllarda Bursa Ovası ve ilçelerinde birçok üreticinin domates, biber, şeftali, armut, zeytin ve mısır gibi ürünlerde ekim alanlarını daralttığını, bazı çiftçilerin ise tamamen üretimden çekildiğini vurguladı. “Bursa yıllarca Türkiye’nin sebze ve meyve deposu oldu. Karacabey Ovası’nda domates, Yenişehir ve Mustafakemalpaşa’da biber ve sebze üretimi, İznik ve Orhangazi’de zeytin, Gürsu ve Kestel’de armut ve şeftali üretimi ülkenin gıda güvenliği açısından kritik öneme sahipti. Bugün gelinen noktada ise çiftçi maliyetleri karşılayamadığı için bu ürünlerin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalıyor,” dedi. Öztürk, mazot, gübre, sulama ve işçilik maliyetlerinin katlanarak artmasının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek özellikle İznik ve Orhangazi bölgelerinde su sorunu ve kuraklığın da üretimi ciddi şekilde tehdit ettiğini söyledi. “Çiftçi artık hesap yapıyor: Ektiği ürün zarar ettiriyorsa o tarlayı boş bırakıyor. Bursa gibi verimli topraklara sahip bir şehirde bile tarlaların boş kalmaya başlaması, tarımda yaşanan krizin ne kadar derin olduğunu gösteriyor,” ifadelerini kullandı. Öztürk, Bursa çiftçisinin sadece ekonomik baskı altında olmadığını, aynı zamanda plansız tarım politikalarının da üreticiyi çaresiz bıraktığını dile getirdi. “Bugün Karacabey’de üretici domates ekmekten vazgeçiyor, Yenişehir’de sebze üreticisi zarar ettiği için ekim alanını daraltıyor, İznik’te zeytin üreticisi su ve maliyet baskısıyla mücadele ediyor. Bursa çiftçisi üretimden çekilirken ülkenin gıda güvenliği de tehlikeye giriyor,” dedi. Tarımın stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Öztürk, Türkiye’nin en verimli ovalarından birine sahip Bursa’da bile üretimin azalmasının alarm niteliğinde olduğunu belirtti. “Bursa’nın bereketli toprakları Türkiye’yi doyuruyordu. Bugün çiftçi toprağını terk ediyorsa bunun tek nedeni yanlış tarım politikalarıdır. Üreticiyi desteklemek yerine ithalatı kolaylaştıran anlayış devam ettiği sürece Türk çiftçisi ayakta kalamaz,” ifadelerini kullandı. Öztürk açıklamasını şu sert sözlerle tamamladı: “Bursa çiftçisi yıllardır alın teriyle üretim yapıyor. Ama bugün geldiğimiz noktada çiftçiye verilen mesaj açık: Üretme, ithal ederiz. Eğer bu anlayış değişmezse sadece Bursa değil, Türkiye’nin tarımı da göz göre göre küçülecek.”

Babacan: Türkiye’de gıda enflasyonu 5 yılda yüzde 700’e ulaştı Haber

Babacan: Türkiye’de gıda enflasyonu 5 yılda yüzde 700’e ulaştı

İftar programı, DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı tarafından Liya Davet’te düzenlendi. Programa Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, DEVA Partisi GMYK Üyesi Yasin Gök, Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Nilüfer İlçe Başkanı Fatih Kayıkçı, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Anahtar Parti Nilüfer İlçe Başkanı Öner Şahin ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız ile çok sayıda partili ve davetli katıldı. “Türkiye’nin yarınlarını Bursa’dan başlayarak inşa ediyoruz” DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk ise iftar buluşmasının yalnızca bir yemek organizasyonu olmadığını, aynı zamanda siyasi ve toplumsal dayanışmanın da göstergesi olduğunu söyledi. Öztürk, Babacan’ın Bursa ziyaretinin kentte yaşayan birçok kişi için umut olduğunu belirterek, “Bu sofrada Türkiye’nin yarınlarını Bursa’dan başlayarak yeniden inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, yüksek vergi yükünün vatandaşın alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü savundu. Bir otomobilin ham değerinin 1 milyon lira olmasına rağmen vergilerle birlikte yaklaşık 2,5 milyon liraya ulaştığını belirten Öztürk, bu tabloyu “ekonomik sistemdeki yanlışlığın göstergesi” olarak nitelendirdi. “Milyonlarca insan harcamadan önce cüzdanına bakıyor” Programda konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Türkiye’de artan hayat pahalılığına dikkat çekti. Babacan, milyonlarca insanın artık her harcamadan önce cebindeki parayı kontrol etmek zorunda kaldığını belirterek ekonomik tablonun toplumun geniş kesimlerini zorladığını söyledi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde OECD verilerine değinen Babacan, Türkiye’nin yüksek enflasyonla mücadele eden ülkelerin başında geldiğini savundu. Son beş yıldaki gıda fiyatlarına dikkat çeken Babacan, “Dünyada son beş yılda gıda enflasyonu ortalama yüzde 40 civarında kaldı. Türkiye’de ise bu oran yüzde 700’e ulaştı. Bunun tek açıklaması kötü yönetimdir” dedi. “Çocuklar yoksulluk riski altında büyüyor” Babacan, ekonomik krizin özellikle çocuklar üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade ederek, ailelerin yalnızca gıda değil kira, enerji, eğitim ve sağlık harcamalarıyla da mücadele ettiğini söyledi. “Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, hiçbir anne mutfakta çaresiz kalmamalı, hiçbir baba evladına karşı boynu bükük durmamalı” diyen Babacan, ekonomide adalet ve hakkaniyetin sağlanması gerektiğini Gazze ve İran mesajı Babacan konuşmasında dış politikaya da değinerek Gazze’de yaşananların unutulmaması gerektiğini söyledi. Ateşkese rağmen sivillerin hayatını kaybetmeye devam ettiğini belirten Babacan, uluslararası toplumun daha etkin bir tavır alması gerektiğini ifade etti. İsrail’in ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırılarını da değerlendiren Babacan, bu müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak, “İran’a karşı başlatılan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Ancak İran’ın Körfez’de bazı ülkeleri hedef almasını da doğru bulmuyoruz” dedi. “Önce diplomasi” Türkiye’nin bölgesel krizlerde dengeli bir politika izlemesi gerektiğini belirten Babacan, sorunların çözümünde diplomasi ve uluslararası hukukun temel alınması gerektiğini söyledi. Babacan, “Türkiye gerektiğinde caydırıcı güce sahip olmalı ancak kalıcı barış askeri güçten çok diplomasi, hukuk ve sağduyu ile sağlanır” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Lozan ve Ekonomi Üzerine Analiz Haber

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Lozan ve Ekonomi Üzerine Analiz

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, son yıllarda kamuoyunda sıkça dile getirilen “2023’te Lozan bitecek, madenlerimizi çıkarıp zengin olacağız” söylemine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Öztürk, söz konusu iddianın hukuki ve tarihsel bir dayanağının bulunmadığını belirterek, toplumun ekonomik sorunlarının komplo teorileriyle değil, rasyonel politikalarla çözülebileceğini vurguladı. Lozan Antlaşması Süreli Bir Anlaşma Değildir 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınmasını sağlayan kurucu belge olduğunu hatırlatan Öztürk, metnin açık hükümlerine dikkat çekti. Yapılan incelemelerde: Antlaşmanın belirli bir süreyle sınırlandırılmadığı, “100 yıl sonra sona erecek” şeklinde herhangi bir hüküm içermediği, Türkiye’nin yer altı kaynaklarını çıkaramayacağına dair bir yasak barındırmadığı net şekilde görülmektedir. Öztürk, “Lozan bir tapu senedidir. Süresi dolacak bir kira kontratı değildir” ifadelerini kullandı. Madenler 1923’ten Bu Yana Çıkarılıyor Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren maden işletme hakkının tamamen Türkiye’nin egemenlik yetkisinde olduğunu belirten Öztürk, 1930’lu yıllardan başlayarak kamu ve özel sektör eliyle çok sayıda maden sahasının işletmeye açıldığını hatırlattı. Türkiye’nin bor, krom, bakır ve altın başta olmak üzere birçok madeni onlarca yıldır ürettiğine dikkat çeken Öztürk, “Eğer Lozan madenleri yasaklamış olsaydı, bugün mevcut üretim nasıl yapılacaktı?” sorusunu yöneltti. “Gizli Maddeler” İddiasının Dayanağı Yok Öztürk’e göre, özellikle 2010’lu yıllarda sosyal medyada yayılan “gizli maddeler” ve “100 yıllık süre” iddiaları akademik veya arşivsel bir belgeye dayanmıyor. “Devlet arşivleri ortada, metin ortada. Hukuki belgeler yorumla değil, metinle okunur” diyen Öztürk, kamuoyunun bilinçli biçimde yanlış yönlendirilmesinin toplumsal beklenti yönetimini bozduğunu ifade etti. Gıda Fiyatları Lozan’la Değil Ekonomi Politikalarıyla İlgili DEVA Partisi İl Başkanı, son dönemde artan sebze fiyatlarına da değinerek, gıda enflasyonunun uluslararası bir antlaşmayla ilişkilendirilmesinin ekonomik gerçeklikle bağdaşmadığını söyledi. Gıda fiyatlarını etkileyen temel faktörler arasında: Tarımsal üretim maliyetleri (mazot, gübre, enerji) Döviz kuru dalgalanmaları İklim koşulları ve rekolte değişimleri Arz-talep dengesi Lojistik ve dağıtım maliyetleri gibi makroekonomik değişkenlerin bulunduğunu belirtti. Öztürk, “Ekonomik sorunları tarihsel mitlerle açıklamak kolaydır; zor olan, yapısal reformları hayata geçirmektir” dedi. “Gerçekçi Politikalarla Güven İnşa Edilmeli” Açıklamasının sonunda Tayfun Öztürk, ekonomik refahın bilgi temelli politika üretimiyle mümkün olacağını vurguladı. Toplumun beklentilerinin komplo teorileri üzerinden şekillendirilmesinin uzun vadede hayal kırıklığı yarattığını belirten Öztürk, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin potansiyeli güçlüdür. Ancak bu potansiyeli hayata geçirmek için hukuki güvenliği, öngörülebilir ekonomi yönetimini ve üretim odaklı reformları esas almak gerekir. Gerçeklerle yüzleşmeden kalıcı refah sağlanamaz.” DEVA Partisi İl Başkanlığı, kamuoyunu doğru bilgilendirmeye yönelik çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.