Hava Durumu

#Suriye

Gürsu Haber - Suriye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suriye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ! Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ!

Kırıkkale’de düzenlenen Halk Buluşması programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Kırıkkale İl Başkanlığı açılışı öncesinde düzenlenen Halk Buluşması programına katıldı. Ağıralioğlu, “Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” diye konuştu. Yavuz Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Memleket zor zamanlara düştüğünde, arkamızda bulunan fotoğrafa bakar, talip olduğumuz mesuliyeti oradan alırız. Arkamda kalpaklı bir Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı var. Devlet zor durumdaysa, millet dara düşmüşse; bu millet başına kalpağını geçirir, iradesini milletine adar. 2026 yılında omuzlarımıza düşen sorumluluk da budur. Ay yıldızlı al bayrağın altında, kalpaklı Atatürk’ün önünde Türk milletinin istikbaline yürümeye söz verilir. Bugün aynı zamanda, ömrünü devleti güçlü, milleti kudretli kılmaya adamış, çileli bir mücadele vermiş Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü. Zindanlarla, idam sehpalarıyla sınanmış bir iradenin sahibine rahmet olsun. MUHSİN YAZICIOĞLU HER EVDEN BİR FATİHA ALDI! Yakın zamanda kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu… Her evden oy alamamış olabilir ama her evden bir Fatiha almış bir memleket evladıdır. Ona da rahmet olsun. Çünkü memleket zordadır, dardadır. Bu memleketin ufkuna bela düşmesin diye yıllar önce uyaran, ‘Suriye düşerse Irak gider, Irak yıkılırsa İran hedef olur, sıra Türkiye’ye gelir’ diyen Necmettin Erbakan’ı da bugün hatırlıyoruz. Siyaset bazen eskiyi anar, ‘eskiden böyleydi’ diye konuşur. Nezaketi, siyasi terbiyeyi hatırlar. Aynı kürsülerde rakip olup memleket meselelerini konuşabilen liderleri hatırlar. Bülent Ecevit’i, Süleyman Demirel’i bu yönleriyle anar. Ama ben bunları sadece rahmet dilemek için söylemiyorum. Ölenlerin büyük, kalanların küçük olduğu bir millet olamayız. Aksi halde bu topraklarda tutunamayız. Rahmet dilediğimiz insanların ahlakına, cesaretine, ikazlarına sırt dönerek siyaset yapamayız. Bugün kime rahmet diliyorsak, onun temsil ettiği iradeyi taşımak zorundayız. TERÖRİSTLERLE YAN YANA DURAMAYIZ! Dün ‘kibar’ dediklerimizi anıp bugün kaba olamayız. Dün ‘inançlı’ dediklerimizi anıp bugün inançsız davranamayız. Dün ‘cesur’ dediklerimizi anıp bugün korkak olamayız. Dün ‘ilkeli’ dediklerimizi anıp bugün ilkesiz olamayız. Dün devleti ve milleti korumak için terörle mücadele edenleri överken, bugün teröristlerle yan yana duramayız. Dün ‘aman ha’ diye uyaranları unutup Amerika’nın azgınlığına da, İsrail’in şımarıklığına da sessiz kalamayız. Eğer mezarlara gitmeye hakkımız olsun istiyorsak, o mezarların önünde hangi hakikatle durmamız gerektiğini unutmamalıyız. Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız. YAŞADIĞIMIZ HİÇBİR SORUN FAİLİ MEÇHUL DEĞİL! Türkiye’nin ekonomik ve kurumsal sorunları ortadadır. İşsizlik var, enflasyon var, yüksek faiz var. Eğitimde kalite kaybı var, liyakat eksikliği var. Bugün yaşadığımız hiçbir sorun faili meçhul değildir. Yanlış ekonomi politikaları ve plansız yönetim bu memleketi bu hale getirmiştir. Ama bu milletin gücü vardır. Bu milletin toprağı var, suyu var, yetişmiş insanı var. Doğru planlama yapılırsa bu ülke yeniden ayağa kalkar. Millete umut olmanız için size yetki verildi. Ama siz millete umut olmak yerine kabus oldunuz. Millet size umut olun diye yetki verdi; bugün çıkıp terörle ilgili söylem değiştiriyorsunuz. Bu kabul edilemez. TÜRKİYE AYAĞA KALKMAK ZORUNDADIR! Biz bir parti hevesiyle yola çıkmadık. Biz millet iddiasıyla yola çıktık. Bu memlekette millete yük olan değil, millete omuz veren bir siyaset kuracağız. Bu ülkeye aidiyet hisseden, bu bayrağın altında kendini ait hisseden herkes bu yürüyüşün parçasıdır. Türkiye ayağa kalkmak zorundadır. İçinde bulunduğumuz şartlar bunu bir tercih olmaktan çıkarmıştır. Güçlü bir devlet ve planlı bir gelecek artık zorunluluktur. Biz bu yola şerefli bir mücadele için çıktık. Başarırsak da şeref, yolda kalırsak da şeref. Ama bu millet için yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Halkın Kurtuluş Partisi Bursa İl Örgütü, Haber

Halkın Kurtuluş Partisi Bursa İl Örgütü,

Kent Meydanında organize ettiği eylemle, NATO odaklı emperyalist projeleri eleştirdi. Halkın Kurtuluş Partisi İl Başkanı Avukat Halil Ağırgöl tarafından yapılan basın açıklamasında, NATO'nun insan soyunun baş düşmanı ve ABD ile AB başta olmak üzere, tüm emperyalistlerin suç ve katliam ortağı olduğu vurgulandı. Çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından da desteklenen basın açıklamasında; İnsanlığın hayvanlık konağından çıkıp gerçek insanlık konağı olan Sosyalizme ulaşmasını engellemek, Ortadoğuda Siyonist İsrail’i korumak amacıyla, ABD Emperyalizminin öncülüğünde 4 Nisan 1948 tarihinde kurulanNATO; Kontrgerilla’dır. NATO; Kandır, Acıdır, Gözyaşıdır, İşkencedir, Soykırımdır. NATO; Bağımsızlığımıza, Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mıza ve Önderi Mustafa Kemal’e Düşmanlıktır. NATO; kurulduğu tarihten itibaren, bünyesinde faaliyet gösteren Kontrgerilla eliyle, Dünya Halklarına kan kusturan, gözyaşı döktüren, zulüm çektiren, yeraltı-yerüstü bütün kaynaklarını yağmalayan ve insanlığı açlığa mahkûm eden bir suç örgütüdür. NATO; emperyalistlere karşı direnen, mücadele eden halklara karşı, yaptığı katliamlarla anıla geldi. 1948’ten bugüne. Vietnam, Kore, Yugoslavya, Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve İran Halkını, emperyalistlerin aşağılık çıkarları uğruna katletmekten hiç çekinmedi. Bu Gün de “Büyük Ortadoğu Projesi” adı altında katliamlarına devam etmektedir. NATO; kirli cinayet örgütü kontrgerilla aracılığıyla, dünya çapında, devrimci, yurtsever, demokrat insanları katletmiş, sabotajlar örgütlemiş, Halkları katliamlara uğratmıştır. Türkiye’nin de NATO’ya girdiği 1952 yılından itibaren, başı beladan, sıkıntıdan, yokluktan, yoksulluktan kurtulmamıştır. Türkiye’nin NATO’ya girmesinin ilk bedeli Kore’de vatan evlatlarının kırdırılması olmuştur. Kayıp askerlerle beraber 1350 vatan evladı can vermiştir. NATO’nun ülkemizdeki temel amacı Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kazanımlarını yok etmektir. NATO, Sevr’in intikamını alarak bu toprakları emperyalistlerin tam sömürgesi haline getirmek istemektedir. İtalya’daki NATO Kolejinde, ABD Emperyalist Haydudunun Conilerinin tahtaya asıp ders olarak okuttukları haritayı unutmayalım. Bu gün Ortadoğu bu haritaya göre şekillendirilmektedir. Bu haritada ise ülkemiz üç parçaya bölünmüştür. Yeni Sevr budur. “Yeşil Kuşak Projesi” adıyla CIA-Pentagon İslamı’nı egemen kılmak, Türk Ordusu’nun Jöntürk Geleneğini ortadan kaldırmak, zayıflatmak hedeflenmektedir. “Bizim Oğlanlar” dedikleri, ruhlarını emperyalistlere satan faşist generallerine yaptırdıkları 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri NATO’nun ürünüdür. Faşist darbelere giden süreçte binlerce vatan evladı, yurtsever, devrimci; Kontrgerilla tarafından tarafından katledilmiştir Bu gün de ABD Emperyalistleri, kuklaları olan yapılar eliyle ülkemizi emperyalistlerin iğrenç planı BOP çerçevesinde Yeni Sevr’e doğru koşar adım götürüyorlar. ABD Emperyalistleri NATO eliyle ve kuklalarını kullanarak ; “Terörsüz Türkiye”, “barış”, “kardeşlik”, “demokrasi açılımı” adlarıyla maskeleyip, Yeni Sevr’i, “hazmettire, hazmettire” halkımıza yedirmeye çalışıyorlar. Son günlerde de ülkemizdeki NATO faaliyetleri bu yönde arttırıldı. Ülkemiz tarafı olmadığı savaşlara sürüklenmek isteniyor. ABD’nin İran’a saldırısı sonrasında Adana’da Çokuluslu NATO Kolordu Karargâhı’nın kurulmasına karar verildi. Türk Ordusu’nu İran Halkının üzerine göndermek ve topraklarımızı atlama taşı olarak kullanmak istiyorlar, ABD Emperyalist Haydutları ve Ortaçağcı AKP’giller. ABD emperyalist alçağı ve katliam örgütü NATO, güneyimizde kurulacak bu NATO karargâhı ile yetinmiyorlar İstanbul Boğazı’nda Rusya’ya karşı Ukrayna için Deniz Unsur Komutanlığını da kuruyorlar. Bu NATO Kolordusu ile birlikte Lozan’ı da, Montrö’yü de devreden çıkartmış oluyorlar. Ama boşuna sevinmesinler. Bu devran, ABD Emperyalist Haydutlarının, onların suç ve katliam örgütü NATO’sunun ve Yerli İşbirlikçilerinin istediği gibi hep böyle sürmeyecek. Eninde sonunda Ortadoğu Halklarına ve ülkemize yönelik ABD-AB Emperyalistlerinin yaptıkları bütün aşağılık planlar parçalanıp atılacak. Buna da biz İkinci Kurtuluş Savaşçıları öncülük edeceğiz. Nasıl ki 1919 başlayan Kurtuluş Savaşımızla, hep birlikte yine bu emperyalistlerin Sevr Planını parçalayıp heveslerini kursaklarında bıraktıysak, Nasıl ki Emperyalist Yedi Düvelin o zamanki yerli işbirlikçilerini yine onların gemilerine bindirip gönderdiysek, Eninde sonunda ABD-AB Emperyalistlerini ve yerli işbirlikçilerini, ama bu sefer bir daha tarihin o karanlık sayfalarından çıkmamacasına göndereceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. ABD-AB Emperyalistleri ve yerli işbirlikçiler bunu hiç akıllarından çıkartmasınlar. Mazlum Halklar umutlarını hiç kaybetmesinler" denildi.

Anahtar Parti’den İran analizi: “Kritik görevlerin Türk Kökenli isimlere verilmesi tesadüf değil” Haber

Anahtar Parti’den İran analizi: “Kritik görevlerin Türk Kökenli isimlere verilmesi tesadüf değil”

İran’ın önemli güvenlik bürokratlarından Muhammed Bagher Zolghadr’ın, savaşın giderek yoğunlaştığı bir dönemde Yargı ErkiBaşkan Yardımcılığı görevine atanmasının stratejik bir adım olduğunu ifade eden Yel, bu görevin güvenlik ve stratejik dosyalar üzerinde söz sahibi olabilecek kritik bir pozisyon olduğuna dikkat çekti. İran tarihi üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Tufan Gündüz’ün değerlendirmelerine de atıfta bulunan Yel, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ülkenin dini lideri Ali Hamaney’den sonra güvenlik stratejisinin de Türk kökenli bir isme emanet edildiğini söyledi. Yel’e göre Muhammed Bakır Zülkadir’in kökeni, Oğuz Türklerinin Bozok koluna bağlı Bayat boyuna mensup olan Dulkadiroğulları’nadayanıyor. Selma Yel, Dulkadiroğulları’nın tarih boyunca Anadolu, Suriye ve İran hattında etkili olmuş Türkmen beyliklerinden biri olduğunu hatırlatarak, İran’daki bazı kritik görevlerin Türk kökenli isimlere verilmesinin tarihsel bir sürekliliğin sonucu olduğunu vurguladı. İran’ın sanıldığı gibi yalnızca bir “Fars devleti” olmadığını belirten Yel, ülke nüfusunun önemli bir bölümünün Türklerden oluştuğunu ifade etti. İran coğrafyasında Büyük Selçuklular, Safevîler, Afşarlar ve Kaçarlar gibi Türk hanedanlarının uzun yıllar boyunca devlet kurarak yönetimde bulunduğunu hatırlatan Yel, bu tarihsel arka planın günümüzdeki yönetim kadrolarında da etkisini gösterdiğini söyledi. Yel açıklamasında, “Bu durum bir tesadüften ziyade tarih, demografi ve devlet aklının kesiştiği bir sürekliliktir. İran’ı anlamak için sadece bugüne değil, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan derin tarihî damarı görmek gerekir” ifadelerini kullandı. Öte yandan Yel, bu tarihsel gerçekliğin Türkiye’de eğitim müfredatında yeterince yer bulmadığını da dile getirerek, İran ve Türk dünyası tarihinin daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini kaydetti.

Yıla düşüşle başlayan mobilya sektörü, ihracatta gözünü ikinci yarıya çevirdi Haber

Yıla düşüşle başlayan mobilya sektörü, ihracatta gözünü ikinci yarıya çevirdi

AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, ocak ayında yaşanan gerilemenin takvim etkisi ve yılın ilk aylarına özgü sipariş yavaşlamasından kaynaklandığını belirtti. Lübnan, Belçika ve Suriye pazarlarında kaydedilen güçlü artışların Akdeniz bölgesinin Orta Doğu ve Avrupa’daki etkinliğini artırdığını vurgulayan Kılıçer, sektör için toparlanmanın yılın ikinci yarısında hız kazanmasını beklediklerini ifade etti. Türkiye mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörünün ocak ayı ihracatı geçen yıla gö re yüzde 7,5 azalışla 562 milyon 428 bin dolar oldu. Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB) ise sektör geneli performansının aksine ocak ayını yüzde 1,2 artışla 74 milyon 21 bin dolar ihracatla tamamladı. AKAMİB’den Lübnan’da dört haneli büyüme Türkiye genelinde ocak ayında sektör ihracatında ilk beş pazarı sırasıyla; Irak, Birleşik Krallık, ABD, Almanya ve Fransa oluşturdu. Yılın ilk ayında ilk 10 pazar içinde en fazla artışlar yüzde 14 ile Fransa’ya ve yüzde 10 ile Bulgaristan’a yapılan ihracatta kaydedildi. AKAMİB’in ihracatında ise ilk beş sıra Irak, Suriye, Almanya, Belçika ve Lübnan şeklinde sıralandı. Bu ayda en dikkat çekici artışlar yüzde 1806 ile Lübnan’a, yüzde 249 ile Belçika’ya, yüzde 89 ile Suriye’ye yapılan ihracatta görüldü. “Akdeniz bölgesi, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarındaki etkinliğini artırı yor” Ocak ayı ve 2025 yılının tamamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, sektör genelinde yaşanan gerilemenin büyük ölçüde takvim etkisi ve yılın ilk aylarına özgü sipariş döngüsünden kaynaklandığını söyledi. Bölge ihracatında öne çıkan pazarlara da değinen Kılıçer, “Lübnan’a yüzde 1800’ü aşan artış, Belçika ve Suriye’deki güçlü yükselişler, Akdeniz bölgesinin Orta Doğu ve Avrupa pazarlarındaki etkinliğini arttığını ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. Yılın geri kalanına ilişkin beklentilerini paylaşan Onur Kılıçer, “Özellikle yılın ikinci yarısından itibaren siparişlerin hızlanmasını bekliyoruz. Avrupa ve ABD’de konut, yenileme ve iç mekan yatırımlarının canlanması, sektörümüz için önemli bir talep alanı yaratacaktır. Akdenizli ihracatçılarımız bu döneme güçlü bir şekilde hazırlanıyor.” şeklinde konuştu.

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj! Haber

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin verdiği mesajında, "Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenler, Türkiye'nin hasımlarıdır. İhanetlere karşı dikkatli olalım. Terörsüz Türkiye, Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir." ifadelerini kullandı. BAHÇELİ'DEN TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenlerin olduğunu belirten Bahçeli, bunların ihanetlerine karşı dikkatli olunmasını gerektiğinin altını çizdi. Bahçeli, şunları söyledi: "Milletimiz ve devletimiz tarihin pek çok virajında uçurumun kenarına itilmiş, ancak feraseti, cesareti ve kimliğinin gücüyle her seferinde insanlık tarihindeki yolculuğunu kuvvetlenerek sürdürmeyi bilmiştir. Ne zaman ve ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye yeminliyiz. "GÜNÜMÜZDE SAVAŞLAR DAHA ÇETREFİLLİDİR" Günümüzdeki savaş ve oyunlar insanlık tarihi boyunca görülen örneklerinden çok daha çetin ve çetrefillidir. Nitekim Türkiye bir yandan terör örgütleri eliyle yıpratılmaya çalışılmış, bir yandan da uluslararası yaptırımlar devreye girmiştir. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulmuştur. Türkiye'nin şahlanışı her seferinde türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmıştır. Partimiz Türk siyasi hayatında yer aldığı dönemde gayri millî her türlü unsurun, Türk ve Türkiye düşmanlarının daima korkulu rüyası olmuştur. Büyük Türk milletini ve devletini yok etmek isteyen dahili veya harici mahfillerin karşısında en önemli caydırıcı güç olarak hep milliyetçi-ülkücü hareket durmuştur. Bu şuurla Partimiz kökeni, anasının dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun muhterem vatandaşlarımızı hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürmektedir. "MİLLİ BİRLİĞİ KUVVETLENMİŞ BİR TÜRKİYE, DAHA KOLAY KALKINACAK" Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye'nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye'yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir. Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur. Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir. Bu cümleden olarak Türkiye'mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ SEKTEYE UĞRATMAK İSTEYENLER MİLLETİN HASIMLARIDIR" "Terörsüz Türkiye", "Terörsüz, İstikrarlı Bölge" hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedefleri engellemek istiyorsa maksatlıdır. "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedeflerini sekteye uğratmayı amaçlayanlar Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileridir. Bunlar ülke, millet hatta insanlık için faydalı işleri itibarsızlaştırma, toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatmaya memur edilmiş tiplerdir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE ŞAŞI BAKANLAR AÇIĞA DÜŞTÜ" Türkiye'nin bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsal olarak güçlenmiş, küresel ölçekte söz sahibi bir aktör hâline gelmesini hazmedemeyen zavallılardır.Ancak terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye'ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail'e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür. "SURİYE'DE TERÖRÜN TASALLUTU SONA ERDİ" Kırılganlıklar devam etse de artık Suriye terörden tamamen arındırılma aşamasına gelmiştir. Suriye Cumhuriyeti'nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur. "BARIŞ ORTAMINDA HERKES KAZANACAK" Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye'de yaşanan son gelişmeler, Türkiye'nin milli huzur ve güvenliği, "terörsüz Türkiye" hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir. Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış "tek Suriye"nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır. Partimizin kuruluşunun 57'nci yıl dönümü de "terörsüz Türkiye" hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastlamıştır. "BÖLGEMİZ YENİ ÇATIŞMALARA GEBE" Suriye'de olumlu gelişmeler yaşanırken Dünya huzursuz, başta İran olmak üzere bölgemiz yeni çatışmalara gebedir. Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir. Benzer şekilde, Ukrayna–Rusya savaşı başta Türkiye'nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir. "GAZZE'DE İNSANİ KRİZ SÜRÜYOR" Gazze'de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir. Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir. Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir. "UZUN VADELİ STRATEJİK HEDEFİMİZ TÜRKİYE YÜZYILI'NI İNŞA ETMEK" Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminlidir. Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul'un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye'nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır. Bu amaçla 2053 yılına kadar olan "27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı" bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye'yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre "2053 Küresel Liderlik Yol Haritası" üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır. "BİRİNCİ DÖNEM KALKINMA HAMLESİ DÖİNEM" Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan "Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi"dir. Bu dönem, demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye'nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin sağlandığı, milli bütünleşme ve kaynaşmanın tesis edildiği bir dönem olacaktır. Türkiye tüm vatandaşları ile "birlikte yaşama arzusunu" güçlendirerek bütün enerjisini Türkiye'nin kalkınmasına yöneltme başarısını bu dönemde gösterecektir. Bu dönem, ülkemizin milletler camiasında saygınlığı artarken toplumdaki yozlaşmanın önüne geçilerek ahlaki ve iktisadi temelde kalkınma hamleleriyle Türkiye sıçrama yapacaktır. "İKİNCİ DÖNEM MERKEZ ÜLKE TÜRKİYE DÖNEMİ" İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan "Merkez Ülke Türkiye Dönemi"dir. Bu dönem ekonomik ve sosyal kalkınmasında hamle yapmış, küresel rekabette ön almış, hem doğuya hem batıya bakan Selçuklu kartalı anlayışında kutupbaşı olmuş bir Türkiye dönemi olacaktır. Türkiye hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir "merkez ülke" olacaktır. "ÜÇÜNCÜ DÖNEM KÜRESEL LİDERLİK VE MEDENİYET İNŞA DÖNEMİ" Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, "Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi" olacaktır. 2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan "lider ülke" konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır. Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz. Geleceğin Türkiye'sini inşa ediyoruz. 2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz. Ekonomisiyle, güvenliğiyle, göç ve sosyal politikalarıyla; Türk kuşağı stratejisiyle, Türkiye merkezli bir medeniyet anlayışıyla insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu huzuru hem içeride hem de dışarıda tesis etmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacak milli birlikle gücümüze güç katacağız. Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir. "CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİYLE UYUMLU HALE GETİRİLECEK DÜZENLEMELER YAPILMALI" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir. "İHANETLERE KARŞI DİKKATLİ OLMALIYIZ" İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız. Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir. Zira Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır."

Anahtar Parti: İktidara tek başımıza talibiz Haber

Anahtar Parti: İktidara tek başımıza talibiz

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, düzenlediği basın toplantısında partilerinin herhangi bir anket şirketiyle çalışmadığını açıkladı. Geçen, ittifak gündemlerinin olmadığını da belirterek, “Anahtar Parti iktidara taliptir, tek başına taliptir” dedi. Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, Türkiye gündemini; ekonomi, iç güvenlik ve dış politika başlıklarıyla değerlendirmek üzere düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Geçen, konuşmasına ekonomik tabloya dikkat çekerek başladı. Aralık ayı sonunda çalışanlar, emekliler ve asgari ücretliler için maaş artışlarına esas teşkil eden enflasyon verilerinin toplandığını ve bu veriler üzerinden zamların yapıldığını hatırlattı. Kasım ve aralık ayı enflasyon artışlarının yüzde 0,87 ve yüzde 0,89 seviyelerinde gerçekleştiğini belirten Geçen, bu oranların yıl sonuna doğru dikkat çekici şekilde düştüğünü vurguladı. Ocak ayı enflasyonunun yüzde 4,84 olarak açıklanmasına dikkat çeken Geçen, şu soruları yöneltti: “Kasım ayında, aralık ayında ve ocak ayında TÜİK hangi enflasyon sepetini kullandı? Kış ayları arasında bu denli fark oluşması nasıl izah edilebilir?” Bu durumun siyasette “illüzyon” olarak tanımlanabileceğini belirten Geçen, “İşinize geldiğinde enflasyonu düşük, işinize geldiğinde gerçeğe yakın göstermek siyasî ahlaka uygun değildir. Bu yapılan her sofrayı ilgilendiren bir meseledir ve ahlaki değildir” dedi. “ARTIŞ DEĞİL ERİME VARDIR…” Merkez Bankası’nın 2026 yılı için açıkladığı yüzde 16 enflasyon hedefini hatırlatan Geçen, bir ayda bu hedefin dörtte birine ulaşılmasının ekonomik öngörülebilirliği zedelediğini ifade etti. “Bu rakamlar milletimizi ilgilendirmiyor” diyen Geçen, vatandaşın esas ölçüsünün mutfakta, pazarda ve çocukların beslenme çantasında yaşanan gerçeklik olduğunu vurguladı. Verilen maaş artışlarının bir ay içinde alım gücünün dörtte birini erittiğini belirten Geçen, “Burada bir artış değil, açık bir erime vardır” dedi. YOLSUZLUK KONTROL EDİLEMİZ HALE GELDİ! Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Geçen, son 5-6 yıllık süreçte denge ve denetim mekanizmalarının zayıfladığını, şeffaflığın kaybolduğunu, israf ve yolsuzluğun kontrol edilemez hâle geldiğini ifade etti. Hukuk, adalet ve demokrasi alanlarında yaşanan güven kaybının, dış sermaye açısından da ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Anahtar Parti olarak motivasyonlarının bir “nöbet değişimi” anlayışıyla hareket etmek olduğunu vurgulayan Geçen, ülkenin sorunlarını yerinde tespit edip çözüm önerileri hazırladıklarını belirtti. Sadece ekonomide değil, güvenlik alanında da ciddi sorunlar yaşandığını ifade eden Geçen; sokakların, çocukların ve kadınların güvende olmadığını söyledi. Sanal kumar, uyuşturucu ve zararlı yayınlarla mücadelede iktidarın yeterli mesafe kat edemediğini dile getirdi. OYUN KARARI KORSANA TEŞVİK EDECEK! Oyun platformlarıyla ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın hazırladığı taslak çalışmayı olumlu bulduklarını belirten Geçen, ancak alınacak tedbirlerin korsan ve illegal mecraları teşvik edecek boyuta ulaşmaması gerektiğinin altını çizdi. “Terörsüz Türkiye” sürecine de değinen Geçen, Anahtar Parti’nin terörün bitmesi konusunda samimi her adımın yanında olduğunu ancak terör örgütü ve terörist başı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin muhatap hâline getirilmesine kesinlikle karşı olduklarını ifade etti. “Umut hakkı” adı altında terörist başı ve yandaşlarını kapsayabilecek düzenlemelerin millet vicdanında asla karşılık bulmayacağını vurgulayan Fuat Geçen, Anahtar Parti’nin bu tür girişimlerin karşısında durduğunu belirtti. Suriye ve Irak’ta terör örgütü uzantılarının varlığını sürdürdüğüne dikkat çeken Geçen, iktidarın bu alanlarda yürüttüğü bazı diplomatik girişimleri olumlu bulduklarını ve desteklediklerini söyledi. MECLİS’TE KAVGA DOĞRU DEĞİL! Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, Meclis’te yaşanan yemin töreni gerginliğine ilişkin, anayasal görevlerin fiziki engellemelerle aksatılmasını doğru bulmadıklarını ifade etti. CHP’li belediye başkanlarının istifalarıyla ilgili olarak ise siyasette geçişlerin yeni olmadığını ancak etik ölçütün, seçmenin iradesi olduğunu vurguladı. Geçen, “Seçmenin onaylamadığı ayrılıklar siyaset etiği açısından ahlaki değildir” dedi. Anket sonuçları ve ittifak tartışmalarına da değinen Fuat Geçen, Anahtar Parti’nin herhangi bir anket şirketiyle çalışmadığını, sahadaki temaslardan baraj sorununun kalmadığını net şekilde gördüklerini ifade etti. İttifak senaryolarının gündemlerinde olmadığını belirten Geçen, “Anahtar Parti iktidara taliptir, tek başına taliptir ve milletinin dertlerini çözme gayretinin dışında şu anda hiçbir şeyle meşgul olmamaktadır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.