Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Kaynakları

Gürsu Haber - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve Doğa Vurgusu

“Doğada Mutlu Olurken, Doğaya Ne Kattık?” DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre bilinci, doğa sevgisi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması konusunda dikkat çeken kapsamlı bir açıklamada bulundu. Genişler, insanların doğanın sunduğu nimetlerden sürekli faydalandığını ancak aynı hassasiyeti doğayı koruma konusunda göstermediğini belirterek, “Doğada huzur buluyoruz ama doğaya ne veriyoruz?” sorusunun artık herkes tarafından ciddi şekilde düşünülmesi gerektiğini söyledi. Recep Genişler açıklamasında, doğanın yalnızca insanların dinlenme alanı değil; yaşamın kaynağı olduğunu vurgulayarak çevre kirliliği, orman yangınları, plansız yapılaşma ve bilinçsiz tüketimin geleceği tehdit ettiğine dikkat çekti. “Doğa İnsanlığın Ortak Mirasıdır” Doğanın insan yaşamı için vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Genişler, temiz hava, su kaynakları, ormanlar ve verimli toprakların sadece bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam garantisi olduğunu ifade etti. Genişler açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İnsanlık tarih boyunca doğanın sunduğu güzelliklerden faydalandı. Ormanlarda huzur bulduk, denizlerde serinledik, topraktan beslenip hayatımızı sürdürdük. Ancak bugün geldiğimiz noktada doğaya verdiğimiz zarar, aldığımız faydanın çok önüne geçmiş durumda. Doğa yalnızca tüketilecek bir kaynak değil, korunması gereken ortak mirastır.” “Şehir Hayatından Kaçıyoruz Ama Doğayı Kirletiyoruz” Modern yaşamın yoğun temposundan uzaklaşmak isteyen insanların doğal alanlara yöneldiğini belirten Recep Genişler, özellikle hafta sonları piknik alanları, sahiller ve ormanlık bölgelerde ciddi çevre kirliliği oluştuğunu söyledi. Doğanın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine değinen Genişler: “İnsanlar doğada nefes alıyor, stres atıyor, ruhsal olarak yenileniyor. Ancak ne yazık ki birçok kişi arkasında plastik şişeler, cam atıklar, poşetler ve sigara izmaritleri bırakıyor. Huzur bulduğumuz alanları kendi ellerimizle kirletiyoruz. Bu anlayışın değişmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “Orman Yangınları Geleceğimizi Yakıyor” Türkiye’nin son yıllarda büyük orman yangınlarıyla mücadele ettiğini hatırlatan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, ihmalkârlığın telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açtığını belirtti. Özellikle söndürülmeyen mangal ateşleri, cam kırıkları ve dikkatsiz davranışların büyük felaketlere neden olduğunu söyleyen Genişler şöyle konuştu: “Yanan sadece ağaçlar değil; milyonlarca canlının yaşam alanı, ülkemizin oksijen kaynağı ve geleceğimizdir. Her yıl binlerce hektar orman alanı yok oluyor. Bu sadece çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve insani bir felakettir.” “Su Kaynakları Alarm Veriyor” Recep Genişler açıklamasında su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığına da dikkat çekti. Sanayi atıkları, bilinçsiz kullanım ve çevre kirliliğinin göller, nehirler ve denizler üzerinde büyük tahribat oluşturduğunu belirten Genişler, temiz suyun geleceğin en stratejik kaynaklarından biri olduğunu söyledi. “Bugün suyu hoyratça tüketirsek yarın çocuklarımız temiz suya ulaşmakta zorlanacak. Su tasarrufu artık bireysel tercih değil toplumsal sorumluluktur.” dedi. “Plansız Yapılaşma Doğal Yaşamı Yok Ediyor” Yeşil alanların hızla azalmasının iklim değişikliğini hızlandırdığına dikkat çeken Genişler, kontrolsüz yapılaşmanın yalnızca doğayı değil canlı yaşamını da tehdit ettiğini belirtti. Birçok hayvan türünün yaşam alanlarını kaybettiğini ifade eden Genişler: “Doğayı yok ettiğimizde aslında yaşam zincirini bozuyoruz. İnsan doğanın sahibi değil, bir parçasıdır. Doğal denge bozulduğunda bunun bedelini tüm insanlık ödüyor.” şeklinde konuştu. “Çevreyi Korumak Sadece Devletin Değil Herkesin Görevidir” Çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren topluma kazandırılması gerektiğini vurgulayan Recep Genişler, çevre koruma konusunda herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Genişler açıklamasında şu çağrılarda bulundu: Çöpler doğaya değil geri dönüşüm kutularına atılmalı, Plastik tüketimi azaltılmalı, Ağaçlandırma çalışmalarına destek verilmeli, Su ve enerji tasarrufu yapılmalı, Geri dönüşüm kültürü yaygınlaştırılmalı, Çocuklara çevre bilinci kazandırılmalı. “Doğa Bize Ait Değil, Biz Doğanın Bir Parçasıyız” Açıklamasının sonunda güçlü mesajlar veren DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, çevre duyarlılığının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu ifade etti. “Bugün doğaya verdiğimiz her zarar, yarının yaşam koşullarını etkiliyor. Temiz hava, temiz su ve yeşil alanlar tükenirse insanlığın geleceği de tehlikeye girer. Küçük gibi görünen çevreci davranışlar büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Doğa bize ait değil, biz doğanın bir parçasıyız. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi! Haber

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi!

Bursa Su Kolektifi üyeleri, Milli Parklar Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerin milli parkların doğal yapısını tehdit ettiğini belirtti. Açıklamada, teklif ile ulaşım, enerji, maden, turizm ve altyapı projelerinin milli parklarda uygulanmasının önünün açılabileceği ifade edilerek, bu durumun ekosistemlere ciddi zarar vereceği kaydedildi. Kolektif, özellikle Uludağ Milli Parkı’nda daha önce yapılan düzenlemelerin yapılaşma ve turizm baskısını artırdığını hatırlatarak, yeni teklifin doğa koruma anlayışını zayıflatacağını savundu. Milli parkların gelecek kuşakların ortak mirası olduğu vurgulanarak, yasa teklifinin geri çekilmesi çağrısında bulunuldu. Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi Zeynep Göksu İnayet Genç çevrecilerden Uludağ uyarısı Kanun değişikliğine bir tepki de Z Doğa Derneği Bursa temsilciliğinden geldi. Dernek adına açıklama yapan Zeynep Göksu İnayet, milli parkların yalnızca doğal alanlar değil, aynı zamanda su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. İnayet, özellikle Uludağ Milli Parkı’nın Marmara Bölgesi’nin en önemli su havzalarından biri olduğunu belirterek, “Koruma statüsünde yapılacak her gevşeme habitat kaybına, su krizlerine ve iklim risklerinin artmasına neden olabilir” dedi. “Koruma değil, kullanım baskısı artacak” Çevreciler, yasa teklifinin koruma yerine kullanım odaklı bir yaklaşım getirdiğini savunarak, milli parkların ekonomik projelere açılmasının uzun vadede doğa tahribatına yol açacağı uyarısında bulundu. Açıklamada, karar süreçlerinin bilimsel, şeffaf ve katılımcı şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulanırken, kamuoyuna milli parkların korunması için duyarlılık çağrısı yapıldı.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış:

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: “Bursa’yı Beton Uğruna Feda Ettiler, Bereketli Ovayı Sanayiye Kurban Verdiler!” DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın tarım kimliğinin yıllar içinde bilinçli tercihlerle yok edildiğini belirterek, Çekirge ve çevresindeki verimli ovaların sanayiye açılması üzerinden çok sert açıklamalarda bulundu. 1930’lu yıllara ait Bursa fotoğraflarını hatırlatan Öztürk, bir zamanlar birinci sınıf tarım arazisi olan bölgenin bugün beton ve sanayi bloklarıyla kaplandığını söyledi. “Bu Ova Tüm Bölgeyi Besleyebilirdi” Öztürk açıklamasında, 1930’lu yıllarda Çekirge ve çevresindeki ovanın birinci sınıf tarım arazisi olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Şu gördüğünüz ova birinci sınıf tarım arazisiydi. Sadece Bursa’yı değil, tüm bölgeyi besleyebilecek potansiyele sahipti. Bugün o toprakların yerinde beton var, fabrika var, sanayi sitesi var. Bereketin yerini gri bloklar aldı.” Bursa’nın tarihsel olarak tarım, ipekçilik ve doğal kaynaklarıyla öne çıkan bir şehir olduğunu hatırlatan Öztürk, yapılan planlama hatalarının kenti geri dönülmez bir noktaya sürüklediğini savundu. “Ülkede Başka Yer Yokmuş Gibi Bursa’yı Sanayiye Boğdular” Bursa’nın sanayi yatırımlarında bilinçli şekilde merkez haline getirildiğini iddia eden Öztürk, bu tercihin arkasında ekonomik değil, sermaye odaklı çıkar hesaplarının olduğunu dile getirdi: “Ülkede başka yer kalmamış gibi Bursa’yı sanayi bölgesi yaptılar. Şimdi ova tamamen doldu. Yarın bir kıtlık yaşandığında otomobillerimizi yiyemeyeceğiz. Toprağı yok ettiniz, üretim alanını yok ettiniz. Bu şehri besleyecek zemini ortadan kaldırdınız.” Öztürk’e göre mesele yalnızca şehirleşme değil; gıda güvenliği ve stratejik planlama sorunu. “Göç Dalgasının Temelinde Yanlış Sanayi Politikası Var” Bursa’daki çarpık yapılaşma ve gecekondulaşma sürecinin yalnızca plansız kentleşmeden kaynaklanmadığını vurgulayan Öztürk, asıl sorunun daha derin olduğunu belirtti: “Yapının bozulma sorunu gecekondularla başlamadı. Daha da öncesinde, bu insanları Bursa’ya göç etmeye zorlayan düzen kuruldu. Plansız sanayileşme, kontrolsüz göç ve rant odaklı şehircilik Bursa’nın dengesini bozdu.” Öztürk, 1950’li yıllardan itibaren sermaye gruplarının lojistik avantaj gerekçesiyle yatırımlarını Bursa’ya yönlendirdiğini ve devlet politikalarının da bu tercihi desteklediğini öne sürdü. “Liman Yakın, Lojistik Ucuz Diye Bursa’yı Feda Ettiler” Türkiye’nin en büyük limanının İstanbul’da olduğunu hatırlatan Öztürk, sanayi yatırımlarının İstanbul’a en yakın güçlü şehir olan Bursa’ya yönlendirilmesini şu sözlerle eleştirdi: “Büyük para babaları, sermayedarlar, fabrikatörler ürettikleri malın lojistiğine fazla para ödemesin diye yatırımlarını Bursa’ya kaydırdı. İstanbul limanına en yakın büyük şehir Bursa. Adam fabrikasını Çankırı’da kurmak ister mi? Elbette istemez. Ama bu ülkenin planlamasını sermayedarın kâr hesabına göre mi yapacağız?” Öztürk, bu anlayışın sonucunda Bursa’nın bugün irili ufaklı 25 organize sanayi bölgesiyle adeta beton bir sanayi adasına dönüştüğünü ifade etti. “Tarım Gitti, Beton Geldi” DEVA Partisi İl Başkanı, Bursa’daki sanayi yoğunluğunun kentin tarımsal üretim kapasitesini ciddi şekilde düşürdüğünü, su kaynakları ve hava kalitesi üzerinde de ağır bir yük oluşturduğunu savundu. “1950’lerde başlayan bu yanlış yönlendirme, bugün Bursa’yı nefes alamaz hale getirdi. Ova yok oldu. Tarım geriledi. Hava kirliliği arttı. Plansız büyüme sosyal yapıyı da bozdu.” Öztürk’e göre mesele yalnızca geçmişin hatalarını konuşmak değil; Bursa için yeni ve sürdürülebilir bir planlama anlayışı geliştirmek. “Bursa’yı Kurtarmak Hâlâ Mümkün” Tayfun Öztürk, açıklamasının sonunda Bursa’nın tamamen kaybedilmiş bir şehir olmadığını ancak acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini belirtti: “Bursa’yı betonun ve rantın şehri olmaktan çıkarıp yeniden üretimin, tarımın, bilimin ve planlı sanayinin şehri yapmak zorundayız. Toprağın değerini bilmeyen bir anlayış bu ülkeye gelecek sunamaz.” Öztürk, Bursa’nın hem sanayi hem tarım potansiyelini dengeli biçimde koruyan yeni bir kalkınma vizyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, mevcut tabloyu “yanlış ekonomik tercihlerin ağır faturası” olarak nitelendirdi. Bursa’da sanayileşme ve tarım arazilerinin korunması tartışması, bu sert açıklamalarla birlikte yeniden gündemin üst sıralarına taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.