Hava Durumu

#Sosyal Güvenlik

Gürsu Haber - Sosyal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da “Kademeli Emeklilik” çağrısı: “Bir gün farkla 20 yıl kaybediyoruz” Haber

Bursa’da “Kademeli Emeklilik” çağrısı: “Bir gün farkla 20 yıl kaybediyoruz”

Fomara Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamaya EMADDER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve EYT Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı Gönül Boran Özüpak, EMEDFED Örgütten Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Alper Özüpak, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ile çok sayıda emekli ve emekçi vatandaş katıldı. “Bir gün farkla 17-20 yıl daha fazla çalışıyoruz” Basın açıklamasında konuşan EMADDER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, emeklilik sisteminde ciddi bir adaletsizlik yaşandığını belirterek özellikle 8 Eylül 1999 sonrası işe başlayanların büyük mağduriyet yaşadığını söyledi. Uğurlu, yalnızca bir gün fark nedeniyle milyonlarca kişinin yıllarca daha fazla çalışmak zorunda kaldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bir gün farkla 17-20 yıl daha fazla çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Bizler emekli değiliz, EYT’li de değiliz. Emekliliğe hak kazandığı hâlde adaletsiz yasalar nedeniyle emekli olamayan milyonlarız.” “EYT düzenlemesi yeni mağduriyet doğurdu” 7438 sayılı EYT düzenlemesine de değinen Uğurlu, yapılan düzenlemenin bir kesimi kapsarken milyonlarca kişiyi kapsam dışında bıraktığını söyledi. Uğurlu, “50-55 yaşında primini doldurmuş insanlar çalışmaya zorlanırken, 38-43 yaşında emeklilik mümkün olabiliyorsa burada ciddi bir adaletsizlik vardır” diyerek sistemdeki dengesizliğe dikkat çekti. Son dönemde dile getirilen “nimet-külfet dengesi” söylemine de tepki gösteren Uğurlu, 9-10 bin gün prim ödeyen çalışanların “külfet” olarak görülmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. “Bir gün farkla insanlardan 20 yıl alınamaz” Yetkililere çağrıda bulunan Uğurlu, emeklilikte yaşanan eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “8 Eylül bu ülkenin evladıysa, 9 Eylül neden üvey evladı olsun? Bir gün fark yüzünden bir insandan 20 yıl alınabilir mi? Bu bir maaş talebi değil, adalet arayışıdır.” Uğurlu, kademeli emeklilik düzenlemesinin çıkarılması ve EYT düzenlemesinde eksik kalan kısmın tamamlanması gerektiğini vurgulayarak mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Anahtar Parti’den destek Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan da açıklamasında, toplumda adalet duygusunun zedelenmesinin ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Aslan, “Bugün burada dile getirilen adaletsizlik karşısında verilen mücadeleyi son derece haklı buluyoruz. Bir toplum adalet duygusunu kaybettiğinde kalkınmasını ve ahlaki değerlerini de kaybeder. Bir gün ile 17 yıl arasında değişen mağduriyetlerin yaşanması kabul edilemez” dedi. “Sistem kademeli emekliliği kaldırabilir” Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun ise kademeli emeklilik talebinin sosyal ve ekonomik açıdan karşılığı olan bir düzenleme olduğunu söyledi. Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesinde son yıllarda iyileşme yaşandığını belirten Erdursun, kademeli emekliliğin uygulanabilir bir model olduğunu ifade etti. Erdursun, düzenleme hayata geçirilse bile herkesin aynı anda emekli olmayacağını, sürecin yıllara yayılarak ilerleyeceğini belirterek EYT sürecinde de benzer bir durum yaşandığını hatırlattı. Bursa’daki açıklamada, emeklilikte yaşanan eşitsizliklerin giderilmesi ve kademeli emeklilik düzenlemesinin bir an önce yasalaşması çağrısı yapılırken, hak arama mücadelesinin süreceği mesajı verildi.

Gürkan Şimşek’ten Son Çözüm Önerisi Haber

Gürkan Şimşek’ten Son Çözüm Önerisi

Emeklilikte Adalet Derneği İl Başkanı Gürkan Şimşek, yaptığı açıklamada, uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan emeklilikte yaşanan eşitsizliklere ilişkin “Son çözüm önerisini” paylaştı. Şimşek, mevcut sistemin milyonlarca vatandaşı mağdur ettiğini belirterek, çözümün tek ve kapsayıcı bir yasa ile mümkün olduğunu vurguladı. “4447 ile Başlayan Süreç, 7438 ile Tamamlanmadı” Şimşek, 1999 yılında yürürlüğe giren 4447 sayılı yasa ile emeklilik şartlarının köklü biçimde değiştirildiğini ve bu düzenlemenin geniş kesimler açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını ifade etti. 2023 yılında yürürlüğe giren 7438 sayılı yasa ile EYT kapsamındaki vatandaşların önemli bir bölümünün emeklilik hakkına kavuştuğunu belirten Şimşek, “Ancak sorun bütünüyle çözülmüş değildir. Aksine, sistem içinde yeni bir eşitsizlik alanı oluşmuştur” dedi. “Aynı Dönemde Çalışanlar Arasında Uçurum Var” Açıklamada, özellikle 1999 sonrası sigorta başlangıcı olan vatandaşların, yalnızca birkaç gün ya da ay farkla çok daha ağır emeklilik şartlarına tabi tutulduğuna dikkat çekildi. Şimşek, bu durumun anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu belirterek, aynı dönemde çalışma hayatına katılan bireyler arasında oluşan uçurumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. “Tek Çözüm: Kademeli ve Adil Geçiş” Sunduğu çözüm önerisinin temelinde, tek bir yasa ile adil bir geçiş modeli oluşturulması yer alıyor. Şimşek, önerilen modelin ana çerçevesini şu şekilde özetledi: EYT düzenlemesinin başladığı noktadan devam eden Mevcut sosyal güvenlik sistemini bozmayan Kademeli ve sürdürülebilir bir geçiş sağlayan Hiçbir kesimi dışarıda bırakmayan bütüncül bir yapı Bu modelin bir ayrıcalık değil, yıllardır süregelen bir eşitsizliğin giderilmesi anlamına geldiğini vurguladı. “Geçmiş ile Bugün Arasında Adil Köprü” Şimşek, 4447 sayılı yasa ile başlayan ve 7438 sayılı düzenleme ile kısmen giderilen sürecin ancak bu modelle tamamlanabileceğini belirterek, “Bu yaklaşım, geçmiş ile bugün arasında adil bir köprü kurmaktadır” dedi. “Milyonlarca Kişi Çözüm Bekliyor” Açıklamasının sonunda kademeli emeklilik bekleyenlerin yalnız olmadığını ifade eden Şimşek, artık sürecin uzatılmadan çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. “Artık zaman, bu sorunu tek bir yasa ile adil ve kalıcı şekilde çözme zamanıdır” diyen Şimşek, yetkililere açık çağrıda bulundu.

AK Parti genç işsizler için harekete geçti! Yasal düzenleme geliyor Haber

AK Parti genç işsizler için harekete geçti! Yasal düzenleme geliyor

Ak Parti, genç işsizlikle mücadele kapsamında milyonları ilgilendiren yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ocak ayında duyurduğu “Genç İstihdam Hamlesi” kapsamında hazırlanan teklifin son aşamaya geldiği öğrenildi. 3 MİLYONDAN FAZLA GENCE İŞ KAPISI NTV'de yer alan habere göre düzenleme ile 3 yıl içinde 3 milyondan fazla gencin iş hayatına kazandırılması hedeflenirken, özellikle 18-25 yaş arası gençlerin doğrudan istihdama katılması amaçlanıyor. Yaklaşık 5 milyon genci kapsayan çalışmada, eğitimde ve istihdamda yer almayan gençlerin üretim sürecine dahil edilmesi planlanıyor. EĞİTİM PROGRAMLARINA ALINACAKLAR Yeni model “eğitim ve istihdam” odaklı olacak. Buna göre gençler önce yeteneklerine uygun eğitim programlarına alınacak, ardından iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilecek. Yazılım, veri analizi ve dijital pazarlama gibi alanlar öncelikli olacak. İŞVERENLERE DESTEK GELİYOR Teklif kapsamında işverenlere de önemli destekler sağlanacak. 18-25 yaş arası gençlerin işe alınması halinde, İşsizlik Fonu’ndan karşılanmak üzere ücret ve prim desteği verilecek. Destek, kişi başına asgari ücrete kadar maaş ve primlerin tamamını kapsayacak şekilde en fazla 6 ay süreyle uygulanacak. TOPLANTILAR SIKLAŞTI Düzenleme için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İŞKUR bürokratları ve milletvekilleri arasında kapsamlı toplantılar gerçekleştirildi. Kaynak: Haberler.com

Memur Emeklisine Bir Darbe Daha: Verilen Sözler Tutulmadı, Sabır Taştı Haber

Memur Emeklisine Bir Darbe Daha: Verilen Sözler Tutulmadı, Sabır Taştı

Kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu olan memur emeklilerinin ekonomik durumu, yeni gelişmelerle birlikte yeniden gündemin en üst sıralarına taşındı. Bayram öncesi verilen sözlerin tutulmaması, zaten derin bir geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca emekli için adeta bardağı taşıran son damla oldu. Söz Var, İcraat Yok Hükümet tarafından daha önce dile getirilen seyyanen zam vaadi, memur emeklileri açısından bir kez daha hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Çalışan memurlara yönelik düzenlemeler yapılırken, yıllarca kamuya hizmet etmiş emeklilerin bu artıştan yararlandırılmaması büyük tepki çekti. Uzmanlar, bu durumun sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını vurgularken, emekliler kendilerine verilen sözlerin sistematik şekilde ertelendiğini düşünüyor. Üstelik yalnızca seyyanen zam değil; bayram öncesinde hesaplara yatırılması beklenen maaşlar ve ek ödemeler konusunda da ciddi bir belirsizlik yaşandı. “Bayram müjdesi” olarak sunulan açıklamaların pratiğe yansımaması, kamuoyunda güven erozyonuna yol açtı. “Emekli Neden Cezalandırılıyor?” En çok sorulan soru ise şu: Yıllarca devlete hizmet etmiş memur emeklileri neden kapsam dışı bırakılıyor? Ekonomistler, artan enflasyon karşısında sabit gelirli kesimlerin hızla yoksullaştığına dikkat çekerken, özellikle memur emeklilerinin gelir artışlarının piyasa gerçeklerinin çok gerisinde kaldığını belirtiyor. Sosyal güvenlik politikalarındaki dengesizlikler, çalışan ile emekli arasındaki makasın her geçen gün daha da açılmasına neden oluyor. Bu tablo, emekliler tarafından açık bir “adaletsizlik” olarak yorumlanıyor. Bayram Öncesi Büyük Hayal Kırıklığı Bayram gibi toplumsal dayanışmanın zirveye çıktığı bir dönemde yaşanan bu gelişmeler, emeklilerin psikolojik olarak da yıpranmasına neden oldu. Birçok emekli, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlandığını ifade ederken; bayram hazırlıklarının yerini derin bir ekonomik kaygı aldı. Maaşların zamanında yatmaması ya da beklentilerin altında kalması, özellikle dar gelirli kesimde ciddi mağduriyet yarattı. Emekliler, “bayram sevincinin yerini geçim derdi aldı” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Pazar Ateş Pahası, Emekli Çaresiz Öte yandan çarşı ve pazardaki fiyat artışları da tabloyu daha ağır hale getiriyor. Gıda başta olmak üzere temel tüketim ürünlerinde yaşanan sert yükseliş, sabit gelirli vatandaşların alım gücünü neredeyse yok etmiş durumda. Pazara çıkan emekliler, filelerini dolduramadan geri dönmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Ekonomik veriler de bu tabloyu doğrular nitelikte. Enflasyonun yüksek seyri, maaş artışlarının reel etkisini kısa sürede eritiyor. Bu durum, emeklilerin her geçen gün daha fazla borçlanmasına ve yaşam standartlarının gerilemesine yol açıyor. Tepkiler Büyüyor Sivil toplum kuruluşları ve emekli dernekleri, yaşanan gelişmelere sert tepki göstererek yetkililere acil çağrıda bulunuyor. Talepler net: Seyyanen zam uygulamasının emeklileri de kapsaması Maaşların enflasyon karşısında korunması Verilen sözlerin gecikmeden hayata geçirilmesi Aksi halde, toplumsal huzursuzluğun artabileceği uyarısı yapılıyor. Güven Krizi Derinleşiyor Gelinen noktada en dikkat çekici unsur ise oluşan güven krizi. Art arda verilen ancak karşılığı görülmeyen sözler, kamuoyunda ciddi bir inandırıcılık sorunu yaratmış durumda. Emekliler, artık açıklamalardan çok somut adımlar görmek istediklerini açıkça dile getiriyor. Sonuç olarak, memur emeklilerinin yaşadığı bu tablo yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir krize işaret ediyor. Bayram öncesi umutlanan milyonlarca insanın hayal kırıklığına uğraması, meselenin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gözler şimdi atılacak adımlarda. Ancak emeklilerin sabrının giderek tükendiği de açıkça görülüyor.

Fatih Yeniay’dan Sert Açıklama: Haber

Fatih Yeniay’dan Sert Açıklama:

Bursa – Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeniay, emekçilerin haklarının savunulmasında yaşanan büyük adaletsizliği ve sessizliği sert sözlerle eleştirdi. Yeniay, “Emeğin temsilcisi olduğunu iddia edenler, çocuk yaşta sömürülen bir neslin hakkı söz konusu olduğunda dut yemiş bülbüle dönüyor. Bizim alın terimiz, sizin siyasi hesaplarınıza sığmaz. Sessizlik her zaman rıza değildir, bazen büyük bir fırtınanın habercisidir ve biz o fırtınayı hak arama meydanlarında estirmeye kararlıyız” dedi. Fatih Yeniay, Çıraklık ve Staj Sigortası mağdurlarının hak arayışının son derece haklı bir mücadele olduğunu belirterek, “Bizim sesimiz duyulmadan, alın terimiz hiçbir zaman değer kazanamayacak. Emeğiyle geçinen, geleceğini kurmaya çalışan bu gençlerin hakkı söz konusu olduğunda, gözler neden kör oluyor? Bu sessizliğe bir son vermek, emekçilerin yanında durmak, tüm sendikaların sorumluluğudur. Sendikalar susmasın, işçinin evladının hakkını savunmak için daha neyi bekliyorsunuz?” şeklinde sert sözlerle uyardı. “Stajyer ve Çırakların Sigorta Başlangıcı Verilsin!” Yeniay, özellikle stajyer ve çıraklık sistemine yönelik taleplerini ise şu şekilde dile getirdi: “SGK numaramız var, tescil tarihlerimiz var, SGK kartlarımız var ve e-devlette ilk işe giriş tarihimizi gösteriyor. Ancak bu, bizim sigorta başlangıcımızın tam anlamıyla kayda geçmesi için yeterli değil. Staj ve çıraklık dönemi sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeli ve tam sigorta hakkımız verilmelidir!” Yeniay, “Stajyer ve çırakların hakları, hiçbir şekilde göz ardı edilemez. Bu gençler, devlete emek vermiş, sigorta sicil kartı almış ve o dönemde çalışmış olan bireylerdir. Onların çalışma hayatında olduğu gibi, sosyal güvenlik haklarının da doğru bir şekilde verilmesi gerekir” dedi. Sosyal Devlete Güveniyoruz, Çözüm İradesi İstiyoruz Yeniay, hükümete ve yetkililere yönelik net bir çağrı yaparak, “Sosyal Devlet anlayışına güveniyoruz ve bu sorunun çözülmesi için bir an önce harekete geçilmesini bekliyoruz. Eğer politikalar gerçekten paydaşlarla belirlenecekse, Türkiye’nin en büyük sivil toplum hareketlerinden biri olan federasyonumuzun talepleri bu masanın başköşesinde yer almalıdır. Bu mesele, sadece bir rakam değil, bir neslin devlete olan güveninin sınavıdır. 1986 yılında çıkarılan 3308 sayılı kanunun yarattığı boşluk, artık taşınamaz bir yük haline gelmiştir. Bu boşluğu doldurmak, devletin sorumluluğundadır!” “Bundan Sonra Geri Adım Atmak Yok!” Fatih Yeniay, Türkiye’deki staj ve çıraklık mağdurlarının adalet mücadelesinin sadece bireysel bir hak talebi olmadığını, aynı zamanda “bu mesele, Türkiye’nin en büyük sosyal adalet sınavıdır. Çıraklık ve staj döneminde sigortalı sayılmayan milyonlarca vatandaşın hakkı söz konusudur. 1986’dan beri süregelen mağduriyetin son bulması gerektiğini bir kez daha Beştepe’ye seslenerek dile getiriyoruz. Bu, sadece gençlerin sigorta haklarının teslimi değil, aynı zamanda Türkiye’nin tüm sosyal güvenlik sisteminin doğru bir şekilde işlemesi meselesidir” dedi. "Devletin Çıraklarına Verdiği Sigorta Sicil Kartı, Bir Vaat Değil, Bir Haktır!" Yeniay, son olarak şunları söyledi: “Devletin çıraklarına verdiği sigorta sicil kartları, bir vaat değil, bir haktır! Bu hak, yıllardır ihmal edilmiş ve görmezden gelinmiştir. Ancak, biz bu haksızlığı çözmek için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağız. Biz, devletin ciddiyetine ve çözüm iradesine inanıyoruz. Çırakların özlük haklarının teslim edilmesi gerektiğini haykırmaya devam edeceğiz” diyerek kararlı duruşlarını yineledi. "Bu Mesele Sadece Sayılarla İlgili Değil, Bir Neslin Geleceğiyle İlgili" Son olarak, “Bundan sonra geri adım atmak yok! Bu mesele sadece rakamlarla ilgili değil, bir neslin geleceği, devletine olan güvenidir. Milyonların hakkı gasp edilemez. Biz, hak arama yolunda kararlılıkla ilerleyeceğiz ve bir gün bu adaletsizliğin son bulacağına inanıyoruz. Bizim mücadelemiz, emek ve adalet mücadelesidir. Ve bu mücadelenin sonunda kazanan, emeğin ve adaletin kendisi olacaktır!” şeklinde sert bir mesaj verdi. Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeniay, bu haklı mücadelesinin bir an bile olsun duraksamadan süreceğini ve tüm mağduriyetlerin ortadan kaldırılması için kararlılıkla hareket etmeye devam edeceklerini vurguladı. Milyonların ortak kaderini etkileyen bu kritik mesele, artık Türkiye’nin en önemli sosyal adalet konularından birine dönüşmüş durumda. Çıraklık ve staj sigortası mağdurlarının hak arayışları, tüm kamuoyunun dikkatini çekerken, devletin çözüm üretmesi gerektiği konusunda kararlı bir duruş sergileyen Yeniay, “Emeğimize sahip çıkılmadığı sürece, bu fırtına hiçbir zaman dinmeyecek” diyerek mücadelesine devam edeceğini açıkladı.

MEMUR EMEKLİLERİNDEN SERT TEPKİ: “HAKKIMIZI VERİN, SADAKA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ” Haber

MEMUR EMEKLİLERİNDEN SERT TEPKİ: “HAKKIMIZI VERİN, SADAKA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ”

Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi, 2023 yılı Temmuz ayında memurlara verilen seyyanen ilave ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşadıklarını belirterek hükümete sert tepki gösteriyor. Memur emeklileri, söz konusu düzenlemenin yalnızca çalışan memurlara uygulanmasının hukuka, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına ve seçim öncesi verilen sözlere aykırı olduğunu savunuyor. Memur emeklileri tarafından sosyal medyada başlatılan #MemurEmeklisineAdalet etiketi kısa sürede geniş destek bulurken, emekliler yıllardır süren hak kaybının artık dayanılmaz bir noktaya ulaştığını ifade ediyor. “SEYYANEN ZAM MEMUR EMEKLİSİNE DE YANSIMALIYDI” Emekliler, 2023 Temmuz ayında memurlara verilen seyyanen ilave ödemenin, mevcut mevzuat ve sosyal güvenlik sistemi gereği memur emeklilerinin maaşlarına da otomatik olarak yansıtılması gerektiğini vurguluyor. Memur emeklilerine göre memur maaşları ile memur emeklisi aylıkları arasında doğrudan ve doğal bir bağ bulunuyor. Çünkü emekli maaşları, aktif görevdeki memurların maaş sistemine bağlı olarak belirleniyor. Bu nedenle memurlara yapılan artışların emeklilere yansımaması, emeklilere göre: Sosyal güvenlik sisteminin temel mantığını bozuyor Memur ve memur emeklileri arasındaki bağı koparıyor Emeklileri sistematik olarak yoksullaştırıyor Emekliler ayrıca, bu durumun anayasal mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini de dile getiriyor. “34 AYDIR HER AY BÜYÜYEN HAK KAYBI” Memur emeklilerinin hesaplamalarına göre, seyyanen artışın emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle yaklaşık 34 aydır her ay ortalama 22 bin TL civarında bir gelir kaybı oluştuğu iddia ediliyor. Bu durumun toplamda yüz binlerce lirayı bulan bir hak kaybına dönüştüğünü ifade eden emekliler, yaşanan tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Bu bir zam talebi değildir. Bu, zaten verilmesi gereken bir hakkın gasp edilmesidir.” SEÇİM ÖNCESİ VERİLEN SÖZLER GÜNDEME GELDİ Memur emeklilerinin tepkisinin merkezinde ise 2023 seçimleri öncesinde yapılan açıklamalar yer alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Mayıs 2023 tarihinde yaptığı konuşmada memurlara yapılacak artışların memur emeklilerinin aylıklarına da yansıtılacağını ifade etmişti. Ancak emekliler, Temmuz ayında yürürlüğe giren düzenlemede seyyanen artışın yalnızca çalışan memurlara uygulanmasının bu sözlerle çeliştiğini savunuyor. Bu nedenle emekliler, verilen sözlerin yerine getirilmesini talep ediyor. “SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SADAKA DAĞITMA YERİ DEĞİLDİR” Memur emeklileri yaptıkları açıklamalarda sosyal güvenlik sisteminin yardım veya bağış sistemi değil, prim esasına dayanan bir hak sistemi olduğunu vurguluyor. Emeklilere göre: Emekli maaşı sosyal yardım değildir Emeklilik bir lütuf değil kazanılmış bir haktır Emeklilik sistemi siyasi tercihlere göre değiştirilemez Emekliler, sosyal güvenlik sisteminin; prim gün sayısı hizmet süresi kesenek oranı çalışma statüsü yaş ve eğitim gibi somut ve yazılı kriterlere dayandığını, bu nedenle sistemin siyasi popülizm uğruna değiştirilemeyeceğini ifade ediyor. “20 MİLYONLUK SEÇMEN GÜCÜ” Memur emeklileri ayrıca siyasi açıdan da güçlü bir seçmen kitlesi olduklarını hatırlatıyor. Yapılan değerlendirmelere göre: 2,5 milyon memur emeklisi yaklaşık 4 milyon aktif memur aileleriyle birlikte yaklaşık 20 milyonluk bir seçmen kitlesi bu sorunun doğrudan muhatabı durumunda. Bu nedenle memur emeklileri yaklaşan seçim süreçlerinde bu konunun sandıkta karşılık bulacağını belirtiyor. “SESSİZ KALMAYACAĞIZ” Memur emeklileri, sosyal medya üzerinden yaptıkları çağrılarda mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek şu mesajı veriyor: “Biz yardım istemiyoruz. Sadaka istemiyoruz. Fitre istemiyoruz. Biz sadece anayasal hakkımız olan gerçek maaşımızı istiyoruz. Memur emeklisine adalet sağlanana kadar susmayacağız.”

Emekli Memurlardan Hak Arayışında Yeni Perde! Haber

Emekli Memurlardan Hak Arayışında Yeni Perde!

Emekli memurlar öncülüğünde emekli memurların gündeme taşıdığı “seyyanen ilave ödeme” tartışması, sosyal güvenlik sistemine yönelik en sert çıkışlardan birine dönüştü. Emek örgütleri, seyyanen artışın bir lütuf değil, Anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış kazanılmış hak olduğunu vurgulayarak, 34 aydır ödenmeyen tutarların açık bir hak kaybı olduğunu savundu. Emekli memurlar adına yapılan açıklamalarda, “Seyyanen ilave ödeme emekli memurun müktesep hakkıdır. Anayasaya ve kanunlara aykırı uygulamalarla hukuksuzca el konulamaz” denildi. Açıklamada, söz konusu ödemenin ötelenmesinin ya da görmezden gelinmesinin yalnızca idari bir tasarruf değil, doğrudan kul hakkı ihlali olduğu ifade edildi. “EN BÜYÜK KAMU HABERİ: 35 AYDIR ÖDENMEYEN HAK” Emekli memurların temsilcileri, 35 aydır hak ettikleri ödemeyi alamadıklarını ve bazı emekli memur maaşlarının asgari ücretin altında kaldığını belirterek durumu “vahim ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Bu konuyu teğet geçenin ya dünyadan haberi yoktur ya da bir kasıt vardır. Ortası yok” ifadeleriyle kamuoyuna ve yetkililere sert mesaj verildi. Sosyal güvenlik sisteminde 2008 öncesi ve sonrası ayrımına da dikkat çekilen değerlendirmelerde, her iki grubun da haklarının yasalarla belirlendiği, ancak kanun dışı uygulamalarla ortaya çıkan hak kayıplarının kabul edilmeyeceği dile getirildi. “Kanunlar dışındaki hak kayıplarını kabullenmemiz mümkün değildir” denildi. “SSK YARDIM KURULUŞU DEĞİLDİR” Açıklamada, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına da vurgu yapıldı: “SSK bir yardım kuruluşu değildir. Emekli, primleri karşılığı maaş alır.” Emekliliğin bir sosyal yardım değil, yıllarca ödenmiş primlerin karşılığı olduğu hatırlatılarak, seyyanen ilave ödemenin de bu çerçevede yasal bir hak olduğu belirtildi. Emekli memurlar, “En düşük emekli” tanımına da tepki göstererek, her emeklinin bağlı bulunduğu yasa çerçevesinde maaş aldığını, keyfi sınıflandırmalarla haklarının budanamayacağını ifade etti. “En düşük diye bir emekli yoktur” denilen açıklamada, maaşların yetersizliğinin sistemsel bir adaletsizlik olduğu savunuldu. “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK” Emek örgütleri, emekli memurların ayrımcı politikalara kurban edildiğini öne sürerek, bu durum karşısında sessiz kalmayacaklarını duyurdu. Sosyal medya üzerinden yürütülen #MemurEmeklisineAdalet ve #EmekliMemur etiketli kampanyaların büyütüleceği, demokratik ve hukuki tüm yolların sonuna kadar kullanılacağı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, emeklilerin hayatlarının son döneminde geçim derdiyle baş başa bırakılmasının sosyal devlet ilkesine ağır darbe olduğu vurgulanarak, “Yapacak, oyalanacak hiçbir şey bırakmadılar hayatımızın son deminde” sözleriyle yaşanan mağduriyetin boyutu ortaya kondu. Emekli memurların çağrısı net: Seyyanen ilave ödeme derhal ve eksiksiz biçimde hayata geçirilmeli, 34 aylık kayıp telafi edilmeli ve sosyal güvenlikte adalet gecikmeden sağlanmalı. Aksi halde, yükselen tepkinin daha geniş ve daha örgütlü bir hak arama mücadelesine dönüşeceği mesajı verildi.

Hiçbir Zaman Devlete Yük Olmadık! Haber

Hiçbir Zaman Devlete Yük Olmadık!

İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru, 2008 yılında yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Yasası’na yönelik sert ve kapsamlı eleştirilerde bulunarak, mevcut sistemin işçi ve emekli açısından “ağır bir hak gaspı düzenine” dönüştüğünü söyledi. Doru, yaptığı açıklamada, söz konusu yasanın yıllardır milyonlarca emekçinin sırtına bindirilen bir yük haline geldiğini ifade ederek, sosyal güvenlik sisteminin köklü ve radikal bir değişime ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Doru, “2008 yılında yürürlüğe giren SGK yasası, işçi ve emekli için adeta bir zulüm yasasına dönüşmüştür. Emeklilik yaşı uzatılmış, maaş bağlama oranları düşürülmüş, insanlar daha çok çalışıp daha az maaş almaya mahkûm edilmiştir” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Yasanın, sosyal devlet ilkesini güçlendirmek yerine zayıflattığını savunan Doru, düzenlemenin emeği korumak yerine emeği ucuzlatan bir mekanizmaya dönüştüğünü öne sürdü. “Bu sistem alın terini değersizleştiriyor” diyen Doru, özellikle emeklilik yaşının yükseltilmesi ve maaş bağlama oranlarının düşürülmesinin, çalışanları ileri yaşlara kadar ağır koşullarda çalışmaya zorladığını belirtti. İşçilerin prim gün sayısını doldurmasına rağmen insanca yaşayabilecek bir emekli maaşına erişemediğini kaydeden Doru, mevcut yapının sosyal adalet ilkesini açıkça ihlal ettiğini ifade etti. Genel Başkan Doru, çözümün bireysel çıkışlarla değil, ortak ve örgütlü bir mücadele hattıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek sendikalara, sivil toplum kuruluşlarına ve muhalefet partilerine açık çağrıda bulundu. “Sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri bir araya gelmek zorundadır. Parçalı tepkilerle, bireysel çıkışlarla bu düzen değişmez. Ortak akıl, ortak mücadele ve kararlı bir duruşla bu adaletsiz sisteme karşı kalıcı çözümler üretmek zorundayız. Başka çıkar yol yok” ifadelerini kullandı. “MÜCADELEYİ GENİŞLETMEK ZORUNDAYIZ” Toplantının sonunda dernek yönetimi, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını da değerlendirdi. İşçi ve emeklilerin yaşadığı ekonomik kayıpların ve sosyal hak gerilemelerinin kamuoyunun gündeminde tutulması için daha görünür ve etkili çalışmalar yürütüleceği belirtildi. Açıklamalar, ortak platformların oluşturulması, demokratik eylem biçimlerinin yaygınlaştırılması ve emek kesimlerinin daha geniş katılımlı organizasyonlarla bir araya getirilmesi yönünde kararlılık mesajı içerdi. İŞÇİDER yönetimi, işçi ve emeklinin taleplerinin görmezden gelinmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, insanca yaşamaya yetecek ücret ve emekli maaşı sağlanması için mücadelenin artarak süreceğini duyurdu. Yapılan değerlendirmeler, derneğin önümüzdeki süreçte daha sert, daha örgütlü ve daha geniş tabanlı bir emek mücadelesi hattı örmeye hazırlandığı şeklinde yorumlandı. Açıklamaların tonu, sosyal güvenlik politikalarına yönelik memnuniyetsizliğin yalnızca bir tepki değil, kapsamlı bir değişim talebine dönüştüğünü ortaya koyarken; İŞÇİDER’in bu süreci kitlesel bir hak arama mücadelesine dönüştürme hedefinde olduğu mesajı verildi.

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi! Haber

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi!

Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla milyonlarca emeklinin gözü verilecek bayram ikramiyesinde. Özellikle en düşük maaş alan emekliler rakamın ne olacağını merakla beklerken Meclis’e kanun teklifi sunuldu. TBMM Başkanlığı'na sunulan kanun teklifinde, bayram ikramiyesinin emekliler, sosyal güvenlik sisteminden gelir ve aylık alan hak sahiplerinin yanı sıra, engelli, 65 yaş üstü ve evde bakıma muhtaç vatandaşların da yararlandırılmasını sağlayacak şekilde en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli aylığı olan 20 bin TL'ye çıkarılması öngörülüyor. "ALIM GÜCÜNÜ KAYBETTİ" "Emeklilere bayram ikramiyesi verilmeye başlandığı zaman asgari ücret bin 603 TL sınırında ve emeklilere verilen bayram ikramiyesi ise bin TL olarak belirlenmiştir. O gün için emeklilerimize verilen bayram ikramiyesi asgari ücretin yüzde 62’sine karşılık gelirken bugün verilen ikramiye asgari ücretin sadece yüzde 14’üne karşılık gelmektedir. Geçmiş yıllarda bayram ikramiyesinde yapılan artışlar emeklimizin talebini karşılamadığı gibi artan enflasyon karşısında alım gücünü kaybetmiş olduğu çok açık ortadadır.” “PAHALILIK KARŞISINDA YETERSİZ KALDI” “Ülkemizde günümüz ekonomik koşulları, enflasyon oranları ve yaşam maliyetindeki artışlar, emeklilerimizin alım gücünü olumsuz etkilemektedir. Özellikle bayram dönemlerinde verilen bayram ikramiyeleri, emeklilerimiz için önemli bir destek unsuru oluşturuyordu. Fakat bayram ikramiyesi miktarı, yıllar içerisinde artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmış ve emeklilerin bayram dönemlerinde ekonomik olarak daha rahat bir süreç geçirmeleri için miktarın güncellenmesi ihtiyacı oluşmaktadır.” Yeniden Refah Partisi tarafından kanun teklifinde “Bu kapsamda bayram ikramiyesinin 2025 yılında en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli maaşı olan 20 bin TL’ye çıkarılması gerekmektedir" ifadeleri kullanıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.