Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Güvenlik

Gürsu Haber - Sosyal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA Haber

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA

Büro-İş Sendikası, Sosyal Güvenlik Haftası dolayısıyla sosyal güvenlik sistemine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı. Büro İş Sendikası Bursa Şubesi; kamu emekçilerinin yaşadığı hak kayıplarını ve SGK çalışanlarının sorun ile taleplerini kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” dedi. Büro İş sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper tarafından yönetim kurulu adına yapılan basın açıklamasında; Ülkemizde “reform” adı altında SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tek çatı altında birleştirilmiş; yıllardır çıkarılan yasal düzenlemelerle emeklilik yaşı yükseltilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş, prim gün sayıları artırılmış ve çalışanlar arasında ciddi hak kayıpları yaratılmıştır” denildi. Yazılı basın açıklamasında; Özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, kamu çalışanları arasında büyük bir eşitsizliğe neden olmuştur. 1 Ekim 2008 öncesi göreve başlayan memurlar için 25 yıllık hizmette aylık bağlama oranı yüzde 75 olarak uygulanırken, aynı süreyle görev yapan ancak 1 Ekim 2008 sonrası işe başlayan memurlar için bu oran yüzde 50’ye düşürülmüştür. Başta seyyanen zamlar olmak üzere birçok ek ödeme emekli keseneğine yansıtılmamış; uygulanan politikalar kamu emekçileri için “mezarda emeklilik” anlayışını dayatmıştır. Bir başka büyük mağduriyet de EYT düzenlemesinde yaşanmıştır. 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar EYT kapsamına alınırken, sadece 1 gün sonra sigortalı olan milyonlarca emekçi 17 yıl daha beklemeye mahkûm edilmiştir. Bu adaletsizlik derhal giderilmeli, kademeli emeklilik düzenlemesi hayata geçirilmelidir. Bugün ise çalışanların karşısına “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)” çıkarılmaktadır. Çalışanın maaşından yüzde 3 kesinti yapılmasını öngören bu sistem, zaten geçim sıkıntısı yaşayan emekçileri daha da yoksullaştıracaktır. Biriken fonların kamu yatırımlarına aktarılacağı söylenmektedir. Ancak geçmiş deneyimler göstermiştir ki kamu fonları çoğu zaman sermayeye, yandaşa ve rant çevrelerine kaynak olarak kullanılmaktadır. İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet katkısının bir gecede yüzde 50 düşürülmesi hafızalardadır. Aynı güvencesizlik TES için de geçerlidir. TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon verileri ve toplu sözleşme süreçlerinde yaşanan kayıplar nedeniyle maaşlarımız her geçen gün erimektedir. 4 aylık resmi enflasyon yüzde 14,64 olurken memura verilen yüzde 11 zam daha yılın ilk aylarında erimiştir. Üyesi bulunduğumuz Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Mayıs 2026 araştırmasına göre: Açlık sınırı 36 bin 313 TL, Yoksulluk sınırı ise 108 bin 820 TL’ye ulaşmıştır. Bugün: En düşük emekli maaşı açlık sınırının altında, İki memur maaşı ise ancak yoksulluk sınırına yaklaşabilmektedir. Sosyal güvenlik bir insan hakkıdır. Sosyal devlet; çalışanını, emeklisini yoksulluğa mahkûm eden değil, insanca yaşam koşullarını sağlayan devlettir. Özellikle pandemi ve EYT süreçlerinde büyük özveriyle çalışan SGK emekçileri bugün ciddi ekonomik ve özlük hak kayıpları yaşamaktadır. TALEPLERİMİZ: * Tüm memurlara yoksulluk sınırı üzerinde maaş sağlayacak seyyanen zam verilmelidir. * Enflasyon farkları aylık ödenmelidir. * 2008 öncesi-sonrası emeklilik ayrımı kaldırılmalıdır. * Tüm ek ödemeler emekli keseneğine dahil edilmelidir. * Vergi oranı yüzde 10’da sabitlenmelidir. * 3600 ek gösterge tüm memurlara verilmelidir. * Büyükşehir tazminatı ve kira yardımı sağlanmalıdır. * SGK çalışanlarına Sosyal Güvenlik Tazminatı verilmelidir. * Personel eksikliği giderilmeli, kurum içi uzmanlık sınavı açılmalıdır. * Görevde yükselme sınavlarında mülakat kaldırılmalıdır. * Liyakatsiz görevlendirmelere son verilmelidir. * 666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiyeler geri verilmelidir. * Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılmalıdır. * Fazla mesai ücretleri günümüz koşullarına göre artırılmalıdır. * Yemek, ulaşım ve sosyal yardımlar güncellenmelidir. * Memur disiplin affı çıkarılmalıdır. * Yeşil pasaport hakkı tüm memurlara verilmelidir. Kamu emekçileri ve emekliler olarak yoksulluğa, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi.

Kentte Esnaf Can Çekişiyor! Haber

Kentte Esnaf Can Çekişiyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Örgütü’nün gerçekleştirdiği Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ziyareti, kent ekonomisinin bel kemiğini oluşturan esnaf ve sanatkarların yaşadığı derin ekonomik sorunların masaya yatırıldığı önemli bir buluşmaya dönüştü. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Ankara Milletvekili ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı kurulunda görev yapan Gamze Taşcıer ile İstanbul Milletvekili Yunus Emre’nin katıldığı ziyaret, Bursa’daki esnaf temsilcilerinin ekonomik darboğaza ilişkin çarpıcı değerlendirmelerine sahne oldu. Heyet, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda başkanlarıyla bir araya gelerek esnafın giderek ağırlaşan ekonomik şartlar altında verdiği ayakta kalma mücadelesini dinledi. Toplantıda özellikle küçük esnafın artan maliyetler, yüksek kira giderleri, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, krediye erişim sorunları ve düşen alım gücü nedeniyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşadığı vurgulandı. Gerçekleştirilen görüşmede Bursa’daki birçok sektörde faaliyet gösteren esnaf temsilcileri, son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmaların işletmeler üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını ifade etti. Artan akaryakıt fiyatlarının lojistik maliyetlerini yükselttiği, elektrik ve doğalgaz faturalarının işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği, yüksek faiz politikalarının ise esnafın finansmana ulaşmasını neredeyse imkânsız hale getirdiği dile getirildi. Özellikle küçük işletmelerin zincir marketler ve büyük sermaye karşısında korunmasız bırakıldığına dikkat çekilen toplantıda, mahalle esnafının birer birer kepenk kapattığı yönündeki kaygılar öne çıktı. Esnaf temsilcileri, geçmişte aile geçindirebilen ve istihdam sağlayabilen işletmelerin bugün yalnızca ayakta kalabilmek için mücadele verdiğini ifade ederek, ekonomik sistemin üretenden ve emekçiden uzaklaştığını savundu. CHP heyeti ise esnafın yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, üretimi, emeği ve küçük işletmeleri önceleyen bir ekonomik anlayışın zorunlu hale geldiğini ifade etti. Görüşmede, gençlerin artık iş kurmaya cesaret edemediği, sanatkarların mesleklerini sürdürebilmek için ciddi fedakârlıklar yapmak zorunda kaldığı ve ekonomik belirsizliğin toplumun tüm kesimlerine yayıldığı vurgulandı. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, esnafın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal anlamda da ciddi bir baskı altında olduğunu belirterek, “Esnafın nefes alabildiği, gençlerin umutla iş kurabildiği, sanatkarın emeğinin karşılığını alabildiği adil bir ekonomik düzen için mücadelemizi sürdürüyoruz” mesajını verdi. Türkiye ekonomisinin temel taşı olan küçük işletmelerin güçlendirilmeden ekonomik kalkınmanın mümkün olmayacağını ifade eden Yeşiltaş, esnafın yaşadığı sorunların siyasi polemiklerin ötesinde milli bir mesele olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Toplantıda ayrıca sosyal güvenlik yükleri, Bağ-Kur primleri, vergi sistemi ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele konuları da ele alındı. Oda başkanları, özellikle prim ve vergi yüklerinin küçük esnaf üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, birçok işletmenin yalnızca ayakta kalabilmek adına borçlanmak zorunda kaldığını belirtti. Genç girişimcilerin ise yüksek maliyetler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle yatırım yapmaktan çekindiği ifade edildi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda temsilcileri, esnafın yaşadığı sorunların çözümü için siyasi partilerle diyalog içinde olunmasının önemine dikkat çekerken, yerel ekonominin korunmasının toplumsal istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Ziyaret sonunda CHP heyeti, Bursa esnafının taleplerini ve çözüm önerilerini ilgili platformlarda gündeme taşımaya devam edeceklerini belirtirken, nazik ev sahipliği dolayısıyla BESOB yönetimine ve oda başkanlarına teşekkür etti. Gerçekleşen buluşma, yalnızca bir nezaket ziyareti değil; ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde esnafın yaşadığı sorunların doğrudan sahadan dinlendiği önemli bir temas olarak değerlendirildi.

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Ankara’ya Yürüyor Haber

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Ankara’ya Yürüyor

“Sosyal Güvenlikte Eşitlik” Sloganı Başkentte Yankılanacak Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın emeklilik hakkını doğrudan etkileyen staj ve çıraklık sigortası mağduriyeti, Federasyon Başkanı Murat Aydın öncülüğünde 10 Mayıs Pazar günü Ankara Ulus Meydanı’nda düzenlenecek dev mitingle bir kez daha gündeme taşınıyor. “Sosyal güvenlikte eşitlik” sloganıyla yola çıkan mağdurlar, çocuk yaşta başlayan emeklerini yasal güvence altına almak için başkentte tek ses olacak. Bursa’dan Tam Kadro Katılım Bursa Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği, federasyonun çağrısı üzerine Ankara’daki büyük buluşmaya tam kadro destek verecek. Dernek yönetimi, Bursalı mağdurların sesini başkente taşımak için hazırlıklarını tamamladı ve etkinliğin bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Dernek yetkilileri, “Bursa’dan yoğun bir katılım bekliyoruz. Üyelerimiz, ellerindeki tüm demokratik hakları sonuna kadar kullanacak” dedi. Yeni Liderlik, Güçlü Yol Haritası Federasyon Başkanlığı görevine atanan Murat Aydın, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının taleplerini daha yüksek bir sesle savunmak için kararlı bir yol haritası belirlediklerini açıkladı. Aydın, geçmişte fiilen çalışılan dönemlerin emeklilik hesaplamalarına dahil edilmemesini “büyük bir hak kaybı” olarak nitelendirerek, mücadeleyi örgütlü ve görünür kılma kararlılığı vurguladı. Sosyal Güvenlikte Kronik Hak Kaybı Sosyal güvenlik uzmanları, genç yaşta fiilen çalışmaya başlayan çırak ve stajyerlerin sigorta girişlerinin sadece kısa vadeli sigorta kollarını kapsamasının, hem prim günlerini hem de emeklilik yaşını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Sigorta başlangıç tarihlerinin emeklilik hesaplamalarında esas alınmaması, bireylerin akranlarına kıyasla yıllarca daha geç emekli olmalarına yol açıyor ve ciddi bir eşitsizlik yaratıyor. “Artık İzleme Değil, Ses Verme Zamanı” 10 Mayıs Pazar günü Ankara Ulus Meydanı’nda gerçekleşecek buluşma, mağdurlar için yalnızca bir protesto değil; yıllardır süren sessiz çığlığın görünür hâle gelmesi anlamına geliyor. Federasyon bileşenleri, bu etkinliğin siyasi karar alıcılar üzerinde somut bir etki yaratmasını ve staj ile çıraklık dönemindeki çalışmaların borçlanma yoluyla veya doğrudan uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılması için gereken adımların atılmasını hedefliyor. Milyonlarca vatandaşın yıllardır hakkını aradığı bu mücadele, başkent Ankara’da düzenlenecek büyük mitingle bir kez daha ulusal gündemin odağına taşınacak. Murat Aydın ve federasyon ekibi, Türkiye genelinde örgütlenen derneklerin katılımıyla sosyal güvenlikte adalet talebini bir kez daha yüksek sesle haykıracak.

Bursa’da “Kademeli Emeklilik” çağrısı: “Bir gün farkla 20 yıl kaybediyoruz” Haber

Bursa’da “Kademeli Emeklilik” çağrısı: “Bir gün farkla 20 yıl kaybediyoruz”

Fomara Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamaya EMADDER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve EYT Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı Gönül Boran Özüpak, EMEDFED Örgütten Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Alper Özüpak, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ile çok sayıda emekli ve emekçi vatandaş katıldı. “Bir gün farkla 17-20 yıl daha fazla çalışıyoruz” Basın açıklamasında konuşan EMADDER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, emeklilik sisteminde ciddi bir adaletsizlik yaşandığını belirterek özellikle 8 Eylül 1999 sonrası işe başlayanların büyük mağduriyet yaşadığını söyledi. Uğurlu, yalnızca bir gün fark nedeniyle milyonlarca kişinin yıllarca daha fazla çalışmak zorunda kaldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bir gün farkla 17-20 yıl daha fazla çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Bizler emekli değiliz, EYT’li de değiliz. Emekliliğe hak kazandığı hâlde adaletsiz yasalar nedeniyle emekli olamayan milyonlarız.” “EYT düzenlemesi yeni mağduriyet doğurdu” 7438 sayılı EYT düzenlemesine de değinen Uğurlu, yapılan düzenlemenin bir kesimi kapsarken milyonlarca kişiyi kapsam dışında bıraktığını söyledi. Uğurlu, “50-55 yaşında primini doldurmuş insanlar çalışmaya zorlanırken, 38-43 yaşında emeklilik mümkün olabiliyorsa burada ciddi bir adaletsizlik vardır” diyerek sistemdeki dengesizliğe dikkat çekti. Son dönemde dile getirilen “nimet-külfet dengesi” söylemine de tepki gösteren Uğurlu, 9-10 bin gün prim ödeyen çalışanların “külfet” olarak görülmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. “Bir gün farkla insanlardan 20 yıl alınamaz” Yetkililere çağrıda bulunan Uğurlu, emeklilikte yaşanan eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “8 Eylül bu ülkenin evladıysa, 9 Eylül neden üvey evladı olsun? Bir gün fark yüzünden bir insandan 20 yıl alınabilir mi? Bu bir maaş talebi değil, adalet arayışıdır.” Uğurlu, kademeli emeklilik düzenlemesinin çıkarılması ve EYT düzenlemesinde eksik kalan kısmın tamamlanması gerektiğini vurgulayarak mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Anahtar Parti’den destek Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan da açıklamasında, toplumda adalet duygusunun zedelenmesinin ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Aslan, “Bugün burada dile getirilen adaletsizlik karşısında verilen mücadeleyi son derece haklı buluyoruz. Bir toplum adalet duygusunu kaybettiğinde kalkınmasını ve ahlaki değerlerini de kaybeder. Bir gün ile 17 yıl arasında değişen mağduriyetlerin yaşanması kabul edilemez” dedi. “Sistem kademeli emekliliği kaldırabilir” Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun ise kademeli emeklilik talebinin sosyal ve ekonomik açıdan karşılığı olan bir düzenleme olduğunu söyledi. Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesinde son yıllarda iyileşme yaşandığını belirten Erdursun, kademeli emekliliğin uygulanabilir bir model olduğunu ifade etti. Erdursun, düzenleme hayata geçirilse bile herkesin aynı anda emekli olmayacağını, sürecin yıllara yayılarak ilerleyeceğini belirterek EYT sürecinde de benzer bir durum yaşandığını hatırlattı. Bursa’daki açıklamada, emeklilikte yaşanan eşitsizliklerin giderilmesi ve kademeli emeklilik düzenlemesinin bir an önce yasalaşması çağrısı yapılırken, hak arama mücadelesinin süreceği mesajı verildi.

Gürkan Şimşek’ten Son Çözüm Önerisi Haber

Gürkan Şimşek’ten Son Çözüm Önerisi

Emeklilikte Adalet Derneği İl Başkanı Gürkan Şimşek, yaptığı açıklamada, uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan emeklilikte yaşanan eşitsizliklere ilişkin “Son çözüm önerisini” paylaştı. Şimşek, mevcut sistemin milyonlarca vatandaşı mağdur ettiğini belirterek, çözümün tek ve kapsayıcı bir yasa ile mümkün olduğunu vurguladı. “4447 ile Başlayan Süreç, 7438 ile Tamamlanmadı” Şimşek, 1999 yılında yürürlüğe giren 4447 sayılı yasa ile emeklilik şartlarının köklü biçimde değiştirildiğini ve bu düzenlemenin geniş kesimler açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını ifade etti. 2023 yılında yürürlüğe giren 7438 sayılı yasa ile EYT kapsamındaki vatandaşların önemli bir bölümünün emeklilik hakkına kavuştuğunu belirten Şimşek, “Ancak sorun bütünüyle çözülmüş değildir. Aksine, sistem içinde yeni bir eşitsizlik alanı oluşmuştur” dedi. “Aynı Dönemde Çalışanlar Arasında Uçurum Var” Açıklamada, özellikle 1999 sonrası sigorta başlangıcı olan vatandaşların, yalnızca birkaç gün ya da ay farkla çok daha ağır emeklilik şartlarına tabi tutulduğuna dikkat çekildi. Şimşek, bu durumun anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu belirterek, aynı dönemde çalışma hayatına katılan bireyler arasında oluşan uçurumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. “Tek Çözüm: Kademeli ve Adil Geçiş” Sunduğu çözüm önerisinin temelinde, tek bir yasa ile adil bir geçiş modeli oluşturulması yer alıyor. Şimşek, önerilen modelin ana çerçevesini şu şekilde özetledi: EYT düzenlemesinin başladığı noktadan devam eden Mevcut sosyal güvenlik sistemini bozmayan Kademeli ve sürdürülebilir bir geçiş sağlayan Hiçbir kesimi dışarıda bırakmayan bütüncül bir yapı Bu modelin bir ayrıcalık değil, yıllardır süregelen bir eşitsizliğin giderilmesi anlamına geldiğini vurguladı. “Geçmiş ile Bugün Arasında Adil Köprü” Şimşek, 4447 sayılı yasa ile başlayan ve 7438 sayılı düzenleme ile kısmen giderilen sürecin ancak bu modelle tamamlanabileceğini belirterek, “Bu yaklaşım, geçmiş ile bugün arasında adil bir köprü kurmaktadır” dedi. “Milyonlarca Kişi Çözüm Bekliyor” Açıklamasının sonunda kademeli emeklilik bekleyenlerin yalnız olmadığını ifade eden Şimşek, artık sürecin uzatılmadan çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. “Artık zaman, bu sorunu tek bir yasa ile adil ve kalıcı şekilde çözme zamanıdır” diyen Şimşek, yetkililere açık çağrıda bulundu.

AK Parti genç işsizler için harekete geçti! Yasal düzenleme geliyor Haber

AK Parti genç işsizler için harekete geçti! Yasal düzenleme geliyor

Ak Parti, genç işsizlikle mücadele kapsamında milyonları ilgilendiren yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ocak ayında duyurduğu “Genç İstihdam Hamlesi” kapsamında hazırlanan teklifin son aşamaya geldiği öğrenildi. 3 MİLYONDAN FAZLA GENCE İŞ KAPISI NTV'de yer alan habere göre düzenleme ile 3 yıl içinde 3 milyondan fazla gencin iş hayatına kazandırılması hedeflenirken, özellikle 18-25 yaş arası gençlerin doğrudan istihdama katılması amaçlanıyor. Yaklaşık 5 milyon genci kapsayan çalışmada, eğitimde ve istihdamda yer almayan gençlerin üretim sürecine dahil edilmesi planlanıyor. EĞİTİM PROGRAMLARINA ALINACAKLAR Yeni model “eğitim ve istihdam” odaklı olacak. Buna göre gençler önce yeteneklerine uygun eğitim programlarına alınacak, ardından iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilecek. Yazılım, veri analizi ve dijital pazarlama gibi alanlar öncelikli olacak. İŞVERENLERE DESTEK GELİYOR Teklif kapsamında işverenlere de önemli destekler sağlanacak. 18-25 yaş arası gençlerin işe alınması halinde, İşsizlik Fonu’ndan karşılanmak üzere ücret ve prim desteği verilecek. Destek, kişi başına asgari ücrete kadar maaş ve primlerin tamamını kapsayacak şekilde en fazla 6 ay süreyle uygulanacak. TOPLANTILAR SIKLAŞTI Düzenleme için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İŞKUR bürokratları ve milletvekilleri arasında kapsamlı toplantılar gerçekleştirildi. Kaynak: Haberler.com

Memur Emeklisine Bir Darbe Daha: Verilen Sözler Tutulmadı, Sabır Taştı Haber

Memur Emeklisine Bir Darbe Daha: Verilen Sözler Tutulmadı, Sabır Taştı

Kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu olan memur emeklilerinin ekonomik durumu, yeni gelişmelerle birlikte yeniden gündemin en üst sıralarına taşındı. Bayram öncesi verilen sözlerin tutulmaması, zaten derin bir geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca emekli için adeta bardağı taşıran son damla oldu. Söz Var, İcraat Yok Hükümet tarafından daha önce dile getirilen seyyanen zam vaadi, memur emeklileri açısından bir kez daha hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Çalışan memurlara yönelik düzenlemeler yapılırken, yıllarca kamuya hizmet etmiş emeklilerin bu artıştan yararlandırılmaması büyük tepki çekti. Uzmanlar, bu durumun sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını vurgularken, emekliler kendilerine verilen sözlerin sistematik şekilde ertelendiğini düşünüyor. Üstelik yalnızca seyyanen zam değil; bayram öncesinde hesaplara yatırılması beklenen maaşlar ve ek ödemeler konusunda da ciddi bir belirsizlik yaşandı. “Bayram müjdesi” olarak sunulan açıklamaların pratiğe yansımaması, kamuoyunda güven erozyonuna yol açtı. “Emekli Neden Cezalandırılıyor?” En çok sorulan soru ise şu: Yıllarca devlete hizmet etmiş memur emeklileri neden kapsam dışı bırakılıyor? Ekonomistler, artan enflasyon karşısında sabit gelirli kesimlerin hızla yoksullaştığına dikkat çekerken, özellikle memur emeklilerinin gelir artışlarının piyasa gerçeklerinin çok gerisinde kaldığını belirtiyor. Sosyal güvenlik politikalarındaki dengesizlikler, çalışan ile emekli arasındaki makasın her geçen gün daha da açılmasına neden oluyor. Bu tablo, emekliler tarafından açık bir “adaletsizlik” olarak yorumlanıyor. Bayram Öncesi Büyük Hayal Kırıklığı Bayram gibi toplumsal dayanışmanın zirveye çıktığı bir dönemde yaşanan bu gelişmeler, emeklilerin psikolojik olarak da yıpranmasına neden oldu. Birçok emekli, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlandığını ifade ederken; bayram hazırlıklarının yerini derin bir ekonomik kaygı aldı. Maaşların zamanında yatmaması ya da beklentilerin altında kalması, özellikle dar gelirli kesimde ciddi mağduriyet yarattı. Emekliler, “bayram sevincinin yerini geçim derdi aldı” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Pazar Ateş Pahası, Emekli Çaresiz Öte yandan çarşı ve pazardaki fiyat artışları da tabloyu daha ağır hale getiriyor. Gıda başta olmak üzere temel tüketim ürünlerinde yaşanan sert yükseliş, sabit gelirli vatandaşların alım gücünü neredeyse yok etmiş durumda. Pazara çıkan emekliler, filelerini dolduramadan geri dönmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Ekonomik veriler de bu tabloyu doğrular nitelikte. Enflasyonun yüksek seyri, maaş artışlarının reel etkisini kısa sürede eritiyor. Bu durum, emeklilerin her geçen gün daha fazla borçlanmasına ve yaşam standartlarının gerilemesine yol açıyor. Tepkiler Büyüyor Sivil toplum kuruluşları ve emekli dernekleri, yaşanan gelişmelere sert tepki göstererek yetkililere acil çağrıda bulunuyor. Talepler net: Seyyanen zam uygulamasının emeklileri de kapsaması Maaşların enflasyon karşısında korunması Verilen sözlerin gecikmeden hayata geçirilmesi Aksi halde, toplumsal huzursuzluğun artabileceği uyarısı yapılıyor. Güven Krizi Derinleşiyor Gelinen noktada en dikkat çekici unsur ise oluşan güven krizi. Art arda verilen ancak karşılığı görülmeyen sözler, kamuoyunda ciddi bir inandırıcılık sorunu yaratmış durumda. Emekliler, artık açıklamalardan çok somut adımlar görmek istediklerini açıkça dile getiriyor. Sonuç olarak, memur emeklilerinin yaşadığı bu tablo yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir krize işaret ediyor. Bayram öncesi umutlanan milyonlarca insanın hayal kırıklığına uğraması, meselenin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gözler şimdi atılacak adımlarda. Ancak emeklilerin sabrının giderek tükendiği de açıkça görülüyor.

Fatih Yeniay’dan Sert Açıklama: Haber

Fatih Yeniay’dan Sert Açıklama:

Bursa – Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeniay, emekçilerin haklarının savunulmasında yaşanan büyük adaletsizliği ve sessizliği sert sözlerle eleştirdi. Yeniay, “Emeğin temsilcisi olduğunu iddia edenler, çocuk yaşta sömürülen bir neslin hakkı söz konusu olduğunda dut yemiş bülbüle dönüyor. Bizim alın terimiz, sizin siyasi hesaplarınıza sığmaz. Sessizlik her zaman rıza değildir, bazen büyük bir fırtınanın habercisidir ve biz o fırtınayı hak arama meydanlarında estirmeye kararlıyız” dedi. Fatih Yeniay, Çıraklık ve Staj Sigortası mağdurlarının hak arayışının son derece haklı bir mücadele olduğunu belirterek, “Bizim sesimiz duyulmadan, alın terimiz hiçbir zaman değer kazanamayacak. Emeğiyle geçinen, geleceğini kurmaya çalışan bu gençlerin hakkı söz konusu olduğunda, gözler neden kör oluyor? Bu sessizliğe bir son vermek, emekçilerin yanında durmak, tüm sendikaların sorumluluğudur. Sendikalar susmasın, işçinin evladının hakkını savunmak için daha neyi bekliyorsunuz?” şeklinde sert sözlerle uyardı. “Stajyer ve Çırakların Sigorta Başlangıcı Verilsin!” Yeniay, özellikle stajyer ve çıraklık sistemine yönelik taleplerini ise şu şekilde dile getirdi: “SGK numaramız var, tescil tarihlerimiz var, SGK kartlarımız var ve e-devlette ilk işe giriş tarihimizi gösteriyor. Ancak bu, bizim sigorta başlangıcımızın tam anlamıyla kayda geçmesi için yeterli değil. Staj ve çıraklık dönemi sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeli ve tam sigorta hakkımız verilmelidir!” Yeniay, “Stajyer ve çırakların hakları, hiçbir şekilde göz ardı edilemez. Bu gençler, devlete emek vermiş, sigorta sicil kartı almış ve o dönemde çalışmış olan bireylerdir. Onların çalışma hayatında olduğu gibi, sosyal güvenlik haklarının da doğru bir şekilde verilmesi gerekir” dedi. Sosyal Devlete Güveniyoruz, Çözüm İradesi İstiyoruz Yeniay, hükümete ve yetkililere yönelik net bir çağrı yaparak, “Sosyal Devlet anlayışına güveniyoruz ve bu sorunun çözülmesi için bir an önce harekete geçilmesini bekliyoruz. Eğer politikalar gerçekten paydaşlarla belirlenecekse, Türkiye’nin en büyük sivil toplum hareketlerinden biri olan federasyonumuzun talepleri bu masanın başköşesinde yer almalıdır. Bu mesele, sadece bir rakam değil, bir neslin devlete olan güveninin sınavıdır. 1986 yılında çıkarılan 3308 sayılı kanunun yarattığı boşluk, artık taşınamaz bir yük haline gelmiştir. Bu boşluğu doldurmak, devletin sorumluluğundadır!” “Bundan Sonra Geri Adım Atmak Yok!” Fatih Yeniay, Türkiye’deki staj ve çıraklık mağdurlarının adalet mücadelesinin sadece bireysel bir hak talebi olmadığını, aynı zamanda “bu mesele, Türkiye’nin en büyük sosyal adalet sınavıdır. Çıraklık ve staj döneminde sigortalı sayılmayan milyonlarca vatandaşın hakkı söz konusudur. 1986’dan beri süregelen mağduriyetin son bulması gerektiğini bir kez daha Beştepe’ye seslenerek dile getiriyoruz. Bu, sadece gençlerin sigorta haklarının teslimi değil, aynı zamanda Türkiye’nin tüm sosyal güvenlik sisteminin doğru bir şekilde işlemesi meselesidir” dedi. "Devletin Çıraklarına Verdiği Sigorta Sicil Kartı, Bir Vaat Değil, Bir Haktır!" Yeniay, son olarak şunları söyledi: “Devletin çıraklarına verdiği sigorta sicil kartları, bir vaat değil, bir haktır! Bu hak, yıllardır ihmal edilmiş ve görmezden gelinmiştir. Ancak, biz bu haksızlığı çözmek için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağız. Biz, devletin ciddiyetine ve çözüm iradesine inanıyoruz. Çırakların özlük haklarının teslim edilmesi gerektiğini haykırmaya devam edeceğiz” diyerek kararlı duruşlarını yineledi. "Bu Mesele Sadece Sayılarla İlgili Değil, Bir Neslin Geleceğiyle İlgili" Son olarak, “Bundan sonra geri adım atmak yok! Bu mesele sadece rakamlarla ilgili değil, bir neslin geleceği, devletine olan güvenidir. Milyonların hakkı gasp edilemez. Biz, hak arama yolunda kararlılıkla ilerleyeceğiz ve bir gün bu adaletsizliğin son bulacağına inanıyoruz. Bizim mücadelemiz, emek ve adalet mücadelesidir. Ve bu mücadelenin sonunda kazanan, emeğin ve adaletin kendisi olacaktır!” şeklinde sert bir mesaj verdi. Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeniay, bu haklı mücadelesinin bir an bile olsun duraksamadan süreceğini ve tüm mağduriyetlerin ortadan kaldırılması için kararlılıkla hareket etmeye devam edeceklerini vurguladı. Milyonların ortak kaderini etkileyen bu kritik mesele, artık Türkiye’nin en önemli sosyal adalet konularından birine dönüşmüş durumda. Çıraklık ve staj sigortası mağdurlarının hak arayışları, tüm kamuoyunun dikkatini çekerken, devletin çözüm üretmesi gerektiği konusunda kararlı bir duruş sergileyen Yeniay, “Emeğimize sahip çıkılmadığı sürece, bu fırtına hiçbir zaman dinmeyecek” diyerek mücadelesine devam edeceğini açıkladı.

MEMUR EMEKLİLERİNDEN SERT TEPKİ: “HAKKIMIZI VERİN, SADAKA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ” Haber

MEMUR EMEKLİLERİNDEN SERT TEPKİ: “HAKKIMIZI VERİN, SADAKA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ”

Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi, 2023 yılı Temmuz ayında memurlara verilen seyyanen ilave ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşadıklarını belirterek hükümete sert tepki gösteriyor. Memur emeklileri, söz konusu düzenlemenin yalnızca çalışan memurlara uygulanmasının hukuka, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına ve seçim öncesi verilen sözlere aykırı olduğunu savunuyor. Memur emeklileri tarafından sosyal medyada başlatılan #MemurEmeklisineAdalet etiketi kısa sürede geniş destek bulurken, emekliler yıllardır süren hak kaybının artık dayanılmaz bir noktaya ulaştığını ifade ediyor. “SEYYANEN ZAM MEMUR EMEKLİSİNE DE YANSIMALIYDI” Emekliler, 2023 Temmuz ayında memurlara verilen seyyanen ilave ödemenin, mevcut mevzuat ve sosyal güvenlik sistemi gereği memur emeklilerinin maaşlarına da otomatik olarak yansıtılması gerektiğini vurguluyor. Memur emeklilerine göre memur maaşları ile memur emeklisi aylıkları arasında doğrudan ve doğal bir bağ bulunuyor. Çünkü emekli maaşları, aktif görevdeki memurların maaş sistemine bağlı olarak belirleniyor. Bu nedenle memurlara yapılan artışların emeklilere yansımaması, emeklilere göre: Sosyal güvenlik sisteminin temel mantığını bozuyor Memur ve memur emeklileri arasındaki bağı koparıyor Emeklileri sistematik olarak yoksullaştırıyor Emekliler ayrıca, bu durumun anayasal mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini de dile getiriyor. “34 AYDIR HER AY BÜYÜYEN HAK KAYBI” Memur emeklilerinin hesaplamalarına göre, seyyanen artışın emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle yaklaşık 34 aydır her ay ortalama 22 bin TL civarında bir gelir kaybı oluştuğu iddia ediliyor. Bu durumun toplamda yüz binlerce lirayı bulan bir hak kaybına dönüştüğünü ifade eden emekliler, yaşanan tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Bu bir zam talebi değildir. Bu, zaten verilmesi gereken bir hakkın gasp edilmesidir.” SEÇİM ÖNCESİ VERİLEN SÖZLER GÜNDEME GELDİ Memur emeklilerinin tepkisinin merkezinde ise 2023 seçimleri öncesinde yapılan açıklamalar yer alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Mayıs 2023 tarihinde yaptığı konuşmada memurlara yapılacak artışların memur emeklilerinin aylıklarına da yansıtılacağını ifade etmişti. Ancak emekliler, Temmuz ayında yürürlüğe giren düzenlemede seyyanen artışın yalnızca çalışan memurlara uygulanmasının bu sözlerle çeliştiğini savunuyor. Bu nedenle emekliler, verilen sözlerin yerine getirilmesini talep ediyor. “SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SADAKA DAĞITMA YERİ DEĞİLDİR” Memur emeklileri yaptıkları açıklamalarda sosyal güvenlik sisteminin yardım veya bağış sistemi değil, prim esasına dayanan bir hak sistemi olduğunu vurguluyor. Emeklilere göre: Emekli maaşı sosyal yardım değildir Emeklilik bir lütuf değil kazanılmış bir haktır Emeklilik sistemi siyasi tercihlere göre değiştirilemez Emekliler, sosyal güvenlik sisteminin; prim gün sayısı hizmet süresi kesenek oranı çalışma statüsü yaş ve eğitim gibi somut ve yazılı kriterlere dayandığını, bu nedenle sistemin siyasi popülizm uğruna değiştirilemeyeceğini ifade ediyor. “20 MİLYONLUK SEÇMEN GÜCÜ” Memur emeklileri ayrıca siyasi açıdan da güçlü bir seçmen kitlesi olduklarını hatırlatıyor. Yapılan değerlendirmelere göre: 2,5 milyon memur emeklisi yaklaşık 4 milyon aktif memur aileleriyle birlikte yaklaşık 20 milyonluk bir seçmen kitlesi bu sorunun doğrudan muhatabı durumunda. Bu nedenle memur emeklileri yaklaşan seçim süreçlerinde bu konunun sandıkta karşılık bulacağını belirtiyor. “SESSİZ KALMAYACAĞIZ” Memur emeklileri, sosyal medya üzerinden yaptıkları çağrılarda mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek şu mesajı veriyor: “Biz yardım istemiyoruz. Sadaka istemiyoruz. Fitre istemiyoruz. Biz sadece anayasal hakkımız olan gerçek maaşımızı istiyoruz. Memur emeklisine adalet sağlanana kadar susmayacağız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.