Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Devlet

Gürsu Haber - Sosyal Devlet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Devlet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA Haber

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA

Büro-İş Sendikası, Sosyal Güvenlik Haftası dolayısıyla sosyal güvenlik sistemine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı. Büro İş Sendikası Bursa Şubesi; kamu emekçilerinin yaşadığı hak kayıplarını ve SGK çalışanlarının sorun ile taleplerini kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” dedi. Büro İş sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper tarafından yönetim kurulu adına yapılan basın açıklamasında; Ülkemizde “reform” adı altında SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tek çatı altında birleştirilmiş; yıllardır çıkarılan yasal düzenlemelerle emeklilik yaşı yükseltilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş, prim gün sayıları artırılmış ve çalışanlar arasında ciddi hak kayıpları yaratılmıştır” denildi. Yazılı basın açıklamasında; Özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, kamu çalışanları arasında büyük bir eşitsizliğe neden olmuştur. 1 Ekim 2008 öncesi göreve başlayan memurlar için 25 yıllık hizmette aylık bağlama oranı yüzde 75 olarak uygulanırken, aynı süreyle görev yapan ancak 1 Ekim 2008 sonrası işe başlayan memurlar için bu oran yüzde 50’ye düşürülmüştür. Başta seyyanen zamlar olmak üzere birçok ek ödeme emekli keseneğine yansıtılmamış; uygulanan politikalar kamu emekçileri için “mezarda emeklilik” anlayışını dayatmıştır. Bir başka büyük mağduriyet de EYT düzenlemesinde yaşanmıştır. 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar EYT kapsamına alınırken, sadece 1 gün sonra sigortalı olan milyonlarca emekçi 17 yıl daha beklemeye mahkûm edilmiştir. Bu adaletsizlik derhal giderilmeli, kademeli emeklilik düzenlemesi hayata geçirilmelidir. Bugün ise çalışanların karşısına “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)” çıkarılmaktadır. Çalışanın maaşından yüzde 3 kesinti yapılmasını öngören bu sistem, zaten geçim sıkıntısı yaşayan emekçileri daha da yoksullaştıracaktır. Biriken fonların kamu yatırımlarına aktarılacağı söylenmektedir. Ancak geçmiş deneyimler göstermiştir ki kamu fonları çoğu zaman sermayeye, yandaşa ve rant çevrelerine kaynak olarak kullanılmaktadır. İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet katkısının bir gecede yüzde 50 düşürülmesi hafızalardadır. Aynı güvencesizlik TES için de geçerlidir. TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon verileri ve toplu sözleşme süreçlerinde yaşanan kayıplar nedeniyle maaşlarımız her geçen gün erimektedir. 4 aylık resmi enflasyon yüzde 14,64 olurken memura verilen yüzde 11 zam daha yılın ilk aylarında erimiştir. Üyesi bulunduğumuz Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Mayıs 2026 araştırmasına göre: Açlık sınırı 36 bin 313 TL, Yoksulluk sınırı ise 108 bin 820 TL’ye ulaşmıştır. Bugün: En düşük emekli maaşı açlık sınırının altında, İki memur maaşı ise ancak yoksulluk sınırına yaklaşabilmektedir. Sosyal güvenlik bir insan hakkıdır. Sosyal devlet; çalışanını, emeklisini yoksulluğa mahkûm eden değil, insanca yaşam koşullarını sağlayan devlettir. Özellikle pandemi ve EYT süreçlerinde büyük özveriyle çalışan SGK emekçileri bugün ciddi ekonomik ve özlük hak kayıpları yaşamaktadır. TALEPLERİMİZ: * Tüm memurlara yoksulluk sınırı üzerinde maaş sağlayacak seyyanen zam verilmelidir. * Enflasyon farkları aylık ödenmelidir. * 2008 öncesi-sonrası emeklilik ayrımı kaldırılmalıdır. * Tüm ek ödemeler emekli keseneğine dahil edilmelidir. * Vergi oranı yüzde 10’da sabitlenmelidir. * 3600 ek gösterge tüm memurlara verilmelidir. * Büyükşehir tazminatı ve kira yardımı sağlanmalıdır. * SGK çalışanlarına Sosyal Güvenlik Tazminatı verilmelidir. * Personel eksikliği giderilmeli, kurum içi uzmanlık sınavı açılmalıdır. * Görevde yükselme sınavlarında mülakat kaldırılmalıdır. * Liyakatsiz görevlendirmelere son verilmelidir. * 666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiyeler geri verilmelidir. * Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılmalıdır. * Fazla mesai ücretleri günümüz koşullarına göre artırılmalıdır. * Yemek, ulaşım ve sosyal yardımlar güncellenmelidir. * Memur disiplin affı çıkarılmalıdır. * Yeşil pasaport hakkı tüm memurlara verilmelidir. Kamu emekçileri ve emekliler olarak yoksulluğa, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi.

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor” Haber

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor”

Bursa’da düzenlenen basın açıklamasında Devrimci Emekliler Sendikası Bursa Şubesi, emeklilerin yaşadığı ağır ekonomik ve sosyal yıkımı sert sözlerle gündeme taşıdı. Şube Sekreteri Sürmeli Selçuk Söğüt tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik düzenin milyonlarca emekliyi “insanca yaşamdan kopardığı” vurgulanırken, iktidarın uyguladığı politikalar “organize bir yoksullaştırma sistemi” olarak nitelendirildi. Sendika açıklaması, yalnızca maaş taleplerinin dile getirildiği sıradan bir protesto olmaktan öte, Türkiye’de emeklilerin içine sürüklendiği yaşam koşullarına yönelik çok sert bir toplumsal itiraz niteliği taşıdı. Açıklamada kullanılan ifadeler, emeklilerin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve psikolojik bir çöküşle karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. “Emeklilik Dinlenme Dönemi Değil, Hayatta Kalma Savaşına Dönüştü” Basın açıklamasında konuşan Sürmeli Selçuk Söğüt, yıllarca ülkenin üretim gücünü omuzlayan emeklilerin bugün “devletin sırtında yük” gibi gösterildiğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklamada, fabrikalardan hastanelere, okullardan tarlalara kadar ülkenin her alanında yıllarca emek veren milyonlarca yurttaşın bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığı ifade edildi. Emekliliğin artık huzurlu bir yaşam evresi olmaktan çıktığı belirtilirken, mevcut ekonomik sistemin emeklileri doğrudan “sefalet rejimi” içine ittiği savunuldu. Sendika yönetimi, özellikle son yıllarda hızla artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşlarının eridiğini, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “iktidarın emekliyi görünmez hale getirmeye çalıştığını” öne sürdü. Sağlık Sistemine Ağır Eleştiri: “Randevu Almak Milli Piyango Gibi” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri sağlık sistemine yönelik sert eleştiriler oldu. Emeklilerin ilerleyen yaşları nedeniyle sağlık hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Söğüt, bugün kamusal sağlık sisteminin emekliler açısından erişilemez hale geldiğini ifade etti. Özellikle Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden uzman doktora ulaşmanın neredeyse imkânsız hale geldiği belirtilirken, göz, kardiyoloji, nöroloji ve ortopedi gibi kritik branşlarda aylar sonrasına randevu verildiği vurgulandı. Açıklamada, “Bizlerin o süreyi bekleyecek zamanı, sağlığı ya da ömrü olup olmadığı kimsenin umurunda değil” ifadeleri kullanılırken, kamu hastanelerindeki yoğunluk ve sağlık sistemindeki tıkanıklığın, dar gelirli yurttaşları özel hastanelere mecbur bıraktığı savunuldu. Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve sürekli artan fark ücretlerinin de emekli maaşlarını daha cebe girmeden erittiği belirtilirken, mevcut sistem “hastaları enkaz altında bırakan bir sağlık çöküşü” olarak tanımlandı. “İktidar Emeklinin Sofrasına Kadar Müdahale Ediyor” Devrimci Emekliler Sendikası’nın açıklamasında ekonomik kriz ve hayat pahalılığına ilişkin kullanılan ifadeler ise dikkat çekici sertlikteydi. Türkiye’de açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 115 bin lirayı aştığı belirtilirken, milyonlarca emeklinin 20 bin lira seviyesindeki maaşlarla yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi. Eskiden temel tüketim ürünü olan et, peynir ve süt ürünlerinin artık emekliler için ulaşılması zor lüksler haline geldiği vurgulanırken, açıklamada şu dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi: “İktidar artık emeklinin ne yiyeceğine, ne kadar protein tüketebileceğine, hangi saatte ucuz ekmek kuyruğuna gireceğine kadar karar veren bir noktaya gelmiştir.” Açıklamada Avrupa’daki emeklilerin sosyal yaşam ve tatil imkanlarına dikkat çekilirken, Türkiye’de milyonlarca emeklinin yaşam alanının “mutfak ile oturma odası arasındaki dar koridora sıkıştığı” ifade edildi. Bayram İkramiyesi Tepkisi: “İkramiye Değil, Sus Payı” Sendika yönetimi, yıllardır tartışma konusu olan bayram ikramiyelerine ilişkin de çok sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “müjde” olarak sunulan 4 bin liralık bayram ikramiyesinin gerçek yaşam koşulları karşısında hiçbir anlam taşımadığı belirtilirken, bu rakamla bırakın kurbanlık almayı, temel market ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı vurgulandı. Torunlara bayram harçlığı vermenin bile lüks haline geldiği ifade edilen açıklamada, mevcut ikramiye tutarının emeklilere verilen değeri gösterdiği savunularak, “Bu ödeme artık bir bayram ikramiyesi değil, açıkça bir sus payıdır” denildi. Seyyanen Zam Tartışması: “Emekliye Açık Ayrımcılık” Basın açıklamasında memur emeklilerine yönelik seyyanen zam düzenlemesi de hedef alındı. Aktif görevdeki memurlara verilen seyyanen artışın emekli memurların maaşlarına yansıtılmamasının büyük bir adaletsizlik olduğu belirtildi. Aynı kurumlarda yıllarca çalışan insanların emekli olduktan sonra ciddi gelir kaybına uğradığı ifade edilirken, bu uygulamanın “emekliliği cezaya dönüştürdüğü” savunuldu. Sendika, emekliler ile aktif çalışanlar arasındaki maaş farkının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirterek, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı. “Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” Açıklamanın sonunda Devrimci Emekliler Sendikası, taleplerini kamuoyuna net maddeler halinde duyurdu. Sendika; En düşük emekli maaşının insanca yaşam seviyesine çıkarılmasını, Sağlıkta alınan tüm katkı paylarının kaldırılmasını, Emeklilere ücretsiz ve öncelikli sağlık hizmeti sağlanmasını, Bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret düzeyine yükseltilmesini, Sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların kaldırılmasını, DİSK Dev Emekli-Sen’in toplu sözleşme süreçlerinde meşru taraf olarak kabul edilmesini talep etti. Açıklama, meydanda atılan sert sloganlarla sona erdi: “Evlerimize hapsedilmeyeceğiz! Gasp edilen haklarımızı alana kadar alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız!” Meydanda sık sık: “Yaşasın DİSK!” “Yaşasın DEV Emekli-Sen!” “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları yükselirken, emeklilerin önümüzdeki süreçte daha geniş katılımlı eylemler düzenlemeye hazırlandığı mesajı verildi.

Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi’den Sert Tepki: “Bursa’nın Değerlerini Peşkeş Çektirmeyeceğiz” Haber

Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi’den Sert Tepki: “Bursa’nın Değerlerini Peşkeş Çektirmeyeceğiz”

Zafer Partisi Bursa İl Başkanı Cihat Gazi, Bursa Devlet Hastanesi önünde yaptığı açıklamada iktidarın sağlık tesisleri ve kamu arazileri üzerindeki satış politikalarına çok sert sözlerle yüklendi. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bursa Devlet Hastanesi ve Onkoloji Hastanesi’nin satışına yönelik süreci hedef alan Gazi, alınan kararların Bursa halkının sağlık hakkını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Gazi, 1868 yılında Bursalıların desteğiyle kurulan ve kentin köklü sağlık kurumlarından biri olan Bursa Devlet Hastanesi’nin satışına yönelik girişimi “tarihi ve vicdani bir yıkım” olarak nitelendirerek, “Bursalılar hastanelerde servislerde dahi yer bulamazken, iktidarın Bursa’nın tam merkezinde bulunan bu köklü kurumu satış listesine koyması kabul edilemez bir aymazlıktır” ifadelerini kullandı. İktidarın kamu varlıklarını sistematik şekilde elden çıkardığını savunan Gazi, “Bursa’nın değerlerini korumak yerine sermayeye devretmeyi görev edinmiş bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu tablo, kötü mirasçı mantığının açık bir göstergesidir” diyerek tepkisini daha da sertleştirdi. Yapılan girişimlere karşı hukuki mücadele başlattıklarını belirten Gazi, Zafer Partisi olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi. Açıklamasında yalnızca hastanelerin değil, son dönemde satışa çıkarılan kamu arazilerinin de ciddi bir tehdit oluşturduğunu dile getiren Gazi, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda deprem toplanma alanı olarak kullanılan arazi, Yıldırım ve Yavuz Selim kavşaklarındaki kritik noktalar ile birlikte toplam dört değerli arazinin satış kararına dikkat çekti. Bu alanların “kupon arazi” niteliği taşıdığını vurgulayan Gazi, “Deprem gerçeğinin kapıda olduğu bir şehirde, toplanma alanlarını bile satış listesine koymak sorumsuzluk değil, doğrudan halkın can güvenliğini hiçe saymaktır” dedi. Öte yandan Bursa Çevre Yolu ve bağlantı otoyollarının özelleştirileceğine dair iddialara da değinen Gazi, bu girişimin doğrudan vatandaşın cebine yeni bir yük bindireceğini ifade etti. “Zaten geçim sıkıntısı altında ezilen Bursalıların omuzlarına aylık binlerce liralık ek yük bindirmek, sosyal devlet anlayışının tamamen terk edildiğinin ilanıdır” diyen Gazi, ulaşımın bir lüks değil temel hak olduğunun altını çizdi. Gazi açıklamasını, “Bursa’nın tek tek değerlerini elden çıkarmaya çalışan bu anlayışa karşı susmayacağız. Hastanelerimizi, arazilerimizi, yollarımızı savunmaya devam edeceğiz. Zafer Partisi Bursa İl Teşkilatı olarak Bursalıların hakkını sonuna kadar koruyacağız” sözleriyle tamamladı.

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz” Haber

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz”

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut, kamu çalışanlarının uzun süredir biriken sorunlarına ilişkin kapsamlı ve sert bir açıklama yaptı. Bulut, memurların özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi noktasında mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak, mevcut tabloyu “kabul edilemez bir adaletsizlik düzeni” olarak nitelendirdi. Bulut açıklamasında, özellikle yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla eridiğine dikkat çekti. Memurların alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirten Bulut, “Kamu çalışanı ay sonunu getiremez hale gelmişken ekonomik dengeden söz etmek mümkün değildir. Vergi dilimi uygulamalarıyla yıl içinde maaşlar adeta cezalandırılmakta, çalışan daha fazla kazandıkça daha ağır bir yükün altına sokulmaktadır” ifadelerini kullandı. Kamuda ücret adaletsizliğinin derinleştiğini de dile getiren Bulut, aynı işi yapan memurlar arasında kurumdan kuruma değişen ciddi maaş farklarının sosyal barışı zedelediğini söyledi. Tazminat ve ek ödeme sistemindeki dengesizliklerin çalışanlar arasında huzursuzluk yarattığını belirten Bulut, “Eşit işe eşit ücret ilkesi kağıt üzerinde kalmıştır” diyerek duruma tepki gösterdi. Kamu personel sistemindeki statü farklılıklarına da değinen Bulut, kadrolu, sözleşmeli ve taşeron çalışanlar arasındaki hak farklılıklarının artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. Bu yapının çalışma hayatında ciddi bir karmaşa yarattığını belirten Bulut, tüm kamu çalışanlarının tek çatı altında eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Liyakat ve kariyer sistemine yönelik eleştirilerinde ise Bulut, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde adalet ilkesinin zedelendiğini öne sürdü. Mülakat sisteminin ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirten Bulut, “Atamalarda liyakat yerine farklı kriterlerin devreye girdiğine dair güçlü bir algı oluşmuştur. Bu durum, kamuya olan güveni sarsmaktadır” dedi. Çalışma koşullarına ilişkin sorunların da görmezden gelindiğini ifade eden Bulut, özellikle yardımcı hizmetler sınıfının yıllardır çözülemeyen problemlerine dikkat çekti. Görev tanımlarının belirsizliği, fazla mesai ücretlerinin yetersizliği ya da ödenmemesi ve tayin-yer değiştirme süreçlerindeki zorlukların çalışanları mağdur ettiğini belirtti. Sendikal haklar ve toplu sözleşme süreçlerine de değinen Bulut, bu mekanizmaların etkin işlemediğini savunarak, kamu çalışanlarının haklarını tam anlamıyla koruyacak güçlü ve adil bir sistemin kurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlanamayan kesimlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirten Bulut, kamudaki yönetici atamalarında liyakat ilkesinin esas alınması ve disiplin cezalarında adaletin sağlanması çağrısında bulundu. Açıklamasının sonunda yetkililere seslenen Bulut, “Memurun alın teri görmezden gelinemez. Sosyal devlet anlayışı, kamu çalışanının hakkını teslim etmekle başlar. Bizler mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, memurun sesi olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

BESOB Seçimlerinde Sert Çıkış: Sadi Aydın’dan Mevcut Yönetime Çok Ağır Sözler Haber

BESOB Seçimlerinde Sert Çıkış: Sadi Aydın’dan Mevcut Yönetime Çok Ağır Sözler

Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) başkan adayı Sadi Aydın, seçim sürecine damga vuracak son derece sert ve doğrudan bir açıklamayla mevcut yönetime yüklendi. Esnaf teşkilatlarının işlevsizleştirildiğini savunan Aydın, “Artık ‘esnaf odaları ne işe yarar?’ anlayışını tarihe gömme zamanı gelmiştir” diyerek tartışmanın dozunu yükseltti. Aydın, esnaf odalarının yalnızca belge veren pasif kurumlara dönüştürüldüğünü ifade ederek, bu anlayışı açıkça hedef aldı: “Esnaf odaları ve birlikleri; sadece kredi kullanırken faaliyet belgesi veren yapılar değildir, asla da olmamalıdır. Bu kurumlar, esnafın hakkını koruyan, sorunlarına çözüm üreten ve gerektiğinde mücadele eden güçlü yapılardır.” “ESNAF ZAYIFSA, TEŞKİLAT GÖREVİNİ YAPMIYOR DEMEKTİR” Sosyal devlet vurgusunu sert bir dille gündeme taşıyan Aydın, esnafın korunamamasını doğrudan yönetim zafiyeti olarak nitelendirdi: “Sosyal devlet, zayıfı güçlüye karşı korur. Eğer bugün esnaf zayıf bırakılıyorsa, burada görevini yapmayan bir teşkilat vardır.” Aydın’ın en dikkat çeken çıkışlarından biri ise seçim sürecine yönelik oldu. Esnaf iradesi üzerinde baskı kurulduğunu ima eden Aydın, bunu “demokrasiye aykırı” olarak nitelendirdi: “Esnafın iradesine ipotek konulamaz! ‘Bana söz ver, oyunu bana vereceksin’ anlayışı ne etik ne de kabul edilebilir. Bu yaklaşım güven vermez, aksine teşkilata zarar verir.” “14 YILDA NE YAPTINIZ, ÇIKIN ANLATIN!” Mevcut yönetime doğrudan yüklenen Aydın, geçmiş dönem faaliyetlerinin açıklanmasını isteyerek açık meydan okuma yaptı: “14 yıl başkan vekilliği, son 4 yıl birlik başkanlığı yaptığınız dönemde esnaf için ne yaptınız? Çıkın, bunu esnafa açık açık anlatın!” “SEÇİM DEĞİL, ESNAFIN GELECEK KARARIDIR” Seçim sürecinin sıradan bir yarış olmadığını vurgulayan Aydın, bunun esnafın geleceğini belirleyen kritik bir irade beyanı olduğunu söyledi. “Bu süreç sadece bir seçim değildir. Esnafın kendi kaderine yön verdiği demokratik bir karardır. Bu iradeye baskı kurmak, yönlendirmek ya da ipotek altına almak ne demokrasiyle ne de Ahilik kültürüyle bağdaşır.” “GERÇEK GÜNDEMİ SAPTIRIYORLAR” Aydın, mevcut yönetimi esnafın gerçek sorunlarını görmezden gelmekle suçladı. Özellikle ekonomik sıkıntılara dikkat çekti: “Perakende yasası, Bağ-Kur primleri, artan kira ve girdi maliyetleri, finansmana erişim sorunu… Esnafın gerçek gündemi bunlardır. Ama siz bu sorunlara çözüm üretmek yerine oy hesapları yapıyorsunuz.” Çataltepe başta olmak üzere yaşanan sorunların binlerce esnafı zor durumda bıraktığını vurgulayan Aydın, bu konuların bilinçli şekilde geri plana itildiğini savundu. “BİZİM ANLAYIŞIMIZDA TEŞKİLAT YÜK DEĞİL, GÜÇTÜR” Kendi vizyonunu da net ifadelerle ortaya koyan Aydın, “Ben değil, biz” anlayışıyla hareket ettiklerini belirtti: “Bizim anlayışımızda teşkilat, esnafın sırtında yük değil; yanında güçtür. Seyirci değil mücadele eden, suskun değil hakkını savunan bir yapı kuracağız.” DEVLET DESTEKLERİNE DESTEK, AMA ŞARTLI Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım için Güçlü Merkez Programı”na da değinen Aydın, destek paketini olumlu bulduklarını ancak uygulamada aksaklık yaşanmaması gerektiğini söyledi: “Bu paket doğru bir adımdır. Ancak sahada hızlı, adil ve bürokrasiye takılmadan uygulanmalıdır. Esnafın bu desteklere gerçek anlamda ulaşabilmesi şarttır.” “ESNAF TEŞKİLATINI BASAMAK YAPANLARA KARŞIYIZ” Aydın’ın açıklamasının en çarpıcı bölümlerinden biri ise teşkilat üzerinden yükselenlere yönelik eleştirisi oldu: “Esnaf teşkilatını basamak yapıp yükselenlere değil, teşkilat yükselsin diye basamak olanlara selam olsun. Gerçek değer, yükselirken kimi ezdiğin değil; yükseltirken kimi ayağa kaldırdığındır.” “SEYİRCİ KALMAYIN!” Aydın, açıklamasını sert bir çağrıyla tamamladı: “Bu sadece bir yönetim meselesi değil. 98 bin esnafın ve ailesinin geleceğidir. Seyirci kalanlar da bu vebalin ortağıdır. Herkes sorumluluğunu bilmeli.” BESOB seçimleri yaklaşırken Sadi Aydın’ın bu çıkışı, seçim atmosferini ciddi şekilde sertleştirecek gibi görünüyor. Esnaf camiasında yankı uyandıran bu açıklamaların nasıl bir karşılık bulacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek.

“SAĞLIK HAKKI SATIŞA ÇIKARILAMAZ” Haber

“SAĞLIK HAKKI SATIŞA ÇIKARILAMAZ”

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Bursa İl Başkanı Halil Ağırgöl, özelleştirme kapsamına alınan kamu hastaneleriyle ilgili son gelişmelere yönelik son derece sert ifadeler içeren kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, iktidarın sağlık alanındaki politikaları ağır sözlerle eleştirilirken, söz konusu satış girişimleri “halkın en temel hakkına doğrudan müdahale” olarak nitelendirildi. Ağırgöl, açıklamasında iktidarı “kamu varlıklarını sistematik biçimde tasfiye etmekle” suçlayarak, Türkiye’de yıllardır sürdürülen özelleştirme politikalarının ülkenin ekonomik ve sosyal yapısında derin tahribat yarattığını savundu. “Halk düşmanı, talancı ve vurguncu anlayış; halkımızın alın teriyle kurulan Cumhuriyet değerlerini bir bir elden çıkarmaktadır” ifadeleriyle tepkisini dile getiren Ağırgöl, sağlık kurumlarının satışa çıkarılmasını ise “kabul edilemez bir kırılma noktası” olarak tanımladı. “KAMU VARLIKLARI TEK TEK ELDEN ÇIKARILIYOR” Açıklamada, bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirmelere de değinilerek, doğal kaynaklardan altyapı yatırımlarına kadar pek çok stratejik alanın özel sermayeye devredildiği belirtildi. Ağırgöl, “Derelerden ormanlara, madenlerden köprülere kadar her şey satıldı. Şimdi sıra halkın en temel hakkı olan sağlığa gelmiştir” diyerek sürecin geldiği noktaya dikkat çekti. Cumhurbaşkanlığı kararıyla Bursa’da bazı taşınmazların satışa çıkarıldığını hatırlatan Ağırgöl, özellikle sağlık alanındaki bu adımların toplum açısından ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. BURSA’DA SATIŞ LİSTESİNE GİREN SAĞLIK KURUMLARI HKP’nin açıklamasında, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından satış planına dahil edildiği belirtilen sağlık kuruluşları da tek tek sıralandı: Eski Bursa Devlet Hastanesi Bursa Ağız ve Diş Hastanesi Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği Mustafakemalpaşa Tepecik 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi Ağırgöl, bu kurumların yalnızca birer bina değil, halkın sağlık güvencesinin somut karşılığı olduğunu vurgulayarak, “Bu kurumlar satılamaz; çünkü bunlar ticari meta değil, kamusal haktır” dedi. “HALKIN SAĞLIK HAKKI HEDEFTE” Basın açıklamasında, mevcut ekonomik koşullarda vatandaşların zaten ciddi bir geçim krizi yaşadığına dikkat çekilerek, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin yoksulluğu daha da derinleştireceği ifade edildi. Ağırgöl, “İşsizlik, pahalılık ve yoksullukla mücadele eden halkımızın şimdi de sağlık hakkı elinden alınmak istenmektedir. Bu, sosyal devlet ilkesinin açıkça yok sayılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. “ÇÖZÜM ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDİR” Ağırgöl, açıklamasının devamında bu sürecin ancak toplumsal örgütlenme ve ortak mücadeleyle durdurulabileceğini savundu. Halkı mücadeleye çağıran HKP Bursa İl Başkanı, “Bu karanlık tabloyu değiştirecek olan güç, örgütlü halkın kendisidir” dedi. HKP’NİN SAĞLIK VİZYONU: PARASIZ VE KAMUSAL SİSTEM Açıklamada ayrıca Halkın Kurtuluş Partisi’nin programında yer alan sağlık politikalarına da geniş yer verildi. Buna göre; Sağlık hizmetlerinin tamamen kamusal bir hak olarak yeniden yapılandırılacağı, Tüm sağlık hizmetlerinin parasız olacağı, Sağlıktan kâr elde edilmesinin yasaklanacağı, Koruyucu hekimliğin esas alınacağı ve aile hekimliği sisteminin yaygınlaştırılacağı, Hastanelerin halkın ve sağlık emekçilerinin söz sahibi olduğu demokratik bir yapıyla yönetileceği vurgulandı. “HASTANELER HALKINDIR” Ağırgöl, açıklamasını güçlü sloganlarla tamamladı: “Sağlık haktır, satılamaz! Hastaneler halkındır, satılamaz!” HKP Bursa İl Örgütü tarafından yapılan bu açıklama, Bursa’da sağlık alanındaki özelleştirme tartışmalarını yeniden alevlendirirken, konunun önümüzdeki günlerde siyasi gündemin üst sıralarında yer alacağını gösteriyor.

Bursa Bilinçli Bir Şekilde Körleniyor! Haber

Bursa Bilinçli Bir Şekilde Körleniyor!

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, yaptığı sert ve dikkat çeken açıklamayla merkezi hükümeti hedef aldı. Kaya, Türkiye’nin en kritik sanayi ve yerleşim merkezlerinden biri olan Bursa’nın kentsel dönüşüm konusunda “bilinçli şekilde ihmal edildiğini” vurgulayarak, mevcut politikaları açıkça eleştirdi. Kaya, deprem gerçeğinin her geçen gün daha yıkıcı biçimde kendini hatırlattığını belirterek, Bursa’nın mevcut yapı stokunun alarm verdiğini ifade etti. Bilimsel veriler ve saha gözlemlerine dikkat çeken Kaya, şehrin yapı kalitesi ve risk durumu açısından “en tehlikeli illerden biri” olduğunun altını çizdi. Merkezi hükümetin kentsel dönüşüm desteklerini büyük ölçüde İstanbul’la sınırlı tutmasını “kabul edilemez bir çifte standart” olarak nitelendiren Kaya, “Yarısı Bizden” kampanyası ve 3 milyon TL’ye kadar 0,69 faizli kredi imkânının Bursa’ya uygulanmamasını açık bir eşitsizlik olarak değerlendirdi. Açıklamasında sert ifadeler kullanan Kaya, “Deprem şehirler arasında ayrım yapmazken, devletin ayrım yapması vicdanları yaralamaktadır” diyerek sosyal devlet anlayışının zedelendiğini söyledi. “GERÇEK BEKA SORUNU DEPREMDİR” Kaya, Türkiye’nin en büyük beka sorununun deprem olduğunu vurgulayarak, Gölcük ve Kahramanmaraş depremlerini örnek gösterdi. “Saniyeler süren depremler, aylar süren savaşlardan daha fazla can almıştır. Bu gerçek inkâr edilemez” ifadelerini kullandı. “ÇAĞRIMIZ NET, TAVRIMIZ SERT” İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı adına konuşan Kaya, çağrılarının açık olduğunu belirtti: Bursa’nın kentsel dönüşüm ihtiyacının artık ertelenemeyeceğini söyleyen Kaya, İstanbul’da uygulanan desteklerin derhal Bursa’da da hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. 3 milyon TL’ye kadar düşük faizli finansman desteğinin Bursalı vatandaşlara sunulmamasını “açık ihmal” olarak nitelendirdi. Kaya, olası bir felaketin yaşanması halinde sorumluluğun gerekli adımları atmayanlarda olacağını sert bir dille ifade ederek, “Bu vebalin altından kimse kalkamaz” dedi. Açıklamasını kararlı bir mesajla sonlandıran Kaya, Bursa’nın kaderinin ihmallerle belirlenmesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Bu mücadeleden geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Sert Çıkış: “Bu Bir Başarı Değil, Ekonomik Çöküşün İtirafıdır!” Haber

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Sert Çıkış: “Bu Bir Başarı Değil, Ekonomik Çöküşün İtirafıdır!”

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş, ilçede 2.058 aileye ulaştırılan sosyal yardımlar üzerinden yapılan “başarı” söylemlerine sert ve çarpıcı ifadelerle tepki gösterdi. Metinbaş, mevcut tabloyu “övünülecek bir hizmet değil, ekonominin geldiği vahim noktanın açık bir itirafı” olarak nitelendirdi. Metinbaş açıklamasında, yardım edilen aile sayısının öne çıkarılmasının bilinçli bir algı yönetimi olduğunu savunarak, asıl sorunun görmezden gelindiğini vurguladı. “2.058 aileye yardım ulaştırmakla övünüyorsunuz ama bu 2.058 ailenin neden yardıma muhtaç hale geldiğini tek kelime etmiyorsunuz” diyen Metinbaş, bu yaklaşımın sosyal gerçekliği perdelemekten başka bir anlam taşımadığını ifade etti. “BU BİR BAŞARI HİKAYESİ DEĞİL” Sert ifadeler kullanan Metinbaş, söz konusu tablonun bir başarı hikayesi olarak sunulmasını açık bir çarpıtma olarak değerlendirdi. “Bu bir başarı hikayesi değil; ekonominin çöküşünün itirafıdır” diyen Metinbaş, vatandaşların giderek artan bir şekilde sosyal yardımlara bağımlı hale getirildiğini belirtti. “İnsanları yardıma muhtaç hale getiren bir düzen kuracaksınız, sonra da bu insanların aldığı yardımı övünç vesilesi yapacaksınız. Bu yaklaşım ne sosyal devlet anlayışına sığar ne de vicdanla bağdaşır” ifadelerini kullanan Metinbaş, siyaset kurumunun asli görevinin bu olmadığını söyledi. “GERÇEK SİYASET, BAĞIMLILIK DEĞİL ÜRETİM YARATIR” Metinbaş açıklamasının devamında, sosyal yardımların önemini reddetmediklerini ancak bunun kalıcı bir çözüm olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. “Elbette sosyal yardımlar gereklidir. Ancak sürdürülebilir olan; insanların kendi emeğiyle geçinebildiği, üretimin ve istihdamın güçlü olduğu bir ekonomik düzendir” dedi. Sorunların büyütülüp ardından çözülüyormuş gibi sunulmasını sert sözlerle eleştiren Metinbaş, “Sorunu derinleştirip sonra pansuman yapmak siyaset değildir. Gerçek siyaset; insanları yardıma muhtaç etmeyen bir sistemi inşa etmektir” şeklinde konuştu. “RAKAMLAR GERÇEĞİ GİZLEYEMEZ” Ekonomik büyüme verilerine de değinen Metinbaş, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından dile getirilen büyüme oranlarının toplumun büyük kesimine yansımadığını söyledi. TÜİK verilerine atıfta bulunan Metinbaş, “%3,5 büyüdük deniliyor. Ancak bu büyümeden toplumun %95’i refah payı alamamış durumda. Bu %95’in bir kısmı daha da fakirleşti, bir kısmı ise yerinde saydı” dedi. Metinbaş, İnegöl özelinde açıklanan yardım rakamlarının da bu gerçeği gözler önüne serdiğini belirterek, “Bu tablo, büyümeden pay alamayan geniş kitlelerin sadece küçük bir bölümüne ulaşılabildiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. “YA ULAŞAMADIKLARINIZ?” Açıklamasının en çarpıcı bölümünde ise yetkililere doğrudan seslenen Metinbaş, şu ifadeleri kullandı: “İnegöl’de ulaştığınız 2.058 aileyi anlatıyorsunuz. Peki ya ulaşamadıklarınız? Ya o binler, on binler? Onların sesi neden duyulmuyor? Gerçek tabloyu görmek istiyorsanız, rakamların arkasına saklanmayı bırakın.” Metinbaş, açıklamasını ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesi çağrısıyla tamamlayarak, mevcut anlayışın devam etmesi halinde sosyal yardıma muhtaç kesimlerin daha da artacağı uyarısında bulundu.

EMEDFED Bursa’dan İftar Programında Güçlü Mesaj: “Emeklinin ve Emekçinin Sesi Daha Gür Çıkacak” Haber

EMEDFED Bursa’dan İftar Programında Güçlü Mesaj: “Emeklinin ve Emekçinin Sesi Daha Gür Çıkacak”

Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) Bursa İl Sekreteri Ahmet Aşık, Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aynı zamanda EMEDFED Bursa İl Başkan Vekili sıfatıyla programa katılan Aşık, gecenin yalnızca bir iftar buluşması olmanın ötesinde, toplumsal dayanışma ve ortak akıl açısından önemli bir platform niteliği taşıdığını vurguladı. Bursa’da geniş katılımla gerçekleştirilen programda, emekli derneklerinin temsilcileri ile birlikte şehit ve gazi yakınlarının da yer alması, organizasyona ayrı bir anlam kattı. Toplumun farklı kesimlerini aynı sofrada buluşturan iftar programı, birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun güçlendirilmesine katkı sağladı. Programda yapılan açılış konuşmalarında, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sosyal ve ekonomik sorunlara karşı ortak hareket etmenin gerekliliği ön plana çıktı. Özellikle “söz konusu vatan olduğunda” tüm farklılıkların bir kenara bırakılması gerektiği vurgulanarak, daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye hedefi doğrultusunda iş birliği mesajları verildi. EMEDFED Bursa İl Sekreteri Ahmet Aşık da yaptığı değerlendirmede, emekli ve emekçilerin içinde bulunduğu ekonomik zorluklara dikkat çekti. Aşık, emeklilerin alım gücündeki ciddi düşüş, artan yaşam maliyetleri ve sosyal haklara erişimde yaşanan sıkıntıların artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığını ifade etti. Bu kapsamda federasyon olarak, hem yerel hem de ulusal düzeyde çözüm odaklı çalışmalar yürüttüklerini belirten Aşık, “Emeklinin ve emekçinin sesi olmak, sadece bir sorumluluk değil aynı zamanda vicdani bir görevdir” ifadelerini kullandı. Aşık, özellikle başkanlık ve meclis platformlarında emekli ve emekçilerin haklarını savunmaya yönelik girişimlerin sürdüğünü belirterek, bu mücadelenin kararlılıkla devam edeceğinin altını çizdi. Sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Aşık, emeklilerin insanca yaşam koşullarına kavuşmasının temel bir hak olduğunu vurguladı. İftar programının sonunda ise EMEDFED adına teşekkür mesajı iletildi. Ahmet Aşık, nazik davetleri ve ev sahiplikleri dolayısıyla başta Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmud Arıkan olmak üzere, Bursa İl Başkanı Hamza Gürel ve parti teşkilatına teşekkür etti. Bu tür organizasyonların yalnızca bir araya gelme vesilesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal sorunların dile getirildiği ve çözüm yollarının istişare edildiği önemli zeminler olduğunu belirten Aşık, EMEDFED olarak her platformda emeklinin ve emekçinin hakkını savunmaya devam edeceklerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.