Hava Durumu

#Sosyal Devlet

Gürsu Haber - Sosyal Devlet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Devlet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Sert Çıkış: “Bu Bir Başarı Değil, Ekonomik Çöküşün İtirafıdır!” Haber

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Sert Çıkış: “Bu Bir Başarı Değil, Ekonomik Çöküşün İtirafıdır!”

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş, ilçede 2.058 aileye ulaştırılan sosyal yardımlar üzerinden yapılan “başarı” söylemlerine sert ve çarpıcı ifadelerle tepki gösterdi. Metinbaş, mevcut tabloyu “övünülecek bir hizmet değil, ekonominin geldiği vahim noktanın açık bir itirafı” olarak nitelendirdi. Metinbaş açıklamasında, yardım edilen aile sayısının öne çıkarılmasının bilinçli bir algı yönetimi olduğunu savunarak, asıl sorunun görmezden gelindiğini vurguladı. “2.058 aileye yardım ulaştırmakla övünüyorsunuz ama bu 2.058 ailenin neden yardıma muhtaç hale geldiğini tek kelime etmiyorsunuz” diyen Metinbaş, bu yaklaşımın sosyal gerçekliği perdelemekten başka bir anlam taşımadığını ifade etti. “BU BİR BAŞARI HİKAYESİ DEĞİL” Sert ifadeler kullanan Metinbaş, söz konusu tablonun bir başarı hikayesi olarak sunulmasını açık bir çarpıtma olarak değerlendirdi. “Bu bir başarı hikayesi değil; ekonominin çöküşünün itirafıdır” diyen Metinbaş, vatandaşların giderek artan bir şekilde sosyal yardımlara bağımlı hale getirildiğini belirtti. “İnsanları yardıma muhtaç hale getiren bir düzen kuracaksınız, sonra da bu insanların aldığı yardımı övünç vesilesi yapacaksınız. Bu yaklaşım ne sosyal devlet anlayışına sığar ne de vicdanla bağdaşır” ifadelerini kullanan Metinbaş, siyaset kurumunun asli görevinin bu olmadığını söyledi. “GERÇEK SİYASET, BAĞIMLILIK DEĞİL ÜRETİM YARATIR” Metinbaş açıklamasının devamında, sosyal yardımların önemini reddetmediklerini ancak bunun kalıcı bir çözüm olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. “Elbette sosyal yardımlar gereklidir. Ancak sürdürülebilir olan; insanların kendi emeğiyle geçinebildiği, üretimin ve istihdamın güçlü olduğu bir ekonomik düzendir” dedi. Sorunların büyütülüp ardından çözülüyormuş gibi sunulmasını sert sözlerle eleştiren Metinbaş, “Sorunu derinleştirip sonra pansuman yapmak siyaset değildir. Gerçek siyaset; insanları yardıma muhtaç etmeyen bir sistemi inşa etmektir” şeklinde konuştu. “RAKAMLAR GERÇEĞİ GİZLEYEMEZ” Ekonomik büyüme verilerine de değinen Metinbaş, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından dile getirilen büyüme oranlarının toplumun büyük kesimine yansımadığını söyledi. TÜİK verilerine atıfta bulunan Metinbaş, “%3,5 büyüdük deniliyor. Ancak bu büyümeden toplumun %95’i refah payı alamamış durumda. Bu %95’in bir kısmı daha da fakirleşti, bir kısmı ise yerinde saydı” dedi. Metinbaş, İnegöl özelinde açıklanan yardım rakamlarının da bu gerçeği gözler önüne serdiğini belirterek, “Bu tablo, büyümeden pay alamayan geniş kitlelerin sadece küçük bir bölümüne ulaşılabildiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. “YA ULAŞAMADIKLARINIZ?” Açıklamasının en çarpıcı bölümünde ise yetkililere doğrudan seslenen Metinbaş, şu ifadeleri kullandı: “İnegöl’de ulaştığınız 2.058 aileyi anlatıyorsunuz. Peki ya ulaşamadıklarınız? Ya o binler, on binler? Onların sesi neden duyulmuyor? Gerçek tabloyu görmek istiyorsanız, rakamların arkasına saklanmayı bırakın.” Metinbaş, açıklamasını ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesi çağrısıyla tamamlayarak, mevcut anlayışın devam etmesi halinde sosyal yardıma muhtaç kesimlerin daha da artacağı uyarısında bulundu.

EMEDFED Bursa’dan İftar Programında Güçlü Mesaj: “Emeklinin ve Emekçinin Sesi Daha Gür Çıkacak” Haber

EMEDFED Bursa’dan İftar Programında Güçlü Mesaj: “Emeklinin ve Emekçinin Sesi Daha Gür Çıkacak”

Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) Bursa İl Sekreteri Ahmet Aşık, Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aynı zamanda EMEDFED Bursa İl Başkan Vekili sıfatıyla programa katılan Aşık, gecenin yalnızca bir iftar buluşması olmanın ötesinde, toplumsal dayanışma ve ortak akıl açısından önemli bir platform niteliği taşıdığını vurguladı. Bursa’da geniş katılımla gerçekleştirilen programda, emekli derneklerinin temsilcileri ile birlikte şehit ve gazi yakınlarının da yer alması, organizasyona ayrı bir anlam kattı. Toplumun farklı kesimlerini aynı sofrada buluşturan iftar programı, birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunun güçlendirilmesine katkı sağladı. Programda yapılan açılış konuşmalarında, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sosyal ve ekonomik sorunlara karşı ortak hareket etmenin gerekliliği ön plana çıktı. Özellikle “söz konusu vatan olduğunda” tüm farklılıkların bir kenara bırakılması gerektiği vurgulanarak, daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye hedefi doğrultusunda iş birliği mesajları verildi. EMEDFED Bursa İl Sekreteri Ahmet Aşık da yaptığı değerlendirmede, emekli ve emekçilerin içinde bulunduğu ekonomik zorluklara dikkat çekti. Aşık, emeklilerin alım gücündeki ciddi düşüş, artan yaşam maliyetleri ve sosyal haklara erişimde yaşanan sıkıntıların artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığını ifade etti. Bu kapsamda federasyon olarak, hem yerel hem de ulusal düzeyde çözüm odaklı çalışmalar yürüttüklerini belirten Aşık, “Emeklinin ve emekçinin sesi olmak, sadece bir sorumluluk değil aynı zamanda vicdani bir görevdir” ifadelerini kullandı. Aşık, özellikle başkanlık ve meclis platformlarında emekli ve emekçilerin haklarını savunmaya yönelik girişimlerin sürdüğünü belirterek, bu mücadelenin kararlılıkla devam edeceğinin altını çizdi. Sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Aşık, emeklilerin insanca yaşam koşullarına kavuşmasının temel bir hak olduğunu vurguladı. İftar programının sonunda ise EMEDFED adına teşekkür mesajı iletildi. Ahmet Aşık, nazik davetleri ve ev sahiplikleri dolayısıyla başta Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmud Arıkan olmak üzere, Bursa İl Başkanı Hamza Gürel ve parti teşkilatına teşekkür etti. Bu tür organizasyonların yalnızca bir araya gelme vesilesi olmadığını, aynı zamanda toplumsal sorunların dile getirildiği ve çözüm yollarının istişare edildiği önemli zeminler olduğunu belirten Aşık, EMEDFED olarak her platformda emeklinin ve emekçinin hakkını savunmaya devam edeceklerini ifade etti.

EMADDER’den Sert Çıkış: “Bu Bir Sistem Sorunu Değil, Açık Bir Adaletsizliktir!” Haber

EMADDER’den Sert Çıkış: “Bu Bir Sistem Sorunu Değil, Açık Bir Adaletsizliktir!”

Türkiye’de emeklilik sistemi yeniden tartışma konusu olurken, Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER) Genel Başkanı Mihriban Uğurlu’dan son derece sert ve dikkat çeken bir açıklama geldi. Uğurlu, mevcut sistemin milyonlarca çalışanı mağdur ettiğini belirterek, “Bu tablo teknik bir eksiklik değil; doğrudan bir adalet krizidir” ifadelerini kullandı. A Haber analizine göre, açıklamalar yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda emeklilik sistemine yönelik kapsamlı bir yeniden yapılanma çağrısı niteliği taşıyor. “Aynı Şartlarda Çalışanlar, Farklı Kaderlere Mahkûm Ediliyor” Mihriban Uğurlu’nun en çarpıcı vurgularından biri, sistemin yarattığı eşitsizlik üzerine oldu. Türkiye’de milyonlarca vatandaş: Aynı işte çalışmasına Benzer sürelerde prim ödemesine Aynı ekonomik koşulları paylaşmasına rağmen Sadece bir gün, bir hafta ya da bir ay farkla tamamen farklı emeklilik şartlarına tabi tutuluyor. Uğurlu bu durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Bir günle hayatların değiştiği bir sistem, adil olamaz. Bu, teknik bir detay değil; insanların geleceğini belirleyen ağır bir haksızlıktır.” Kademeli Emeklilik Vurgusu: “Zorunluluk Haline Gelmiştir” EMADDER’in en güçlü taleplerinden biri olan kademeli emeklilik, açıklamanın merkezinde yer aldı. Uğurlu’ya göre: Mevcut sistem keskin geçişler içeriyor Bu durum, belirli bir kesimi tamamen sistem dışına itiyor Sosyal güvenlikte öngörülebilirlik ortadan kalkıyor Bu nedenle çözümün açık olduğu ifade ediliyor: “Adil bir geçiş için kademeli emeklilik artık bir tercih değil, zorunluluktur.” “Prim Var, Yıl Var Ama Emeklilik Yok” Sahadan gelen veriler de sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Uğurlu, milyonlarca kişinin: Gerekli prim gün sayısını doldurduğunu Uzun yıllar çalıştığını Sisteme düzenli katkı sağladığını ancak buna rağmen emekli olamadığını vurguladı. Bu tabloyu ise şu cümleyle özetledi: “İnsanlar çalışmış, ödemiş ama karşılığını alamamıştır. Bu, sosyal devlet ilkesinin zedelenmesidir.” Sosyal Devlet Eleştirisi: “Emeğin Hakkı Korunmuyor” Açıklamada sadece teknik düzenlemeler değil, sistemin temel felsefesi de sorgulandı. Uğurlu’ya göre sosyal devlet: Emeğin karşılığını garanti altına almalı Vatandaşına öngörülebilir bir gelecek sunmalı Hak kaybını değil, hakkın teslimini esas almalı Ancak mevcut tabloda bunun tam tersinin yaşandığı ifade ediliyor. EYT Sonrası Yeni Dalga: “Sorun Bitmedi, Şekil Değiştirdi” Uzmanlara göre EYT düzenlemesi önemli bir adım olsa da, sistemdeki sorunları tamamen çözmedi. Aksine: Yeni bir mağduriyet grubu oluştu “Kademeli emeklilik” talebi daha görünür hale geldi Sistem içindeki dengesizlikler daha net ortaya çıktı EMADDER de tam bu noktada yeni bir düzenleme çağrısı yapıyor. Çözüm Çağrısı: “Adil, Şeffaf ve Öngörülebilir Sistem” Mihriban Uğurlu’nun ortaya koyduğu çözüm çerçevesi üç temel başlıkta toplanıyor: 1. Kademeli Geçiş Sistemi Keskin sınırlar yerine adil bir geçiş modeli 2. Eşitlik İlkesi Aynı koşullarda çalışanlar için eşit haklar 3. Öngörülebilirlik Vatandaşın geleceğini planlayabileceği net bir sistem “Bu Sadece Ekonomik Değil, Vicdani Bir Mesele” Uğurlu’nun açıklamasında dikkat çeken bir diğer unsur da vurgunun yalnızca ekonomik değil, vicdani olması. “Bu mesele sadece maaş meselesi değildir. Bu, emeğin karşılığını alıp alamama meselesidir.” Bu yaklaşım, tartışmayı teknik bir reform alanından çıkarıp doğrudan toplumsal adalet zeminine taşıyor. Sonuç: Gözler Yeni Düzenlemede EMADDER’in çıkışı, önümüzdeki dönemde emeklilik sistemiyle ilgili yeni bir düzenleme tartışmasını tetikleyebilir. Ortaya konan tablo net: Sistem içinde ciddi eşitsizlikler var Milyonlarca kişi kendini dışlanmış hissediyor Kademeli emeklilik talebi giderek büyüyor Mihriban Uğurlu’nun sözleriyle: “Adalet ertelenemez. Emek bekletilemez. Bu sorun çözülmek zorundadır.” Türkiye’de emeklilik sistemi yeniden şekillenir mi? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki süreçte atılacak adımlarla netleşecek.

Emekli Hakları Savunucusu Gönül Boran Özüpak’tan İkramiye Açıklamasına Tepki Haber

Emekli Hakları Savunucusu Gönül Boran Özüpak’tan İkramiye Açıklamasına Tepki

Türkiye’de milyonlarca emekliyi yakından ilgilendiren bayram ikramiyeleri tartışması sürerken, emekli hakları savunucusu Gönül Boran Özüpak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan “emeklilere müjde” açıklamasına sert sözlerle yanıt verdi. Özüpak, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada emeklilerin artık “müjde değil, hak ettikleri adil gelir paylaşımını” beklediğini ifade etti. Özüpak paylaşımında, son dönemde sıkça gündeme gelen bayram ikramiyesi artışlarının emeklilerin temel sorunlarını çözmekten uzak olduğunu belirterek, emeklilerin asıl beklentisinin insanca yaşamaya yetecek bir aylık olduğunu vurguladı. “Müjde Değil, Hak İstiyoruz” Gönül Boran Özüpak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ‘Emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum’ diyorsunuz. Ama gerçek şu ki müjdeler artık müjdelikten çıktı. Emeklilerin beklediği şey müjde değil, adaletli paylaşımla hakkıdır.” Özüpak, emeklilerin ekonomik şartlar karşısında giderek daha zor bir yaşam sürdürdüğünü belirterek, verilen bayram ikramiyelerine sevinmek zorunda bırakılmalarının bir başarı değil, aksine mevcut sosyal politikaların ortaya çıkardığı tablo olduğunu savundu. “Emekli Sadaka Aylığına Mahkûm Edilmemeli” Açıklamasında emeklilerin temel beklentisinin düzenli ve yeterli gelir olduğunu vurgulayan Özüpak, şu değerlendirmeyi yaptı: “Emekliyi verilen ikramiyeye sevinecek noktaya getirmek bir başarı değildir. Aksine emekliyi sadaka aylıklarına mahkûm eden politikaların acı bir gerçeğidir. Emekli, bayramdan önce hesabına yatacak birkaç kuruşu değil, her ay insanca yaşayabileceği bir aylığı hak edendir.” “Devletin Görevi Lütuf Değil Hak Vermektir” Emeklilerin sosyal devlet anlayışı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özüpak, devletin emeklileri yalnızca bayram dönemlerinde hatırlamasının doğru bir yaklaşım olmadığını dile getirdi. “Devleti yönetenlerin görevi emekliyi bayramdan bayrama lütufmuş gibi sunulan harçlıklarla hatırlamak değildir. Asıl görev, emekliyi hak ettiği refah seviyesine ulaştırmaktır” diyen Özüpak, emeklilerin maaşlarının yaşam maliyetleri karşısında yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Emeklilerin Gündemi: Geçim Mücadelesi Türkiye’de milyonlarca emekli, son yıllarda artan yaşam maliyetleri, kira ve gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle geçim sıkıntısını sık sık gündeme getiriyor. Emekli dernekleri ve sivil toplum temsilcileri, bayram ikramiyeleri gibi dönemsel desteklerin yanı sıra kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini savunuyor. Özüpak’ın açıklaması da sosyal medyada kısa sürede geniş yankı bulurken, birçok emekli kullanıcı paylaşımın altına yorum yaparak benzer taleplerini dile getirdi. Uzmanlar ise emeklilerin alım gücünün artırılması için maaş artışlarının enflasyon karşısında daha güçlü korunması ve gelir dağılımında daha dengeli politikalar uygulanması gerektiğini belirtiyor.

Memur Emeklilerinin Ekonomik Mağduriyetini Gidermeye Yönelik Yasa Teklifi TBMM Başkanlığı’nda Haber

Memur Emeklilerinin Ekonomik Mağduriyetini Gidermeye Yönelik Yasa Teklifi TBMM Başkanlığı’nda

Memur emeklilerinin uzun süredir gündemde olan maaş kaybı ve gelir adaletsizliği sorununu gidermeye yönelik yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu. Teklif, aktif görevdeki memurlar ile emekli memurlar arasında giderek açılan maaş farkının kapatılmasını ve özellikle 2023 Temmuz ayında yapılan seyyanen zammın emeklilere de yansıtılmasını öngörüyor. Teklifte, memur emeklilerine 22 bin 157 TL tutarında seyyanen zam hakkı verilmesi gerektiği vurgulanarak mevcut uygulamanın sosyal devlet ilkesi ve hakkaniyet anlayışıyla bağdaşmadığı ifade edildi. 2023 Temmuz Seyyanen Zammı ve Ortaya Çıkan Sorun 2023 yılı Temmuz ayında, kamu görevlilerine enflasyon farkı ve toplu sözleşme zammına ek olarak 8.077 TL seyyanen artış yapılmış, bu tutar sonraki katsayı artışlarıyla birlikte 22 bin TL seviyesine kadar yükselmişti. Ancak söz konusu artış, maaş kalemlerine ek ödeme şeklinde düzenlendiği için emekli memurların aylıklarına yansıtılmadı. Bu durum, aktif memurlar ile emekliler arasındaki gelir makasının hızla açılmasına neden oldu. Aynı unvan ve dereceden emekli olmuş bir memur ile halen görev yapan meslektaşı arasındaki maaş farkı bazı kadrolarda 20 bin TL’nin üzerine çıktı. Yasa teklifinin gerekçesinde, yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisinin bu uygulama nedeniyle mağdur olduğu belirtiliyor. Gelir Farkının Derinleşmesi Teklif sahibi milletvekili, aktif çalışan memurlar ile emekliler arasındaki gelir farkının her geçen gün daha da arttığını vurguladı. Özellikle yüksek enflasyon ortamında emekli maaşlarının reel alım gücünün ciddi şekilde gerilediğine dikkat çekildi. Ekonomik veriler incelendiğinde: 2021–2024 döneminde yüksek enflasyon nedeniyle sabit gelirli kesimlerin alım gücü önemli ölçüde azaldı. Aktif memurlar, ek ödeme ve tazminat artışlarıyla görece korunurken, emekli memurlar bu artışlardan sınırlı ölçüde faydalandı. Seyyanen zam emeklilere yansıtılmadığı için maaş sisteminde yapısal bir dengesizlik oluştu. Uzmanlara göre, emekli maaşlarının görev maaşına oranı geçmişte yüzde 75-80 seviyelerindeyken, son düzenlemeler sonrası bu oran bazı meslek gruplarında yüzde 55-60 seviyelerine kadar geriledi. Teklifin Hukuki Dayanakları: 5510 Sayılı Kanun ve 375 Sayılı KHK Teklif, iki temel mevzuatta değişiklik öngörüyor: 1. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Bu kanun, Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin temel çerçevesini belirliyor. Memur emeklilerinin aylık bağlama sistemi de bu kanun kapsamında düzenleniyor. Yapılması planlanan değişiklikle, seyyanen artışın emekli aylıklarına da yansıtılmasının önü açılmak isteniyor. 2. 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 375 sayılı KHK, kamu personeline yapılan ek ödeme ve mali hak düzenlemelerini içeriyor. 2023’te yapılan seyyanen artış bu KHK kapsamında düzenlenmişti. Ancak düzenleme aktif personeli kapsadığı için emekliler kapsam dışında kaldı. Teklif, bu ayrımı ortadan kaldırmayı hedefliyor. Sosyal Devlet İlkesi ve Anayasal Boyut Teklifin gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “sosyal devlet” ilkesine atıf yapılıyor. Sosyal devlet anlayışı; gelir dağılımında adaleti sağlama, dezavantajlı kesimleri koruma ve sosyal güvenlik hakkını güvence altına alma yükümlülüğünü içeriyor. Memur emeklilerinin aktif çalışanlarla aynı sistemi paylaşmalarına rağmen benzer mali iyileştirmelerden yararlanamaması, teklif sahiplerine göre anayasal eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle çelişiyor. Bütçe Etkisi ve Ekonomik Tartışmalar Yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisine 22 bin 157 TL tutarında ek artış verilmesi halinde kamu bütçesine aylık milyarlarca liralık ek yük getireceği hesaplanıyor. Ekonomistler bu konuda iki farklı görüş ortaya koyuyor: Destekleyen görüşler: Emeklilerin alım gücünün artırılması iç talebi canlandırabilir. Sosyal adalet ve gelir dengesi açısından gereklidir. Enflasyon karşısında korunma sağlanmalıdır. Temkinli yaklaşan görüşler: Bütçe açığı ve kamu harcamaları üzerindeki baskı artabilir. Enflasyonist etki yaratma riski bulunabilir. Uzun vadede sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesi etkilenebilir. Siyasi ve Toplumsal Yansımalar Memur emeklileri, son dönemde sendikalar ve emekli dernekleri aracılığıyla eşit zam taleplerini sık sık dile getiriyor. Özellikle seçim dönemlerinde gündeme gelen “zam eşitliği” konusu, kamuoyunda geniş yankı bulmuş durumda. Teklifin yasalaşması halinde: Emekli maaş sisteminde yapısal bir değişiklik yapılmış olacak. Aktif-emekli gelir dengesi kısmen yeniden sağlanacak. Benzer düzenlemelerin diğer emekli grupları için de gündeme gelmesi olası olacak. Sonuç TBMM’ye sunulan yasa teklifi, memur emeklilerinin ekonomik kayıplarını telafi etmeyi ve aktif memurlarla aralarındaki gelir farkını kapatmayı amaçlıyor. 2023 Temmuz ayında yapılan seyyanen zammın emeklilere yansıtılmamasıyla ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi, teklifin temel dayanağını oluşturuyor. Yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisini doğrudan ilgilendiren düzenleme, hem sosyal devlet ilkesi hem de kamu maliyesi dengeleri açısından Meclis’te kapsamlı tartışmalara sahne olmaya aday görünüyor. İlerleyen süreçte teklifin komisyon aşamasında nasıl şekilleneceği ve hükümetin bu konudaki tutumu belirleyici olacak.

Saadet Partisi’nden Anlamlı Buluşma: Engelli Vatandaşlarla İftar Sofrasında Dayanışma Mesajı Haber

Saadet Partisi’nden Anlamlı Buluşma: Engelli Vatandaşlarla İftar Sofrasında Dayanışma Mesajı

Saadet Partisi teşkilatının toplumsal duyarlılık çalışmalarına bir yenisi daha eklendi. Saadet Partisi İl Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen program kapsamında, engelli vatandaşlarla iftar sofrasında bir araya gelinerek dayanışma ve toplumsal farkındalık mesajı verildi. Programa, Hamza Gürsel başta olmak üzere il başkan yardımcıları ve parti yöneticileri katılım sağladı. Organizasyon, İl Engelliler Komisyonu’nun koordinasyonunda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Geniş Katılım ve Samimi Atmosfer İftar programı boyunca engelli bireyler ve aileleriyle yakından ilgilenen parti yöneticileri, masaları tek tek ziyaret ederek vatandaşların talep ve önerilerini dinledi. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada birlik, beraberlik ve sosyal dayanışma vurgusu ön plana çıktı. Katılımcılar, böyle organizasyonların yalnızca bir iftar programı olmanın ötesinde toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli olduğunu ifade etti. “Engeller Dayanışmayla Aşılır” Programda konuşan İl Başkanı Hamza Gürsel, engelli bireylerin toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, engellerin ancak toplumsal bilinç ve güçlü dayanışma ile aşılabileceğini ifade etti. Gürsel, herkes için erişilebilir, adil ve eşit bir yaşamın sağlanmasının sosyal devlet anlayışının temel gerekliliklerinden biri olduğunu belirterek, bu konuda farkındalık oluşturmaya devam edeceklerini söyledi. Sosyal Politikalar Vurgusu Programda yapılan değerlendirmelerde, engelli bireylerin eğitim, istihdam, sağlık ve sosyal hayata katılım konularında karşılaştıkları sorunların çözümü için daha kapsayıcı politikaların gerekliliğine dikkat çekildi. Saadet Partisi yöneticileri, engelli vatandaşların yalnızca belirli gün ve haftalarda değil her zaman hatırlanması gerektiğini belirterek, toplumun tüm kesimlerinin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. “Erişilebilir ve Adil Bir Yaşam İçin Çalışıyoruz” Parti yetkilileri yaptıkları açıklamada, engelsiz bir yaşamın yalnızca fiziki düzenlemelerle değil, zihinsel dönüşüm ve toplumsal duyarlılıkla mümkün olacağını vurguladı. Saadet Partisi olarak herkes için erişilebilir şehirler, fırsat eşitliği ve sosyal adalet temelinde çalışmalarını sürdürdüklerini belirten yetkililer, bu tür buluşmaların toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Toplumsal Dayanışma Mesajı Program sonunda birlik ve beraberlik mesajı verilerek, engelli vatandaşların hayatın her alanında daha aktif rol alabilmeleri için toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiği dile getirildi. İftar programı, hatıra fotoğraflarının çekilmesi ve vatandaşlarla yapılan sohbetlerin ardından sona erdi.

Emekli Memurlardan Hak Arayışında Yeni Perde! Haber

Emekli Memurlardan Hak Arayışında Yeni Perde!

Emekli memurlar öncülüğünde emekli memurların gündeme taşıdığı “seyyanen ilave ödeme” tartışması, sosyal güvenlik sistemine yönelik en sert çıkışlardan birine dönüştü. Emek örgütleri, seyyanen artışın bir lütuf değil, Anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış kazanılmış hak olduğunu vurgulayarak, 34 aydır ödenmeyen tutarların açık bir hak kaybı olduğunu savundu. Emekli memurlar adına yapılan açıklamalarda, “Seyyanen ilave ödeme emekli memurun müktesep hakkıdır. Anayasaya ve kanunlara aykırı uygulamalarla hukuksuzca el konulamaz” denildi. Açıklamada, söz konusu ödemenin ötelenmesinin ya da görmezden gelinmesinin yalnızca idari bir tasarruf değil, doğrudan kul hakkı ihlali olduğu ifade edildi. “EN BÜYÜK KAMU HABERİ: 35 AYDIR ÖDENMEYEN HAK” Emekli memurların temsilcileri, 35 aydır hak ettikleri ödemeyi alamadıklarını ve bazı emekli memur maaşlarının asgari ücretin altında kaldığını belirterek durumu “vahim ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Bu konuyu teğet geçenin ya dünyadan haberi yoktur ya da bir kasıt vardır. Ortası yok” ifadeleriyle kamuoyuna ve yetkililere sert mesaj verildi. Sosyal güvenlik sisteminde 2008 öncesi ve sonrası ayrımına da dikkat çekilen değerlendirmelerde, her iki grubun da haklarının yasalarla belirlendiği, ancak kanun dışı uygulamalarla ortaya çıkan hak kayıplarının kabul edilmeyeceği dile getirildi. “Kanunlar dışındaki hak kayıplarını kabullenmemiz mümkün değildir” denildi. “SSK YARDIM KURULUŞU DEĞİLDİR” Açıklamada, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına da vurgu yapıldı: “SSK bir yardım kuruluşu değildir. Emekli, primleri karşılığı maaş alır.” Emekliliğin bir sosyal yardım değil, yıllarca ödenmiş primlerin karşılığı olduğu hatırlatılarak, seyyanen ilave ödemenin de bu çerçevede yasal bir hak olduğu belirtildi. Emekli memurlar, “En düşük emekli” tanımına da tepki göstererek, her emeklinin bağlı bulunduğu yasa çerçevesinde maaş aldığını, keyfi sınıflandırmalarla haklarının budanamayacağını ifade etti. “En düşük diye bir emekli yoktur” denilen açıklamada, maaşların yetersizliğinin sistemsel bir adaletsizlik olduğu savunuldu. “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK” Emek örgütleri, emekli memurların ayrımcı politikalara kurban edildiğini öne sürerek, bu durum karşısında sessiz kalmayacaklarını duyurdu. Sosyal medya üzerinden yürütülen #MemurEmeklisineAdalet ve #EmekliMemur etiketli kampanyaların büyütüleceği, demokratik ve hukuki tüm yolların sonuna kadar kullanılacağı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, emeklilerin hayatlarının son döneminde geçim derdiyle baş başa bırakılmasının sosyal devlet ilkesine ağır darbe olduğu vurgulanarak, “Yapacak, oyalanacak hiçbir şey bırakmadılar hayatımızın son deminde” sözleriyle yaşanan mağduriyetin boyutu ortaya kondu. Emekli memurların çağrısı net: Seyyanen ilave ödeme derhal ve eksiksiz biçimde hayata geçirilmeli, 34 aylık kayıp telafi edilmeli ve sosyal güvenlikte adalet gecikmeden sağlanmalı. Aksi halde, yükselen tepkinin daha geniş ve daha örgütlü bir hak arama mücadelesine dönüşeceği mesajı verildi.

İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Çıkış: “Vatandaş Kendi Tapulu Arsasında Ev Yaptı Diye Cezalandırılamaz” Haber

İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Çıkış: “Vatandaş Kendi Tapulu Arsasında Ev Yaptı Diye Cezalandırılamaz”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yıllardır çözülemeyen imar sorunları ve özellikle 2018 sonrası yaşanan mağduriyetlere ilişkin çok sert ifadelerle kapsamlı bir açıklama yaptı. Hacıoğlu, plansızlık ve geciken imar düzenlemelerinin bedelinin vatandaşa ödetildiğini belirterek, mevcut uygulamaların hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini söyledi. “Yıllarca plan yapmayanlar değil, vatandaş cezalandırılıyor” Hacıoğlu, birçok bölgede yıllarca imar planı yapılmaması nedeniyle vatandaşların kendi tapulu arazilerinde barınma ihtiyacını karşılamak için yapı yapmak zorunda kaldığını vurgulayarak mevcut uygulamaların adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. “Yıllardır yapılmayan imar planları nedeniyle vatandaş kendi tapulu arazisine ev yaptı diye cezalandırılmamalı. Asıl sorun planlama eksikliğidir. Bunun faturasını vatandaşa kesmek kabul edilemez” dedi. “Çözüm yıkım değil, kayıt altına alma ve denetim” Deprem gerçeğinin Türkiye’nin en temel gündemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, çözümün topyekûn yıkım politikası olmadığını, bilimsel ve teknik kriterlerle ayrıştırma yapılması gerektiğini söyledi. “Deprem gerçeği ortadayken çözüm yıkım değil; sağlamı korumak, riskliyi güçlendirmektir. Akılcı olan budur. Kayıt altına alma ve etkin denetim mekanizması kurulmalıdır” ifadelerini kullandı. “Yeni yasal düzenleme şart” Hacıoğlu, özellikle 2018 İmar Barışı sonrası ortaya çıkan hukuki ve idari sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını belirterek yeni bir yasal düzenleme çağrısında bulundu. “İmar Barışı sonrası oluşan mağduriyetlerin giderilmesi ve iptal edilen Yapı Kayıt Belgeleri için yeni bir yasal düzenleme şarttır. Vatandaş mağdur edilmemelidir” dedi. “Sağlam yapılar yıkılmasın, Bina Kimlik Belgesi ile kayıt altına alınsın” Dernek olarak somut çözüm önerileri sunduklarını belirten Hacıoğlu, teknik incelemelerle güvenli olduğu tespit edilen yapıların korunması gerektiğini vurguladı. “Sağlam yapılar yıkılmasın. Tespit edilip ‘Bina Kimlik Belgesi’ ile kayıt altına alınsın. Böylece hem ekonomi hem vatandaş kazanır. Kaynak israfı önlenir” açıklamasında bulundu. “Devletin verdiği belgeyi yıllar sonra iptal etmek güveni sarsar” Hacıoğlu, Yapı Kayıt Belgesi sürecinde devletin vatandaşlardan ücret aldığını hatırlatarak yıllar sonra gelen iptal kararlarının ciddi bir güven sorunu yarattığını söyledi. “Yapı Kayıt Belgesi verip ücret alan devlet, yıllar sonra iptal kararıyla vatandaşın güvenini sarsmamalıdır. Hukuki güvenlik istiyoruz. Devletin sürekliliği esastır” ifadelerini kullandı. “Sosyal devlet vatandaşını korur, mağdur etmez” Açıklamasının en sert bölümünde sosyal devlet vurgusu yapan Hacıoğlu, mevcut uygulamaların sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını dile getirdi. “İmar Barışı’nın eksikleri düzeltilmeli, mağduriyetler giderilmeli. Sosyal devlet vatandaşını korur, mağdur etmez. İnsanların barınma hakkı idari belirsizliklere kurban edilemez” dedi. Kamuoyuna çağrı: Kalıcı ve adil çözüm beklentisi Hacıoğlu’nun açıklamaları, imar politikalarının yeniden ele alınması ve özellikle hukuki güvenlik, mülkiyet hakkı ve afet güvenliği dengesinin yeniden kurulması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dernek, kapsamlı bir düzenleme yapılana kadar konunun takipçisi olacaklarını duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.