Hava Durumu

#Siyaset

Gürsu Haber - Siyaset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyaset haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ! Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ!

Kırıkkale’de düzenlenen Halk Buluşması programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Kırıkkale İl Başkanlığı açılışı öncesinde düzenlenen Halk Buluşması programına katıldı. Ağıralioğlu, “Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” diye konuştu. Yavuz Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Memleket zor zamanlara düştüğünde, arkamızda bulunan fotoğrafa bakar, talip olduğumuz mesuliyeti oradan alırız. Arkamda kalpaklı bir Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı var. Devlet zor durumdaysa, millet dara düşmüşse; bu millet başına kalpağını geçirir, iradesini milletine adar. 2026 yılında omuzlarımıza düşen sorumluluk da budur. Ay yıldızlı al bayrağın altında, kalpaklı Atatürk’ün önünde Türk milletinin istikbaline yürümeye söz verilir. Bugün aynı zamanda, ömrünü devleti güçlü, milleti kudretli kılmaya adamış, çileli bir mücadele vermiş Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü. Zindanlarla, idam sehpalarıyla sınanmış bir iradenin sahibine rahmet olsun. MUHSİN YAZICIOĞLU HER EVDEN BİR FATİHA ALDI! Yakın zamanda kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu… Her evden oy alamamış olabilir ama her evden bir Fatiha almış bir memleket evladıdır. Ona da rahmet olsun. Çünkü memleket zordadır, dardadır. Bu memleketin ufkuna bela düşmesin diye yıllar önce uyaran, ‘Suriye düşerse Irak gider, Irak yıkılırsa İran hedef olur, sıra Türkiye’ye gelir’ diyen Necmettin Erbakan’ı da bugün hatırlıyoruz. Siyaset bazen eskiyi anar, ‘eskiden böyleydi’ diye konuşur. Nezaketi, siyasi terbiyeyi hatırlar. Aynı kürsülerde rakip olup memleket meselelerini konuşabilen liderleri hatırlar. Bülent Ecevit’i, Süleyman Demirel’i bu yönleriyle anar. Ama ben bunları sadece rahmet dilemek için söylemiyorum. Ölenlerin büyük, kalanların küçük olduğu bir millet olamayız. Aksi halde bu topraklarda tutunamayız. Rahmet dilediğimiz insanların ahlakına, cesaretine, ikazlarına sırt dönerek siyaset yapamayız. Bugün kime rahmet diliyorsak, onun temsil ettiği iradeyi taşımak zorundayız. TERÖRİSTLERLE YAN YANA DURAMAYIZ! Dün ‘kibar’ dediklerimizi anıp bugün kaba olamayız. Dün ‘inançlı’ dediklerimizi anıp bugün inançsız davranamayız. Dün ‘cesur’ dediklerimizi anıp bugün korkak olamayız. Dün ‘ilkeli’ dediklerimizi anıp bugün ilkesiz olamayız. Dün devleti ve milleti korumak için terörle mücadele edenleri överken, bugün teröristlerle yan yana duramayız. Dün ‘aman ha’ diye uyaranları unutup Amerika’nın azgınlığına da, İsrail’in şımarıklığına da sessiz kalamayız. Eğer mezarlara gitmeye hakkımız olsun istiyorsak, o mezarların önünde hangi hakikatle durmamız gerektiğini unutmamalıyız. Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız. YAŞADIĞIMIZ HİÇBİR SORUN FAİLİ MEÇHUL DEĞİL! Türkiye’nin ekonomik ve kurumsal sorunları ortadadır. İşsizlik var, enflasyon var, yüksek faiz var. Eğitimde kalite kaybı var, liyakat eksikliği var. Bugün yaşadığımız hiçbir sorun faili meçhul değildir. Yanlış ekonomi politikaları ve plansız yönetim bu memleketi bu hale getirmiştir. Ama bu milletin gücü vardır. Bu milletin toprağı var, suyu var, yetişmiş insanı var. Doğru planlama yapılırsa bu ülke yeniden ayağa kalkar. Millete umut olmanız için size yetki verildi. Ama siz millete umut olmak yerine kabus oldunuz. Millet size umut olun diye yetki verdi; bugün çıkıp terörle ilgili söylem değiştiriyorsunuz. Bu kabul edilemez. TÜRKİYE AYAĞA KALKMAK ZORUNDADIR! Biz bir parti hevesiyle yola çıkmadık. Biz millet iddiasıyla yola çıktık. Bu memlekette millete yük olan değil, millete omuz veren bir siyaset kuracağız. Bu ülkeye aidiyet hisseden, bu bayrağın altında kendini ait hisseden herkes bu yürüyüşün parçasıdır. Türkiye ayağa kalkmak zorundadır. İçinde bulunduğumuz şartlar bunu bir tercih olmaktan çıkarmıştır. Güçlü bir devlet ve planlı bir gelecek artık zorunluluktur. Biz bu yola şerefli bir mücadele için çıktık. Başarırsak da şeref, yolda kalırsak da şeref. Ama bu millet için yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Zafer Partisi GİK Üyesi Mahmut Kara, yolsuzluk ve ahlaki yozlaşmaya sert tepki gösterdi. Haber

Zafer Partisi GİK Üyesi Mahmut Kara, yolsuzluk ve ahlaki yozlaşmaya sert tepki gösterdi.

Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Mahmut Kara, kaleme aldığı sert açıklamayla son dönemde artan yolsuzluk ve ahlaki yozlaşma tartışmalarına dikkat çekti. Kara, hiçbir siyasi kimliğin ya da ideolojinin yolsuzluğu ve ahlaksızlığı meşrulaştıramayacağını vurgulayarak, toplumun temel değerlerinin ciddi bir sınavdan geçtiğini ifade etti. Kara, açıklamasında “Hangi ideolojiden, hangi siyasi partiden olursa olsun artık bir gerçeği açıkça söylemek gerekir: Ahlaksızlığı ve yolsuzluğu savunmak hiçbir şartta meşru değildir” ifadelerine yer verdi. Yolsuzluğun yalnızca bir suç olmadığını, aynı zamanda bir milletin geleceğinden çalınan umut olduğunu belirten Kara, ahlaksızlığın ise toplumsal çürümeyi hızlandıran en büyük tehditlerden biri olduğunu dile getirdi. Toplumda giderek yaygınlaşan “bizden olsun da ne olursa olsun” anlayışına sert tepki gösteren Kara, “Bir insanın değeri; hangi partiden olduğu değil, haksızlık karşısında nerede durduğuyla ölçülür. Çalınan kamu malını görmezden gelen, yetimin hakkını yiyeni alkışlayan ve hukuksuzluğu ‘bizden’ diye savunan anlayış; ne davaya sığar ne ideolojiye ne de insan onuruna” dedi. “Namus taraf tutmaz, vicdan rozet taşımaz” diyen Kara, adaletin kimliğe göre eğilip bükülmeyeceğini vurguladı. En büyük sınavın, kişinin kendi tarafı yanlış yaptığında gösterdiği duruş olduğunu belirten Kara, “Kolay olan susmaktır. Zor olan ise bedeli ne olursa olsun doğruyu savunmaktır. Onurlu insan ile çıkarcı insan arasındaki fark tam da burada ortaya çıkar” şeklinde konuştu. Yolsuzluğun sıradanlaştığı, ahlaksızlığın normalleştiği toplumlarda çöküşün kaçınılmaz olacağını ifade eden Kara, meselenin siyaset değil karakter meselesi olduğunu dile getirdi. “Mesele taraf olmak değil, mağdur milletin yanında durmaktır” diyen Kara, herkesin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini belirtti. Açıklamasının sonunda çarpıcı ifadeler kullanan Kara, “Yolsuzluğu savunan aslında kendi geleceğini çalar. Ahlaksızlığa göz yuman kendi değerlerini yok eder. Onurlu duruş kalabalıkların değil, doğrunun yanında olmaktır. Çünkü günün sonunda herkesin bir kimliği olabilir ama herkesin bir şerefi yoktur” diyerek sözlerini tamamladı.

Saadet Partisinden Altın Plaket! Haber

Saadet Partisinden Altın Plaket!

Saadet Partisi teşkilatında Mart ayı boyunca yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi kapsamında düzenlenen programda, özverili çalışmalarıyla öne çıkan isimlerden biri olan Sosyal İşlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık onurlandırıldı. Gerçekleştirilen törende, Altınışık’a göstermiş olduğu gayretli ve fedakâr çalışmalar dolayısıyla plaket takdim edildi. Program, parti teşkilat mensuplarının yoğun katılımıyla samimi ve coşkulu bir atmosferde gerçekleşti. Mart ayı boyunca özellikle sosyal yardımlaşma faaliyetleri, ihtiyaç sahiplerine yönelik destek çalışmaları ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren projelerde aktif rol alan Altınışık’ın performansı, teşkilat içerisinde takdirle karşılandı. Yapılan konuşmalarda, sosyal sorumluluk bilinciyle yürütülen bu çalışmaların toplum nezdinde büyük karşılık bulduğu vurgulandı. Plaket, Selim Sait Terzioğlu tarafından takdim edildi. Terzioğlu, törende yaptığı konuşmada, Saadet Partisi’nin temel anlayışının insan odaklı siyaset olduğunu belirterek, sosyal hizmetler alanında gösterilen çabanın bu anlayışın en somut yansımalarından biri olduğunu ifade etti. Altınışık’ın çalışmalarının örnek teşkil ettiğini dile getiren Terzioğlu, teşkilat mensuplarına birlik ve beraberlik içerisinde daha büyük başarılara ulaşma çağrısında bulundu. Plaket takdimi sırasında söz alan Ensari Altınışık ise, bu anlamlı ödülün kendisi için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirterek, yapılan çalışmaların bir ekip ruhunun ürünü olduğunu ifade etti. Altınışık, “Bu plaket sadece şahsıma değil, birlikte emek verdiğimiz tüm teşkilat mensuplarımıza aittir. Amacımız, toplumun her kesimine dokunarak dayanışma ruhunu güçlendirmek ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam etmektir,” dedi. Program, hatıra fotoğraflarının çekilmesi ve karşılıklı iyi dilek temennileri ile sona erdi. Saadet Partisi yetkilileri, önümüzdeki süreçte sosyal projelerin artarak devam edeceğini ve toplumun farklı kesimlerine yönelik çalışmaların daha da genişletileceğini ifade etti.

Gençler Kırat’ın Gölgesinde Büyüyor! Haber

Gençler Kırat’ın Gölgesinde Büyüyor!

BURSA’DA SEMBOLİK BULUŞMA: 13 YAŞINDAKİ MAHİR’DEN “KIRAT” HEDİYESİ Bursa’da siyaset ile gençliğin kesiştiği dikkat çekici bir buluşma yaşandı. Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Goral, henüz 13 yaşındaki bir ortaokul öğrencisinin anlamlı hediyesiyle gündeme geldi. Yahya Kemal Ortaokulu 7. sınıf öğrencisi Mahir Gülseven, Demokrat Parti’nin simgesi olan “kırat” figürünü İl Başkanı Goral’a hediye etti. “Asırlık çınara kırat” sözleriyle ifade edilen bu jest, partililer tarafından hem duygusal hem de sembolik bir anlam taşıdı. “GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ” Hediye karşısında duygularını dile getiren Ali Kamil Goral, gençlere yönelik mesajında kararlı ve iddialı bir ton kullandı: “Gençlerimize sahip çıkacağız. Onların sıhhatle büyüyerek Türkiye’nin ikinci yüzyılında kazanımlarına sahip çıkması için ben yüreğimi ortaya koydum.” Goral’ın bu sözleri, özellikle genç nüfusun gelecekteki rolüne vurgu yaparken, partinin gençlik politikalarına dair güçlü bir mesaj olarak yorumlandı. “BİR GÜN HERKES ÖZÜNE DÖNECEK” Konuşmasının devamında siyasi iddiasını daha da sertleştiren Goral, şu ifadeleri kullandı: “Bir gün gelecek herkes özüne dönecek. Bir gün gelecek tüm vatandaşlarımız Türkiye’yi yükselten, Türkiye’yi zenginleştiren kıratın böğrüne ‘evet’ mührünü basacak. İktidarımız yakındır.” Bu sözler, Demokrat Parti’nin yeniden yükseliş iddiasını net bir şekilde ortaya koyarken, parti tabanında da heyecan yarattı. SEMBOLLER VE MESAJLAR “Kırat” figürü, Türk siyasetinde uzun yıllardır Demokrat Parti ile özdeşleşmiş bir sembol olarak biliniyor. Genç bir öğrencinin bu sembol üzerinden verdiği mesaj ise, sadece bir hediye olmanın ötesinde, kuşaklar arası bir siyasi aktarım olarak değerlendiriliyor. SONUÇ: KÜÇÜK BİR HEDİYE, BÜYÜK BİR MESAJ Mahir Gülseven’in hediyesi, Bursa’da sadece bir anı olarak kalmadı; aynı zamanda siyasetin gençler üzerindeki etkisini ve gençlerin siyasete bakışını da gözler önüne serdi. Bu buluşma, bir yanda “asırlık çınar” olarak nitelenen siyasi yapı, diğer yanda ise Türkiye’nin geleceği olarak görülen gençler arasında kurulan sembolik bir köprü olarak hafızalara kazındı.

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Sert Çıkış: “Bu Bir Başarı Değil, Ekonomik Çöküşün İtirafıdır!” Haber

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Sert Çıkış: “Bu Bir Başarı Değil, Ekonomik Çöküşün İtirafıdır!”

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş, ilçede 2.058 aileye ulaştırılan sosyal yardımlar üzerinden yapılan “başarı” söylemlerine sert ve çarpıcı ifadelerle tepki gösterdi. Metinbaş, mevcut tabloyu “övünülecek bir hizmet değil, ekonominin geldiği vahim noktanın açık bir itirafı” olarak nitelendirdi. Metinbaş açıklamasında, yardım edilen aile sayısının öne çıkarılmasının bilinçli bir algı yönetimi olduğunu savunarak, asıl sorunun görmezden gelindiğini vurguladı. “2.058 aileye yardım ulaştırmakla övünüyorsunuz ama bu 2.058 ailenin neden yardıma muhtaç hale geldiğini tek kelime etmiyorsunuz” diyen Metinbaş, bu yaklaşımın sosyal gerçekliği perdelemekten başka bir anlam taşımadığını ifade etti. “BU BİR BAŞARI HİKAYESİ DEĞİL” Sert ifadeler kullanan Metinbaş, söz konusu tablonun bir başarı hikayesi olarak sunulmasını açık bir çarpıtma olarak değerlendirdi. “Bu bir başarı hikayesi değil; ekonominin çöküşünün itirafıdır” diyen Metinbaş, vatandaşların giderek artan bir şekilde sosyal yardımlara bağımlı hale getirildiğini belirtti. “İnsanları yardıma muhtaç hale getiren bir düzen kuracaksınız, sonra da bu insanların aldığı yardımı övünç vesilesi yapacaksınız. Bu yaklaşım ne sosyal devlet anlayışına sığar ne de vicdanla bağdaşır” ifadelerini kullanan Metinbaş, siyaset kurumunun asli görevinin bu olmadığını söyledi. “GERÇEK SİYASET, BAĞIMLILIK DEĞİL ÜRETİM YARATIR” Metinbaş açıklamasının devamında, sosyal yardımların önemini reddetmediklerini ancak bunun kalıcı bir çözüm olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. “Elbette sosyal yardımlar gereklidir. Ancak sürdürülebilir olan; insanların kendi emeğiyle geçinebildiği, üretimin ve istihdamın güçlü olduğu bir ekonomik düzendir” dedi. Sorunların büyütülüp ardından çözülüyormuş gibi sunulmasını sert sözlerle eleştiren Metinbaş, “Sorunu derinleştirip sonra pansuman yapmak siyaset değildir. Gerçek siyaset; insanları yardıma muhtaç etmeyen bir sistemi inşa etmektir” şeklinde konuştu. “RAKAMLAR GERÇEĞİ GİZLEYEMEZ” Ekonomik büyüme verilerine de değinen Metinbaş, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından dile getirilen büyüme oranlarının toplumun büyük kesimine yansımadığını söyledi. TÜİK verilerine atıfta bulunan Metinbaş, “%3,5 büyüdük deniliyor. Ancak bu büyümeden toplumun %95’i refah payı alamamış durumda. Bu %95’in bir kısmı daha da fakirleşti, bir kısmı ise yerinde saydı” dedi. Metinbaş, İnegöl özelinde açıklanan yardım rakamlarının da bu gerçeği gözler önüne serdiğini belirterek, “Bu tablo, büyümeden pay alamayan geniş kitlelerin sadece küçük bir bölümüne ulaşılabildiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. “YA ULAŞAMADIKLARINIZ?” Açıklamasının en çarpıcı bölümünde ise yetkililere doğrudan seslenen Metinbaş, şu ifadeleri kullandı: “İnegöl’de ulaştığınız 2.058 aileyi anlatıyorsunuz. Peki ya ulaşamadıklarınız? Ya o binler, on binler? Onların sesi neden duyulmuyor? Gerçek tabloyu görmek istiyorsanız, rakamların arkasına saklanmayı bırakın.” Metinbaş, açıklamasını ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesi çağrısıyla tamamlayarak, mevcut anlayışın devam etmesi halinde sosyal yardıma muhtaç kesimlerin daha da artacağı uyarısında bulundu.

İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor! Haber

İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor!

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, artan güvencesizlik ve işçi sınıfının yıllardır biriken öfkesi, bu kez Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Başak Mahallesi için kurulan iftar sofrasında sert bir dille dışa vuruldu. Başaklı gençlerin organize ettiği program, sıradan bir dayanışma yemeğinin çok ötesine geçerek, mevcut düzene yönelik açık bir hesaplaşma kürsüsüne dönüştü. İşçi Haklarını Koruma Derneği (İŞCİDER) Genel Başkanı İsmail Doru ve Genel Sekreter Ekrem Aplay’ın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, işçi haklarının gasp edilmesine, sosyal adaletsizliğe ve siyasi temsil krizine yönelik sert eleştiriler peş peşe sıralandı. “Bu düzen işçiyi eziyor, gençliği susturmak istiyor” Kürsüye çıkan İsmail Doru, konuşmasına alışılmışın dışında sert bir tonla başladı: “Gençlik varsa gelecek vardır ama bu düzen gençliği ya işsizliğe ya da sessizliğe mahkûm etmek istiyor” diyerek mevcut tabloya meydan okudu. İşçi sınıfının bugün sahip olduğu hakların masa başında değil, sokakta, bedel ödenerek kazanıldığını vurgulayan Doru, “Bugün bize ‘verilmiş’ gibi gösterilen haklar, aslında söke söke alınmıştır. Ama aynı haklar bugün parça parça geri alınıyor” ifadeleriyle tepki gösterdi. 2008 yasasına sert çıkış: “Bu bir miras değil, açık bir yük” Doru’nun hedefinde özellikle 2008’de yürürlüğe giren sosyal güvenlik düzenlemeleri vardı. Bu yasayı açık bir şekilde eleştiren Doru, “Bu yasa işçi sınıfına bırakılmış bir miras değil, sırtına yüklenmiş bir yüktür. Açıkça söylüyorum: Bu bir zulüm düzenlemesidir” dedi. Geçmişte bu düzenlemeye karşı yeterince güçlü bir direniş sergilenemediğini kabul eden Doru, “Belki bize kızacaksınız ama gerçek bu. Ancak bugün susma lüksümüz yok. Bu düzenle hesaplaşmak zorundayız” diyerek mücadele çağrısını sertleştirdi. “Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz” Türkiye’deki siyasal yapıyı da doğrudan hedef alan Doru, doğuda feodal ilişkilerin, batıda ise sermaye odaklarının siyaseti belirlediğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı: “Meclise gönderilenlerin kimlerin işaret ettiği ortada. Doğuda ağalar, batıda kapitalistler… Biz ise sadece izliyoruz. Açık konuşayım: Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz.” “Artık seyirci değil, aktör olma zamanı” Doru’nun en dikkat çekici çıkışı ise siyasi temsil çağrısı oldu. “Yönetilen değil yöneten olmak zorundayız. Bu böyle gitmez” diyen Doru, Bursa’dan başlayarak Türkiye genelinde bağımsız milletvekili hareketi başlatılması gerektiğini savundu: “Her ilden bir bağımsız aday çıkararak bu düzene ‘biz de varız’ demek zorundayız. Yoksa bu çark hepimizi ezecek.” Yerelden yükselen destek: “Gençliğin arkasındayız” Programda söz alan Başak Derneği Başkanı Adem Ağlan, organizasyona katılanlara teşekkür ederken birlik mesajı verdi. Başak Mahallesi Muhtarı Alihsan Kaymaz ise gençlere açık destek vererek, “Bu gençlik yalnız değil. Ne yaparlarsa yapsınlar, sonuna kadar yanlarındayız” dedi. Gençlik Başkanı H. İbrahim Kaymaz da konuşmasında faaliyetlerini sıralarken, köy girişine büyük bir Türk bayrağı asacaklarını açıklayarak kararlılık mesajı verdi. Bu çıkış, katılımcılar tarafından güçlü alkışlarla karşılandı. İftar değil, açık bir mücadele çağrısı Gece boyunca verilen mesajlar, klasik bir iftar programının sınırlarını aşarak açık bir toplumsal uyarıya dönüştü. İşçi haklarının geriletilmesine, gençliğin geleceksizliğe itilmesine ve halkın siyaset dışına itildiği düzene karşı sert bir duruş sergilendi. Başak Mahallesi’nden yükselen bu sert ses, sadece yerel bir etkinlik olarak kalmadı; işçi sınıfının biriken öfkesinin ve değişim talebinin yüksek perdeden dile getirildiği bir çıkış olarak kayıtlara geçti.

Demokrat Parti Bursa’da Güç Gösterisi: Uysal’dan Sert Mesajlar, İktidara Yüklendi Haber

Demokrat Parti Bursa’da Güç Gösterisi: Uysal’dan Sert Mesajlar, İktidara Yüklendi

Bursa siyasetinin önemli buluşmalarından biri, Demokrat Parti Bursa İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen geniş katılımlı iftar programında yaşandı. Kültürpark’ta gerçekleştirilen ve yaklaşık 1000 kişinin katıldığı dev organizasyon, yalnızca bir iftar buluşması olmanın ötesine geçerek adeta Demokrat geleneğin gövde gösterisine dönüştü. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın katılımıyla gerçekleşen program, Bursa’nın siyasi hafızasında iz bırakan bir geceye sahne oldu. Soğuk havaya rağmen salonu dolduran kalabalık, Demokrat Parti’nin Bursa’daki tabanının hâlâ diri ve güçlü olduğunu ortaya koydu. Program, Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Goral’ın ev sahipliğinde düzenlenirken, geceye siyaset dünyasından çok sayıda önemli isim katıldı. Siyasetin ağır topları aynı sofrada Bursa siyasetinin farklı dönemlerine damga vurmuş isimler iftar sofrasında bir araya geldi. Programda; Eski Bakan Turhan Tayan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Yeniyol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük, geçmiş dönem milletvekilleri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, siyasi partilerin il başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda partili hazır bulundu. Yaklaşık bin kişilik katılımın gerçekleştiği program, Bursa’daki siyasal hareketliliğin Ramazan ayında da hız kesmediğini gösterdi. Soğuk hava engel olamadı Bursa’da etkili olan sert soğuk hava koşullarına rağmen programa ilgi oldukça yoğundu. Salonun tamamen dolması nedeniyle çok sayıda partili ve davetli dışarıda kurulan masalarda iftarını açmak zorunda kaldı. Bu tablo, organizasyona olan yoğun ilgiyi gözler önüne sererken, Demokrat Parti teşkilatının Bursa’daki mobilizasyon gücünü de ortaya koydu. Ancak programda dikkat çeken bir diğer unsur ise katılımcı profilindeki demografik dağılım oldu. Katılımcıların büyük bölümünün orta yaş ve üzeri partililerden oluştuğu, gençlerin ve kadınların sayısının ise görece sınırlı kaldığı gözlendi. Yeni üyelere rozet Programda partiye yeni katılan üyeler için de özel bir bölüm düzenlendi. Demokrat Parti saflarına katılan yeni isimlere rozetleri bizzat Genel Başkan Gültekin Uysal tarafından takıldı. Rozet töreni, partililer tarafından uzun süre alkışlanırken, parti yönetimi bu katılımların teşkilat için önemli bir moral kaynağı olduğunu vurguladı. Haydar Altıntaş: “Türkiye’nin yeniden güçlü demokrasiye ihtiyacı var” İftar programında konuşan Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Türkiye’nin demokratik standartlarının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Altıntaş konuşmasında Türkiye’nin ekonomik ve siyasal açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, demokratik kurumların güçlendirilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti. Gültekin Uysal’dan sert çıkış: “Türkiye’de yapılan siyasetten hayır gelmez” Programın en dikkat çeken konuşmasını ise Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal yaptı. Sözlerine Türkiye siyasetindeki mevcut tabloyu değerlendirerek başlayan Uysal, konuşmasının birçok bölümünde iktidar politikalarına sert eleştiriler yöneltti. Uysal, Türkiye’de siyasetin kirli finansman kaynaklarının etkisi altına girdiğini savunarak şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de kirli kaynaklarla finanse edilen siyasetin bu millete verebileceği hiçbir şey yoktur. Üzülerek söylüyorum ki bugün yapılan siyasetten hayır gelmez.” “Demokrat geleneğin mensuplarıyız” Demokrat Parti’nin Türkiye siyasetinde köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Uysal, bu geleneğin temsilcileri olmaktan büyük bir gurur duyduklarını dile getirdi. Millet iradesinin her zaman siyasetin merkezinde olması gerektiğini ifade eden Uysal, şunları söyledi: “Biz demokrat geleneğin mensuplarıyız. Bu büyük milletin iradesi her şeyin üzerindedir. Kılavuzumuz milletin kendisidir.” “Demokrasinin önüne duvar örülmek isteniyor” Konuşmasında Türkiye’de demokrasinin zaman zaman çeşitli engellerle karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Uysal, millet iradesinin önüne set çekilmeye çalışıldığını dile getirdi. Uysal, bu girişimlerin tarih boyunca milletin ferasetiyle aşıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Milletin iradesinin önüne duvar örülmek istendiğinde bu millet o duvarları yıkmasını da bilmiştir.” “Türkiye hamasetle değil, akıl ve bilimle kalkınır” Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Uysal, kalkınmanın hamasi söylemlerle değil akıl, bilim ve üretimle mümkün olacağını söyledi. 86 milyon vatandaşın ortak geleceğinin güçlü demokrasi ve bilgi temelli kalkınma ile kurulabileceğini ifade eden Uysal, ekonomik sorunlara da dikkat çekti. Dar gelirli, emekli ve asgari ücretlilere dikkat çekti Türkiye’de özellikle dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Uysal, hükümet politikalarının toplumun gerçek sorunlarına çözüm üretmekte yetersiz kaldığını savundu. Demokrat Parti’nin bu sorunların çözümü için hazır olduğunu belirten Uysal, partinin yeniden ülke yönetimine talip olduğunu açıkça dile getirdi. “Ülkeyi yeniden yönetmeye talibiz” Demokrat Parti’nin geçmişte Türkiye’ye önemli hizmetler kazandırdığını söyleyen Uysal, aynı iradenin yeniden ortaya konulması gerektiğini vurguladı. “Bu büyük ülkenin yeniden ayağa kalkması için birlik ve beraberlik şarttır. Demokrat Parti olarak bu ülkeyi yeniden yönetmeye talibiz.” “Siyaset büyük bir girdaba sürüklenmiş durumda” Türkiye’de siyasetin ciddi bir kriz içinde olduğunu ifade eden Uysal, demokratların bu durum karşısında sessiz kalamayacağını belirtti. Türkiye’nin bu girdaptan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Uysal şöyle konuştu: “Siyasetin içine düştüğü bir girdap var. Türkiye’yi bu cendereden çıkarmak için demokrasinin hasbi savunucuları olarak var gücümüzle çalışmak zorundayız.” “Bir olacağız, başaracağız” Konuşmasının son bölümünde parti içi birlik mesajı veren Uysal, demokratların ayrılığa tahammülü olmadığını vurguladı. Parti teşkilatlarına seslenen Uysal şu çağrıda bulundu: “Bu büyük davanın mensupları olarak bir olmak, bir yumruk olmak mecburiyetindeyiz. Daha önce başardık, yine başaracağız.” Program rozet töreniyle sona erdi Demokrat Parti Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programı, partiye yeni katılan üyelere rozet takılması ve toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Farklı ilçelerden ve kırsal mahallelerden gelen partililerin yoğun katılımı, Demokrat Parti teşkilatında moral ve motivasyonu artırırken, gece Bursa siyasetinin dikkat çeken buluşmalarından biri olarak kayda geçti.

MHP Bursa Teşkilatı Tek Yürek: İftar Programında Sert Mesajlar Verildi Haber

MHP Bursa Teşkilatı Tek Yürek: İftar Programında Sert Mesajlar Verildi

Milliyetçi Hareket Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği geniş katılımlı iftar programı, yalnızca Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşan bir buluşma olmanın ötesine geçerek, Türkiye’nin iç ve dış gündemine dair sert siyasi mesajların verildiği güçlü bir organizasyona dönüştü. Yaklaşık 5 bin partilinin katıldığı program, Bursa’da milliyetçi hareketin kararlılığını ve teşkilat gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bursa’daki buluşma, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Salonun tamamen dolduğu programda teşkilat mensupları, partililer ve davetliler aynı sofrada buluşarak Ramazan ayının bereketini paylaştı. Ancak gecenin en dikkat çeken yönü, yapılan konuşmalarda verilen güçlü ve sert siyasi mesajlar oldu. Tekin: “Bu Dava Milletin ve Devletin Davasıdır” Programın açılış konuşmasını yapan MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin, konuşmasına Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak başladı. Kadir Gecesi’nin önemine dikkat çeken Tekin, Türk dünyası, İslam âlemi ve mazlum milletler için dua temennisinde bulundu. Tekin ayrıca yaklaşan Ramazan Bayramı vesilesiyle partililere seslenerek bayramın ikinci günü yine Merinos AKKM Yıldırım Salonu’nda düzenlenecek bayramlaşma programına tüm teşkilatı davet etti. Konuşmasında milli birlik ve dayanışmanın önemine de değinen Tekin, Türk milletinin tarih boyunca vatan söz konusu olduğunda her türlü fedakârlığı yaptığını hatırlatarak yaklaşan Çanakkale Zaferi’nin yıldönümüne dikkat çekti ve şehitleri rahmetle andı. Büyükataman: “Biz Koltuk İçin Değil, Devlet İçin Siyaset Yapıyoruz” Programın ana konuşmasını yapan MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ise konuşmasında hem muhalefete sert eleştiriler yöneltti hem de Türkiye’nin güvenlik politikalarına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Büyükataman, MHP’nin siyaset anlayışının şahsi çıkar veya siyasi hesap üzerine kurulmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bizim için siyaset demek; Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmak, aziz milletimizin memnun kalacağı ve ülkemize katkı sağlayacak adımlar atmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi siyasetinin merkezine her zaman Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini koymuştur.” Büyükataman, partilerinin siyasi çizgisinin Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Önce Ülkem ve Milletim” anlayışı doğrultusunda şekillendiğini belirterek, MHP’nin hiçbir zaman koltuk hesabıyla siyaset yapmadığını söyledi. “Vatan olmazsa yapılan siyasetin de alınan oyların da hiçbir anlamı kalmaz” diyen Büyükataman, devletin bekasının tüm siyasi hesapların üzerinde olduğunu vurguladı. “Bölgede 3. Dünya Savaşı’nın Taşları Döşeniyor” Konuşmasının önemli bölümünü küresel ve bölgesel gelişmelere ayıran Büyükataman, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin son derece tehlikeli bir noktaya ulaştığını söyledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan gelişmelerin küresel dengeleri sarstığını belirten Büyükataman şu ifadeleri kullandı: “Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler ve diplomatik ağlar tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Coğrafyamız diken üzerindedir. Adeta 3. Dünya Savaşı’nın taşları döşenmektedir.” Büyükataman, bölgedeki kaos planlarının mezhep ve etnik kimlik üzerinden yürütüldüğünü öne sürerek özellikle Türk-Kürt kardeşliğini hedef alan provokasyonlara dikkat çekti. “Türk ile Kürt arasına hiçbir fitne giremeyecek” diyen Büyükataman, Şii ve Sünni ayrımı üzerinden yürütülen çatışma senaryolarının da başarısız olacağını söyledi. “Türkiye Yol Geçen Hanı Değildir” Büyükataman konuşmasında Türkiye’ye yönelik güvenlik tehditlerine ilişkin de çarpıcı ifadeler kullandı. İran’dan Türkiye yönüne doğru ateşlenen bazı füzelerin etkisiz hale getirildiğini hatırlatan Büyükataman, Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlü olduğunu vurguladı. “Türkiye yol geçen hanı değildir. Türkiye üzerinde hesap yapanlar kendi kazdıkları kuyuya düşeceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti kendisine yönelen tüm tehditleri bertaraf edecek kudrettedir.” Muhalefete Sert Eleştiri: “Milli Güvenliği Hafife Alan Ciddiyetsiz Zihniyet” Konuşmasının ilerleyen bölümünde muhalefeti hedef alan Büyükataman, Türkiye’nin savunma politikalarını küçümseyen söylemlerin millet tarafından kabul görmediğini söyledi. SİHA ve İHA projelerine yönelik eleştirileri hatırlatan Büyükataman, milli savunma yatırımlarını küçümseyen söylemlerin Türkiye’nin güvenliğini hafife almak anlamına geldiğini ifade etti. “Türk milleti bu ciddiyetsiz ve teslimiyetçi zihniyete fırsat vermemiştir” diyen Büyükataman, Türkiye’nin güçlü savunma sanayiyle bölgesel dengeleri değiştirdiğini belirtti. “Cumhur İttifakı Türkiye’ye Sahip Çıkacaktır” Büyükataman konuşmasının sonunda Türkiye’nin geleceğine ilişkin mesajlar vererek Cumhur İttifakı’nın ülkenin istikrarının teminatı olduğunu vurguladı. Büyükataman’a göre Cumhur İttifakı: Türkiye’nin güvenliğini koruyan siyasi iradedir, Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun taşıyıcısıdır, Türkiye’nin küresel güç olma hedefinin mimarıdır. Büyükataman, sözlerini Devlet Bahçeli’nin “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonuna atıf yaparak tamamladı ve Türkiye’nin bu yoldan döndürülmesinin mümkün olmadığını söyledi. Konuşmasının sonunda yaklaşan Ramazan Bayramı’nı kutlayan Büyükataman, birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara ulaşılması temennisinde bulunarak programın düzenlenmesinde emeği geçen teşkilata teşekkür etti. Konuşmasını ise milliyetçi hareketin simge sloganıyla tamamladı: “Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

Bülent Bakış’tan Sert Tepki: “Orhangazi’nin Sorunları Üzerinden Algı Üretilmesine İzin Vermeyiz” Haber

Bülent Bakış’tan Sert Tepki: “Orhangazi’nin Sorunları Üzerinden Algı Üretilmesine İzin Vermeyiz”

Bakış, köşe yazısında yer alan ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, söz konusu yazıda anlatılan şekilde bir görüşme ya da röportaj gerçekleştirilmediğini açık bir dille ifade etti. İlçe siyaseti ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi konusunda hassasiyet gösterdiklerini vurgulayan Bakış, Orhangazi’nin gerçek sorunlarının tartışılmasının önemine dikkat çekti. “Böyle Bir Röportaj Gerçekleşmemiştir” Bülent Bakış, yerel basında kaleme alınan yazının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Son günlerde yerel basında yayımlanan ‘Başkanlarla El Ele’ başlıklı köşe yazısında, İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı olarak şahsımla yapılmış gibi gösterilen bir sohbetten bahsedildiğini gördüm. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki; Sayın Erkan Sezgin ile böyle bir röportaj ya da söyleşi gerçekleştirmedim. Dolayısıyla yazıda yer alan değerlendirmelerin bana ait bir röportajın sonucuymuş gibi sunulması doğru değildir.” Bakış, kamuoyuna sunulan bilgilerin doğru ve şeffaf olması gerektiğini belirterek, siyaset ile basın arasındaki ilişkinin karşılıklı güven ve gerçeklik üzerine kurulması gerektiğini söyledi. “Orhangazi’nin Sorunlarını Gölgeleyecek Tartışmalara İzin Vermeyiz” Bülent Bakış, açıklamasında özellikle ilçenin temel sorunlarının gündemde tutulmasının önemine vurgu yaptı. Orhangazi’nin yıllardır çözüm bekleyen birçok yapısal problemle karşı karşıya olduğunu ifade eden Bakış, siyasi tartışmaların bu sorunların önüne geçmemesi gerektiğini dile getirdi. Bakış, Orhangazi’de yaşayan vatandaşların artık yalnızca eleştirileri değil, somut çözüm önerilerini görmek istediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bizler Orhangazi’nin sorunlarını her platformda açıkça dile getiriyoruz. Ama bununla yetinmiyoruz; aynı zamanda çözüm önerilerimizi de kamuoyuyla paylaşıyoruz. Çünkü vatandaş artık sadece eleştiri duymak istemiyor. İnsanlar çözüm görmek, somut projeler duymak istiyor.” “İlçenin Temel Sorunları Masaya Yatırılmalı” Bakış, Orhangazi’nin kronikleşmiş sorunlarının siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. İlçede özellikle altyapı, ulaşım, çevre, ekonomik kalkınma ve gençlere yönelik sosyal alanlar gibi birçok başlığın çözüm beklediğini ifade eden Bakış, şu sözleri kullandı: “Orhangazi’nin geleceğini ilgilendiren meseleler günü kurtaran tartışmalarla değil, ciddi planlama ve projelerle çözülür. İlçemizin altyapısından sanayisine, tarımından gençlerin geleceğine kadar birçok alanda kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç var. Biz bu noktada sorumluluk almaya hazırız.” “Siyaset Samimiyetle Yapılmalı” Yerel siyasette en büyük sorunlardan birinin samimiyet eksikliği olduğunu belirten Bakış, siyasetin sadece eleştirmekten ibaret olmaması gerektiğini dile getirdi. İlçe siyasetinde herkesin ortak amacının Orhangazi’nin gelişimi olması gerektiğini ifade eden Bakış şöyle konuştu: “Eleştirmek elbette demokrasinin bir parçasıdır. Ancak eleştirinin yanında çözüm üretmek de gerekir. Bizim siyaset anlayışımızda sadece konuşmak değil, çalışmak ve üretmek vardır. Orhangazi’nin daha güçlü bir geleceğe kavuşması için samimi bir şekilde mücadele ediyoruz.” “Kamuoyu Doğru Bilgilendirilmeli” Basın ve siyaset ilişkisinin toplum açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakış, özellikle yerel basında yayımlanan içeriklerin doğru ve teyit edilmiş bilgiler içermesi gerektiğini ifade etti. “Gazetecilik toplum adına soru sormaktır. Ama aynı zamanda doğru bilgi vermektir. Kamuoyunun yanlış yönlendirilmemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle şahsımla yapılmamış bir sohbetin yapılmış gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz.” “Ortak Amaç Orhangazi’nin Geleceğidir” Bülent Bakış, açıklamasının sonunda tüm siyasi aktörlere çağrıda bulunarak ilçenin geleceği için ortak aklın önemine dikkat çekti. “Orhangazi için çalışan herkesin ortak amacı ilçemizin daha yaşanabilir, daha güçlü ve daha gelişmiş bir geleceğe kavuşması olmalıdır. Biz bu hedef doğrultusunda çalışmaya, sorunları dile getirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.” Bakış, Orhangazi’nin geleceğini ilgilendiren konularda her türlü yapıcı tartışmaya açık olduklarını ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin de en az bunun kadar önemli olduğunu vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Orhangazi’nin gerçek gündemi ilçenin sorunlarıdır. Biz bu sorunları konuşmaya, çözüm üretmeye ve halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.