Hava Durumu

#Sivil Toplum

Gürsu Haber - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Kent Konseyi’nden Sert Bildiri ve Toplu İstifa: “Halkın İradesi Gasp Edildi” Haber

Bursa Kent Konseyi’nden Sert Bildiri ve Toplu İstifa: “Halkın İradesi Gasp Edildi”

Bursa Kent Konseyi, Bursa siyasetinde geniş yankı uyandıracak çok sert bir açıklamayla Başkanlık ve Yürütme Kurulu üyeliklerinden toplu istifa kararı aldığını duyurdu. Yapılan kapsamlı açıklamada, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan görev değişikliği süreci “halk iradesine müdahale”, “demokratik meşruiyetin ortadan kaldırılması” ve “yerel yönetime çökülmesi” ifadeleriyle değerlendirildi. Açıklamada, iki yıl önce Bursa halkının oylarıyla seçilen Mustafa Bozbey’in gözaltına alınması, ardından tutuklanması ve aynı gün görevden uzaklaştırılmasının hukuki değil siyasi bir süreç olduğu savunuldu. Konsey yönetimi, soruşturmanın sonucu önceden belirlenmiş bir siyasi operasyon niteliği taşıdığını öne sürdü. “Kayyım Atandı, Halkın Seçimi Yok Sayıldı” Bildiride, İçişleri Bakanlığı tarafından belediye yönetimine vali yardımcısının kayyım olarak atanmasının ardından gerçekleşen belediye meclis oturumuna da sert tepki gösterildi. Bursa Valisi’nin davetiyle, Oktay Yılmaz yönetiminde düzenlenen meclis toplantısında, CHP ve İYİ Partili meclis üyeleri ile milletvekillerinin salona alınmadığı iddia edildi. Bu ortamda yapılan oylamayla, Cumhur İttifakı üyelerinin kendi aralarında yeni büyükşehir belediye başkanını belirlediği ifade edilen açıklamada, 31 Mart 2024 seçimlerinde halkın büyük oy farkıyla seçtiği yönetimin meclis çoğunluğu eliyle devre dışı bırakıldığı savunuldu. Konsey açıklamasında şu görüş öne çıktı: “861 bin 295 oy alarak yüzde 47,67 oy oranıyla seçilen bir başkanın yerine, yalnızca meclis içi oylarla belirlenen bir ismin getirilmesi, halk iradesinin kapalı kapılar ardında yok sayılmasıdır.” “Bu Sadece Bir Görev Değişikliği Değil” Bursa Kent Konseyi, yaşananların yalnızca bir belediye başkanlığı değişimi olmadığını, bunun doğrudan demokrasiye ve seçme hakkına yönelik ağır bir müdahale olduğunu savundu. Açıklamada, seçilmiş bir yöneticinin siyasallaşmış yargı eliyle görevden uzaklaştırıldığı ve yerel demokrasinin tasfiye edildiği öne sürüldü. Konsey yönetimi, kent konseylerinin; merkezi yönetim, yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarını ortak akılda buluşturan demokratik yapılar olduğuna dikkat çekerek, mevcut süreçte bu zeminin tamamen ortadan kaldırıldığını belirtti. 22 Ayda Yüzlerce Faaliyet Gerçekleştirildi İstifa açıklamasında yalnızca siyasi eleştiriler değil, görev süresince yapılan çalışmalar da ayrıntılı şekilde kamuoyuyla paylaşıldı. 30 Haziran 2024 ile 10 Nisan 2026 tarihleri arasındaki 22 aylık süreçte: Çocuk, gençlik, kadın, engelli ve çevre meclisleri kuruldu 20 farklı çalışma grubu ve gönüllülerle çok sayıda proje yürütüldü 3 genel kurul, 43 yürütme kurulu toplantısı yapıldı Bursa’nın 17 ilçesinde “Hayalimizdeki Bursa’yı Konuşuyoruz” çalıştayları düzenlendi 6 alanda 30 çalıştay gerçekleştirildi 2 saha analiz raporu hazırlandı 25 yürüyüş ve çok sayıda farkındalık etkinliği düzenlendi 8 yayın çıkarıldı Onlarca panel ve söyleşi organize edildi Toplam 568 toplantı ve etkinliğe imza atıldı Dijital Alanda da Büyük Büyüme Konsey, dijital iletişim alanında da dikkat çekici veriler paylaştı. Açıklamaya göre göreve geldiklerinde yaklaşık 3 bin olan Instagram takipçi sayısı 14 bine yükseldi. Süreç boyunca: 260 reels videosu 2 bin gönderi Aylık ortalama 100 içerik paylaşımı Toplam 1,5 milyon görüntüleme Aylık ortalama 125 bin kişiye erişim sağlandı. “Bursa’da Artık Demokratik Bir Ortam Kalmamıştır” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise şu cümle oldu: “Bursa’da artık demokratik bir ortam kalmamıştır.” Konsey yönetimi, hukuktan ve adaletten yoksun bir anlayıştan şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir yönetim beklenemeyeceğini ifade ederek, bu koşullarda görevlerini sürdürmenin mümkün olmadığını duyurdu. Toplu İstifa Kararı Açıklandı Tüm bu gerekçeler doğrultusunda, Bursa Kent Konseyi Başkanlığı ile Yürütme Kurulu üyeliklerinden istifa edildiği resmen açıklandı. Açıklamanın sonunda ise mücadele mesajı verildi. Konsey üyeleri, bundan sonraki süreçte de kent haklarını, doğal varlıkları, demokratik değerleri ve sosyal hukuk devleti ilkesini savunmaya devam edeceklerini bildirdi. Bursa’da yeni dönemin nasıl şekilleneceği ve bu istifaların kent yönetimine nasıl yansıyacağı merakla bekleniyor.

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları Haber

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları

Türk siyasetinin dikkatle takip edilen isimlerinden Ümit Özdağ, 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştireceği Bursa programıyla kentin siyasi gündemine damga vurmaya hazırlanıyor. Dört güne yayılan kapsamlı ziyaret takviminde esnaf buluşmalarından sanayi odası temaslarına, sivil toplum kuruluşları görüşmelerinden gençlik programlarına, ilçe kongrelerinden vatandaş ziyaretlerine kadar geniş yelpazede temaslar yer alıyor. Bursa’nın merkezinden ilçelerine uzanan program, yalnızca parti çalışması değil; aynı zamanda ekonomi, toplumsal meseleler, yerel sorunlar, gençlik politikaları, göç, üretim ve sivil toplum başlıklarında yoğun bir saha mesaisi olarak değerlendiriliyor. Özdağ’ın Bursa turunun, kentte siyasi hareketliliği artırması bekleniyor. İlk Durak İnegöl: Esnaf, Sanayi ve Vatandaş Teması Programın ilk günü olan 16 Nisan Perşembe’de İnegöl ilçesi ziyaret edilecek. Bursa’nın üretim gücü yüksek, ticaret hacmi geniş ve siyasi açıdan kritik ilçelerinden biri olan İnegöl’de gün boyu yoğun temaslar gerçekleştirilecek. Saat 12.30’da Genel Başkan’ın karşılanmasıyla başlayacak program kapsamında Perşembe Pazarı gezisi yapılacak. Bölgenin en yoğun alışveriş noktalarından biri olan pazar yerinde vatandaşlarla bir araya gelinmesi, esnafın ekonomik beklentilerinin dinlenmesi ve saha gözlemleri yapılması bekleniyor. Öğle yemeği arasının ardından saat 14.15’te İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti gerçekleştirilecek. Sanayiciler, üreticiler ve iş dünyası temsilcileriyle yapılacak görüşmede ihracat, üretim maliyetleri, yatırım ortamı, istihdam ve sanayinin geleceği gibi başlıkların ele alınması öngörülüyor. Saat 15.00 ile 17.00 arasında çarşı yürüyüşü ve fuar alanı ziyareti planlanırken, saat 17.00’de basın toplantısı düzenlenecek. Günün son programı ise saat 20.00’de Sani Konukoğlu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek konferans ve soru-cevap paneli olacak. Bu programda Özdağ’ın hem ulusal gündeme hem de Bursa özelindeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Bursa Merkezde Yoğun Diplomasi Trafiği 17 Nisan Cuma günü programın merkezi Bursa olacak. Kent merkezinde yapılacak ziyaretlerde ekonomi, ticaret, sivil toplum ve toplumsal uzlaşı başlıkları ön plana çıkıyor. Saat 11.00’de Esnaf ve Sanatkarlar Odası ziyaretiyle başlayacak temaslarda küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, finansmana erişim, kira baskısı ve ticari daralma gibi konuların gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 13.00’te tarihi Ulu Camii’nde Cuma namazına katılım planlanıyor. Ardından saat 15.00’te RUMELİSİAD ziyareti gerçekleştirilecek. Rumeli kökenli iş insanlarının oluşturduğu yapıyla yapılacak görüşmede bölgesel kalkınma, yatırım iklimi ve göçmen topluluklarının ekonomik katkısı gibi konular öne çıkabilir. Saat 16.00 ile 16.30 arasında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti yer alıyor. Kent ekonomisinin ana aktörlerinden biri olan BTSO ile yapılacak temas, programın dikkat çeken duraklarından biri olarak görülüyor. Akşam saat 19.00’da ise Demokrasi Platformu buluşması gerçekleştirilecek. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve farklı görüşlerden katılımcıların yer alacağı toplantının, diyalog ve fikir alışverişi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Cumartesi Günü: Göçmen Dernekleri, Açılış Töreni ve Gençlik Buluşması 18 Nisan Cumartesi günü program sosyal tabanı genişleten ziyaretlerle devam edecek. Günün ilk durağı saat 11.00’de BALGÖÇ olacak. Balkan göçmeni vatandaşların temsil edildiği önemli yapılardan biri olan BALGÖÇ ziyareti, Bursa’nın demografik ve kültürel yapısı açısından dikkat çekici başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Saat 13.00’te Yıldırım İlçe Başkanlığı binasının açılışı yapılacak. Parti teşkilatlanması açısından önem taşıyan açılış töreninin yoğun katılımla gerçekleşmesi bekleniyor. Saat 15.00’te Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitap imza programı ve Genel Başkan sempozyumu düzenlenecek. Bu etkinlikte Özdağ’ın siyasi vizyonunu, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini ve düşünsel perspektifini paylaşması bekleniyor. Günün finali ise saat 19.00’da Görükle’de yapılacak gençlik buluşması ve esnaf ziyaretiyle gerçekleşecek. Üniversite öğrencileri ve genç seçmenlerin yoğun bulunduğu bölgede düzenlenecek etkinlik, gençlik politikaları açısından önem taşıyor. Son Gün: Aile Ziyareti, İnanç Kurumları, Çiftçi Teması ve Kongre 19 Nisan Pazar günü programın en dikkat çeken başlıklarından biri, saat 11.00’de trafik kazası mağduru olarak belirtilen Zeynep Nas Sarıkaya ailesine yapılacak ziyaret olacak. Sosyal dayanışma ve toplumsal duyarlılık mesajı taşıyan bu temasın kamuoyunda yankı uyandırması bekleniyor. Saat 13.00’te Orhangazi Cemevi ziyareti gerçekleştirilecek. Farklı inanç kesimleriyle temas açısından önemli görülen program, toplumsal birliktelik mesajı niteliği taşıyor. Saat 13.45’te Orhangazi Ziraat Odası ziyareti yapılacak. Tarım, üretim maliyetleri, çiftçi sorunları, su kaynakları ve kırsal kalkınma başlıklarının burada gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 14.45’te Orhangazi Rumeli Göçmenleri Derneği ziyareti ve STK Sohbet Platformu gerçekleştirilecek. Bölgesel dayanışma, göçmen kimliği ve yerel kalkınma meseleleri toplantının ana başlıkları arasında yer alabilir. Programın finalinde ise saat 17.00’de Kestel İlçe Kongresi yapılacak. 500 kişilik salonda gerçekleşecek kongrenin, teşkilat açısından önemli kararların alınacağı ve geniş katılımın beklendiği bir organizasyon olması öngörülüyor. Kongrenin ardından Genel Başkan uğurlanacak. Bursa’da Siyasi Nabız Yükselecek Dört gün sürecek yoğun program, Bursa’da siyasetin nabzını yükseltecek önemli bir ziyaret trafiği olarak görülüyor. İlçelere yayılan temaslar, farklı toplumsal kesimlerle kurulacak diyaloglar ve ekonomik başlıklara odaklanan görüşmeler, programın yalnızca rutin bir gezi değil; kapsamlı bir saha çalışması niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Esnaftan sanayiciye, gençlerden çiftçilere, sivil toplumdan inanç temsilcilerine kadar geniş kesimlerle buluşacak olan Ümit Özdağ’ın Bursa ziyareti, kent siyasetinde uzun süre konuşulacak başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

DSP Heyetinden Kestel’de Dayanışma ve İş Birliği Vurgusu Haber

DSP Heyetinden Kestel’de Dayanışma ve İş Birliği Vurgusu

Demokratik Sol Parti (DSP) Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır ve Kestel İlçe Başkanı Hayriye Yılmaz Temel’e STK’lardan hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Gerçekleştirilen buluşma, yerel düzeyde siyasi ve sivil toplum iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli mesajlar içerdi. Ziyaret kapsamında, yeni görevine başlayan İlçe Başkanı Hayriye Yılmaz Temel’e başarı dilekleri iletilirken, görüşmede toplumsal dayanışmanın artırılması ve yerel ölçekte ortak çalışmaların geliştirilmesi konuları ön plana çıktı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, katılımcılar karşılıklı fikir alışverişinde bulunarak, bölgesel sorunlara yönelik çözüm önerilerini değerlendirdi. Toplantının ana gündem maddeleri arasında sivil toplum faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması, toplumsal farkındalık projelerinin yaygınlaştırılması ve özellikle dezavantajlı gruplara yönelik çalışmaların güçlendirilmesi yer aldı. Katılımcılar, yerel yönetimler, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki koordinasyonun artırılmasının, toplumsal gelişime önemli katkılar sağlayacağı konusunda görüş birliğine vardı. Görüşmeye katılan Toplumsal Uyuşturucu ile Mücadele Eğitim Federasyonu (TÜMEF) Bursa İl Teşkilat Başkanı Mustafa Yenidoğdu, özellikle gençleri tehdit eden bağımlılık sorununa dikkat çekti. Yenidoğdu, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, eğitim temelli ve önleyici çalışmaların önemine vurgu yaptı. Bu kapsamda yürütülen bilinçlendirme faaliyetleri hakkında bilgi veren Yenidoğdu, kurumlar arası iş birliğinin artırılmasının başarıyı doğrudan etkileyeceğini ifade etti. Toplantıya katılan Bayburt Gökçedere Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmet Akdağ ise kültürel dayanışmanın toplumsal birlikteliği güçlendiren en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekti. Akdağ, farklı kesimlerin ortak değerler etrafında buluşmasının, sosyal uyumun sağlanmasında kritik rol oynadığını belirterek, sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte aktif sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Ziyaretin sonunda yapılan değerlendirmelerde, siyasi temsilciler ile sivil toplum kuruluşlarının ortak hedefler doğrultusunda hareket etmesinin, yerel kalkınma ve toplumsal refah açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Katılımcılar, önümüzdeki süreçte daha kapsamlı projeler ve etkinlikler hayata geçirerek iş birliğini sürdüreceklerini ifade etti. Gerçekleştirilen bu anlamlı buluşma, farklı kesimlerin ortak paydada bir araya gelerek topluma yönelik daha güçlü ve etkili çalışmalar yapma konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Bursa Şubesi’nden Hasan Öztimur Huzurevi Ziyareti Haber

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Bursa Şubesi’nden Hasan Öztimur Huzurevi Ziyareti

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Bursa Şubesi Başkanı Ercan Aktaş öncülüğünde, dernek üyeleri Hasan Öztimur Huzurevi’ni ziyaret ederek büyüklerle bir araya gelmenin manevi huzurunu yaşadı. Toplum yararına faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olarak dernek, üzerlerine düşen sorumluluğu her zaman olduğu gibi bu ziyarette de büyük bir gayret ve azimle yerine getirdi. Ziyaret sırasında dernek üyeleri, huzurevi sakinleriyle yakından ilgilenerek onların duygu ve düşüncelerini dinledi, dertleriyle hemhal oldu. Büyüklerin ihtiyaç ve taleplerini yerinde gözlemleyerek, imkanlar ölçüsünde destek olabilmek için notlar alındı. Ziyaret kapsamında, gönül bağının bir nişanesi olarak huzurevi sakinlerine küçük hediyeler takdim edildi. Huzurevi yönetimi ile yapılan görüşmelerde, başta Huzurevi Müdürü Nilüfer Hanım olmak üzere tüm yetkililerden gerekli bilgiler alındı. Büyüklerin huzurevi müdürü ve çalışanlarından duydukları memnuniyeti ifade etmeleri, dernek üyelerini ayrıca mutlu etti ve verilen hizmetin ne denli değerli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ercan Aktaş, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, “Yaşlılarımıza gösterilen ilgi, sevgi ve özverili çalışmalarından dolayı huzurevi yönetimine ve tüm çalışanlara teşekkür ediyor, görevlerinde başarılarının devamını diliyoruz. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Bursa Şubesi olarak, toplumun her kesimine dokunan faaliyetlerimize aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Ziyaret, dernek üyeleri ve huzurevi sakinleri arasında samimi bir atmosferde geçerken, yaşlılara yönelik duyarlılığın ve sivil toplumun toplum yararına katkısının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! Haber

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün!

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Çarpıcı Açıklamalar.. Devlet Hepimizin, Ama Yöneticiler Geçici… Son yıllarda sıkça tartışılan hobi bahçeleri ve imar barışı konusu, Türkiye’deki binlerce vatandaşı mağdur etmeye devam ederken, İbrahim Hacıoğlu da bu duruma sert tepki gösterdi. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak açıklama yapan Hacıoğlu, devletin uzun yıllardır göz yumduğu sorunları çözmek yerine, yapıcı bir yaklaşım sergilememesini eleştirdi. Devlet Hepimizin, Yöneticiler Geçici Hacıoğlu, devletin “hepimizin” olduğunu, ancak yöneticilerin geçici olduğunu belirterek, yöneticilere yönelik tepkisini dile getirdi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçici… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, sorunları çözme sorumluluğunun devletin üstünde olduğunu vurguladı. Hacıoğlu’nun bu sözleri, devletin sürekli ve kalıcı sorumluluğunun altını çizerken, yöneticilerin dönemsel olarak sorumluluk taşıdığını, dolayısıyla onların yaptıkları hataların daha uzun süreli etkiler yaratmaması gerektiğini dile getirdi. Tarım Arazilerinin Korunması ve Hobi Bahçelerindeki Çelişki Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini koruma çabalarını desteklese de, geçmişte verdiği izinler ve göz yummalar nedeniyle ciddi çelişkiler oluşturduğunu belirtti. Tarım arazilerinin korunması gerektiğini söyleyen Hacıoğlu, “Ama bugüne kadar kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyerek eleştirilerde bulundu. Devletin verdiği İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin yıllardır para ödeyerek bu alanları edindiklerini ve altyapı hizmetlerinden faydalandıklarını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçelerine Yapılan Yatırımın Göz Ardı Edilmesi Hacıoğlu, 2018’deki İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin “yapılaşma izni” alarak yatırımlar yaptıklarını ancak şimdi devletin “evini yıkacağım” demesinin büyük bir haksızlık olduğunu vurguladı. “Hobi bahçelerini kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, vatandaşların bu süreçte mağdur olduğunu belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa, Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçesi sahiplerinin ekonomik durumlarını daha iyi bir şekilde ortaya koydu. Yıkım Değil, Yapıcı Çözüm İstedi Hacıoğlu, “Yıkmak kolay, ama sorunu yapıcı bir şekilde çözmek zor” diyerek, devletin önceki hatalarına dikkat çekti. “Hobi bahçeleri standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diyen Hacıoğlu, İmar Barışı’ndan faydalanmış, altyapı hizmetlerine sahip hobi bahçelerinin sahiplerinin haklarının korunması gerektiğini ifade etti. Yeni Yönetmelikteki İhbar Düzenlemesi ve Tehditler Yeni düzenlemelerle birlikte hobi bahçelerinin ihbar edilebileceğini belirten Hacıoğlu, “Hobi bahçenize ihbar yağabilir” diyerek vatandaşları uyardı. Valiliklere yapılan her ihbarın ciddiye alınacağını ve denetimlerin başlatılacağını belirterek, bu durumun vatandaşı daha da mağdur edeceğini ifade etti. Hacıoğlu, insanların yıllarca yatırım yaptıkları bahçeleri, “evini yıkacağım” diyen bir devlet yaklaşımı ile kaybetmelerinin büyük bir yanlış olduğunu belirtti. Devletin Sorumsuzluğu ve Çözüm Önerisi Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda geçmişteki sorumsuzluğunu sorgularken, bundan sonraki süreçte bu tür sorunların çözülmesi için adım atılmasını talep etti. “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş, yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, devletin yapması gereken şeyin yıkım değil, yapıcı bir çözüm bulmak olduğunu belirtti. Sonuç Olarak: “Evin Başına Yıkılsın!” Hacıoğlu’nun sert açıklamaları, devletin geçmişteki hatalarının ve yöneticilerin geçici sorumluluklarıyla ilişkilendirilen güncel mağduriyetlerin çözülmesi gerektiğini vurguladı. “Evin başına yıkılsın” diyerek, yöneticilerin hatalarını doğrudan yüklenmesini isteyen Hacıoğlu, devletin yapması gerekenin vatandaşları mağdur etmemek olduğunu söyledi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçicidir… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, vatandaşın haklarını korumanın devletin asli sorumluluğu olduğunu bir kez daha dile getirdi. İbrahim Hacıoğlu, İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak, devletin son yıllarda izlediği tarım arazileri koruma politikasını eleştirerek önemli açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, devletin bu sorunu çözme çabalarını “haksız” ve “adilsiz” bulduğunu ifade ederek, bu durumu “Evin başına yıkılsındır” şeklinde nitelendirdi. Tarım Arazilerinin Korunması Amaçlanırken Yapılan Hatalar Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini korumak adına doğru bir adım attığını, ancak yıllardır göz yumduğu ve ses çıkarmadığı konularda sorun yaratmış olduğuna dikkat çekti. “Kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyen Hacıoğlu, devletin geçmişte yaptığı bu hatalar yüzünden bugün mağduriyet yaşandığını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçeleri Üzerindeki Eleştiriler 2018’de çıkarılan “İmar Barışı” düzenlemesiyle hobi bahçesi sahiplerinden para alınıp, “yapılaşma izni” verildiğini belirten Hacıoğlu, devletin bu sürecin sonunda bugün, yıllardır bedel ödeyen vatandaşlara “evini yıkacağım” diyerek sorun çıkardığını söyledi. “Hobi bahçeleri kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, hobi bahçesi alan insanların çoğunun zengin olmadığını belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa gider Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçeleri sahiplerinin durumunu daha iyi bir şekilde açıkladı. Çözüm Önerileri: Yapıcı Bir Adım Hacıoğlu, yıkmanın kolay, sorunu yapıcı bir şekilde çözmenin ise daha adil olacağını belirterek, “Bir kere hobi bahçesi standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diye konuştu. İmar Barışı çerçevesinde devletin kendi çıkardığı kanunu uygulayarak, hobi bahçelerinin altyapı hizmetlerinin sağlandığı yerlerde özel düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu. Hacıoğlu, “Vatandaş mağdur edilmesin. Devlet yine bir bedel alarak bu insanlara bir hak tanısın” şeklinde konuştu. Devletin Sorumluluğu ve Geçmişteki Hatalar Hacıoğlu, devletin bugüne kadar bu duruma göz yummasının, “işin bu noktaya gelmesine sessiz kalmasının” ve hatta teşvik etmesinin büyük bir hata olduğunu belirtti. “İnsanların evi başına yıkılmasın. APP plaka meselesinde olduğu gibi milletle-devlet karşı karşıya gelmesin” diyerek devletin önceki hatalarına dikkat çekti. Yeni Yönetmelik ve İhbar Düzenlemesi Son olarak, yeni yönetmelikte yapılan düzenleme ile birlikte hobi bahçelerinin ihbar yoluyla yıkılabileceği duyuruldu. Bu düzenleme, “toprak koruma kurulu üyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının ihbar yapabileceği” bir sistem getirdi. Hacıoğlu, bu durumun vatandaşlar için daha da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirterek, “Hobi bahçenize ‘ihbar’ yağabilir” şeklinde uyarıda bulundu. Yeni yönetmeliğe göre, ihbar edilen hobi bahçeleri valilikler tarafından denetlenecek ve ihbar edilen yerler için ceza kesilip, yıkım işlemi başlatılacak. Hacıoğlu, “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş; yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, uygulamanın vatandaşlar için büyük bir mağduriyet yaratacağına işaret etti. İbrahim Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda yaptığı hataları bir an önce düzeltmesi gerektiğini ve vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için adım atılması gerektiğini belirtti. “Evin başına yıkılsındır” diyerek devletin yaklaşımını eleştiren Hacıoğlu, “Çözüm, bundan sonra kesinlikle izin vermemek” diyerek, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için daha dikkatli ve yapıcı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan Siyonist Zulmüne Karşı Tarihi Çağrı Haber

Anadolu Aşiretler Federasyonu’ndan Siyonist Zulmüne Karşı Tarihi Çağrı

Türkiye’nin 60 vilayetinde 300’den fazla aşireti, yüzlerce kanaat önderini, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini ve akademisyenleri bünyesinde barındıran Anadolu Aşiretler Federasyonu, Mescid-i Aksa’nın bir ayı aşkın süredir ibadete kapatılmasına ve 12 bin Filistinli mazlumun hukuksuz bir şekilde katledilmek istenmesine karşı sessizliğini bozdu. Federasyon Genel Başkanı Ferhat Armağan, İslam coğrafyasının kalbine saplanan bu hançer karşısında Anadolu’nun gür sesini tüm dünyaya duyurduklarını belirterek, sert mesajlar verdi. “Siyonist Zulüm, İslam Aleminin Dağınıklığından Besleniyor” Ferhat Armağan, yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Bugün büyük bir teessür ve öfkeyle şahitlik ediyoruz ki; ilk kıblemiz Mescid-i Aksa bir aydır zincirlenmiş, 12 bin Filistinli kardeşimiz Siyonist İsrail hükümetinin uydurma yasalarıyla idamın eşiğine getirilmiştir. Bu ceberrut güç, bu küresel emperyalist odak, cüretini ne yazık ki İslam aleminin içindeki tefrikadan ve parçalanmışlıktan almaktadır. Artık kınama vakti geçmiş, icraat vakti gelmiştir. İslam milletlerinin ve devletlerinin bir an önce birlik ve beraberliği sağlaması, artık bir tercih değil, varoluşsal bir zarurettir.” “Çözüm: İslam Müttefik Orduları ve Güç Birliği” Armağan, zulme karşı durmanın tek yolunun İslam devletlerinin yek vücut olması olduğunu vurguladı: “Zalime karşı durmanın yolu, devasa bir kudret ve sarsılmaz bir müttefik ordusu oluşturmaktan geçer. Tarih bize göstermiştir ki Batı dünyası, ruhani liderlik ve ortak askeri disiplinle İslam coğrafyasına zulmetmiştir. Bizim bu kuşatmayı yarmamızın yegâne yolu, manevi bir şemsiye altında toplanarak saflarımızı sıklaştırmaktır.” “Türkiye, Tarihi Misyonuna Hazırdır” Federasyon Genel Başkanı, Türkiye’nin bu büyük birliği sağlayacak kudrete sahip olduğunu belirterek şunları ekledi: “Tarih boyunca Hilafet makamının hamiliğini yaparak insanlığın refahına, barışına ve saadetine hizmet eden bu aziz millet, bugün de İslam devletlerini bir araya getirecek yegâne güce sahiptir. Türkiye, tarihsel mirası ve stratejik gücüyle bu büyük birliğin sancaktarı olmaya layıktır. Müslümanların bir emirle, bir nidayla aynı safta buluşacağı günler uzak değildir. Anadolu’nun her köşesindeki aşiretlerimiz ve kanaat önderlerimiz bu haklı davanın ve devletimizin arkasındadır.” Zulüm Ebedi Olamaz, Kudüs Sahipsiz Değildir Ferhat Armağan, açıklamasının sonunda, Müslümanların birlik ve dayanışmasının önemine dikkat çekerek, “İslam alemi, birlik ve kararlılıkla hareket ettiği sürece zulüm ebedi olamaz ve Kudüs sahipsiz kalmaz” ifadelerini kullandı. Toplantı ve açıklamalar, Anadolu Aşiretler Federasyonu’nun bölgesel ve uluslararası krizlerde aktif duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü Haber

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü

Otizmi Gör, Anla, Destekle; Birlikte Güçlü Bir Yaşam Kuralım Ulusal Otizm Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Emel Kanberoğlu 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık gününde önemli açıklamalarda bulundu. “Otizmi gör, anla, destekle ve birlikte güçlü bir yaşam kuralım” diye konuşan Emel Kanberoğlu, sadece 2 Nisan tarihlerinde değil, farkındalığın tüm zamanlarda önemli olduğuna dikkat çekti. Emel Kanberoğlu; “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü, otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı sorunları bir kez daha güçlü şekilde dile getirmek, toplumsal farkındalığı artırmak ve çözüm odaklı adımların önemini vurgulamak açısından son derece kıymetli bir gündür. Otizm, eksiklik değil; doğru destek, erken tanı, nitelikli eğitim, uygun sağlık hizmetleri ve toplumsal kabul ile bireyin potansiyelini ortaya koyabileceği nörogelişimsel bir farklılıktır. Ancak ne yazık ki ülkemizde otizmli bireyler ve aileleri; eğitimden sağlığa, sosyal hayattan istihdama, bakım hizmetlerinden bağımsız yaşam hakkına kadar birçok alanda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır” dedi. Konfederasyon olarak çalışmaya, dikkat çekmeye ve farkındalık yaratmaya devam edeceklerini vurgulayan Emel Kanberoğlu; “Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; otizmli bireylerin yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal hayata katılım hakkı ve güvenli bir gelecek hakkı tartışmasızdır. Otizmli bireylerimizin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanması değil; yılın her günü hak temelli, sürdürülebilir ve kapsayıcı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. Ailelerimiz büyük bir mücadele vermektedir. Pek çok aile tanı sürecinden itibaren yalnız bırakılmakta, yeterli yönlendirmeye ulaşamamakta, eğitim olanaklarına erişimde zorluk yaşamakta, ekonomik ve sosyal yükün altında yıpranmaktadır. Bu nedenle otizmli bireyin desteklenmesi kadar, ailenin güçlendirilmesi de kamusal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün yapılması gereken; farkındalık cümlelerini çoğaltmaktan öte, somut çözümleri hayata geçirmektir. Erken tanı sistemlerinin güçlendirilmesi, özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması, okullarda kapsayıcı eğitim anlayışının etkin şekilde uygulanması, sağlık hizmetlerinde otizm dostu yaklaşımların artırılması, bakım ve rehabilitasyon modellerinin geliştirilmesi, aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve otizmli bireylerin yetişkinlik dönemini de kapsayan yaşam politikalarının oluşturulması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Otizmli çocuklarımızın, gençlerimizin ve yetişkin bireylerimizin görünür olması; yeteneklerinin fark edilmesi; toplumun her alanında saygıyla, anlayışla ve eşit fırsatlarla var olabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki asıl ihtiyaç, acıma değil anlayış; dışlama değil kabul; ihmal değil güçlü bir destek sistemidir. Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak; otizmli bireylerimizin haklarını savunmaya, ailelerimizin sesi olmaya, çözüm önerileri üretmeye ve toplumda kalıcı farkındalık oluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, eğitim ve sağlık paydaşlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve toplumun tüm kesimlerini otizm konusunda daha duyarlı, daha sorumlu ve daha kapsayıcı olmaya davet ediyoruz. 2 Nisan vesilesiyle bir kez daha vurguluyoruz: Otizmi fark etmek yetmez; anlamak, desteklemek ve birlikte yaşamı güçlendirmek gerekir” diye konuştu.

DAĞDER’de 40. Yıla Yakışan Vefa Gecesi Haber

DAĞDER’de 40. Yıla Yakışan Vefa Gecesi

Bursa’nın önemli sivil toplum kuruluşlarından DAĞDER, kuruluşunun 40. yılı dolayısıyla düzenlediği “Vefa ve Onur Gecesi” programında önceki dönem başkanlarını bir araya getirdi. DAĞDER Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program, hem geçmişe duyulan vefanın hem de kurumsal birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir göstergesi oldu. Geceye, önceki dönem DAĞDER başkanlarından Tarık Yılmaz, Ali Şahin, Bilgin Seymen, Yüksel Acar, Mustafa Kahraman, Erkan Aydın, Yüksel Yaşar, Yaşar Türk ve İsmail Aydoğdu katıldı. Kurulduğu günden bu yana dağ yöresi insanının sesi olan, birlik ve dayanışmanın simgesi hâline gelen DAĞDER, 40 yıllık geçmişini bu anlamlı organizasyonla taçlandırdı. Programda, derneğin bugünlere gelmesinde emeği bulunan isimlere teşekkür edilirken, geçmiş dönemlerde ortaya konulan hizmet ve katkılar da saygıyla yad edildi. Gece kapsamında, DAĞDER’in hafızasında müstesna bir yere sahip olan kurucu Başkan merhum Sait Acar, merhum başkan Cemil Ünsal, merhum başkan Ali Kaya da rahmet ve minnetle anıldı. DAĞDER Genel Başkanı Derya Başak, gecenin yalnızca bir yıl dönümü programı olmadığını; aynı zamanda emek, fedakârlık, aidiyet ve vefa duygusunun en güzel şekilde ifade edildiği özel bir buluşma ve kültüre ait anıların canlandığı nostaljik bir gece olduğunu vurguladı. Başak, DAĞDER’in köklü geçmişinden aldığı güçle geleceğe daha emin adımlarla yürüdüğünü belirtti. Samimi ve duygu yüklü anların yaşandığı “40. Yıl Vefa ve Onur Gecesi”, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurarken, DAĞDER camiasının ortak hafızasını ve birlik ruhunu bir kez daha pekiştirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.