Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sgk

Gürsu Haber - Sgk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sgk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yargıtay’dan Milyonlarca Emekliyi İlgilendiren Kritik Karar: “Son 2520 Gün” Tartışmasında Dikkat Çeken Gelişme Haber

Yargıtay’dan Milyonlarca Emekliyi İlgilendiren Kritik Karar: “Son 2520 Gün” Tartışmasında Dikkat Çeken Gelişme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nda karma primi bulunan sigortalıları yakından ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Karar, özellikle 1 Ekim 2008 öncesi sigorta girişi bulunan vatandaşlar açısından emeklilik statüsünün belirlenmesinde emsal niteliği taşıyabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. SSK Şartlarını Tamamladı, Bağ-Kur’dan Emekli Edildi Davaya konu olan yurttaşın toplamda; 6 bin 730 gün SSK (4A), 450 gün Emekli Sandığı, 2 bin 92 gün ise Bağ-Kur (4B) primi bulunuyordu. Emekli vatandaş, son 7 yıllık prim süresinde Bağ-Kur günlerinin fazla olması nedeniyle Bağ-Kur kapsamında emekli edildiğini belirterek yargıya başvurdu. Ancak yurttaş, SSK kapsamında emeklilik için gerekli olan 25 yıl sigortalılık süresi ve 5 bin prim gününü çok daha önce tamamladığını, buna rağmen yaklaşık 1 yıl geç emekli edildiğini ve daha düşük maaş bağlandığını ileri sürdü. İlk Derece Mahkemesi Vatandaşı Haklı Buldu Davayı inceleyen İlk Derece Mahkemesi, vatandaşın talebini haklı bularak şu kararı verdi: “01.04.2002 tarihi itibarıyla yalnızca 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetler nedeniyle aylık bağlanması gerektiğinin tespitine…” Mahkeme ayrıca; 8 bin 654 TL fark aylık alacağı, 6 bin 692 TL faiz alacağı olduğuna hükmederek ödeme yapılmasına karar verdi. İstinaf Mahkemesi de Kararı Onadı Dosya daha sonra İstinaf Mahkemesi’ne taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi’nin kararını hukuka uygun bularak onadı. Yargıtay Kararı Bozdu Ancak dosyanın taşındığı Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, “kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak” gerekçesiyle kararı bozdu. Bunun üzerine dosya yeniden İlk Derece Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme ise önceki kararında direnerek vatandaş lehine verdiği hükmü korudu. Son Sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Söyledi Uyuşmazlığın ardından dosya bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne geldi. Genel Kurul, İlk Derece Mahkemesi’nin direnme kararını hukuka uygun buldu. Kurul kararında, dava dilekçesindeki iddiaların değerlendirilmesi sonucunda vatandaşın talebinin yerinde olduğu kanaatine varıldığı ifade edildi. SGK Uzmanı Erdursun: “Çok Önemli Bir Karar” Kararı değerlendiren SGK Uzmanı Özgür Erdursun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Önemli bir yargı kararı. Bu karara göre emeklilikte son 2520 prim gün sayısı içinde en çok hangi statüden prim var ise o statüye göre değil, toplam gün sayısı hangi statüden ise o statünün şartları ile emekli olunur.” “Son 2520 Gün” Kuralı Nedir? 30 Eylül 2008 tarihinden önce sigortalı olan kişiler için emeklilik statüsü belirlenirken “son 2520 prim günü” kuralı uygulanıyor. Bu sisteme göre; Son 2520 gün içinde hangi statüde daha fazla prim varsa, Kişi o statünün şartlarına göre emekli ediliyor. Örneğin son dönemde Bağ-Kur primi 1260 günü aşan bir kişi, daha önce SSK şartlarını tamamlamış olsa bile Bağ-Kur’dan emekli olabiliyor. Ancak Bağ-Kur’dan bağlanan maaşların çoğu zaman SSK’ya göre daha düşük olması, yıllardır ciddi mağduriyet tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Karma Prim Ödeyenler İçin Emsal Olabilir Uzmanlara göre bu karar; SSK şartlarını daha önce tamamlayan, Ancak son prim günleri nedeniyle Bağ-Kur’dan emekli edilen, Daha düşük maaş aldığını düşünen çok sayıda emekli açısından emsal niteliği taşıyabilir. 1 Ekim 2008 Sonrası Sistem Değişti 1 Ekim 2008 sonrası ilk kez sigortalı olanlarda ise farklı bir sistem uygulanıyor. Yeni sisteme göre artık: Son 2520 gün değil, Toplam çalışma hayatı boyunca hangi statüde daha fazla prim varsa, emeklilik o statü üzerinden belirleniyor.

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA Haber

BÜRO İŞ’TEN SOSYAL GÜVENLİK HAFTASINDA ÇARPIÇCI AÇIKLAMA

Büro-İş Sendikası, Sosyal Güvenlik Haftası dolayısıyla sosyal güvenlik sistemine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı. Büro İş Sendikası Bursa Şubesi; kamu emekçilerinin yaşadığı hak kayıplarını ve SGK çalışanlarının sorun ile taleplerini kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” dedi. Büro İş sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper tarafından yönetim kurulu adına yapılan basın açıklamasında; Ülkemizde “reform” adı altında SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tek çatı altında birleştirilmiş; yıllardır çıkarılan yasal düzenlemelerle emeklilik yaşı yükseltilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş, prim gün sayıları artırılmış ve çalışanlar arasında ciddi hak kayıpları yaratılmıştır” denildi. Yazılı basın açıklamasında; Özellikle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, kamu çalışanları arasında büyük bir eşitsizliğe neden olmuştur. 1 Ekim 2008 öncesi göreve başlayan memurlar için 25 yıllık hizmette aylık bağlama oranı yüzde 75 olarak uygulanırken, aynı süreyle görev yapan ancak 1 Ekim 2008 sonrası işe başlayan memurlar için bu oran yüzde 50’ye düşürülmüştür. Başta seyyanen zamlar olmak üzere birçok ek ödeme emekli keseneğine yansıtılmamış; uygulanan politikalar kamu emekçileri için “mezarda emeklilik” anlayışını dayatmıştır. Bir başka büyük mağduriyet de EYT düzenlemesinde yaşanmıştır. 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar EYT kapsamına alınırken, sadece 1 gün sonra sigortalı olan milyonlarca emekçi 17 yıl daha beklemeye mahkûm edilmiştir. Bu adaletsizlik derhal giderilmeli, kademeli emeklilik düzenlemesi hayata geçirilmelidir. Bugün ise çalışanların karşısına “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)” çıkarılmaktadır. Çalışanın maaşından yüzde 3 kesinti yapılmasını öngören bu sistem, zaten geçim sıkıntısı yaşayan emekçileri daha da yoksullaştıracaktır. Biriken fonların kamu yatırımlarına aktarılacağı söylenmektedir. Ancak geçmiş deneyimler göstermiştir ki kamu fonları çoğu zaman sermayeye, yandaşa ve rant çevrelerine kaynak olarak kullanılmaktadır. İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet katkısının bir gecede yüzde 50 düşürülmesi hafızalardadır. Aynı güvencesizlik TES için de geçerlidir. TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon verileri ve toplu sözleşme süreçlerinde yaşanan kayıplar nedeniyle maaşlarımız her geçen gün erimektedir. 4 aylık resmi enflasyon yüzde 14,64 olurken memura verilen yüzde 11 zam daha yılın ilk aylarında erimiştir. Üyesi bulunduğumuz Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Mayıs 2026 araştırmasına göre: Açlık sınırı 36 bin 313 TL, Yoksulluk sınırı ise 108 bin 820 TL’ye ulaşmıştır. Bugün: En düşük emekli maaşı açlık sınırının altında, İki memur maaşı ise ancak yoksulluk sınırına yaklaşabilmektedir. Sosyal güvenlik bir insan hakkıdır. Sosyal devlet; çalışanını, emeklisini yoksulluğa mahkûm eden değil, insanca yaşam koşullarını sağlayan devlettir. Özellikle pandemi ve EYT süreçlerinde büyük özveriyle çalışan SGK emekçileri bugün ciddi ekonomik ve özlük hak kayıpları yaşamaktadır. TALEPLERİMİZ: * Tüm memurlara yoksulluk sınırı üzerinde maaş sağlayacak seyyanen zam verilmelidir. * Enflasyon farkları aylık ödenmelidir. * 2008 öncesi-sonrası emeklilik ayrımı kaldırılmalıdır. * Tüm ek ödemeler emekli keseneğine dahil edilmelidir. * Vergi oranı yüzde 10’da sabitlenmelidir. * 3600 ek gösterge tüm memurlara verilmelidir. * Büyükşehir tazminatı ve kira yardımı sağlanmalıdır. * SGK çalışanlarına Sosyal Güvenlik Tazminatı verilmelidir. * Personel eksikliği giderilmeli, kurum içi uzmanlık sınavı açılmalıdır. * Görevde yükselme sınavlarında mülakat kaldırılmalıdır. * Liyakatsiz görevlendirmelere son verilmelidir. * 666 sayılı KHK ile kaldırılan ikramiyeler geri verilmelidir. * Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılmalıdır. * Fazla mesai ücretleri günümüz koşullarına göre artırılmalıdır. * Yemek, ulaşım ve sosyal yardımlar güncellenmelidir. * Memur disiplin affı çıkarılmalıdır. * Yeşil pasaport hakkı tüm memurlara verilmelidir. Kamu emekçileri ve emekliler olarak yoksulluğa, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” denildi.

“Memur Emeklisi İsyanda: ‘Hakkımız Olan Maaşın Yarısını Alıyoruz!’” Haber

“Memur Emeklisi İsyanda: ‘Hakkımız Olan Maaşın Yarısını Alıyoruz!’”

Seyyanen Zam Krizi Büyüyor: Hukuk, Sistem ve Gerçekler Karşı Karşıya Türkiye’de milyonlarca memur emeklisini ilgilendiren maaş tartışması giderek daha sert bir zemine kayıyor. Özellikle “seyyanen zam”ın emekli maaşlarına yansıtılmaması, sosyal medyada büyüyen bir hak arayışına dönüşürken; konu artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve sistemsel bir kriz olarak değerlendiriliyor. Memur emeklileri, kazanılmış haklarının yok sayıldığını savunurken; bazı uzmanlar ise mevcut sistemin zaten bu şekilde işlediğini ve yapılan itirazların hukuki zemininin tartışmalı olduğunu dile getiriyor. “Kanun Açık” Diyenler: ‘Memura Ne Veriliyorsa Emekliye de Verilmeli’ Hak arayışında olan emekliler, dayanak olarak Anayasa ve ilgili mevzuatı gösteriyor. Özellikle: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çerçevesinde, memura yapılan artışların emekliye de yansıtılması gerektiği savunuluyor. Emekliler bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Biz ayrıcalık değil, kanunun bize verdiği hakkı istiyoruz. İkramiye değil, sadaka değil; alın terimizin karşılığını talep ediyoruz.” Karşı Görüş: “Sistem Baştan Böyle Kuruldu” Ancak bu iddialara karşı çıkan ve kendisi de emekli olduğunu belirten kesimler, tartışmaya farklı bir boyut getiriyor. Bu görüşe göre: Emekli maaşları doğrudan hükümet tarafından değil, SGK ve Emekli Sandığı sistemi üzerinden belirleniyor. Maaşlar, memurun görevdeyken sahip olduğu unvan ve keseneğe tabi gelirleri üzerinden hesaplanıyor. Tazminat, ek ödeme ve seyyanen zam gibi kalemler keseneğe tabi olmadığı için emekli maaşına yansımıyor. Bu görüşü savunanlar net konuşuyor: “Bugün tartışılan şey yeni değil. Bu sistem yıllardır böyle işliyor. Değişmesini istiyorsanız yeni yasa gerekir.” Oran Tartışması: Gerçekten Kayıp mı Var? Tartışmanın bir diğer boyutu ise maaş bağlama oranları. Geçmişte %75 seviyelerinde olan aylık bağlama oranlarının bugün %50’lere kadar gerilediği eleştirisi yapılırken, karşı görüş bunun eksik bir değerlendirme olduğunu savunuyor: “Bugünkü oranlar tek başına kıyaslanamaz. Memur maaş yapısı değişti. Bazı kalemler artırıldı ama keseneğe dahil edilmedi. Bu da emekli maaşını etkiledi.” “Ek Ödeme Var” Argümanı Sistemi savunanlara göre emeklilere zaten çeşitli ek ödemeler yapılıyor: %4 oranındaki eski vergi iadesi sistemi %6 oranındaki ilave ödeme Toplamda yaklaşık %10’luk bir ek ödemenin hâlâ emekli maaşlarına yansıdığı ve bunun e-Devlet sisteminde görülebildiği ifade ediliyor. Emekliler Ne Diyor? “Bu Teknik Açıklamalar Açlığı Durdurmuyor” Ancak sahadaki emekli için bu teknik detayların pek bir anlamı yok. Artan hayat pahalılığı karşısında maaşların eridiğini belirten emekliler, durumu çok daha sert ifadelerle dile getiriyor: “Sistem böyleydi demek çözüm değil. Biz bugün geçinemiyoruz. Maaşımız yarıya düştü. Her yerden darbe yiyoruz.” “Domino Etkisi” Uyarısı: Sistem Çöküyor mu? Seyyanen zamın emeklilere yansıtılmaması, bazı kesimler tarafından “domino etkisi” olarak tanımlanıyor. İddiaya göre: Aktif memur ile emekli arasındaki maaş farkı açılıyor Sistem içindeki denge bozuluyor Emeklilik cazibesini kaybediyor Kamu personel rejimi uzun vadede zarar görüyor Bu görüşü savunanlar oldukça sert: “Bu sadece bir maaş meselesi değil. Bu, sistemin çöküşüdür.” Siyasi Eleştiri: “Sorun Biliniyor Ama Çözüm Yok” Tartışma giderek siyasi bir boyut da kazanıyor. Emekliler, iktidarın sorunu görmesine rağmen çözüm üretmediğini iddia ediyor: “Mesele bilinmiyor değil. Ama tercih edilmiyor. Çünkü emekliden tasarruf ediliyor.” Daha Derin Sorun: “Adalet ve Liyakat” Konu yalnızca maaş tartışmasıyla sınırlı kalmıyor. Sisteme yönelik güven kaybı da açık şekilde dile getiriliyor: Atamalarda liyakat tartışmaları Gençlerin geleceğe dair kaygıları Kamu sistemine olan güvenin zayıflaması Bu noktada eleştiriler daha da sertleşiyor: “Adalet ve liyakat olmadan hiçbir hak iadesi olmaz. Sorun maaş değil, sistem sorunu.” ÇÖZÜM NEREDE? Ortaya çıkan tablo net: Emekliler hak kaybı yaşadığını düşünüyor Sistem savunucuları mevcut yapının hukuka uygun olduğunu söylüyor Çözüm ise ancak yeni bir yasal düzenleme ile mümkün görünüyor “Bu Tartışma Daha Büyüyecek” Memur emeklisinin maaş meselesi artık bireysel bir serzeniş olmaktan çıkmış durumda. Ekonomik krizle birleşen bu sorun, önümüzdeki süreçte hem hukuki hem de siyasi açıdan daha büyük bir tartışmanın fitilini ateşleyecek gibi görünüyor. Çünkü mesele sadece maaş değil; güven, adalet ve gelecek meselesi.

Fatih Yeniay’dan Sert Açıklama: Haber

Fatih Yeniay’dan Sert Açıklama:

Bursa – Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeniay, emekçilerin haklarının savunulmasında yaşanan büyük adaletsizliği ve sessizliği sert sözlerle eleştirdi. Yeniay, “Emeğin temsilcisi olduğunu iddia edenler, çocuk yaşta sömürülen bir neslin hakkı söz konusu olduğunda dut yemiş bülbüle dönüyor. Bizim alın terimiz, sizin siyasi hesaplarınıza sığmaz. Sessizlik her zaman rıza değildir, bazen büyük bir fırtınanın habercisidir ve biz o fırtınayı hak arama meydanlarında estirmeye kararlıyız” dedi. Fatih Yeniay, Çıraklık ve Staj Sigortası mağdurlarının hak arayışının son derece haklı bir mücadele olduğunu belirterek, “Bizim sesimiz duyulmadan, alın terimiz hiçbir zaman değer kazanamayacak. Emeğiyle geçinen, geleceğini kurmaya çalışan bu gençlerin hakkı söz konusu olduğunda, gözler neden kör oluyor? Bu sessizliğe bir son vermek, emekçilerin yanında durmak, tüm sendikaların sorumluluğudur. Sendikalar susmasın, işçinin evladının hakkını savunmak için daha neyi bekliyorsunuz?” şeklinde sert sözlerle uyardı. “Stajyer ve Çırakların Sigorta Başlangıcı Verilsin!” Yeniay, özellikle stajyer ve çıraklık sistemine yönelik taleplerini ise şu şekilde dile getirdi: “SGK numaramız var, tescil tarihlerimiz var, SGK kartlarımız var ve e-devlette ilk işe giriş tarihimizi gösteriyor. Ancak bu, bizim sigorta başlangıcımızın tam anlamıyla kayda geçmesi için yeterli değil. Staj ve çıraklık dönemi sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeli ve tam sigorta hakkımız verilmelidir!” Yeniay, “Stajyer ve çırakların hakları, hiçbir şekilde göz ardı edilemez. Bu gençler, devlete emek vermiş, sigorta sicil kartı almış ve o dönemde çalışmış olan bireylerdir. Onların çalışma hayatında olduğu gibi, sosyal güvenlik haklarının da doğru bir şekilde verilmesi gerekir” dedi. Sosyal Devlete Güveniyoruz, Çözüm İradesi İstiyoruz Yeniay, hükümete ve yetkililere yönelik net bir çağrı yaparak, “Sosyal Devlet anlayışına güveniyoruz ve bu sorunun çözülmesi için bir an önce harekete geçilmesini bekliyoruz. Eğer politikalar gerçekten paydaşlarla belirlenecekse, Türkiye’nin en büyük sivil toplum hareketlerinden biri olan federasyonumuzun talepleri bu masanın başköşesinde yer almalıdır. Bu mesele, sadece bir rakam değil, bir neslin devlete olan güveninin sınavıdır. 1986 yılında çıkarılan 3308 sayılı kanunun yarattığı boşluk, artık taşınamaz bir yük haline gelmiştir. Bu boşluğu doldurmak, devletin sorumluluğundadır!” “Bundan Sonra Geri Adım Atmak Yok!” Fatih Yeniay, Türkiye’deki staj ve çıraklık mağdurlarının adalet mücadelesinin sadece bireysel bir hak talebi olmadığını, aynı zamanda “bu mesele, Türkiye’nin en büyük sosyal adalet sınavıdır. Çıraklık ve staj döneminde sigortalı sayılmayan milyonlarca vatandaşın hakkı söz konusudur. 1986’dan beri süregelen mağduriyetin son bulması gerektiğini bir kez daha Beştepe’ye seslenerek dile getiriyoruz. Bu, sadece gençlerin sigorta haklarının teslimi değil, aynı zamanda Türkiye’nin tüm sosyal güvenlik sisteminin doğru bir şekilde işlemesi meselesidir” dedi. "Devletin Çıraklarına Verdiği Sigorta Sicil Kartı, Bir Vaat Değil, Bir Haktır!" Yeniay, son olarak şunları söyledi: “Devletin çıraklarına verdiği sigorta sicil kartları, bir vaat değil, bir haktır! Bu hak, yıllardır ihmal edilmiş ve görmezden gelinmiştir. Ancak, biz bu haksızlığı çözmek için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu işin peşini bırakmayacağız. Biz, devletin ciddiyetine ve çözüm iradesine inanıyoruz. Çırakların özlük haklarının teslim edilmesi gerektiğini haykırmaya devam edeceğiz” diyerek kararlı duruşlarını yineledi. "Bu Mesele Sadece Sayılarla İlgili Değil, Bir Neslin Geleceğiyle İlgili" Son olarak, “Bundan sonra geri adım atmak yok! Bu mesele sadece rakamlarla ilgili değil, bir neslin geleceği, devletine olan güvenidir. Milyonların hakkı gasp edilemez. Biz, hak arama yolunda kararlılıkla ilerleyeceğiz ve bir gün bu adaletsizliğin son bulacağına inanıyoruz. Bizim mücadelemiz, emek ve adalet mücadelesidir. Ve bu mücadelenin sonunda kazanan, emeğin ve adaletin kendisi olacaktır!” şeklinde sert bir mesaj verdi. Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Fatih Yeniay, bu haklı mücadelesinin bir an bile olsun duraksamadan süreceğini ve tüm mağduriyetlerin ortadan kaldırılması için kararlılıkla hareket etmeye devam edeceklerini vurguladı. Milyonların ortak kaderini etkileyen bu kritik mesele, artık Türkiye’nin en önemli sosyal adalet konularından birine dönüşmüş durumda. Çıraklık ve staj sigortası mağdurlarının hak arayışları, tüm kamuoyunun dikkatini çekerken, devletin çözüm üretmesi gerektiği konusunda kararlı bir duruş sergileyen Yeniay, “Emeğimize sahip çıkılmadığı sürece, bu fırtına hiçbir zaman dinmeyecek” diyerek mücadelesine devam edeceğini açıkladı.

Emeklilikte Adalet Mücadelesi: Gürkan Şimşek'ten Sert Çıkış! "Adaletsizlik Karşısında Duruşumuzu Değiştirmeyeceğiz" Haber

Emeklilikte Adalet Mücadelesi: Gürkan Şimşek'ten Sert Çıkış! "Adaletsizlik Karşısında Duruşumuzu Değiştirmeyeceğiz"

Bursa - Emeklilikte Adalet Arayanlar Derneği Bursa İl Başkanı Gürkan Şimşek, adalet talebinde bulunan milyonlara seslenerek, kademeli emeklilik düzenlemesi yapılmadan EYT sorununu çözülmüş saymanın mümkün olmadığını ve bu adaletsizliğin sürmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Gürkan Şimşek, 08 Eylül 1999 sonrası emeklilik hakkı kazanan, ancak sonradan değişen düzenlemelerle mağdur edilen milyonlarca çalışanın haklarını savunmaya devam ettiklerini belirterek, "Adaletsizliğin karşısında duruşumuzu değiştirmeyeceğiz, ne olursa olsun sonuna kadar bu mücadelenin peşinden gideceğiz!" dedi. Şimşek, "Emeklilikte Adalet mücadelesi, birkaç kişinin dile getirdiği bir mesele olmaktan çok daha fazlasıdır. Bugün milyonlar konuşuyor ve sesleri günden güne daha da büyüyor. Bu tesadüf değil, bu sabrın, emeğin ve kararlılığın sonucudur" diye sözlerine devam etti. "Bu Adaletsizlik Tolerans Kabul Etmiyor" 1999 sonrasında yaşanan mağduriyetlerin devletin çeşitli platformlarında dile getirildiğini belirten Şimşek, "Emeklilikte Adalet talebimiz, yıllardır her platformda dile getirildi. Bu ses, yalnızca birkaç kişinin başlattığı bir çığlık değildi. Dosyalar hazırlandı, raporlar sunuldu, milletvekilleriyle görüşmeler yapıldı, genel başkanlarla toplantılar gerçekleştirildi. Ama sonuç değişmedi. Bugün milyonlarca kişi aynı çığlığı haykırıyor" dedi. Şimşek, bu mücadelenin başından itibaren tek bir hedeflerinin olduğunu vurgulayarak, "Emeklilikte adalet istiyoruz! Bu sadece bir talep değil, bu bir adalet meselesidir! Bizler, 1999 öncesi işe girenlere tanınan hakların, 2000 sonrası sigortalı olarak çalışan emekçilere de verilmesi gerektiğini savunuyoruz" şeklinde konuştu. "Haklı Mücadelemiz Asla Durmaz" Son yıllarda, EYT (Emeklilikte Yaş Tespiti) düzenlemesinin hayata geçirilmesinin ardından, Şimşek, "2000 sonrası SGK girişli emekçilerin kademeli emeklilik sorunu çözülmeden EYT meselesi tamamlanmış sayılmaz. Bir günle 17–20 yıl kayba uğrayan milyonların sorunları, göz ardı edilemez. Kademeli emeklilik sağlanmadan sosyal güvenlikte adalet tam anlamıyla tesis edilmiş olmaz" ifadeleriyle tepki gösterdi. "Adaletin Tesis Edilmesi İçin Mücadeleye Devam Ediyoruz" Şimşek, "Bu meselenin çözümü, bir günde yapılacak bir düzenleme değil. Ancak artık hedef görünüyor. Milyonlarca insan bu adaletsizliğin giderilmesini bekliyor ve biz bu süreci her adımda büyüterek sürdüreceğiz. Emeklilikte adalet sağlanana kadar, durmak yok!" diyerek, mücadelenin devam edeceğini ve geri adım atılmayacağını yineledi. "Duruşumuzu Asla Değiştirmeyeceğiz" Gürkan Şimşek, son olarak şu sert ifadeleri kullandı: "Bir günle 17-20 yıl kayba uğrayan emekçilerin mağduriyetini görmezden gelmek, devletin adalet anlayışına ve insan haklarına tamamen aykırıdır. Bizim duruşumuz, bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması yönündedir. Kademeli emeklilik düzenlemesi yapılana kadar bu mücadele sona ermeyecek. Bunu herkes bilsin!" Mücadele Her Geçen Gün Daha Büyüyor Bursa'da yapılan basın açıklamaları ve mitinglerle seslerini duyurmaya devam eden Emeklilikte Adalet Arayanlar Derneği üyeleri, bu adaletsizliğin son bulması için kararlılıklarını yineledi. Her geçen gün sayılarının arttığını belirten Şimşek, "Bu mesele sadece bir grup insanın sorunu değil, Türkiye'nin sorunudur. Emeklilikte Adalet Derneği çatısı altında, bu yolun sonuna kadar peşinden gitmeye kararlıyız" dedi. Adalet Zamanı Geldi Bugün artık Türkiye’de her köşeden, her platformdan ve her sokaktan sesler yükseliyor. Kademeli emeklilik düzenlemesi, Türkiye'nin en önemli sosyal adalet meselelerinden birine dönüşmüş durumda. Bu sorunun çözülmesi, sadece bir hak talebi değil, aynı zamanda Türkiye'nin adalet anlayışının test edilmesidir. Ve unutmamalıyız: Haklı mücadeleler er ya da geç kazanır!

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.