Hava Durumu

#Selma Yel

Gürsu Haber - Selma Yel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Selma Yel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Selma Yel: Türk'ten Azeri'ye kimlik dönüşüm süreci Haber

Prof. Dr. Selma Yel: Türk'ten Azeri'ye kimlik dönüşüm süreci

Prof. Dr. Selma Yel, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında uygulanan milliyetler politikası çerçevesinde farklı milletlerin kendi dillerini kullanma hakkının tanındığını hatırlattı. Yel, Vladimir Lenin’in Çarlık Rusyası’ndan miras kalan asimilasyon politikalarına karşı çıkarak milletlerin kendi kaderini tayin hakkını savunduğunu ve bu doğrultuda ana dilde eğitim ile kamusal kullanımın güvence altına alındığını belirtti. Bu kapsamda 1918 ve 1924 Sovyet anayasalarında Azerbaycan’ın dilinin açık şekilde “Türkçe” olarak kabul edildiğini vurgulayan Yel, söz konusu yaklaşımın Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminden miras kaldığını ifade etti. Nuri Paşa (Killigil)’in desteğiyle kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin ardından 1920’de Sovyetleşme sürecine giren Azerbaycan’da, bir süre daha milletin adının “Türk”, dilinin ise “Türkçe” olarak kullanılmaya devam ettiğini söyledi. Yel, 1921 yılında Türkçenin Rusça ile birlikte resmî çalışma dili ilan edildiğini, 1922 ve 1925 anayasalarında da bu ifadelerin açıkça yer aldığını belirterek, bu dönemde kimlik ve dil tanımının Türk kimliği üzerinden sürdürüldüğünü dile getirdi. Ancak Stalin döneminde bu yaklaşımın değiştiğini belirten Yel, 1936–1937 yıllarından itibaren “Türkçe” yerine “Azerbaycan dili”, “Türk” yerine ise “Azeri” ifadelerinin kullanılmaya başlandığını ifade etti. Bu süreçte söz konusu politikalara karşı çıkan birçok aydının sürgün, hapis ve idamlarla tasfiye edildiğini belirten Yel, tarihte bu dönemin “Büyük Tasfiye” olarak bilindiğini kaydetti. Prof. Dr. Selma Yel açıklamasında, “Stalin’in yaptığı sadece bir kavram değişikliği değil; bir milletin adıyla birlikte kimliğinin dönüştürülmeye çalışıldığı açık bir asimilasyon politikasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Anahtar Parti olarak tarihsel süreçlerin doğru okunmasının önemine dikkat çeken Yel, Türk dünyasıyla olan tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesini öncelikleri arasında gördüklerini ifade etti. Yel, “Geçmişimizi doğru anlayarak kimliğimize sahip çıkmak ve bu temelde geleceği inşa etmek hayati önemdedir. Bu bilinçle Türk dünyasıyla tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesini her zaman önceliklerimiz arasında görmeye devam edeceğiz” dedi.

Anahtar Parti’den İran analizi: “Kritik görevlerin Türk Kökenli isimlere verilmesi tesadüf değil” Haber

Anahtar Parti’den İran analizi: “Kritik görevlerin Türk Kökenli isimlere verilmesi tesadüf değil”

İran’ın önemli güvenlik bürokratlarından Muhammed Bagher Zolghadr’ın, savaşın giderek yoğunlaştığı bir dönemde Yargı ErkiBaşkan Yardımcılığı görevine atanmasının stratejik bir adım olduğunu ifade eden Yel, bu görevin güvenlik ve stratejik dosyalar üzerinde söz sahibi olabilecek kritik bir pozisyon olduğuna dikkat çekti. İran tarihi üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Tufan Gündüz’ün değerlendirmelerine de atıfta bulunan Yel, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ülkenin dini lideri Ali Hamaney’den sonra güvenlik stratejisinin de Türk kökenli bir isme emanet edildiğini söyledi. Yel’e göre Muhammed Bakır Zülkadir’in kökeni, Oğuz Türklerinin Bozok koluna bağlı Bayat boyuna mensup olan Dulkadiroğulları’nadayanıyor. Selma Yel, Dulkadiroğulları’nın tarih boyunca Anadolu, Suriye ve İran hattında etkili olmuş Türkmen beyliklerinden biri olduğunu hatırlatarak, İran’daki bazı kritik görevlerin Türk kökenli isimlere verilmesinin tarihsel bir sürekliliğin sonucu olduğunu vurguladı. İran’ın sanıldığı gibi yalnızca bir “Fars devleti” olmadığını belirten Yel, ülke nüfusunun önemli bir bölümünün Türklerden oluştuğunu ifade etti. İran coğrafyasında Büyük Selçuklular, Safevîler, Afşarlar ve Kaçarlar gibi Türk hanedanlarının uzun yıllar boyunca devlet kurarak yönetimde bulunduğunu hatırlatan Yel, bu tarihsel arka planın günümüzdeki yönetim kadrolarında da etkisini gösterdiğini söyledi. Yel açıklamasında, “Bu durum bir tesadüften ziyade tarih, demografi ve devlet aklının kesiştiği bir sürekliliktir. İran’ı anlamak için sadece bugüne değil, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan derin tarihî damarı görmek gerekir” ifadelerini kullandı. Öte yandan Yel, bu tarihsel gerçekliğin Türkiye’de eğitim müfredatında yeterince yer bulmadığını da dile getirerek, İran ve Türk dünyası tarihinin daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.