Hava Durumu

#Şehirleşme

Gürsu Haber - Şehirleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şehirleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Bursa Nereye Sürükleniyor? Saadet Partisi’nden Sert Uyarılar!” Haber

“Bursa Nereye Sürükleniyor? Saadet Partisi’nden Sert Uyarılar!”

İl Divan Toplantısında Ekonomi, Şehirleşme ve Sosyal Yapı Masaya Yatırıldı Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın Mart Ayı İl Divan Toplantısı, kentin geleceğine dair çarpıcı tespitler ve sert eleştirilerle gündeme damga vurdu. İl Başkanı Hamza Gürsel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya; Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Genel Merkez Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Selim Sait Terzioğlu ve İl Müfettişi Salih Kocatepe katıldı. Toplantıda yapılan konuşmalar ve sunumlar, Bursa’nın içinde bulunduğu gidişata ilişkin kapsamlı bir analiz ortaya koydu. “Plansız Büyüme Bursa’yı Nefessiz Bırakıyor” İl Başkanı Hamza Gürsel, konuşmasında Bursa’nın hızla büyüyen ancak aynı oranda planlanamayan bir şehir haline geldiğini vurguladı. Gürsel’e göre; sanayi, nüfus artışı ve göç baskısı, kentin altyapısını zorlamakla kalmıyor, aynı zamanda yaşam kalitesini de ciddi şekilde düşürüyor. “Bursa büyüyor ama sağlıklı büyümüyor. Plansızlık, sadece betonlaşmayı değil; trafik, çevre ve sosyal sorunları da beraberinde getiriyor” diyen Gürsel, özellikle tarım alanlarının kontrolsüz şekilde yapılaşmaya açılmasının geri dönülmez sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Ekonomik Baskı: “Vatandaş Geçinemiyor” Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri ise ekonomik tablo oldu. Bursa’da hem sanayici hem de dar gelirli vatandaşın ciddi bir darboğazda olduğu ifade edildi. Milletvekili Mehmet Atmaca, artan maliyetler, yüksek enflasyon ve alım gücündeki düşüşe işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: “Bursa üretimin kalbi ama üretici ayakta kalmakta zorlanıyor. İşçi geçinemiyor, esnaf ayakta duramıyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.” Şehirleşme ve İmar Eleştirisi: “Betonlaşma Öncelik Oldu” Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Bursa’daki imar politikaları da sert şekilde eleştirildi. Kentin doğal yapısının ve yeşil alanlarının hızla yok edildiği vurgulanırken, plansız yapılaşmanın uzun vadede büyük riskler taşıdığı ifade edildi. Selim Sait Terzioğlu, şehirleşme politikalarının insan odaklı olmaktan uzaklaştığını belirterek: “Bursa artık nefes almakta zorlanan bir şehir haline geliyor. Yeşil Bursa söylemi, yerini beton Bursa gerçeğine bırakıyor” dedi. İlçe Raporları: Sorunlar Sahadan Taşındı Toplantının önemli bölümlerinden birini de ilçe başkanlarının sunduğu aylık raporlar oluşturdu. İlçelerden gelen veriler, Bursa genelinde benzer sorunların yaygınlaştığını ortaya koydu: Altyapı yetersizlikleri Trafik yoğunluğu Kentsel dönüşümde yaşanan aksaklıklar Tarım alanlarının daralması Genç işsizlik oranındaki artış Bu başlıklar, Bursa’nın sadece merkezde değil, tüm ilçelerinde yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. Teşkilat Sunumları: “Sahadayız” Mesajı İl Başkan Yardımcılarının yaptığı sunumlarda ise teşkilat çalışmalarına yer verildi. Vatandaşla birebir temasın artırıldığı, saha çalışmalarının yoğunlaştırıldığı ve Bursa’nın her noktasında sorunların yerinde tespit edildiği ifade edildi. “Bursa İçin Acil Eylem Planı Şart” İl Müfettişi Salih Kocatepe, yaptığı değerlendirmede Bursa’nın geleceği için acil ve kapsamlı bir planlamaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Kocatepe, özellikle yerel yönetimlerin uzun vadeli stratejiler üretmesi gerektiğini vurguladı. GENEL DEĞERLENDİRME: “Yön Arayışı Devam Ediyor” Toplantının genelinde ortaya çıkan tablo, Bursa’nın kritik bir eşikte olduğu yönünde. Hızlı büyüme, ekonomik baskılar ve plansız şehirleşme; kenti hem sosyal hem de ekonomik açıdan zor bir sürece sürüklüyor. Saadet Partisi kurmayları, Bursa’nın mevcut gidişatının sürdürülebilir olmadığını savunurken, çözüm için daha adil, planlı ve insan odaklı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bursa Sahipsiz Değil Ama Yönsüz” Toplantıdan çıkan en net mesaj ise şu oldu: Bursa büyük bir potansiyele sahip, ancak doğru yönetilmediği takdirde bu potansiyel bir krize dönüşebilir. Saadet Partisi’nin Mart ayı İl Divan Toplantısı, sadece bir siyasi buluşma değil; aynı zamanda Bursa’nın geleceğine dair güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.

21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde Çoğulcu Demokrasi Partisi Bursa’dan Çarpıcı Uyarı: “Anadiller Can Çekişiyor, Sessiz Kalmayacağız” Haber

21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde Çoğulcu Demokrasi Partisi Bursa’dan Çarpıcı Uyarı: “Anadiller Can Çekişiyor, Sessiz Kalmayacağız”

UNESCO tarafından ilan edilen 21 Şubat Uluslararası Dünya Anadili Günü dolayısıyla Çoğulcu Demokrasi Parti Bursa İl Başkanlığı, yazılı bir açıklama yayımlayarak hem dünyada hem de Türkiye’de yok olma tehlikesi altındaki anadillere dikkat çekti.Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanı Nasır Yıldız imzasıyla yapılan açıklamada, özellikle Çerkesçenin geleceğine ilişkin kaygılar dile getirilirken, Uludağ Üniversitesi bünyesinde Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması çağrısı yapıldı. “Binlerce Dil Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya” Açıklamada, UNESCO verilerine göre dünya üzerinde konuşulan binlerce dilin, konuşur sayısının azalması nedeniyle yok olma tehdidi altında olduğu vurgulandı. Küreselleşme, zorunlu göçler, şehirleşme ve tek dilli eğitim politikalarının bu süreci hızlandırdığı belirtilirken, dil kaybının yalnızca kelimelerin değil; kültürlerin, hafızaların ve kimliklerin de kaybı anlamına geldiği ifade edildi. “Anadiller maalesef can çekişmektedir” denilen açıklamada, her kaybolan dilin insanlığın ortak kültürel mirasından kopan bir parça olduğu kaydedildi. Türkiye’de de Tablo Farklı Değil Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanlığı, Türkiye’deki durumun da dünya genelinden farklı olmadığını belirtti. Resmi dil olan Türkçenin yanı sıra konuşulan Çerkesçe, Lazca, Zazaca, Pomakça ve benzeri birçok dilin gelecek nesillere aktarılamama riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Bu gidişat devam ederse, bir nesil sonra bu diller konuşulmaz hale gelecek ve Anadolu adeta bir anadiller mezarlığına dönüşecektir” uyarısında bulunuldu. Dil kaybının, kültürel çeşitliliğin zayıflaması ve toplumsal hafızanın silinmesi anlamına geldiği belirtilerek, anadilin yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda kimliğin, aidiyetin ve kültürel sürekliliğin temel unsuru olduğu vurgulandı. Bursa’da 200 Bine Yakın Çerkes Nüfus Risk Altında Açıklamada Bursa özelinde de dikkat çekici verilere yer verildi. Kentte yaklaşık 150 ila 200 bin Çerkes vatandaşın yaşadığı belirtilirken, Çerkesçenin yeni kuşaklara aktarılması konusunda ciddi sıkıntılar bulunduğu ifade edildi. Bursa’da faaliyet gösteren 14–15 Çerkes derneğinin anadil yaşatımı için çaba gösterdiği, ancak bu çalışmaların yeterli kurumsal ve akademik destekten yoksun olduğu belirtildi. Çerkesçe eğitiminin çoğunlukla gönüllü kişiler tarafından, profesyonel pedagojik altyapı olmadan ve amatör koşullarda verilmeye çalışıldığı kaydedildi. “Gönüllü çabalar kıymetlidir ancak sürdürülebilir değildir” denilen açıklamada, mevcut şartlarda verilen dil eğitimlerinin istenen seviyeye ulaşamadığı, bu nedenle genç kuşakların anadillerinden her geçen gün daha fazla uzaklaştığı ifade edildi. Uludağ Üniversitesi’ne Bölüm Çağrısı Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanlığı, çözüm önerisi olarak Uludağ Üniversitesi bünyesinde Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü açılması gerektiğini vurguladı. Kayseri Erciyes Üniversitesi ve Düzce Üniversitesi’nde açılan Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümlerinin önemli bir örnek teşkil ettiği belirtilerek, benzer bir akademik yapılanmanın Bursa’da da hayata geçirilmesi istendi. Açıklamada, üniversite düzeyinde açılacak bir bölümün: Akademik ve bilimsel dil çalışmaları yapılmasını, Nitelikli öğretmen yetiştirilmesini, Ders materyali ve kaynak üretimini, Anadilin kurumsal ve sürdürülebilir biçimde yaşatılmasını sağlayacağı ifade edildi. “Anadil Haktır” Çoğulcu Demokrasi partisi Bursa İl Başkanı Nasır Yıldız, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Anadil haktır. Anadilin korunması ve yaşatılması, temel insan hakları kapsamında değerlendirilmelidir. 21 Şubat Dünya Anadili Günü vesilesiyle tüm halkların anadil gününü kutluyor; yetkilileri ve kamuoyunu bu konuda daha duyarlı ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz.” Çoğulcu Demokrasi partisivBursa İl Başkanlığı’nın açıklaması, 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde dil çeşitliliğinin korunması ve anadillerin gelecek kuşaklara aktarılması konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış:

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: “Bursa’yı Beton Uğruna Feda Ettiler, Bereketli Ovayı Sanayiye Kurban Verdiler!” DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın tarım kimliğinin yıllar içinde bilinçli tercihlerle yok edildiğini belirterek, Çekirge ve çevresindeki verimli ovaların sanayiye açılması üzerinden çok sert açıklamalarda bulundu. 1930’lu yıllara ait Bursa fotoğraflarını hatırlatan Öztürk, bir zamanlar birinci sınıf tarım arazisi olan bölgenin bugün beton ve sanayi bloklarıyla kaplandığını söyledi. “Bu Ova Tüm Bölgeyi Besleyebilirdi” Öztürk açıklamasında, 1930’lu yıllarda Çekirge ve çevresindeki ovanın birinci sınıf tarım arazisi olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Şu gördüğünüz ova birinci sınıf tarım arazisiydi. Sadece Bursa’yı değil, tüm bölgeyi besleyebilecek potansiyele sahipti. Bugün o toprakların yerinde beton var, fabrika var, sanayi sitesi var. Bereketin yerini gri bloklar aldı.” Bursa’nın tarihsel olarak tarım, ipekçilik ve doğal kaynaklarıyla öne çıkan bir şehir olduğunu hatırlatan Öztürk, yapılan planlama hatalarının kenti geri dönülmez bir noktaya sürüklediğini savundu. “Ülkede Başka Yer Yokmuş Gibi Bursa’yı Sanayiye Boğdular” Bursa’nın sanayi yatırımlarında bilinçli şekilde merkez haline getirildiğini iddia eden Öztürk, bu tercihin arkasında ekonomik değil, sermaye odaklı çıkar hesaplarının olduğunu dile getirdi: “Ülkede başka yer kalmamış gibi Bursa’yı sanayi bölgesi yaptılar. Şimdi ova tamamen doldu. Yarın bir kıtlık yaşandığında otomobillerimizi yiyemeyeceğiz. Toprağı yok ettiniz, üretim alanını yok ettiniz. Bu şehri besleyecek zemini ortadan kaldırdınız.” Öztürk’e göre mesele yalnızca şehirleşme değil; gıda güvenliği ve stratejik planlama sorunu. “Göç Dalgasının Temelinde Yanlış Sanayi Politikası Var” Bursa’daki çarpık yapılaşma ve gecekondulaşma sürecinin yalnızca plansız kentleşmeden kaynaklanmadığını vurgulayan Öztürk, asıl sorunun daha derin olduğunu belirtti: “Yapının bozulma sorunu gecekondularla başlamadı. Daha da öncesinde, bu insanları Bursa’ya göç etmeye zorlayan düzen kuruldu. Plansız sanayileşme, kontrolsüz göç ve rant odaklı şehircilik Bursa’nın dengesini bozdu.” Öztürk, 1950’li yıllardan itibaren sermaye gruplarının lojistik avantaj gerekçesiyle yatırımlarını Bursa’ya yönlendirdiğini ve devlet politikalarının da bu tercihi desteklediğini öne sürdü. “Liman Yakın, Lojistik Ucuz Diye Bursa’yı Feda Ettiler” Türkiye’nin en büyük limanının İstanbul’da olduğunu hatırlatan Öztürk, sanayi yatırımlarının İstanbul’a en yakın güçlü şehir olan Bursa’ya yönlendirilmesini şu sözlerle eleştirdi: “Büyük para babaları, sermayedarlar, fabrikatörler ürettikleri malın lojistiğine fazla para ödemesin diye yatırımlarını Bursa’ya kaydırdı. İstanbul limanına en yakın büyük şehir Bursa. Adam fabrikasını Çankırı’da kurmak ister mi? Elbette istemez. Ama bu ülkenin planlamasını sermayedarın kâr hesabına göre mi yapacağız?” Öztürk, bu anlayışın sonucunda Bursa’nın bugün irili ufaklı 25 organize sanayi bölgesiyle adeta beton bir sanayi adasına dönüştüğünü ifade etti. “Tarım Gitti, Beton Geldi” DEVA Partisi İl Başkanı, Bursa’daki sanayi yoğunluğunun kentin tarımsal üretim kapasitesini ciddi şekilde düşürdüğünü, su kaynakları ve hava kalitesi üzerinde de ağır bir yük oluşturduğunu savundu. “1950’lerde başlayan bu yanlış yönlendirme, bugün Bursa’yı nefes alamaz hale getirdi. Ova yok oldu. Tarım geriledi. Hava kirliliği arttı. Plansız büyüme sosyal yapıyı da bozdu.” Öztürk’e göre mesele yalnızca geçmişin hatalarını konuşmak değil; Bursa için yeni ve sürdürülebilir bir planlama anlayışı geliştirmek. “Bursa’yı Kurtarmak Hâlâ Mümkün” Tayfun Öztürk, açıklamasının sonunda Bursa’nın tamamen kaybedilmiş bir şehir olmadığını ancak acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini belirtti: “Bursa’yı betonun ve rantın şehri olmaktan çıkarıp yeniden üretimin, tarımın, bilimin ve planlı sanayinin şehri yapmak zorundayız. Toprağın değerini bilmeyen bir anlayış bu ülkeye gelecek sunamaz.” Öztürk, Bursa’nın hem sanayi hem tarım potansiyelini dengeli biçimde koruyan yeni bir kalkınma vizyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, mevcut tabloyu “yanlış ekonomik tercihlerin ağır faturası” olarak nitelendirdi. Bursa’da sanayileşme ve tarım arazilerinin korunması tartışması, bu sert açıklamalarla birlikte yeniden gündemin üst sıralarına taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.