Hava Durumu

#Şehircilik

Gürsu Haber - Şehircilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şehircilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor Haber

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, kamuoyunda uzun süredir “hastane alanı” olarak bilinen ve üzerindeki yapıların yıkılmasıyla yeniden tartışmaya açılan değerli arazilerle ilgili gerilim giderek tırmanıyor. Özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve çevresine ilişkin yapılan açıklamalar, hem siyasi cephede hem de kamuoyunda sert yankı buldu. “Bursa’da Kamu Arazileri Üzerinden Kim Ne Yapıyor?” – DEVA’lı Öztürk’ten Sert ve Tartışma Yaratan Çıkış Bursa’da “hastane alanı” olarak bilinen ve yıllardır kamu hizmeti beklentisiyle gündemde olan stratejik araziler üzerinden yürüyen tartışmalar, bu kez çok daha sert bir siyasi polemiğe sahne oldu. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Yıldırım ilçesindeki değerli arsalarla ilgili adeta ateş püskürdü. Öztürk, özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve Yüksek İhtisas çevresindeki “kupon araziler” hakkında yaptığı açıklamada, “Bu şehirde kim, hangi yetkiyle, hangi kamu arazisini neye göre pazarlıyor?” diyerek sert bir çıkış yaptı. Açıklamasında tonunu giderek yükselten Öztürk, kamuya ait olduğu düşünülen alanların amacından uzaklaştırıldığını savundu. Tartışmaların fitilini ateşleyen süreç ise Oktay Yılmaz’ın söz konusu alanlara ilişkin geçmişte yaptığı “belediye binası” ve “vitrin proje” vurgusu oldu. Bu açıklamaları “akıl tutulması” olarak nitelendiren Öztürk, “Bursa’nın hastaneye ihtiyacı varken, siz kalkıp bu alanlara prestij projesi diyorsunuz. Bu, kamu yararına açıkça meydan okumaktır” ifadelerini kullandı. Öztürk, Yüksek İhtisas Kavşağı’nın hemen yanında yer alan ve geçmişte de büyük tepki çeken planları hatırlatarak, Yıldırım halkının bu tür girişimlere daha önce “net bir şekilde dur” dediğini vurguladı. “Bu milletin hafızasıyla kimse dalga geçmesin. Aynı projeleri ısıtıp ısıtıp yeniden önümüze koymak, açıkça kamuoyunu yok saymaktır” dedi. Açıklamasının en dikkat çeken bölümü ise bölgedeki özel hastane yapılanmalarıyla ilgili oldu. Söz konusu alanın tam karşısında bulunan Doruk Hastaneleri’ne işaret eden Öztürk, bu hastanenin ortaklarından birinin geçmiş dönem AK Parti milletvekili Mustafa Esgin olduğunu hatırlattı. Bu noktada sert imalarda bulunan Öztürk, “Kamu arazileri bir bir tartışmaya açılırken, hemen karşısında özel yatırımların bulunması tesadüf mü? Yoksa Bursa’da sağlık alanları üzerinden başka bir denklem mi kuruluyor?” diyerek kamuoyuna açık sorular yöneltti. “Bursa halkı saf değil” diyen Öztürk, açıklamasını daha da sertleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Eğer bu alanlar gerçekten hastane ihtiyacı için ayrıldıysa, neden bugün farklı projeler konuşuluyor? Eğer farklı projeler planlanıyorsa, o zaman yıllardır bu halka neden ‘sağlık yatırımı’ denildi? Bu işin içinde kimler var, kimler kazanacak, kimler kaybedecek? Herkes açıkça konuşmak zorunda.” Kamu arazilerinin “kupon” olarak görülmesine de sert tepki gösteren Öztürk, “Bu şehir rant projelerine teslim edilemez. Bursa’nın geleceği birkaç kişinin masa başı planlarına kurban edilemez” dedi. Öztürk, sürecin şeffaf yürütülmediğini savunarak yetkililere açık çağrıda bulundu: “Tüm planlar, imar değişiklikleri ve satış süreçleri derhal kamuoyuna açıklanmalıdır. Kim, hangi parsel üzerinde ne planlıyor, Bursa halkı bunu bilmek zorundadır. Aksi halde bu tartışma büyür, bu güvensizlik derinleşir.” Bursa’da giderek büyüyen “hastane alanı” krizi, Öztürk’ün bu sert açıklamalarıyla yeni bir boyut kazanırken, gözler şimdi hem yerel yönetimden hem de ilgili kurumlardan gelecek yanıtlara çevrildi. Tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi ve siyasi gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor. Eleştiriler, yalnızca imar planlarıyla sınırlı kalmadı; aynı zamanda “kamu arazilerinin kimler için ve ne amaçla değerlendirildiği” sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Özellikle sağlık alanı olarak anılan bölgelerin farklı projelere kaydırılmasının, kent planlaması açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Muhalefet cephesi, sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürerken, iktidar kanadından ise henüz bu eleştirilere yönelik kapsamlı bir yanıt gelmiş değil. Ancak artan kamuoyu baskısı, önümüzdeki günlerde konunun daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüşeceğinin sinyallerini veriyor. Bursa’da “hastane alanı” üzerinden büyüyen bu kriz, yalnızca bir imar tartışması olmanın ötesine geçerek, kamu kaynaklarının kullanımı, şehircilik ilkeleri ve siyasi etik başlıklarını da yeniden gündemin merkezine taşıdı. Önümüzdeki süreçte alınacak kararların, hem kent hafızası hem de kamu vicdanı açısından belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Yerel Yönetimlere Sert Eleştiri: “Bursa’nın Potansiyeli Yönetim Zaaflarıyla Harcanıyor” Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Yerel Yönetimlere Sert Eleştiri: “Bursa’nın Potansiyeli Yönetim Zaaflarıyla Harcanıyor”

Bursa’da yerel yönetim politikaları yeniden tartışma konusu olurken, İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, hem Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni hem de Yıldırım Belediyesi’ni hedef alan kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Seyis’in açıklamaları, Bursa’nın geçmişteki yönetim anlayışı ile bugünkü tabloyu karşılaştırarak yerel yönetim politikalarını sert ifadelerle eleştirdi. Seyis, Bursa’nın tarih boyunca üretim, ticaret ve şehircilik açısından örnek gösterilen bir kent olduğunu hatırlatarak, bugün gelinen noktada kentin plansız büyüme, trafik, çevre ve sosyal hizmet sorunlarıyla boğuştuğunu savundu. “Bursa’nın Şehircilik Hafızası Kayboldu” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı Seyis’e göre Bursa, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda sanayi, tarım ve kent planlamasının dengeli yürütüldüğü bir şehir görünümündeydi. O dönemlerde yapılan altyapı yatırımlarının ve şehir planlarının Bursa’nın gelişimine yön verdiğini belirten Seyis, son yıllarda ise planlama anlayışının zayıfladığını ifade etti. Seyis, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir zamanlar planlı büyüyen, üretimiyle öne çıkan Bursa bugün kontrolsüz yapılaşmanın, trafik çilesinin ve çevre sorunlarının konuşulduğu bir şehir haline geldi. Şehrin hafızası silinmiş durumda.” Büyükşehir Belediyesi’ne Ulaşım ve Altyapı Eleştirisi Seyis’in en sert eleştirilerinden biri Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimine yönelik oldu. Bursa’nın en temel sorununun ulaşım ve altyapı olduğunu savunan Seyis, özellikle son yıllarda artan trafik yoğunluğunun yeterli planlama yapılmadığını gösterdiğini söyledi. İlçe başkanı, şehir içi ulaşım projelerinin uzun vadeli planlama yerine kısa vadeli çözümlerle yürütüldüğünü iddia ederek şu ifadeleri kullandı: “Bursa gibi hızla büyüyen bir şehirde ulaşım projeleri 20-30 yıllık vizyonla hazırlanmalıdır. Ancak bugün baktığımızda günü kurtarmaya yönelik projelerle karşı karşıyayız.” Seyis’e göre Bursa’nın ana arterlerinde yaşanan trafik yoğunluğu, toplu taşıma planlamasının yeterince güçlü yapılmadığını ortaya koyuyor. “Yeşil Bursa Betonlaşma Baskısı Altında” Bursa’nın tarih boyunca “Yeşil Bursa” olarak anıldığını hatırlatan Seyis, kentte son yıllarda artan betonlaşma ve plansız yapılaşmanın ciddi bir çevresel sorun oluşturduğunu söyledi. Kentte yeşil alanların korunmasının yeterince öncelik haline getirilmediğini savunan Seyis, şu değerlendirmede bulundu: “Bir zamanlar Türkiye’nin en yeşil şehirlerinden biri olarak gösterilen Bursa’da bugün yeşil alanların yerini hızla beton yapılar alıyor. Bu tablo Bursa’nın kimliğine zarar veriyor.” Yıldırım Belediyesi’ne Hizmet Eleştirisi İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı Seyis, eleştirilerinin önemli bir bölümünü de Yıldırım Belediyesi yönetimine yöneltti. Seyis’e göre Yıldırım ilçesi, Bursa’nın en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri olmasına rağmen hizmet ve altyapı açısından ciddi eksiklikler barındırıyor. Yıldırım’da özellikle şu konuların kronik sorun haline geldiğini savundu: kentsel dönüşümün yavaş ilerlemesi mahallelerde altyapı eksiklikleri sosyal alanların yetersizliği otopark sorunu ulaşım bağlantılarının zayıflığı Seyis, Yıldırım’ın Bursa’nın en büyük ilçelerinden biri olmasına rağmen hak ettiği yatırımı alamadığını iddia etti. “Kentsel Dönüşüm Kağıt Üzerinde Kalmamalı” Yıldırım ilçesinde uzun süredir gündemde olan kentsel dönüşüm projelerine de değinen Seyis, projelerin kamuoyuna duyurulduğu kadar hızlı ilerlemediğini öne sürdü. Seyis, özellikle eski yapı stokunun yoğun olduğu mahallelerde dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Yıldırım’da binlerce vatandaşımız deprem riski taşıyan yapılarda yaşamını sürdürüyor. Kentsel dönüşüm projeleri sadece açıklamalardan ibaret kalmamalı.” Sosyal Alan ve Gençlik Politikaları Eleştirisi Seyis, Yıldırım ilçesinde gençlere yönelik sosyal alanların ve kültürel yatırımların yetersiz olduğunu da dile getirdi. Nüfus yoğunluğu yüksek bir ilçede spor alanları, parklar ve sosyal merkezlerin artırılması gerektiğini belirten Seyis, şu değerlendirmeyi yaptı: “Gençlerin enerjisini doğru alanlara yönlendiremezseniz, şehir sadece beton bloklardan ibaret hale gelir.” “Bursa Potansiyelinin Gerisinde Kaldı” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı Seyis’e göre Bursa, ekonomik ve kültürel potansiyeline rağmen bu gücü yeterince değerlendiremeyen şehirler arasında yer alıyor. Türkiye’nin en önemli sanayi kentlerinden biri olan Bursa’nın doğru planlama ile çok daha güçlü bir ekonomik ve sosyal yapıya kavuşabileceğini ifade eden Seyis, mevcut yönetim anlayışının bu potansiyeli yeterince kullanamadığını savundu. “Şeffaf ve Katılımcı Belediyecilik Şart” Seyis açıklamasında yerel yönetimlerde şeffaflık ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Kent yönetiminde sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının ve vatandaşların daha fazla söz sahibi olması gerektiğini belirten Seyis, şöyle konuştu: “Bursa’nın sorunları kapalı kapılar ardında değil, ortak akılla çözülmelidir.” “Bursa Hak Ettiği Yönetimi Bulmalı” Açıklamasının sonunda Bursa’nın tarihi ve ekonomik önemine dikkat çeken Seyis, kentin daha güçlü bir vizyonla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Seyis, Bursa’nın doğru planlama ve güçlü bir yönetim anlayışıyla yeniden Türkiye’nin örnek şehirlerinden biri haline gelebileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bursa sıradan bir şehir değildir. Tarihi, ekonomisi ve kültürüyle Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biridir. Ancak bugün bu potansiyelin gerisinde bir yönetim anlayışı görüyoruz. Bursa hak ettiği yönetimi bulmalıdır.” Seyis’in açıklamaları, Bursa’da yerel yönetim politikaları ve şehircilik anlayışı üzerine yeni tartışmaların yaşanabileceğine işaret ediyor. Özellikle ulaşım, kentsel dönüşüm ve çevre politikaları önümüzdeki süreçte Bursa siyasetinin en önemli gündem başlıkları arasında yer almaya devam edecek gibi görünüyor.

Peyzaj Mimarları Bursa’da İftar Sofrasında Buluştu: “Kentlerin Geleceği Doğru Planlanmış Yeşil Alanlardan Geçiyor” Haber

Peyzaj Mimarları Bursa’da İftar Sofrasında Buluştu: “Kentlerin Geleceği Doğru Planlanmış Yeşil Alanlardan Geçiyor”

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhunu meslektaşları ve kent yöneticileriyle paylaşmak amacıyla anlamlı bir iftar programı düzenledi. Program, Merinos Hüdavendigar Salonu’nda gerçekleştirildi. İftar programına Raşit Gürbüz, Hamiyet Arıkaslan, Nazlı Yazgan, Zehra Çakır ve çok sayıda peyzaj mimarı ile oda üyesi katıldı. Meslek temsilcilerinin yoğun ilgi gösterdiği buluşma, yalnızca bir iftar organizasyonu olmanın ötesinde Bursa’nın kentsel gelişimi, yeşil alan politikaları ve peyzaj mimarlığının şehir planlamasındaki kritik rolünün tartışıldığı önemli bir platforma dönüştü. “Ramazan’ın Paylaşma Ruhu Mesleki Dayanışmayı Güçlendiriyor” Programın açılış konuşmasını yapan TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şube Başkanı Zehra Çakır, Ramazan ayının birlik ve paylaşma kültürünü pekiştirdiğini belirterek aynı sofrada buluşmanın meslektaşlar arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini vurguladı. Çakır konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ramazan ayının birlik, paylaşma ve dayanışma ruhunu aynı sofrada paylaşmak bizler için son derece kıymetlidir. Bugün burada yalnızca bir iftar sofrasını değil, aynı zamanda mesleğimizin ortak sorumluluklarını ve kentimize karşı taşıdığımız görev bilincini de paylaşıyoruz.” Göreve geldikleri günden bu yana geçen iki yıllık süreçte mesleki hakların korunması ve peyzaj mimarlığının kent planlamasındaki yerinin güçlendirilmesi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten Çakır, özellikle kamu kurumlarında peyzaj mimarlarının yeterli ölçüde temsil edilmemesinin ciddi bir sorun olduğunu söyledi. “Kentler Betonlaşırken Peyzaj Mimarlarının Uyarıları Görmezden Gelinmemeli” Konuşmasında Bursa’da ve Türkiye genelinde hızla artan yapılaşmaya dikkat çeken Çakır, kentlerin sürdürülebilirliği açısından peyzaj mimarlığının vazgeçilmez bir disiplin olduğunun altını çizdi. Çakır, şu uyarılarda bulundu: Plansız kentleşme yeşil alanları hızla azaltıyor. Doğal ekosistemler üzerindeki baskı giderek artıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde peyzaj planlaması çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Yeşil altyapı planlaması yapılmadan gerçekleştirilen projeler, gelecekte ciddi çevresel sorunlara yol açabiliyor. Çakır’a göre peyzaj mimarlarının sürece dâhil edilmediği şehircilik politikaları uzun vadede hem ekonomik hem de ekolojik maliyetler doğuruyor. “Kentler sadece binalardan ibaret değildir. Sağlıklı kentler; parkları, koridorları, ekolojik ağları, su sistemleri ve kamusal yeşil alanlarıyla bir bütündür. Eğer bu bütünlük korunmazsa şehirler nefes alamaz hale gelir.” İstihdam Sorunu Gündemde Programda dile getirilen önemli başlıklardan biri de peyzaj mimarlarının istihdam sorunu oldu. Zehra Çakır, birçok belediye ve kamu kurumunda peyzaj mimarı kadrolarının sınırlı olduğunu ve bu durumun şehirlerin planlama süreçlerinde ciddi eksikliklere yol açtığını ifade etti. Çakır’a göre: Yerel yönetimlerde peyzaj mimarı sayısı artırılmalı Yeşil alan planlaması uzmanlık alanı olarak ele alınmalı Park ve rekreasyon projeleri sadece estetik değil ekolojik planlama perspektifiyle hazırlanmalı “Kentlerin sağlıklı gelişimi için peyzaj mimarlarının karar mekanizmalarında daha fazla yer alması gerekiyor. Bu yalnızca mesleki bir talep değil; aynı zamanda toplum sağlığı, iklim uyumu ve yaşam kalitesi açısından zorunluluktur.” İklim Krizi ve Kuraklık Uyarısı Konuşmasında küresel iklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkilerine de değinen Çakır, özellikle kuraklık, sıcaklık artışı ve su kaynaklarının azalması gibi sorunların şehir planlamasında yeni yaklaşımlar gerektirdiğini söyledi. Peyzaj mimarlarının bu süreçte kritik bir rol üstlendiğini belirten Çakır şu değerlendirmeyi yaptı: İklime uyumlu peyzaj tasarımları geliştirilmeli Yağmur suyu yönetimi ve geçirgen yüzeyler yaygınlaştırılmalı Kent içindeki doğal habitatlar korunmalı Ağaçlandırma politikaları bilimsel verilerle yürütülmeli “İklim krizi artık uzak bir tehdit değil; kentlerin günlük gerçeği haline gelmiştir. Eğer bugün doğru planlama yapılmazsa yarının şehirleri susuz, gölgesiz ve yaşanamaz hale gelebilir.” Teknoloji ve Yapay Zekâ Meslekleri Dönüştürüyor Çakır ayrıca teknoloji ve yapay zekâ alanındaki hızlı gelişmelere de değinerek peyzaj mimarlığının bu dönüşümden etkilendiğini ifade etti. Oda olarak üyelerin mesleki gelişimini desteklemek amacıyla: eğitim programları seminerler teknik çalıştaylar yeni teknolojilere yönelik bilgilendirme toplantıları düzenlemeyi planladıklarını belirtti. “Bursa’yı Daha Yeşil Bir Kent Yapmak İçin İş Birliği Şart” Programda söz alan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Nazlı Yazgan da Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çekti. Yazgan konuşmasında, kent yönetiminde meslek odalarıyla iş birliğinin önemine vurgu yaptı. “Ramazan ayının manevi atmosferinde paylaşmanın ve dayanışmanın verdiği mutlulukla sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bursa’yı daha yaşanabilir ve daha yeşil bir şehir yapmak için meslek odalarıyla birlikte yürüttüğümüz çalışmalar devam ediyor.” Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Planlama Ajansı aracılığıyla meslek odalarıyla ortak çalışmalar yürütüldüğünü belirten Yazgan, Bursa’nın çevresel sürdürülebilirliğini güçlendirmeye yönelik projelerin sürdüğünü ifade etti. Meslek Dayanışmasının Güçlendiği Bir Buluşma Programın sonunda katılımcılar Ramazan ayının birlik ve paylaşma atmosferinde bir araya gelerek meslektaşlık dayanışmasını pekiştirdi. Peyzaj mimarları, kentlerin geleceğinin yalnızca mimari ve mühendislik projeleriyle değil, doğa ile uyumlu planlama anlayışıyla şekillenebileceğini vurguladı. Uzmanlara göre, Bursa gibi hızlı büyüyen şehirlerde peyzaj mimarlığının planlama süreçlerinde daha aktif rol alması; iklim değişikliğine uyum yaşam kalitesinin artırılması doğal kaynakların korunması sürdürülebilir şehircilik açısından kritik önem taşıyor. İftar programı, meslektaşların karşılıklı görüş alışverişi ve kent üzerine yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.

Gürsu’da Siyasi Fay Hattı Kırıldı: Haber

Gürsu’da Siyasi Fay Hattı Kırıldı:

“Belediyenin Malları Batan Geminin Enkazı Gibi Parça Parça Satılıyor!” İddialar Çok Ağır, Sorular Net, Belediye Hâlâ Sessiz Bursa’nın Gürsu ilçesinde başlayan taşınmaz satışları tartışması artık sıradan bir siyasi polemik değil; açık bir yönetim krizi, ciddi bir kamu malı tartışması ve ağır ithamlarla büyüyen bir siyasi hesaplaşma halini aldı. Geçmiş dönem CHP Gürsu İlçe Başkanı Cavit Kaya, kamuoyuna yaptığı kapsamlı açıklamada mevcut belediye yönetimini adeta topa tuttu. Kullandığı ifadeler yalnızca sert değil; doğrudan kamu varlıklarının hoyratça elden çıkarıldığı, ilçenin geleceğinin ipotek altına alındığı ve yılların birikiminin tüketildiği iddialarını içeriyor. Açıklamalar Gürsu’da siyasi tansiyonu zirveye taşırken, belediye cephesinden hâlâ net ve ayrıntılı bir yanıt gelmemesi dikkat çekiyor. “Bu Satış Değil, Tasfiye!” Kaya, belediyeye ait taşınmazların satış ilanlarını “batan geminin malları” benzetmesiyle eleştirerek, ilçenin değerlerinin sistemli biçimde elden çıkarıldığını öne sürdü. Kurtuluş Mahallesi Şehit Cüneyt Yıldız Caddesi üzerindeki 200 metrekare asma katlı dükkânın 12 milyon 500 bin TL muhammen bedelle, 375 bin TL geçici teminatla satışa çıkarılmasını kamu yararıyla bağdaşmaz buldu. Zafer Mahallesi’nde belediyeye ait Kültür ve Çok Amaçlı Hizmet Binası’nın zemin katındaki dükkânların da milyonluk bedellerle satış listesine konduğunu belirten Kaya, toplam satış hacminin yaklaşık 63 milyon TL’ye ulaştığını ifade etti. İddia şu: Bu taşınmazlar atıl değil; geçmişte kamusal vizyonla üretilmiş, stratejik gelir ve hizmet alanları. Şimdi ise birer birer tasfiye ediliyor. Kent Meydanı Krizi: “9.107 Metreyi Ödedik, 4.700 Metreye Düşürdüler” En çarpıcı başlıklardan biri kent meydanı üzerinden geldi. Kaya’nın iddiasına göre kendi dönemlerinde 9.107 metrekarelik alanın tamamı kamulaştırıldı, bedelleri ödendi ve kent meydanı için hazır hale getirildi. Ancak mevcut yönetim projeyi 4.700 metrekareye düşürdü. Yani yarıya yakın küçülttü. Kaya’nın ağır ithamı şu: “Bizim zamanımızda tamamı istimlak edilip bedeli ödenmiş alanı tekrar sattılar. Sonra da küçülttükleri projeye ‘kent meydanı yapıyoruz’ diye övünüyorlar.” Bu sözler, yalnızca proje küçültme eleştirisi değil; kamulaştırılmış ve bedeli ödenmiş kamu arazisinin akıbetine dair ciddi bir hesap sorusu. “İçim Kan Ağlıyor” Ama Ton Merhametli Değil Kaya açıklamasında duygusal bir ifade kullansa da metnin bütünü sert, keskin ve uzlaşmaz. Gürsu’nun geçmişte elde ettiği ekonomik ve kamusal kazanımların “basiretsiz yönetim” nedeniyle eridiğini savunuyor. 1978’de sanayi çarşısı olan alanın kültür merkezine dönüşmesi, iş hanları, pazar yerleri, hal, itfaiye yatırımları… Bunların ilçeye ekonomik omurga kazandırdığını hatırlatıyor. Alt mesaj net: “Bir zamanlar üreten, planlayan belediye vardı; şimdi satan bir yönetim var.” Benzin İstasyonu İddiası: Gelir Getiren Alan Atıl mı Bırakıldı? Atatürk Caddesi üzerindeki benzin istasyonu hakkında da ağır bir iddia ortaya atıldı. Kaya’ya göre: Bu alan geçmişte belediyeye gelir sağlıyordu. Mevcut yönetim kiracıyı çıkardı. Alan atıl hale getirildi. Şimdi satış planlanıyor. İddia doğruysa, kamu gelirinden vazgeçip mülkü değersizleştirme ve ardından satışa hazırlama gibi ciddi bir yönetim sorgulaması gündeme geliyor. “1994’ten Sonra Gürsu’ya İhanet Başladı” En sert cümlelerden biri bu oldu. Atatürk Caddesi üzerindeki 1.900 metrekarelik alanın 1993’te kamulaştırılıp park yapıldığını, ancak 1994 sonrası eski sahiplerine iade edildiğini iddia eden Kaya, alanın 32 yıldır metruk kaldığını söyledi. Bu durumu hem kamu hem de mülk sahipleri açısından zarar olarak niteledi. “İhanet” kelimesinin kullanılması, eleştirinin dozunu açıkça gösteriyor. Kaçak Yapılaşma ve Göz Yumma İddiaları Kaya, ilçede bazı yapıların: Ruhsatsız olduğunu Kullanım izni bulunmadığını Buna rağmen faaliyet gösterdiğini iddia ederek belediyenin denetim sorumluluğunu sorguladı. Plansız büyüme, rant odaklı politikalar ve kontrolsüz yapılaşma suçlamaları, yerel yönetimin şehircilik anlayışına yönelik doğrudan bir meydan okuma niteliğinde. Belediye Başkanı’na Açık Sorular Tartışmanın en hassas başlığı ise şu iddia: Belediyede işçi kadrosunda çalışan bir personelin, mesai saatleri içinde kendi özel aracıyla belediye başkanının eşini etkinliklere götürdüğü öne sürüldü. Kaya şu soruları kamuoyu adına yöneltti: Bu görevlendirme resmi miydi? Araç kiralık mıydı? Yakıt giderleri kim tarafından karşılandı? Görevlendirme yazılı mıydı? Bu sorular, kamu kaynaklarının kişisel kullanımına ilişkin ciddi bir şüphe içeriyor. Yeni Dosyalar Yolda Kaya açıklamasının sonunda bunun başlangıç olduğunu, Gürsu’nun geçmişten bugüne kaybettiği alanlar ve belediye uygulamalarına ilişkin yeni iddiaları paylaşmaya devam edeceğini duyurdu. Bu mesaj, sürecin büyüyebileceğine işaret ediyor. Belediye Neden Sessiz? Bu kadar ağır suçlamalar, bu kadar net sorular ve bu kadar büyük rakamlar ortadayken belediyeden henüz kapsamlı bir yanıt gelmemiş olması kamuoyunda soru işaretlerini büyütüyor. Gürsu’da artık mesele sadece taşınmaz satışı değil. Mesele yönetim anlayışı. Mesele kamu malının kaderi. Mesele geçmişin emeği ve geleceğin yönü. İddialar çok sert. Suçlamalar çok ağır. Sorular açık. Ve cevap hâlâ yok.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.