Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

Gürsu Haber - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?” Haber

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?”

Bursa'nın en yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olan Yıldırım'da yapımı devam eden Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi Projesi, kamuoyunda tartışmaların odağı haline gelmeye devam ediyor. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'in yaptığı sert açıklamalar ve kamuoyuna sunduğu eleştiriler, proje hakkında yeni soru işaretlerini gündeme taşıdı. Seyis, projenin başlangıcından itibaren şeffaflıktan uzak bir süreç işletildiğini iddia ederek, Yıldırım halkının bilgilendirilmediğini, bölge sakinlerinin görüşlerinin alınmadığını ve kamu kaynaklarıyla yürütülen bir yatırımın detaylarının kamuoyundan gizlendiğini öne sürdü. Yıldırım kamuoyunda giderek büyüyen tartışmanın merkezinde ise şu soru yer alıyor: "Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi mi yapılıyor, yoksa yeni bir ticaret ve rant merkezi mi oluşturuluyor?" "YILDIRIM HALKI BİLGİLENDİRİLMİYOR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, yaptığı değerlendirmede projenin yalnızca bir bina inşaatı olmadığını, doğrudan Yıldırım'ın geleceğini ilgilendiren önemli bir yatırım olduğunu belirtti. Seyis'e göre böylesine büyük bir proje hazırlanırken mahalle sakinleri, muhtarlar, esnaf odaları, sivil toplum kuruluşları, şehir plancıları ve bölge uzmanlarıyla kapsamlı istişare yapılması gerekiyordu. Ancak iddialara göre süreç tam tersine işletildi. Projenin hangi ihtiyaç analizine göre hazırlandığı, hangi kriterlerle şekillendirildiği ve nihai kullanım amacının ne olduğu konusunda kamuoyuna yeterli açıklama yapılmadığı ileri sürülüyor. İsmail Seyis, "Yıldırım halkının geleceğini ilgilendiren bir projede halkın söz hakkı yok sayılmıştır" görüşünü savundu. "İHALE SÜRECİ NEDEN TAM OLARAK AÇIKLANMIYOR?" Tartışmaların en önemli başlıklarından birini ise ihale süreci oluşturuyor. Muhalefet cephesi, projenin maliyetinin, ihale detaylarının, yüklenici firmaların, sözleşme şartlarının ve proje kapsamının ayrıntılı şekilde kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtiyor. Kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirilen her yatırımın şeffaflık ilkesi doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini ifade eden Seyis, şu soruları gündeme taşıdı: Projenin toplam maliyeti nedir? İhale hangi şartlarda yapılmıştır? Katılan firmalar kimlerdir? Teknik şartnameler kamuoyuna neden detaylı şekilde açıklanmamaktadır? Projenin nihai kullanım planı nedir? Kültürel alanların oranı ne kadardır? Ticari alanların büyüklüğü nedir? Bu soruların cevaplarının verilmesi gerektiğini savunan Seyis, "Şeffaf yönetim anlayışı bunu gerektirir" dedi. "KÜLTÜR ADI ALTINDA TİCARİ PROJE Mİ?" Yıldırım kamuoyunda en fazla konuşulan konulardan biri de projenin kullanım amacı. Projenin adında "Kültür ve Yaşam Merkezi" ifadesi bulunmasına rağmen, ilerleyen süreçte ticari alanların ağırlık kazanacağı yönünde çeşitli iddialar gündeme geliyor. Vatandaşlar arasında; "Bu proje gerçekten kültürel faaliyetler için mi yapılıyor?" "Yoksa zamanla ticari işletmelerin ağırlıklı olduğu yeni bir rant alanına mı dönüşecek?" soruları sıkça sorulmaya başlandı. Muhalefet temsilcileri, kültür merkezlerinin toplumun ortak kullanım alanları olması gerektiğini belirtirken, ticari fonksiyonların ön plana çıkmasının kamu yararını ikinci plana itebileceğini savunuyor. "MİLYONLARCA LİRALIK YATIRIM KİMİN İHTİYACINI KARŞILAYACAK?" Projeye ayrılan bütçenin büyüklüğü de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Yıldırım'ın; Trafik, Kentsel dönüşüm, Otopark, Gençlik merkezleri, Spor alanları, Sosyal destek projeleri, Yeşil alan eksikliği, Deprem hazırlıkları, gibi çok sayıda öncelikli sorunu bulunduğunu belirten eleştiriler, milyonlarca liralık yatırımın gerçekten halkın öncelikli ihtiyaçlarına cevap verip vermediğinin açıklanmasını talep ediyor. "Öncelik gösterişli binalar mı, yoksa vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak hizmetler mi?" sorusu da kamuoyunda tartışılıyor. "DUACINARI HALKINDIR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, açıklamasında Duacınarı'nın yalnızca belirli çevrelerin değil, tüm Yıldırım halkının ortak değeri olduğunu vurguladı. Seyis'e göre kamuya ait alanlar üzerinde gerçekleştirilen her yatırımın temel amacı vatandaşın yararı olmalı. Bu nedenle projenin tüm ayrıntılarının açıklanması, karar süreçlerinin şeffaf şekilde paylaşılması ve bölge halkının görüşlerinin alınması gerektiği ifade edildi. "KARARI YILDIRIM HALKI VERECEK" Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi etrafında oluşan tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da büyümesi beklenirken, kamuoyunun beklentisi projenin tüm yönleriyle şeffaf biçimde ortaya konulması yönünde. Yıldırım'da vatandaşlar şimdi şu soruların cevabını arıyor: Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi gerçekten kültür ve yaşam merkezi olarak mı hizmet verecek? Duacınarı Kültür ve Ticaret Merkezi'ne mi dönüşecek? Yoksa kamu kaynaklarıyla oluşturulan yeni bir rant alanı mı ortaya çıkacak? Bu soruların yanıtını verecek olan ise yalnızca siyasi açıklamalar değil; projenin tamamlandığında ortaya koyacağı somut sonuçlar ve Yıldırım halkının vereceği nihai değerlendirme olacak. Tartışmalar sürerken bir gerçek değişmiyor: Yıldırım halkı, kamu kaynaklarıyla yapılan her yatırımda daha fazla şeffaflık, daha fazla katılımcılık ve daha fazla hesap verebilirlik talep ediyor.

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı" Haber

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı"

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, son günlerde kamuoyunda kendisine yönelik artan ilgi üzerine yaşam öyküsünü ve siyasi mücadelesini kamuoyuyla paylaşırken, Gemlik'in yıllardır çözülemeyen sorunlarına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Karaduman, makam odalarında siyaset üretmek yerine vatandaşın arasında olmayı tercih ettiğini belirterek, "Siyaset koltukta oturmak değil, milletin derdine ortak olmaktır." mesajını verdi. Gemlik'te vatandaşlardan "Orhan Karaduman kimdir?" sorusunu sıkça aldıklarını belirten Karaduman, hem siyasi geçmişini hem de bugüne kadar sürdürdüğü hizmet anlayışını paylaşma gereği duyduğunu ifade etti. Cumhuriyet Mübadillerinin Torunu Ailesinin köklerinin Selanik'in Vodina bölgesine dayandığını belirten Karaduman, dedelerinin 1923 Lozan Mübadelesi sonrasında Gemlik'e yerleştiğini ve yaklaşık bir asırdır ilçenin yeniden imarında, gelişiminde ve sosyal hayatında yer aldığını söyledi. 9 Temmuz 1961 tarihinde Gemlik'in Orhaniye Mahallesi'nde dünyaya gelen Karaduman, eğitim hayatına Atatürk İlkokulu'nda başladı. Daha sonra Şükrü Şenol İlkokulu'nda öğrenim gören Karaduman, ailesinin İstanbul'a taşınmasıyla eğitimine burada devam etti. Askerlik görevini tamamladıktan sonra evlilik nedeniyle İsviçre'ye yerleşen Karaduman, burada uzun yıllar hem iş hayatında hem de Türk toplumunun örgütlenmesi adına önemli görevler üstlendi. Avrupa'da Sivil Toplum ve Teşkilatçılık Deneyimi İsviçre'de bulunduğu yıllarda Avrupa Türk Federasyonu'na bağlı İsviçre Türk Federasyonu'nda iki dönem Genel Başkan Yardımcılığı ve Teşkilat Başkanlığı görevlerini üstlenen Karaduman, Baden Türk İslam Kültür Ocağı'nın da kurucu başkanlığını yaptı. Yaklaşık 12 yıl işçi olarak çalıştıktan sonra ticaret hayatına atılan Karaduman, gastronomi sektöründe 15 yılı aşkın girişimcilik deneyimi kazandı. Ayrıca Türk-İsviçre Down Sendrom Derneği, MİSİAD İsviçre ve İYİSİAD İsviçre gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşunun kuruluşunda aktif rol alarak kurucu başkanlık görevlerinde bulundu. İYİ Parti'nin Kuruluşundan Bu Yana Görev Aldı Karaduman, siyasi hayatında da İYİ Parti'nin kuruluş sürecinden itibaren aktif görev üstlendi. 2018 yılında İYİ Parti İsviçre Dış Temsilciliği Kurucu Başkanlığı görevine getirilen Karaduman, altı yıl boyunca bu görevi sürdürdü. Bu süreçte dönemin Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türklerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıları ile milletvekilleri Buğra Kavuncu, Ahmet Erozan, Rıdvan Uz, Yavuz Ağıralioğlu ve Ayyüce Türkeş Taş ile birlikte çalıştığını ifade etti. "Emekli Olur Olmaz Memleketime Hizmet İçin Döndüm" 2024 yılında İsviçre'den emekli olarak kesin dönüş yapan Karaduman, doğup büyüdüğü Gemlik'e hizmet etmek amacıyla İYİ Parti Gemlik İlçe Teşkilatı'nda göreve başladığını belirtti. İlk olarak Halis Çelik yönetiminde Teşkilat Başkanı olarak görev yapan Karaduman, daha sonra gerçekleştirilen kongrede delegelerin oylarıyla İlçe Başkanlığı görevine seçildi. "Gemlik'i Yönetemeyenler Hesap Vermeli" Göreve geldiği günden itibaren klasik siyasi anlayışı reddettiğini belirten Karaduman, yıllardır Gemlik'in kronikleşen sorunlarının çözülemediğini savundu. İlçede altyapıdan ulaşıma, çevreden sosyal yaşama kadar birçok alanda vatandaşların aynı sorunları konuşmaya devam ettiğini dile getiren Karaduman, "Seçim dönemlerinde verilen sözlerin büyük bölümü unutuluyor. Vatandaş ise her geçen gün artan hayat pahalılığı, ekonomik sıkıntılar ve yerel sorunlarla baş başa bırakılıyor." değerlendirmesinde bulundu. Karaduman, siyasetin yalnızca seçimden seçime hatırlanan bir faaliyet haline gelmesini eleştirerek, halkın sorunlarının ancak sürekli sahada olunarak çözülebileceğini ifade etti. "Biz Makamda Değil, Sokaktayız" İlçe başkanlığı görevini devraldığı günden bu yana makam odasında siyaset yapmayı tercih etmediğini belirten Karaduman, gününün büyük bölümünü esnaf ziyaretleri, mahalle buluşmaları, dernek toplantıları ve vatandaşlarla birebir görüşmelerle geçirdiğini söyledi. Gemlik'in gerçek gündeminin resmi toplantı salonlarında değil, çarşıda, pazarda, kahvehanelerde ve sokaklarda olduğunu belirten Karaduman, "Vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı yerinde dinlemeden çözüm üretilemez." ifadelerini kullandı. "Temiz ve Dürüst Siyasetten Taviz Vermeyeceğiz" Siyasetin kişisel çıkar, makam ve koltuk mücadelesine dönüştürülmesini doğru bulmadığını dile getiren Karaduman, görev süresi boyunca şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerinden taviz vermeyeceğini söyledi. Gemlik'te kutuplaştırıcı değil, birleştirici bir siyaset anlayışı oluşturmayı hedeflediklerini belirten Karaduman, ortak aklı önceleyen, çözüm odaklı ve vatandaş merkezli bir yönetim anlayışını savunduklarını ifade etti. Karaduman, "Bizim mücadelemiz makam sahibi olmak için değil, Gemlik'in sorunlarını çözmek içindir. Siyaseti bir kariyer planı değil, millete hizmet etmenin en önemli araçlarından biri olarak görüyoruz. En büyük makam da milletimizin gönlünde yer edinebilmektir." dedi. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, önümüzdeki süreçte de vatandaşlarla iç içe olmaya, ilçenin sorunlarını gündeme taşımaya ve çözüm önerileri üretmeye devam edeceklerini belirterek, "Gemlik'in sesi olmaya, halkımızın hakkını her platformda savunmaya kararlıyız." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır" Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır"

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Yıldırım Belediyesi'nin kentsel dönüşüm uygulamalarından belediyecilik anlayışına, saha hizmetlerinden zabıta teşkilatına kadar birçok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak Belediye Başkanı Oktay Yılmaz yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Seyis, özellikle Mimarsinan-Güllük Mahallesi'nde başlayan kentsel dönüşüm sürecinin sosyal boyutunun yeterince gözetilmediğini savunurken, belediyeciliğin yalnızca bina yapmak değil, vatandaşın güvenini ve rızasını kazanmak olduğunu ifade etti. "Kentsel Dönüşüme Karşı Değiliz, Adaletsiz Dönüşüme Karşıyız" Açıklamasında ilk olarak kentsel dönüşüm çalışmalarını değerlendiren Seyis, Yıldırım'ın deprem gerçeği nedeniyle dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ancak uygulama yönteminin toplum vicdanını yaraladığını öne sürdü. "Kentsel dönüşüm elbette gereklidir. Yıldırım'ın eski yapı stokunun yenilenmesi kaçınılmazdır. Ancak dönüşüm, vatandaşın rızası alınmadan, hak sahipleriyle yeterince görüşülmeden ve hakkaniyet duygusu zedelenerek yürütülürse, ortaya yalnızca yeni binalar değil; kırgınlıklar, mağduriyetler ve toplumsal huzursuzluk çıkar." Seyis'e göre Mimarsinan-Güllük bölgesinde başlayan yıkımların ardından ortaya çıkan görüntüler, yalnızca fiziksel bir dönüşümü değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sorunları da gündeme taşıyor. "Şehirleri Betonla Değil, İnsan Merkezli Anlayışla İnşa Etmeliyiz" İYİ Parti İlçe Başkanı, belediyeciliğin temelinde insan odaklı yönetim anlayışının bulunması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bir belediye yalnızca yolları, kaldırımları ve binaları yönetmez. Aynı zamanda insanların umutlarını, gelecek planlarını ve yaşam alanlarını da yönetir. Eğer vatandaş kendisini sürecin dışında hissediyorsa, o dönüşüm teknik olarak başarılı görünse bile toplumsal anlamda eksik kalacaktır." Seyis, uzlaşma kültürünün güçlendirilmesi, hak sahiplerinin karar süreçlerine daha fazla dahil edilmesi ve şeffaf bilgilendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. "Vatandaşın Soruları Cevap Bekliyor" Seyis, açıklamasında belediye hizmetlerine ilişkin kamuoyuna yansıyan bir videoyu da gündeme taşıdı. Videoda resmi kıyafetli olduğu öne sürülen bazı kişilerin mesai saatleri içerisinde voleybol oynadığının iddia edildiğini belirten Seyis, olayın açıklığa kavuşturulmasını istedi. "Videoda görülen kişilerin kim olduğu, hangi görevde bulundukları ve görüntülerin mesai saatleri içerisinde çekilip çekilmediği kamuoyuna açık ve net şekilde açıklanmalıdır." Bu kapsamda şu soruların cevaplandırılmasını talep etti: Görüntülerde yer alan kişiler belediye personeli midir? Eğer belediye personeli ise görev tanımları nedir? Görüntüler mesai saatleri içerisinde mi kaydedilmiştir? İddialar doğruysa kamu hizmeti aksatılmış mıdır? Belediye yönetimi konuyla ilgili herhangi bir idari inceleme başlatacak mıdır? Seyis, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının tüm belediyeler açısından temel sorumluluk olduğunu ifade etti. "Denetim Bekleyen Mahalleler Varken Bu İddialar Ciddiyetle Araştırılmalıdır" Yıldırım'ın 71 mahallesinde vatandaşların altyapı, çevre düzeni, kaçak yapılaşma, trafik, park işgalleri ve çeşitli belediye hizmetleri konusunda çözüm bekleyen çok sayıda talebi bulunduğunu belirten Seyis, kamuoyuna yansıyan görüntülerin doğru olması halinde bunun vatandaşlarda soru işaretlerine neden olacağını söyledi. "Kamu görevlilerinin çalışma düzenine ilişkin ortaya atılan iddialar objektif biçimde araştırılmalıdır. Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa belediye bunu belgeleriyle açıklamalıdır. Eğer eksiklik varsa da gerekli idari süreçler işletilmelidir." "71 Mahallenin Sorunları Tek Tek Dinlendi" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı'nın yalnızca eleştiri yapmakla kalmadığını belirten Seyis, teşkilat olarak ilçe genelindeki 71 mahalle başkanıyla kapsamlı istişare toplantıları gerçekleştirdiklerini açıkladı. Bu görüşmeler sonucunda Yıldırım'ın temel sorunlarına ilişkin geniş kapsamlı bir saha raporu hazırlandığını ifade eden Seyis, vatandaşların öncelikli beklentilerini şu başlıklarda özetledi: Kentsel dönüşüm süreçlerinde şeffaflık ve uzlaşının artırılması, Depreme dayanıklı konut üretiminin hızlandırılması, Mahalle bazlı altyapı eksikliklerinin giderilmesi, Otopark sorununa kalıcı çözümler üretilmesi, Trafik yoğunluğunu azaltacak yeni ulaşım projelerinin hayata geçirilmesi, Yeşil alan ve sosyal yaşam alanlarının artırılması, Gençler için spor ve kültür yatırımlarının yaygınlaştırılması, Kadınlara yönelik sosyal destek projelerinin güçlendirilmesi, Esnafın ekonomik olarak desteklenmesi, Sokak güvenliği ve zabıta hizmetlerinin daha etkin hale getirilmesi, Kentsel dönüşüm mağduriyetlerine yönelik hukuki ve sosyal destek mekanizmalarının oluşturulması. "Yıldırım'ın Geleceği Siyasi Polemiklerle Değil, Ortak Akılla İnşa Edilmeli" Seyis, yerel yönetimlerin muhalefetin eleştirilerini dikkate almasının demokrasinin gereği olduğunu belirterek, amaçlarının hizmet yarışına katkı sunmak olduğunu söyledi. "Bizim anlayışımız; eleştirmek için eleştirmek değil, eksikleri tespit edip çözüm önermektir. Yıldırım, Bursa'nın en yoğun nüfuslu ilçelerinden biridir ve sorunları günlük açıklamalarla değil, uzun vadeli planlamalarla çözülebilir." "Vatandaşın Beklentisi Şeffaf, Hesap Verebilir ve Katılımcı Belediyecilik" Açıklamasının sonunda Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve belediye yönetimine çağrıda bulunan Seyis, kamuoyunda tartışma yaratan konuların açık biçimde yanıtlanmasının hem kurumsal güven hem de toplumsal huzur açısından önemli olduğunu ifade etti. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, 71 mahallede yürütülen saha çalışmaları doğrultusunda hazırlanan raporun orta vadede hem Yıldırım Belediyesi'ne hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne sunulacağını belirterek, ilçede vatandaşların yaşam kalitesini artıracak öncelikli yatırım ve hizmet başlıklarının ilgili kurumlarla paylaşılacağını açıkladı. Seyis, "Yıldırım'ın geleceğini şekillendirecek her projede vatandaşın sesi duyulmalı, hak sahiplerinin rızası gözetilmeli ve kamu kaynakları en yüksek verimlilikle kullanılmalıdır. Güçlü şehirler ancak adalet, şeffaflık ve katılımcı yönetim anlayışıyla inşa edilir." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya'dan Yenişehir Belediyesi'ne Çok Sert Çıkış: "Kapalı Kapılar Ardında Kimlerle, Hangi Yetkiyle Bu Sözleşmeler İmzalandı?" Haber

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya'dan Yenişehir Belediyesi'ne Çok Sert Çıkış: "Kapalı Kapılar Ardında Kimlerle, Hangi Yetkiyle Bu Sözleşmeler İmzalandı?"

Bursa siyasetinde gündemi sarsacak açıklama İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya'dan geldi. Yenişehir Belediyesi'nin yürüttüğü imar planı çalışmalarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan belge ve sözleşmeler üzerinden çok sert eleştiriler yönelten Kaya, belediye yönetimini şeffaf davranmamakla suçladı ve kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin derhal giderilmesini istedi. Yenişehir Belediye Başkanı'nın belediye meclisini devre dışı bırakarak ve ilçe halkını bilgilendirmeden ilçenin geleceğini doğrudan etkileyecek planlama süreçlerine ilişkin özel şirketlerle sözleşmeler imzaladığını öne süren Kaya, "Yenişehir'in geleceği birkaç kişinin inisiyatifine bırakılamaz" ifadelerini kullandı. "ÖNCE İNKÂR, SONRA 'DANIŞMANLIK SÖZLEŞMESİ' SAVUNMASI" İsmail Kaya, kamuoyuna yansıyan belgeler sonrası yapılan açıklamaların çelişkili olduğunu ileri sürerek sert ifadeler kullandı. İlk etapta söz konusu sözleşmenin varlığının inkâr edildiğini, ancak belgelerin ortaya çıkmasının ardından bu kez "danışmanlık sözleşmesi" savunmasının yapıldığını belirten Kaya, bunun kamuoyunu tatmin etmekten uzak olduğunu söyledi. Kaya, belediye meclisinin bilgisi dışında hazırlandığı iddia edilen ve ilgili teknik personelin imzasını taşımadığı belirtilen sözleşmenin yalnızca belediye başkanının imzasıyla yürürlüğe konulmasının ciddi hukuki tartışmalara yol açtığını savundu. "PLANLAMA YETKİSİ BÜYÜKŞEHİR'DEYKEN NEDEN BAKANLIK ÜZERİNDEN İŞLEM YAPILDI?" İYİ Parti İl Başkanı'nın gündeme taşıdığı en dikkat çekici başlıklardan biri ise planlama yetkisi oldu. Kaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın resmi görüşünde planlama yetkisinin Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde bulunduğunun ifade edildiğini belirterek şu soruyu yöneltti: "Planlama yetkisi Büyükşehir Belediyesi'nde olduğu açıkça belirtilmişken Yenişehir Belediyesi neden süreci Bakanlık üzerinden yürütmeye çalışmıştır?" 1,6 MİLYON LİRALIK DOĞRUDAN TEMİN TARTIŞMASI Açıklamada yaklaşık 800 hektarlık imar planı ile 1.600 hektarlık Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi çalışmalarının Ankara merkezli Form Planlama İnşaat Taahhüt Limited Şirketi'ne iki ayrı doğrudan temin sözleşmesiyle verildiği iddiası da gündeme taşındı. Her biri 800 bin lira bedelli olduğu belirtilen sözleşmelerin neden ayrı ayrı düzenlendiğini sorgulayan Kaya, işin doğrudan temin limitlerinin aşılmaması amacıyla bölünüp bölünmediğinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Ayrıca sözleşme bedellerinin TMMOB Şehir Plancıları Odası'nın asgari ücret tarifesinin altında kaldığını öne süren Kaya, bunun gerekçesinin açıklanması gerektiğini ifade etti. "NYC GLOBAL YAPI KİMİN ADINA HAREKET EDİYOR?" İYİ Parti'nin gündeme getirdiği bir diğer iddia ise vatandaşlarla görüşmeler yaptığı belirtilen NYC Global Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi oldu. Kaya, belediyenin resmi sözleşmesinin Form Planlama ile olduğu belirtilirken, farklı bir şirketin vatandaşlara çeşitli sözleşme teklifleri sunduğu yönündeki iddiaların kamu vicdanını rahatsız ettiğini söyledi. Belediyenin bu faaliyetlerden haberdar olup olmadığını soran Kaya, eğer belediyenin bilgisi varsa bu şirketin hangi hukuki yetkiyle hareket ettiğinin, bilgisi yoksa neden bugüne kadar herhangi bir idari veya hukuki işlem başlatılmadığının açıklanmasını istedi. "%50 KESİNTİ İDDİASI CİDDİ ŞÜPHELER DOĞURUYOR" Kaya, kamuoyuna yansıyan iddialar arasında vatandaşlara yüzde 50 oranında kesinti öngören teklifler sunulduğu yönündeki bilgilerin de bulunduğunu dile getirdi. 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca Düzenleme Ortaklık Payı'nın en fazla yüzde 45 olabileceğini hatırlatan Kaya, yüzde 50'lik kesinti iddiasının doğru olması halinde bunun hukuki dayanağının ne olduğunu sordu. Ortaya çıkacak farktan kimlerin yararlanacağı sorusunun da cevap beklediğini belirten Kaya, bu konuda kamuoyunun tatmin edici açıklamalar beklediğini ifade etti. DAVUT GÜRKAN'A AÇIK ÇAĞRI İsmail Kaya açıklamasında yalnızca Yenişehir Belediye Başkanı'nı değil, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan'ı da doğrudan açıklama yapmaya davet etti. Kaya, Bursa'yı ve Yenişehir'in geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir planlama sürecinden AK Parti İl Başkanı'nın haberdar olup olmadığını sordu. Bakanlığa yapılan başvurular, Form Planlama ile imzalandığı belirtilen sözleşmeler ve vatandaşlara sunulduğu öne sürülen tekliflerle ilgili Gürkan'ın bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin açıklanmasını isteyen Kaya, AK Parti İl Başkanlığı'nın konuya ilişkin sessizliğini eleştirdi. "BÜYÜKŞEHİR'E GELİNCE SERT ELEŞTİRİ, KENDİ BELEDİYELERİNE GELİNCE SESSİZLİK Mİ?" Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise siyasi eleştiriler oldu. İsmail Kaya, Bursa Büyükşehir Belediyesi hakkında ortaya atılan en küçük iddialarda dahi sert açıklamalar yapanların, konu kendi belediyelerine geldiğinde sessiz kalmayı tercih edip etmeyeceklerini kamuoyunun merak ettiğini söyledi. Kaya, aynı hassasiyetin Yenişehir Belediyesi için de gösterilmesi gerektiğini ifade etti. "MÜFETTİŞLER VE SAVCILIK HAREKETE GEÇECEK Mİ?" İYİ Parti Bursa İl Başkanı, kamuoyuna yansıyan belgeler ve iddialar doğrultusunda İçişleri Bakanlığı müfettişleri ile Cumhuriyet savcılıklarının herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatıp başlatmayacağı sorusunun da artık yanıt beklediğini dile getirdi. Bu süreçte tüm iddiaların hukuki yollarla araştırılması gerektiğini belirten Kaya, kamu vicdanının ancak şeffaf bir inceleme ile rahatlatılabileceğini savundu. "YENİŞEHİR'İN GELECEĞİ KAPALI KAPILAR ARDINDA BELİRLENEMEZ" Açıklamasının sonunda Yenişehir'in geleceğinin kişisel tasarruflarla değil hukuk, şeffaflık ve millet iradesiyle şekillenmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, şu değerlendirmede bulundu: "Bursa'nın ve Yenişehir'in geleceğini ilgilendiren hiçbir planlama süreci kapalı kapılar ardında, denetimden uzak ve kamu vicdanını yaralayacak yöntemlerle yürütülemez. Kamuoyunda oluşan haklı soru işaretlerinin giderilmesi için Yenişehir Belediye Başkanı ile AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan'ı açık, net ve şeffaf açıklama yapmaya davet ediyoruz." İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı, açıklamasının sonunda söz konusu süreçte dile getirdiği iddiaların ve planlama çalışmalarının sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, gelişmelerin kamuoyu adına yakından izleneceğini duyurdu.

Anahtar Parti’den Bursa Tarım İl Müdürlüğü’ne Şeffaflık Çağrısı Haber

Anahtar Parti’den Bursa Tarım İl Müdürlüğü’ne Şeffaflık Çağrısı

Anahtar Parti, kurulduğu ilk günden itibaren siyasi nezaket ve ahlaki değerleri ön planda tutan, popülizm yerine her zaman realist politikalar üreten bir parti olarak sorumluluk bilinciyle hareket etmektedir. ​Son iki haftadır Bursa’da süt üretici çiftlikleri üzerinden yaşanan ve kamuoyunu meşgul eden bir "kayıkçı kavgasına" şahitlik etmekteyiz. Maalesef dün sosyal medyaya ve basına yansıyan haberlerde, Bursa’da bulunan 24 adet "Hastalıktan Ari Süt Üretim Çiftliği" belgesinin iptal edildiğini büyük bir endişeyle öğrenmiş bulunmaktayız. ​Hayvanlardan insanlara geçen ve halk sağlığını ciddi şekilde tehdit eden Brusella ve Tüberküloz gibi tehlikeli hastalıklardan ari olduğu tescillenmiş bu işletmelerin; başta Bursa, İstanbul ve Sakarya olmak üzere tüm Marmara Bölgesi’ne ve geniş bir coğrafyaya süt ile süt ürünleri tedariki sağladığı bilinen bir gerçektir. ​Tarım ve Orman Bakanlığının, tarihi ari işletme sayılarını artırma yönündeki tüm teşvik ve politikalarını son derece olumlu buluyor ve destekliyoruz. Belirli bir proje dahilinde bu belgelendirmeleri yapmak ve denetimleri eksiksiz yürütmek zaten bakanlığın asli görevidir. Yalnız, yapılan bu son denetimler ve belge iptalleri sonrasında Bursa kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık ve bilgi kirliliği oluştuğunu da belirtmek isteriz. ​Açık ve şeffaf bir iletişim yürütülmediğinde spekülasyonlar gerçeklerin önüne geçmekte, hem halk sağlığı endişesi büyümekte hem de milyarlarca liralık milli yatırımlar zan altında kalmaktadır. Bu büyük işletmelerin ticari olarak haksız yere zarar görmemesi adına, isimlerini zikretmeden, Tarım İl Müdürlüğüne ve ilgili şube müdürlüğüne kamuoyunu aydınlatması amacıyla şu realist soruları yöneltmek istiyoruz: ​Sütün Güvenliği ve Tüketim Durumu: Yaklaşık 20.000 sağmal ineğe sahip bu devasa işletmelerin ürettiği sütü vatandaşlarımız şu an tüketmeli midir, tüketmemeli midir? Bu işletmelerden çıkan çiğ sütün piyasaya arzı şu an hangi statüdedir? ​Belge İptallerinin Gerçek Sebebi Nedir?: Söz konusu 24 işletmedeki belge iptalleri, hayvanlarda aktif olarak Brusella veya Tüberküloz hastalığı tespit edilmesinden mi kaynaklanmıştır; yoksa idari, teknik veya prosedürsel (altyapı eksikliği, kayıt düzensizliği vb.) aksaklıklar sebebiyle mi bu karar alınmıştır? ​Karantina ve Takip Mekanizması: Eğer işletmelerde biyolojik bir hastalık tespit edildiyse, bu işletmeler karantinaya alınmış mıdır ve bu çiftliklerden daha önce sevk edilen ürünlerin geriye dönük izlenebilirliği sağlanmış mıdır? ​Sektörün ve Üreticinin Korunması: Marmara Bölgesi’nin süt arz güvenliğini sırtlayan bu stratejik işletmelerin rehabilitasyonu ve belgelerini yeniden kazanabilmeleri için bakanlığın nasıl bir planı vardır? ​Tüm bu soruların yanında, bir diğer kritik husus da şeffaflık ile itibar suikastı arasındaki çizginin korunmasıdır. Haklı gerekçelerle dahi olsa, Bursa süt sanayisinde devasa üretimler yapan ve kendi süt işleme fabrikaları bulunan bu işletmelerin isimlerinin liste halinde kamuoyunda paylaşılması ya da sızdırılması kesinlikle doğru bir yöntem değildir. ​Henüz hukuki süreçler ve itiraz hakları kesinleşmeden isimlerin ifşa edilmesi; telafisi imkansız ticari zararlara, binlerce kişilik istihdam kaybına, haksız rekabete ve Bursa’nın süt sanayisine telafi edilemez bir darbeye yol açar. Devletin ve ilgili müdürlüklerin görevi, halk sağlığını maksimum düzeyde korurken, milli üretimi ve sanayiciyi de popülizme kurban etmeyecek şekilde muhafaza etmektir. ​Bursa ve çevre illerdeki tüketicilerin huzursuzluğunu gidermek, spekülasyonların önüne geçmek ve sektörü korumak adına; Tarım İl Müdürlüğünün ticari sırları koruyarak, ancak net ve şeffaf bir açıklamayla kamuoyunu acilen aydınlatması elzemdir.

Altı Siyasi Partiden Belediyeye Sert Tepki, "Halkın Malı Satılıyor, Hesap Verin" Haber

Altı Siyasi Partiden Belediyeye Sert Tepki, "Halkın Malı Satılıyor, Hesap Verin"

Karacabey Belediyesi'nin belediyeye ait taşınmazları satışa çıkarma kararı ilçe siyasetinde geniş yankı uyandırdı. Belediye yönetiminin satış kararına karşı farklı siyasi görüşlere sahip altı partinin ilçe başkanları ortak basın açıklaması yaparak sert tepki gösterdi. Açıklamada, satış kararının yalnızca ekonomik bir tasarruf değil, Karacabey'in geleceğini doğrudan ilgilendiren stratejik bir tercih olduğu savunularak belediye yönetimine "şeffaf olun, hesap verin" çağrısı yapıldı. Saadet Partisi, İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Zafer Partisi ve Vatan Partisi Karacabey İlçe Başkanlıklarının ortak imzasıyla yayımlanan açıklamada, belediyeye ait taşınmazların satışının kamu vicdanını rahatsız ettiği öne sürüldü. Açıklamada, satışların gerekçesi, kapsamı ve elde edilecek gelirin kullanım alanlarına ilişkin kamuoyuna tatmin edici bilgi verilmediği iddia edilerek belediye yönetimi sert ifadelerle eleştirildi. "Belediye Neden Halkın Ortak Mallarını Satmak Zorunda Kalıyor?" Ortak açıklamada, belediyeye ait taşınmazların herhangi bir ticari mal gibi değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi: "Bu taşınmazlar yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Belediyelerin asli görevi kamu varlıklarını elden çıkarmak değil, bu varlıkları koruyarak ilçeye değer üreten projeler geliştirmektir." Muhalefet temsilcileri, belediyenin neden taşınmaz satma noktasına geldiğinin kamuoyuna açıklanmadığını savunarak peş peşe şu soruları yöneltti: Belediye hangi mali gerekçeyle satış kararı aldı? Satışlardan toplam ne kadar gelir elde edilmesi hedefleniyor? Hangi taşınmazlar satış listesinde yer alıyor? Elde edilecek kaynak hangi projelerde kullanılacak? Belediyenin hangi borçları bu gelirle kapatılacak? Satış zorunlu mu, yoksa başka finansman yöntemleri değerlendirildi mi? Açıklamada, bu soruların hiçbirine kamuoyunu ikna edecek açıklıkta cevap verilmediği ileri sürüldü. "Şeffaflık Sadece Seçim Meydanlarında Söylenen Bir Söz Olamaz" Altı siyasi partinin ortak açıklamasında, şeffaf belediyecilik ilkesinin yalnızca seçim dönemlerinde dile getirilen bir vaat olmaması gerektiği belirtilerek, kamu kaynaklarını ilgilendiren her kararın vatandaşlarla paylaşılmasının demokratik yönetimin temel şartı olduğu ifade edildi. Açıklamada, "Karacabey halkının en doğal bilgi edinme hakkı görmezden gelinemez. Halkın malı üzerinde alınan böylesine önemli kararlar kapalı kapılar ardında yürütülemez." denildi. Muhalefet temsilcileri, belediyenin satış sürecini başlatmadan önce taşınmazların neden satıldığını, satış yöntemini, taşınmazların gerçek değerlerini ve satıştan elde edilecek gelirin hangi kalemlerde kullanılacağını ayrıntılı biçimde kamuoyuna açıklaması gerektiğini savundu. "Günü Kurtarma Politikalarıyla Karacabey'in Geleceği İnşa Edilemez" Ortak açıklamada belediyenin taşınmaz satışına dayalı mali yönetim anlayışı da eleştirildi. Açıklamayı yapan ilçe başkanları, belediyelerin ekonomik sorunlarının kamu mallarını satarak çözülemeyeceğini belirterek, bunun sürdürülebilir bir yönetim modeli olmadığı görüşünü dile getirdi. Açıklamada, "Karacabey'in geleceği günü kurtarmaya yönelik satış politikalarıyla şekillendirilemez. Kalıcı çözüm; üreten, yatırım yapan, kaynak oluşturan ve mali disiplini sağlayan bir belediyecilik anlayışıdır." ifadeleri kullanıldı. Muhalefet temsilcileri, belediyelerin asli görevinin kamuya ait varlıkları azaltmak değil, mevcut kaynakları doğru yöneterek yeni gelir alanları oluşturmak olduğunu savundu. "Halkın Ortak Mirası Elden Çıkıyor" Açıklamada belediyeye ait taşınmazların yalnızca ekonomik değer taşımadığı, aynı zamanda ilçenin geleceği açısından stratejik öneme sahip kamu varlıkları olduğu vurgulandı. İlçe başkanları, bugün satılan taşınmazların ilerleyen yıllarda kamu hizmetleri, sosyal projeler veya yeni yatırımlar için ihtiyaç duyulabileceğine dikkat çekerek, geri dönüşü olmayan kararların aceleyle alınmaması gerektiğini ifade etti. Belediyeye Açık Çağrı Altı siyasi partinin ortak açıklamasında Karacabey Belediyesi'ne şu çağrılar yapıldı: Taşınmaz satış kararının yeniden gözden geçirilmesi, Satış gerekçelerinin ayrıntılı biçimde kamuoyuna açıklanması, Satıştan elde edilecek gelirin hangi kalemlerde kullanılacağının şeffaf şekilde duyurulması, İlçenin geleceğini ilgilendiren bu önemli süreçte vatandaşların bilgilendirilmesi, Kamuoyunun görüş ve eleştirilerinin dikkate alınması. "Bu Sürecin Sonuna Kadar Takipçisi Olacağız" Açıklamanın sonunda ortak imza sahibi ilçe başkanları, Karacabey halkının ortak menfaatlerini savunmaya devam edeceklerini belirterek sürecin yakından izleneceğini ifade etti. Ortak basın açıklamasına; Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, İYİ Parti Karacabey İlçe Başkanı Cem Tiryakioğlu, Yeniden Refah Partisi Karacabey İlçe Başkanı Adem Tosun, Cumhuriyet Halk Partisi Karacabey İlçe Başkanı Mustafa Utku, Zafer Partisi Karacabey İlçe Başkanı Vahitcan Demir ve Vatan Partisi Karacabey İlçe Başkanı Ercüment Tezel imza attı. Söz konusu açıklama, Karacabey Belediyesi'nin taşınmaz satış kararına yönelik siyasi tartışmaları yeni bir boyuta taşırken, gözler şimdi belediye yönetiminin kamuoyuna yapacağı olası açıklamaya çevrildi.

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti Haber

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, Nilüfer Belediye Meclisi'nin Temmuz ayı ilk birleşimine teşkilatı temsilen katılım sağlayarak kamuoyunun yakından takip ettiği "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" ana gündemli oturumda yerini aldı. Çok sayıda mahalle muhtarının ve vatandaşın da katılım gösterdiği toplantıda, çevre, halk sağlığı, şehir planlaması ve gelecek nesillere bırakılacak yaşam alanlarının korunması konuları ön plana çıktı. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı adına Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut'un hazır bulunduğu toplantıda, vatandaşların ve muhtarların dile getirdiği çevresel kaygılar dikkatle takip edildi. Meclis oturumunda özellikle ilçede oluşturulması planlanan atık ve depolama alanlarına ilişkin tartışmalar yoğun şekilde gündeme gelirken, mahalle muhtarları ve toplantıyı izleyen vatandaşlar "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" çağrısıyla çevresel hassasiyetlerini ortaya koydu. Katılımcılar, çevrenin korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da ilgilendiren temel bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Toplantı süresince zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) meclis üyeleri arasında görüş ayrılıkları nedeniyle gergin anlar yaşandı. Farklı değerlendirmelerin sert tartışmalara dönüştüğü oturumda, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Öztürk'ün devreye girerek sağduyulu yaklaşımıyla meclis düzenini yeniden sağlaması ve oturumu sükûnet içerisinde devam ettirmesi dikkat çekti. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından yapılan değerlendirmede, çevreyi ilgilendiren kararların yalnızca siyasi bakış açılarıyla değil; bilimsel veriler, şehircilik ilkeleri, çevresel sürdürülebilirlik, kamu yararı ve halkın ortak iradesi doğrultusunda ele alınmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Açıklamada, yerel yönetimlerin temel görevinin vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmek, doğal çevreyi korumak ve şehirlerin sağlıklı gelişimini güvence altına almak olduğu belirtilerek şu değerlendirmelere yer verildi: "Çevre meselesi hiçbir siyasi partinin tek başına sahiplenebileceği bir konu değildir. Temiz hava, sağlıklı su kaynakları, verimli tarım alanları ve yaşanabilir şehirler toplumun ortak değeridir. Yerel yönetimlerin alacağı her karar; yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların yaşayacağı çevreyi de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle çevreyle ilgili tüm projelerde şeffaflık, katılımcılık ve ortak akıl esas alınmalıdır." Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, mahalle muhtarlarının ve vatandaşların toplantıya yoğun katılım göstermesini yerel demokrasinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi. Halkın doğrudan sürece dâhil olmasının, yerel yönetim anlayışının güçlenmesine ve alınacak kararların toplumsal meşruiyet kazanmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut, çevreyi ve halk sağlığını ilgilendiren tüm gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceklerini belirterek, Saadet Partisi'nin insan odaklı belediyecilik anlayışı doğrultusunda şehirlerin doğal dokusunun korunmasını, çevreye duyarlı yatırımların desteklenmesini ve vatandaşların taleplerinin karar alma süreçlerine etkin şekilde yansıtılmasını önemsediklerini ifade ettiler. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, çevreye, insan sağlığına ve şehirlerin sürdürülebilir gelişimine ilişkin her konuda yapıcı bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini, kamu yararını önceleyen tüm girişimlerin yanında olmaya devam edeceğini ve Nilüfer'in doğal yapısını koruyacak politikaların takipçisi olacağını kamuoyuna saygıyla duyurdu. Toplantıya, Beşevler Mahallesi Muhtarı ve Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ile Karacaoba Mahallesi Muhtarı ve Nilüfer İlçe Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar da katılım sağladı. Bölgedeki çok sayıda mahalle muhtarının da hazır bulunduğu oturumda, muhtarlar çevre ve halk sağlığı konusundaki hassasiyetlerini dile getiren kısa konuşmalar gerçekleştirdi. Muhtarlar, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" yazılı pankartlarla tepkilerini demokratik ve barışçıl bir şekilde ortaya koyarken, çevreyi ilgilendiren kararların mahalle sakinlerinin görüşleri alınarak, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurguladılar. Yapılan açıklamalarda, doğal yaşam alanlarının korunmasının, tarım arazilerinin, su kaynaklarının ve yaşam kalitesinin gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılmasının yerel yönetimlerin öncelikli sorumlulukları arasında yer aldığı ifade edildi. Toplantıda sergilenen bu ortak duruş, çevre konusunda siyasi görüşlerden bağımsız olarak toplumun farklı kesimlerinin aynı hassasiyet etrafında buluşabildiğini gösterirken, muhtarların ve vatandaşların katılımı da yerel demokrasinin güçlendirilmesi açısından önemli bir örnek olarak değerlendirildi.

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz” Haber

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz”

BURSA – Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamu alımları ve ihale sistemine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımına yönelik mevcut anlayışı sert sözlerle eleştirdi. Kamu alımlarında şeffaflığın giderek ortadan kalktığını, rekabetin zayıfladığını ve istisnai uygulamaların olağan hale getirildiğini savunan Yurtsever, “Milletin alın teriyle oluşan kaynaklar üzerinde hiç kimsenin sınırsız tasarruf hakkı yoktur” dedi. Türkiye’nin ağır ekonomik şartlardan geçtiğini belirten Yurtsever, milyonlarca vatandaşın hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ettiği bir dönemde kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının her zamankinden daha önemli hale geldiğini ifade etti. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Yurtsever, buna karşın kamu harcamalarındaki tartışmaların toplum vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturduğunu kaydetti. “Kamu alımları sistemi yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle asli yapısından uzaklaştırılmıştır” diyen Yurtsever, açık rekabeti esas alan ihale anlayışının yerini giderek daha kapalı ve denetlenmesi zor yöntemlere bıraktığını savundu. “İstisnalar Kural Haline Getirildi” Açıklamasında kamu alımlarındaki istisna uygulamalarına dikkat çeken Yurtsever, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir ülkede istisnalar çoğaldıkça şeffaflık azalır, şeffaflık azaldıkça da milletin devlete olan güveni zarar görür. Kamu alımlarında açık ihale yöntemi temel kural olması gerekirken, bugün istisnai yöntemlerin giderek yaygınlaşması kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Devletin kasasından çıkan her kuruşun hesabı millete verilmelidir.” Yurtsever, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin zayıflamasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik bir sorun olduğunu belirterek, kamu kaynaklarının kullanımında toplumun bilgi alma hakkının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “86 Milyonun Hakkı Korunmalıdır” Saadet Partisi olarak kamu malını bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Yurtsever, kamu kaynaklarının belli kesimlerin değil bütün vatandaşların ortak değeri olduğunu ifade etti. “Bu kaynaklar herhangi bir grubun, çevrenin veya ayrıcalıklı kesimin değil; 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Milletin vergileriyle oluşan bütçe üzerinde tasarruf yapılırken öncelik her zaman kamu yararı olmalıdır. Kamu kaynakları siyasi, bürokratik veya ekonomik güç odaklarının değil, milletin emanetidir” dedi. “Türkiye İsrafı Değil Tasarrufu Konuşmalıdır” Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ortadayken kamu yönetiminde tasarruf kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yurtsever, kamu harcamalarında verimlilik ve denetimin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. “Bugün vatandaş pazarda, markette ve faturalarında ağır bir yük hissederken devlet yönetiminde en küçük israfın bile kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye’nin ihtiyacı kamu kaynaklarını hoyratça tüketen anlayışlar değil, tasarrufu esas alan, adaleti önceleyen ve milletin emanetine sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır” diye konuştu. “Her Kuruşun Hesabı Sorulmalıdır” Açıklamasının sonunda kamu yönetiminde şeffaflık ve dürüstlük çağrısını yineleyen Yurtsever, devletin harcadığı her kuruşun kamuoyu tarafından denetlenebilir olması gerektiğini belirtti. “Millet fedakârlık yaparken kamu yönetiminin de aynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Her kuruşun hesabının verildiği, ihalelerin şeffaf biçimde yürütüldüğü, denetim mekanizmalarının güçlü çalıştığı bir sistem hem ekonomik kayıpları önleyecek hem de devlete duyulan güveni artıracaktır. Kamu malına emanet gözüyle bakılmadıkça ne israf önlenebilir ne de adalet tesis edilebilir.” Saadet Partili Yurtsever’in açıklamaları, kamu ihaleleri, kamu harcamaları ve devlet yönetiminde şeffaflık tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde dikkat çeken eleştiriler arasında yer aldı.

Anahtar Parti Ferizli’den yerel yönetime sert sorular! Haber

Anahtar Parti Ferizli’den yerel yönetime sert sorular!

Açıklamada, TÜİK verilerine göre Ferizli’nin Türkiye’nin en hızlı büyüyen ilçeleri arasında yer aldığı belirtilerek, Organize Sanayi Bölgesi’ne yapılan yatırımlar sayesinde mevcut 36-40 bin civarındaki nüfusa önümüzdeki yıllarda yaklaşık 40 bin kişinin daha eklenmesinin beklendiği ifade edildi. Bu büyüme karşısında ilçenin geleceğine yönelik somut projelerin ortaya konulmadığını savunan Anahtar Parti Ferizli İlçe Başkanı İsmaik Kuduı, belediye yönetimine şu soruları yöneltti: “Bugüne kadar ne kadar alan imara açıldı? Kaç yeni cadde ve sokak açıldı? Kaç kilometre yeni yol yapıldı? Nüfusun iki katına yaklaşacağı öngörülürken altyapı ve üstyapı planlamaları hazırlandı mı? İlçeyi sıkışmış yapılaşmadan kurtaracak projeler nelerdir?” Açıklamada ayrıca, belediyenin sosyal medya gündemini takip etmek yerine ilçenin geleceğini planlaması gerektiği vurgulanırken, çevre belediyelerin borçlarını azaltmasına rağmen Ferizli Belediyesi’nde sürekli borçların gündeme gelmesinin dikkat çekici olduğu belirtildi. Vatandaşların hizmet eksikliklerinden şikâyetçi olduğunun ifade edildiği açıklamada, “2026 yılında hâlâ yol sorunları için toplantılar yapılıyorsa, hâlâ doğalgaz hizmetleriyle ilgili görüşmeler sürüyorsa ve sosyal yaşam alanları konusunda çözüm arayışları devam ediyorsa bunun sorumlusu kimdir?” sorusu yöneltildi. Seçimlerin üzerinden 25 ay geçtiğine dikkat çekilen açıklamada, belediye yönetiminden bu süreçte ilçeye kazandırılan yeni imar alanları, açılan cadde ve yollar ile hayata geçirilen büyüme projeleri konusunda kamuoyuna açıklama yapılması istendi. Anahtar Parti Ferizli İlçe Başkanı İsmail Kudu, Ferizli’nin geleceğinin günü kurtaran çalışmalarla değil, uzun vadeli ve vizyoner projelerle şekillendirilebileceğini belirterek, belediye yönetimini şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda vatandaşları bilgilendirmeye davet etti. Kamuoyuna yapılan çağrıda, hızla büyüyen Ferizli’nin geleceğinin bugünden planlanmasının bir tercih değil, zorunluluk olduğu vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.