Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Hizmetleri

Gürsu Haber - Sağlık Hizmetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti: Yıldırım, Bursa'nın Afrika'sı değildir Haber

Anahtar Parti: Yıldırım, Bursa'nın Afrika'sı değildir

İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım yaptığı açıklamada, 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca alınan özelleştirme kararlarını eleştirerek, "Bugün burada, sadece alınmış basit bir özelleştirme kararı için değil, Yıldırım'ın sağlık alanındaki geleceğine yönelik bir suikastın halk nezdindeki itirazını dile getirmek için toplanmış bulunmaktayız" dedi. Satışa çıkarılan alanlar tek tek sıralandı Yıldırım, özelleştirilmesi planlanan alanları şöyle sıraladı: Samanlı Mahallesi'nde sağlık hizmetleri için tahsis edilmiş toplam 241.574 m² arsa Yüksek İhtisas Hastanesi'nden kalan 19.795 m² arsa Göğüs Hastanesi'nden kalan 6.276 m² arsa Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin mevcut alanı 10.321 m² Tayfun Yıldırım, "Yıkılan hastanelerimizin yerine yeni sağlık kompleksleri yapılması beklenirken, israf ve talan sonucu bütçenin açık vermesiyle bu araziler göz göre göre satılmak isteniyor" ifadelerini kullandı. "İş insanları teklif vermesin" İş insanlarına seslenen Yıldırım, "Hiçbir iş insanımız bu ihalelere teklif vermemeli ve bu araziler sağlık alanında kullanılarak vatandaşlarımıza hizmet vermeye devam etmelidir" dedi. Şehir Hastanesi sonrası çile Bursa Şehir Hastanesi açılmadan önce Yıldırım'da dört büyük hastanenin aktif hizmet verdiğini hatırlatan Tayfun Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: "Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve önünde bulunduğumuz Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi aktif olarak hizmet vermekteydi. Ama Şehir Hastanesi açıldıktan sonra önce Göğüs Hastanesi, sonrasında da Yüksek İhtisas Hastanesi kapatıldı." Yıldırım, "Yıldırımlılar ya Şevket Yılmaz Hastanesi'nde çileye talip olmak ya da 31 kilometre uzaktaki Şehir Hastanesi yollarında perişan olmak zorunda" diye ekledi. "105 doktor hizmet veriyor" Ağız ve Diş Hastanesi'nde 105 doktorun görev yaptığını belirten Tayfun Yıldırım, "Sadece Yıldırım halkına değil, Bursa'nın tamamına ve hatta çevre illere hizmet vermektedir. Eğer bu kararname ile satışlar gerçekleşirse, Yıldırımlı vatandaşlarımız bu kolaylıktan da mahrum bırakılacak" dedi. "Bu bir memleket meselesidir" Yıldırım, özelleştirme kararının parti meselesi olmadığını vurgulayarak, "Bu durum partiler üstü bir durumdur. Her partinin ve STK'nın bu durum karşısında tepkisini dile getirmesi gerekmektedir. Eğer bu alanlar satılırsa, Yıldırımlılar bunu asla unutmayacak ve zamanı geldiğinde gereken cevabı mutlaka verecektir" ifadelerini kullandı. Belediye Başkanı'na zor sorular Açıklamasında Yıldırım Belediye Başkanı'na yönelik sert sorular yönelten Tayfun Yıldırım, şunları söyledi: "Neden suskunluğunu koruyor?" "Neden gerekli mercilere baskı yapmıyor?" "Alınan bu kararın yanlış olduğunu bile bile, neden itiraz etmiyor?" "Yıldırım'ın geleceğine vurulan bu darbe, kendileri tarafından vurulduğu için midir suskunluğu?" "Yıldırım Bursa'nın Afrikası değildir" Sosyal belediyecilik anlayışını eleştiren Yıldırım, "Sosyal belediyeciliği makarna ve kömür dağıtmak, üç harfli marketlerden indirim kartı vermekten ibaret zannedenlere sesleniyorum: Sosyal belediyecilik, vatandaşlarının eşit hizmet alma koşullarına ulaşmasını sağlayan belediyeciliktir" dedi. Tayfun Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: "Yıldırım Bursa'nın Afrikası değildir. Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da Yıldırımlı vatandaşlarımızın öksüz ve mahsun bırakılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini ve Yıldırımlıların hak ettiği değeri görmeleri için elimizden ne geliyorsa yapacağımızı bilmenizi isteriz."

İlhami Gün: “Bursa’nın En Değerli Kamu Arazileri Üç Beş Kuruşa Satılıyor!” Haber

İlhami Gün: “Bursa’nın En Değerli Kamu Arazileri Üç Beş Kuruşa Satılıyor!”

Geçmiş dönem Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yıldırım İlçe Başkanı İlhami Gün, Bursa’nın merkezinde yer alan hastane yerleşkesi ve ek hizmet binası arazisinin özelleştirilme kapsamına alınmasına sert tepki gösterdi. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, Bursa’nın en değerli kamu taşınmazlarından birinin satış ve devir süreci başlatıldı. Bu karar, şehirdeki birçok vatandaşı ve kamuoyu yetkililerini derinden sarstı. Vicdanları Kanatan Karar İlhami Gün, konuya ilişkin yaptığı açıklamalarda, “Bursa’nın kalbindeki bu topraklar, halkın malıydı! Bu araziler, sağlık hizmetleri için halkın vergileriyle kazanıldı. Şimdi, üç beş kuruşa satılması vicdanları kanatmıştır.” diyerek, yerel halkın bu karar karşısındaki öfkesine katıldığını belirtti. Bursa’nın Geleceği Karar Veriliyor Gün, özelleştirme kararının sadece kısa vadeli bir ekonomik çıkar için alındığını ve şehrin geleceğini yok sayan bir yaklaşım olduğunu savundu. “Bu karar, sadece Bursa’nın değil, tüm Türkiye’nin sağlık alanındaki geleceği için büyük bir tehdit. Bu arazilerin satılması, sadece ticari kaygılarla yapılan, büyük bir haksızlıktır. Halkın sağlığı için kullanılan bu değerli alanlar, özel sektörün kollarına teslim ediliyor” şeklinde sert ifadeler kullandı. Özelleştirme Kapsamında Yer Alan Taşınmazlar Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, satış ve kiralama gibi yöntemlerle değerlendirilecek taşınmazlar arasında, Osmangazi ilçesindeki eski Bursa Devlet Hastanesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi arazisi, Çekirge’deki Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği, Yıldırım’daki Bursa Diş Hastanesi ve Mustafakemalpaşa’daki 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi yer alıyor. Kamusal Alanların Özelleştirilmesi, Halkın İradesine Darbe İlhami Gün, CHP adına kamuoyunda saygın bir yer edinen bir isim olarak, “Kamusal alanların özelleştirilmesi, halkın iradesine darbe vuruyor. Bir şehir halkının sağlığıyla ilgili her adımda karar alıcıların halkı dikkate alması gerekiyor. Ancak şu anda yapılan bu işlem, halkın çıkarlarını göz ardı eden bir davranış” dedi. Yıldırım İlçesinin Geleceği Tehdit Altında Özellikle Yıldırım ilçesinin sağlık altyapısının da tehdit altında olduğunu belirten Gün, “Bursa’nın büyüyen nüfusu ve artan sağlık hizmetleri ihtiyacı göz önüne alındığında, bu bölgelerdeki kamu taşınmazlarının satılması, büyük bir hata olacaktır. Yıldırım halkı, sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanamıyor, bu arazilerin satılmasıyla daha da büyük bir mağduriyet yaşanacak” şeklinde uyarılarda bulundu. “Bu Yanlıştan Dönülmeli” İlhami Gün, açıklamasının sonunda, “Bu karardan bir an önce dönülmeli, bu değerli kamu arazileri halkın hizmetine sunulmalıdır. Bursa’nın geleceği, halkın çıkarlarının korunmasından geçiyor. Bu satışı gerçekleştirenler, halkın vicdanında asla affedilmeyecek bir suç işlemektedir” dedi. Bursa’da büyük bir tepkiyle karşılanan bu kararın, şehrin kamu sağlığı ve sosyal yapısı üzerindeki olumsuz etkileri uzun yıllar sürecek gibi görünüyor.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü Haber

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü

Otizmi Gör, Anla, Destekle; Birlikte Güçlü Bir Yaşam Kuralım Ulusal Otizm Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Emel Kanberoğlu 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık gününde önemli açıklamalarda bulundu. “Otizmi gör, anla, destekle ve birlikte güçlü bir yaşam kuralım” diye konuşan Emel Kanberoğlu, sadece 2 Nisan tarihlerinde değil, farkındalığın tüm zamanlarda önemli olduğuna dikkat çekti. Emel Kanberoğlu; “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü, otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı sorunları bir kez daha güçlü şekilde dile getirmek, toplumsal farkındalığı artırmak ve çözüm odaklı adımların önemini vurgulamak açısından son derece kıymetli bir gündür. Otizm, eksiklik değil; doğru destek, erken tanı, nitelikli eğitim, uygun sağlık hizmetleri ve toplumsal kabul ile bireyin potansiyelini ortaya koyabileceği nörogelişimsel bir farklılıktır. Ancak ne yazık ki ülkemizde otizmli bireyler ve aileleri; eğitimden sağlığa, sosyal hayattan istihdama, bakım hizmetlerinden bağımsız yaşam hakkına kadar birçok alanda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır” dedi. Konfederasyon olarak çalışmaya, dikkat çekmeye ve farkındalık yaratmaya devam edeceklerini vurgulayan Emel Kanberoğlu; “Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; otizmli bireylerin yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal hayata katılım hakkı ve güvenli bir gelecek hakkı tartışmasızdır. Otizmli bireylerimizin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanması değil; yılın her günü hak temelli, sürdürülebilir ve kapsayıcı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. Ailelerimiz büyük bir mücadele vermektedir. Pek çok aile tanı sürecinden itibaren yalnız bırakılmakta, yeterli yönlendirmeye ulaşamamakta, eğitim olanaklarına erişimde zorluk yaşamakta, ekonomik ve sosyal yükün altında yıpranmaktadır. Bu nedenle otizmli bireyin desteklenmesi kadar, ailenin güçlendirilmesi de kamusal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün yapılması gereken; farkındalık cümlelerini çoğaltmaktan öte, somut çözümleri hayata geçirmektir. Erken tanı sistemlerinin güçlendirilmesi, özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması, okullarda kapsayıcı eğitim anlayışının etkin şekilde uygulanması, sağlık hizmetlerinde otizm dostu yaklaşımların artırılması, bakım ve rehabilitasyon modellerinin geliştirilmesi, aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve otizmli bireylerin yetişkinlik dönemini de kapsayan yaşam politikalarının oluşturulması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Otizmli çocuklarımızın, gençlerimizin ve yetişkin bireylerimizin görünür olması; yeteneklerinin fark edilmesi; toplumun her alanında saygıyla, anlayışla ve eşit fırsatlarla var olabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki asıl ihtiyaç, acıma değil anlayış; dışlama değil kabul; ihmal değil güçlü bir destek sistemidir. Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak; otizmli bireylerimizin haklarını savunmaya, ailelerimizin sesi olmaya, çözüm önerileri üretmeye ve toplumda kalıcı farkındalık oluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, eğitim ve sağlık paydaşlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve toplumun tüm kesimlerini otizm konusunda daha duyarlı, daha sorumlu ve daha kapsayıcı olmaya davet ediyoruz. 2 Nisan vesilesiyle bir kez daha vurguluyoruz: Otizmi fark etmek yetmez; anlamak, desteklemek ve birlikte yaşamı güçlendirmek gerekir” diye konuştu.

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır’dan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İçin Kritik Uyarılar Haber

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır’dan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İçin Kritik Uyarılar

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, Bursa genelinde faaliyet gösteren 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarına yönelik denetim süreçleri ve sahadaki mevcut durum hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Karabayır, hem hizmet kalitesinin artırılması hem de sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi adına denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi gerektiğini vurguladı. “112 İstasyonları Hayati Öneme Sahip” Karabayır, acil sağlık hizmetlerinin toplum sağlığındaki kritik rolüne dikkat çekerek, özellikle 112 istasyonlarının olay yerine hızlı ve etkin müdahale açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti. Bu nedenle istasyonların fiziki, teknik ve personel yeterliliği açısından sürekli denetim altında tutulmasının zorunluluk olduğunu ifade etti. Denetimlerde Öncelik Verilmesi Gereken Başlıklar Karabayır’ın açıklamasında, Bursa’daki 112 noktalarında yapılması gereken denetimlere ilişkin şu başlıklar öne çıktı: Fiziki Şartlar: İstasyon binalarının depreme dayanıklılığı, hijyen koşulları, dinlenme alanlarının yeterliliği Araç ve Ekipman: Ambulansların teknik durumu, tıbbi cihazların eksiksiz ve çalışır halde olması Personel Yeterliliği: Sağlık çalışanı sayısının ihtiyaca uygunluğu, vardiya düzeni ve aşırı iş yükü Eğitim ve Güncellik: Personelin düzenli hizmet içi eğitimlere tabi tutulması Güvenlik: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet riskine karşı gerekli önlemlerin alınması “Sahadaki Sorunlar Görmezden Gelinmemeli” Bursa’da bazı 112 istasyonlarında personel eksikliği, yoğun çalışma temposu ve fiziki yetersizlikler gibi sorunların yaşandığını ifade eden Karabayır, bu durumun hem çalışan sağlığını hem de sunulan hizmetin kalitesini olumsuz etkilediğini dile getirdi. “Denetimler Şeffaf ve Sürekli Olmalı” Denetimlerin yalnızca belirli dönemlerde değil, sürekli ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, tespit edilen eksikliklerin hızla giderilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu. “Sağlık Çalışanının Hakkı Teslim Edilmeli” Açıklamasının sonunda sağlık çalışanlarının fedakârca görev yaptığını hatırlatan Karabayır, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, özlük haklarının korunması ve motivasyonlarının artırılmasının kamu sağlığı açısından doğrudan etkili olduğunu belirtti. Karabayır, “112 Acil Sağlık Hizmetleri yalnızca bir sistem değil, hayat kurtaran bir zincirdir. Bu zincirin hiçbir halkası zayıf bırakılmamalıdır” ifadeleriyle çağrısını yineledi.

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım’dan hastane arazilerinin satışına tepki Haber

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım’dan hastane arazilerinin satışına tepki

Bursa şehir merkezinde satışa çıkarılan arazilerin geçmişte hastane olarak kullanıldığı veya hastane yapılması planlandığı ortaya çıktı. 152 EVLER’DE YIKILAN HASTANE ARAZİSİ Yıldırım ilçesi 152 Evler Mahallesi’nde bulunan ve satış listesine giren arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi hizmet veriyordu. SAMANLI’DA PLANLANAN DEVLET HASTANESİ ARAZİSİ Samanlı Mahallesi’nde satışa çıkarılan başka bir arazi ise Bursa’nın doğusunda yapılması planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi için ayrılmıştı. ERTUĞRULGAZİ’DE ARAZİ HASTANEYKEN YIKILIP ÖZEL OKULA KİRALANDI Yine Yıldırım ilçesi Ertuğrulgazi Mahallesi’nde yer alan 1879 ada 6 parseldeki taşınmazda ise uzun yıllar Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi faaliyet göstermişti. Hastane, Bursa Şehir Hastanesi’nin açılmasının ardından kapatılmış, binanın depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılmasının ardından arazi 10 yıllığına özel bir okula tahsis edilmişti. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım, söz konusu arazilerin satışa çıkarılmasına sert tepki gösterdi. “YILDIRIM’IN GELECEĞİNİ HİÇE SAYMAKTIR” Yıldırım, Bursa’nın en yoğun nüfusuna sahip ilçelerinden biri olan Yıldırım’da sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığını belirterek, “Bursa’nın en sıkışık ilçesi olan Yıldırım’da sağlık hizmetine en fazla ihtiyaç duyulan alanların, sırf ekonomideki açığı kapatmak ve bütçeyi denkleştirmek adına satışa çıkarılması kabul edilemez. Çözüm üretmek yerine ‘sat kurtul’ politikası izleniyor. Bu yaklaşım Yıldırım’ın geleceğini hiçe saymaktır” dedi. “YIKILAN VE PLANLANAN HASTANELER YAPILMALI” Yıkılan hastanelerin yerine yeni sağlık yatırımları yapılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, “Yıkılan Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin yerlerine yenileri yapılmalı, ayrıca Bursa’nın doğusunda planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi’nin inşaatı başlatılarak hizmete alınmalıdır. Böylece Yıldırım’da yaşayan vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişim standardı yükseltilmelidir” ifadelerini kullandı. “SAT KURTUL’ ANLAYIŞI DEĞİL, ‘PLANLA VE HİZMET ET’ ANLAYIŞI OLMALI” İlçede sağlık yükünün büyük bölümünü çeken Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mevcut yoğunluğu karşılamakta zorlandığını belirten Yıldırım, “Şifa bulmak için hastaneye giden vatandaşlarımız kalabalık ve yoğunluk nedeniyle farklı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyor. Sağlık hizmetleri için tahsis edilmiş arazilerin satışa çıkarılması, vatandaşı hiçe saymaktır” diye konuştu. Yıldırım açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunarak, “Bu yanlıştan derhal geri dönülmelidir. ‘Sat kurtul’ anlayışı değil, ‘planla ve hizmet et’ anlayışı hakim kılınmalıdır. Yıldırım halkı bu arazilerin peşkeş çekilmesine sessiz kalmayacaktır” dedi.

Orhan Sarıbal’dan sert çıkış: “Kamu arazileri tek imzayla satış listesinde” Haber

Orhan Sarıbal’dan sert çıkış: “Kamu arazileri tek imzayla satış listesinde”

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Hazine’ye ait taşınmazların satışa çıkarılmasına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Sarıbal, kararın kamu yararını hiçe saydığını savunarak, sürecin “kaynak transferi” anlamına geldiğini ifade etti. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Sarıbal, Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Maliye Hazinesi’ne ait 55 taşınmazın satışa çıkarıldığını belirterek, “Memleket parça parça satış listesine konuluyor. Tek bir imzayla, tek bir kişinin kararıyla kamuya ait değerler elden çıkarılıyor” ifadelerini kullandı. Bursa’da satışa konu edilen alanların sıradan arsalar olmadığını vurgulayan Sarıbal, bu taşınmazların önemli bir bölümünün sağlık hizmetleri için planlanmış ya da uzun yıllar bu amaçla kullanılmış alanlar olduğuna dikkat çekti. Sarıbal’ın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: Yıldırım 152 Evler Mahallesi’nde, yıllarca Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ev sahipliği yapan alan Yıldırım Samanlı Mahallesi’nde, 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi için planlanan arazi Yıldırım Ertuğrulgazi Mahallesi’nde, Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin bulunduğu alan Nilüfer Fethiye Mahallesi’nde, hastane yapılması için ayrılmış alan Yenişehir’de, Toplum Sağlığı Merkezi’nin bulunduğu alan Bu alanların satışa çıkarılmasını “kamusal sağlık altyapısının tasfiyesi” olarak nitelendiren Sarıbal, “Bugün hastane yapılacak alanı satanlar, yarın vatandaşı özel hastanelerin kapısına mahkûm edenlerdir” dedi. Sürecin sistematik bir şekilde ilerlediğini iddia eden Sarıbal, kamu arazilerinin önce değersizleştirildiğini, ardından “atıl” gösterilerek satışa çıkarıldığını ve son aşamada belirli çevrelere rant aktarıldığını savundu. “Önce kamusal alanları değersizleştir, sonra atıl diye göster, ardından sat; en sonunda rantı belli çevrelere aktar. İşleyen mekanizma tam olarak budur” ifadelerini kullandı. İktidarın “tarih yazıyoruz” söylemine de göndermede bulunan Sarıbal, “Evet, tarih yazıyorlar; ancak bu tarih, kamunun varlıklarının el değiştirdiği, en büyük kaynak transferinin yapıldığı bir dönem olarak anılacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Açıklamasının sonunda sert mesajlar veren Sarıbal, “Kamunun hakkını bu yağmacı anlayışın elinden söküp alacağız. Bu ülkenin kaynakları, bir avuç çıkar grubunun değil, milletin tamamının hakkıdır” diyerek mücadele vurgusu yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.