Hava Durumu

#Sağlık Hizmetleri

Gürsu Haber - Sağlık Hizmetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü Haber

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü

Otizmi Gör, Anla, Destekle; Birlikte Güçlü Bir Yaşam Kuralım Ulusal Otizm Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Emel Kanberoğlu 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık gününde önemli açıklamalarda bulundu. “Otizmi gör, anla, destekle ve birlikte güçlü bir yaşam kuralım” diye konuşan Emel Kanberoğlu, sadece 2 Nisan tarihlerinde değil, farkındalığın tüm zamanlarda önemli olduğuna dikkat çekti. Emel Kanberoğlu; “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü, otizmli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı sorunları bir kez daha güçlü şekilde dile getirmek, toplumsal farkındalığı artırmak ve çözüm odaklı adımların önemini vurgulamak açısından son derece kıymetli bir gündür. Otizm, eksiklik değil; doğru destek, erken tanı, nitelikli eğitim, uygun sağlık hizmetleri ve toplumsal kabul ile bireyin potansiyelini ortaya koyabileceği nörogelişimsel bir farklılıktır. Ancak ne yazık ki ülkemizde otizmli bireyler ve aileleri; eğitimden sağlığa, sosyal hayattan istihdama, bakım hizmetlerinden bağımsız yaşam hakkına kadar birçok alanda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır” dedi. Konfederasyon olarak çalışmaya, dikkat çekmeye ve farkındalık yaratmaya devam edeceklerini vurgulayan Emel Kanberoğlu; “Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; otizmli bireylerin yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal hayata katılım hakkı ve güvenli bir gelecek hakkı tartışmasızdır. Otizmli bireylerimizin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanması değil; yılın her günü hak temelli, sürdürülebilir ve kapsayıcı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. Ailelerimiz büyük bir mücadele vermektedir. Pek çok aile tanı sürecinden itibaren yalnız bırakılmakta, yeterli yönlendirmeye ulaşamamakta, eğitim olanaklarına erişimde zorluk yaşamakta, ekonomik ve sosyal yükün altında yıpranmaktadır. Bu nedenle otizmli bireyin desteklenmesi kadar, ailenin güçlendirilmesi de kamusal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün yapılması gereken; farkındalık cümlelerini çoğaltmaktan öte, somut çözümleri hayata geçirmektir. Erken tanı sistemlerinin güçlendirilmesi, özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması, okullarda kapsayıcı eğitim anlayışının etkin şekilde uygulanması, sağlık hizmetlerinde otizm dostu yaklaşımların artırılması, bakım ve rehabilitasyon modellerinin geliştirilmesi, aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve otizmli bireylerin yetişkinlik dönemini de kapsayan yaşam politikalarının oluşturulması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Otizmli çocuklarımızın, gençlerimizin ve yetişkin bireylerimizin görünür olması; yeteneklerinin fark edilmesi; toplumun her alanında saygıyla, anlayışla ve eşit fırsatlarla var olabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki asıl ihtiyaç, acıma değil anlayış; dışlama değil kabul; ihmal değil güçlü bir destek sistemidir. Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak; otizmli bireylerimizin haklarını savunmaya, ailelerimizin sesi olmaya, çözüm önerileri üretmeye ve toplumda kalıcı farkındalık oluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, eğitim ve sağlık paydaşlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve toplumun tüm kesimlerini otizm konusunda daha duyarlı, daha sorumlu ve daha kapsayıcı olmaya davet ediyoruz. 2 Nisan vesilesiyle bir kez daha vurguluyoruz: Otizmi fark etmek yetmez; anlamak, desteklemek ve birlikte yaşamı güçlendirmek gerekir” diye konuştu.

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır’dan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İçin Kritik Uyarılar Haber

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır’dan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İçin Kritik Uyarılar

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, Bursa genelinde faaliyet gösteren 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarına yönelik denetim süreçleri ve sahadaki mevcut durum hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Karabayır, hem hizmet kalitesinin artırılması hem de sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi adına denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi gerektiğini vurguladı. “112 İstasyonları Hayati Öneme Sahip” Karabayır, acil sağlık hizmetlerinin toplum sağlığındaki kritik rolüne dikkat çekerek, özellikle 112 istasyonlarının olay yerine hızlı ve etkin müdahale açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti. Bu nedenle istasyonların fiziki, teknik ve personel yeterliliği açısından sürekli denetim altında tutulmasının zorunluluk olduğunu ifade etti. Denetimlerde Öncelik Verilmesi Gereken Başlıklar Karabayır’ın açıklamasında, Bursa’daki 112 noktalarında yapılması gereken denetimlere ilişkin şu başlıklar öne çıktı: Fiziki Şartlar: İstasyon binalarının depreme dayanıklılığı, hijyen koşulları, dinlenme alanlarının yeterliliği Araç ve Ekipman: Ambulansların teknik durumu, tıbbi cihazların eksiksiz ve çalışır halde olması Personel Yeterliliği: Sağlık çalışanı sayısının ihtiyaca uygunluğu, vardiya düzeni ve aşırı iş yükü Eğitim ve Güncellik: Personelin düzenli hizmet içi eğitimlere tabi tutulması Güvenlik: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet riskine karşı gerekli önlemlerin alınması “Sahadaki Sorunlar Görmezden Gelinmemeli” Bursa’da bazı 112 istasyonlarında personel eksikliği, yoğun çalışma temposu ve fiziki yetersizlikler gibi sorunların yaşandığını ifade eden Karabayır, bu durumun hem çalışan sağlığını hem de sunulan hizmetin kalitesini olumsuz etkilediğini dile getirdi. “Denetimler Şeffaf ve Sürekli Olmalı” Denetimlerin yalnızca belirli dönemlerde değil, sürekli ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, tespit edilen eksikliklerin hızla giderilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu. “Sağlık Çalışanının Hakkı Teslim Edilmeli” Açıklamasının sonunda sağlık çalışanlarının fedakârca görev yaptığını hatırlatan Karabayır, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, özlük haklarının korunması ve motivasyonlarının artırılmasının kamu sağlığı açısından doğrudan etkili olduğunu belirtti. Karabayır, “112 Acil Sağlık Hizmetleri yalnızca bir sistem değil, hayat kurtaran bir zincirdir. Bu zincirin hiçbir halkası zayıf bırakılmamalıdır” ifadeleriyle çağrısını yineledi.

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım’dan hastane arazilerinin satışına tepki Haber

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım’dan hastane arazilerinin satışına tepki

Bursa şehir merkezinde satışa çıkarılan arazilerin geçmişte hastane olarak kullanıldığı veya hastane yapılması planlandığı ortaya çıktı. 152 EVLER’DE YIKILAN HASTANE ARAZİSİ Yıldırım ilçesi 152 Evler Mahallesi’nde bulunan ve satış listesine giren arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi hizmet veriyordu. SAMANLI’DA PLANLANAN DEVLET HASTANESİ ARAZİSİ Samanlı Mahallesi’nde satışa çıkarılan başka bir arazi ise Bursa’nın doğusunda yapılması planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi için ayrılmıştı. ERTUĞRULGAZİ’DE ARAZİ HASTANEYKEN YIKILIP ÖZEL OKULA KİRALANDI Yine Yıldırım ilçesi Ertuğrulgazi Mahallesi’nde yer alan 1879 ada 6 parseldeki taşınmazda ise uzun yıllar Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi faaliyet göstermişti. Hastane, Bursa Şehir Hastanesi’nin açılmasının ardından kapatılmış, binanın depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılmasının ardından arazi 10 yıllığına özel bir okula tahsis edilmişti. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım, söz konusu arazilerin satışa çıkarılmasına sert tepki gösterdi. “YILDIRIM’IN GELECEĞİNİ HİÇE SAYMAKTIR” Yıldırım, Bursa’nın en yoğun nüfusuna sahip ilçelerinden biri olan Yıldırım’da sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığını belirterek, “Bursa’nın en sıkışık ilçesi olan Yıldırım’da sağlık hizmetine en fazla ihtiyaç duyulan alanların, sırf ekonomideki açığı kapatmak ve bütçeyi denkleştirmek adına satışa çıkarılması kabul edilemez. Çözüm üretmek yerine ‘sat kurtul’ politikası izleniyor. Bu yaklaşım Yıldırım’ın geleceğini hiçe saymaktır” dedi. “YIKILAN VE PLANLANAN HASTANELER YAPILMALI” Yıkılan hastanelerin yerine yeni sağlık yatırımları yapılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, “Yıkılan Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin yerlerine yenileri yapılmalı, ayrıca Bursa’nın doğusunda planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi’nin inşaatı başlatılarak hizmete alınmalıdır. Böylece Yıldırım’da yaşayan vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişim standardı yükseltilmelidir” ifadelerini kullandı. “SAT KURTUL’ ANLAYIŞI DEĞİL, ‘PLANLA VE HİZMET ET’ ANLAYIŞI OLMALI” İlçede sağlık yükünün büyük bölümünü çeken Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mevcut yoğunluğu karşılamakta zorlandığını belirten Yıldırım, “Şifa bulmak için hastaneye giden vatandaşlarımız kalabalık ve yoğunluk nedeniyle farklı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyor. Sağlık hizmetleri için tahsis edilmiş arazilerin satışa çıkarılması, vatandaşı hiçe saymaktır” diye konuştu. Yıldırım açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunarak, “Bu yanlıştan derhal geri dönülmelidir. ‘Sat kurtul’ anlayışı değil, ‘planla ve hizmet et’ anlayışı hakim kılınmalıdır. Yıldırım halkı bu arazilerin peşkeş çekilmesine sessiz kalmayacaktır” dedi.

Orhan Sarıbal’dan sert çıkış: “Kamu arazileri tek imzayla satış listesinde” Haber

Orhan Sarıbal’dan sert çıkış: “Kamu arazileri tek imzayla satış listesinde”

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Hazine’ye ait taşınmazların satışa çıkarılmasına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Sarıbal, kararın kamu yararını hiçe saydığını savunarak, sürecin “kaynak transferi” anlamına geldiğini ifade etti. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Sarıbal, Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Maliye Hazinesi’ne ait 55 taşınmazın satışa çıkarıldığını belirterek, “Memleket parça parça satış listesine konuluyor. Tek bir imzayla, tek bir kişinin kararıyla kamuya ait değerler elden çıkarılıyor” ifadelerini kullandı. Bursa’da satışa konu edilen alanların sıradan arsalar olmadığını vurgulayan Sarıbal, bu taşınmazların önemli bir bölümünün sağlık hizmetleri için planlanmış ya da uzun yıllar bu amaçla kullanılmış alanlar olduğuna dikkat çekti. Sarıbal’ın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: Yıldırım 152 Evler Mahallesi’nde, yıllarca Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ev sahipliği yapan alan Yıldırım Samanlı Mahallesi’nde, 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi için planlanan arazi Yıldırım Ertuğrulgazi Mahallesi’nde, Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin bulunduğu alan Nilüfer Fethiye Mahallesi’nde, hastane yapılması için ayrılmış alan Yenişehir’de, Toplum Sağlığı Merkezi’nin bulunduğu alan Bu alanların satışa çıkarılmasını “kamusal sağlık altyapısının tasfiyesi” olarak nitelendiren Sarıbal, “Bugün hastane yapılacak alanı satanlar, yarın vatandaşı özel hastanelerin kapısına mahkûm edenlerdir” dedi. Sürecin sistematik bir şekilde ilerlediğini iddia eden Sarıbal, kamu arazilerinin önce değersizleştirildiğini, ardından “atıl” gösterilerek satışa çıkarıldığını ve son aşamada belirli çevrelere rant aktarıldığını savundu. “Önce kamusal alanları değersizleştir, sonra atıl diye göster, ardından sat; en sonunda rantı belli çevrelere aktar. İşleyen mekanizma tam olarak budur” ifadelerini kullandı. İktidarın “tarih yazıyoruz” söylemine de göndermede bulunan Sarıbal, “Evet, tarih yazıyorlar; ancak bu tarih, kamunun varlıklarının el değiştirdiği, en büyük kaynak transferinin yapıldığı bir dönem olarak anılacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Açıklamasının sonunda sert mesajlar veren Sarıbal, “Kamunun hakkını bu yağmacı anlayışın elinden söküp alacağız. Bu ülkenin kaynakları, bir avuç çıkar grubunun değil, milletin tamamının hakkıdır” diyerek mücadele vurgusu yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.