Hava Durumu

#Sağlık Hizmeti

Gürsu Haber - Sağlık Hizmeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer ve Yıldırım'da hastane arazileri satılıyor! Anahtar Parti'den sert tepki Haber

Nilüfer ve Yıldırım'da hastane arazileri satılıyor! Anahtar Parti'den sert tepki

Listede Bursa’dan Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir ilçelerinde bulunan toplam 6 taşınmaz yer aldı. Söz konusu arazilerin önümüzdeki süreçte satış, kiralama ya da gelir paylaşımı modeliyle değerlendirilmesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, kamuya ait değerli arazilerin satışa çıkarılmasına sert tepki gösterdi. Aslan, “Millete ait olan hazine arazilerinin özelleştirme adı altında satışa çıkarılması kabul edilemez. Bu alanlar kamu yararı gözetilerek kullanılmalıdır” dedi. Bursa’daki taşınmazların dikkat çeken en önemli özelliği ise büyük bölümünün geçmişte hastane olarak kullanılmış ya da sağlık alanı olarak planlanmış bölgeler olması. FSM HASTANE ALANI DA LİSTEDE YER ALDI Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi’nde bulunan 1887 ada 3 parsel numaralı arsa, yaklaşık 37 bin metrekarelik büyüklüğüyle öne çıkarken, uzun süre “hastane alanı” olarak anılmasıyla biliniyor. FSM Bulvarı üzerinde yer alması ve çevresindeki yerleşim alanları nedeniyle yüksek yatırım potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor. Özellikle konser, kültür etkinlikleri gibi birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. "CİDDİ SORU İŞARETLERİ DOĞURUYOR" Bu tür alanların satışa çıkarılmasının kamu vicdanını yaralayacağını belirten Fikret Aslan, “Geçmişte sağlık hizmeti için planlanan veya kullanılan arazilerin satılması, kamu kaynaklarının farklı amaçlarla elden çıkarılması anlamına gelir. Bu durum toplumda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. FSM Hastane Alanı hem kültürel etkinlikler hem de konserlere ev sahipliği yapan bir nokta. Burada büyük bir rant unsuru olduğunu kimse inkar edemez. Özelleştirildiği takdirde halihazırda trafik yoğunluğu olan bu bölgenin, satıldığı takdirde yapılacak yapının getireceği yük ile içinden çıkılmaz hal alacağı ortadadır” şeklinde konuştu. YILDIRIM'DA YIKILAN HASTANE ALANI DA KARARNAMEYE DAHİL EDİLDİ Yıldırım ilçesinde ise Ertuğrulgazi, Samanlı ve 152 Evler mahallelerinde bulunan toplam 4 ayrı parsel satış listesine dahil edildi. Bu alanların bir kısmı daha önce sağlık hizmeti verilen ya da hastane yapılması planlanan bölgeler arasında yer alıyor. 152 Evler Mahallesi’ndeki arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunuyordu. Samanlı Mahallesi’nde satışa çıkarılan arazi ise Bursa’nın doğusunda planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi projesine ayrılmış alanlardan biri olarak biliniyor. "YILDIRIM'DA DEVLET HASTANESİ'NE İHTİYAÇ VARKEN OLANI YIKIP SATIYOR MUSUNUZ?" Eski Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin depreme dayanıksız olduğu için yıkıldığını ve yıllarca bu alanın boş ve sahipsiz bekletildigine vurgu yapan Aslan, Yıldırım ilçesinin en yüksek nüfusa sahip ve sosyoekonomik olarak dar gelirli vatandaşların yaşadığı bir bölge olduğunu dile getirdi. Aslan, "Yıldırım'ın tüm yükü Şevket Yılmaz Hastanesi'ne verildi. Acil'e başvuranlara bırakın sıra gelmesini, saatlerce beklerken refakat edenler dahi hastalık kapmazsa haline şükreder duruma geldi. Bu bölgenin acilen bir devlet hastanesine ihtiyacı varken, malum araziyi hangi akla hizmet olarak satmaya karar verdiniz?" ifadelerini kullandı. "EKONOMİNİN YÖNETİLEMEME FATURASI YİNE MİLLETE ÇIKIYOR" Hükümetin ekonomik politikalarını da eleştiren Aslan, “Milleti içine soktukları ekonomik darboğazın faturasını yine millete ait olan hazine arazilerini satarak çıkarmaya çalışıyorlar. Kamu varlıklarının bu şekilde elden çıkarılması doğru değildir. Bunun hesabını Bursalılara veremezler” dedi. YENİŞEHİR'DE DE SAĞLIK HİZMETİ İÇİN KULLANILAN ALAN SATILACAK Yenişehir ilçesi Yenigün Mahallesi’nde bulunan taşınmaz da özelleştirme kapsamına alınan alanlar arasında yer aldı. Hâlihazırda sağlık hizmetleriyle bağlantılı kullanımıyla dikkat çeken alanın da satış sürecine dahil edilmesi tartışmaları beraberinde getirdi. Karar kapsamında Bursa’daki söz konusu arazilerin satış sürecinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüleceği ve işlemlerin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi. ANAHTAR PARTİ'NİN ARAZİLER İÇİN ÖNERİSİ İl Başkanı Fikret Aslan partisininin önerisini de kamuoyunun takdirine sunarken şu ifadeleri kullandı: "Anahtar Parti olarak bu karara yalnızca itiraz etmekle yetinmiyoruz; uygulanabilir, gerçekçi ve Bursa'nın çıkarlarına hizmet eden bir alternatif model öneriyoruz: Kamu Yararı ile Ekonomik Sürdürülebilirliğin Birlikteliği * İşlev güvencesi sözleşmeye bağlanmalıdır. Özel sektör işletmecisi, alanın en az belirli bir yüzdesini rekreasyon, sağlık, eğitim ya da yeşil alan gibi kamusal kullanıma ayırmak zorunda bırakılmalı; bu yükümlülük sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. * Gelir, kamuya geri dönmelidir. Gelir paylaşım modeliyle elde edilecek kazançların Bursa'ya Hazine Bakanlığı vasıtasıyla yatırım olarak aktarılması, hem Hazine'ye ekonomik değer üretilmesini hem de şehrin kamusal hizmet kapasitesini güçlendirmesini sağlayacaktır. * Süreç şeffaf ve katılımcı olmalıdır. Bursalıların bu arazinin geleceğine ilişkin görüşleri, siyasi partiler, belediye meclisleri ve sivil toplum kanallarıyla karar alma sürecine dahil edilmelidir." BURSA KAMUOYUNU İTİRAZA DAVET ETTİ Fikret Aslan, Bursa’daki kamu arazilerinin satışına karşı kentin tüm dinamiklerini harekete geçmeye çağırarak, “Bu şehir sahipsiz değil. Bursa’nın tüm paydaşlarını, sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını ve vatandaşları kamu arazilerinin satışına karşı kamuoyu oluşturmaya, bu kararlara itiraz etmeye ve getirdiğimiz model önerisini istişare etmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

SKANDAL İDDİALAR! Bursa’da Hayvan Hastanesinde Dehşet Süreç Haber

SKANDAL İDDİALAR! Bursa’da Hayvan Hastanesinde Dehşet Süreç

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bir hayvan hastanesinde yaşandığı iddia edilen olay, hem hayvan hakları hem de meslek etiği açısından büyük bir skandal tartışmasını beraberinde getirdi. Yaralı bir kediyi yaşatmak için mücadele eden bir vatandaşın yaşadıkları, sağlık hizmetinde etik sınırların ihlal edildiği iddialarını gündeme taşıdı. Sokakta yaralı halde bulduğu bir kediyi yaşatmak için mücadele eden Ayşenur Sevim’in anlattıkları, hayvan hakları ve meslek etiği konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. “Tedavi İçin Değil, Adeta Pazarlık İçin Karşılandım” Ayşenur Sevim, yaralı kediyi acil müdahale amacıyla götürdüğü hayvan hastanesinde daha ilk anda maddiyat odaklı bir yaklaşım ile karşılaştığını belirtti. Tedavi süreci için belirlenen 5.000 TL’yi peşin ödemesine rağmen henüz ikinci gün ek ücret talep edildiğini söyleyen Sevim, itiraz etmesi sonrası ortamın gerildiğini ifade etti. İddialar; maddiyat odaklı yaklaşım, haksız kazanç talebi, tehdit, zorla belge imzalatma girişimi ve ihmaller zinciri sonucu bir canın hayatını kaybetmesi gibi son derece ağır suçlamaları içeriyor. İLK KARŞILAMA İDDİASI: “PARAN VARSA BAKARIZ” Olayın merkezindeki iddiaya göre, sokakta yaralı halde bulunan kedi acil müdahale amacıyla özel bir hayvan hastanesine götürüldü. Ancak daha ilk anda “paranız varsa bakarız” şeklinde bir yaklaşım sergilendiği öne sürüldü. Tedavi için belirlenen 5.000 TL tutarındaki ücretin peşin olarak ödenmesine rağmen, henüz ikinci gün yeni ücret taleplerinin gündeme geldiği ve bunun hasta yakını tarafından açıkça “haksız kazanç girişimi” olarak değerlendirildiği ifade edildi. ORTAM GERİLDİ: TEHDİT VE FİZİKSEL BASKI İDDİASI Ek ücret talebine itiraz edilmesiyle birlikte ortamın hızla gerildiği iddia edildi. Şikayetçi, hastane yetkilileri tarafından sözlü baskıya maruz kaldığını, üzerlerine yürünerek korkutulmaya çalışıldığını öne sürdü. Olayın büyümesi üzerine polis ekiplerinin çağrıldığı ve yaşanan gerginliğin sağlık hizmeti verilen bir ortamdan çok uzak bir tablo ortaya koyduğu ifade edildi. EN AĞIR İDDİALARDAN BİRİ: ZORLA “TEDAVİ REDDİ” BELGESİ Yaşanan sürecin en çarpıcı başlıklarından biri ise şikayetçiye zorla “tedavi reddi” içerikli bir belge imzalatılmak istendiği iddiası oldu. Şikayetçi, bunun sorumluluktan kaçma girişimi olduğunu savunurken, yaşananların hem hukuki hem de etik açıdan kabul edilemez olduğunu dile getirdi. KAOTİK ORTAM VE İHMAL ZİNCİRİ: KEDİ HAYATINI KAYBETTİ Tüm bu gerilim ve tartışmaların ortasında tedavi sürecinin aksadığı, gerekli müdahalelerin zamanında ve sağlıklı şekilde yapılmadığı iddiaları gündeme geldi. Sürecin sonunda yaralı kedi hayatını kaybetti. Olay, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, hayvan sağlığı hizmetlerinin güvenilirliği konusunda ciddi bir tartışmayı da beraberinde getirdi. “BU SADECE BENİM DEĞİL, TOPLUMUN VİCDAN YARASIDIR” Şikayetçi yaptığı açıklamada yaşadığı süreci sert sözlerle değerlendirdi: Bu olayın bir para meselesi değil, vicdan meselesi olduğunu belirten şikayetçi, bir canı yaşatmak için tüm imkânlarını kullandığını ancak karşılığında baskı ve tehdit gördüğünü ifade etti. Süreci sonuna kadar takip edeceğini ve başka hayvanların zarar görmemesi için hukuk mücadelesini sürdüreceğini vurguladı. HUKUKİ SÜREÇ BAŞLADI: ÇOK YÖNLÜ İNCELEME BEKLENTİSİ Olay sonrası ilgili kurumlara resmi başvuruların yapıldığı ve sürecin hukuki boyuta taşındığı öğrenildi. Başvuruların; Meslek etiği ihlali Haksız kazanç iddiası Tehdit ve psikolojik baskı Hizmet kusuru başlıklarını kapsadığı belirtiliyor. HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARI AYAKTA Olayın kamuoyuna yansımasının ardından hayvan hakları savunucuları, veterinerlik hizmetlerinde denetimlerin artırılması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, sağlık hizmetlerinde güven ortamının zedelenmesinin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. TOPLUMSAL TEPKİ BÜYÜYOR: “CAN YAŞATMA TİCARETİN ÜSTÜNDEDİR” Yaşanan iddialar, hayvan sağlığı hizmetlerinde ticari kaygıların sınırı ve etik sorumluluklar konusunu yeniden gündeme taşıdı. Kamuoyunda birçok kesim, olayın şeffaf şekilde soruşturulması ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini savunuyor. GÖZLER SORUŞTURMA SÜRECİNDE Yetkili kurumların inceleme başlatması beklenirken, olayın hem hukuki hem idari boyutunun nasıl sonuçlanacağı merak konusu olmaya devam ediyor. Sürecin, hayvan hakları ve veterinerlik hizmetlerinde etik standartlar açısından emsal teşkil edebileceği değerlendiriliyor. “Bu Bir Vicdan Meselesidir” Ayşenur Sevim yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ben üzerime düşeni yaptım. Ona kucak açtım, imkânlarımı zorladım. Ama yaşananlar sadece benim değil, tüm hayvan severlerin vicdanını yaralayan bir tablo ortaya çıkardı. Bu bir kişisel mesele değil, vicdan meselesidir. Başka canlar yanmasın diye hukuk mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.