Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Saadet Partisi

Gürsu Haber - Saadet Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saadet Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç: “Halk Eğitim Merkezi İlçe Merkezinde Olmalı” Haber

Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç: “Halk Eğitim Merkezi İlçe Merkezinde Olmalı”

Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç, Gemlik Halk Eğitim Merkezi'nin mevcut konumunun özellikle kursiyerler açısından ciddi ulaşım sorunlarına neden olduğunu belirterek, merkezin ilçe merkezine taşınması gerektiğini söyledi. Halk Eğitim Merkezlerinin toplumun her kesimine ulaşan önemli eğitim kurumları olduğuna dikkat çeken Dinç, kadınların eğitime erişiminin kolaylaştırılmasının sosyal ve ekonomik kalkınma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Halk Eğitim Merkezlerinin yalnızca kurs verilen kurumlar olmadığını ifade eden Dinç, bu merkezlerin meslek edinmek, kişisel gelişimini sağlamak ve ekonomik hayata katılmak isteyen vatandaşlar için önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Özellikle kadınların yoğun olarak yararlandığı kursların, bireysel gelişimin yanı sıra aile ekonomisine de önemli katkılar sağladığını belirtti. "KURSİYERLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ KADINLARDAN OLUŞUYOR" Gemlik Halk Eğitim Merkezi'nde eğitim alan kursiyerlerin önemli bir bölümünü kadınların oluşturduğunu ifade eden Cihangir Dinç, mevcut yerleşim alanının ilçe merkezine uzak olması nedeniyle birçok vatandaşın kurslara katılım konusunda zorluk yaşadığını söyledi. Dinç, "Halk Eğitim Merkezleri hayat boyu öğrenme anlayışının en önemli uygulama alanlarından biridir. Burada verilen kurslar sayesinde kadınlarımız hem yeni meslekler öğreniyor hem de ekonomik anlamda üretime katkı sunabiliyor. Ancak merkezin ilçe merkezine uzak bir noktada bulunması, özellikle ulaşım imkânları kısıtlı olan vatandaşlarımız için ciddi mağduriyetler oluşturuyor" dedi. "KADINLARIN EĞİTİME ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRILMALI" Kadınların sosyal ve ekonomik yaşamda daha aktif rol alabilmesi için eğitim imkanlarına ulaşımın kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Dinç, Halk Eğitim Merkezi'nin konumunun yeniden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Özellikle ev hanımlarının ve çalışan kadınların kurslara katılım konusunda zaman ve ulaşım açısından çeşitli sorunlarla karşılaştığını belirten Dinç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Meslek edinmek, kendisini geliştirmek veya aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla Halk Eğitim Merkezi kurslarına katılan kadınlarımızın önündeki ulaşım engelleri kaldırılmalıdır. Eğitim hizmetlerinin vatandaşın ayağına götürülmesi gerekirken, vatandaşlarımızın eğitim hizmetlerine ulaşmakta zorlanması kabul edilebilir bir durum değildir." "HALK EĞİTİM MERKEZİ GEMLİK'İN KALBİNDE OLMALI" Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç, Halk Eğitim Merkezi'nin ilçe merkezinde hizmet vermesinin hem kurslara olan ilgiyi artıracağını hem de daha fazla vatandaşın bu hizmetlerden yararlanmasını sağlayacağını ifade etti. İlçe merkezinde ulaşım açısından daha avantajlı bir noktada hizmet verecek bir Halk Eğitim Merkezi'nin, eğitimde fırsat eşitliğine de önemli katkılar sunacağını belirten Dinç, merkezin yalnızca bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda sosyal dayanışma ve üretimin önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. YETKİLİLERE ÇAĞRI Açıklamasında yetkililere çağrıda bulunan Cihangir Dinç, Gemlik'teki vatandaşların taleplerinin dikkate alınmasını isteyerek şunları kaydetti: "Kadınlarımızın, gençlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın eğitim hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesi için Halk Eğitim Merkezi'nin ilçe merkezinde hizmet vereceği yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Bu konuda ilgili kurumlarımızı gerekli çalışmaları başlatmaya davet ediyoruz." EĞİTİME YAPILAN YATIRIM TOPLUMA YAPILAN YATIRIMDIR Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç, eğitimin toplumun her kesimine kolay ve eşit şekilde ulaştırılmasının sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, Halk Eğitim Merkezlerinin daha erişilebilir hale getirilmesinin Gemlik'in sosyal ve ekonomik gelişimine de önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Dinç, özellikle kadınların mesleki ve kişisel gelişimlerine destek olacak projelerin önünün açılması gerektiğini vurgulayarak, eğitim imkanlarının vatandaşların yaşamlarını kolaylaştıracak şekilde planlanmasının kamu hizmeti anlayışının önemli bir gereği olduğunu sözlerine ekledi.

Saadet Partisi'nden Turizm Sektörüne İlişkin Kapsamlı Değerlendirme: "Fahiş Fiyat Tartışmaları Türkiye'nin Turizm İmajına Zarar Veriyor" Haber

Saadet Partisi'nden Turizm Sektörüne İlişkin Kapsamlı Değerlendirme: "Fahiş Fiyat Tartışmaları Türkiye'nin Turizm İmajına Zarar Veriyor"

Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, turizm sektöründe son yıllarda giderek büyüyen yapısal sorunlara ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Türkiye'nin sahip olduğu yüksek turizm potansiyeline rağmen sektörün ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu belirten Yurtsever, özellikle fahiş fiyat uygulamaları, artan maliyetler, denetim eksiklikleri ve hizmet kalitesindeki farklılıkların hem sektörün sürdürülebilir büyümesini hem de Türkiye'nin uluslararası turizmdeki itibarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Turizmin Türkiye ekonomisinin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Yurtsever, sektörün yalnızca döviz girdisi sağlayan bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, turizmin istihdam oluşturan, şehir ekonomilerini canlandıran, esnafın gelirini artıran ve kültürel değerlerin korunmasına katkı sunan çok yönlü bir kalkınma alanı olduğunun altını çizdi. "Türkiye Dünyanın En Önemli Turizm Ülkelerinden Biri" Basın açıklamasında Türkiye'nin doğal güzellikleri, tarihi mirası, kültürel zenginliği ve eşsiz coğrafi konumuyla dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer aldığına vurgu yapan Yurtsever, sektörün ülke ekonomisine sağladığı katkının her geçen yıl daha da önem kazandığını söyledi. Turizmin milyonlarca kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağladığını ifade eden Yurtsever, sektörün otellerden restoranlara, ulaşımdan perakendeye, tarımdan kültür sanat faaliyetlerine kadar birçok alanı beslediğini belirtti. "Ziyaretçi Sayısı Artıyor, Gelir Aynı Oranda Yükselmiyor" Türkiye'nin son yıllarda turist sayısında önemli artışlar yaşadığına dikkat çeken Yurtsever, buna rağmen turizm gelirlerinin aynı oranda yükselmemesinin sektörün yapısal sorunlarının devam ettiğini ortaya koyduğunu söyledi. Turizmde yalnızca ziyaretçi sayısının artmasının yeterli olmadığını dile getiren Yurtsever, kişi başına düşen turizm harcamasının artırılması gerektiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye sahip olduğu potansiyelin çok daha üzerinde gelir elde edebilecek imkânlara sahiptir. Ancak yüksek maliyetler, hizmet kalitesindeki farklılıklar, denetim eksiklikleri, kayıt dışı faaliyetler ve kamuoyunda sıkça tartışılan fahiş fiyat uygulamaları sektörün sürdürülebilir gelişiminin önünde önemli engeller oluşturmaktadır." "Fahiş Fiyat Tartışmaları Turizm İmajını Zedeliyor" Son dönemde özellikle turizm merkezlerinde gündeme gelen yüksek fiyat uygulamalarının hem yerli hem de yabancı turistler açısından önemli sorunlara neden olduğunu belirten Yurtsever, fiyatlandırmalarda şeffaflığın sağlanmasının zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Turizm bölgelerinde bazı işletmelerde görülen aşırı fiyat artışlarının Türkiye'nin uluslararası turizm algısına zarar verdiğini dile getiren Yurtsever, şu ifadeleri kullandı: "Turizm bölgelerinde yaşanan yüksek fiyat uygulamaları ve şeffaf olmayan fiyatlandırmalar, yerli vatandaşlarımızın tatil yapma imkânlarını önemli ölçüde sınırlandırırken, ülkemizi ziyaret eden yabancı misafirlerin memnuniyet seviyesini de düşürmektedir. Sosyal medyada ve uluslararası basında yer alan olumsuz haberler, Türkiye'nin turizm markasına zarar verebilmekte ve uzun vadede rekabet gücünü olumsuz etkileyebilmektedir." "İşletmelerin Maliyet Yükü de Görmezden Gelinmemeli" Sorunun yalnızca fiyat artışlarından ibaret olmadığını belirten Yurtsever, turizm işletmelerinin de ağır ekonomik koşullar altında faaliyet göstermeye çalıştığını söyledi. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, kira artışları, personel giderleri, gıda maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin işletmeler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu kaydeden Yurtsever, sürdürülebilir turizm politikalarının ancak sektörün tüm paydaşlarının sorunlarını dikkate alan bütüncül yaklaşımlarla mümkün olacağını ifade etti. "Nitelikli Personel Eksikliği Hizmet Kalitesini Düşürüyor" Turizm sektörünün en önemli sorunlarından birinin de insan kaynağı olduğunu belirten Yurtsever, nitelikli personel eksikliği nedeniyle hizmet standartlarında önemli farklılıklar oluştuğunu söyledi. Mevsimlik çalışma sistemi nedeniyle çalışanların uzun vadeli istihdam güvencesinden uzak kaldığını belirten Yurtsever, düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin eksikliklerin sektörde personel sirkülasyonunu artırdığını ifade etti. Deneyimli çalışanların farklı sektörlere yönelmesinin hizmet kalitesini olumsuz etkilediğini vurgulayan Yurtsever, turizmde kalıcı başarının ancak eğitimli ve mesleki yeterliliğe sahip insan kaynağıyla mümkün olabileceğini dile getirdi. "Kayıt Dışı Faaliyetler Haksız Rekabete Yol Açıyor" Turizm sektöründe kayıt dışı faaliyetlerin de önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Yurtsever, yetersiz denetimlerin kurallara uygun şekilde faaliyet gösteren işletmeleri zor durumda bıraktığını söyledi. Vergi yükümlülüklerini yerine getiren ve yasal mevzuata uygun çalışan işletmelerin kayıt dışı faaliyet gösteren işletmeler karşısında haksız rekabete maruz kaldığını belirten Yurtsever, etkin denetim mekanizmalarının oluşturulmasının sektör açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. "Turizm Sadece Döviz Geliri Değildir" Saadet Partisi olarak turizme bakış açılarını da açıklayan Yurtsever, turizmin yalnızca ekonomik kazanç sağlayan bir sektör olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Turizmin şehirlerin kalkınmasına katkı sağlayan, küçük esnafı destekleyen, kültürel mirası koruyan ve toplumsal refahı artıran stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Yurtsever, turizm politikalarının uzun vadeli planlamalarla oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Çözüm Önerilerini Sıraladı Turizm sektörünün daha güçlü bir yapıya kavuşabilmesi için çeşitli önerilerde bulunan Yurtsever, öncelikle fiyat şeffaflığının sağlanması gerektiğini belirtti. Etkin denetim sistemlerinin kurulmasının, kayıt dışılıkla kararlı mücadele edilmesinin ve sektör çalışanlarının eğitimine daha fazla yatırım yapılmasının önemine işaret eden Yurtsever, alternatif turizm alanlarının geliştirilmesi gerektiğini de ifade etti. Türkiye'nin yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yurtsever, kültür, sağlık, gastronomi, doğa, inanç ve kongre turizmi gibi yüksek katma değer üreten alanlarda çok daha güçlü politikalar geliştirilmesinin hem turist sayısını hem de kişi başına düşen turizm gelirini artıracağını söyledi. "Türkiye Potansiyelini Ortaya Çıkarabilir" Açıklamasının sonunda Türkiye'nin turizm alanında çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Nebi Yurtsever, doğru planlama, güçlü denetim mekanizmaları ve sürdürülebilir politikalarla sektörün mevcut sorunlarının çözülebileceğini ifade etti. Yurtsever, "Türkiye'nin turizm sektöründeki yapısal sorunlarını çözmek ve sahip olduğu büyük potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkarmak mümkündür. Bunun için sektörün tüm paydaşlarının ortak akılla hareket ettiği, şeffaflığın esas alındığı, kaliteyi önceleyen ve sürdürülebilirliği hedefleyen politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir." diyerek açıklamasını tamamladı.

Mahmut Arıkan Bursa'dan Güçlü Mesajlar Verdi: "2029'da Bursa'yı Milli Görüş Belediyeciliğiyle Buluşturacağız" Haber

Mahmut Arıkan Bursa'dan Güçlü Mesajlar Verdi: "2029'da Bursa'yı Milli Görüş Belediyeciliğiyle Buluşturacağız"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Bursa'nın Osmangazi ilçesinde düzenlenen "Geleneksel Milli Görüş Kardeşlik Buluşması" programında partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi. Yoğun katılımın yaşandığı buluşmada Türkiye gündeminden yerel yönetimlere, teşkilatlanma çalışmalarından Bursa'nın kronik sorunlarına kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulunan Arıkan, 2029 yerel seçimleri için de iddialı hedefler ortaya koydu. "Yeşil Bursa'yı yeniden gerçek kimliğine kavuşturacağız" diyen Arıkan, Milli Görüş belediyeciliğinin Bursa'da yeniden hayat bulacağını söyledi. Osmangazi ilçesindeki Tuzaklı Mesire Alanı'nda düzenlenen Geleneksel Milli Görüş Kardeşlik Buluşması, Türkiye'nin farklı noktalarından gelen teşkilat mensupları ile Bursa'nın dört bir yanından programa katılan vatandaşları aynı çatı altında buluşturdu. Programa Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ın yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, il ve ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları yöneticileri, mahalle temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda partili katıldı. Salonun ve etkinlik alanının büyük bölümünü dolduran vatandaşlar, konuşmalar boyunca sık sık alkışlarla destek verirken, program birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı atmosferde gerçekleştirildi. "Milli Görüş'ün Temelinde Kardeşlik Vardır" Programın açılışında konuşan Mahmut Arıkan, Milli Görüş hareketinin yalnızca siyasi bir oluşum olmadığını, aynı zamanda kardeşliği, adaleti ve toplumsal dayanışmayı esas alan bir medeniyet anlayışını temsil ettiğini söyledi. Düzenlenen kardeşlik buluşmalarının yalnızca bir organizasyon olmadığını ifade eden Arıkan, bu programların insanların gönüllerini buluşturan önemli platformlar olduğunu belirtti. Türkiye'nin bugün karşı karşıya bulunduğu birçok problemin temelinde toplumsal ayrışma ve kutuplaşmanın bulunduğunu dile getiren Arıkan, kardeşlik ikliminin yeniden güçlendirilmesi halinde ülkenin aşamayacağı hiçbir engelin kalmayacağını ifade etti. Konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Biz bugün burada sadece bir piknik yapmıyoruz, sadece bir teşkilat buluşması gerçekleştirmiyoruz. Biz burada kardeşliğimizi pekiştiriyoruz. Aynı ideallere inanan insanların omuz omuza verdiğinde neleri başarabileceğini bir kez daha görüyoruz. Kardeşliği doğru şekilde tesis ettiğimiz zaman Türkiye'de çözülemeyecek hiçbir mesele kalmayacaktır." "İlk Seçimde Milli Görüş Yeniden İktidar Olacak" Konuşmasının önemli bölümünü Türkiye'nin siyasi geleceğine ayıran Mahmut Arıkan, Saadet Partisi'nin iktidar hedefini güçlü şekilde dile getirdi. Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve siyasi anlamda yeni bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyduğunu belirten Arıkan, Milli Görüş'ün yıllardır savunduğu ilkelerin bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan değerler haline geldiğini söyledi. "Yapılacak ilk seçimde Saadet Partimizi, Milli Görüş'ü iktidara getireceğiz. Yaşanabilir bir Türkiye'nin nasıl kurulacağını milletimize ve bütün dünyaya göstereceğiz. Adaletin, liyakatin, üretimin ve ahlaklı siyasetin hâkim olduğu yeni bir dönemi hep birlikte başlatacağız." "Muhalefetin En Fazla Üye Kazanan Partisi Olduk" Teşkilatlanma çalışmalarına ilişkin de bilgiler veren Arıkan, Saadet Partisi'nin son iki yılda önemli bir ivme yakaladığını ifade etti. 2025 yılının ikinci altı ayında Türkiye genelinde en fazla yeni üye kaydı gerçekleştiren muhalefet partisi olduklarını hatırlatan Arıkan, aynı başarının 2026 yılının ilk altı ayında da sürdüğünü açıkladı. Bu başarının tesadüf olmadığını belirten Arıkan, vatandaşların Saadet Partisi'ne duyduğu güvenin her geçen gün arttığını söyledi. "2025'in ikinci altı ayında Türkiye'nin en fazla üye kaydı yapan muhalefet partisi olduk. 2026'nın ilk altı ayında da aynı başarıyı tekrar ettik. Bu tablo milletimizin Milli Görüş'e olan teveccühünün her geçen gün arttığını açıkça ortaya koymaktadır." Bursa'nın Sorunlarını Tek Tek Sıraladı Konuşmasının önemli bölümünde Bursa'nın mevcut sorunlarına değinen Mahmut Arıkan, kentte yaşayan vatandaşlarla sürekli temas halinde olduklarını söyledi. Özellikle ulaşım, trafik yoğunluğu, plansız kentleşme ve kentsel dönüşüm konusunda vatandaşlardan çok sayıda şikâyet aldıklarını ifade eden Arıkan, Bursa'nın geçmişte sahip olduğu doğal kimliğini giderek kaybettiğini dile getirdi. Yeşil alanların azaldığını, betonlaşmanın arttığını belirten Arıkan, Bursa'nın yeniden nefes alan bir şehir haline getirilmesi gerektiğini söyledi. "2029'da Bursa Milli Görüş Belediyeciliğiyle Tanışacak" Mahmut Arıkan, konuşmasının en dikkat çeken bölümünde 2029 yerel seçimlerine ilişkin hedeflerini açıkladı. Bursa'nın yeniden Milli Görüş belediyeciliği anlayışıyla yönetileceğini belirten Arıkan, şunları söyledi: "Ben size bir müjde vermek istiyorum. İnşallah 2029 seçimlerinde Bursa'mız Milli Görüş belediyeciliğiyle yeniden tanışacak. Bursa'yı hak ettiği noktaya taşıyacağız. En güzel Bursa'yı yeniden Bursalılara armağan edeceğiz." Arıkan, özellikle "Yeşil Bursa" kimliğinin yeniden kazanılacağını belirterek şöyle devam etti: "Yeşil Bursa'yı gerçekten yeniden Yeşil Bursa yapacağız. Bugün yaşanan betonlaşma görüntüsünü ortadan kaldıracağız. İnsan odaklı şehircilik anlayışını yeniden hâkim kılacağız." "Siyasette Husumet Değil Kardeşlik Olmalı" Konuşmasının sonunda siyasi nezaket ve toplumsal birlik mesajı veren Arıkan, hiçbir siyasi partiyi düşman olarak görmediklerini söyledi. Saadet Partisi'nin siyaset anlayışının kutuplaştırıcı değil, birleştirici olduğunu belirten Arıkan, ülkenin ortak geleceği için herkesin sorumluluk taşıdığını ifade etti. "Hiçbir siyasi parti bizim düşmanımız değildir. Biz sadece kendi seçmenimizin değil, bu ülkede yaşayan 86 milyon insanın huzuru ve refahı için çalışıyoruz. Onların evlatlarının geleceği için mücadele ediyoruz. Türkiye'de bozulan siyasi iklimi yeniden onarmak, güveni yeniden tesis etmek ve toplumsal birlikteliği güçlendirmek istiyoruz." Teşkilatlardan Birlik ve Dayanışma Mesajları Programda ayrıca Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca ve Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel de kürsüye çıkarak teşkilat çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda teşkilatların sahadaki çalışmalarının artarak devam edeceği, vatandaşlarla birebir temasın güçlendirileceği ve Milli Görüş hareketinin temel ilkeleri doğrultusunda siyasetin sürdürüleceği vurgulandı. Bursa teşkilatının son dönemde yürüttüğü üye çalışmaları, mahalle buluşmaları ve saha faaliyetlerine ilişkin bilgiler de katılımcılarla paylaşıldı. Yoğun Katılım Dikkat Çekti Gün boyu süren program boyunca vatandaşlar Mahmut Arıkan ve parti yöneticileriyle sohbet etme imkânı buldu. Hatıra fotoğraflarının çekildiği etkinlikte çocuklar ve aileler de yoğun ilgi gösterdi. Birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı program, yapılan duaların ardından toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Saadet Partisi'nin Bursa teşkilatını bir araya getiren "Geleneksel Milli Görüş Kardeşlik Buluşması", hem teşkilat içi dayanışmanın güçlendirildiği hem de partinin gelecek dönem hedeflerinin kamuoyuyla paylaşıldığı önemli organizasyonlardan biri olarak değerlendirildi.

Bursa'da Staj ve Çıraklık Mağdurlarından Güçlü Ses: "Sigorta Başlangıcımız Hak Ettiğimiz Tarih Olsun" Haber

Bursa'da Staj ve Çıraklık Mağdurlarından Güçlü Ses: "Sigorta Başlangıcımız Hak Ettiğimiz Tarih Olsun"

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu, staj ve çıraklık dönemindeki ilk işe giriş tarihlerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi talebiyle Bursa'da bir kez daha meydanlara çıktı. Fomara Meydanı'nda gerçekleştirilen geniş katılımlı basın açıklamasında, binlerce mağdur emeklilikte yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini isterken, muhalefet partileri de eyleme destek verdi. Programa, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca ile İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu katıldı. Ayrıca çok sayıda siyasi parti il başkanı, parti yöneticisi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaş da mağdurlara destek verdi. "Bize Sigortalısınız Dediler" Basın açıklamasında konuşan Bursa Staj Mağdurları Derneği Başkanı Ahmet Orhan, yıllardır süren mağduriyetin temelinde devletin verdiği sözlerin bulunduğunu söyledi. Meslek liselerinde eğitim gördükleri dönemde kendilerine sigorta kartlarının teslim edildiğini belirten Orhan, öğretmenlerinin kendilerine "Devlet olarak sigorta primlerinizi biz ödüyoruz. Sizler çalışma hayatına sigortalı başlayan şanslı kişilersiniz. 25 yıl sonra priminizi tamamladığınızda emekli olacaksınız." denildiğini ifade etti. Aradan geçen yılların ardından bunun tam tersinin yaşandığını belirten Orhan, şunları söyledi: "35 yıl sonra bizden beş yıl daha geç SGK'lı olan, yaşı bizden küçük kişiler daha az primle emekli oldu. Biz ise onları izlemek zorunda kaldık." "Sigorta Kartıyla Kandırıldık" Mücadelelerinin erken emeklilik talebi olmadığını vurgulayan Orhan, esas taleplerinin verilen sigorta kartının hukuki karşılığının kabul edilmesi olduğunu söyledi. "Hiç kimse meslek lisesi diplomasıyla emeklilik istemiyor." diyen Orhan, şu ifadeleri kullandı: "Bu mücadele sigorta kartıyla kandırılan insanların mücadelesidir. Yıl olarak da hak ettik, prim olarak da hak ettik, yaş olarak da hak ettik. Tek hak etmediğimiz şey sigorta kartıyla kandırılmaktır." SGK sistemindeki çelişkilere dikkat çeken Orhan, sanayide yıllarca çalışan çırakların emeğinin görmezden gelindiğini belirterek, sistemin adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. Mahmut Arıkan: "Bu Haklı Mücadelenin Yanındayız" Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da yaptığı konuşmada staj ve çıraklık mağdurlarının taleplerinin haklı olduğunu belirterek destek mesajı verdi. Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: "Şuna yürekten inanıyorum. Vermiş olduğunuz bu kutlu mücadele çok yakın bir zamanda karşılık bulacak. Bugün insanlar aileleriyle vakit geçirmek yerine meydanlarda hak aramak zorunda kalıyorsa bu mevcut düzenin sonucudur. Saadet Partisi ve diğer muhalefet partileri olarak bu haklı mücadelenin sonuna kadar yanındayız. Elimizden geleni değil, gerekeni yapacağız." Selçuk Türkoğlu: "Bu Bir Nitelikli Dolandırıcılık Hadisesidir" İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ise konuşmasında sert ifadeler kullandı. Staj ve çıraklık mağduriyetini "nitelikli dolandırıcılık" olarak nitelendiren Türkoğlu, devletin verdiği sigorta kartının bugün yok sayılmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Türkoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "13-16 yaşındaki çocuklara devlet sigorta kartı verdi. O çocuklar kısa vadeli, uzun vadeli sigorta kolunu nereden bilecekti? Devlet vatandaşını kandırmaz. Yapılması gereken çok basit; staj başlangıç tarihi sigorta başlangıcı olarak kabul edilecek. Bu konuyu defalarca Meclis'e taşıdık ancak AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi." Talepler Tek Cümlede Özetlendi Fomara Meydanı'nda toplanan staj ve çıraklık mağdurları, yıllardır dile getirdikleri temel taleplerini bir kez daha yineledi: "Staj ve çıraklıkta yapılan ilk sigorta girişimizin emeklilikte sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesini istiyoruz." Basın açıklaması, katılımcıların sloganları ve alkışları eşliğinde sona ererken, federasyon yetkilileri mücadelelerini Türkiye genelinde sürdürmeye devam edeceklerini belirtti.

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, gelir dağılımındaki bozulma ve artan hayat pahalılığına ilişkin yaptığı kapsamlı basın açıklamasında iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Türkiye'de ekonomik büyümenin toplumun geniş kesimlerine yansımadığını savunan Yurtsever, "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Bu tablo sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmıyor." ifadelerini kullandı. Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti Haber

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, Nilüfer Belediye Meclisi'nin Temmuz ayı ilk birleşimine teşkilatı temsilen katılım sağlayarak kamuoyunun yakından takip ettiği "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" ana gündemli oturumda yerini aldı. Çok sayıda mahalle muhtarının ve vatandaşın da katılım gösterdiği toplantıda, çevre, halk sağlığı, şehir planlaması ve gelecek nesillere bırakılacak yaşam alanlarının korunması konuları ön plana çıktı. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı adına Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut'un hazır bulunduğu toplantıda, vatandaşların ve muhtarların dile getirdiği çevresel kaygılar dikkatle takip edildi. Meclis oturumunda özellikle ilçede oluşturulması planlanan atık ve depolama alanlarına ilişkin tartışmalar yoğun şekilde gündeme gelirken, mahalle muhtarları ve toplantıyı izleyen vatandaşlar "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" çağrısıyla çevresel hassasiyetlerini ortaya koydu. Katılımcılar, çevrenin korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da ilgilendiren temel bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Toplantı süresince zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) meclis üyeleri arasında görüş ayrılıkları nedeniyle gergin anlar yaşandı. Farklı değerlendirmelerin sert tartışmalara dönüştüğü oturumda, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Öztürk'ün devreye girerek sağduyulu yaklaşımıyla meclis düzenini yeniden sağlaması ve oturumu sükûnet içerisinde devam ettirmesi dikkat çekti. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından yapılan değerlendirmede, çevreyi ilgilendiren kararların yalnızca siyasi bakış açılarıyla değil; bilimsel veriler, şehircilik ilkeleri, çevresel sürdürülebilirlik, kamu yararı ve halkın ortak iradesi doğrultusunda ele alınmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Açıklamada, yerel yönetimlerin temel görevinin vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmek, doğal çevreyi korumak ve şehirlerin sağlıklı gelişimini güvence altına almak olduğu belirtilerek şu değerlendirmelere yer verildi: "Çevre meselesi hiçbir siyasi partinin tek başına sahiplenebileceği bir konu değildir. Temiz hava, sağlıklı su kaynakları, verimli tarım alanları ve yaşanabilir şehirler toplumun ortak değeridir. Yerel yönetimlerin alacağı her karar; yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların yaşayacağı çevreyi de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle çevreyle ilgili tüm projelerde şeffaflık, katılımcılık ve ortak akıl esas alınmalıdır." Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, mahalle muhtarlarının ve vatandaşların toplantıya yoğun katılım göstermesini yerel demokrasinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi. Halkın doğrudan sürece dâhil olmasının, yerel yönetim anlayışının güçlenmesine ve alınacak kararların toplumsal meşruiyet kazanmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut, çevreyi ve halk sağlığını ilgilendiren tüm gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceklerini belirterek, Saadet Partisi'nin insan odaklı belediyecilik anlayışı doğrultusunda şehirlerin doğal dokusunun korunmasını, çevreye duyarlı yatırımların desteklenmesini ve vatandaşların taleplerinin karar alma süreçlerine etkin şekilde yansıtılmasını önemsediklerini ifade ettiler. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, çevreye, insan sağlığına ve şehirlerin sürdürülebilir gelişimine ilişkin her konuda yapıcı bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini, kamu yararını önceleyen tüm girişimlerin yanında olmaya devam edeceğini ve Nilüfer'in doğal yapısını koruyacak politikaların takipçisi olacağını kamuoyuna saygıyla duyurdu. Toplantıya, Beşevler Mahallesi Muhtarı ve Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ile Karacaoba Mahallesi Muhtarı ve Nilüfer İlçe Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar da katılım sağladı. Bölgedeki çok sayıda mahalle muhtarının da hazır bulunduğu oturumda, muhtarlar çevre ve halk sağlığı konusundaki hassasiyetlerini dile getiren kısa konuşmalar gerçekleştirdi. Muhtarlar, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" yazılı pankartlarla tepkilerini demokratik ve barışçıl bir şekilde ortaya koyarken, çevreyi ilgilendiren kararların mahalle sakinlerinin görüşleri alınarak, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurguladılar. Yapılan açıklamalarda, doğal yaşam alanlarının korunmasının, tarım arazilerinin, su kaynaklarının ve yaşam kalitesinin gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılmasının yerel yönetimlerin öncelikli sorumlulukları arasında yer aldığı ifade edildi. Toplantıda sergilenen bu ortak duruş, çevre konusunda siyasi görüşlerden bağımsız olarak toplumun farklı kesimlerinin aynı hassasiyet etrafında buluşabildiğini gösterirken, muhtarların ve vatandaşların katılımı da yerel demokrasinin güçlendirilmesi açısından önemli bir örnek olarak değerlendirildi.

Saadet Partisi Bursa’dan Orman Yangınlarına Karşı Kapsamlı Analiz Raporu: “Asıl Mücadele Yangın Çıkmadan Başlamalı” Haber

Saadet Partisi Bursa’dan Orman Yangınlarına Karşı Kapsamlı Analiz Raporu: “Asıl Mücadele Yangın Çıkmadan Başlamalı”

İklim krizi, plansız yapılaşma ve yetersiz önleyici politikalar masaya yatırıldı; Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı, orman yangınlarıyla mücadelede köklü reform çağrısında bulundu. İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, yangınların yalnızca söndürme kapasitesiyle değil, bilimsel planlama ve önleyici tedbirlerle engellenebileceğini vurguladı. Son yıllarda Türkiye'nin birçok bölgesinde art arda yaşanan büyük orman yangınları kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı da yangınlarla mücadelede önleyici tedbirlerin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı bir analiz raporu hazırladı. Hazırlanan raporun kamuoyuyla paylaşılması amacıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, yalnızca yangınlara müdahale kapasitesinin artırılmasının yeterli olmayacağını belirterek, esas çözümün yangın çıkmasını engelleyecek uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi olduğunu ifade etti. "Yangınlar artık sadece çevre sorunu değil" Konuşmasına son yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarının oluşturduğu tabloyu değerlendirerek başlayan Yurtsever, orman yangınlarının artık yalnızca ağaç kaybı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Yangınların doğal yaşamı, biyolojik çeşitliliği, tarımsal üretimi, yerleşim alanlarını, insan hayatını ve ekonomik faaliyetleri doğrudan tehdit ettiğini belirten Yurtsever, iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte risk seviyesinin her geçen yıl daha da arttığını dile getirdi. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklık dönemleri ve aşırı hava olaylarının yangın sezonunu uzattığını belirten Yurtsever, buna plansız kentleşme ve yanlış arazi kullanım politikalarının da eklenmesiyle riskin çok daha büyük boyutlara ulaştığını ifade etti. "Ormanlar milletimizin ortak servetidir" Saadet Partisi'nin çevre anlayışına da değinen Yurtsever, ormanların yalnızca ekonomik bir kaynak değil, gelecek nesillere bırakılması gereken ortak bir miras olduğunu söyledi. "Ormanlarımız milletimizin ortak serveti ve çevresel güvenliğimizin en önemli unsurlarından biridir." diyen Yurtsever, çevre politikalarının kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli koruma esasına göre oluşturulması gerektiğini kaydetti. Parti olarak yangın çıktıktan sonra gerçekleştirilen müdahalelerin önemli olduğunu ancak esas başarının yangınların hiç çıkmamasını sağlayacak politikalar üretmekten geçtiğini vurguladı. "Sorun uçak sayısından ibaret değil" Kamuoyunda sıkça tartışılan yangın söndürme uçağı ve helikopter sayısına da değinen Yurtsever, tartışmanın yalnızca hava araçları üzerinden yürütülmesini eksik bir yaklaşım olarak değerlendirdi. "Asıl mesele birkaç uçağın ya da helikopterin sayısı değildir." diyen Yurtsever, temel sorunun yangın riskini azaltacak planlama anlayışının yeterince oluşturulamaması olduğunu söyledi. Orman alanlarının giderek yerleşim bölgeleriyle iç içe geçtiğini belirten Yurtsever, kontrolsüz yapılaşma, orman içlerine kadar uzanan yerleşimler ve denetimsiz insan faaliyetlerinin yangın riskini ciddi biçimde artırdığına dikkat çekti. Koruyucu tampon bölgeler önerildi Hazırlanan analiz raporunda yer alan çözüm önerilerini de paylaşan Yurtsever, ilk olarak ormanlarla yerleşim alanları arasında koruyucu tampon bölgeler oluşturulmasını önerdi. Bu bölgelerin hem yangının yerleşim alanlarına sıçramasını engelleyeceğini hem de müdahale ekiplerine güvenli çalışma alanı sağlayacağını ifade eden Yurtsever, orman kenarlarındaki yeni yapılaşmalarda güvenli mesafe kriterlerinin tavizsiz uygulanması gerektiğini belirtti. Ayrıca yangına dayanıklı yapı malzemelerinin zorunlu hâle getirilmesi ve yapı standartlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Yangın emniyet yolları yeniden planlanmalı Raporda altyapı eksikliklerine de dikkat çekildi. Yangın emniyet yolları ile yangın şeritlerinin yıllardır ihmal edildiğini ifade eden Yurtsever, bu alanların yeniden planlanması ve bakım çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini dile getirdi. Yangın ekiplerinin bölgelere daha kısa sürede ulaşmasını sağlayacak ulaşım altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ilk müdahale süresinin kısaltılmasının yangının büyümesini engelleyen en önemli faktörlerden biri olduğuna işaret etti. Kurumlar arasında güçlü koordinasyon çağrısı Yangın yönetiminde yaşanan koordinasyon sorunlarına da değinen Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı, farklı kurumların görev aldığı süreçlerde zaman zaman yetki karmaşasının yaşandığını söyledi. Bu durumun müdahale süreçlerini yavaşlatabildiğini belirten Yurtsever, görev ve sorumlulukların açık şekilde belirlendiği, hızlı karar alabilen ve tüm kurumların ortak hareket ettiği güçlü bir koordinasyon mekanizmasının kurulması gerektiğini ifade etti. Vatandaşlar ve gönüllüler sürece daha fazla dahil edilmeli Yurtsever, yangınlarla mücadelenin yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguladı. Toplumun bilinçlendirilmesi, gönüllülük sisteminin yaygınlaştırılması ve vatandaşların yangın riskleri konusunda düzenli eğitimlerden geçirilmesinin önemine dikkat çeken Yurtsever, özellikle gençlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel toplulukların afet yönetim süreçlerine aktif biçimde katılmasının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Yapay zekâ ve dijital teknolojiler önerildi Hazırlanan raporda teknolojik altyapının güçlendirilmesine yönelik öneriler de yer aldı. Yurtsever, yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, insansız hava araçları, dijital risk haritaları ve gelişmiş izleme teknolojilerinin yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, üniversiteler, araştırma merkezleri ve kamu kurumları arasında daha güçlü iş birliklerinin kurulmasının önemine dikkat çekti. Bilimsel veriler ışığında hazırlanacak risk analizlerinin yangınların önlenmesinde önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. "Tabiat bize emanet" Konuşmasının sonunda çevreye bakış açılarının temelinde ahlaki sorumluluk anlayışının bulunduğunu belirten Yurtsever, şu değerlendirmede bulundu: "Bizim anlayışımızda tabiat üzerinde sınırsız tasarrufta bulunulacak bir kaynak değil, korunması gereken bir emanettir. Ormanlarımızı korumak yalnızca çevre politikası değil; aynı zamanda vicdani, insani ve ahlaki bir sorumluluktur." Tüm kurumlara ortak mücadele çağrısı Basın açıklamasının sonunda Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı, merkezi yönetim, yerel yönetimler, akademik çevreler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlara ortak hareket etme çağrısında bulundu. Yangınlarla mücadelede başarıya ulaşmanın yalnızca müdahale kapasitesini artırmakla değil; bilimsel planlama, güçlü koordinasyon, teknolojik yatırımlar, toplumsal bilinç ve önleyici politikaların birlikte uygulanmasıyla mümkün olacağı vurgulandı. Hazırlanan analiz raporunda, Türkiye'nin değişen iklim koşullarına uygun yeni bir orman yönetim modeli oluşturmasının artık ertelenemez bir ihtiyaç hâline geldiği belirtilirken, önleyici tedbirlerin güçlendirilmesinin hem doğal varlıkların korunması hem de can ve mal kayıplarının önlenmesi açısından stratejik önem taşıdığı ifade edildi.

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz” Haber

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz”

BURSA – Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamu alımları ve ihale sistemine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımına yönelik mevcut anlayışı sert sözlerle eleştirdi. Kamu alımlarında şeffaflığın giderek ortadan kalktığını, rekabetin zayıfladığını ve istisnai uygulamaların olağan hale getirildiğini savunan Yurtsever, “Milletin alın teriyle oluşan kaynaklar üzerinde hiç kimsenin sınırsız tasarruf hakkı yoktur” dedi. Türkiye’nin ağır ekonomik şartlardan geçtiğini belirten Yurtsever, milyonlarca vatandaşın hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ettiği bir dönemde kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının her zamankinden daha önemli hale geldiğini ifade etti. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Yurtsever, buna karşın kamu harcamalarındaki tartışmaların toplum vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturduğunu kaydetti. “Kamu alımları sistemi yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle asli yapısından uzaklaştırılmıştır” diyen Yurtsever, açık rekabeti esas alan ihale anlayışının yerini giderek daha kapalı ve denetlenmesi zor yöntemlere bıraktığını savundu. “İstisnalar Kural Haline Getirildi” Açıklamasında kamu alımlarındaki istisna uygulamalarına dikkat çeken Yurtsever, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir ülkede istisnalar çoğaldıkça şeffaflık azalır, şeffaflık azaldıkça da milletin devlete olan güveni zarar görür. Kamu alımlarında açık ihale yöntemi temel kural olması gerekirken, bugün istisnai yöntemlerin giderek yaygınlaşması kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Devletin kasasından çıkan her kuruşun hesabı millete verilmelidir.” Yurtsever, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin zayıflamasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik bir sorun olduğunu belirterek, kamu kaynaklarının kullanımında toplumun bilgi alma hakkının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “86 Milyonun Hakkı Korunmalıdır” Saadet Partisi olarak kamu malını bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Yurtsever, kamu kaynaklarının belli kesimlerin değil bütün vatandaşların ortak değeri olduğunu ifade etti. “Bu kaynaklar herhangi bir grubun, çevrenin veya ayrıcalıklı kesimin değil; 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Milletin vergileriyle oluşan bütçe üzerinde tasarruf yapılırken öncelik her zaman kamu yararı olmalıdır. Kamu kaynakları siyasi, bürokratik veya ekonomik güç odaklarının değil, milletin emanetidir” dedi. “Türkiye İsrafı Değil Tasarrufu Konuşmalıdır” Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ortadayken kamu yönetiminde tasarruf kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yurtsever, kamu harcamalarında verimlilik ve denetimin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. “Bugün vatandaş pazarda, markette ve faturalarında ağır bir yük hissederken devlet yönetiminde en küçük israfın bile kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye’nin ihtiyacı kamu kaynaklarını hoyratça tüketen anlayışlar değil, tasarrufu esas alan, adaleti önceleyen ve milletin emanetine sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır” diye konuştu. “Her Kuruşun Hesabı Sorulmalıdır” Açıklamasının sonunda kamu yönetiminde şeffaflık ve dürüstlük çağrısını yineleyen Yurtsever, devletin harcadığı her kuruşun kamuoyu tarafından denetlenebilir olması gerektiğini belirtti. “Millet fedakârlık yaparken kamu yönetiminin de aynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Her kuruşun hesabının verildiği, ihalelerin şeffaf biçimde yürütüldüğü, denetim mekanizmalarının güçlü çalıştığı bir sistem hem ekonomik kayıpları önleyecek hem de devlete duyulan güveni artıracaktır. Kamu malına emanet gözüyle bakılmadıkça ne israf önlenebilir ne de adalet tesis edilebilir.” Saadet Partili Yurtsever’in açıklamaları, kamu ihaleleri, kamu harcamaları ve devlet yönetiminde şeffaflık tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde dikkat çeken eleştiriler arasında yer aldı.

SAADET PARTİSİ BURSA TEŞKİLATI GELENEKSEL BAYRAMLAŞMA PROGRAMINDA BULUŞTU Haber

SAADET PARTİSİ BURSA TEŞKİLATI GELENEKSEL BAYRAMLAŞMA PROGRAMINDA BULUŞTU

Hamza Gürsel: “Haksızlık sadece fiili zulüm değildir; insanları yurtlarından eden politikalar da zulümdür” Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen geleneksel Kurban Bayramı Bayramlaşma Programı, partililerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Birlik, kardeşlik ve dayanışma atmosferinin hâkim olduğu programda teşkilat mensupları, dava arkadaşları ve misafirler bir araya gelerek bayramın manevi iklimini birlikte yaşadı. Programa Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Genel İdare Kurulu Üyesi Doç. Dr. Bekir Gündoğmuş, Bursa İl Müfettişi Salih Kocatepe, Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Selim Sait Terzioğlu, ilçe başkanları, siyasi partilerin temsilcileri, il ve ilçe teşkilat mensupları ile çok sayıda partili katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, bayramların sadece bir kutlama vesilesi olmadığını, aynı zamanda birlik ve beraberliğin güçlendiği, kardeşlik duygularının pekiştiği müstesna zamanlar olduğunu ifade etti. Bayramlaşma programında teşkilat mensuplarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Gürsel, “Birlik, kardeşlik ve muhabbet ikliminde gerçekleşen programımızda davamıza gönül veren yol arkadaşlarımızla hasbihal ederek bayramın bereketini ve sevincini hep birlikte paylaştık. Rabbim birliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin” dedi. “Zulüm Sadece Fiziki Baskı Değildir” Konuşmasında adalet, hak ve özgürlükler konusuna da dikkat çeken İl Başkanı Hamza Gürsel, zulüm kavramının yalnızca fiili baskı ve şiddetle sınırlı olmadığını vurguladı. “Haksızlık sadece insanlara fiili olarak zulmetmek değildir” diyen Gürsel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazen öyle politikalar uygulanır, öyle kararlar alınır ki insanlar köylerinden, yerlerinden ve yurtlarından edilir. İnsanların yaşam alanlarını ellerinden almak, onları çaresiz bırakmak da zulümdür. İşte Milli Görüş, her türlü haksızlığın ve zulmün karşısında duran bir anlayışın adıdır. Bizler insan onurunu, adaleti ve hakkaniyeti esas alan bir medeniyet tasavvurunun temsilcileriyiz.” “Kurban Bayramı Teslimiyetin ve Kardeşliğin Sembolüdür” Programda konuşan Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Doç. Dr. Bekir Gündoğmuş ise Kurban Bayramı'nın taşıdığı manevi anlamlara dikkat çekti. Kurban Bayramı'nın ibadet yönüyle itaati ve teslimiyeti ifade ettiğini belirten Gündoğmuş, hac ibadetiyle birlikte düşünüldüğünde ise İslam kardeşliğini ve İslam birliğini hatırlatan güçlü bir mesaj taşıdığını söyledi. “Biz biliyoruz ki bugün dünyada yaşanmakta olan bütün zulümlerin en temel sebeplerinden biri İslam ümmetinin dağınık olmasıdır” diyen Gündoğmuş, şu değerlendirmelerde bulundu: “İslam ümmeti bir araya gelmeyi başarmadan, ortak bir bilinç ve güç oluşturamadan bu zulümlerin sona ermesi mümkün değildir. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan acılar, işgaller, katliamlar ve insanlık dramları karşısında güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç vardır. Bu nedenle Kurban Bayramı'nın, İslam birliğinin tesis edilmesine ve zulmün durdurulması için gerekli gücün oluşturulmasına vesile olmasını temenni ediyorum.” Teşkilat Mensupları Bayram Coşkusunu Paylaştı Program boyunca partililer ve davetliler bayramlaşarak karşılıklı iyi dileklerde bulundu. Teşkilat mensupları arasında samimi sohbetlerin gerçekleştirildiği etkinlikte, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı. Katılımcılar, Saadet Partisi'nin Milli Görüş çizgisinde adalet, hakkaniyet ve kardeşlik anlayışını güçlendirmeye devam edeceğini ifade ederken, teşkilatın önümüzdeki dönemde Bursa genelinde çalışmalarını artırarak sürdüreceği vurgulandı. Yoğun katılımın gerçekleştiği bayramlaşma programı, toplu fotoğraf çekimi ve karşılıklı bayram tebriklerinin ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.