Hava Durumu

#Quot

Gürsu Haber - Quot haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Quot haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Bu İlçe Sorunlar Altında Eziliyor, Kimse Görmezden Gelemez” Haber

“Bu İlçe Sorunlar Altında Eziliyor, Kimse Görmezden Gelemez”

Metinbaş açıklamasında, “İnegöl üretimiyle, sanayisiyle ve ticaretiyle Türkiye’nin en önemli ilçelerinden biridir. Ancak böylesine güçlü bir ekonomik potansiyele sahip bir ilçenin, temel belediyecilik sorunlarıyla boğuşuyor olması kabul edilemez. Bu tablo iyi yönetilmeyen bir kentin fotoğrafıdır” ifadelerini kullandı. “İnegöl’ün Trafiği Artık İçinden Çıkılmaz Hale Geldi” İlçenin en büyük problemlerinden birinin trafik olduğunu vurgulayan Onur Metinbaş, özellikle şehir merkezinde yaşanan yoğunluğun artık günlük hayatı felç ettiğini söyledi. Metinbaş’a göre plansız büyüme, yetersiz otopark alanları ve doğru planlanmayan ulaşım altyapısı İnegöl’ü ciddi bir trafik kriziyle karşı karşıya bırakıyor. Metinbaş şunları söyledi: “Her gün binlerce insan işine, okuluna veya evine ulaşmak için saatler harcıyor. Şehir merkezindeki araç yoğunluğu her geçen gün artıyor ama buna karşılık yeni bir ulaşım vizyonu ortaya konmuyor. Yeni yollar, alternatif güzergâhlar ve modern otopark çözümleri üretilmeden bu sorun çözülemez.” Metinbaş, özellikle sanayi bölgeleri ile şehir merkezi arasındaki ulaşım planlamasının yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. “Plansız Büyüme İnegöl’ü Nefessiz Bırakıyor” İnegöl’ün hızlı büyüyen bir ilçe olduğunu ancak bu büyümenin doğru planlanmadığını belirten Metinbaş, şehirleşme konusunda ciddi bir vizyon eksikliği bulunduğunu savundu. Yeni yerleşim alanlarının plansız şekilde geliştiğini ifade eden Metinbaş, sosyal donatı alanlarının yetersizliğine dikkat çekti. Metinbaş şu değerlendirmede bulundu: “Yeni konut alanları yapılıyor ancak o bölgelerde yeterli park, yeşil alan, otopark ve sosyal yaşam alanı oluşturulmadan yapılaşmaya izin veriliyor. Bu anlayış şehircilik değil, günü kurtarma politikasıdır.” “Sanayi Güçlü Ama Altyapı Aynı Güçte Değil” Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olarak bilinen İnegöl’de sanayinin büyüklüğüne rağmen altyapı yatırımlarının aynı hızda ilerlemediğini belirten Metinbaş, özellikle organize sanayi bölgeleri çevresinde ciddi eksiklikler olduğunu ifade etti. Metinbaş’a göre sanayi büyürken ulaşım, lojistik ve altyapı yatırımlarının geri kalması hem üretimi hem de yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. “İnegöl Türkiye’ye üretim yapan bir merkezdir. Ancak sanayinin büyüklüğü ile altyapı yatırımları arasında ciddi bir uçurum var. Bu durum sürdürülebilir değildir” dedi. “Çevre Sorunu Göz Ardı Ediliyor” Açıklamasında çevre konusuna da geniş yer ayıran Onur Metinbaş, özellikle hava kirliliği, dere yataklarının korunması ve atık yönetimi konularında daha ciddi politikalar gerektiğini söyledi. Metinbaş’a göre İnegöl’de çevre bilinci oluşturacak uzun vadeli projeler hayata geçirilmeli. “Sanayi kenti olmak çevreyi ihmal etmek anlamına gelmez. Aksine sürdürülebilir bir üretim modeli kurulmalıdır. Çevreyi korumayan bir şehir uzun vadede ekonomisini de kaybeder.” “Gençler İçin Yeni Alanlar Açılmalı” İnegöl’de genç nüfusun yüksek olduğuna dikkat çeken Metinbaş, gençlere yönelik sosyal, kültürel ve sportif alanların yetersiz kaldığını belirtti. Metinbaş, gençlerin potansiyelini ortaya çıkaracak projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı: “Gençler sadece eğitim değil aynı zamanda sosyal gelişim alanlarına da ihtiyaç duyuyor. Kültür merkezleri, spor tesisleri ve gençlik projeleri artırılmalıdır.” “Ekonomi ve Esnaf Desteklenmeli” İnegöl ekonomisinin önemli bir bölümünü küçük esnaf ve KOBİ’lerin oluşturduğunu belirten Metinbaş, yerel yönetimlerin esnafı destekleyen projeler geliştirmesi gerektiğini söyledi. Metinbaş’a göre özellikle artan maliyetler karşısında esnafın ayakta kalabilmesi için yerel destek mekanizmaları güçlendirilmeli. “İnegöl’ün Geleceği İçin Somut Çözüm Önerileri” DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş açıklamasında yalnızca sorunları dile getirmekle kalmadı, çözüm önerilerini de sıraladı. Metinbaş’a göre İnegöl’ün geleceği için şu adımlar atılmalı: Ulaşım master planı hazırlanmalı Yeni otopark ve alternatif yol projeleri hayata geçirilmeli Yeşil alan ve sosyal donatı yatırımları artırılmalı Sanayi bölgeleri için güçlü altyapı yatırımları yapılmalı Çevre ve sürdürülebilirlik politikaları güçlendirilmeli Gençlere yönelik sosyal ve kültürel projeler geliştirilmelidir. “İnegöl Daha İyisini Hak Ediyor” Açıklamasının sonunda İnegöl’ün çok daha iyi yönetilmeyi hak eden bir ilçe olduğunu vurgulayan Metinbaş, sorunların konuşulmasından kaçılmaması gerektiğini söyledi. Metinbaş sözlerini şöyle tamamladı: “İnegöl güçlü bir ekonomiye, çalışkan insanlara ve büyük bir potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin doğru planlama ve güçlü bir vizyonla desteklenmesi gerekiyor. Sorunları görmezden gelerek değil, gerçekleri konuşarak ve çözüm üreterek ilerleyebiliriz. İnegöl’ün geleceği için bunu yapmak zorundayız.” Bu açıklama, İnegöl’de uzun süredir konuşulan şehircilik, ulaşım ve çevre sorunlarını yeniden kamuoyunun gündemine taşırken, ilçede önümüzdeki dönemde yerel yönetim politikalarının daha yoğun tartışılacağına işaret ediyor.

“Çataltepe’yi Peşkeş Çektirtmeyiz!” Haber

“Çataltepe’yi Peşkeş Çektirtmeyiz!”

Bursa’da yıllardır çözülemeyen ve her geçen yıl daha da büyüyen bir krize dönüşen Çataltepe Sanayi Sitesi Projesi, yapılan son açıklamalarla yeniden kent gündeminin en sert tartışma başlıklarından biri haline geldi. Küçük sanayi esnafının yıllardır umut bağladığı ancak aradan geçen onca zamana rağmen bir türlü tamamlanamayan proje, bu kez kamuoyunda “sorumluluk kimde?” sorusunu daha güçlü biçimde gündeme taşıdı. Tartışmanın fitili, gazeteci Hasan Boztürk’ün hazırlayıp sunduğu ve YouTube ekranlarında yayınlanan Gündem Özel programında yapılan açıklamalarla ateşlendi. Programın konuğu olan Fahrettin Bilgit, yani Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı, Çataltepe sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak dosyanın artık devlet kurumlarının kontrolünde ilerlediğini ve sürecin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü ifade etti. Ancak bu açıklamalar, yıllardır projede mağdur olduğunu belirten ve binlerce esnafın hak mücadelesini yürüttüğünü söyleyen Çataltepe Esnaf ve İş İnsanları Derneği (ÇATSANDER) tarafından sert bir dille karşılandı. Dernek yönetimi, kamuoyuna yaptığı kapsamlı açıklamayla yalnızca mevcut durumu eleştirmekle kalmadı; aynı zamanda Çataltepe sürecinde bazı gerçeklerin görmezden gelindiğini savunarak açık bir hesaplaşma çağrısı yaptı. 18 Yıllık Proje, Bitmeyen Belirsizlik Çataltepe Sanayi Sitesi Projesi, ilk kez 2008 yılında Bursa’daki küçük sanayi esnafının modern iş yerlerine kavuşmasını sağlamak amacıyla gündeme gelmişti. Proje o dönemde Bursa ekonomisi için stratejik bir yatırım olarak sunulmuş, hatta büyük siyasi mitinglerde Bursa sanayicisine “yeni bir üretim üssü” vaat edilmişti. Ancak aradan geçen 18 yılın ardından tablo, projenin başlangıcında çizilen iyimser çerçeveden oldukça uzak bir noktaya geldi. Bugün gelinen noktada: Projenin halen tamamlanamadığı Binlerce esnafın iş yerlerine kavuşamadığı Yıllar önce yapılan ödemelerin karşılığının alınamadığı Sürecin hâlâ belirsizlik içinde ilerlediği iddiaları Bursa kamuoyunda ciddi bir tepki yaratıyor. ÇATSANDER’in verdiği bilgilere göre proje kapsamında: 450 civarında kooperatif ortağı bulunuyor Kooperatif dışında bırakılan yaklaşık 3500 esnaf sürecin dışında kaldı 3159 sanayici ve işletmeci yıllardır sonuç bekliyor Daha da dikkat çekici olan ise projenin finansal boyutu. Dernek yönetimi, altyapı için yapılan ödemelerin yaklaşık yüzde 90 seviyesine ulaştığını, buna rağmen inşaatın hâlâ büyük ölçüde tamamlanamadığını belirtiyor. Bu tabloyu değerlendiren sanayiciler, yaşananların artık yalnızca bir gecikme değil, Bursa esnafının ekonomik geleceğini etkileyen ciddi bir mağduriyet olduğunu ifade ediyor. ÇATSANDER’den Sert Tepki: “Gerçekler Çarpıtılıyor” Çataltepe tartışmaları, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit’in televizyon programındaki açıklamalarının ardından daha da alevlendi. Çataltepe Esnaf ve İş İnsanları Derneği yönetimi; Başkan Zekai Akdoğan, Başkanvekili Aydın Çitil ve Başkan Yardımcısı Mehmet Kuş imzasıyla yayımladığı açıklamada, son günlerde yapılan bazı değerlendirmelerin kamuoyunu yanıltıcı bir çerçeve çizdiğini savundu. Dernek yönetimi açıklamasında şu sert ifadeleri kullandı: “Çataltepe Sanayi Sitesi Projesi hakkında son günlerde yapılan bazı açıklamalarda gerçekleri çarpıtan, kamuoyunu eksik ve yanıltıcı bilgilerle yönlendiren bir yaklaşım sergilendiğini üzülerek görmekteyiz.” ÇATSANDER’e göre Çataltepe dosyasının bugün hâlâ gündemde olmasının tek nedeni, yıllardır sürdürülen esnaf mücadelesi. Dernek yönetimi, konunun hiçbir zaman masa başında hatırlanan bir dosya olmadığını vurgulayarak şu noktaların altını çizdi: Ankara’da bakanlık kapılarında sayısız görüşme yapıldığı Proje dosyalarının yeniden hazırlanıp sunulduğu Resmi kurumlarla defalarca temas kurulduğu Sanayicilerin mağduriyetinin sürekli gündemde tutulduğu Açıklamada, bu çalışmaların büyük bölümünün ÇATSANDER tarafından yürütüldüğü ifade edildi. “BESOB Yıllarca Neredeydi?” Sorusu ÇATSANDER’in açıklamasındaki en sert bölüm ise Bursa esnafının çatı kuruluşu olan Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’ne yönelik eleştiriler oldu. Dernek yönetimi, BESOB’un yıllar boyunca Çataltepe sürecinde etkili bir rol üstlenmediğini savunarak şu soruları kamuoyunun gündemine taşıdı: Çataltepe projesi çıkmaza girerken BESOB neredeydi? Sanayici yıllarca kapı kapı dolaşırken kim yanında durdu? Ankara’da hazırlanan dosyaların arkasında kim mücadele etti? Açıklamada şu ifadeler dikkat çekti: “Bugün ekranlara çıkıp geçmişte yapılmayanları yapılmış gibi anlatmak, verilen emeği sahiplenmeye çalışmak ya da sürecin gerçek aktörlerini görmezden gelmek Bursa’nın üretim gücünü oluşturan 3159 esnafın aklıyla alay etmektir.” “Bu Bir Prestij Yarışı Değil” Dernek yönetimi ayrıca Çataltepe meselesinin kurumlar arasında bir prestij yarışına dönüştürülmesine de sert tepki gösterdi. ÇATSANDER açıklamasında, projenin herhangi bir kişi ya da kurumun siyasi veya kurumsal vitrini olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Çataltepe meselesi hiçbir kişi ya da kurumun prestij vitrini değildir. Bu mesele 3159 esnafın ekmeği, Bursa üretiminin geleceği ve yıllarca birikimlerini bu projeye yatırmış sanayicilerin hakkıdır.” Derneğe göre bu nedenle hiç kimsenin projeyi kendi başarısı gibi sunma veya başkalarının emeğini yok sayma hakkı bulunmuyor. “Gerçek Takipçi ÇATSANDER’dir” Açıklamada Çataltepe dosyasının gerçek takipçisinin ÇATSANDER olduğu vurgulanarak şu mesajlar verildi: Çataltepe dosyasının fiili takipçisi ÇATSANDER’dir 3159 işletmecinin hakkı hiçbir kurumun vitrin malzemesi yapılamaz Bu mücadele yıllardır sabırla bekleyen sanayicilerin mücadelesidir Dernek yönetimi, çözüm için devlet kurumlarıyla temasların sürdüğünü ve sürecin yakından takip edildiğini de belirtti. “Bu Dosya Kapanmayacak” ÇATSANDER yönetimi açıklamasının sonunda oldukça net ve sert bir mesaj verdi. Derneğe göre Çataltepe meselesi kapanmış bir dosya değil; aksine çözülene kadar Bursa gündeminden düşmeyecek bir hak mücadelesi. Açıklamanın finalinde şu ifadeler yer aldı: “Çataltepe meselesi kapanmış bir dosya değildir. Bu dosya 3159 esnaf iş yerinin anahtarını eline alana kadar kapanmayacaktır. Hiç kimse gerçekleri perdeleyerek ya da verilen mücadeleyi yok sayarak kamuoyuna farklı bir hikâye anlatamaz.” ÇATSANDER yönetimi, mücadeleyi şu sözlerle noktaladı: “Çataltepe çözülene kadar susmayacağız. 3159 esnafın hakkını savunmaya devam edeceğiz. Gerçeği söylemekten asla geri durmayacağız.” Bursa Ekonomisinin Sinir Ucu Sanayi kenti kimliğiyle bilinen Bursa’da küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim kapasitesi, kent ekonomisinin en önemli dinamiklerinden biri olarak görülüyor. Bu nedenle Çataltepe Sanayi Sitesi Projesi yalnızca bir inşaat projesi değil; aynı zamanda Bursa’daki üretim ekosisteminin geleceği açısından kritik bir başlık olarak değerlendiriliyor. Bugün yaşanan tartışma ise yalnızca bir projenin gecikmesinden ibaret değil. Aynı zamanda binlerce esnafın yıllardır süren beklentisinin, ekonomik umutlarının ve emeğinin nasıl yönetildiğine dair ciddi soruları da beraberinde getiriyor. Çataltepe dosyası kapanmış değil. Aksine Bursa’da her geçen gün daha yüksek sesle konuşulan bir mesele haline geliyor. Ve görünen o ki bu tartışma, 3159 esnaf iş yerinin anahtarını alana kadar kolay kolay gündemden düşmeyecek.

Bülent Bakış’tan Sert Tepki: “Orhangazi’nin Sorunları Üzerinden Algı Üretilmesine İzin Vermeyiz” Haber

Bülent Bakış’tan Sert Tepki: “Orhangazi’nin Sorunları Üzerinden Algı Üretilmesine İzin Vermeyiz”

Bakış, köşe yazısında yer alan ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, söz konusu yazıda anlatılan şekilde bir görüşme ya da röportaj gerçekleştirilmediğini açık bir dille ifade etti. İlçe siyaseti ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi konusunda hassasiyet gösterdiklerini vurgulayan Bakış, Orhangazi’nin gerçek sorunlarının tartışılmasının önemine dikkat çekti. “Böyle Bir Röportaj Gerçekleşmemiştir” Bülent Bakış, yerel basında kaleme alınan yazının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Son günlerde yerel basında yayımlanan ‘Başkanlarla El Ele’ başlıklı köşe yazısında, İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı olarak şahsımla yapılmış gibi gösterilen bir sohbetten bahsedildiğini gördüm. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki; Sayın Erkan Sezgin ile böyle bir röportaj ya da söyleşi gerçekleştirmedim. Dolayısıyla yazıda yer alan değerlendirmelerin bana ait bir röportajın sonucuymuş gibi sunulması doğru değildir.” Bakış, kamuoyuna sunulan bilgilerin doğru ve şeffaf olması gerektiğini belirterek, siyaset ile basın arasındaki ilişkinin karşılıklı güven ve gerçeklik üzerine kurulması gerektiğini söyledi. “Orhangazi’nin Sorunlarını Gölgeleyecek Tartışmalara İzin Vermeyiz” Bülent Bakış, açıklamasında özellikle ilçenin temel sorunlarının gündemde tutulmasının önemine vurgu yaptı. Orhangazi’nin yıllardır çözüm bekleyen birçok yapısal problemle karşı karşıya olduğunu ifade eden Bakış, siyasi tartışmaların bu sorunların önüne geçmemesi gerektiğini dile getirdi. Bakış, Orhangazi’de yaşayan vatandaşların artık yalnızca eleştirileri değil, somut çözüm önerilerini görmek istediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bizler Orhangazi’nin sorunlarını her platformda açıkça dile getiriyoruz. Ama bununla yetinmiyoruz; aynı zamanda çözüm önerilerimizi de kamuoyuyla paylaşıyoruz. Çünkü vatandaş artık sadece eleştiri duymak istemiyor. İnsanlar çözüm görmek, somut projeler duymak istiyor.” “İlçenin Temel Sorunları Masaya Yatırılmalı” Bakış, Orhangazi’nin kronikleşmiş sorunlarının siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. İlçede özellikle altyapı, ulaşım, çevre, ekonomik kalkınma ve gençlere yönelik sosyal alanlar gibi birçok başlığın çözüm beklediğini ifade eden Bakış, şu sözleri kullandı: “Orhangazi’nin geleceğini ilgilendiren meseleler günü kurtaran tartışmalarla değil, ciddi planlama ve projelerle çözülür. İlçemizin altyapısından sanayisine, tarımından gençlerin geleceğine kadar birçok alanda kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç var. Biz bu noktada sorumluluk almaya hazırız.” “Siyaset Samimiyetle Yapılmalı” Yerel siyasette en büyük sorunlardan birinin samimiyet eksikliği olduğunu belirten Bakış, siyasetin sadece eleştirmekten ibaret olmaması gerektiğini dile getirdi. İlçe siyasetinde herkesin ortak amacının Orhangazi’nin gelişimi olması gerektiğini ifade eden Bakış şöyle konuştu: “Eleştirmek elbette demokrasinin bir parçasıdır. Ancak eleştirinin yanında çözüm üretmek de gerekir. Bizim siyaset anlayışımızda sadece konuşmak değil, çalışmak ve üretmek vardır. Orhangazi’nin daha güçlü bir geleceğe kavuşması için samimi bir şekilde mücadele ediyoruz.” “Kamuoyu Doğru Bilgilendirilmeli” Basın ve siyaset ilişkisinin toplum açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakış, özellikle yerel basında yayımlanan içeriklerin doğru ve teyit edilmiş bilgiler içermesi gerektiğini ifade etti. “Gazetecilik toplum adına soru sormaktır. Ama aynı zamanda doğru bilgi vermektir. Kamuoyunun yanlış yönlendirilmemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle şahsımla yapılmamış bir sohbetin yapılmış gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz.” “Ortak Amaç Orhangazi’nin Geleceğidir” Bülent Bakış, açıklamasının sonunda tüm siyasi aktörlere çağrıda bulunarak ilçenin geleceği için ortak aklın önemine dikkat çekti. “Orhangazi için çalışan herkesin ortak amacı ilçemizin daha yaşanabilir, daha güçlü ve daha gelişmiş bir geleceğe kavuşması olmalıdır. Biz bu hedef doğrultusunda çalışmaya, sorunları dile getirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.” Bakış, Orhangazi’nin geleceğini ilgilendiren konularda her türlü yapıcı tartışmaya açık olduklarını ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin de en az bunun kadar önemli olduğunu vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Orhangazi’nin gerçek gündemi ilçenin sorunlarıdır. Biz bu sorunları konuşmaya, çözüm üretmeye ve halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.”

Dağ Yöresinin Sorunları ve Geleceği İftar Sofrasında Masaya Yatırıldı: DEKAV’ın Çalışmaları ve Yeni Projeleri Büyük İlgi Gördü Haber

Dağ Yöresinin Sorunları ve Geleceği İftar Sofrasında Masaya Yatırıldı: DEKAV’ın Çalışmaları ve Yeni Projeleri Büyük İlgi Gördü

Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen iftar buluşması, yalnızca bir dayanışma yemeği olmanın ötesinde, dağ yöresinin kronikleşmiş sorunlarının, çözüm önerilerinin ve bölgenin kalkınma perspektifinin ele alındığı kapsamlı bir istişare platformuna dönüştü. Dağ Yöresinin Sorunları Gündeme Taşındı Programda yapılan konuşmalarda dağ yöresinin uzun yıllardır çözüm bekleyen temel sorunlarına dikkat çekildi. Özellikle bölgedeki ekonomik geri kalmışlık, işsizlik, eğitim imkânlarının sınırlı olması, göç sorunu ve sosyal destek eksikliği gibi konular üzerinde duruldu. Katılımcılar, dağ yöresinde yaşayan vatandaşların büyük bir bölümünün geçim mücadelesi verdiğini, özellikle işçi ve emekli ailelerin artan hayat pahalılığı karşısında ciddi zorluklarla karşılaştığını dile getirdi. Bölgede genç nüfusun iş imkânı bulamaması nedeniyle büyük şehirlere göç etmek zorunda kaldığı, bunun da yörede sosyal ve ekonomik dengeleri olumsuz etkilediği ifade edildi. Ayrıca eğitim alanındaki eksiklikler de toplantının önemli başlıklarından biri oldu. Dağ yöresindeki birçok öğrencinin maddi imkânsızlıklar nedeniyle eğitim hayatında zorluk yaşadığı, burs ve sosyal destek programlarının bu noktada hayati önem taşıdığı vurgulandı. DEKAV’ın Çalışmaları Katılımcıları Etkiledi İftar programının ev sahibi olan DEKAV Başkanı Yüksel Yaşar ve vakıf yöneticileri, vakfın bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetler ve geleceğe yönelik projeler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Katılımcılar, vakfın özellikle eğitim, sosyal yardım, kültürel çalışmalar ve bölgesel kalkınma projeleri konusunda yürüttüğü çalışmaların kapsamından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Vakfın, bölgedeki öğrenciler için sağladığı burs programları ve sosyal destek faaliyetleri büyük takdir topladı. DEKAV yönetiminin projeleri anlatırken gösterdiği hazırlık ve detaylı çalışma da dikkat çekti. Programı takip eden birçok katılımcı, vakıf yönetiminin çalışmalarını “dersine iyi çalışmış bir öğrenci gibi hazırlıklı ve planlı” olarak değerlendirdi. Vakfın özellikle önümüzdeki dönem için planladığı eğitim destekleri, gençlere yönelik mesleki projeler, sosyal dayanışma programları ve bölgesel kalkınma girişimleri katılımcılar üzerinde ciddi bir etki bıraktı. İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru’dan Destek Mesajı İftar programına katılan İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru da bir selamlama konuşması gerçekleştirdi. Konuşmasına DEKAV Başkanı Yüksel Yaşar ve vakıf yönetimine nazik davetleri için teşekkür ederek başlayan Doru, vakfın özellikle eğitim alanındaki çalışmalarının son derece değerli olduğunu vurguladı. Doru konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “DEKAV tarafından verilen öğrenci burslarının önemli bir kısmı, bugün açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren işçi ve emekli ailelerin çocuklarına ulaşıyor. Bu yönüyle vakfın yaptığı çalışmalar son derece anlamlıdır. Bu nedenle DEKAV bizim için de çok önemli bir kurumdur ve çalışmalarını yakından takip ediyoruz.” Doru, işçi ve emekli ailelerin çocuklarının eğitim hayatında desteklenmesinin toplumsal eşitsizliklerin azaltılması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, sivil toplum kuruluşlarının bu noktada üstlendiği rolün giderek daha da önemli hale geldiğini ifade etti. Bölgesel Kalkınma İçin Ortak Çalışma Vurgusu Programda söz alan diğer katılımcılar da dağ yöresinin kalkınması için sivil toplum kuruluşları, yerel yöneticiler, iş dünyası ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmalarda özellikle şu başlıklar öne çıktı: Dağ yöresinde istihdamı artıracak projelerin hayata geçirilmesi Gençlerin göç etmesini önleyecek eğitim ve mesleki programların geliştirilmesi Bölgenin kültürel değerlerinin korunması ve tanıtılması Sosyal dayanışma ağlarının güçlendirilmesi Dezavantajlı ailelerin çocuklarına yönelik eğitim desteklerinin artırılması Katılımcılar, dağ yöresinin potansiyelinin doğru planlama ve güçlü dayanışma ile ortaya çıkarılabileceğini dile getirdi. Dayanışma ve Umut Mesajları Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhunu yansıtan iftar programı, bölge insanının ortak sorunlar etrafında bir araya gelmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Program sonunda katılımcılar, dağ yöresinin kalkınması için daha fazla iş birliği yapılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. DEKAV Başkanı Yüksel Yaşar ise yaptığı değerlendirmede, vakfın önümüzdeki dönemde dağ yöresinin kalkınması için daha kapsamlı projeler geliştirmeye devam edeceğini belirterek, “Bu bölge bizim memleketimiz. Gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın eğitimi ve insanlarımızın refahı için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” mesajını verdi. Yoğun katılımla gerçekleşen iftar programı, dağ yöresinin sorunlarına çözüm arayan ve geleceğe dair umut veren önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı.

Türk Dilinin Başkenti Karaman’da İstiklal Marşı’nın Arapça Okunmasına Tepki: “Milli Değerlerin Ruhuyla Bağdaşmıyor” Haber

Türk Dilinin Başkenti Karaman’da İstiklal Marşı’nın Arapça Okunmasına Tepki: “Milli Değerlerin Ruhuyla Bağdaşmıyor”

“İstiklal Marşı Bağımsızlık Mücadelesinin Sembolüdür” Kuruoğlu açıklamasında, İstiklal Marşı’nın yalnızca bir marş olmanın ötesinde Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini simgeleyen tarihi ve kültürel bir miras olduğunu vurguladı. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 12 Mart 1921’de milli marş olarak kabul edilen eserin, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık iradesinin en güçlü sembollerinden biri olduğunu belirten Kuruoğlu, marşın diliyle birlikte anlam kazandığını dile getirdi. Kuruoğlu, “İstiklal Marşı; Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin sembolüdür ve dili de bu mücadelenin taşıyıcısıdır. Bu nedenle marşımızın resmi programlarda aslı olan Türkçe dışında bir dilde okunması, hem marşın ruhuyla hem de programın anlamıyla bağdaşmamaktadır.” ifadelerini kullandı. Karaman Vurgusu: “Türk Dilinin Başkentinde Yapılması Daha da Düşündürücü” Açıklamada özellikle programın Karaman’da gerçekleştirilmiş olmasına dikkat çekildi. Türk dilinin başkenti olarak anılan Karaman’ın, 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey’in yayımladığı ve Türkçeyi resmi dil ilan eden ferman nedeniyle Türk dili tarihinde özel bir yere sahip olduğuna işaret eden Kuruoğlu, bu şehirde böyle bir uygulamanın yapılmasının kamuoyunda daha büyük bir hassasiyet oluşturduğunu belirtti. Kuruoğlu, “Üstelik Türk dilinin başkenti olarak anılan Karaman’da böyle bir uygulamanın yapılmış olması, durumu daha da düşündürücü hâle getirmiştir.” dedi. “Milli Değerlere Daha Fazla Hassasiyet Gösterilmeli” Hür-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, açıklamasında milli sembollerin temsilinde daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. İstiklal Marşı’nın tarihi ve kültürel anlamına uygun şekilde okunmasının önemine dikkat çeken Kuruoğlu, özellikle resmi törenlerde marşın özgün haliyle ve Türkçe olarak okunmasının gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Milli değerlerimizin temsilinde daha hassas davranılması gerektiğini hatırlatıyor; İstiklal Marşı’nın resmi programlarda aslına uygun biçimde ve Türkçe okunmasının gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” ifadeleri yer aldı. Kamuoyunda Tartışma Yarattı Karaman’daki anma programında İstiklal Marşı’nın Arapça okunması sosyal medyada ve çeşitli platformlarda farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bir kesim bu uygulamayı kültürel bir yorum olarak değerlendirirken, birçok kişi ise milli marşın resmi törenlerde yalnızca Türkçe okunması gerektiğini savundu. Uzmanlar, İstiklal Marşı’nın farklı dillere çevrilmesinin akademik veya kültürel çalışmalar kapsamında mümkün olduğunu ancak resmi törenlerde marşın özgün dilinde okunmasının milli sembollerin korunması açısından önemli görüldüğünü ifade ediyor. İstiklal Marşı’nın Tarihsel Önemi Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşı yıllarında milletin bağımsızlık mücadelesini ve özgürlük idealini yansıtan bir eser olarak ortaya çıktı. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilen eser, Türk milletinin ortak hafızasında önemli bir yer tutuyor. Her yıl 12 Mart’ta düzenlenen anma programlarında, Mehmet Akif Ersoy’un hayatı ve eserleri anılırken İstiklal Marşı’nın yazılış süreci ve taşıdığı anlam da çeşitli etkinliklerle anlatılıyor. Karaman’daki programda yaşanan tartışma ise milli marşın dilinin ve temsilinin nasıl olması gerektiğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Kadın Hakları İçin Güçlü Mesaj: Dayanışma Atölyesi’nin Konuğu Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan Oldu Haber

Kadın Hakları İçin Güçlü Mesaj: Dayanışma Atölyesi’nin Konuğu Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan Oldu

Kadınların hukuki haklarını bilmesinin ve bu hakları savunacak örgütlü bir dayanışma ağı kurmasının hayati önem taşıdığı vurgulanan etkinlikte, katılımcılar hem güncel hukuki sorunları hem de Türkiye’de kadınların karşı karşıya kaldığı yapısal eşitsizlikleri kapsamlı şekilde tartışma fırsatı buldu. Etkinliğe ilişkin açıklamalarda bulunan Şebnem Köroğlu, kadın hakları mücadelesinin bugün her zamankinden daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Kadın Hakları Tartışma Değil, Temel Bir İnsan Hakkıdır” Şebnem Köroğlu, kadın haklarının siyasi tartışmaların konusu haline getirilemeyecek kadar temel bir insan hakkı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kadınların yaşam hakkı, eşit yurttaşlık hakkı ve adalet talebi pazarlık konusu yapılamaz. Kadın hakları bir lütuf değil, anayasal ve evrensel bir haktır. Bugün hâlâ kadınların şiddete, ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kaldığı bir ülkede yaşıyorsak, bu hepimizin sorumluluğunu büyüten bir gerçektir. Bu nedenle kadınların yalnız olmadığını göstermek, haklarını öğrenmelerini sağlamak ve dayanışmayı büyütmek zorundayız.” Köroğlu, kadınların haklarını bilmesinin sadece bireysel değil toplumsal bir dönüşümün de anahtarı olduğunu belirterek, kadınların hukuki bilgiye erişiminin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan’dan Çarpıcı Değerlendirmeler Dayanışma Atölyesi’nin konuğu olan hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan, kadın hakları alanındaki hukuki düzenlemeler, uygulamada yaşanan sorunlar ve kadınların adalet arayışında karşılaştığı engeller üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Özcan konuşmasında özellikle şu başlıklara dikkat çekti: Kadına yönelik şiddet davalarında hukuki süreçler Kadınların çalışma hayatında karşılaştığı hak ihlalleri Boşanma ve nafaka süreçlerinde yaşanan hukuki sorunlar Kadınların hukuki haklarını savunurken karşılaştıkları toplumsal baskılar Özcan, kadınların hukuki haklarını öğrenmesinin ve bu hakları savunacak dayanışma ağlarının güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, “Hak bilinmeden savunulamaz. Kadınların hukuk bilgisini artırmak aynı zamanda toplumun adalet bilincini güçlendirmektir” dedi. “Kadınların Sessiz Kalması Bekleniyor Ama Biz Susmayacağız” Şebnem Köroğlu ise konuşmasında kadınların toplumda sıklıkla sessiz kalmaya zorlandığını belirterek çok net mesajlar verdi. Köroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kadınlardan çoğu zaman susmaları, kabullenmeleri ve geri çekilmeleri bekleniyor. Ama biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Kadınlar hayatın her alanında var ve var olmaya devam edecek. Eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinden geri adım atmayacağız.” Kadınların yalnız olmadığını göstermek için dayanışma ağlarını büyütmeye devam edeceklerini belirten Köroğlu, kadınların örgütlü mücadelesinin toplumsal dönüşümün en güçlü motoru olduğunu söyledi. “Kadınların Güçlenmesi Toplumun Güçlenmesidir” Kadın hakları mücadelesinin yalnızca kadınların değil tüm toplumun meselesi olduğunu ifade eden Köroğlu, şu sözlerle açıklamasını sürdürdü: “Kadınların güçlendiği bir toplum aynı zamanda daha adil, daha demokratik ve daha özgür bir toplumdur. Kadınların eşit yurttaşlık talebini bastırmaya çalışan anlayışlara karşı dayanışmayı büyütmek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki kadınlar susturuldukça toplum zayıflar, kadınlar güçlendikçe toplum güçlenir.” “Dayanışma Büyüyecek” CHP Nilüfer İlçe Kadın Kolları tarafından düzenlenen Kadın Hakları Dayanışma Atölyesi, katılımcıların soru ve görüşleriyle interaktif bir şekilde devam etti. Kadınların günlük yaşamda karşılaştıkları hukuki sorunlar üzerine yapılan değerlendirmeler, etkinliğin en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Şebnem Köroğlu, bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınların yalnız olmadığını, haklarını öğrenebileceğini ve dayanışma içinde güçlenebileceğini göstermek için çalışmalarımızı büyüterek sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadınların eşitlik mücadelesi yalnızca bugünün değil, geleceğin de meselesidir.” Etkinlik, kadınların hak mücadelesinde dayanışmanın ve bilginin en güçlü araçlar olduğunun bir kez daha altını çizdi.

Flyadeal: Bursa'dan uçmaya hazırız, Bursa hazır mı? Haber

Flyadeal: Bursa'dan uçmaya hazırız, Bursa hazır mı?

Haber: Osman Özmatara Suudi Arabistan merkezli hava yolu şirketi Flyadeal, Bursa’dan yeni uçuşlar başlatmak için hazırlanıyor. Bursa’da düzenlenen iftar programında basın mensupları ve turizm sektörü temsilcileri bir araya gelerek planlanan uçuşları değerlendirdi. Programda özellikle Bursa Yenişehir Havalimanı’nın havacılık potansiyeline dikkat çekildi. Flyadeal Ülke Müdürü Arda Icıl, Bursa’nın güçlü bir yolcu potansiyeline sahip olduğunu belirterek kentte belediye yetkilileri ve TÜRSAB temsilcileriyle görüşmeler yaptıklarını söyledi. Icıl, filolarında 45 adet Airbus tipi uçak bulunduğunu, her uçağın 186 yolcu kapasitesine sahip olduğunu ve şirketin 61 rota ile 35 destinasyona günlük ortalama 210 uçuş gerçekleştirdiğini ifade etti. Ayrıca şirketin yüzde 91,6 zamanında kalkış oranına sahip olduğunu vurguladı. Dominik Cumhuriyeti Bursa Fahri Konsolosu ve Festival Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aydoğdu ise Bursa’dan uçuşların başlamasının şehir için büyük önem taşıdığını belirterek Bursa’nın kendi havalimanına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Aydoğdu, Bursa Yenişehir Havalimanı’nın “Bursa Havalimanı” adıyla anılması için girişim başlattıklarını belirtti. Programda ayrıca, Bursa’dan uçuşların artması için turizm acenteleri, kurumlar ve medya arasında iş birliğinin önemine dikkat çekilirken, kamuoyuna “Köprüden geçme, Bursa’dan uç” sloganıyla destek çağrısı yapıldı. ✈️

YDKBD BURSA ŞUBESİ’NDE ESRA İNHANLI GÜVEN TAZELEDİ Haber

YDKBD BURSA ŞUBESİ’NDE ESRA İNHANLI GÜVEN TAZELEDİ

Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Derneği (YDKBD) Bursa Şubesi’nin 13. Olağan Genel Kurulu, Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu genel kurulda mevcut başkan Esra İnhanlı, tek liste ile gidilen seçimde yeniden başkan seçilerek güven tazeledi. Genel kurulun divan başkanlığını Ahmet Gönüllü üstlenirken, divan başkan yardımcılığı görevini Mevlüt Kars, divan katipliğini ise Oktay Altun yaptı. Genel kurula YDKBD Genel Başkanı Ramazan Fırat Toraman, YDKBD İstanbul Şube Başkanı Mustafa Musab Çiçek’in yanı sıra çok sayıda dernek üyesi katıldı. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ve gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından başladı. Toplantıda faaliyet raporu ve mali rapor başta olmak üzere gündem maddeleri görüşülerek üyelerin oylarına sunuldu. Yapılan oylamaların ardından seçim sürecine geçildi. Tek liste ile gerçekleştirilen seçimde üyelerin desteğini alan mevcut başkan Esra İnhanlı, yeniden YDKBD Bursa Şube Başkanlığı görevine seçildi. YDKBD Bursa Şube Başkanı Esra İnhanlı, genel kurulun ardından yaptığı teşekkür konuşmasında, kendisine yeniden görev tevdi eden tüm üyelere teşekkür ederek, gösterilen güvenin kendileri için önemli bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Yeni dönemde de birlik ve dayanışma içerisinde çalışmayı sürdüreceklerini belirten İnhanlı, yapı denetim mesleğinin saygınlığını ve itibarını korumaya yönelik çalışmaların öncelikleri arasında yer aldığını vurguladı. Meslektaşların karşı karşıya kaldığı sorunların çözümü için ilgili kurum ve kuruluşlarla güçlü bir iletişim içerisinde olacaklarını dile getiren İnhanlı, genel kurula katılım sağlayan tüm üyelere ve destek veren paydaşlara teşekkür etti. YDKBD Bursa Şubesi’nde oluşan yeni yönetimde şu isimler yer aldı: Yönetim Kurulu Asil Üyeler: Esra İnhanlı, Serdal Aktaş, Cünyet Adıyaman, Yusuf Çaycı, Sena Akerdem, Nuri Avcı, Ramazan Beyaztaş Yönetim Kurulu Yedek Üyeler: Cumali Erseçkin, Taner Orman, Semra Kaya, Harun Bekil, Fatih Köse, Burak Aydın, Kübra Aleyna Madenci

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.