Hava Durumu

#Plansızlık

Gürsu Haber - Plansızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Plansızlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mehmet Hasanoğlu’ndan Bursa’da Su Krizi Üzerinden Sert Çıkış: “Gerçekleri Çarpıtmayın, Halkın Hafızasıyla Oynamayın” Haber

Mehmet Hasanoğlu’ndan Bursa’da Su Krizi Üzerinden Sert Çıkış: “Gerçekleri Çarpıtmayın, Halkın Hafızasıyla Oynamayın”

Geçmiş dönem İYİ Parti Bursa İl Başkanı Mehmet Hasanoğlu, Bursa’da yaz aylarında yeniden gündeme gelmesi beklenen su tartışmaları üzerinden çok sert açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda oluşabilecek algılara karşı “şimdiden gerçekleri konuşmak gerekiyor” diyen Hasanoğlu, özellikle su kesintileri ve baraj yatırımları üzerinden yürütülebilecek siyasi söylemlere sert sözlerle yüklendi. Hasanoğlu, Bursa’da önümüzdeki süreçte sıkça duyulacağını öne sürdüğü “AKP geldi, Bursa’da su kesintileri bitti” şeklindeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını savunarak, susuzluk riskinin ortadan kalkmasının nedeninin siyasi değişim değil, doğa koşulları ve yıllardır geciktirilen altyapı projeleri olduğunu ifade etti. “Bursa Bu Yıl Yağıştan Nasibini Aldı” Açıklamasında kış ve bahar aylarında yaşanan yağışlara dikkat çeken Hasanoğlu, Bursa’nın bu yıl su kaynakları açısından avantajlı bir dönem geçirdiğini belirtti. Kentin kar ve yağmur bakımından yeterli seviyede beslenmiş durumda olduğunu vurgulayan Hasanoğlu, baraj doluluk oranlarının da kritik seviyelerin üzerine çıktığını söyledi. Basına yansıyan görüntülerde bazı baraj kapaklarının açılarak kontrollü tahliye yapıldığını hatırlatan Hasanoğlu, bunun mevcut su rezervlerinin yüksek seviyelere ulaştığının göstergesi olduğunu kaydetti. “Bursa halkı bu yıl büyük olasılıkla susuzluk çekmeyecek” diyen Hasanoğlu, ancak bunun siyasi propagandaya malzeme yapılmaması gerektiğini dile getirdi. “Asıl Neden Çınarcık Suyunun Bursa’ya Ulaşacak Olmasıdır” Hasanoğlu, su krizinin önüne geçilmesindeki en temel etkenin Çınarcık Barajı kaynaklı suyun Bursa’ya ulaştırılacak olması olduğunu belirtti. Yıllardır konuşulan ancak tamamlanamayan projelerin nihayet devreye alınmasının etkili olacağını savunan Hasanoğlu, kamuoyuna şu mesajı verdi: “Eğer bu yaz Bursa’da musluklardan su akacaksa, bunun sebebi sloganlar değil, gecikmiş yatırımların sonunda tamamlanmasıdır.” “20 Yıllık Yerel İktidarda Yapılmayanlar Şimdi Bitiriliyor” Açıklamasının en sert bölümünde geçmiş yerel yönetimleri hedef alan Hasanoğlu, 20 yıllık AK Parti belediyeciliği döneminde Bursa’nın en temel altyapı sorunlarından birinin çözümsüz bırakıldığını ileri sürdü. Eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanları Recep Altepe ve Alinur Aktaş dönemlerinde, Çınarcık Barajı’ndan Bursa’ya su taşıyacak izale hatlarının döşenmediğini ve Batı Arıtma Tesisi’nin tamamlanmadığını savunan Hasanoğlu, bugün gelinen noktada bu projelerin bitirilerek 2026 Haziran ayında devreye alınmasının konuşulduğunu söyledi. “Yıllarca yapılmayan işlerin bugün tamamlanıyor olması, geçmiş ihmalleri ortadan kaldırmaz” ifadelerini kullanan Hasanoğlu, Bursa halkının yaşadığı mağduriyetin unutulmaması gerektiğini belirtti. “Kredi 2022’de Bulunduysa Neden Hemen Başlanmadı?” Projelerin finansmanı konusunda da dikkat çeken sorular yönelten Hasanoğlu, sıkça dile getirilen “dış kaynaklı kredi Alinur Aktaş döneminde bulundu” savunmasına karşı çıktı. Bu bilginin doğru olabileceğini ifade eden Hasanoğlu, asıl sorulması gereken meselenin finansman değil, uygulama süreci olduğunu belirterek şu soruları gündeme taşıdı: Kredi 2022 yılında bulunduysa neden projeye hemen başlanmadı? Neden iki yıl içinde çalışmalar tamamlanmadı? Neden Bursa halkının geçen yıl yaşadığı su sıkıntısının önüne geçilmedi? Neden çalışmaların startı 2023 Kasım ayında, seçim sürecine girilirken verildi? Hasanoğlu, tüm bu gelişmelerin kamuoyunda “seçim yatırımı” tartışmalarını beraberinde getirdiğini savundu. “Geçen Yıl Yaşanan Çile Unutulmasın” Bursa’da geçtiğimiz dönem yaşanan su kesintilerini hatırlatan Hasanoğlu, zamanında harekete geçilmiş olsaydı vatandaşların ciddi mağduriyet yaşamayacağını söyledi. Kuraklıkla birleşen plansızlık ve gecikmiş yatırımlar nedeniyle binlerce hanenin zor günler geçirdiğini vurgulayan Hasanoğlu, “Bursa halkı geçen yıl büyük bir sınav verdi. Bu yaşananlar hafızalardan silinmemeli” dedi. “Algı Operasyonuna Karşı Şimdiden Uyarıyorum” Açıklamasının sonunda kullandığı ifadelerle dikkat çeken Hasanoğlu, kendisini “şeytanın avukatı” olarak tanımlayarak, kamuoyunu önceden uyarmak istediğini belirtti. Nasreddin Hoca’nın “testi kırılmadan verilen ders” hikâyesine atıfta bulunan Hasanoğlu, yaz aylarında ortaya çıkabilecek siyasi propaganda diline karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Bugün uyarıyorum ki yarın gerçekler çarpıtılmasın. Su meselesi propaganda konusu değil, Bursa’nın hayati meselesidir” diyen Hasanoğlu, su yönetiminde kalıcı çözümler, bilimsel planlama ve zamanında yatırım çağrısında bulundu. Bursa’da Su Tartışması Yeniden Alevlenebilir Hasanoğlu’nun açıklamaları, yaz ayları yaklaşırken Bursa’da su yönetimi, altyapı yatırımları ve geçmiş dönem belediyeciliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kentte baraj doluluk oranları yüksek seyretse de, suyun sürdürülebilir yönetimi ve yatırımların zamanlaması konusundaki siyasi polemiklerin önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.

Orhangazi’de Terminal Üzerinden Yeni Cephe! Haber

Orhangazi’de Terminal Üzerinden Yeni Cephe!

Demokrat Parti’nin Bursa teşkilatından, Büyükşehir Belediyesi’nin Orhangazi’de yürüttüğü uygulamalara yönelik sert bir çıkış geldi. İlçe Başkanı Baki Bekar ve İl Başkanı Ali Kamil Goral, özellikle Orhangazi Terminali üzerinden yürütülen süreci “plansızlık, öngörüsüzlük ve sürekli değişen kararlar zinciri” olarak nitelendirerek, Büyükşehir bürokratlarını ağır sözlerle eleştirdi. “Orhangazi yazboz tahtasına çevrildi” İlçe Başkanı Baki Bekar, Orhangazi’de hayata geçirilen projelerde istikrar sorunu yaşandığını savunarak, özellikle terminal projesinin yıllardır netlik kazanamamasını sert ifadelerle eleştirdi. Bekar, “Orhangazi adeta bir yazboz tahtasına çevrildi. Her gelen bürokrat, her değişen yönetim anlayışıyla birlikte yeni bir plan ortaya koyuyor, ancak hiçbiri kalıcı ve sürdürülebilir olmuyor. Bunun en somut örneği ise terminal meselesidir” dedi. Terminalin konumu, kapasitesi ve kullanım modeliyle ilgili defalarca farklı senaryoların gündeme getirildiğini belirten Bekar, bu durumun hem vatandaşta hem de esnafta ciddi bir güvensizlik yarattığını ifade etti. “Bir gün başka bir proje açıklanıyor, birkaç ay sonra tamamen farklı bir planla karşılaşıyoruz. Bu kadar yüksek dozda bir ‘yap-boz yönetimi’ kabul edilemez” sözleriyle tepkisini dile getirdi. “Bürokratlar sahadan kopuk” Bekar, eleştirilerinin odağında Büyükşehir Belediyesi bürokratlarının olduğunu açıkça belirterek, alınan kararların yerel dinamiklerden uzak olduğunu savundu. “Masada çizilen projelerle bu şehir yönetilemez. Orhangazi’nin gerçek ihtiyaçlarını bilmeden, esnafın, vatandaşın beklentisini dinlemeden yapılan her plan başarısız olmaya mahkûmdur” dedi. Terminalin sadece bir ulaşım noktası olmadığını, aynı zamanda ilçe ekonomisi için kritik bir merkez olduğunu vurgulayan Bekar, yanlış planlamaların ticari hayatı da olumsuz etkilediğini söyledi. İl Başkanı Goral: “Bu anlayışla çözüm üretilemez” Demokrat Parti İl Başkanı Ali Kamil Goral da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Büyükşehir yönetimine yönelik eleştirilerin dozunu daha da yükseltti. Goral, Orhangazi’deki terminal sürecinin Bursa genelindeki yönetim anlayışının bir yansıması olduğunu savunarak, “Bugün Orhangazi’de yaşananlar, aslında Büyükşehir’in genel yönetim zaafının bir sonucudur. Sürekli değişen projeler, belirsizlikler ve plansızlık artık kronik hale gelmiştir” ifadelerini kullandı. Goral, kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığını da öne sürerek, “Her yeni plan, beraberinde yeni bir maliyet getiriyor. Bu da doğrudan vatandaşın cebinden çıkan paranın heba edilmesi anlamına geliyor. Bu savurganlığa kimse sessiz kalmamalı” dedi. “Terminal meselesi çözümsüz bırakılıyor” Her iki isim de Orhangazi Terminali’nin yıllardır çözüme kavuşturulamamasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Terminalin modernize edilmesi ya da yeniden konumlandırılması konusunda net ve kararlı bir adım atılması gerektiğini belirten Demokrat Parti temsilcileri, mevcut belirsizliğin hem ulaşım hizmetlerini aksattığını hem de ilçe imajına zarar verdiğini ifade etti. “Orhangazi sahipsiz değil” Açıklamalarının sonunda hem Bekar hem de Goral, Orhangazi’nin sahipsiz olmadığını ve sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Yetkililere çağrıda bulunan parti yöneticileri, “Artık laf değil, icraat zamanı. Orhangazi halkı netlik istiyor, çözüm istiyor. Bürokratik karmaşayla vakit kaybedecek sabrımız kalmadı” diyerek tepkilerini dile getirdi. Demokrat Parti cephesinden gelen bu sert açıklamaların ardından, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin konuya ilişkin nasıl bir yanıt vereceği merak konusu oldu.

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?” Haber

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?”

İbrahim Hacıoğlu Sert Çıktı: “Vatandaşın Barakasını Yıkıp Plansızlığı Gizleyemezsiniz!” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa ve çevresinde köy statüsünden mahalleye dönüşen alanlarda yaşanan yıkımlara sert sözlerle tepki gösterdi. Mudanya başta olmak üzere Bursa’nın 5 ilçesinde kırsal alanlarda bulunan tek katlı yapılar ve barakaların yıkılmaya devam ettiğini belirten Hacıoğlu, “Devlet vatandaşına çözüm üretmek yerine kepçe gönderiyor” diyerek adeta ateş püskürdü. Son dönemde yürürlüğe giren sıkı denetimler ve imar kuralları, kırsalda kendi toprağına küçük bir yapı yapmak isteyen vatandaş için neredeyse imkânsız hale geldi. Yeni düzenlemelere göre artık bir tarlaya yapı yapılabilmesi için: Minimum 5.000 metrekare arsa Yola cephe zorunluluğu Maksimum %5 yapılaşma ve 250 m² sınırı En fazla 2 kat ve 6.5 metre yükseklik Parsel sınırına 5 metre, yola 10 metre mesafe Ruhsat ve zemin etüdü zorunluluğu gibi ağır şartlar aranıyor. Üstelik bu kurallar prefabrik ve tiny house dahil tüm yapılar için geçerli. Hacıoğlu bu tabloyu şu sözlerle hedef aldı: “Vatandaşın üç kuruşluk tarlasına koyduğu tiny house’a bile tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. ‘Kimse karışmaz’ denilen dönem bitti, şimdi herkesin kapısında yıkım tehdidi var.” “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Plansızlık!” 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Hacıoğlu, asıl sorunun bu dönüşüm sonrası yapılmayan planlamalar olduğunun altını çizdi: “Köylerin tüzel kişiliğini kaldırdınız, yetkileri belediyelere devrettiniz ama gerekli imar planlarını yapmadınız. Şimdi bunun faturasını vatandaşa kesiyorsunuz. Bu kabul edilemez.” Türkiye genelinde hâlâ tamamlanmayan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının büyük bir boşluk yarattığını vurgulayan Hacıoğlu, tarım alanları ve kırsal yerleşimlerin plansız bırakıldığını ve bu nedenle milyonlarca yapının “kaçak” durumuna düştüğünü söyledi. Lavc59.13.101 “İmar Barışıyla Para Topladılar, Şimdi Belgeleri İptal Ediyorlar!” 2018’de çıkarılan İmar Barışı kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete başvurarak Yapı Kayıt Belgesi aldığını hatırlatan Hacıoğlu, bugün gelinen noktayı “büyük bir güven krizi” olarak tanımladı: “Vatandaş devlete güvendi, parasını ödedi, yapısını kayıt altına aldı. Şimdi dönüp o belgeleri iptal etmeye başlıyorsunuz. Bu düpedüz kazanılmış hakkın gaspıdır.” “Yıkılan Sadece Ev Değil, Bir Hayat!” Pandemi sonrası kırsala yönelen vatandaşların kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığını belirten Hacıoğlu, yapılan yıkımların sadece fiziki değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı: “Bugün yıkılan sadece dört duvar değil. Bir ailenin emeği, hayali, geleceği yerle bir ediliyor. İnsanları borca sokup sonra evlerini başlarına yıkıyorsunuz.” “11 Milyon Yapı Çözüm Bekliyor!” Sorunun artık bireysel değil, toplumsal bir krize dönüştüğünü belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyon bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesi beklediğini açıkladı. “TBMM Derhal Harekete Geçmeli!” Hacıoğlu, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele artık görmezden gelinecek bir konu değil. TBMM, ilgili komisyonlar, akademisyenler ve şehircilik uzmanları derhal harekete geçmeli. Yıkım politikalarıyla bir yere varamazsınız.” “Çözüm Yıkım Değil, Yeni Yapı Kayıt Düzenlemesi!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık: yeni bir yapı kayıt düzenlemesi. Bu düzenleme ile: Devlet milyarlarca lira gelir elde edecek Belediyeler vergi ve harç kazanacak Vatandaşın evi yıkılmadan kayıt altına alınacak Plansızlık yerine denetimli sistem kurulacak Devlet-vatandaş güveni yeniden sağlanacak “VATANDAŞA KEFEN DEĞİL, ÇÖZÜM VERİN!” İbrahim Hacıoğlu açıklamasını sert bir mesajla noktaladı: “Vatandaşın evine kepçe göndermek kolay. Zor olan adil bir sistem kurmak. Eğer gerçekten çözüm istiyorsanız, yıkımı durdurun ve insanların yaşam hakkına saygı gösterin. Bu ülkenin insanı kendi toprağında kaçak değil, ev sahibi olmak istiyor!”

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma! Haber

Gündemine Odaklan! Topu Taca Atma!

Geçmiş dönem CHP Gürsu İlçe Başkanı Cavit Kaya, sert ifadelerle yaptığı açıklamada Gürsu’nun kaybedilen yıllarının hesabını sordu. Kaya’nın hedefinde ise Gürsu belediye Başkanı Mustafa Işık vardı. Kaya, açıklamasında Gürsu’nun yıllardır süren plansızlık, yanlış imar politikaları ve tutulmayan sözler nedeniyle adeta geriye götürüldüğünü vurgulayarak şu soruyu gündeme taşıdı: “Gürsu’da kaybedilen yılların bedelini 106 bin vatandaş mı ödeyecek?” Açıklamanın en sert bölümü ise imar politikalarına yönelikti. Kaya, Gürsu’da “korunması gereken alanların” imara açıldığını iddia ederek, bunun yalnızca şehir estetiğini değil, aynı zamanda çevresel dengeleri de geri dönülmez şekilde tahrip ettiğini dile getirdi. Özellikle plansız büyümenin ilçeyi betonlaşmaya sürüklediğini savunan Kaya, bu sürecin hesabının verilmesi gerektiğini söyledi. Büyükşehir üzerinden yürütülen “su faturası” tartışmalarına da değinen Kaya, bu konunun bir “gündem saptırma aracı” olarak kullanıldığını öne sürdü. Ona göre asıl mesele, Gürsu’nun kendi içinde yaşadığı yönetim zafiyeti ve yerine getirilmeyen vaatlerdi. Kaya, “Mustafa Işık mecliste şov yapmayı bırakın, önce Gürsu’da yaptıklarınızın ve yapmadıklarınızın hesabını verin” diyerek eleştirilerini daha da sertleştirdi. Gerçekleşmeyen vaatler mercek altında Kaya’nın açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise seçim döneminde verilen ancak hayata geçirilmeyen projeler oldu. Gürsu’da altyapıdan ulaşıma, sosyal alanlardan kentsel dönüşüme kadar birçok başlıkta somut ilerleme sağlanamadığını ifade eden Kaya, şu noktaların altını çizdi: Kentsel dönüşüm projeleri beklenen hızda ilerlemedi, riskli yapılar hâlâ çözüm bekliyor. Ulaşım ve trafik sorunları kronik hale geldi, alternatif çözümler üretilemedi. Yeşil alan ve sosyal donatı projeleri vaat edilmesine rağmen sınırlı kaldı. İmar planları şeffaflık tartışmalarının odağında yer almaya devam etti. Kaya’ya göre bu tablo, yalnızca bir yönetim eksikliği değil, aynı zamanda “stratejik bir başarısızlık.” Gürsu’nun potansiyelinin doğru kullanılmadığını savunan Kaya, ilçenin plansız kararlarla yıllar kaybettiğini ifade etti. “Artık hesap verme zamanı” Açıklamasının sonunda Kaya, Gürsu halkının yaşananları unutmayacağını belirterek, sürecin siyasi ve toplumsal olarak takipçisi olacaklarını söyledi. Sert tonunu koruyan Kaya, “Gürsu halkı günü geldiğinde kimin ne yaptığını da neyi yapmadığını da sandıkta gösterecek” diyerek sözlerini tamamladı. Bu açıklama, Gürsu’da yerel yönetim tartışmalarını yeniden alevlendirirken, gözler şimdi eleştirilerin muhataplarından gelecek yanıtlara çevrildi.

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde “Su Faturası” Krizi: Tartışma Kavgaya Dönüştü, Gözler Yönetimde Haber

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde “Su Faturası” Krizi: Tartışma Kavgaya Dönüştü, Gözler Yönetimde

Bursa’da artan su faturaları ve kalem kalem şişirilen bedeller, Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde sert tartışmalara yol açtı. Evsel atık toplama bedeli, katı atık bertaraf bedeli ve çöp vergisinin faturalar üzerinden vatandaşa yansıtılmasıyla birlikte büyüyen tepkiler, meclis kürsüsünden taşarak fiziki gerilime kadar ulaştı. Tartışmaların kısa sürede kavgaya dönüşmesi, kentteki yönetim krizini bir kez daha gözler önüne serdi. Yaşanan gelişmelere ilişkin çok sert bir açıklama yapan emekli TSK personeli Sadettin Uzluk, yaşananları “yönetim zaafının kaçınılmaz sonucu” olarak nitelendirdi. Uzluk, artan maliyetlerin temelinde plansızlık ve çözüm üretmeyen anlayışın yattığını belirterek, doğrudan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e yüklendi. “Faturayı Şişiren Sizsiniz, Bedelini Vatandaş Ödüyor” Uzluk, su faturalarının yalnızca tüketim bedelinden ibaret olmadığını, içerisine eklenen çok sayıda kalemin fiyatları katladığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Evsel atık toplama, katı atık bertaraf ve çöp vergisi adı altında kalem kalem yük bindiriyorsunuz. İlçe belediyeleri üzerinden vatandaşa uzatılan bu fatura, artık tahammül sınırlarını aşmıştır. Mecliste çıkan kavga da bunun sonucudur. Sorunun kaynağı sizsiniz.” “Bir Yıl Oyaladınız, Tek Bir Adım Atmadınız” Uzluk, 12 Nisan 2025 tarihinde düzenlenen büyük çiftçi buluşmasında bizzat teslim ettiği “Proliz Katı Atık Bertaraf Projesi”ni gündeme getirerek belediye yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Söz konusu projenin tamamen yerli ve milli imkanlarla, belediye bütçesinden tek kuruş çıkmadan “yap-işlet-devret” modeliyle hayata geçirilebileceğini belirten Uzluk, sürecin bilinçli şekilde sürüncemede bırakıldığını ifade etti: “Sayın Başkan, projeyi size elden teslim ettim. ‘İlgileneceğiz’ dediniz. Ardından yardımcılarınızla görüştük, söz verdiler. Ama aradan neredeyse bir yıl geçti. Ne ikinci bir toplantı var, ne bir geri dönüş. Bu, ihmal değil; açık bir ilgisizliktir.” “Bursa Çöpe, Kokuya ve İsrafa Mahkûm Ediliyor” Uzluk’un açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri ise Bursa’nın çöp yönetimi oldu. Mevcut sistemin hem çevresel hem ekonomik açıdan büyük bir yük oluşturduğunu belirten Uzluk, özellikle Hamitler bölgesine dikkat çekti: “Bahar geliyor. Hamitler çöplüğü dolmak üzere. Yine kokular yayılacak. Emek, Bağlarbaşı, Yunuseli, Akpınar, Balat… Hepsi bu çilenin bedelini ödeyecek. Bu mu sizin çevre yönetiminiz?” Her gün binlerce kamyon çöpün İnegöl’deki vahşi depolama sahasına taşındığını hatırlatan Uzluk, bu sürecin ciddi bir yakıt israfına yol açtığını ve bu maliyetin dolaylı olarak yine vatandaşa yüklendiğini vurguladı. “Çözüm Masadaydı Ama Görmezden Gelindi” Uzluk, Proliz projesinin hayata geçirilmesi durumunda Bursa’nın hem ekonomik hem çevresel açıdan büyük kazanımlar elde edeceğini belirtti. Projenin sağlayacağı faydaları ise şu sözlerle sıraladı: Çöpün İnegöl’e taşınmasına gerek kalmayacak, lojistik maliyetler düşecekti. Atıklardan elektrik enerjisi üretilecek ve satılarak belediyeye gelir sağlanacaktı. Ortaya çıkan kül, gübreye dönüştürülerek çiftçiye ücretsiz verilebilecekti. Kanalizasyon arıtma çamurları aynı sistemle bertaraf edilerek çevre yükü azaltılacaktı. “Bu proje hayal değil, gerçeğin ta kendisidir” diyen Uzluk, belediye yönetiminin yerli çözümler yerine yönünü başka arayışlara çevirdiğini ima ederek şu sert çıkışı yaptı: “Yurt dışında çözüm aramayı bırakın. Bu milletin evlatlarının ürettiği projeye dönüp bakın. Ama siz bakmadınız. Bakmadığınız için bugün mecliste kavga var, sokakta tepki var, faturada zulüm var.” “Bu Kavga Tesadüf Değil, Yönetim Krizinin Sonucu” Mecliste yaşanan fiziki gerilimi de değerlendiren Uzluk, bunun münferit bir olay olmadığını, aksine biriken sorunların patlaması olduğunu ifade etti: “Dün mecliste kapıştılar. Çünkü sorun büyüdü, çözüm yok. Yönetim yok. Plan yok. Vizyon yok. Sonuç: kavga, gürültü ve faturayı ödeyen bir halk.” “Bursa Sahipsiz Değil” Açıklamasının sonunda Bursa kamuoyuna seslenen Uzluk, bu sürecin takipçisi olacağını vurgulayarak sert mesajını şu sözlerle noktaladı: “Bu şehir sahipsiz değil. Bursa’yı çöpe, kokuya ve pahalı faturaya mahkûm eden anlayışla mücadele edeceğiz. Görmezden geldiğiniz her proje, büyüttüğünüz her sorun olarak karşınıza çıkmaya devam edecek.”

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış: Haber

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış:

“Tahtakale Köylü Pazarı Sözleri Havada Kaldı, Osmangazi Üreticisi İki Buçuk Yıldır Çile Çekiyor” Bursa’nın en köklü yerleşim alanlarından biri olan Tahtakale Mahallesi, yalnızca bir semt değil, aynı zamanda Bursa’nın ticari ve kültürel hafızasının önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Mahallede bulunan ve yapımı 15. yüzyılın başlarına kadar uzanan, anıtsal yapı olarak tescillenmiş Tahtakale – Yoğurt Hanı ya da Bayezid Paşa Hanı, yüzyıllar boyunca Bursa’nın ticari hayatına yön veren önemli merkezlerden biri olmuştur. Bugün ise bu tarihi mirasın çok küçük bir bölümü ayakta kalabilmiş durumdadır. Buna rağmen hanın iç avlusu ve çevresi, yaklaşık 150 yıldır çevre köylerden gelen üreticilerin ürünlerini sattığı “Tahtakale Köylü Pazarı” geleneğini yaşatan önemli bir merkez olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak son iki buçuk yıldır bu köklü geleneğin fiilen ortadan kalktığını vurgulayan Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, konuyla ilgili yaptığı kapsamlı açıklamada Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne sert uyarılarda bulundu. Demir, Tahtakale Köylü Pazarı’nın sadece bir pazar yeri olmadığını, Bursa kırsalının emeğinin şehirle buluştuğu tarihi bir ekonomik ve sosyal merkez olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tahtakale Köylü Pazarı, yalnızca alışveriş yapılan bir alan değildir. Bu pazar, Uludağ’ın arka yüzündeki köylerde üretim yapan çiftçilerimizin emeğinin, alın terinin ve üretim kültürünün Bursa halkıyla buluştuğu tarihi bir köprüdür. Yaklaşık 150 yıllık bir üretim geleneği, bugün maalesef plansızlık ve ilgisizlik nedeniyle kesintiye uğramıştır.” “Söz Verildi Ama Hâlâ Çivi Çakılmadı” İsmail Demir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın Cuma ziyaretleri kapsamında Tahtakale Mahallesi’nde yaptığı açıklamada Köylü Pazarı’nın yeniden eski haline getirileceği yönünde söz verdiğini, ancak aradan geçen zamana rağmen sahada somut hiçbir adım atılmadığını söyledi. Demir, sözlerini şu sert ifadelerle sürdürdü: “Sayın Belediye Başkanı mahalle ziyaretinde Tahtakale Köylü Pazarı’nın yeniden düzenleneceğini ve çalışmaların kısa sürede başlayacağını kamuoyuna duyurdu. Ancak aradan geçen süreye rağmen ortada ne bir proje, ne bir temel, ne de çakılmış tek bir çivi vardır. Bu durum, hem Tahtakale halkını hem de kırsaldaki üreticileri büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır.” “Osmangazi’nin Kırsal Üreticisi Sokakta Kaldı” Demir’e göre yaşanan sorun yalnızca Tahtakale ile sınırlı değil. Osmangazi’nin kırsal mahallelerinde üretim yapan çiftçiler, ürünlerini satabilecekleri düzenli ve yasal bir pazar alanı bulamadıkları için ciddi sıkıntılar yaşıyor. “Uludağ’ın arka yamaçlarındaki köylerde yaşayan üreticilerimiz, yıllardır yetiştirdikleri sebzeyi, meyveyi, süt ürünlerini Bursa halkına ulaştırmak için büyük emek veriyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada Osmangazi’de üreticinin ürününü doğrudan satabileceği büyük ve düzenli bir köylü pazarı bulunmamaktadır.” Demir, üreticilerin çaresizlik içinde sokak aralarında, cami önlerinde veya pazar yerlerinin çevresinde satış yapmaya çalıştığını, ancak bu durumun da zabıta müdahaleleriyle sonuçlandığını ifade etti. “Üretici malını satacak yer bulamayınca mecburen sokak aralarında satış yapmaya çalışıyor. Ancak Osmangazi Zabıtası bu satışlara izin vermiyor. Tespit edildiğinde üreticinin mallarına el konuluyor ve ağır cezalar kesiliyor. Bu tablo kabul edilebilir değildir.” “Sorun Ceza Kesmekle Değil, Çözüm Üretmekle Biter” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, üreticilere yönelik bu yaklaşımın sorunu çözmek yerine daha da büyüttüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Üreticinin malına el koymak, ceza yazmak, zabıta baskısı uygulamak çözüm değildir. Çözüm; üreticiye yer göstermek, altyapı sağlamak ve üreticinin emeğini tüketiciyle buluşturacak sistemleri kurmaktır. Üretici kaçak satış yapmak istemiyor. Tam tersine belediyenin gösterdiği, izin verdiği, kayıtlı ve düzenli alanlarda satış yapmak istiyor.” “Osmangazi’ye Büyük Bir Üretici Pazarı Şart” Demir, Osmangazi gibi Bursa’nın en büyük ilçelerinden birinde modern ve büyük bir üretici pazarının olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. “Osmangazi gibi köklü bir ilçeye büyük bir köylü pazarı yakışır. Bu yalnızca ticari bir alan değil, aynı zamanda yerel üretimin desteklenmesi, kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi ve vatandaşın sağlıklı gıdaya aracısız ulaşması açısından stratejik bir projedir.” “STK’larla Ortak Proje Yapılabilir” Demir, bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılabileceğini belirterek başarılı örnekleri hatırlattı. “Bursa’da bunun başarılı örnekleri vardır. Yıllar önce Nilüfer Belediyesi ile DAĞDER Nilüfer Şubesi iş birliğiyle Çamlıca Mahallesi’nde kurulan köylü pazarı hâlâ aktif şekilde faaliyet göstermektedir. Benzer bir model Osmangazi’de de uygulanabilir. DAĞDER, OVADER gibi kırsal temsil gücü olan STK’larla birlikte çok güçlü bir üretici pazarı kurulabilir.” “Tahtakale İçin 2 Yıldır Somut Bir Adım Yok” Demir, Tahtakale Muhtarlığı’nın da köylü pazarının yeniden kurulması için uzun süredir girişimlerde bulunduğunu, ancak iki yıldır somut bir gelişme yaşanmadığını ifade etti. “Tahtakale Muhtarlığı’nın talep ettiği proje yaklaşık iki yıldır gündemde olmasına rağmen ilerleme kaydedilememiştir. Oysa bu süreçte bölgedeki alan kamulaştırılarak genişletilebilir, tarihi dokuyla uyumlu modern bir üretici pazarı oluşturulabilir.” “Büyükşehir ve Osmangazi Belediyesi Artık Harekete Geçmeli” Demir açıklamasında Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni de sorumluluk almaya çağırdı. “Bu mesele yalnızca Osmangazi Belediyesi’nin değil, aynı zamanda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de sorumluluk alanındadır. Bursa’nın üretim kültürünü yaşatacak projeler için iki belediyenin birlikte hareket etmesi gerekmektedir.” “Yer Bulun, Proje Yapın, Bursa Üreticisini Ayağa Kaldırın” Demir’e göre çözüm için farklı alternatifler değerlendirilebilir: Tahtakale’deki eski köylü pazarı alanının kamulaştırma ile genişletilmesi Dikkaldırım bölgesinde büyük bir üretici pazarı kurulması Ulaşımı kolay ve geniş alanı olan başka bir bölgede modern bir köylü pazarı kompleksi oluşturulması “Bu Şehir Üreticisini Cezalandıran Değil, Destekleyen Bir Yönetim Görmek İstiyor” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir açıklamasını şu güçlü sözlerle tamamladı: “Bursa üretimin şehridir. Bu şehirde çiftçinin emeği cezalandırılmamalıdır. Osmangazi’nin kırsalında yaşayan üretici, malını aracısız şekilde Bursa halkına ulaştırmak istiyor. Talep çok açık ve nettir: Baskı değil çözüm, ceza değil pazar yeri. Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi artık bu sesi duymalıdır. Çünkü bu mesele sadece bir pazar yeri meselesi değil; Bursa’nın üretim kültürünü koruma meselesidir.”

Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’dan kapsamlı vizyon projesine start! Haber

Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’dan kapsamlı vizyon projesine start!

Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan, ilçenin geleceğini şekillendirecek tarım ve turizm odaklı kalkınma modelini kamuoyuna açıkladı. Başkan Arıkan, geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak, kaynakları atıl bırakmadan ve fırsatları ertelemeden hareket etme zorunluluğuna dikkat çekti. “Artık Bekleme Lüksümüz Yok” Harmancık’ın yıllarca sahip olduğu doğal, tarihi ve tarımsal potansiyeli yeterince değerlendiremediğini belirten Arıkan, “Geçmişte plansızlık, dağınık yatırımlar ve yeterli destek mekanizmalarının kurulamaması ilçemizi geride bıraktı. Ancak artık geçmişi suçlamak yerine, geçmişten ders alarak geleceği inşa etme dönemindeyiz” dedi. İlçenin kalkınmasının üç temel sacayağı üzerine kurulacağını vurgulayan Başkan Arıkan: Tarım Hayvancılık Termal ve kültürel turizm başlıklarının birbirini tamamlayan bir modelle ilerleyeceğini ifade etti. Tarım ve Hayvancılıkta Büyük Hedef 2027 yılı itibarıyla yaklaşık 4 bin dönüm arazide devlet destekli üretim modeline geçileceğini açıklayan Arıkan, üreticilere gübre, mazot ve zirai ilaç desteği sağlanacağını belirtti. Keçi yetiştiriciliği başta olmak üzere küçükbaş hayvancılığın yeniden güçlendirilmesi için özel bir çalışma yürütüleceği kaydedildi. Harmancık’ın doğal florasının keçi yetiştiriciliğine uygun olduğunu belirten yetkililer, bu alanda markalaşma hedefi olduğunu ifade etti. Karaca Mahallesi’nde planlanan sulama göleti projesiyle tekrardan tarım arazilerinin verimliliğinin artırılması hedeflenirken, su kaynaklarının kontrollü kullanımıyla sürdürülebilir üretim sağlanacak. Ilıcaksu’da Yeni Bir Dönem İsmail Aygün, sahibi olduğu GreenWaht aracılığıyla ilçedeki termal yatırımlara öncülük ediyor. 2022 yılında kullanım ruhsatı devam eden Ilıcaksu Kaplıcaları için yeni sondaj çalışmaları başlatılıyor. Afyon’dan gelecek uzman ekipler tarafından 3 yeni sondaj kuyusu açılması planlanıyor. Bu çalışmaların ardından Ilıcaksu’nun yeniden “koşmaya başlayacağı”, yani aktif ve güçlü bir termal merkez haline geleceği belirtiliyor. Ilıcaksu bölgesinde yapılacak restorasyon ve çevre düzenlemeleriyle bölge modern bir termal turizm alanına dönüştürülecek. Dutluca Mahallesi üst kısmında, Ilıcaksu’ya 2 kilometre mesafede bulunan 16 dönümlük alanda 22 butik tesisin hayata geçirilmesi planlanıyor. Tarih Turizmi: Frigya’dan Günümüze Harmancık yalnızca termal değil, tarihi değerleriyle de dikkat çekiyor. Çatalsöğüt bölgesinde Frigya döneminden kaldığı değerlendirilen Timurrus izleri, arkeoloji dünyasının ilgisini çekmiş durumda. Kopenhag ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden gelen arkeologlar, Asar Tepesi ve Yedigören bölgelerinde incelemelerde bulundu. Asar Tepesi ve Yedigören çevresinde tespit edilen cilalı taş devrine ait kalıntılar, ilçenin tarihinin sanılandan çok daha eskiye dayandığını ortaya koyuyor. Bu alanların koruma altına alınarak kültür turizmine kazandırılması hedefleniyor. Entegre Kalkınma Modeli Başkan Arıkan’ın açıkladığı model, tarımı turizme; turizmi hayvancılığa; hayvancılığı yerel üretime bağlayan entegre bir kalkınma sistemi üzerine kurulu. Termal tesislerde yerel ürünlerin kullanılması, coğrafi işaretli ürünlerin geliştirilmesi, keçi sütü ve et ürünlerinin markalaştırılması ve agroturizm projeleriyle ilçede ekonomik canlılık oluşturulması planlanıyor. “Geçmişi Yâd Ediyor, Geleceği İnşa Ediyoruz” Başkan Arıkan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Harmancık yıllarca bekledi. Kaynaklarımız vardı ama planımız yoktu. Şimdi planımız var, kararlılığımız var. Geçmişin hatalarını tekrar etmeyeceğiz. Tarımda üretim, turizmde hareket, hayvancılıkta güç… İlçemizi ayağa kaldırmak zorundayız ve bunu birlikte başaracağız.” Harmancık’ta başlayan bu yeni kalkınma sürecinin, önümüzdeki beş yıl içinde ilçeyi bölgesel bir üretim ve turizm merkezi haline getirmesi hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.