Hava Durumu

#Ortadoğu

Gürsu Haber - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Halkın Kurtuluş Partisi Bursa İl Örgütü, Haber

Halkın Kurtuluş Partisi Bursa İl Örgütü,

Kent Meydanında organize ettiği eylemle, NATO odaklı emperyalist projeleri eleştirdi. Halkın Kurtuluş Partisi İl Başkanı Avukat Halil Ağırgöl tarafından yapılan basın açıklamasında, NATO'nun insan soyunun baş düşmanı ve ABD ile AB başta olmak üzere, tüm emperyalistlerin suç ve katliam ortağı olduğu vurgulandı. Çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından da desteklenen basın açıklamasında; İnsanlığın hayvanlık konağından çıkıp gerçek insanlık konağı olan Sosyalizme ulaşmasını engellemek, Ortadoğuda Siyonist İsrail’i korumak amacıyla, ABD Emperyalizminin öncülüğünde 4 Nisan 1948 tarihinde kurulanNATO; Kontrgerilla’dır. NATO; Kandır, Acıdır, Gözyaşıdır, İşkencedir, Soykırımdır. NATO; Bağımsızlığımıza, Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mıza ve Önderi Mustafa Kemal’e Düşmanlıktır. NATO; kurulduğu tarihten itibaren, bünyesinde faaliyet gösteren Kontrgerilla eliyle, Dünya Halklarına kan kusturan, gözyaşı döktüren, zulüm çektiren, yeraltı-yerüstü bütün kaynaklarını yağmalayan ve insanlığı açlığa mahkûm eden bir suç örgütüdür. NATO; emperyalistlere karşı direnen, mücadele eden halklara karşı, yaptığı katliamlarla anıla geldi. 1948’ten bugüne. Vietnam, Kore, Yugoslavya, Afganistan, Irak, Libya, Suriye ve İran Halkını, emperyalistlerin aşağılık çıkarları uğruna katletmekten hiç çekinmedi. Bu Gün de “Büyük Ortadoğu Projesi” adı altında katliamlarına devam etmektedir. NATO; kirli cinayet örgütü kontrgerilla aracılığıyla, dünya çapında, devrimci, yurtsever, demokrat insanları katletmiş, sabotajlar örgütlemiş, Halkları katliamlara uğratmıştır. Türkiye’nin de NATO’ya girdiği 1952 yılından itibaren, başı beladan, sıkıntıdan, yokluktan, yoksulluktan kurtulmamıştır. Türkiye’nin NATO’ya girmesinin ilk bedeli Kore’de vatan evlatlarının kırdırılması olmuştur. Kayıp askerlerle beraber 1350 vatan evladı can vermiştir. NATO’nun ülkemizdeki temel amacı Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kazanımlarını yok etmektir. NATO, Sevr’in intikamını alarak bu toprakları emperyalistlerin tam sömürgesi haline getirmek istemektedir. İtalya’daki NATO Kolejinde, ABD Emperyalist Haydudunun Conilerinin tahtaya asıp ders olarak okuttukları haritayı unutmayalım. Bu gün Ortadoğu bu haritaya göre şekillendirilmektedir. Bu haritada ise ülkemiz üç parçaya bölünmüştür. Yeni Sevr budur. “Yeşil Kuşak Projesi” adıyla CIA-Pentagon İslamı’nı egemen kılmak, Türk Ordusu’nun Jöntürk Geleneğini ortadan kaldırmak, zayıflatmak hedeflenmektedir. “Bizim Oğlanlar” dedikleri, ruhlarını emperyalistlere satan faşist generallerine yaptırdıkları 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri NATO’nun ürünüdür. Faşist darbelere giden süreçte binlerce vatan evladı, yurtsever, devrimci; Kontrgerilla tarafından tarafından katledilmiştir Bu gün de ABD Emperyalistleri, kuklaları olan yapılar eliyle ülkemizi emperyalistlerin iğrenç planı BOP çerçevesinde Yeni Sevr’e doğru koşar adım götürüyorlar. ABD Emperyalistleri NATO eliyle ve kuklalarını kullanarak ; “Terörsüz Türkiye”, “barış”, “kardeşlik”, “demokrasi açılımı” adlarıyla maskeleyip, Yeni Sevr’i, “hazmettire, hazmettire” halkımıza yedirmeye çalışıyorlar. Son günlerde de ülkemizdeki NATO faaliyetleri bu yönde arttırıldı. Ülkemiz tarafı olmadığı savaşlara sürüklenmek isteniyor. ABD’nin İran’a saldırısı sonrasında Adana’da Çokuluslu NATO Kolordu Karargâhı’nın kurulmasına karar verildi. Türk Ordusu’nu İran Halkının üzerine göndermek ve topraklarımızı atlama taşı olarak kullanmak istiyorlar, ABD Emperyalist Haydutları ve Ortaçağcı AKP’giller. ABD emperyalist alçağı ve katliam örgütü NATO, güneyimizde kurulacak bu NATO karargâhı ile yetinmiyorlar İstanbul Boğazı’nda Rusya’ya karşı Ukrayna için Deniz Unsur Komutanlığını da kuruyorlar. Bu NATO Kolordusu ile birlikte Lozan’ı da, Montrö’yü de devreden çıkartmış oluyorlar. Ama boşuna sevinmesinler. Bu devran, ABD Emperyalist Haydutlarının, onların suç ve katliam örgütü NATO’sunun ve Yerli İşbirlikçilerinin istediği gibi hep böyle sürmeyecek. Eninde sonunda Ortadoğu Halklarına ve ülkemize yönelik ABD-AB Emperyalistlerinin yaptıkları bütün aşağılık planlar parçalanıp atılacak. Buna da biz İkinci Kurtuluş Savaşçıları öncülük edeceğiz. Nasıl ki 1919 başlayan Kurtuluş Savaşımızla, hep birlikte yine bu emperyalistlerin Sevr Planını parçalayıp heveslerini kursaklarında bıraktıysak, Nasıl ki Emperyalist Yedi Düvelin o zamanki yerli işbirlikçilerini yine onların gemilerine bindirip gönderdiysek, Eninde sonunda ABD-AB Emperyalistlerini ve yerli işbirlikçilerini, ama bu sefer bir daha tarihin o karanlık sayfalarından çıkmamacasına göndereceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. ABD-AB Emperyalistleri ve yerli işbirlikçiler bunu hiç akıllarından çıkartmasınlar. Mazlum Halklar umutlarını hiç kaybetmesinler" denildi.

Açlık sınırında yaşayan Uganda'dan savaş tehdidi! Haber

Açlık sınırında yaşayan Uganda'dan savaş tehdidi!

Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla ülkesinin olası bir senaryoda İsrail’in yanında silahlı çatışmaya girebileceğini duyurdu. Bir üst düzey askeri yetkilinin bu denli açık ve net bir angajman taahhüdü, diplomatik çevrelerde şaşkınlıkla karşılandı. “Bizi savaşa dahil eder” Kainerugaba, paylaşımında önce uluslararası toplumun Ortadoğu’daki savaştan duyduğu yorgunluğa dikkat çekti. Ardından gelen cümle ise adeta bir savaş bildirgesi niteliğindeydi: “İsrail’in yok edilmesi ya da yenilgiye uğratılmasına yönelik herhangi bir girişim bizi savaşa dahil eder. İsrail’in yanında oluruz.” Bu ifadeler, Uganda’nın yıllardır sürdürdüğü bölgesel meselelere mesafeli durma politikasında köklü bir değişime işaret ediyor. Bir Afrika ülkesinin, Ortadoğu’daki bir savaşta taraf olma ihtimalini bu kadar doğrudan dile getirmesi, uluslararası ilişkiler literatüründe nadir rastlanan bir çıkış olarak kaydedildi. Entebbe’nin unutulmayan mirası Kainerugaba’nın bu çıkışı, geçtiğimiz ay yaptığı bir başka açıklamayla birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanıyor. Uganda Genelkurmay Başkanı, 1976’daki Entebbe Operasyonu’nda hayatını kaybeden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kardeşi Yoni Netanyahu adına ülkesinde bir heykel dikileceğini duyurmuştu. Entebbe Operasyonu, İsrail askeri tarihinin en gözde başarılarından biri olarak kabul edilir. Uganda topraklarında gerçekleştirilen bu operasyonda ölen bir İsrail askerinin bugün heykelle onurlandırılması, iki ülke arasındaki bağların görünenden çok daha derin ve tarihsel bir zemine oturduğunu gösteriyor. Kainerugaba’nın son açıklaması, bu bağın sembolik boyutu aşarak somut bir askeri dayanışma vaadine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Savaşın yayılma riski ve yeni denklemler Uganda’nın bu hamlesi, zaten kırılgan bir zeminde ilerleyen Ortadoğu dengelerini daha da karmaşık hale getirebilir. 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ortak saldırılarının ardından İran’ın misillemeleriyle birlikte çatışma, Körfez ülkelerini de tehdit eden bir boyuta ulaşmış durumda. İranlı yetkililerin verdiği bilgiye göre, ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ali Hamaney’in de aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti. Saldırılarda ölü sayısı 1348’e, yaralı sayısı ise 17 bini aştı.

ABD-İsrail-İran savaşı demir-çelik ihracatında dengeler bozdu! Haber

ABD-İsrail-İran savaşı demir-çelik ihracatında dengeler bozdu!

Küresel ticarette jeopolitik gelişmelerin etkisinin giderek arttığını belirten ADMİB Başkanı Fuat Tosyalı, Ortadoğu’daki gerilimin ticarette temkinli bir süreci başlattığını kaydetti. Bu süreçte yeni fırsatların da ortaya çıkabileceğini işaret eden Tosyalı, “Sektör olarak güçlü üretim altyapımız ve pazar çeşitliliğimizle bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahibiz.Önümüzdeki dönemde yeni pazarlara açılmayı ve katma değerli ürünlerin payını artırmayı hedefliyoruz.” dedi. Türkiye geneli demir ve demir dışı metaller ihracatışubat ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,7 artışla 1,1 milyar dolar, çelik sektörü ihracatı ise yüzde 3,3 düşüşle 1,2 milyar dolar oldu. Bu iki sektör birlikte değerlendirildiğinde, 2,3 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 10,9’unu oluşturdu. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin (ADMİB) şubat ayı performansına bakıldığında; demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 5,1 artışla 62 milyon dolar, çelik ihracatı ise yüzde 1,2 artışla 167 milyon dolar oldu. Akdenizli firmalar hedef pazarlarda üç haneli büyüdü Şubat ayında Türkiye geneli demir-çelik ihracatında Almanya ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi sırasıyla İtalya, Romanya, Birleşik Krallık ve ABD izledi. İlk 10 pazar içinde en fazla artışlar yüzde 35 ile Birleşik Krallık, yüzde 32 ile ABD, yüzde 27 ile Romanya’ya yapılan ihracatta kaydedildi. ADMİB’in şubat ayı ihracatında ilk sırada Romanya yer aldı. Bu ülkeyi Fas, İtalya, Almanya ve Ukrayna takip etti. ADMİB’in ihracatında ise en dikkat çekici artışlar yüzde 329 ile ABD, yüzde 156 ile Romanya, yüzde 143 ile Birleşik Krallık, yüzde 125 ile Ukrayna ve yüzde 109 ile Fas’a yapılan ihracatta görüldü. Jeopolitik risklere rağmen ihracatta fırsat doğabilir Şubat ayı ihracat verilerini değerlendiren ADMİB Başkanı Fuat Tosyalı, küresel ticarette jeopolitik gelişmelerin belirleyici hale geldiğini söyledi. Ortadoğu’da başlayan savaşın bölgesel ticaret ve lojistik akışında belirsizlik yarattığını belirten Tosyalı, “Bölgedeki savaş navlun maliyetlerinden teslim sürelerine kadar baskı oluşturuyor. Bu durum özellikle Ortadoğu ve Körfez hattına yönelik ticarette temkinli bir süreci beraberinde getiriyor. Temennimiz bölgemizdeki tansiyonun düşmesi, barış ve istikrar ortamının yeniden tesis edilmesidir.” dedi. Türk demir-çelik ve metal sektörünün güçlü üretim altyapısı ve pazar çeşitliliği sayesinde bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Tosyalı, “Kuzey Afrika, Avrupa ve ABD pazarlarında elde ettiğimiz güçlü artışlar sektörümüzün esnekliğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde yeni pazarlara açılmayı ve katma değerli ürünlerin payını artırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır” Haber

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır”

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bursa’daki Podyum Park’ta gerçekleştirilen programda konuşan Davutoğlu, hem küresel gelişmeler hem de Türkiye’nin iç politikası ve ekonomik durumu hakkında kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Davutoğlu’nun konuşmasında özellikle küresel güvenlik dengeleri, Ortadoğu’daki gelişmeler, Türkiye’nin dış politika pozisyonu, savunma stratejileri ve ekonomide yaşanan sıkıntılar öne çıktı. “Dünya düzeni sarsılıyor” diyen Davutoğlu, küresel sistemin ciddi bir kırılma sürecine girdiğini savunarak “Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Tarihi Mirasına Vurgu: “Bu Şehir Bir Medeniyet Projesidir” Programda konuşmasına Bursa’nın tarihsel ve kültürel kimliğine değinerek başlayan Davutoğlu, şehrin yalnızca bir yerleşim alanı olarak değil, aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun önemli merkezlerinden biri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Bursa’nın Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişine dikkat çeken Davutoğlu, özellikle genç kuşakların bu tarihsel birikimi tanımasının büyük önem taşıdığını belirtti. Davutoğlu konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Bursa sadece yaşanılan bir şehir değildir. Bursa, yaşamın nasıl olması gerektiğini gösteren bir projedir. Bu şehirde tarih, kültür, mimari ve insan ilişkileri bir medeniyet anlayışının izlerini taşır.” Bir devletin ve medeniyetin güçlü olabilmesi için üç temel unsurun hayati olduğunu söyleyen Davutoğlu, bunları ahlak, hukuk ve gelenek olarak sıraladı. Bu üç unsurun bir araya gelmediği toplumlarda kalıcı devlet düzeninin kurulamayacağını vurguladı. Gazze Tepkisi: “İnsanlık Dramı Canlı Yayın Gibi İzleniyor” Konuşmasının önemli bir bölümünü Ortadoğu’daki gelişmelere ayıran Davutoğlu, özellikle Gazze’de yaşanan insani krize dikkat çekti. Gazze’de yaşananların dünya kamuoyu tarafından adeta bir ekran başından izlenen trajediye dönüştüğünü belirten Davutoğlu, uluslararası toplumun ve özellikle İslam dünyasının yeterli sorumluluk almadığını söyledi. Gazze’ye insani yardımın girişinin engellendiğini savunan Davutoğlu, Refah Sınır Kapısı’nın kapalı tutulmasını eleştirerek şöyle konuştu: “Orada yaşanan dram karşısında dünya sadece izliyor. İnsani yardımların girişinin engellendiği bir ortamda insanlar çaresiz bırakılıyor.” “Türkiye’nin İsrail’le Aynı Fotoğrafta Olmasını Kabul Edemem” Davutoğlu, ABD’de eski başkan Donald Trump döneminde gündeme gelen bazı diplomatik girişimlere de değinerek Türkiye’nin İsrail ile aynı siyasi pozisyonda gösterilmesine sert tepki gösterdi. Türkiye’nin bölgesel politikalarda bağımsız ve onurlu bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu şu ifadeleri kullandı: “Trump’ın sözde barış kurulunun içinde İsrail’in yanında Türkiye’nin bulunmasını ne midem kaldırır ne de yüreğim kaldırır. Böyle bir şey kabul edilemez.” Filistin meselesinde Türkiye’nin yalnızca söylemde değil, diplomatik ve siyasi düzeyde de güçlü bir tavır ortaya koyması gerektiğini belirten Davutoğlu, Filistin’e destek politikalarının onur ve ilke temelinde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. “Üçüncü Dünya Savaşı Başladı” Konuşmasının en dikkat çekici bölümü ise küresel güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmeleri oldu. Davutoğlu, mevcut uluslararası sistemin büyük bir çözülme sürecinden geçtiğini savundu. Bugünkü çatışmaların klasik anlamdaki dünya savaşlarından farklı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Davutoğlu, dünyada birbirinden kopuk gibi görünen çatışmaların aslında aynı büyük krizin parçaları olduğunu söyledi. Davutoğlu bu durumu şöyle özetledi: “Bugün Ukrayna’da, Ortadoğu’da ve farklı bölgelerde gördüğümüz çatışmalar aslında büyük bir kırılmanın fragmanlarıdır. Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini buna göre hazırlamalıdır.” Davutoğlu’na göre küresel düzenin temel kurumları da ciddi bir sarsıntı geçiriyor. Özellikle uluslararası sistemin önemli aktörlerinden olan Birleşmiş Milletler başta olmak üzere küresel kurumların etkinliği zayıflamış durumda. Uluslararası ticaret düzeninin ve küresel sağlık sisteminin de aynı kırılganlığın etkisi altında olduğunu belirten Davutoğlu, dünyada yeni bir güç dengesi arayışının başladığını ifade etti. “İncirlik ve Kürecik Üsleri İsrail İçin Kullanılamaz” Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, askeri caydırıcılığın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin savunma sanayisinde üretim kapasitesini artırması gerektiğini belirten Davutoğlu, özellikle modern silah sistemleri ve insansız hava araçlarının önemine değindi. Ancak Türkiye topraklarının başka ülkelerin askeri operasyonları için kullanılmasına kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Davutoğlu bu konuda açık bir uyarıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “İncirlik Üssü’nün ya da Kürecik Üssü’nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyiz.” Türkiye’nin komşu ülkelere karşı gerçekleştirilecek askeri operasyonlarda bir üs konumuna düşmemesi gerektiğini belirten Davutoğlu, bunun hem diplomatik hem de ahlaki açıdan kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye-İran Gerilimi İddialarına Tepki Son günlerde Türkiye’ye yönelik füze iddialarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Davutoğlu, bazı uluslararası medya organlarının bu olayı Türkiye ile İran arasında gerilim yaratacak şekilde sunduğunu öne sürdü. Davutoğlu, konuyla ilgili olarak Türkiye’nin resmi açıklamalarına dikkat çekerek söz konusu füzenin doğrudan Türkiye’yi hedef aldığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını belirtti. Olası hedefin Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs’taki İngiliz üsleri olabileceği değerlendirmesini paylaşan Davutoğlu, İran Genelkurmayı’nın da Türkiye ile herhangi bir sorun bulunmadığını açıkladığını hatırlattı. Davutoğlu özellikle ABD medyasındaki yayınlara dikkat çekerek şöyle konuştu: “Dün Amerikan kanallarını izledim. Hepsi ağız birliği etmişçesine ‘İran Türkiye’ye saldırdı’ diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye ile İran’ı çatıştırmak için.” Davutoğlu, Türkiye’nin mezhep temelli bir çatışmanın parçası olmayacağını da vurgulayarak Sünni-Şii geriliminin bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükleyeceği uyarısında bulundu. “Türkiye’yi Savaşın Parçası Yapmak İstiyorlar” Davutoğlu, Türkiye’nin bölgesel çatışmaların içine çekilmek istendiğini savunarak hem siyasi hem de askeri karar alıcıların dikkatli davranması gerektiğini ifade etti. Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır doğrudan bir savaş yaşanmadığını hatırlatan Davutoğlu, iki ülkenin rekabet edebileceğini ancak doğrudan çatışma içine girmesinin bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağını söyledi. Davutoğlu, Türkiye’nin bağımsız bir dış politika çizgisini koruması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: “Türkiye’yi savaşın parçası haline getirecek adımlara izin verilmemelidir.” Ekonomi Eleştirisi: “Faizci-Rantiyeci Kazanıyor” Davutoğlu konuşmasında Türkiye ekonomisine de geniş yer ayırdı. Mevcut ekonomik düzenin üretimden ziyade rant ve finans kazançlarını öne çıkardığını savunan Davutoğlu, sanayicilerin ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Türkiye’de enflasyonun çok yüksek seviyelerde olduğunu belirten Davutoğlu, özellikle akaryakıt fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığını söyledi. “Dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahibiz. Mazot fiyatı en pahalı ülkelerden biri haline geldik. Zam üstüne zam geliyor.” Davutoğlu’na göre bu tablo sanayi üretimini doğrudan etkiliyor ve üretim kapasitesinin daralmasına neden oluyor. Hasanağa OSB Eleştirisi: “Yolu Görünce Utandım” Davutoğlu’nun Bursa programı kapsamında gün içinde sanayi bölgelerinde de temaslarda bulunduğu öğrenildi. Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, bölgenin altyapı sorunlarına dikkat çekti. Otobandan sanayi bölgesine uzanan yolun durumunu eleştiren Davutoğlu, bu tablo karşısında utanç duyduğunu söyledi. “Otobandan Hasanağa OSB’ye giden yolu gördüm ve utandım. Burası 30 yıllık bir organize sanayi bölgesi.” Bölgede Japon ve Alman firmaları gibi çok uluslu şirketlerin faaliyet gösterdiğini hatırlatan Davutoğlu, böylesi bir sanayi merkezinin altyapı sorunlarıyla anılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Davutoğlu, Bursa’daki sanayicilerin ve vatandaşların bu sorunların çözümü için yerel yöneticiler üzerinde daha fazla baskı kurması gerektiğini de sözlerine ekledi. Program Yoğun Katılımla Gerçekleşti Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programına parti yöneticileri, sivil toplum temsilcileri, iş insanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Ramazan ayının birlik ve dayanışma mesajlarıyla tamamlanırken Davutoğlu’nun küresel gelişmelere ilişkin yaptığı “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” değerlendirmesi geceye damga vuran açıklama olarak öne çıktı.

CHP’li Nimet Yıldız’dan Mecliste Sert Çıkış: “Hukuk Siyasetin Aparatı Olamaz, Kadınların Yaşam Hakkı Tartışmaya Açık Değildir” Haber

CHP’li Nimet Yıldız’dan Mecliste Sert Çıkış: “Hukuk Siyasetin Aparatı Olamaz, Kadınların Yaşam Hakkı Tartışmaya Açık Değildir”

Yıldırım Belediye Meclisi’nin Mart ayı toplantısında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan Yıldırım Belediye Meclis Sözcüsü Nimet Yıldız, hem uluslararası gelişmeler hem de Türkiye’deki siyasi ve toplumsal gündem hakkında son derece sert ve kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Konuşmasında hukuk devleti, demokrasi, kadın hakları, toplumsal adalet ve yerel yönetim sorunlarına kadar geniş bir yelpazede mesajlar veren Yıldız, iktidarın politikalarına yönelik açık ve net eleştirilerde bulundu. Konuşmasının başında meclis üyelerini selamlayan Yıldız, Mart ayı meclisinde alınan kararların Bursa ve Yıldırım için hayırlı olmasını temenni etti. Ancak konuşmasının devamında hem dünyada hem de Türkiye’de yaşanan gelişmelerin kaygı verici olduğunu vurguladı. Ortadoğu’daki Savaş Politikalarına Sert Tepki Baharın umut ve sevinçle karşılanması gereken bir dönem olduğuna dikkat çeken Yıldız, buna rağmen dünyanın birçok noktasında savaşların sürdüğünü belirtti. Özellikle Ortadoğu’daki tabloyu sert sözlerle eleştiren Yıldız, bölgede yaşananların artık bir insanlık dramına dönüştüğünü ifade etti. Yıldız konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Siyonist İsrail’in saldırgan, hukuk tanımaz ve uluslararası normları hiçe sayan politikaları ile birlikte ABD’nin bölgeyi kendi stratejik çıkarları doğrultusunda dizayn etmeye çalışan müdahaleci anlayışı, Ortadoğu’yu adeta bitmeyen savaşların ve yıkımın coğrafyasına çevirmiştir. Bu kirli hesapların bedelini ise masum siviller, kadınlar ve çocuklar ödemektedir.” Ortaya çıkan tabloyu insanlık adına utanç verici olarak nitelendiren Yıldız, yaşananları en güçlü şekilde kınadıklarını ifade etti. Yıldız ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin bugün her zamankinden daha hayati olduğunu belirterek, Türkiye’nin dış politikada barıştan yana bir duruş sergilemesi gerektiğini söyledi. “Hukukun Siyasallaştığı Bir Ülkede Demokrasi Ayakta Kalamaz” Konuşmasında Türkiye’deki hukuk ve demokrasi tartışmalarına da değinen Yıldız, son dönemde yaşanan bazı gözaltı ve tutuklama kararlarının toplumda ciddi bir güvensizlik yarattığını söyledi. Gazeteci Ali Can Uludağ’ın gözaltına alınması ve tutuklanması ile Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın sabah baskınıyla gözaltına alınarak tutuklanmasını sert sözlerle eleştiren Yıldız, şunları söyledi: “Hukuk bir ülkenin omurgasıdır. Eğer hukuk siyasi hesapların gölgesine girerse, adalet duygusu çöker, demokrasi zedelenir. Hukuk; iktidarın hoşuna gidenlere göre değil, evrensel adalet ilkelerine göre işletilmelidir. Hukukun siyasallaştığı bir ülkede demokrasinin ayakta kalması mümkün değildir.” Şehit Pilota Rahmet Mesajı Balıkesir’deki 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan havalanan F-16 uçağının düşmesi sonucu şehit olan pilot İbrahim Bolat için de başsağlığı dileklerini ileten Yıldız, Türk milletinin acısını paylaştıklarını belirtti. Yıldız, kahraman pilota Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne başsağlığı diledi. Ramazan Ayı Mesajı Ramazan ayına da değinen Yıldız, bu ayın toplumsal dayanışma ve paylaşma duygularını güçlendirdiğini belirtti. Tüm İslam âleminin Ramazan ayını kutlayan Yıldız, özellikle zor ekonomik koşullarda dayanışmanın daha da önem kazandığını ifade etti. Deniz Baykal ve Türkiye’nin Aydınlık İsimleri Anıldı Konuşmasında Türkiye’nin siyasi ve kültürel tarihinde önemli izler bırakan isimleri de anan Yıldız, CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ı vefatının yıl dönümünde saygı ve rahmetle andıklarını söyledi. Yıldız ayrıca: Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasında hayatını kaybeden 9 işçiyi, Hocalı Katliamı’nda yaşamını yitiren sivilleri, Köy Enstitülerinin kurucularından Hasan Ali Yücel’i, Türk edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’i saygı ve minnetle andıklarını ifade etti. Medeni Kanun’un 100. Yılı: Cumhuriyet Devriminin Temel Taşı Yıldız, bu yıl Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılının geride bırakıldığını hatırlatarak, bu kanunun Türkiye’nin modernleşme sürecinde devrim niteliğinde olduğunu vurguladı. Medeni Kanun’un özellikle kadın hakları açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirten Yıldız şu değerlendirmeyi yaptı: “Kadınların eşit yurttaşlık hakkını güvence altına alan Medeni Kanun, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş Türkiye vizyonunun en güçlü eserlerinden biridir. Bu reform yalnızca hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda toplumsal bir devrimdir.” Yeşilay Haftası: Gençler İçin Uyarı 1–7 Mart Yeşilay Haftası kapsamında da konuşan Yıldız, özellikle gençleri tehdit eden madde bağımlılığı konusunda yerel yönetimlerin daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Mahallelerde gençlere yönelik eğitim, bilinçlendirme ve sosyal faaliyetlerin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Kadın Cinayetlerine İsyan: “Kadınların Yaşam Hakkı Pazarlık Konusu Değildir” Konuşmasının en sert bölümlerinden biri ise kadın cinayetleri ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü üzerine yaptığı değerlendirme oldu. Son dönemde yaşanan kadın cinayetlerinin toplum vicdanını derinden yaraladığını belirten Yıldız, Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından öldürülmesi ve bir anne ile kızının katledilmesi gibi olayların büyük bir acı yarattığını söyledi. Yıldız şu ifadeleri kullandı: “Kadınların yaşam hakkı tartışılamaz. Kadınların eşit yurttaşlık hakkı pazarlık konusu yapılamaz. Kadınların özgürlüğü bir lütuf değil, anayasal bir haktır.” 8 Mart’ın bir kutlama değil, emekçi kadınların eşitlik mücadelesinin sembolü olduğunu hatırlatan Yıldız, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini de sert sözlerle eleştirdi. “Bir gecede alınan kararla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, kadınların yaşam hakkını koruyan uluslararası bir güvenceden vazgeçmek demektir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadın haklarını savunmaktan ve İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.” Yıldız konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kadınların eşit, özgür ve güvenli yaşadığı bir ülke için mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaşasın kadınların eşitlik mücadelesi. Yaşasın adalet, yaşasın demokrasi.” Yıldırım’daki Yerel Sorunlar da Meclis Gündeminde Konuşmasının sonunda Yıldırım’daki mahalle sorunlarını da gündeme taşıyan Yıldız, özellikle Davutkadı Mahallesi’nde yıllardır çözülemeyen otopark sorununa dikkat çekti. Kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte nüfus ve araç sayısının hızla arttığını belirten Yıldız, mevcut altyapının bu yükü taşıyamadığını söyledi. Özellikle Emir Sultan Camii ve Yeşil Türbe’ye gelen ziyaretçilerin tur otobüsleri nedeniyle mahallede ciddi trafik yoğunluğu oluştuğunu belirten Yıldız, Derebahçe mevkiine katlı otopark ve çok amaçlı alan yapılmasının artık zorunlu hale geldiğini vurguladı. Bu alanın: Tur otobüsleri için kontrollü park noktası Haftanın bir günü semt pazarı kurulabilecek bir alan olarak planlanmasının kalıcı çözüm sağlayacağını ifade eden Yıldız, belediye yönetimine şu soruyu yöneltti: “Davutkadı Mahallesi’nde planlanan katlı otopark projesinin son durumu nedir? Bu projenin hayata geçirilmesi için öngörülen somut takvim nedir?” Vatan Mahallesi İçin Park Talebi Yıldız ayrıca Vatan Mahallesi’nde yaşayan vatandaşların önemli bir talebini de meclise taşıdı. Kısmet Caddesi ile 2. Vatan Caddesi kesişiminde bulunan yaklaşık 2000 metrekarelik boş alanın park olarak düzenlenmesi gerektiğini belirten Yıldız, mahalle sakinlerinin çocukların oynayabileceği ve vatandaşların nefes alabileceği bir yeşil alan istediğini ifade etti. Yıldız, “Yıldırım’da beton değil, yaşam alanı istiyoruz” diyerek yerel yönetimlerin mahallelerin bu haklı taleplerine kayıtsız kalmaması gerektiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.