Hava Durumu

#Muhalefet

Gürsu Haber - Muhalefet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muhalefet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Algı Değil Gerçekler Konuşulmalı” Haber

“Algı Değil Gerçekler Konuşulmalı”

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’ten Kentsel Dönüşüm Tepkisi Bursa’nın Yıldırım ilçesinde Mimarsinan ve Güllük mahallelerinde yürütülmesi planlanan kentsel dönüşüm süreci, kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ederken, İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında konuşan Seyis, Yıldırım Belediyesi’nin kentsel dönüşüm sürecinde izlediği yöntemi eleştirerek, vatandaşların mağdur edildiğini ifade etti. Seyis, özellikle belediyenin kamuoyuna sunduğu görseller ve sınırlı bilgilendirmeler üzerinden “algı yönetimi” yapıldığını savundu. “Bir belediyenin tek bir fotoğraf karesiyle kamuoyunu yönlendirmeye çalışması, şeffaflıktan ne kadar uzaklaşıldığının açık göstergesidir” diyen Seyis, kentsel dönüşüm gibi doğrudan vatandaşın yaşamını etkileyen bir konuda açık, net ve katılımcı bir süreç yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Mimarsinan ve Güllük mahallelerinde yaşayan vatandaşların haklarının yeterince gözetilmediğini iddia eden Seyis, sürecin yalnızca fiziki dönüşüm olarak değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Seyis, “Kentsel dönüşüm adı altında vatandaşın yerinden edilmesine, mağdur edilmesine ve belirsizlik içinde bırakılmasına asla sessiz kalmayacağız” ifadelerini kullandı. Basın toplantısında, belediyenin uygulamalarının sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini dile getiren İYİ Parti ilçe yönetimi, sürecin şeffaf, denetlenebilir ve vatandaş odaklı yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Seyis, yetkililere çağrıda bulunarak, mahalle sakinlerinin sürece doğrudan dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda Yıldırım’da artık güçlü bir muhalefet anlayışının var olduğuna dikkat çeken Seyis, “Yıldırım’da artık İYİ’ler var. Hiç kimse vatandaşın hakkını görmezden gelerek yol alamaz” diyerek sözlerini tamamladı. Yıldırım’da kentsel dönüşüm sürecine ilişkin tartışmaların önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor Haber

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, kamuoyunda uzun süredir “hastane alanı” olarak bilinen ve üzerindeki yapıların yıkılmasıyla yeniden tartışmaya açılan değerli arazilerle ilgili gerilim giderek tırmanıyor. Özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve çevresine ilişkin yapılan açıklamalar, hem siyasi cephede hem de kamuoyunda sert yankı buldu. “Bursa’da Kamu Arazileri Üzerinden Kim Ne Yapıyor?” – DEVA’lı Öztürk’ten Sert ve Tartışma Yaratan Çıkış Bursa’da “hastane alanı” olarak bilinen ve yıllardır kamu hizmeti beklentisiyle gündemde olan stratejik araziler üzerinden yürüyen tartışmalar, bu kez çok daha sert bir siyasi polemiğe sahne oldu. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Yıldırım ilçesindeki değerli arsalarla ilgili adeta ateş püskürdü. Öztürk, özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve Yüksek İhtisas çevresindeki “kupon araziler” hakkında yaptığı açıklamada, “Bu şehirde kim, hangi yetkiyle, hangi kamu arazisini neye göre pazarlıyor?” diyerek sert bir çıkış yaptı. Açıklamasında tonunu giderek yükselten Öztürk, kamuya ait olduğu düşünülen alanların amacından uzaklaştırıldığını savundu. Tartışmaların fitilini ateşleyen süreç ise Oktay Yılmaz’ın söz konusu alanlara ilişkin geçmişte yaptığı “belediye binası” ve “vitrin proje” vurgusu oldu. Bu açıklamaları “akıl tutulması” olarak nitelendiren Öztürk, “Bursa’nın hastaneye ihtiyacı varken, siz kalkıp bu alanlara prestij projesi diyorsunuz. Bu, kamu yararına açıkça meydan okumaktır” ifadelerini kullandı. Öztürk, Yüksek İhtisas Kavşağı’nın hemen yanında yer alan ve geçmişte de büyük tepki çeken planları hatırlatarak, Yıldırım halkının bu tür girişimlere daha önce “net bir şekilde dur” dediğini vurguladı. “Bu milletin hafızasıyla kimse dalga geçmesin. Aynı projeleri ısıtıp ısıtıp yeniden önümüze koymak, açıkça kamuoyunu yok saymaktır” dedi. Açıklamasının en dikkat çeken bölümü ise bölgedeki özel hastane yapılanmalarıyla ilgili oldu. Söz konusu alanın tam karşısında bulunan Doruk Hastaneleri’ne işaret eden Öztürk, bu hastanenin ortaklarından birinin geçmiş dönem AK Parti milletvekili Mustafa Esgin olduğunu hatırlattı. Bu noktada sert imalarda bulunan Öztürk, “Kamu arazileri bir bir tartışmaya açılırken, hemen karşısında özel yatırımların bulunması tesadüf mü? Yoksa Bursa’da sağlık alanları üzerinden başka bir denklem mi kuruluyor?” diyerek kamuoyuna açık sorular yöneltti. “Bursa halkı saf değil” diyen Öztürk, açıklamasını daha da sertleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Eğer bu alanlar gerçekten hastane ihtiyacı için ayrıldıysa, neden bugün farklı projeler konuşuluyor? Eğer farklı projeler planlanıyorsa, o zaman yıllardır bu halka neden ‘sağlık yatırımı’ denildi? Bu işin içinde kimler var, kimler kazanacak, kimler kaybedecek? Herkes açıkça konuşmak zorunda.” Kamu arazilerinin “kupon” olarak görülmesine de sert tepki gösteren Öztürk, “Bu şehir rant projelerine teslim edilemez. Bursa’nın geleceği birkaç kişinin masa başı planlarına kurban edilemez” dedi. Öztürk, sürecin şeffaf yürütülmediğini savunarak yetkililere açık çağrıda bulundu: “Tüm planlar, imar değişiklikleri ve satış süreçleri derhal kamuoyuna açıklanmalıdır. Kim, hangi parsel üzerinde ne planlıyor, Bursa halkı bunu bilmek zorundadır. Aksi halde bu tartışma büyür, bu güvensizlik derinleşir.” Bursa’da giderek büyüyen “hastane alanı” krizi, Öztürk’ün bu sert açıklamalarıyla yeni bir boyut kazanırken, gözler şimdi hem yerel yönetimden hem de ilgili kurumlardan gelecek yanıtlara çevrildi. Tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi ve siyasi gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor. Eleştiriler, yalnızca imar planlarıyla sınırlı kalmadı; aynı zamanda “kamu arazilerinin kimler için ve ne amaçla değerlendirildiği” sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Özellikle sağlık alanı olarak anılan bölgelerin farklı projelere kaydırılmasının, kent planlaması açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Muhalefet cephesi, sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürerken, iktidar kanadından ise henüz bu eleştirilere yönelik kapsamlı bir yanıt gelmiş değil. Ancak artan kamuoyu baskısı, önümüzdeki günlerde konunun daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüşeceğinin sinyallerini veriyor. Bursa’da “hastane alanı” üzerinden büyüyen bu kriz, yalnızca bir imar tartışması olmanın ötesine geçerek, kamu kaynaklarının kullanımı, şehircilik ilkeleri ve siyasi etik başlıklarını da yeniden gündemin merkezine taşıdı. Önümüzdeki süreçte alınacak kararların, hem kent hafızası hem de kamu vicdanı açısından belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

EMOKRAT PARTİ ORHANGAZİ İLÇE BAŞKANI BAKİ BEKAR’DAN SERT ÖTESİ ÇIKIŞ: “BU AYMAZLIĞIN, BU DUYARSIZLIĞIN HESABINI VERECEKSİNİZ!” Haber

EMOKRAT PARTİ ORHANGAZİ İLÇE BAŞKANI BAKİ BEKAR’DAN SERT ÖTESİ ÇIKIŞ: “BU AYMAZLIĞIN, BU DUYARSIZLIĞIN HESABINI VERECEKSİNİZ!”

Demokrat Parti Orhangazi İlçe Başkanı Baki Bekar, Orhangazi Belediye Meclisi’nde yaklaşık iki ay önce Demokrat Parti Meclis Üyesi Hasan Dursun tarafından verilen ve oy birliğiyle komisyona havale edilen önergenin hâlâ gündeme alınmamasına adeta ateş püskürdü. Bekar, yaşanan süreci “bilinçli oyalama, açık bir siyasi baskı ve halk iradesine karşı pervasız bir saygısızlık” olarak nitelendirdi. Bekar açıklamasında, iki aydır tek bir adım atılmamasını sert sözlerle eleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Bu nasıl bir ciddiyetsizliktir? Bu nasıl bir sorumsuzluktur? Orhangazi halkını doğrudan ilgilendiren bir önergeyi aylarca bekletmek, açıkça ‘biz sizi umursamıyoruz’ demektir!” Komisyon sürecine ilişkin çarpıcı iddiaları gündeme taşıyan Bekar, “Komisyon Başkanı Ergül Aydın’a ‘bu önergeyi sallayın, geçiştirin, sakın görüşmeyin’ talimatı mı verildi?” diyerek sert çıktı. “Eğer böyle bir talimat varsa bu sadece siyasi etik değil, kamu yönetimi açısından da skandaldır” dedi. Belediye yönetimine yüklenen Bekar, önergenin sırf muhalefet tarafından verilmiş olmasının süreci kilitlediğini ifade ederek, “Bu zihniyet iflas etmiştir. Halkın yararına olan bir konuyu, ‘kim getirdi’ diye rafa kaldırmak acizliktir, basiretsizliktir” sözleriyle tepki gösterdi. Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın’a doğrudan ve sert bir uyarıda bulunan Bekar, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Bekir Aydın, artık kendinize gelin! AK Parti’nin değil, Orhangazi’nin belediye başkanı olun! O koltuk size parti sadakati için değil, halka hizmet için verildi. Eğer bunu ayırt edemiyorsanız o makamın sorumluluğunu taşıyamıyorsunuz demektir.” Bekar, konunun kişisel çıkarlarla ilgisi olmadığını özellikle vurgulayarak, “Benim ne bölünecek bir yerim var ne de herhangi bir çıkar hesabım. Ama sizlerin bu vurdumduymazlığı yüzünden Orhangazi halkının hakkı gasp ediliyor” dedi. Mecliste görev yapan tüm partilere de sert mesaj gönderen Bekar, “AK Parti, CHP ve MHP’li meclis üyeleri… Hepiniz bu tablonun ortağısınız! Sessiz kalarak bu ayıba ortak oluyorsunuz. Bu suskunluk, halkın iradesine ihanettir” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda açık bir rest çeken Bekar, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Görevinizi yapın! Bu işi daha fazla sürüncemede bırakmayın! Aksi halde ben de susmayacağım. Kapı kapı dolaşacağım, sokak sokak anlatacağım. Kim bu işi engelliyorsa tek tek ifşa edeceğim! Orhangazi halkının hakkını kim yediyse bunun hesabını verecek!” Bu sert açıklama Orhangazi’de siyasi tansiyonu zirveye taşırken, kamuoyu şimdi belediye yönetiminin bu ağır suçlamalara nasıl bir yanıt vereceğini merakla bekliyor.

Hiçbir Zaman Devlete Yük Olmadık! Haber

Hiçbir Zaman Devlete Yük Olmadık!

İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru, 2008 yılında yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Yasası’na yönelik sert ve kapsamlı eleştirilerde bulunarak, mevcut sistemin işçi ve emekli açısından “ağır bir hak gaspı düzenine” dönüştüğünü söyledi. Doru, yaptığı açıklamada, söz konusu yasanın yıllardır milyonlarca emekçinin sırtına bindirilen bir yük haline geldiğini ifade ederek, sosyal güvenlik sisteminin köklü ve radikal bir değişime ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Doru, “2008 yılında yürürlüğe giren SGK yasası, işçi ve emekli için adeta bir zulüm yasasına dönüşmüştür. Emeklilik yaşı uzatılmış, maaş bağlama oranları düşürülmüş, insanlar daha çok çalışıp daha az maaş almaya mahkûm edilmiştir” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Yasanın, sosyal devlet ilkesini güçlendirmek yerine zayıflattığını savunan Doru, düzenlemenin emeği korumak yerine emeği ucuzlatan bir mekanizmaya dönüştüğünü öne sürdü. “Bu sistem alın terini değersizleştiriyor” diyen Doru, özellikle emeklilik yaşının yükseltilmesi ve maaş bağlama oranlarının düşürülmesinin, çalışanları ileri yaşlara kadar ağır koşullarda çalışmaya zorladığını belirtti. İşçilerin prim gün sayısını doldurmasına rağmen insanca yaşayabilecek bir emekli maaşına erişemediğini kaydeden Doru, mevcut yapının sosyal adalet ilkesini açıkça ihlal ettiğini ifade etti. Genel Başkan Doru, çözümün bireysel çıkışlarla değil, ortak ve örgütlü bir mücadele hattıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek sendikalara, sivil toplum kuruluşlarına ve muhalefet partilerine açık çağrıda bulundu. “Sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri bir araya gelmek zorundadır. Parçalı tepkilerle, bireysel çıkışlarla bu düzen değişmez. Ortak akıl, ortak mücadele ve kararlı bir duruşla bu adaletsiz sisteme karşı kalıcı çözümler üretmek zorundayız. Başka çıkar yol yok” ifadelerini kullandı. “MÜCADELEYİ GENİŞLETMEK ZORUNDAYIZ” Toplantının sonunda dernek yönetimi, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını da değerlendirdi. İşçi ve emeklilerin yaşadığı ekonomik kayıpların ve sosyal hak gerilemelerinin kamuoyunun gündeminde tutulması için daha görünür ve etkili çalışmalar yürütüleceği belirtildi. Açıklamalar, ortak platformların oluşturulması, demokratik eylem biçimlerinin yaygınlaştırılması ve emek kesimlerinin daha geniş katılımlı organizasyonlarla bir araya getirilmesi yönünde kararlılık mesajı içerdi. İŞÇİDER yönetimi, işçi ve emeklinin taleplerinin görmezden gelinmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, insanca yaşamaya yetecek ücret ve emekli maaşı sağlanması için mücadelenin artarak süreceğini duyurdu. Yapılan değerlendirmeler, derneğin önümüzdeki süreçte daha sert, daha örgütlü ve daha geniş tabanlı bir emek mücadelesi hattı örmeye hazırlandığı şeklinde yorumlandı. Açıklamaların tonu, sosyal güvenlik politikalarına yönelik memnuniyetsizliğin yalnızca bir tepki değil, kapsamlı bir değişim talebine dönüştüğünü ortaya koyarken; İŞÇİDER’in bu süreci kitlesel bir hak arama mücadelesine dönüştürme hedefinde olduğu mesajı verildi.

Meksikalı liderin sözlerinin bedeli ağır oldu! İnfaz edildiler Haber

Meksikalı liderin sözlerinin bedeli ağır oldu! İnfaz edildiler

ABD'nin 10 milyon dolar ödülle aradığı Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG) lideri Nemesio Rubén Oseguera Cervantes'in, bilinen adıyla "El Mencho"nun öldürülmesinin ardından Meksika'da güvenlik politikaları yeniden tartışma konusu oldu. Operasyon sonrası artan çatışmalar ve kartellerin misilleme eylemleri sürerken, Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum'un geçtiğimiz aylarda yaptığı "uyuşturucuyla savaş" karşıtı açıklamalar yeniden gündeme taşındı. "KARTELLERLE SAVAŞMAMALIYIZ" Sheinbaum, yaptığı konuşmada uyuşturucu kartellerine karşı "savaşa geri dönmenin" bir seçenek olmadığını vurgulamış ve bu yaklaşımın hukuki çerçevenin dışında olduğunu belirtmişti. "Sürekli 'hukuk devleti' diyen sağ kesimler uyuşturucuyla savaşı savunuyor. Oysa uyuşturucuyla savaş yasaların dışındadır. Bu, herhangi bir yargılama olmaksızın öldürme izni vermektir" ifadelerini kullanan Sheinbaum, Meksika toplumunda bu yönteme geniş destek bulunmadığını dile getirmişti. Cumhurbaşkanı ayrıca geçmişte uygulanan sert güvenlik politikalarının cinayet oranlarını ve şiddeti azaltmadığını, aksine artırdığını savunmuştu. Bu tür çağrıların "otoriter" olduğunu ifade eden Sheinbaum, güvenlik stratejisinin hukukun üstünlüğü temelinde yürütülmesi gerektiğini söylemişti. ÜLKEDE YAŞANANLAR SONRASI ELEŞTİRİLERİN HEDEFİNDE El Mencho'nun öldürülmesinin ardından ülkede yaşanan sıcak çatışmalar ve güvenlik tartışmaları, Sheinbaum'un bu sözlerini yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı. Muhalefet daha sert önlemler çağrısı yaparken, hükümet kanadı mevcut stratejinin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde sürdürüleceğini belirtiyor.

Saadet’ten İktidara Sert Yükleniş: “Adalet Çöküyorsa Devlet Alarm Veriyor!” Haber

Saadet’ten İktidara Sert Yükleniş: “Adalet Çöküyorsa Devlet Alarm Veriyor!”

Türkiye’de hukuk devleti tartışmaları giderek büyürken, Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık’tan iktidara yönelik çok sert ve dikkat çeken açıklamalar geldi. Altınışık, adalet sisteminde yaşanan sorunların artık toplumsal güven krizine dönüştüğünü belirterek, “Adalet, devletin varlık sebebi ve medeniyetimizin temelidir” sözleriyle mevcut tabloya ağır eleştiriler yöneltti. Altınışık’ın açıklamaları, yalnızca bir siyasi değerlendirme değil, Türkiye’de hukuk düzeninin geldiği noktaya ilişkin kapsamlı bir uyarı ve sert bir sistem eleştirisi olarak değerlendiriliyor. “Adalet Zayıflıyorsa Devletin Temelleri Sarsılıyor” Altınışık, hukukun üstünlüğünün sadece teorik bir kavram değil, devletin meşruiyetinin ana dayanağı olduğunu vurgulayarak, adaletin zedelendiği bir ortamda toplumsal huzurun sürdürülemeyeceğini ifade etti. Açıklamasında, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın tüm alanlarında hissedilmesi gereken bir temel değer olduğunu belirtti. Toplumda adalet duygusunun zayıflamasının devlet ile millet arasındaki güven bağını koparma noktasına getirdiğini savunan Altınışık, son yıllarda hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanında yaşanan sorunların ciddi bir güven erozyonuna yol açtığını söyledi. “Hukuk Devleti İlkesi Alarm Veriyor” Altınışık, mevcut yönetim anlayışına yönelik eleştirilerinde hukukun sınırlandırıcı rolünün zayıfladığını ima ederek, devlet gücünün hukukla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Adaletin olmadığı bir ortamda ne gerçek kalkınmanın mümkün olacağını ne de toplumsal barışın sağlanabileceğini belirtti. “Güçlünün değil haklının üstün olduğu bir düzen kurmak siyaset anlayışımızın özüdür” ifadelerini kullanan Altınışık, Türkiye’nin acilen hukuk devleti standartlarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Yargı Bağımsızlığı ve Kurumsal Güven Vurgusu Açıklamada en dikkat çeken başlıklardan biri de yargı bağımsızlığı oldu. Altınışık, yargının tam bağımsız ve tarafsız işlemesinin demokratik sistemin vazgeçilmez şartı olduğunu belirterek kuvvetler ayrılığı ilkesinin sağlıklı şekilde korunması gerektiğini dile getirdi. Temel hak ve özgürlüklerin güçlü bir hukuki güvence altında olması gerektiğini ifade eden Altınışık, adalet sisteminin hızlı, erişilebilir ve güven veren bir yapıya kavuşmasının hem toplumsal huzur hem de ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu söyledi. “Keyfî Değil Şeffaf Yönetim” Çağrısı Altınışık, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yönetim modelinin ayrıştırıcı değil birleştirici olması gerektiğini belirterek, baskıcı değil hak temelli bir yönetim anlayışına geçilmesi gerektiğini savundu. Açıklamada şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat vurgusu öne çıktı. Kamu yönetiminde güçlü denetim mekanizmalarının kurulmasının devlet-millet ilişkisini güçlendireceğini ifade eden Altınışık, yolsuzlukla etkin mücadele ve adil gelir dağılımının hem hukuki hem ahlaki bir zorunluluk olduğunu söyledi. Saadet’in Net Mesajı: “Adalet Yeniden Devletin Temeli Olmalı” Saadet Partisi’nin yaklaşımını açık ve net ifadelerle ortaya koyan Altınışık, adaletin yeniden devlet yönetiminin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamasında şu başlıklar öne çıktı: Adalet yeniden devletin temeli yapılmalı Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tam anlamıyla sağlanmalı Temel hak ve özgürlükler yüksek hukuk standartlarında korunmalı Kamu yönetiminde şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik esas olmalı Toplumsal barışı güçlendiren adil bir düzen kurulmalı “Adalet Olmadan Kalkınma da Barış da Olmaz” Altınışık, “Önce ahlak ve maneviyat” anlayışının ancak adaletle anlam kazanacağını belirterek adaletin olmadığı bir sistemde ekonomik büyümenin de sürdürülebilir olmayacağını ifade etti. Açıklamada, güçlü kurumlar ve sağlam hukuk düzeni olmadan kalıcı refahın mümkün olmadığı vurgulandı. Saadet’in Türkiye Vizyonu Altınışık, Saadet iktidarı hedefi doğrultusunda Türkiye’nin adaletin hâkim olduğu, hukukun üstünlüğünün eksiksiz uygulandığı bir ülke haline geleceğini belirtti. Güçlü ekonomi, sağlam kurumlar ve huzurlu toplum hedefinin ancak adil bir yönetim anlayışıyla mümkün olacağını ifade etti. Siyasi Atmosferde Yeni Tartışma Başlığı Altınışık’ın açıklamaları, Türkiye’de son dönemde yoğunlaşan hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. Siyasi kulislerde bu çıkışın önümüzdeki süreçte muhalefet söylemlerinde daha sert bir tonun habercisi olabileceği değerlendiriliyor.

Yavuz Ağıralioğlu: "Anahtar Parti Daha İyisi Mümkündür" Haber

Yavuz Ağıralioğlu: "Anahtar Parti Daha İyisi Mümkündür"

Ramazan ayı dolayısıyla Bursa’da düzenlenen iftar programında Anahtar Parti teşkilatı vatandaşlarla bir araya geldi. Programa partinin Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu başta olmak üzere çok sayıda partili ve davetli katıldı. Birlik ve beraberlik mesajlarının verildiği programda, Bursa’nın sorunları ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Yapılan program sonrasında Genel Başkan Ağıralioğlu basın mensupları ile bir araya gelerek basın toplantısı düzenledi. Bursa’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partinin kuruluş süreci ve Bursa’daki teşkilatlanma çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bursa’ya üçüncü kez geldiğini hatırlatan Ağıralioğlu, partinin kuruluşunun üzerinden henüz bir yılı biraz aşkın bir süre geçtiğini belirtti. İlk il ziyaretlerinden birini Bursa’ya gerçekleştirdiklerini ifade eden Ağıralioğlu, o gün karşılaştıkları yoğun ilgi ve araç konvoyunun kendileri için önemli bir moral kaynağı olduğunu söyledi. Esnaf ziyaretlerinde de benzer bir ilgiyle karşılaştıklarını dile getiren Ağıralioğlu, son ziyaretinde de aynı heyecanı görmekten memnuniyet duyduğunu kaydetti. “Siyasetin milletin sorunlarına çözüm üretemediği dönemlerde yeni bir parti kurmak kolay değildir” diyen Ağıralioğlu, yeni bir siyasi hareketi toplumun umuduyla buluşturmanın sabır ve kararlılık gerektirdiğini vurguladı. Anahtar Parti’nin kısa sürede önemli bir mesafe kat ettiğini ifade eden Ağıralioğlu, teşkilatların sahadaki gayreti sayesinde partinin millet nezdinde karşılık bulduğunu söyledi. Ağıralioğlu, Anahtar Parti’nin hedefinin kalıcı, güçlü ve çözüm odaklı bir siyasi alternatif oluşturmak olduğunu belirterek, çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdüreceklerini sözlerine ekledi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu: “Daha İyisi Mümkündür Diyenler Bu Memleketin Umududur” Basın toplantısında yeni parti kurulmasına yönelik eleştirilere de değinen Yavuz Ağıralioğlu, “Bu kadar parti varken yeni parti mi kurulur?” şeklindeki söylemlere cevap verdi. Ağıralioğlu, siyasi partilerin varlık sebebinin daha iyisini yapma iddiası olduğunu belirterek, her partinin memleketi daha iyi şartlara taşımak hedefiyle kurulduğunu söyledi. Nihai kararı milletin verdiğini vurgulayan Ağıralioğlu, “Millet kimin yapıp yapamayacağına sandıkta karar verir. Zaten yapacak olana yetkiyi millet verir” dedi. Her siyasi hareketin bir itirazdan doğduğunu ifade eden Ağıralioğlu, “’Daha iyisi mümkündür’ diyenler siyaset yapar. Mevcut düzene razı olmadığını, ülkeyi daha iyi yönetebileceğini düşünen insanların ortaya koyduğu irade bu memleket için bir umuttur” diye konuştu. Toplumda umutsuzluğun yayılmasının asıl tehlike olduğuna dikkat çeken Ağıralioğlu, “Asıl korkmamız gereken gün; milletin evlatlarının ‘Bu düzen değişmez, kaderimiz bu, bir şey yapmaya gerek yok’ dediği gündür. İşte o zaman endişe etmeliyiz” ifadelerini kullandı. Ağıralioğlu, siyasetin cesaret, iddia ve sorumluluk gerektirdiğini belirterek, Anahtar Parti’nin de bu anlayışla yoluna devam ettiğini sözlerine ekledi. Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu: “Türkiye İyi Yönetilirse Bu Sorunlar Aşılır” Basın toplantısında ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yavuz Ağıralioğlu, yaşanan ekonomik ve sosyal sorunların temelinde yönetim zaafı olduğunu savundu. Enflasyonun yükselmesi, hayat pahalılığının artması, emekli ve asgari ücretlilerin geçim sıkıntısı yaşaması gibi problemlerin yanlış politikaların sonucu olduğunu ifade etti. Toplumsal güvenlik konusuna da değinen Ağıralioğlu, sokak güvenliği ve kadına yönelik şiddet konularında ciddi hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirtti. Bu başlıkların siyasi tartışma konusu değil, çözüm bekleyen hayati meseleler olduğunu söyledi. “Anahtar Parti olarak iyi bir yönetim modeli teklif ediyoruz” diyen Ağıralioğlu, şeffaf, kuvvetler ayrılığına dayalı ve hesap verebilir bir devlet anlayışını savunduklarını dile getirdi. Siyasette üslubun önemine dikkat çeken Ağıralioğlu, eleştirilerini hakaret etmeden yaptıklarını, kavga dili yerine nezaketi tercih ettiklerini vurguladı. Türkiye’nin yeni nesil bir siyaset anlayışına ihtiyaç duyduğunu ifade eden Ağıralioğlu, bu anlayışı inşa etmeye talip olduklarını söyledi. Bursa’nın partileri açısından özel bir yere sahip olduğunu belirten Ağıralioğlu, şehirde güçlü bir karşılık gördüklerini ifade etti. Öncelikli hedeflerinin Bursa’da ana muhalefet konumuna gelmek, ardından da iktidara yürümek olduğunu dile getirdi. İktidar partisine de mesaj veren Ağıralioğlu, “Memleketin sorunlarını çözerseniz millet sizi tercih eder, çözemezseniz millet değişimi tercih eder” ifadelerini kullandı. Siyasette rekabetin kaliteyi artıracağını belirten Ağıralioğlu, Anahtar Parti’nin bu rekabet ortamına yeni bir dinamizm kazandırdığını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.