Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Milli Mücadele

Gürsu Haber - Milli Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler'den Sert Tepki: "Kurtuluş Savaşı'nı Müfredattan Silemezsiniz, Bu Milletin Hafızasına Yapılmış Açık Bir Saldırıdır" Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler'den Sert Tepki: "Kurtuluş Savaşı'nı Müfredattan Silemezsiniz, Bu Milletin Hafızasına Yapılmış Açık Bir Saldırıdır"

BURSA / İZNİK – DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni müfredat çalışmaları kapsamında "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin müfredattan çıkarılacağı yönündeki açıklamalara ilişkin sert bir basın açıklaması yayımladı. Genişler, söz konusu düzenlemenin yalnızca bir ders kitabındaki ifade değişikliği olmadığını belirterek, bunun Türk milletinin tarihine, milli hafızasına ve bağımsızlık mücadelesine yönelik ciddi bir müdahale olduğunu savundu. "Kurtuluş Savaşı ifadesini müfredattan kaldırıyoruz. Neden kurtulmuşuz?" sorusunu kamuoyuna yönelten Genişler, alınmak istenen kararın tarihsel gerçekleri gölgelemeye yönelik olduğunu ileri sürdü. "Bu Karar Bir Kelimeyi Değil, Bir Milletin Hafızasını Hedef Alıyor" Basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaklaşımına sert eleştiriler yönelten Recep Genişler, Kurtuluş Savaşı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolun temel taşı olduğunu ifade etti. Genişler açıklamasında, "Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılacağı yönündeki açıklamayı büyük bir şaşkınlık ve derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. Bu yalnızca bir kavram değişikliği değildir. Bu karar, milletimizin hafızasına, tarihine, kimliğine ve bağımsızlık mücadelesine yapılmış açık bir saldırıdır." ifadelerine yer verdi. "Kurtuluş Savaşı Bir Milletin Yeniden Ayağa Kalkış Hikâyesidir" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı'nın açıklamasında Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca askeri bir mücadele olmadığı vurgulandı. Açıklamada, 1919-1923 yılları arasında verilen mücadelenin; İşgale karşı verilen bağımsızlık savaşı, Sevr Anlaşması ile planlanan parçalanmaya karşı direniş, Mandaya ve yabancı devletlerin kontrolüne karşı milli iradenin savunulması, Esarete karşı özgürlüğün kazanılması, Cehalete ve geri kalmışlığa karşı çağdaş bir devlet inşa etme mücadelesi olduğu ifade edildi. Recep Genişler, Kurtuluş Savaşı'nın yokluk içerisinde verilen büyük bir bağımsızlık destanı olduğunu belirterek, bu mücadelenin yalnızca cephede değil; eğitimde, hukukta, ekonomide ve toplumsal dönüşümde de kazanıldığını dile getirdi. "Neden Kurtulduk?" Basın açıklamasında dikkat çeken bölümlerden biri de "Neden Kurtulmuşuz?" başlığı oldu. Bu bölümde Türkiye'nin; İşgal kuvvetlerinden kurtulduğu, Anadolu'nun parçalanmasının önüne geçildiği, Milletin kendi kaderini tayin ettiği, Esaret zincirlerini kırdığı, Bağımsız ve egemen bir devlet kurduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca Kurtuluş Savaşı sonunda Cumhuriyet'in ilan edildiği, millet egemenliğine dayanan yeni bir devletin kurulduğu, kadın haklarından eğitim reformlarına kadar birçok alanda köklü dönüşümlerin gerçekleştirildiği ifade edildi. "Tarihinden Koparılan Millet Geleceğini İnşa Edemez" Recep Genişler, tarih bilincinin gelecek nesiller açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek, Kurtuluş Savaşı kavramının müfredattan çıkarılmasının çocukların milli tarih şuurlarını zayıflatacağını savundu. Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi: "Bir toplum, geçmişini hatırladığı sürece güçlüdür. Tarihini unutan toplumlar ise başkalarının gölgesinde yaşamaya mahkûm olur. Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılması, gelecek nesillerin tarihsel gerçeklerden uzak yetişmesine neden olacaktır." "Cumhuriyetin Temelini Oluşturan Mücadeleyi Yok Sayamazsınız" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı açıklamasında, Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca askeri bir zafer olmadığı; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin ve bağımsızlık iradesinin temelini oluşturduğu ifade edildi. Genişler, bu kavramın eğitim müfredatından çıkarılmasının tarihsel gerçekleri değiştirmeyeceğini belirterek, hiçbir idari düzenlemenin milletin ortak hafızasını silemeyeceğini savundu. "Bu Kararın Geri Çekilmesini Talep Ediyoruz" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı, açıklamanın sonunda Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunarak söz konusu düzenlemenin geri çekilmesini istedi. Açıklamada; Tarihe yönelik bu yaklaşımın kabul edilemez olduğu, Kurtuluş Savaşı'nın eğitim müfredatından çıkarılamayacağı, Çocukların milli mücadele bilinciyle yetişmesinin önem taşıdığı, Kararın derhal geri alınması gerektiği, Gerekmesi halinde hukuki, siyasi ve toplumsal zeminde mücadelenin sürdürüleceği ifade edildi. Recep Genişler, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bu vatan kolay kazanılmadı. 1071'de Malazgirt'te başlayan yürüyüş, 1453'te İstanbul'un fethiyle devam etti, 1919'da Samsun'da yeniden dirilişe dönüştü ve 1923'te Cumhuriyet ile taçlandı. Bu millet, Kurtuluş Savaşı'nı tarihinden de hafızasından da sildirmeyecektir."

CHP’nin 103. Yılına İlişkin Dikkat Çeken Değerlendirme Haber

CHP’nin 103. Yılına İlişkin Dikkat Çeken Değerlendirme

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkan Yardımcısı Gürhan Akdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşunun 103’üncü yılı kapsamında gerçekleştirilen bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, partinin tarihsel misyonu, kuruluş felsefesi ve son yıllarda yaşanan dönüşüm süreçlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Cumhuriyet Halk Partisi’nin yalnızca bir siyasi parti değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin ve milli mücadele ruhunun siyasal temsilcisi olduğuna vurgu yaparak başlayan Akdoğan, partinin temellerinin resmi kuruluş tarihinden çok daha önce, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışıyla başlayan “Aydınlanma Yürüyüşü” sırasında atıldığını ifade etti. Akdoğan, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin kökleri, Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştıran Kuvayı Milliye ruhuna dayanmaktadır. Bu büyük siyasi çınar, tarih boyunca çeşitli zorluklar ve çalkantılar yaşamış olsa da, milletin bağımsızlık ve çağdaşlaşma idealinden aldığı güçle her zaman ayakta kalmayı başarmıştır” dedi. Son yıllarda parti içerisinde yaşanan gelişmelere de değinen Akdoğan, özellikle son 13 yıllık süreçte CHP’nin kuruluş ilkeleri ve temel değerleri üzerinde ciddi aşınmalar yaşandığını savundu. Yaşananların kendileri açısından sürpriz olmadığını belirten Akdoğan, 3-4 Kasım 2010 tarihinden itibaren partide bir “eksen kayması” yaşandığını dile getirdiklerini ve bu konuda sürekli uyarılarda bulunduklarını söyledi. Cumhuriyet’in devrimci ve çağdaş karakterini, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışını temsil eden CHP’nin zaman zaman “Y-CHP” olarak adlandırılan anlayışların etkisi altına sokulmaya çalışıldığını ileri süren Akdoğan, partinin simgesi olan Altı Ok’un değiştirilmesini savunan yaklaşımların ortaya çıktığını ifade etti. Akdoğan açıklamasında, “Partimizin onurlu geçmişine yabancı, kuruluş felsefesine mesafeli ve Atatürk devrimleriyle sorunlu bazı çevreler, danışmanlıklar ve çeşitli görevler aracılığıyla parti içerisinde etkili olmaya çalışmıştır. Atatürk’e yönelik saygısız ifadeler kullananlar, ikinci cumhuriyetçi anlayışlar, neoliberal politikaları savunan gruplar, sağ siyasetten transfer edilen isimler ve hatta bölücü yapılara yakın duran çevreler zaman içerisinde parti içerisinde alan bulmuş, ne yazık ki belirli ölçülerde etkili olabilmiştir” ifadelerini kullandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” sözünü hatırlatan Akdoğan, CHP’nin Cumhuriyet kadar önemli bir emanet olduğunu belirterek, Atatürk’ün devrimci ve antiemperyalist çizgisine bağlı üyelerin bu emaneti koruma sorumluluğunu taşıdığını söyledi. Atatürk’ün Bursa Nutku’nda ortaya koyduğu bilinç ve sorumluluk anlayışını rehber edindiklerini ifade eden Akdoğan, “Bizler kişisel hesaplar ve beklentiler içerisinde olmadan, yalnızca Cumhuriyet’e ve partimizin kuruluş ilkelerine bağlılıkla hareket ettik. Geçmişte nasıl uyarı görevimizi yerine getirdiysek, bundan sonra da Cumhuriyet’in ve partimizin temel değerlerine yönelik her türlü olumsuz gidişe karşı aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. Partinin uzun yıllardır sistemli bir dönüşüm sürecine maruz bırakıldığını öne süren Akdoğan, yıllar önce dile getirdikleri uyarıların bugün daha net görüldüğünü savundu. “13 yıl önce ‘parti işgal ediliyor’ dediğimizde bizi eleştirenler ve sessiz kalanlar, bugün yaşanan gelişmeler karşısında o sürecin sonuçlarını daha açık şekilde görmektedir. Oysa yaşananlar bir anda ortaya çıkmamış, adım adım planlanarak ilerlemiştir. Biz dün nerede duruyorsak bugün de aynı noktadayız” değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının sonunda CHP’nin kuruluş ilkelerini temsil eden Altı Ok’a bağlılıklarını vurgulayan Akdoğan, partiyi dönüştürme ve başkalaştırma girişimlerine karşı mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirtti. “Cumhuriyet Halk Partisi’ni kuruluş rotasından uzaklaştırmaya yönelik her türlü girişim, kumpas ve müdahale sonuçsuz kalacaktır” diyen Akdoğan, CHP’nin tarihsel kimliğini, Cumhuriyet devrimlerini ve Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık hedefini savunan kadroların kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

Bursa’da 107 Yıllık Gurur: “Dünya Çözülürken Bir Başkaldırı” Konferansı, Milli Mücadele’yi Akademik Perspektifle Ele Alıyor Haber

Bursa’da 107 Yıllık Gurur: “Dünya Çözülürken Bir Başkaldırı” Konferansı, Milli Mücadele’yi Akademik Perspektifle Ele Alıyor

Bursa, 19 Mayıs 1919’un 107. yıldönümünü, Milli Mücadele’nin derin stratejik ve sosyolojik boyutlarını ortaya koyacak akademik bir konferansla kutlamaya hazırlanıyor. İlter Dergisi ve “İlterliler” ekibi tarafından organize edilen etkinlik, tarih tutkunlarını ve akademisyenleri Ördekli Kültür Merkezi’nin tarihi atmosferinde bir araya getirecek. 19 Mayıs 1919: Ulusal Bağımsızlığın Başlangıcı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Milli Mücadele’yi başlatmasının üzerinden 107 yıl geçti. Tarihçiler, 19 Mayıs’ı yalnızca askeri bir hamle olarak değil, aynı zamanda yıkılmakta olan bir imparatorluğun küresel güç dengeleri arasında başkaldırı niteliği taşıyan bir olay olarak değerlendiriyor. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı’nın ağır yaraları, Mondros Mütarekesi’nin getirdiği işgaller ve ekonomik çöküntüyle karşı karşıyaydı. Ülke toprakları, Sevr Antlaşması’nın dayattığı sınırlarla tehdit altındaydı. İşte tam da bu ortamda, genç bir subay olan Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıkarak Türk milletinin kaderini yeniden yazacak bir liderlik vizyonunu hayata geçirdi. Bu bağlamda İlter Dergisi’nin konferansı, 19 Mayıs’ın yalnızca sembolik bir tarih olmadığını; aynı zamanda ulusal bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin stratejik bir başlangıcı olduğunu katılımcılara aktaracak. Etkinlik, dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik şartlarını tarihsel belgeler ve akademik analizlerle masaya yatıracak. Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’dan Ayrıntılı Analiz Etkinliğin ana konuşmacısı olan Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, “Dünya Çözülürken Bir Başkaldırı: 19 Mayıs 1919” başlıklı sunumuyla katılımcılara dönemin tarihsel ve sosyolojik kodlarını aktaracak. Arslan, etkinlik öncesi yaptığı açıklamada şunları söyledi: “19 Mayıs, sadece bir başlangıç günü değil, aynı zamanda bir halkın kendi kaderini tayin etme iradesinin sembolüdür. O dönemde, Osmanlı’nın çözülmekte olduğu ve dünya dengelerinin değiştiği bir ortamda, Atatürk ve silah arkadaşlarının başlattığı hareket, Türk milletinin modern tarih sahnesine çıkışının temelini oluşturmuştur. Bu konferansta, hem askeri hem de sosyolojik perspektifiyle o günleri yeniden ele alacağız.” Doç. Dr. Arslan, konuşmasında ayrıca, Atatürk’ün öngörüsü ve stratejik planlaması sayesinde Türk milletinin ulusal direniş iradesinin nasıl şekillendiğini, yerel halkın desteğini ve bölgeler arasındaki iletişim ağlarının mücadeledeki önemini detaylı bir şekilde anlatacak. Katılımcılar, Milli Mücadele’nin sadece cephede kazanılan zaferlerden ibaret olmadığını, toplumun her kesiminde şekillenen bir hareket olduğunu akademik verilerle öğrenme fırsatı bulacak. İlter Dergisi’nden Tarihsel Bağlam ve Mesaj İlter Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Faruk Akdağ, etkinliğin amacını şöyle özetledi: “19 Mayıs, Atamızın bize bıraktığı en önemli emanettir. Bu emaneti sadece törenlerle değil, o günkü iradeyi ve mücadele ruhunu anlayarak kutlamalıyız. Bu konferans ile Bursalıları o dönemin stratejik, sosyolojik ve tarihsel detaylarıyla buluşturmak istiyoruz. Tüm halkımızı, gurur dolu bir akşamda bayram coşkusunu paylaşmaya davet ediyoruz.” Akdağ, etkinliğin, İlterliler grubunun hafta boyunca sürecek kutlama programının merkezinde yer aldığını ve Bursa’nın tarih bilinci ile kültürel mirasına katkı sağlayacağını vurguladı. Etkinliğin Detayları Konferansın detayları şu şekilde: Tarih: 17 Mayıs 2026, Pazar Saat: 19.00 Yer: Ördekli Kültür Merkezi, Bursa Organizatörler, etkinliğin katılım açısından yoğun ilgi görmesini bekliyor. Tarih meraklıları, akademisyenler, öğrenciler ve halk, Milli Mücadele’nin 107. yılını, hem tarihsel hem de akademik bir perspektifle yeniden yaşayacak. Tarihsel Önemi 19 Mayıs 1919, Türk milletinin kendi kaderini tayin etme iradesinin sembolüdür. Bu tarih, yalnızca bir askeri hamle değil; Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve dünya dengelerinin değiştiği kritik bir dönemde milletin yeniden doğuşunun başlangıcıdır. Bursa’da yapılacak konferans, genç kuşaklara Milli Mücadele’nin derin anlamını aktarmak, tarih bilincini güçlendirmek ve Atatürk’ün stratejik dehasını anlamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Bu kapsamlı etkinlik, tarih bilinciyle yetişmiş, bilinçli ve araştırmacı bir neslin oluşturulmasına katkı sağlayacak bir akademik buluşma niteliğinde.

Bursa Valisi Ayyıldız'dan "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" mesajı Haber

Bursa Valisi Ayyıldız'dan "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" mesajı

Bursa Valisi Erol Ayyıldız, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" dolayısıyla mesaj yayımladı. Ayyıldız mesajında şu ifadeleri kullandı: Kadınlarımız, tarih boyunca toplum hayatının her aşamasında önemli sorumluluklar üstlenmiş; aileyi ayakta tutan, toplumu şekillendiren ve hayatın her alanına değer katan en güçlü unsurlardan biri olmuştur. Kültürümüzde kadın; yetiştirdiği nesillerle, emeği ve üretkenliğiyle hayatın her alanında varlığıyla topluma katkı sunan önemli bir değerdir. Bu yönüyle kadınlarımız, “Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum” anlayışının en önemli temsilcileridir. Tarihimizin her döneminde kadınlarımızın azmi, cesareti ve fedakârlığı milletimizin kaderine yön vermiştir. Bacıyan-ı Rum’dan Hayme Ana’ya, Nene Hatun’dan Millî Mücadele’nin isimsiz kahramanlarına kadar kadınlarımız, bu toprakların vatan olmasında ve milletimizin birlik ve beraberliğinin güçlenmesinde önemli roller üstlenmiştir. Kadınlarımıza verilen her destek ailelerimizi; güçlü aileler ise toplumumuzu daha sağlam temeller üzerinde yükseltmektedir. Devletimizin yürüttüğü sosyal politikaların temel amacı da kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak, aile yapımızı koruyarak daha müreffeh bir toplum inşa etmektir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Cennet annelerin ayakları altındadır.” müjdesi, kadınlarımızın toplumumuzdaki kıymetli yerini en güzel şekilde ifade etmektedir. Bu anlayışla, kadınlarımızın hak ettiği değeri görmesi ve her alanda desteklenmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu anlamlı gün vesilesiyle, başta şehit ve gazi kadınlarımız ile tüm şehit ve gazilerimizin anneleri ve eşleri olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

“Serhat’ın Hafızası Dirilişin Sembolüdür” Haber

“Serhat’ın Hafızası Dirilişin Sembolüdür”

Geçmiş Dönem MHP Büyükşehir Sözcüsü İhsan Bilgili’den Ardahan’ın Kurtuluşunun 105. Yılına Tarihsel Perspektif: “Serhat’ın Hafızası Dirilişin Sembolüdür” Bursa’da geçmiş dönem Büyükşehir Sözcüsü İhsan Bilgili, Serhat şehri Ardahan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 105. yıl dönümü dolayısıyla kapsamlı bir mesaj yayımlayarak hem tarihsel süreci hem de milli mücadele ruhunun bölgesel ve ulusal anlamını detaylı biçimde değerlendirdi. Bilgili’nin açıklaması, yalnızca bir kutlama mesajı olmanın ötesinde, bölgenin jeopolitik geçmişine ve Milli Mücadele’nin erken örgütlenme dinamiklerine ışık tutan güçlü bir tarihsel analiz niteliği taşıdı. 43 Yıllık Esaretten Kurtuluşa Uzanan Süreç Bilgili mesajında, Ardahan’ın kaderini belirleyen sürecin 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonrası başladığını hatırlatarak, savaş tazminatı kapsamında Kars ve Batum ile birlikte Rus işgaline bırakılan kentin yaklaşık 43 yıl süren esaret döneminden sonra 23 Şubat 1921’de özgürlüğüne kavuştuğunu vurguladı. Kurtuluş sürecinde askeri ve siyasi liderliğin belirleyici rolüne dikkat çeken Bilgili, Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa, cephe kahramanlarından Deli Halit Paşa ve bölgenin önemli isimlerinden Osman Server Atabek’in yanı sıra yerel halkın topyekûn direnişinin tarihsel kırılma noktası olduğunu belirtti. Gürcü kuvvetlerinin şehirden çekilmesiyle Ardahan’ın yeniden Türk egemenliğine girmesinin, Milli Mücadele’nin doğu hattındaki en kritik başarılarından biri olduğu ifade edildi. “Milli Mücadele Ruhunun İlk Tezahürlerinden Biri” Bilgili, Ardahan’ın yalnızca askeri bir zaferle değil, siyasi örgütlenme kapasitesiyle de öne çıktığını belirterek, Anadolu’daki kongreler sürecine dikkat çekti. Ardahan Kongreleri olarak bilinen 3-5 Ocak ve 7-9 Ocak 1919 toplantılarının, Milli Mücadele’nin kurumsal zemininin oluşmasında kritik rol oynadığını ifade etti. Bu kongrelerde Mondros Mütarekesi’nin ağır şartlarının reddedildiği, silah bırakılmayacağı ve bölgenin Rusya’ya terk edilmeyeceğinin karara bağlandığını belirten Bilgili, bu iradenin daha sonra Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi ile kurumsallaşan milli direniş ruhunun öncülü olduğunu vurguladı. Elviye-i Selase ve Bölgesel Direniş Dinamikleri Açıklamada ayrıca tarih literatüründe “Üç Sancak” olarak bilinen Elviye-i Selase bölgesinin stratejik önemine değinildi. Ardahan, Kars ve Batum’un yanı sıra Ahıska ve Ahılkelek’in kaderinin bölgesel güç dengeleri açısından kritik olduğuna dikkat çekildi. Bilgili, bölgedeki siyasi yapılanmanın Cenub-ı Garbi Kafkas Hükümeti çatısı altında şekillenmesinin Türk milletinin teşkilatlanma kabiliyetini gösterdiğini belirterek, bunun bağımsızlık mücadelesinin erken örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Serhat Şehirlerinin Jeopolitik Rolü Açıklamada bugün de sınır hattında stratejik rolünü sürdüren Iğdır ve Ardahan’ın, Türkiye’nin güvenlik ve egemenlik perspektifinde kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekildi. Bu şehirlerin tarih boyunca “vatan bekçiliği” misyonunu sürdürdüğü vurgulandı. Şehit ve Gazilere Vefa Mesajı Bilgili mesajının sonunda, bağımsızlık mücadelesinde hayatını kaybeden şehitler ile gazilerin fedakârlıklarının unutulmayacağını belirterek, Türk milletinin tarihsel hafızasında Ardahan’ın kurtuluşunun önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Açıklamada, ecdadın gösterdiği topyekûn direnişin bugünkü milli birlik ve beraberlik bilincinin temel taşlarından biri olduğu kaydedildi. Bilgili, başta Ardahanlılar olmak üzere tüm Türkiye’ye selam ve saygılarını ileterek, kurtuluş yıl dönümünün milli dayanışma ruhunu güçlendirmesi temennisinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.