Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Milli Eğitim

Gürsu Haber - Milli Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması Haber

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamalarla ilgili, “Sayın Barrack haddini bilecek! Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur.” diye konuştu. Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, parti genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarında hayatını kaybedenleri anarak başladı. Yaralılara acil şifa dileyen Geçen, yaptığı değerlendirmelerde özetle şunları söyledi: “Geçen haftayı uzun süre acısını yüreğimizden çıkaramayacağımız bir sızıyla geçirdik. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'te eğitim kurumlarımızda yapılan saldırılarla sarsıldık. Bugüne kadar çeşitli okullarda öğretmenlerin öldürüldüğünü, öğrencilerin akran zorbalığına uğradığı haberlerini birçok kişi duymuştu ve siyasal iktidar bunları münferit olaylar gibi tanımlamıştı. 25 yıldır kesintisiz, tek başına bir siyasal iktidarla ülkemiz yönetiliyor. AK Parti hükümetinin milli eğitim politikalarını çeşitli vesilelerle, çeşitli siyasi kadrolar eleştirdi. Anahtar Parti olarak biz de eleştirdik. Daha çok eğitim-öğretimle alakalı sık sistem değişikliklerinin milli eğitime fayda sağlamadığıyla sınırlı olmayan birçok eleştiriye maalesef siyasal iktidar kayıtsız kaldı. Kahramanmaraş’ta 9 evladımız, gencecik, henüz çocuk yaşında, ilköğretim çağında vefat ettiler bu saldırıda. Ayla öğretmenimiz, bir öğretmen için öğrencilerinin ne anlama geldiğini rahmete yürürken en baskın ve en güçlü şekilde bize hissettirdi. Ayla öğretmenimize ve saldırılarda şehit olan evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Şu anda yaralı, durumları kritik olan evlatlarımız var. Geçmiş olsun, acil şifa diliyorum. OKUL SALDIRILARI BİR KATLİAMDIR! Bu katliamdır, bu münferit bir olay gibi de görülse; bunun bütün sebep ve sonuçlarıyla sakin bir şekilde, bu işi siyasete bulaştırmayalım yaftalamasının da dışında, hızlıca gecikmiş her ne var ise tedbir olarak alınması konusunda siyasal iktidarın muhalefet ile el birliğiyle bu sorunun üzerine gitme zamanının gelip geçtiğini de hatırlatmak isterim. Siyasal iktidar kendisine yöneltilen her türlü eleştiriyi maalesef düşmanca karşılıyor. Ve bu durumda açıkçası şunu söylemek gerekiyor: Siyasal iktidarın bu eleştirileri düşmanca görüp daha sonra da tümünü reddetme psikolojisi sadece bu hadisede değil, ülkenin icra ile ilgili her alanında maalesef tavrı bu oldu. Ve şöyle bir metodu benimsedi AK Parti iktidarı: Acıyı yönetmeyi, olumsuzluğu yönetmeyi çok daha önemsiyor. Halbuki sorun var olan acıyı yönetmek değil, o acıların ortaya çıkmasını engellemektir; siyasal iktidarların görevi oluşan acıları yönetmek olmamalı. Elbette bu acıyı hepimiz yüreğimizde hissediyoruz. Sadece iktidar hissetmiyor. Ve bu hususta olumsuzluğun ortaya çıkarılması, tedbirde hatası olanların, mesul olanların bu konuda hesap vermelerini teklif etmek, siyasete acıyı malzeme etmek anlamına gelmez. Oluşan bu tür durumlarda sürekli olarak ‘acı üzerinden siyaset mi yapmak istiyorsunuz’ yaftalaması aslında acıya en büyük saygısızlıktır. Şu çok iyi bilinmelidir ki bir siyaset kurumunun ana görevi, ister muhalefet ister iktidar olsun, bir olumsuzluk var ise bununla ilgili sorumluluk sahiplerinin hesap vermeleri ve bununla ilgili siyasi bir eksiklik var ise de iktidarın bu eksikliği kamuoyu önünde kabul etmesidir. Selametin yolu buradan geçer fakat bugüne kadar maalesef biz mevcut siyasi iktidardan bu tür bir tavır görmedik. BİR EKSİKLİK OLDUĞUNU SİZ SÖYLÜYORSUNUZ, O HALDE NEDEN ÖNLEM ALMADINIZ? Okullardaki bu noktaya evrilen süreçle ilgili şu anda bir haftada şöyle bir şey yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, yaptığı açıklamalarla, ‘Şok eylem planına geçiyoruz. Acil eylem planına geçiyoruz’ diyor. Demek ki siz bu eylem planlarına şu an ihtiyaç duyduğunuza göre bir eksiklik vardı. Peki bu eksikliği bu kadar insanımız, bu kadar evladımız ölmeden önce neden düşünmediniz? Neden bir sene önce bu eylem planını yapmadınız? Neden iki sene önce yapmadınız? Neden beş sene önce yapmadınız? Neden on sene önce yapmadınız? Bir eksiklik olduğunu siz söylüyorsunuz. Eğer bir acil eylem planı şu anda var deniliyor ise demek ki bir eksikliğe yöneliktir. OKULLARDAKİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK AÇIĞININ SÜRATLE GİDERİLMESİ GEREKİYOR Anahtar Parti olarak biz okullardaki sorunu genel manada tarif ettik ve spesifik olarak da akran zorbalığıyla başlayan, öğretmenlerin öldürülmesine varan sürecin, güvenlik tedbirleri dahil psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenliği açıklarının süratle giderilmesinden bahsettik. Bugün itibarıyla 60 bine yakın bir açıktan bahsediliyor. 60 bin güvenlik görevlisi teklif etmenin yanı sıra bir takım muhalefet partilerimiz güvenlik ağırlıklı açıklamalar yaptı. 60 bin güvenlik görevlisi alınsın, okulların fiziki güvenliği sağlansın. Bunu anlamsız bulmamakla birlikte aslında öncelik sırasının, okullarda öğrencilerle öğretmenler, öğrencilerle veliler arasındaki sağlıklı diyaloğun sağlanması adına psikolojik danışmanlık ve rehberlik kadrolarının süratle doldurulmasının çok önemli olduğunu ve sorunun çözümü açısından oldukça ciddi mesafeler aldırılacağını açıkça belirtmek isterim. Bu yeter mi? Yetmez. Sosyal mecraların dünyada egemen olduğu, sadece bizim ülkemizde olan bir durum olmadığı belirtiliyor. Bunu fikir olarak kabul edebiliriz. Ancak bunun filtre edilmesi, kontrol altına alınması konusunda geciktiğimiz de apaçık ortadadır. RTÜK NEDEN VAR? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yakında çok iyi bir muhalefet oluşacak’ temennisinde bulunmuştu geçen hafta. Anlıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüklediği anlam, kendi siyasal iktidarını en az eleştirecek veya hiç eleştirmeyecek bir yapının özlemi içerisinde, böyle bir muhalefet anlayışını arzu ediyor. Fakat bunun hiç kimseye hayrı olmaz, iktidara da hayrı olmaz. Bizim bir RTÜK’ümüz var. Radyo ve Televizyon Üst Kurulumuz. Anayasal bir kuruluşumuz. Ne için kuruldu? Kuruluş felsefesi nedir? Ülkemizde milletimizin, evlatlarımızın kültür değerlerine aykırı, inanç değerlerine aykırı, çocuklarımızın hür ve müstakil düşünmelerine aykırı birtakım odakların yayın yoluyla, basım yoluyla veya dijital medyanın kullanılarak tahribatının önlenmesi adına kontrol görevini gören bir müessesemiz. BAZI SİYASİLER MAFYATİK DİZİ OYUNCULARINI KAMUOYU ÖNÜNDE TEBRİK EDİYOR! Bugün dizilerimize baktığımız zaman neredeyse yarısına yakını mafyatik diziler. Hatta buradan şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Siyasilerimizin, tırnak içinde, bu mafyatik dizilerde oynayan kişileri kamuoyu önünde tebrik etme cüretkârlığına bile teşebbüs ettiklerine zaman zaman şahitlik ediyoruz. Bu yeraltı dünyasının güzel gösterilmesi, mafyanın 15-17 yaşındaki çocuklara sevdirilmesi ve teşvik edilmesi gibi algılanacak bu dizileri RTÜK bugüne kadar neden yayından kaldırmadı acaba? Şimdi biz bunu demeyecek miyiz? Burada RTÜK'ün mesuliyeti var. Burada sorumluluğu var. RTÜK'ün de hesap vermesi gerekir dediğimiz zaman biz bu son olaylarla ilgili acıyı istismar mı etmiş olacağız? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Siz bu şekilde davranırsanız siyasal iktidar olarak iki tane kötü şey yaparsınız. Bir, mevcut anayasal kurumları ve onların görev anlayışlarını var olandan çıkarır, hükümetin kontrolünde tutarsınız. Bu, siz gittikten sonra da kalıcı bir tahribattır. Siyasal iktidarlar gidicidir. Gitmeyen hiçbir siyasal iktidar yoktur. Sadece bizde değil, dünyada yoktur. İkincisi, mücadele diye ortaya koyduğumuz şeyin içi boşaltılırsa ve boş hale gelirse, bundan sonra yapılacak her türlü ülkemizin dirliği, birliği ve bekası adına olan mücadelelerin çoğu kadük kalır. Yani maksada ermez. Çözüm önerilerimizi, ihtisas olarak ilgili politika başkanlıklarımızca geniş şekilde kamuoyuna duyurduk. Duyurulmaya da devam edecek. Bu hususta bütün çözüm önerilerinin şeffaf bir şekilde tartışıldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir sürecin başlatıldığı; bunun sosyolojik, psikolojik, güvenlik ve aile boyutuyla topluca ve koordineli bir şekilde ele alınmasının bu sorunun çözümü adına mesafe aldıracağına yürekten inanıyoruz. Anahtar Parti olarak bu konudaki her türlü çalışmaya amasız fakatsız destek vereceğimizin bilinmesini arz etmek isterim. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİR! Antalya’da düzenlenen forumda Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi, aynı zamanda da Suriye Özel Danışmanı Tom Barrack’ın yaptığı, bir büyükelçi konseptini aşan; devamlı şekilde ülkemize, bölgemize idari koordinat belirlemeye çalışan, had sınırını aşan ve birliğimizi, dirliğimizi, yönetim şeklimizi sabote etmeye yönelik açıklamalarına geçen hafta şahitlik ettik. Sayın Büyükelçi, bölgenin yönetim şeklinin ne olması gerektiğini açıkladı. Sınırlarını, had sınırlarını ve edep sınırlarını aşarak. Demokrasinin bu bölgeye fazla olduğunu; aslında münasip bir yönetim şeklinin daha verimli ve daha faydalı olabileceğini, dolayısıyla bu konuda Arap Baharı’nın tam maksadına eremediğini; bir sınıfın, bir zümrenin yönetmesinin, vicdani yönetmesinin demokrasiden daha iyi geleceğini söyledi. Anladığımız bu! Şimdi buradan şunu hatırlatmak isterim: Amerika'nın tırnak içinde büyükelçisi olduğunu, fakat görevinin gereğinden çok had sınırlarını aşan şahsına şunu hatırlatmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir cumhuriyettir. Demokrasiyle yönetilir. TOM BARRACK’IN ÇIKIŞINA SERT TEPKİ Bu demokrasiye erişim sırasında bu topraklar, kendi gibi düşünenlerin istilasından kurtarılarak kurulmuş bir cumhuriyettir. Eğer bir emperyalizm tanımı yapılacak olsa Sayın Tom Barrack’ın yaptığı açıklama gibi yapardım ben. Eğer bir emperyalist devletin başka bir devletle ilgili tasarımı ne olur deseydim, tam da onun gibi yapardım. ‘Benim emellerime’ diyor Tom Barrack; yani ülkesinin emellerine en iyi hizmet etmenin yolunun bu bölgede monarşik yönetimler olduğunu belirtiyor. Buradan şunu anlıyoruz: Amerika Birleşik Devletleri ve benzeri emperyalist güçler, ulusların insani yönetilmelerinden çok, kendi hizmetlerine, kendi emellerine ne kadar çok yardım ederlerse o yönetim şekli onlar için iyidir, olumludur. Bir sınıfın, bir ailenin vicdanına terk edilmiş bir yönetim şeklinden bahsediyor. Bizim için Orta Çağ; ama işlerine geldiği zaman, başka ülkelere ‘niye demokrasiye geçmediniz, siz demokratik sistemle yönetilmiyorsunuz’ diyerek oralarda ihtilaller yaptılar, ülkemiz dahil. Demek ki istenilen şey şu: Benim emellerime hizmet şu anda bu coğrafyada monarşik yönetimlerden geçiyor. Sayın Barrack haddini bilecek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Ve ecdadımızı hayırla yad etmemize vesile oldu bu açıklaması. Ecdadımızın dünyada onlardan daha çok egemen olduğu dönemler oldu. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAVAŞIN DIŞINDA KALMA TAVRINI ISRARLA SÜRDÜRMELİ Sonuç olarak şunu arz edeceğim. Hemen yanı başımızda bir savaş var. Bu savaşın ritmi, şekli, tarzı sıra dışı. Belki de son yılların hepimizin aklını zorladığı bir formda gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu savaşın dışında kalmayı bugüne kadar başarılı bir şekilde yürüttü. NATO dahil, bundan böyle gelişecek her türlü hadisede bu tavrını ısrarla sürdürebilmelidir. Bu tavrını sürdürebilmesi adına biz, Anahtar Parti olarak, bütün imkânlarımızla siyasal iktidarın, devletin bu tarzı ve tavrının yanında olacağımızın da açıkça altını çizmek isterim. ORTA VADELİ PROGRAM ÇÖKTÜ, EKONOMİK BUHRAN VAR Bizler bugün Yeni Şafak gazetesinde manşet olan haberi; sadece biz de değil, muhalefet uzun süredir Türk ekonomisinin bir türbülansta olduğunu, daha ileri bir tanımla bir buhranda olduğunu, açlık sınırının emekliler için ve asgari ücretliler için sorun haline geldiğini belirtiyoruz. 39 bin lira açlık sınırı tanımlayacaksınız, insanlara 20 bin lira emekli aylığı vereceksiniz. Neredeyse kamu çalışanlarının yüzde 90'ına yakını geçim sınırının altında kaldı. 90 bin liraya çıktı geçinme endeksi. Yani siz yıllık orta vadeli programınızda enflasyonu yüzde 16 olarak öngörüyorsunuz. Üç ay içerisinde yüzde 8 enflasyon yaşamışsınız. Baştan çökmüş orta vadeli planınız; sonra yeniden yüzde 26’ya revize edeceksiniz, son çeyrekte de yüzde 38’e çıkaracaksınız. Her ne kadar Yeni Şafak'ın manşeti belki parti içi bir iç hesaplaşmaya dayalı da olsa, söylenen şey bizim daha önce söylediğimiz, uyardığımız şey olduğu için doğrudur. CHP’Lİ BELEDİYELERLE İLGİLİ OPERASYONLAR!.. CHP belediyelerine yönelik sürdürülen ‘operasyonlarla’ ilgili de yolsuzlukla mücadelede kamu refleksi usul ve esaslarla yönetilir. Yani bir kamu kuruluşunda, denetim sırasında veya ihbarla elde edilen bir duyum icra edilirken bunun usulü vardır, esası vardır. Usulle esası yer değiştirdiğiniz zaman sorun yaşayabilirsiniz. Eğer kamuoyu buna bir “operasyon” diyor ise, yaygın bir şekilde, doğru bir şey yapmıyor siyasal iktidar. Çünkü yapılan yolsuzlukla ilgili mücadeleye de zarar verir bu tarz. Bunun yolu bellidir. Eğer bir kurum, şunu açıkça belirtmek istiyorum, hiçbir kurum denetim dışı kalmamalıdır. Hiçbir kurumun imtiyazı olmamalıdır. Dolayısıyla bu süreç yürütülürken toplum vicdanının da taraf edilmesi, mücadeleden yana çok lazımdır; başarılı olması için. Eğer siz bir duyum aldığınız zaman bu duyumu direkt inzibati tedbirlerle sabaha karşı kişileri evinden alarak yapıyor iseniz, o şartları, onu yapmanızın şartları bellidir. Bir suçüstü var ise, bu suçlu ortamı ortadan kalkması için müdahaleniz gerekiyorsa bu doğru bir harekettir; ama bir belediye ile ilgili bir ihbarı değerlendirirken sabaha karşı insanları evlerinden alıp ve bunu da kişilerin özlük haklarını, yani kişilik haklarını yok saydıracak şekilde, zannı sonuçmuş gibi topluma sunacak şekilde yapamazsınız. Sayın İçişleri Bakanımızın geçenlerde bir açıklaması oldu. İçişleri Bakanlığı olarak aşağı yukarı iktidara ne kadar, muhalefete ne kadar soruşturma izni verdiysek buna yakın ölçüde iktidarın da soruşturma izni var demişti. Doğrudur. Ama bir fark var. Soruşturma izni verildikten sonra yürütülen tarzla ilgili, siyasal iktidarın hiçbir belediyesinin muhalefet belediyelerinin belediye başkanlarına yapılan tarzda bir gözaltı süreci, bir hukuki süreç işletilmediği konusunda kamuoyu epey kanaat sahibi oldu. Eğer burada kamuoyu kanaati ‘ya bu siyasi gibi duruyor’, ‘bu yolsuzlukla mücadele sanki muhalefeti olumsuzlama, onu küçük düşürme’, ‘ona siyasi avantaj kaybettirmek gibi duruyor’ dediği anda sizin mücadeleniz biter. Sonuç alamazsınız. Siyasal iktidara uyarımız: Yolsuzlukla mücadele çok ehemmiyetlidir. Bu mücadele bir ülke için olmazsa olmazdır. Buraya siyasallaşmış bir görüntü vermek hem yolsuzlukla mücadeleye hem de kamuoyunun birliğine, dirliğine halel getirir. Bilinsin ki bu, siyaset iklimini kirletir; o da yetmez, yapanlara uzun süre bir avantaj sağlamaz.” İletişim: Anahtar Parti Stratejik İletişim ve Medya Ofisi Telefon: 0505 161 87 73

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki! Haber

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki!

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırıya ilişkin Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirdiği açıklamasında, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına dikkat çekti. “ŞİDDET OLAYLARI, TOPLUMSAL SORUN HALİNE GELMİŞTİR” Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, “Bugün buraya Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı protesto etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır” dedi. “ÇÖZÜM ÜRETMEKTE İSTEKSİZ DAVRANILIYOR” Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kaldıklarını belirten Acar, hal böyle iken yetkililerin çözüm üretmekte yetersiz kaldığını veya isteksiz davrandığını söyledi. “CAN GÜVENLİĞİ, EĞİTİM-ÖĞRETİMİN ÖNÜNE GEÇTİ” Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i adiyeden bir hale geldiğini ifade eden Acar, eğitim çağındaki çocukların şiddete başvurduğu, silaha kolayca ulaşarak pervasızca suç işlediği bir zaman diliminde olunduğunu belirtti. Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alındığını ifade eden Acar, eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü söyledi. “GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALI” Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde devletin ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü olduğunu ifade eden Acar, devletin vatandaşlarını korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu söyledi. Aynı şekilde devletin okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmek durumunda olduğunu belirten Acar, MEB’in birinci önceliğinin eğitim kurumlarında güvenlik olması gerektiğini vurguladı. Acar, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Okulların temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacı karşılanmalı.Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri daha etkin ve daha erişilebilir hale getirilmeli, öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen normu artırılmalı.Okul-aile iş birliği, okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli.Öğretmene saygıyı yeniden tesis etmek için hem millî-manevî değerlerimizden, köklü geleneklerimizden hem de dünyadaki örnek uygulamalardan faydalanmalıyız.Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddî-manevî koşulları oluşturmalı, millî-manevî eğitime önem vermeliyiz.Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli.Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı.Emniyet iş birliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı.MEB’in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı.Tüm okul türlerinde disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli.” “SALDIRIYI BİR KEZ DAHA LANETLİYORUZ” Acar, Siverek’te yaşanan menfur olayın eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin son örneği olması gerektiğini belirterek, eğitimcilerin her türlü şiddet ve saldırı karşısında savunmasız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Acar, “Eğitimciye yönelik şiddeti protesto ettiğimiz, yetkilileri daha etkin tedbirler almaya davet ettiğimiz açıklamamız burada sona ermiştir. Siverek’te, menfur saldırıda yaralanan 16 canımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyor, menfur saldırıyı bir kez daha lanetliyor, eğitimde şiddetin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz” dedi.

Millet Partisi Bursa’dan Okullar İçin Önemli Çağrı: Haber

Millet Partisi Bursa’dan Okullar İçin Önemli Çağrı:

Millî Yas İlan Edilsin! Okullardaki şiddet sarmalının hafife alınmaması gerektiğini söyleyen Millet Partisi Bursa İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız, “Yas ilan edilsin, bayraklar yarıya indirilsin.” dedi. Millet Partisi Bursa İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız, son günlerde ülkemizde art arda yaşanan ve eğitim yuvalarını hedef alan saldırılarla ilgili sert bir açıklamada bulundu. Güvenlik tedbirlerinin tepeden tırnağa revize edilmesi gerektiğini kaydeden Akyıldız, yaşananların kabul edilemez olduğunu vurguladı. ‘SORUMLULAR HESAP VERMELİ’ Okulların; çocuklarımızın güven içinde eğitim aldığı, geleceğimizin inşa edildiği kutsal alanlar olduğunu belirten Millet Partisi Bursa İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız, “Bu alanlarda yaşanan vahşet olayları, yalnızca bireysel bir suç değil; aynı zamanda ciddi bir yönetim zafiyetinin göstergesidir. Toplumda yükselen tepkiler, son derece haklı. Bu vahşeti olağan görmek mümkün değildir. Gerekli tedbirleri almayan, ihmali bulunan tüm sorumlular derhal hesap vermelidir.” diye konuştu. ‘BAYRAKLAR YARIYA İNDİRİLMELİ’ Açıklamasında devletin temel görevlerinden birinin vatandaşın can güvenliğini sağlamak olduğunu hatırlatan Hüsamettin Akyıldız, “Okulların güvenliğini sağlayamadıktan sonra diğer toplu alanlarda güvenlik nasıl sağlanacak? Yetkilileri açıkça uyarıyoruz; bu ihmaller zinciri artık son bulmalıdır.” şeklinde konuştu. Bugün karşı karşıya kalınan tablonun, ihmallerin ve sorumsuzlukların sonucu olduğunu dile getiren Akyıldız, şu ifadeleri kullandı: ‘Millî eğitim’ anlayışının yara alması, toplumun geleceğini tehlikeye atan bir sürecin başlangıcıdır. Artık yüzleşme vaktidir. Sorumlular hesap vermeli ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Yaşanan bu büyük acının ardından bayraklar yarıya indirilmeli, ülke genelinde yas ilan edilmelidir. Milletimizin başı sağ olsun.

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!” Haber

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!”

Anahtar Parti Genel Merkez Eğitim Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde organize edilen basın açıklaması, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleşti. Açıklamaya Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Karakaya, ilçe başkanları ve il-ilçe yöneticileri ile parti mensupları katıldı. “Her Çocuk Devlete Emanet” Toplumun derin bir endişe içinde olduğunu vurgulayan Aslan, velilerin çocuklarını okula gönderirken artık tedirginlik yaşadığını ifade etti. Okulların güvenli alanlar olması gerektiğinin altını çizen Aslan, “Okul kapısından giren her çocuk bizlere emanettir. Ancak bugün bu emaneti korumakta ciddi zafiyetler yaşandığı ortadadır” diye konuştu. “Sadece Kınamak Yetmez” Yaşanan olayların ardından yalnızca kınama mesajlarıyla ilerlemenin yetersiz olduğunu dile getiren Aslan, somut ve profesyonel adımlar atılması gerektiğini belirtti. Güvenlik meselesinin temennilerle değil, sistemli çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladı. 3 Maddelik Güvenlik Çağrısı Aslan, eğitim kurumlarında uygulanması gereken üç temel öneriyi kamuoyuyla paylaştı: 1-Özel eğitimli güvenlik personeli: Çocuk psikolojisi, kriz yönetimi ve öfke kontrolü alanlarında eğitim almış uzmanların okullarda görev yapması 2-Akıllı kartlı giriş sistemleri: Okullara giriş-çıkışların kontrol altına alınması *3-Yapay zekâ destekli güvenlik: Şüpheli hareketlerin önceden tespit edilerek emniyet birimlerine anlık bildirilmesi “Güvenli Okul, Güvenli Gelecek” Eğitimde şiddetin sadece kınanarak sona ermeyeceğini vurgulayan Aslan, “Çocuklarımızın korkmadan teneffüse çıkabildiği, öğretmenlerimizin can güvenliği endişesi taşımadığı bir eğitim ortamı istiyoruz” dedi. Açıklamasında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için rahmet dileyen Aslan, yetkililere çağrıda bulunarak okulların birer “güven adasına” dönüştürülmesi için önerilerinin hızla hayata geçirilmesini istedi. Basın açıklaması, “Çocuklarını koruyamayanların koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” sözleriyle sona erdi.

“Affedin Bizi… Sizi Okulunuzda Koruyamadık” Haber

“Affedin Bizi… Sizi Okulunuzda Koruyamadık”

Öğretmen Cinayeti Türkiye’yi Yasa Boğdu: Bursa’dan Eğitim Camiasına Dayanışma Ziyareti ve Çarpıcı Mesajlar Türkiye, eğitim camiasını derinden sarsan ve kamuoyunda büyük üzüntü yaratan trajik bir olayın ardından öğretmenlere yönelik şiddeti yeniden tartışmaya başladı. İstanbul’da bir öğrencinin öğretmenini bıçaklayarak öldürmesiyle sonuçlanan saldırı, yalnızca bir cinayet değil; eğitim, toplum ve değerler sistemi üzerine geniş bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Bu acı olayın ardından Bursa’da anlamlı bir dayanışma ve taziye ziyareti gerçekleştirildi. Bursa Van İli ve İlçeleri Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Asker Karataş ve yönetim kurulu üyeleri, eğitim camiasına başsağlığı dileklerini iletmek ve destek mesajı vermek amacıyla Bursa’daki Milli Eğitim yöneticileriyle bir araya geldi. Türkiye’yi Sarsan Cinayet: Bir Öğretmenin Son Dersi Olay, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. 2 Mart tarihinde yaşanan olayda, 17 yaşındaki öğrenci F.S.B., okulda görev yapan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’e bıçaklı saldırıda bulundu. Ağır yaralanan öğretmen, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Eğitim camiasını yasa boğan bu saldırı, öğretmenlere yönelik şiddetin boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. Öğretmenlerin güvenliği, okul ortamlarının güvenliği ve gençlerin psikososyal durumları üzerine kamuoyunda geniş tartışmalar başladı. Birçok eğitimci ve sivil toplum temsilcisi, bu trajedinin yalnızca bir kriminal olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, toplumun değerler sistemi, eğitim politikaları ve gençlerin içinde bulunduğu sosyal atmosferin de sorgulanması gerektiğini ifade etti. Bursa’dan Anlamlı Dayanışma: Vanlı Hemşehrilerden Eğitim Camiasına Destek Türkiye’yi sarsan bu acı olayın ardından **Bursa’da faaliyet gösteren Bursa Van İli ve İlçeleri Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, eğitim camiasına destek vermek amacıyla bir taziye ve dayanışma ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarete dernek başkanı Asker Karataş başkanlık ederken, heyette akademisyen kimliğiyle tanınan Fikri Pala ile derneğin Milli Eğitimden sorumlu yöneticilerinden Süleyman Süleymanoğlu da yer aldı. Vanlı hemşehri topluluğunu temsilen gerçekleştirilen bu ziyaret, yalnızca bir taziye görüşmesi değil; aynı zamanda eğitim kurumlarında güvenliğin artırılması ve öğretmenlerin korunması konusunda fikir alışverişinin yapıldığı önemli bir temas olarak değerlendirildi. Milli Eğitim Yöneticileriyle Kritik Görüşmeler Dernek heyeti ziyaret kapsamında Bursa’daki eğitim yöneticileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Heyetin görüştüğü isimler arasında şunlar yer aldı: Gürhan Çokgezer – Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Metin Sezer – Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü Yavuz Bayar – İl Milli Eğitim Teftiş Kurulu Başkanı Mustafa Çelikezen – İl Milli Eğitim Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Müştak Mustafa Gencer – İl Milli Eğitim Şube Müdürü Görüşmelerde öğretmenlerin güvenliğinin yalnızca idari bir tedbir meselesi olmadığı; toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğunda olan bir konu olduğu vurgulandı. Heyet ayrıca okullarda yaşanan şiddet olaylarının önlenmesi için daha güçlü psikososyal destek mekanizmalarının kurulması, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve aile–okul iş birliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Asker Karataş: “Öğretmene Yönelik Şiddet Toplumun Geleceğine Saldırıdır” Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan dernek başkanı Asker Karataş, öğretmenlere yönelik saldırıların yalnızca bireysel bir suç değil, toplumsal bir yara olduğunu vurguladı. Karataş açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Eğitimcilerimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe hazırlayan en kıymetli emanetçilerimizdir. Yaşanan bu acı olay hepimizin yüreğini dağlamıştır. Bu yalnızca bir öğretmenin kaybı değildir; toplumsal vicdanımızda açılmış bir yaradır. Öğretmene yönelen şiddet, aslında toplumun geleceğine yönelen bir tehdittir.” Karataş, sivil toplum kuruluşlarının da eğitim kurumlarının güvenliği ve öğrencilerin sağlıklı gelişimi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Sivil Toplumla İş Birliği Mesajı Heyetin ziyaret programı yalnızca Milli Eğitim kurumlarıyla sınırlı kalmadı. Program kapsamında Özbey Tan, Bursa İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü olarak ziyaret edildi. Görüşmede derneğin yürüttüğü sosyal projeler ve özellikle gençlerin korunmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Taraflar, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasında kurulacak güçlü iş birliğinin özellikle gençlerin sosyal gelişimi ve toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşıdığı konusunda görüş birliğine vardı. “Bir Öğretmenin Kanı, Bir Milletin Vicdanıdır” Dernek Başkanı Asker Karataş, olayın ardından yaptığı değerlendirmede dikkat çeken ifadeler kullandı. Karataş’a göre yaşanan olay yalnızca bir adli vaka değil; toplumun değerler sistemi ve eğitim yaklaşımı üzerine düşünülmesi gereken bir uyarı niteliği taşıyor. Karataş değerlendirmesinde şu görüşleri dile getirdi: Bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi, eğitim sisteminin ve toplumsal değerlerin sorgulanmasını gerektiren bir durumdur. Sorun yalnızca bireysel suç değil, ihmaller zinciri ve değer kaybıdır. Gençler anlam arayışı içindedir; ancak çoğu zaman parçalanmış kimlikler ve çelişkili mesajlarla karşı karşıya kalmaktadır. Karataş’a göre bu tür trajedilerin önlenmesi için yalnızca güvenlik önlemlerinin artırılması yeterli değildir. “Bu Bir Asayiş Meselesi Değil, Bir Gelecek Meselesidir” Karataş, okullara kamera yerleştirmenin veya disiplin cezalarını ağırlaştırmanın tek başına çözüm olmayacağını belirterek şu uyarıda bulundu: “Bu mesele sadece güvenlik tedbirleriyle çözülemez. Bu bir istikbal meselesidir, hatta bir beka meselesidir. Değer eğitimi ihmal edildiğinde toplumun geleceği de risk altına girer.” Karataş’a göre eğitim sisteminde şu alanlarda kapsamlı reformlara ihtiyaç var: Müfredatta değerler eğitiminin güçlendirilmesi Kültürel ve medeniyet perspektifinin eğitime entegre edilmesi Öğretmen yetiştirme programlarının yeniden yapılandırılması Okul–aile iş birliğinin güçlendirilmesi Toplumsal Bir Uyarı Eğitimciler ve sivil toplum temsilcileri, öğretmen cinayetinin yalnızca bir trajedi değil; aynı zamanda toplum için ciddi bir uyarı olduğunu vurguluyor. Karataş’ın sözleri bu uyarıyı çarpıcı bir şekilde özetliyor: “Bugün bir öğretmenin kanı yalnızca bir trajediyi değil; aynı zamanda bir uyarıyı da hatırlatıyor. Yangın henüz bütün mahalleyi sarmış değil, fakat duman her yerden yükseliyor.” Dayanışma Mesajı Bursa’da gerçekleştirilen taziye ve dayanışma ziyareti, eğitim camiasının acısının paylaşıldığını ve toplumun farklı kesimlerinin öğretmenlere sahip çıktığını gösteren önemli bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret boyunca verilen en güçlü mesaj ise şu oldu: “Öğretmeni korumak, geleceği korumaktır.”

Uludağ gezisinde skandal iddialar: “Öğrenciler kaderine terk edildi” Haber

Uludağ gezisinde skandal iddialar: “Öğrenciler kaderine terk edildi”

Öğrencilerin ailelerine aktardığı bilgilere göre, gezi alanına ulaşıldıktan sonra görevli öğretmenler A.A., Z.S.Ç. ve D.H. ile birlikte okul müdür yardımcısının yaklaşık iki saat boyunca öğrencilerle yeterince ilgilenmediği iddia edildi. Veliler, bu süre içinde öğretmenlerin kendi aralarında eğlenip halay çektiklerinin öne sürüldüğünü, öğrencilerin ise büyük ölçüde gözetimsiz kaldığını ifade etti. En dikkat çeken iddialardan biri ise yemek organizasyonuyla ilgili oldu. Öğrencilerin anlatımlarına göre, kendileri için hazırlanan sucuk ekmeklerin “araç içinde koku olmasın” gerekçesiyle servis araçlarının bagaj bölümünde verildiği ileri sürüldü. Kar yağışı ve dondurucu soğuk altında bekleyen bazı öğrencilerin ıslandıkları ve ailelerini telefonla arayarak yardım istedikleri iddia edildi. Servis Personeline Yönelik “Alkol Masası” Suçlaması Velilerin okul yönetimine sunduğu şikayet dilekçelerinde, ulaşımı sağlayan servis şirketine bağlı bazı personelin de öğrencilerin bulunduğu ortamda alkol tükettiği iddiası yer aldı. İddiaya göre, sürücüler tarafından kurulan masada bira şişelerinin görüldüğü ve bu durumun veliler arasında büyük tepkiye yol açtığı belirtildi. Veliler Okul Yönetimine Tepki Gösterdi Olayın duyulmasının ardından çok sayıda veli sabah saatlerinde okula giderek yönetimle görüşmek istedi. Veliler, yaşananların kabul edilemez olduğunu belirterek sorumlular hakkında işlem yapılmasını talep etti. Velilerin talepleri şu şekilde sıralandı: Görevli öğretmenler hakkında idari soruşturma açılması, Servis firmasıyla yapılan sözleşmenin incelenmesi, İhmali olduğu tespit edilen tüm sorumluların cezalandırılması... Resmi Açıklama Bekleniyor Yaşanan iddiaların ardından okul yönetimi ve ilgili kurumların nasıl bir adım atacağı merak konusu olurken, veliler olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade etti. Konuyla ilgili okul yönetimi, servis firması ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılacak resmi açıklamalar bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.