Hava Durumu

#Milli Birlik

Gürsu Haber - Milli Birlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Birlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Bursa Teşkilatı Tek Yürek: İftar Programında Sert Mesajlar Verildi Haber

MHP Bursa Teşkilatı Tek Yürek: İftar Programında Sert Mesajlar Verildi

Milliyetçi Hareket Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği geniş katılımlı iftar programı, yalnızca Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşan bir buluşma olmanın ötesine geçerek, Türkiye’nin iç ve dış gündemine dair sert siyasi mesajların verildiği güçlü bir organizasyona dönüştü. Yaklaşık 5 bin partilinin katıldığı program, Bursa’da milliyetçi hareketin kararlılığını ve teşkilat gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bursa’daki buluşma, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Salonun tamamen dolduğu programda teşkilat mensupları, partililer ve davetliler aynı sofrada buluşarak Ramazan ayının bereketini paylaştı. Ancak gecenin en dikkat çeken yönü, yapılan konuşmalarda verilen güçlü ve sert siyasi mesajlar oldu. Tekin: “Bu Dava Milletin ve Devletin Davasıdır” Programın açılış konuşmasını yapan MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin, konuşmasına Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak başladı. Kadir Gecesi’nin önemine dikkat çeken Tekin, Türk dünyası, İslam âlemi ve mazlum milletler için dua temennisinde bulundu. Tekin ayrıca yaklaşan Ramazan Bayramı vesilesiyle partililere seslenerek bayramın ikinci günü yine Merinos AKKM Yıldırım Salonu’nda düzenlenecek bayramlaşma programına tüm teşkilatı davet etti. Konuşmasında milli birlik ve dayanışmanın önemine de değinen Tekin, Türk milletinin tarih boyunca vatan söz konusu olduğunda her türlü fedakârlığı yaptığını hatırlatarak yaklaşan Çanakkale Zaferi’nin yıldönümüne dikkat çekti ve şehitleri rahmetle andı. Büyükataman: “Biz Koltuk İçin Değil, Devlet İçin Siyaset Yapıyoruz” Programın ana konuşmasını yapan MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ise konuşmasında hem muhalefete sert eleştiriler yöneltti hem de Türkiye’nin güvenlik politikalarına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Büyükataman, MHP’nin siyaset anlayışının şahsi çıkar veya siyasi hesap üzerine kurulmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bizim için siyaset demek; Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmak, aziz milletimizin memnun kalacağı ve ülkemize katkı sağlayacak adımlar atmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi siyasetinin merkezine her zaman Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini koymuştur.” Büyükataman, partilerinin siyasi çizgisinin Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Önce Ülkem ve Milletim” anlayışı doğrultusunda şekillendiğini belirterek, MHP’nin hiçbir zaman koltuk hesabıyla siyaset yapmadığını söyledi. “Vatan olmazsa yapılan siyasetin de alınan oyların da hiçbir anlamı kalmaz” diyen Büyükataman, devletin bekasının tüm siyasi hesapların üzerinde olduğunu vurguladı. “Bölgede 3. Dünya Savaşı’nın Taşları Döşeniyor” Konuşmasının önemli bölümünü küresel ve bölgesel gelişmelere ayıran Büyükataman, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin son derece tehlikeli bir noktaya ulaştığını söyledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan gelişmelerin küresel dengeleri sarstığını belirten Büyükataman şu ifadeleri kullandı: “Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler ve diplomatik ağlar tehlikeli bir noktaya gelmiştir. Coğrafyamız diken üzerindedir. Adeta 3. Dünya Savaşı’nın taşları döşenmektedir.” Büyükataman, bölgedeki kaos planlarının mezhep ve etnik kimlik üzerinden yürütüldüğünü öne sürerek özellikle Türk-Kürt kardeşliğini hedef alan provokasyonlara dikkat çekti. “Türk ile Kürt arasına hiçbir fitne giremeyecek” diyen Büyükataman, Şii ve Sünni ayrımı üzerinden yürütülen çatışma senaryolarının da başarısız olacağını söyledi. “Türkiye Yol Geçen Hanı Değildir” Büyükataman konuşmasında Türkiye’ye yönelik güvenlik tehditlerine ilişkin de çarpıcı ifadeler kullandı. İran’dan Türkiye yönüne doğru ateşlenen bazı füzelerin etkisiz hale getirildiğini hatırlatan Büyükataman, Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlü olduğunu vurguladı. “Türkiye yol geçen hanı değildir. Türkiye üzerinde hesap yapanlar kendi kazdıkları kuyuya düşeceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti kendisine yönelen tüm tehditleri bertaraf edecek kudrettedir.” Muhalefete Sert Eleştiri: “Milli Güvenliği Hafife Alan Ciddiyetsiz Zihniyet” Konuşmasının ilerleyen bölümünde muhalefeti hedef alan Büyükataman, Türkiye’nin savunma politikalarını küçümseyen söylemlerin millet tarafından kabul görmediğini söyledi. SİHA ve İHA projelerine yönelik eleştirileri hatırlatan Büyükataman, milli savunma yatırımlarını küçümseyen söylemlerin Türkiye’nin güvenliğini hafife almak anlamına geldiğini ifade etti. “Türk milleti bu ciddiyetsiz ve teslimiyetçi zihniyete fırsat vermemiştir” diyen Büyükataman, Türkiye’nin güçlü savunma sanayiyle bölgesel dengeleri değiştirdiğini belirtti. “Cumhur İttifakı Türkiye’ye Sahip Çıkacaktır” Büyükataman konuşmasının sonunda Türkiye’nin geleceğine ilişkin mesajlar vererek Cumhur İttifakı’nın ülkenin istikrarının teminatı olduğunu vurguladı. Büyükataman’a göre Cumhur İttifakı: Türkiye’nin güvenliğini koruyan siyasi iradedir, Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun taşıyıcısıdır, Türkiye’nin küresel güç olma hedefinin mimarıdır. Büyükataman, sözlerini Devlet Bahçeli’nin “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonuna atıf yaparak tamamladı ve Türkiye’nin bu yoldan döndürülmesinin mümkün olmadığını söyledi. Konuşmasının sonunda yaklaşan Ramazan Bayramı’nı kutlayan Büyükataman, birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara ulaşılması temennisinde bulunarak programın düzenlenmesinde emeği geçen teşkilata teşekkür etti. Konuşmasını ise milliyetçi hareketin simge sloganıyla tamamladı: “Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

“Serhat’ın Hafızası Dirilişin Sembolüdür” Haber

“Serhat’ın Hafızası Dirilişin Sembolüdür”

Geçmiş Dönem MHP Büyükşehir Sözcüsü İhsan Bilgili’den Ardahan’ın Kurtuluşunun 105. Yılına Tarihsel Perspektif: “Serhat’ın Hafızası Dirilişin Sembolüdür” Bursa’da geçmiş dönem Büyükşehir Sözcüsü İhsan Bilgili, Serhat şehri Ardahan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 105. yıl dönümü dolayısıyla kapsamlı bir mesaj yayımlayarak hem tarihsel süreci hem de milli mücadele ruhunun bölgesel ve ulusal anlamını detaylı biçimde değerlendirdi. Bilgili’nin açıklaması, yalnızca bir kutlama mesajı olmanın ötesinde, bölgenin jeopolitik geçmişine ve Milli Mücadele’nin erken örgütlenme dinamiklerine ışık tutan güçlü bir tarihsel analiz niteliği taşıdı. 43 Yıllık Esaretten Kurtuluşa Uzanan Süreç Bilgili mesajında, Ardahan’ın kaderini belirleyen sürecin 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonrası başladığını hatırlatarak, savaş tazminatı kapsamında Kars ve Batum ile birlikte Rus işgaline bırakılan kentin yaklaşık 43 yıl süren esaret döneminden sonra 23 Şubat 1921’de özgürlüğüne kavuştuğunu vurguladı. Kurtuluş sürecinde askeri ve siyasi liderliğin belirleyici rolüne dikkat çeken Bilgili, Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa, cephe kahramanlarından Deli Halit Paşa ve bölgenin önemli isimlerinden Osman Server Atabek’in yanı sıra yerel halkın topyekûn direnişinin tarihsel kırılma noktası olduğunu belirtti. Gürcü kuvvetlerinin şehirden çekilmesiyle Ardahan’ın yeniden Türk egemenliğine girmesinin, Milli Mücadele’nin doğu hattındaki en kritik başarılarından biri olduğu ifade edildi. “Milli Mücadele Ruhunun İlk Tezahürlerinden Biri” Bilgili, Ardahan’ın yalnızca askeri bir zaferle değil, siyasi örgütlenme kapasitesiyle de öne çıktığını belirterek, Anadolu’daki kongreler sürecine dikkat çekti. Ardahan Kongreleri olarak bilinen 3-5 Ocak ve 7-9 Ocak 1919 toplantılarının, Milli Mücadele’nin kurumsal zemininin oluşmasında kritik rol oynadığını ifade etti. Bu kongrelerde Mondros Mütarekesi’nin ağır şartlarının reddedildiği, silah bırakılmayacağı ve bölgenin Rusya’ya terk edilmeyeceğinin karara bağlandığını belirten Bilgili, bu iradenin daha sonra Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi ile kurumsallaşan milli direniş ruhunun öncülü olduğunu vurguladı. Elviye-i Selase ve Bölgesel Direniş Dinamikleri Açıklamada ayrıca tarih literatüründe “Üç Sancak” olarak bilinen Elviye-i Selase bölgesinin stratejik önemine değinildi. Ardahan, Kars ve Batum’un yanı sıra Ahıska ve Ahılkelek’in kaderinin bölgesel güç dengeleri açısından kritik olduğuna dikkat çekildi. Bilgili, bölgedeki siyasi yapılanmanın Cenub-ı Garbi Kafkas Hükümeti çatısı altında şekillenmesinin Türk milletinin teşkilatlanma kabiliyetini gösterdiğini belirterek, bunun bağımsızlık mücadelesinin erken örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Serhat Şehirlerinin Jeopolitik Rolü Açıklamada bugün de sınır hattında stratejik rolünü sürdüren Iğdır ve Ardahan’ın, Türkiye’nin güvenlik ve egemenlik perspektifinde kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekildi. Bu şehirlerin tarih boyunca “vatan bekçiliği” misyonunu sürdürdüğü vurgulandı. Şehit ve Gazilere Vefa Mesajı Bilgili mesajının sonunda, bağımsızlık mücadelesinde hayatını kaybeden şehitler ile gazilerin fedakârlıklarının unutulmayacağını belirterek, Türk milletinin tarihsel hafızasında Ardahan’ın kurtuluşunun önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Açıklamada, ecdadın gösterdiği topyekûn direnişin bugünkü milli birlik ve beraberlik bilincinin temel taşlarından biri olduğu kaydedildi. Bilgili, başta Ardahanlılar olmak üzere tüm Türkiye’ye selam ve saygılarını ileterek, kurtuluş yıl dönümünün milli dayanışma ruhunu güçlendirmesi temennisinde bulundu.

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj! Haber

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin verdiği mesajında, "Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenler, Türkiye'nin hasımlarıdır. İhanetlere karşı dikkatli olalım. Terörsüz Türkiye, Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir." ifadelerini kullandı. BAHÇELİ'DEN TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenlerin olduğunu belirten Bahçeli, bunların ihanetlerine karşı dikkatli olunmasını gerektiğinin altını çizdi. Bahçeli, şunları söyledi: "Milletimiz ve devletimiz tarihin pek çok virajında uçurumun kenarına itilmiş, ancak feraseti, cesareti ve kimliğinin gücüyle her seferinde insanlık tarihindeki yolculuğunu kuvvetlenerek sürdürmeyi bilmiştir. Ne zaman ve ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye yeminliyiz. "GÜNÜMÜZDE SAVAŞLAR DAHA ÇETREFİLLİDİR" Günümüzdeki savaş ve oyunlar insanlık tarihi boyunca görülen örneklerinden çok daha çetin ve çetrefillidir. Nitekim Türkiye bir yandan terör örgütleri eliyle yıpratılmaya çalışılmış, bir yandan da uluslararası yaptırımlar devreye girmiştir. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulmuştur. Türkiye'nin şahlanışı her seferinde türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmıştır. Partimiz Türk siyasi hayatında yer aldığı dönemde gayri millî her türlü unsurun, Türk ve Türkiye düşmanlarının daima korkulu rüyası olmuştur. Büyük Türk milletini ve devletini yok etmek isteyen dahili veya harici mahfillerin karşısında en önemli caydırıcı güç olarak hep milliyetçi-ülkücü hareket durmuştur. Bu şuurla Partimiz kökeni, anasının dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun muhterem vatandaşlarımızı hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürmektedir. "MİLLİ BİRLİĞİ KUVVETLENMİŞ BİR TÜRKİYE, DAHA KOLAY KALKINACAK" Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye'nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye'yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir. Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur. Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir. Bu cümleden olarak Türkiye'mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ SEKTEYE UĞRATMAK İSTEYENLER MİLLETİN HASIMLARIDIR" "Terörsüz Türkiye", "Terörsüz, İstikrarlı Bölge" hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedefleri engellemek istiyorsa maksatlıdır. "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedeflerini sekteye uğratmayı amaçlayanlar Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileridir. Bunlar ülke, millet hatta insanlık için faydalı işleri itibarsızlaştırma, toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatmaya memur edilmiş tiplerdir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE ŞAŞI BAKANLAR AÇIĞA DÜŞTÜ" Türkiye'nin bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsal olarak güçlenmiş, küresel ölçekte söz sahibi bir aktör hâline gelmesini hazmedemeyen zavallılardır.Ancak terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye'ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail'e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür. "SURİYE'DE TERÖRÜN TASALLUTU SONA ERDİ" Kırılganlıklar devam etse de artık Suriye terörden tamamen arındırılma aşamasına gelmiştir. Suriye Cumhuriyeti'nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur. "BARIŞ ORTAMINDA HERKES KAZANACAK" Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye'de yaşanan son gelişmeler, Türkiye'nin milli huzur ve güvenliği, "terörsüz Türkiye" hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir. Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış "tek Suriye"nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır. Partimizin kuruluşunun 57'nci yıl dönümü de "terörsüz Türkiye" hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastlamıştır. "BÖLGEMİZ YENİ ÇATIŞMALARA GEBE" Suriye'de olumlu gelişmeler yaşanırken Dünya huzursuz, başta İran olmak üzere bölgemiz yeni çatışmalara gebedir. Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir. Benzer şekilde, Ukrayna–Rusya savaşı başta Türkiye'nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir. "GAZZE'DE İNSANİ KRİZ SÜRÜYOR" Gazze'de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir. Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir. Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir. "UZUN VADELİ STRATEJİK HEDEFİMİZ TÜRKİYE YÜZYILI'NI İNŞA ETMEK" Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminlidir. Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul'un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye'nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır. Bu amaçla 2053 yılına kadar olan "27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı" bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye'yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre "2053 Küresel Liderlik Yol Haritası" üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır. "BİRİNCİ DÖNEM KALKINMA HAMLESİ DÖİNEM" Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan "Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi"dir. Bu dönem, demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye'nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin sağlandığı, milli bütünleşme ve kaynaşmanın tesis edildiği bir dönem olacaktır. Türkiye tüm vatandaşları ile "birlikte yaşama arzusunu" güçlendirerek bütün enerjisini Türkiye'nin kalkınmasına yöneltme başarısını bu dönemde gösterecektir. Bu dönem, ülkemizin milletler camiasında saygınlığı artarken toplumdaki yozlaşmanın önüne geçilerek ahlaki ve iktisadi temelde kalkınma hamleleriyle Türkiye sıçrama yapacaktır. "İKİNCİ DÖNEM MERKEZ ÜLKE TÜRKİYE DÖNEMİ" İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan "Merkez Ülke Türkiye Dönemi"dir. Bu dönem ekonomik ve sosyal kalkınmasında hamle yapmış, küresel rekabette ön almış, hem doğuya hem batıya bakan Selçuklu kartalı anlayışında kutupbaşı olmuş bir Türkiye dönemi olacaktır. Türkiye hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir "merkez ülke" olacaktır. "ÜÇÜNCÜ DÖNEM KÜRESEL LİDERLİK VE MEDENİYET İNŞA DÖNEMİ" Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, "Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi" olacaktır. 2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan "lider ülke" konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır. Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz. Geleceğin Türkiye'sini inşa ediyoruz. 2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz. Ekonomisiyle, güvenliğiyle, göç ve sosyal politikalarıyla; Türk kuşağı stratejisiyle, Türkiye merkezli bir medeniyet anlayışıyla insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu huzuru hem içeride hem de dışarıda tesis etmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacak milli birlikle gücümüze güç katacağız. Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir. "CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİYLE UYUMLU HALE GETİRİLECEK DÜZENLEMELER YAPILMALI" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir. "İHANETLERE KARŞI DİKKATLİ OLMALIYIZ" İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız. Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir. Zira Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.