Hava Durumu

#Medeniyet

Gürsu Haber - Medeniyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medeniyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“İfade Özgürlüğüne Ceza Kesildi” Haber

“İfade Özgürlüğüne Ceza Kesildi”

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel’den Sert Tepki… Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, Anadolu Gençlik Derneği üyesi öğrencilere Osmangazi Belediyesi tarafından “çığırtkanlık” gerekçesiyle kesilen cezaya ilişkin sert bir basın açıklaması yayımladı. Gürsel, söz konusu uygulamanın ifade özgürlüğüne açık bir müdahale olduğunu belirterek belediyeye tepki gösterdi. Gürsel açıklamasında, Bursa’nın tarih boyunca toplumsal itirazların ve kamusal ifadelerin merkezi olduğunu vurgulayarak, özellikle Tophane–Ulu Cami hattının bu anlamda simgesel bir öneme sahip olduğunu hatırlattı. Ancak son yaşanan olayın bu tarihsel mirasa zarar verdiğini savundu. Açıklamaya göre, Anadolu Gençlik Derneği mensubu gençlerin söz konusu bölgede İsrail’i protesto eden sloganlar atması ve tekbir getirmesi, “çığırtkanlık” kapsamında değerlendirilerek cezai işleme tabi tutuldu. Gürsel, cezaya gerekçe olarak gösterilen “ürün tanıtımı” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, ortada herhangi bir ticari faaliyetin bulunmadığını ifade etti. Gürsel, yapılan nitelendirmenin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal değerler açısından da ciddi bir sorun teşkil ettiğini ileri sürdü. Bursa’nın tarihsel ve kültürel kimliğine atıfta bulunan Gürsel, tekbir ve protesto söylemlerinin cezalandırılmasının şehir hafızasına aykırı olduğunu savundu. Açıklamada ayrıca, benzer alanlarda farklı içerikte sloganlar atıldığında herhangi bir yaptırım uygulanmadığı iddiasına da yer verildi. Bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirten Gürsel, uygulamanın “seçici” bir yaklaşım izlenimi oluşturduğunu ifade etti. Saadet Partisi Bursa İl Başkanı, Osmangazi Belediyesi’nden söz konusu cezanın gerekçesinin kamuoyuna açık şekilde açıklanmasını talep etti. Gürsel ayrıca, cezaya maruz kalan gençlerden özür dilenmesi gerektiğini belirterek, başta Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın olmak üzere yetkilileri sorumluluk almaya çağırdı. OSMANGAZİ BELEDİYESİ’NİN ‘ÇIĞIRTKANLIK’ DİYEREK GENÇLERİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE KESTİĞİ CEZAYA DAİR Bursa, tarih boyunca yalnızca bir şehir değil; aynı zamanda sözün, itirazın ve toplumsal hafızanın mekânı olmuştur. Özellikle Tophane-Ulucami-Setbaşı hattı, farklı dönemlerde pek çok sivil ve siyasi duruşun ifade edildiği bir zemin olarak öne çıkmış; kamusal tepkinin ve toplumsal ifadenin doğal bir alanı olagelmiştir. Ancak son günlerde yaşanan bir olay, bu tarihsel sürekliliğin zedelendiğini göstermektedir. Afyonkarahisar Anadolu Gençlik Derneği’mizin gençlerinin, Tophane-Ulucami hattında İsrail’i protesto eden sloganlar atması ve tekbir getirmesi, “çığırtkanlık” gerekçesiyle cezai işleme konu edilmiştir. Cezaya “ürün tanıtımı” başlığı altında konu edilen fiilin mahiyeti, idari tasnif ile fiili gerçeklik arasındaki açık çelişkiyi ortaya koymaktadır. Zira ortada herhangi bir ticari faaliyet bulunmamaktadır. Söz konusu olan; gençlerin İsrail’i telin etmeleri ve Allah’ın büyüklüğünü ifade etmeleridir. Bu yürüyüşün “çığırtkanlık” olarak nitelendirilmesi, yalnızca hukuki bir tartışma değil; aynı zamanda değerler düzeyinde ciddi bir anlam kaymasına işaret etmektedir. Dahası, tekbirlerle kurulmuş bir şehrin insanlarının tekbirden ve İsrail’in telin edilmesinden rahatsız olduğu iddiası, bu şehrin tarihine ve toplumsal hafızasına yöneltilmiş açık bir bühtandır. Öte yandan, aynı hatta farklı içerikte sloganlar atıldığında herhangi bir yaptırım uygulanmazken; söz konusu gençlerin ifadelerinin cezalandırılması, kamusal alanda eşitlik ilkesinin değil, seçici bir müdahale anlayışının devreye girdiğini göstermektedir. Nitekim aynı güzergahta ve mekanda; “Direne direne kazanacağız” veya “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” şeklinde sloganlar atılmış olsaydı, benzer bir cezai işlem uygulanıp uygulanmayacağı sorusunun cevabı ne olacaktır? Bu sorunun varlığı dahi, uygulamanın adalet duygusunu zedelediğini göstermeye yeterlidir. Bu yürüyüşün başlayıp bittiği Tophane’den Ulucami’ye , sıradan mekânlar değildir. Bursayı tekbirlerle kuran iradenin kalbinde yer alan bu mekânlar; Osman Gazi’den Orhan Gazi’ye, Yıldırım Bayezid’den bugüne uzanan bir medeniyet tasavvurunun güzergahıdır. Bu tasavvur; korkuyla değil, inançla, adalet ve ifade serbestisiyle inşa edilmiştir. Bugün ise bu mirasın gölgesinde, gençlerin bir slogan ve tekbir sebebiyle cezalandırılması, yalnızca idari bir işlem olarak değerlendirilemez. Bu durum, aynı zamanda bir zihniyet meselesidir. Eğer Osmangazi Belediyesi bu uygulamanın kendi yönetim anlayışını yansıtmadığını düşünüyorsa, bu durumu kamuoyuna açık ve net bir şekilde izah etmekle yükümlüdür. Aksi halde ortaya çıkan tablo; seçici ve çelişkili bir yaklaşımın kurumsallaştığı yönünde güçlü bir kanaat oluşturacaktır. Bu çerçevede başta Osmangazi Belediye Başkanı Sayın Erkan Aydın olmak üzere ilgili tüm yetkililerden; Bu uygulamanın gerekçesini kamuoyuna açık ve net biçimde izah etmelerini, Ve en önemlisi, cezaya muhatap olan gençlerden özür dilemelerini bekliyoruz. Çünkü Bursa, yalnızca taş ve topraktan ibaret değildir. Bursa; bir ruhun, bir duruşun ve bir adalet anlayışının adıdır. Ve o ruh, seçiciliği değil; hakkaniyeti esas alır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa Vasiyetini Gerçekleştireceğiz! Haber

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa Vasiyetini Gerçekleştireceğiz!

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, merhum BBP Kurucu Genel Başkanı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun fikir dünyasını, siyasi mücadelesini ve özellikle Bursa’ya atfettiği anlamı detaylı şekilde anlattı. Alfatlı, “Onun kutlu davasını yaşatmaya, emanetine sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diyerek, Yazıcıoğlu’nun bıraktığı mirasın yalnızca bir siyasi çizgi değil, aynı zamanda bir duruş ve ahlak meselesi olduğunu vurguladı. Ekrem Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Türk siyasetinde “ilkeli duruşun, tavizsiz mücadelenin ve millet merkezli anlayışın sembol isimlerinden biri” olduğunu belirterek, onun hayatı boyunca hiçbir şartta inandığı değerlerden geri adım atmadığını ifade etti. Yazıcıoğlu’nun siyaset anlayışının makam, mevki ya da güç odaklı değil; doğrudan milletin inancı, kültürü ve geleceği üzerine kurulu olduğunu dile getiren Alfatlı, “O, siyaseti bir kariyer alanı değil, bir dava ve adanmışlık meselesi olarak görüyordu” dedi. Açıklamasında Yazıcıoğlu’nun şehirler üzerinden kurduğu stratejik ve kültürel bakış açısına da değinen Alfatlı, Bursa’nın bu perspektifte özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa’yı yalnızca bir sanayi kenti olarak değil, aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan, Türk-İslam medeniyetinin temel taşlarından biri olarak değerlendirdiğini belirten Alfatlı, “Bursa, onun nazarında sıradan bir şehir değil; milli kimliğin güçlendiği, tarihi ve manevi mirasın canlı tutulduğu bir merkezdi” ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu’nun Bursa’ya bakışını üç temel başlık altında değerlendiren Alfatlı, ilk olarak şehrin tarihi ve manevi kimliğine dikkat çekti. “Merhum liderimiz, Bursa’yı Osmanlı’nın mayalandığı, bir cihan devletinin temellerinin atıldığı kutlu bir şehir olarak görürdü. Bu yüzden Bursa’nın her sokağında, her eserinde bir medeniyet idrakinin yaşatılması gerektiğine inanırdı” dedi. İkinci olarak “milli duruş” vurgusuna değinen Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun Bursa’daki milliyetçi-ülkücü hareketi son derece önemsediğini belirtti. “Onun için Bursa, yalnızca geçmişin hatıralarını taşıyan bir şehir değil, aynı zamanda geleceğin inşa edileceği stratejik bir merkezdi. Türk-İslam dünyası açısından güçlü bir duruşun sergilendiği bir kale olarak görürdü” şeklinde konuştu. Üçüncü olarak ise Bursa’nın kültürel ve sosyal yapısına dikkat çeken Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun şehirdeki hemşehri dayanışmasına ve sivil toplum yapılanmalarına özel önem verdiğini ifade etti. “Bursa’daki Sivaslılar başta olmak üzere farklı şehirlerden gelen vatandaşlarımızın oluşturduğu dernekler, onun gözünde birlik ve beraberliğin en somut örnekleriydi. Bu yapıların korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirirdi” dedi. Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun “koca reis” olarak anılmasının da yalnızca bir hitap biçimi olmadığını, bunun onun liderlik anlayışının ve millet nezdindeki karşılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. “O, milletin içinden çıkan, milletle yürüyen ve millet için mücadele eden bir liderdi. Bu yüzden bıraktığı iz hâlâ silinmemiştir ve silinmeyecektir” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda güçlü bir mesaj veren Alfatlı, BBP kadrolarının Yazıcıoğlu’nun emanetine sahip çıkmaya devam edeceğini belirterek şunları söyledi: “Bizler, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları olarak onun bize bıraktığı kutlu davayı sadece hatırlamakla yetinmeyeceğiz; yaşayacak ve yaşatacağız. Onun ilkelerini, onun duruşunu, onun ahlakını siyasetimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz. Bursa başta olmak üzere ülkemizin her köşesinde bu anlayışı diri tutacak, milli ve manevi değerlerimizi aynı kararlılıkla savunmayı sürdüreceğiz.”

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır” Haber

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır”

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bursa’daki Podyum Park’ta gerçekleştirilen programda konuşan Davutoğlu, hem küresel gelişmeler hem de Türkiye’nin iç politikası ve ekonomik durumu hakkında kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Davutoğlu’nun konuşmasında özellikle küresel güvenlik dengeleri, Ortadoğu’daki gelişmeler, Türkiye’nin dış politika pozisyonu, savunma stratejileri ve ekonomide yaşanan sıkıntılar öne çıktı. “Dünya düzeni sarsılıyor” diyen Davutoğlu, küresel sistemin ciddi bir kırılma sürecine girdiğini savunarak “Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Tarihi Mirasına Vurgu: “Bu Şehir Bir Medeniyet Projesidir” Programda konuşmasına Bursa’nın tarihsel ve kültürel kimliğine değinerek başlayan Davutoğlu, şehrin yalnızca bir yerleşim alanı olarak değil, aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun önemli merkezlerinden biri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Bursa’nın Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişine dikkat çeken Davutoğlu, özellikle genç kuşakların bu tarihsel birikimi tanımasının büyük önem taşıdığını belirtti. Davutoğlu konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Bursa sadece yaşanılan bir şehir değildir. Bursa, yaşamın nasıl olması gerektiğini gösteren bir projedir. Bu şehirde tarih, kültür, mimari ve insan ilişkileri bir medeniyet anlayışının izlerini taşır.” Bir devletin ve medeniyetin güçlü olabilmesi için üç temel unsurun hayati olduğunu söyleyen Davutoğlu, bunları ahlak, hukuk ve gelenek olarak sıraladı. Bu üç unsurun bir araya gelmediği toplumlarda kalıcı devlet düzeninin kurulamayacağını vurguladı. Gazze Tepkisi: “İnsanlık Dramı Canlı Yayın Gibi İzleniyor” Konuşmasının önemli bir bölümünü Ortadoğu’daki gelişmelere ayıran Davutoğlu, özellikle Gazze’de yaşanan insani krize dikkat çekti. Gazze’de yaşananların dünya kamuoyu tarafından adeta bir ekran başından izlenen trajediye dönüştüğünü belirten Davutoğlu, uluslararası toplumun ve özellikle İslam dünyasının yeterli sorumluluk almadığını söyledi. Gazze’ye insani yardımın girişinin engellendiğini savunan Davutoğlu, Refah Sınır Kapısı’nın kapalı tutulmasını eleştirerek şöyle konuştu: “Orada yaşanan dram karşısında dünya sadece izliyor. İnsani yardımların girişinin engellendiği bir ortamda insanlar çaresiz bırakılıyor.” “Türkiye’nin İsrail’le Aynı Fotoğrafta Olmasını Kabul Edemem” Davutoğlu, ABD’de eski başkan Donald Trump döneminde gündeme gelen bazı diplomatik girişimlere de değinerek Türkiye’nin İsrail ile aynı siyasi pozisyonda gösterilmesine sert tepki gösterdi. Türkiye’nin bölgesel politikalarda bağımsız ve onurlu bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu şu ifadeleri kullandı: “Trump’ın sözde barış kurulunun içinde İsrail’in yanında Türkiye’nin bulunmasını ne midem kaldırır ne de yüreğim kaldırır. Böyle bir şey kabul edilemez.” Filistin meselesinde Türkiye’nin yalnızca söylemde değil, diplomatik ve siyasi düzeyde de güçlü bir tavır ortaya koyması gerektiğini belirten Davutoğlu, Filistin’e destek politikalarının onur ve ilke temelinde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. “Üçüncü Dünya Savaşı Başladı” Konuşmasının en dikkat çekici bölümü ise küresel güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmeleri oldu. Davutoğlu, mevcut uluslararası sistemin büyük bir çözülme sürecinden geçtiğini savundu. Bugünkü çatışmaların klasik anlamdaki dünya savaşlarından farklı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Davutoğlu, dünyada birbirinden kopuk gibi görünen çatışmaların aslında aynı büyük krizin parçaları olduğunu söyledi. Davutoğlu bu durumu şöyle özetledi: “Bugün Ukrayna’da, Ortadoğu’da ve farklı bölgelerde gördüğümüz çatışmalar aslında büyük bir kırılmanın fragmanlarıdır. Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini buna göre hazırlamalıdır.” Davutoğlu’na göre küresel düzenin temel kurumları da ciddi bir sarsıntı geçiriyor. Özellikle uluslararası sistemin önemli aktörlerinden olan Birleşmiş Milletler başta olmak üzere küresel kurumların etkinliği zayıflamış durumda. Uluslararası ticaret düzeninin ve küresel sağlık sisteminin de aynı kırılganlığın etkisi altında olduğunu belirten Davutoğlu, dünyada yeni bir güç dengesi arayışının başladığını ifade etti. “İncirlik ve Kürecik Üsleri İsrail İçin Kullanılamaz” Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, askeri caydırıcılığın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin savunma sanayisinde üretim kapasitesini artırması gerektiğini belirten Davutoğlu, özellikle modern silah sistemleri ve insansız hava araçlarının önemine değindi. Ancak Türkiye topraklarının başka ülkelerin askeri operasyonları için kullanılmasına kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Davutoğlu bu konuda açık bir uyarıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “İncirlik Üssü’nün ya da Kürecik Üssü’nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyiz.” Türkiye’nin komşu ülkelere karşı gerçekleştirilecek askeri operasyonlarda bir üs konumuna düşmemesi gerektiğini belirten Davutoğlu, bunun hem diplomatik hem de ahlaki açıdan kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye-İran Gerilimi İddialarına Tepki Son günlerde Türkiye’ye yönelik füze iddialarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Davutoğlu, bazı uluslararası medya organlarının bu olayı Türkiye ile İran arasında gerilim yaratacak şekilde sunduğunu öne sürdü. Davutoğlu, konuyla ilgili olarak Türkiye’nin resmi açıklamalarına dikkat çekerek söz konusu füzenin doğrudan Türkiye’yi hedef aldığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını belirtti. Olası hedefin Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs’taki İngiliz üsleri olabileceği değerlendirmesini paylaşan Davutoğlu, İran Genelkurmayı’nın da Türkiye ile herhangi bir sorun bulunmadığını açıkladığını hatırlattı. Davutoğlu özellikle ABD medyasındaki yayınlara dikkat çekerek şöyle konuştu: “Dün Amerikan kanallarını izledim. Hepsi ağız birliği etmişçesine ‘İran Türkiye’ye saldırdı’ diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye ile İran’ı çatıştırmak için.” Davutoğlu, Türkiye’nin mezhep temelli bir çatışmanın parçası olmayacağını da vurgulayarak Sünni-Şii geriliminin bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükleyeceği uyarısında bulundu. “Türkiye’yi Savaşın Parçası Yapmak İstiyorlar” Davutoğlu, Türkiye’nin bölgesel çatışmaların içine çekilmek istendiğini savunarak hem siyasi hem de askeri karar alıcıların dikkatli davranması gerektiğini ifade etti. Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır doğrudan bir savaş yaşanmadığını hatırlatan Davutoğlu, iki ülkenin rekabet edebileceğini ancak doğrudan çatışma içine girmesinin bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağını söyledi. Davutoğlu, Türkiye’nin bağımsız bir dış politika çizgisini koruması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: “Türkiye’yi savaşın parçası haline getirecek adımlara izin verilmemelidir.” Ekonomi Eleştirisi: “Faizci-Rantiyeci Kazanıyor” Davutoğlu konuşmasında Türkiye ekonomisine de geniş yer ayırdı. Mevcut ekonomik düzenin üretimden ziyade rant ve finans kazançlarını öne çıkardığını savunan Davutoğlu, sanayicilerin ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Türkiye’de enflasyonun çok yüksek seviyelerde olduğunu belirten Davutoğlu, özellikle akaryakıt fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığını söyledi. “Dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahibiz. Mazot fiyatı en pahalı ülkelerden biri haline geldik. Zam üstüne zam geliyor.” Davutoğlu’na göre bu tablo sanayi üretimini doğrudan etkiliyor ve üretim kapasitesinin daralmasına neden oluyor. Hasanağa OSB Eleştirisi: “Yolu Görünce Utandım” Davutoğlu’nun Bursa programı kapsamında gün içinde sanayi bölgelerinde de temaslarda bulunduğu öğrenildi. Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, bölgenin altyapı sorunlarına dikkat çekti. Otobandan sanayi bölgesine uzanan yolun durumunu eleştiren Davutoğlu, bu tablo karşısında utanç duyduğunu söyledi. “Otobandan Hasanağa OSB’ye giden yolu gördüm ve utandım. Burası 30 yıllık bir organize sanayi bölgesi.” Bölgede Japon ve Alman firmaları gibi çok uluslu şirketlerin faaliyet gösterdiğini hatırlatan Davutoğlu, böylesi bir sanayi merkezinin altyapı sorunlarıyla anılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Davutoğlu, Bursa’daki sanayicilerin ve vatandaşların bu sorunların çözümü için yerel yöneticiler üzerinde daha fazla baskı kurması gerektiğini de sözlerine ekledi. Program Yoğun Katılımla Gerçekleşti Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programına parti yöneticileri, sivil toplum temsilcileri, iş insanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Ramazan ayının birlik ve dayanışma mesajlarıyla tamamlanırken Davutoğlu’nun küresel gelişmelere ilişkin yaptığı “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” değerlendirmesi geceye damga vuran açıklama olarak öne çıktı.

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı Haber

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Podyum Park'ta düzenlenen buluşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, Bursa'daki buluşmada kentin tarihsel birikimine ve şehir kültürüne vurgu yaptı. Bursa'nın sadece bir yaşam alanı değil, yaşam için bir proje olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Davutoğlu, özellikle gençlere kentin kültürünü tanımaları çağrısında bulundu. Devlet olmanın ve bir medeniyet kurmanın "ahlak, hukuk ve gelenekle" mümkün olabileceğini ifade eden Davutoğlu, Bursa'nın tarihsel dokusunun bu anlamda güçlü bir örnek taşıdığını belirtti. Davutoğlu, İslam dünyası liderleri başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze'de yaşananlara karşı yeterli sorumluluk almadığını savundu. Refah kapısının kapalı tutulduğunu, insani yardımın girişinin engellendiğini ve bunun uzun süredir canlı yayın izlenir gibi sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'le aynı çizgide görünmesine yönelik sert bir itiraz dile getirdi. Davutoğlu, "Trump'ın sözde barış kurulunun içinde İsrail'in yanında Türkiye'nin olmasını ne midem kaldırıyor ne yüreğim kaldırır. Olmaz. Olmaz" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Filistin'e yardım söyleminin ancak onur ve ile ile anlam kazanabileceğini vurguladı. "ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI FİİLEN BAŞLAMIŞTIR" Davutoğlu, küresel düzenin kırılganlığına ilişkin değerlendirmelerinde ise, dünyanın bir düzen yıkımı sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Bu sürecin tek bir cephede başlayıp biten klasik savaşlara benzemeyeceğini dile getiren Davutoğlu, Ukrayna-Rusya savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimi ve farklı bölgelerdeki çatışmaları "fragmanlar" olarak niteledi. Bu noktada, küresel ölçekte daha geniş bir kırılmanın başladığını ifade eden Davutoğlu, "Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini alıştırsın" ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler sistemi, uluslararası ticaret ve sağlık düzeni gibi yapıların sarsıldığını savunan Davutoğlu, Trump dönemindeki politikaların "var olan düzeni yıkan" etkiler ürettiğini söyledi. "İNCİRLİK VE KÜRECİK'İN İSRAİL ADINA KULLANILMASINA İZİN VERMEYİZ" Davutoğlu, Türkiye'nin savunmasını güçlendirmesi gerektiğini belirterek, "Toplarınızı, dronelarınızın sayısını artıracaksınız; stokta yeteri kadar olacak” değerlendirmesinde bulundu. Ancak bunun, Türkiye topraklarının başka bir ülkenin komşu ülkeye saldırısı için üs gibi kullanılmasını meşrulaştırmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "İncirlik Üssü'nün ya da Kürecik Üssü'nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran'a karşı kullanılmasına izin vermeyiz" sözleriyle tepki gösterdi. Türkiye'nin "komşu ülkeye saldırı için kullanılan üs mantığına" kapı açmaması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bu yaklaşımın şehitlerin hatırasına da aykırı olduğunu dile getirdi. "TÜRKİYE-İRAN'I ÇATIŞTIRMAK İÇİN ‘TÜRKİYE'YE SALDIRDI" DİYORLAR" Davutoğlu, Türkiye atıldığı öne sürülen bir füze haberinin ardından yapılan değerlendirmelere dikkat çekerek, Türkiye'nin doğrudan hedef alındığı yönündeki yorumların kasıtlı biçimde dolaşıma sokulabileceğini ifade etti. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasının da bu yönde olduğunu hatırlatan Davutoğlu, olayın Türkiye'ye yönelmiş bir saldırıdan ziyade Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerine dönük bir hedefleme ihtimali taşıdığı değerlendirmesini aktardı. İran Genelkurmayı'nın da "Türkiye'yle herhangi bir sorun yok" yönünde açıklama yaptığını söyleyen Davutoğlu, ABD medyasındaki bazı yayınlara işaret ederek, "Dün CNN dahil Amerikan kanallarını izledim; hepsi ağız birliği etmişçesine 'İran Türkiye'ye saldırdı' diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye'yle İran'ı çatıştırmak için" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel bir çatışmanın içine çekilmek istendiğini belirterek, tarihsel bir hatırlatmada bulundu ve Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır savaş yaşanmadığını söyledi. Türkiye'nin İran'la rekabet edebileceğini ancak mezhep ekseninde bir gerilimin parçası olmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "El ele Sünni-Şii çatışmasının parçası olmayız" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, "Türkiye'yi savaşın parçası kılacak şekilde Amerikalıların ya da İsraillilerin bir adım atmasına izin vermeyin" çağrısını dile getirdi. "FAİZCİ-RANTİYECİ KAZANIYOR, SANAYİ DURMA NOKTASINDA" Davutoğlu, "faizci-rantiyeci" olarak tanımladığı bir kesimin güçlendiğini savunarak, sahada sanayicilerin ciddi sıkıntı yaşadığını söyledi. Enflasyon, yakıt fiyatları ve vergi yüküne dikkat çeken Davutoğlu, "Dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri… En pahalı mazot bizde. Zam geldi" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, vatandaşın yükünün hafiflemediğini savunarak, gelir uçurumunun büyüdüğü bir tabloda sanayinin durma noktasına geldiğini dile getirdi. "HASANAĞA OSB'NİN YOLUNU GÖRÜNCE UTANDIM" Davutoğlu, gün içinde Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'ni ziyaret ettiğini belirterek, altyapı sorunlarını örnek gösterdi. Otobandan OSB'ye uzanan güzergaha ilişkin gözlemini paylaşan Davutoğlu, "Yolu gördüm, utandım" sözleriyle tepki gösterdi. Bölgede Japon ve Alman gibi çok uluslu şirketlerin de bulunduğunu aktaran Davutoğlu, "30 yıllık bir organize sanayi sitesinden bahsediyoruz" diyerek altyapı ve kamu hizmetlerinin geldiği noktayı eleştirdi; Bursalıların da mevcut yöneticiler üzerinde baskı kurması gerektiğini söyledi

AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan; “Gençlik, Türkiye Yüzyılı’nın Bugünkü Öznesidir” Haber

AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan; “Gençlik, Türkiye Yüzyılı’nın Bugünkü Öznesidir”

AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen 63. İl Danışma Meclisi Toplantısı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya AK Parti Bursa milletvekilleri Refik Özen, Ayhan Salman, Ahmet Kılıç, Emine Yavuz Gözgeç, Emel Gözükara Durmaz, Mustafa Yavuz ve Muhammed Müfit Aydın’ın yanı sıra Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK Üyesi ve Marmara Bölge Koordinatörü Zeki Tutlübük, ilçe başkanları, belediye başkanları, il yönetim kurulu üyeleri ve gençlik kolları teşkilatları katıldı. Programda gençlik çalışmaları, teşkilat disiplini ve Türkiye Yüzyılı vizyonu ana gündem maddeleri olarak ele alındı. Gürkan: “Bursa sıradan bir şehir değil” Toplantıda konuşan AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa’nın tarihi misyonuna dikkat çekerek, “Osmanlı’nın filizlendiği bu şehir sadece bir coğrafya değil; bir medeniyetin mayasının karıldığı yerdir” dedi. Danışma meclisinin yalnızca bir toplantı değil, aynı zamanda bir fikir ve medeniyet tasavvurunun yeniden konuşulduğu bir zemin olduğunu vurgulayan Gürkan, gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Gençliği yarının değil, bugünün gücü olarak görüyoruz” AK Parti’nin gençliğe bakışını net ifadelerle ortaya koyan Gürkan, gençlerin yalnızca geleceğin teminatı değil, bugünün en güçlü öznesi olduğunu söyledi. Bursa’da eğitime yapılan yatırımlar, yeni okullar, spor tesisleri, gençlik merkezleri ve teknoloji atölyeleriyle gençlere güçlü bir altyapı sunulduğunu belirten Gürkan, “Güçlü Türkiye, güçlü gençlikle olur” ifadelerini kullandı. Savunma sanayiindeki atılımlara ve TEKNOFEST kuşağına da değinen Gürkan, genç mühendislerin İHA ve SİHA projeleriyle dünyada söz sahibi olduğunu belirterek, medeniyet inşasının yalnızca teknolojiyle değil; ahlak, adalet ve fikri derinlikle mümkün olacağını vurguladı.“Bu dava sadece siyaset yapma davası değildir; aynı zamanda bir değerler davasıdır” diyen Gürkan, gençlere yalnızca diploma değil, duruş ve memleket bilinci kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. “Türk Silahlı Kuvvetleri bu milletin gözbebeğidir” Konuşmasında son dönemde yaşanan polemiklere de değinen Gürkan, afet süreçlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahada olduğunu hatırlatarak, “Bu milletin askeri, bu milletin evladıdır. Hiç kimse Türk askerine dil uzatamaz” dedi. Devlet kurumlarının siyasi polemik malzemesi yapılmaması gerektiğini vurgulayan Gürkan, gençlerin milli değerlere sahip çıkan bir bilinçle hareket etmesi gerektiğini ifade etti. AK Gençlik sahada AK Parti gençliğinin konfor alanında değil sahada olduğunu belirten Başkan Gürkan, Bursa’nın 17 ilçesinde aktif teşkilat çalışması yürütüldüğünü söyledi. Teşkilat kültürünün disiplin, bilinçli aidiyet ve liyakat esasına dayandığını ifade etti. Başkanı Gürkan, teşkilat mensuplarını tebrik ederek, “Bu gençlik bu davayı emekle büyütüyor” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlere duyduğu güveni hatırlatan İl Başkanı Gürkan, 18 yaşında seçilme hakkının AK Parti döneminde hayata geçirildiğini belirtti. Ramazan mesajı: “Niyetimiz bir, inancımız bir, yolumuz bir” Yaklaşan Ramazan ayına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Davut Gürkan, teşkilatın bu mottoyla sahada olacağını söyledi. Yüz yüze iletişimin önemine dikkat çeken Gürkan, gençlerin dijital çağın imkânlarını doğru kullanarak sahadan kopmadan çalışmalarını sürdürmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Gürkan, “Üreten olun. Şikâyet eden değil inşa eden olun. Dünyayı takip edin ama kendi medeniyet kodlarınızı unutmayın” mesajını verdi. Toplantıda konuşan AK Parti Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Furkan Akın ise teşkilatın son dönemde yürüttüğü çalışmalar hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Mahalle yapılanmasından üniversite çalışmalarına, sosyal sorumluluk projelerinden gençlik organizasyonlarına kadar birçok alanda kapasiteyi büyüttüklerini belirten Akın, AK Gençlik Bursa’nın artık sadece faaliyet yapan değil; strateji üreten, planlayan ve sonuç alan bir yapı haline geldiğini söyledi. Program sonunda saha çalışmaları kapsamında teşkilata en fazla genç üye kazandıran gençlik kolları mensuplarına plaket takdim edildi. Plaket töreninin ardından teşkilat mensuplarının ilettiği soru, öneri ve talepler İl Başkanı Gürkan ve milletvekilleri tarafından tek tek yanıtlandı.

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj! Haber

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin verdiği mesajında, "Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenler, Türkiye'nin hasımlarıdır. İhanetlere karşı dikkatli olalım. Terörsüz Türkiye, Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir." ifadelerini kullandı. BAHÇELİ'DEN TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenlerin olduğunu belirten Bahçeli, bunların ihanetlerine karşı dikkatli olunmasını gerektiğinin altını çizdi. Bahçeli, şunları söyledi: "Milletimiz ve devletimiz tarihin pek çok virajında uçurumun kenarına itilmiş, ancak feraseti, cesareti ve kimliğinin gücüyle her seferinde insanlık tarihindeki yolculuğunu kuvvetlenerek sürdürmeyi bilmiştir. Ne zaman ve ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye yeminliyiz. "GÜNÜMÜZDE SAVAŞLAR DAHA ÇETREFİLLİDİR" Günümüzdeki savaş ve oyunlar insanlık tarihi boyunca görülen örneklerinden çok daha çetin ve çetrefillidir. Nitekim Türkiye bir yandan terör örgütleri eliyle yıpratılmaya çalışılmış, bir yandan da uluslararası yaptırımlar devreye girmiştir. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulmuştur. Türkiye'nin şahlanışı her seferinde türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmıştır. Partimiz Türk siyasi hayatında yer aldığı dönemde gayri millî her türlü unsurun, Türk ve Türkiye düşmanlarının daima korkulu rüyası olmuştur. Büyük Türk milletini ve devletini yok etmek isteyen dahili veya harici mahfillerin karşısında en önemli caydırıcı güç olarak hep milliyetçi-ülkücü hareket durmuştur. Bu şuurla Partimiz kökeni, anasının dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun muhterem vatandaşlarımızı hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürmektedir. "MİLLİ BİRLİĞİ KUVVETLENMİŞ BİR TÜRKİYE, DAHA KOLAY KALKINACAK" Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye'nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye'yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir. Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur. Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir. Bu cümleden olarak Türkiye'mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ SEKTEYE UĞRATMAK İSTEYENLER MİLLETİN HASIMLARIDIR" "Terörsüz Türkiye", "Terörsüz, İstikrarlı Bölge" hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedefleri engellemek istiyorsa maksatlıdır. "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedeflerini sekteye uğratmayı amaçlayanlar Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileridir. Bunlar ülke, millet hatta insanlık için faydalı işleri itibarsızlaştırma, toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatmaya memur edilmiş tiplerdir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE ŞAŞI BAKANLAR AÇIĞA DÜŞTÜ" Türkiye'nin bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsal olarak güçlenmiş, küresel ölçekte söz sahibi bir aktör hâline gelmesini hazmedemeyen zavallılardır.Ancak terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye'ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail'e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür. "SURİYE'DE TERÖRÜN TASALLUTU SONA ERDİ" Kırılganlıklar devam etse de artık Suriye terörden tamamen arındırılma aşamasına gelmiştir. Suriye Cumhuriyeti'nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur. "BARIŞ ORTAMINDA HERKES KAZANACAK" Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye'de yaşanan son gelişmeler, Türkiye'nin milli huzur ve güvenliği, "terörsüz Türkiye" hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir. Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış "tek Suriye"nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır. Partimizin kuruluşunun 57'nci yıl dönümü de "terörsüz Türkiye" hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastlamıştır. "BÖLGEMİZ YENİ ÇATIŞMALARA GEBE" Suriye'de olumlu gelişmeler yaşanırken Dünya huzursuz, başta İran olmak üzere bölgemiz yeni çatışmalara gebedir. Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir. Benzer şekilde, Ukrayna–Rusya savaşı başta Türkiye'nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir. "GAZZE'DE İNSANİ KRİZ SÜRÜYOR" Gazze'de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir. Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir. Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir. "UZUN VADELİ STRATEJİK HEDEFİMİZ TÜRKİYE YÜZYILI'NI İNŞA ETMEK" Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminlidir. Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul'un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye'nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır. Bu amaçla 2053 yılına kadar olan "27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı" bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye'yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre "2053 Küresel Liderlik Yol Haritası" üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır. "BİRİNCİ DÖNEM KALKINMA HAMLESİ DÖİNEM" Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan "Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi"dir. Bu dönem, demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye'nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin sağlandığı, milli bütünleşme ve kaynaşmanın tesis edildiği bir dönem olacaktır. Türkiye tüm vatandaşları ile "birlikte yaşama arzusunu" güçlendirerek bütün enerjisini Türkiye'nin kalkınmasına yöneltme başarısını bu dönemde gösterecektir. Bu dönem, ülkemizin milletler camiasında saygınlığı artarken toplumdaki yozlaşmanın önüne geçilerek ahlaki ve iktisadi temelde kalkınma hamleleriyle Türkiye sıçrama yapacaktır. "İKİNCİ DÖNEM MERKEZ ÜLKE TÜRKİYE DÖNEMİ" İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan "Merkez Ülke Türkiye Dönemi"dir. Bu dönem ekonomik ve sosyal kalkınmasında hamle yapmış, küresel rekabette ön almış, hem doğuya hem batıya bakan Selçuklu kartalı anlayışında kutupbaşı olmuş bir Türkiye dönemi olacaktır. Türkiye hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir "merkez ülke" olacaktır. "ÜÇÜNCÜ DÖNEM KÜRESEL LİDERLİK VE MEDENİYET İNŞA DÖNEMİ" Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, "Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi" olacaktır. 2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan "lider ülke" konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır. Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz. Geleceğin Türkiye'sini inşa ediyoruz. 2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz. Ekonomisiyle, güvenliğiyle, göç ve sosyal politikalarıyla; Türk kuşağı stratejisiyle, Türkiye merkezli bir medeniyet anlayışıyla insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu huzuru hem içeride hem de dışarıda tesis etmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacak milli birlikle gücümüze güç katacağız. Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir. "CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİYLE UYUMLU HALE GETİRİLECEK DÜZENLEMELER YAPILMALI" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir. "İHANETLERE KARŞI DİKKATLİ OLMALIYIZ" İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız. Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir. Zira Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.