Hava Durumu

#Mazot

Gürsu Haber - Mazot haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mazot haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR” Haber

“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR”

“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR” Mahmut Fuat Kadıoğlu, tarım ve hayvancılıkta giderek artan dışa bağımlılığa sert sözlerle yüklendi. Kadıoğlu, sadece bugünün değil, son 20 yılın yanlış politikalarının Türkiye’yi üretimde dışa bağımlı, çiftçiyi ise borç batağında bıraktığını ifade ederek, “Bu tablo bir tesadüf değil, bilinçli tercihlerle getirildiğimiz bir çıkmazdır” dedi. “GİRDİ İTHAL, FATURA ÇİFTÇİYE: BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEMEZ” Tarımın bel kemiğini oluşturan gübre, yem, mazot ve tarım ilaçlarında ithalata dayalı yapının artık alarm verdiğini vurgulayan Kadıoğlu, sert bir dille şunları söyledi: “Döviz yükseldikçe maliyet katlanıyor, maliyet arttıkça üretici eziliyor. Bugün Türkiye’de çiftçi toprağını değil, döviz kurunu takip etmek zorunda bırakılmıştır. İthal girdilerle üretim yapan bir sistem, çiftçiyi uluslararası piyasaların insafına terk etmek demektir. Bunun bedelini de en ağır şekilde Anadolu’nun üreticisi, Bayburtlu çiftçi ödüyor.” GEÇMİŞTEN BUGÜNE: ÜRETEN TÜRKİYE’DEN İTHALAT BAĞIMLISI TÜRKİYE’YE Kadıoğlu, Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında olduğunu hatırlatarak, bugün gelinen noktayı “politik iflas” olarak nitelendirdi: “Bir zamanlar kendi tohumunu üreten, hayvanını kendi besleyen bir Türkiye vardı. Bugün ise samanı bile ithal eden bir ülke haline getirildik. Tarımda planlama terk edildi, üretici yalnız bırakıldı, destekler yetersiz kaldı. Sonuç ortada: Üretim düşüyor, maliyet artıyor, ithalat büyüyor.” “BU SADECE EKONOMİ DEĞİL, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını vurgulayan Kadıoğlu, konunun doğrudan gıda güvenliğiyle ilgili olduğunu belirtti: “Kendi gübresini, yemini, tohumunu üretemeyen bir ülke bağımsız karar alamaz. Tarımda dışa bağımlılık demek, sofradaki ekmeğin bile başka ülkelerin kontrolüne girmesi demektir. Bu durum açıkça arz güvenliğini tehdit eder, fiyat istikrarını bozar ve toplumsal refahı zedeler.” “YERLİ ÜRETİM ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR” Çözümün açık olduğunu belirten Kadıoğlu, hükümete çağrısını da sert bir şekilde dile getirdi: “Tarım girdilerinde yerli üretim acilen artırılmalıdır. Gübre fabrikaları, yem üretim tesisleri ve tohum geliştirme merkezleri kamu öncülüğünde yeniden ayağa kaldırılmalıdır. Çiftçiye doğrudan ve yeterli destek verilmeden bu kriz aşılmaz. Dışa bağımlılığı azaltmadan ne üreticiyi kurtarabilirsiniz ne de vatandaşı ucuz gıdayla buluşturabilirsiniz.” “TARIMDA TAM BAĞIMSIZLIK ERTELENEMEZ” Son olarak Bursa başta olmak üzere Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Kadıoğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu topraklar üretir, yeter ki doğru politikalar uygulansın. Türkiye’nin tarımda yeniden ayağa kalkması mümkündür. Ancak bunun için ithalata dayalı günü kurtarma politikaları terk edilmeli, üretim odaklı köklü bir dönüşüm başlatılmalıdır. Tarımda tam bağımsızlık artık bir hedef değil, ertelenemez bir zorunluluktur.”

“Türk Çiftçisi Göz Göre Göre Tasfiye Ediliyor” Haber

“Türk Çiftçisi Göz Göre Göre Tasfiye Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Tarım Politikalarına Sert Tepki… Tayfun Öztürk, Türkiye’de uygulanan tarım politikalarına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Yerli üreticinin ağır maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretimden çekildiğini belirten Öztürk, iktidarın yanlış politikalarının Türk tarımını her geçen gün daha da zayıflattığını söyledi. Yazılı bir açıklama yapan Öztürk, Türkiye’de çiftçilerin artık emeğinin karşılığını alamadığını, bunun sonucunda tarlaların boş kaldığını ve üreticinin toprağını terk etmek zorunda kaldığını ifade etti. “Bugün Anadolu’nun dört bir yanında çiftçi para kazanamadığı için tarlasını ekmiyor, yıllarca emek verdiği bahçeleri söküyor, üretimden vazgeçiyor. Mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri katlanarak artarken üreticinin ürününe verilen fiyat maliyeti bile karşılamıyor. Bu tablo bir ekonomik sorun değil, doğrudan doğruya bir tarım politikası iflasıdır,” dedi. Öztürk, devletin tarımı koruması gerekirken üreticiyi yalnız bıraktığını vurgulayarak, alınan kararların Türk çiftçisini değil yabancı üreticileri koruduğunu savundu. “Türkiye’nin çiftçisi ayakta kalma mücadelesi verirken iktidarın attığı adımlar yerli üreticiyi güçlendirmek yerine dışarıdan gelen ürünlerin önünü açıyor. Oysa devletin görevi kendi üreticisini korumaktır. Türk çiftçisi üretimden koparılırsa bunun bedelini yarın 85 milyon vatandaş daha pahalı gıda ile ödeyecektir,” ifadelerini kullandı. Tarımın stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Öztürk, üretimin bilinçli şekilde zayıflatıldığını ve bunun ülkeyi giderek daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini söyledi. “Bugün çiftçi borç içinde, üretim maliyetleri kontrolsüz şekilde artıyor, destekler yetersiz kalıyor. Çiftçi ayakta kalamazken ithalat politikalarıyla yabancı üreticiler destekleniyor. Bu anlayış sürdüğü sürece Türkiye kendi toprağında üretmeyen, dışarıdan gıda almak zorunda kalan bir ülkeye dönüşür,” dedi. İktidarın “yerli ve milli” söylemlerinin tarım politikalarıyla çeliştiğini belirten Öztürk açıklamasını; “Eğer gerçekten yerli ve milli bir politika izleniyor olsaydı, bugün Türk çiftçisi üretimden kaçmazdı. Çiftçinin emeği korunur, üretim desteklenir, tarlalar boş kalmazdı. Ama görüyoruz ki söylem başka, uygulama bambaşka. Türk çiftçisi göz göre göre yalnız bırakılıyor.” dedi. Öztürk: “Bursa’nın bereketli tarlaları birer birer boş kalıyor” Tayfun Öztürk, Bursa’da son yıllarda hızla artan üretim maliyetleri ve yetersiz destekler nedeniyle çiftçilerin birçok üründen vazgeçmek zorunda kaldığını belirterek iktidarın tarım politikalarına sert tepki gösterdi. Öztürk, bir zamanlar Türkiye’nin en verimli üretim merkezlerinden biri olan Bursa’da bugün çiftçinin üretimden çekildiğini söyledi. Yazılı bir açıklama yapan Öztürk, özellikle son yıllarda Bursa Ovası ve ilçelerinde birçok üreticinin domates, biber, şeftali, armut, zeytin ve mısır gibi ürünlerde ekim alanlarını daralttığını, bazı çiftçilerin ise tamamen üretimden çekildiğini vurguladı. “Bursa yıllarca Türkiye’nin sebze ve meyve deposu oldu. Karacabey Ovası’nda domates, Yenişehir ve Mustafakemalpaşa’da biber ve sebze üretimi, İznik ve Orhangazi’de zeytin, Gürsu ve Kestel’de armut ve şeftali üretimi ülkenin gıda güvenliği açısından kritik öneme sahipti. Bugün gelinen noktada ise çiftçi maliyetleri karşılayamadığı için bu ürünlerin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalıyor,” dedi. Öztürk, mazot, gübre, sulama ve işçilik maliyetlerinin katlanarak artmasının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek özellikle İznik ve Orhangazi bölgelerinde su sorunu ve kuraklığın da üretimi ciddi şekilde tehdit ettiğini söyledi. “Çiftçi artık hesap yapıyor: Ektiği ürün zarar ettiriyorsa o tarlayı boş bırakıyor. Bursa gibi verimli topraklara sahip bir şehirde bile tarlaların boş kalmaya başlaması, tarımda yaşanan krizin ne kadar derin olduğunu gösteriyor,” ifadelerini kullandı. Öztürk, Bursa çiftçisinin sadece ekonomik baskı altında olmadığını, aynı zamanda plansız tarım politikalarının da üreticiyi çaresiz bıraktığını dile getirdi. “Bugün Karacabey’de üretici domates ekmekten vazgeçiyor, Yenişehir’de sebze üreticisi zarar ettiği için ekim alanını daraltıyor, İznik’te zeytin üreticisi su ve maliyet baskısıyla mücadele ediyor. Bursa çiftçisi üretimden çekilirken ülkenin gıda güvenliği de tehlikeye giriyor,” dedi. Tarımın stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Öztürk, Türkiye’nin en verimli ovalarından birine sahip Bursa’da bile üretimin azalmasının alarm niteliğinde olduğunu belirtti. “Bursa’nın bereketli toprakları Türkiye’yi doyuruyordu. Bugün çiftçi toprağını terk ediyorsa bunun tek nedeni yanlış tarım politikalarıdır. Üreticiyi desteklemek yerine ithalatı kolaylaştıran anlayış devam ettiği sürece Türk çiftçisi ayakta kalamaz,” ifadelerini kullandı. Öztürk açıklamasını şu sert sözlerle tamamladı: “Bursa çiftçisi yıllardır alın teriyle üretim yapıyor. Ama bugün geldiğimiz noktada çiftçiye verilen mesaj açık: Üretme, ithal ederiz. Eğer bu anlayış değişmezse sadece Bursa değil, Türkiye’nin tarımı da göz göre göre küçülecek.”

Araştırmacı Yazar Ekrem Hayri Peker’den Bursa’nın Dağ İlçeleri İçin “Tarım İstasyonları” Projesi Haber

Araştırmacı Yazar Ekrem Hayri Peker’den Bursa’nın Dağ İlçeleri İçin “Tarım İstasyonları” Projesi

Ekrem Hayri Peker, Bursa’nın dağ ilçeleri olarak bilinen Keles, Orhaneli, Harmancık ve Büyükorhan için tarımsal üretimi güçlendirmeyi amaçlayan “Tarım İstasyonları” projesinin ayrıntılarını açıkladı. Türkiye’de tarım sektörünün ciddi bir darboğazdan geçtiğini belirten Peker, köy ve kasabalarda nüfusun hızla azaldığını, toprakların parçalandığını ve üreticinin ürününü koruyup pazarlayabileceği güçlü organizasyonların bulunmadığını vurguladı. “Toprak Yapısı Üreticiyi Zorluyor” Peker, miras hukukunun etkisiyle geçmişte bölünemeyen çift düzeninin bozulduğunu, arazilerin ekonomik üretim yapılamayacak kadar küçüldüğünü ifade etti. Yapılan toplulaştırma çalışmalarının yetersiz kaldığını ve bir kuşak sonra arazilerin yeniden bölündüğünü belirten Peker, çok parçalı ve maliyeti karşılamayan arazi yapısının köyden kente göçün başlıca nedenlerinden biri olduğunu söyledi. Kırsalda üretici sayısının hızla azaldığını dile getiren Peker, küçük arazilerde üretim yapılmasının yanı sıra makine ve ekipman maliyetlerinin sürekli artmasının üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Tek kullanımlık tohumlar ve mazot fiyatlarının da maliyetleri yükselttiğini belirten Peker, küçük üreticinin çoğu zaman ya yalnızca geçinecek kadar üretim yaptığını ya da müşteri bulduğunda arazisini satmak zorunda kaldığını kaydetti. Çözüm Önerisi: Tarım İstasyonları Peker’in önerdiği modele göre kurulacak tarım istasyonlarında, tarım araçları üreticilere kiralama yöntemiyle sunulacak. İstasyonlarda farklı motor gücünde traktörler, römorklar, kamyonetler, pulluklar, ilaçlama ekipmanları, tohum ekme ve gübreleme makineleri gibi üretimde ihtiyaç duyulan tüm ekipmanlar bulunacak. Ayrıca bu merkezlerde eğitim salonları, banka şubeleri, bankamatikler ile gübre, tohum ve ilaç satış ofislerinin de yer alabileceğini belirten Peker, bu yapılanmanın kırsalda nitelikli iş gücünü artıracağını ifade etti. Uluslararası Örnekler İncelenebilir Projenin benzerlerini yaklaşık dört yıl yaşadığı Özbekistan’da gördüğünü belirten Peker, uygulamanın hayata geçirildiği ülkelerde incelemeler yapılarak deneyimlerden faydalanılabileceğini söyledi. Tarım istasyonları sayesinde üreticilerin pahalı makine yatırımı yapmak zorunda kalmayacağını ve üretim maliyetlerinin düşeceğini vurgulayan Peker, projenin kırsal kalkınmaya önemli katkı sağlayabileceğini ifade ederek, “Bu şekilde üreticiler tarımsal alet ve ekipman için büyük harcamalar yapmayacak. Üretim maliyetleri düşecek. Uygulamaya değmez mi?” sözleriyle çağrıda bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.