Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Liyakat

Gürsu Haber - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Büyük Tasfiye İddiası: Bozbey Döneminde Alınan Personellerin İşine Son Veriliyor Haber

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Büyük Tasfiye İddiası: Bozbey Döneminde Alınan Personellerin İşine Son Veriliyor

Mustafa Bozbey yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi, kamuoyunu sarsan personel operasyonu iddialarıyla gündemin merkezine oturdu. Belediyede yaşanan görev değişiklikleri ve işten çıkarmalar kentte büyük tepkiye neden olurken, yüzlerce çalışanın kapı önüne konulduğu yönündeki iddialar Bursa siyasetinde adeta deprem etkisi yarattı. İddialara göre, Mustafa Bozbey döneminde belediye bünyesine alınan çok sayıda personelin görevine son verildi. Belediye koridorlarında konuşulan rakamların her geçen gün arttığı belirtilirken, işten çıkarılan çalışanların önemli bir bölümünün herhangi bir tatmin edici gerekçe gösterilmeden işsiz bırakıldığı öne sürülüyor. Özellikle ekonomik krizin vatandaşın belini büktüğü bir dönemde gerçekleştiği iddia edilen bu toplu işten çıkarmalar, kamu vicdanında ciddi rahatsızlık oluşturdu. Belediyede yıllardır emek verdiğini ifade eden çalışanların bir gecede işsiz bırakıldığı iddiaları, “liyakat mı, siyasi hesaplaşma mı?” sorularını da beraberinde getirdi. Kulislerde konuşulan iddialar bununla da sınırlı değil. Belediye içerisindeki bazı birimlerde geniş çaplı kadro değişimlerinin sürdüğü, yeni bir yapılanma adı altında sistemli bir personel tasfiyesinin yürütüldüğü ileri sürülüyor. İş akitleri sona erdirilen personellerin yaşadığı mağduriyetin her geçen gün büyüdüğü belirtilirken, ailelerin ciddi ekonomik çıkmaza sürüklendiği ifade ediliyor. Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı yaşananlara tepki gösterirken, “emek kıyımı”, “belediyede büyük tasfiye” ve “çalışanlar neden hedefte?” yorumları dikkat çekiyor. İşten çıkarıldığı öne sürülen bazı personellerin hukuki süreç başlatmaya hazırlandığı da iddialar arasında yer aldı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken gözler şimdi Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimine çevrilmiş durumda. Kamuoyu, iddiaların doğru olup olmadığına ilişkin net ve kapsamlı bir açıklama bekliyor. Belediye yönetiminin sessizliğini koruması ise tartışmaları daha da büyütüyor. Bursa’da yaşanan bu gelişmenin önümüzdeki günlerde siyasi ve hukuki boyutuyla daha da büyümesi bekleniyor.

İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları Üyelerinden Ankara Çıkartması! Haber

İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları Üyelerinden Ankara Çıkartması!

Müsavat Dervişoğlu liderliğinde gençlik politikalarını yeniden şekillendirme hedefiyle çalışmalarını sürdüren İYİ Parti, Bursa teşkilatında dikkat çeken bir görevlendirmeye imza attı. Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, önümüzdeki süreçte düzenlenecek geniş katılımlı grup toplantısında Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun özellikle Türkiye’de gençlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik, sosyal ve demokratik sorunlara ilişkin kapsamlı mesajlar vermesi bekleniyor. Toplantının organizasyonunda ve gençlik yapılanmasının güçlendirilmesinde İskender Kandemir’in aktif rol üstlendiği vurgulanıyor. “Gençler Gelecek Kaygısıyla Yaşamaya Mecbur Bırakılamaz” Hazırlanan yeni yol haritasında genç işsizliği, liyakat sorunu, eğitim sistemindeki belirsizlikler, artan yaşam maliyetleri ve gençlerin yurt dışına gitme eğilimi temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Parti yetkilileri, Türkiye’de milyonlarca gencin diplomalı işsiz haline geldiğini, üniversite mezunlarının düşük ücretlerle yaşam mücadelesi verdiğini ve gençlerin artık gelecek planı yapamaz noktaya sürüklendiğini savundu. Açıklamalarda, “Gençler yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle değildir. Türkiye’nin üretim gücü, fikri gücü ve yarının yönetici kadrolarıdır. Ancak bugün gençler; yüksek kira fiyatları, ekonomik kriz, ifade özgürlüğü tartışmaları ve fırsat eşitsizliği nedeniyle ciddi bir çıkmazın içine itilmiştir” ifadelerine yer verildi. Bursa Gençliği İçin Yeni Saha Hamlesi Gençlik Kolları Genel Merkezde Teşkilat Başkanlığı görevinde olan İskender Kandemir’in özellikle üniversite gençliği, ilk kez oy kullanacak seçmenler ve iş arayan gençlerle doğrudan temas kuracağı öğrenildi. Bursa’nın tüm ilçelerinde gençlik buluşmaları, sosyal dayanışma projeleri, eğitim çalışmaları ve saha organizasyonları düzenleneceği belirtildi. İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları’nın önümüzdeki dönemde yalnızca siyasi faaliyetlerle değil; gençlerin ekonomik sorunlarına çözüm önerileri geliştiren, sosyal yaşam alanları oluşturan ve demokratik katılımı artırmayı hedefleyen projelerle öne çıkacağı ifade edildi. “Türkiye’nin En Büyük Sorunu Gençlerin Umudunu Kaybetmesi” Parti kulislerinde konuşulan en önemli mesajlardan birinin ise “umutsuzluk” başlığı olduğu belirtiliyor. Gençlerin ülkeden koparılmasına karşı güçlü bir siyasi mücadele verileceği vurgulanırken, şu değerlendirme dikkat çekti: “Bugün Türkiye’nin en büyük problemi ekonomik kriz kadar, gençlerin hayallerinin ellerinden alınmış olmasıdır. Gençler artık okumakla başarıya ulaşabileceklerine inanmıyor. Adalet duygusunun zedelendiği, liyakatin geri plana itildiği bir düzende gelecek inşa edilemez. Biz gençliği sadece dinleyen değil, karar mekanizmalarının merkezine taşıyan bir anlayışı büyüteceğiz.” Ankara’da gerçekleştirilecek TBMM ve Anıtkabir ziyaret programlarının da bu vizyonun bir parçası olduğu belirtilirken, gençlerin milli değerler etrafında ortak bilinç geliştirmesi ve demokratik süreçlere daha aktif katılması hedefleniyor. İYİ Parti Bursa teşkilatının yeni dönemde özellikle genç seçmen nezdinde daha görünür ve daha aktif bir politika izlemesi bekleniyor.

EMEKLİ TSK MENSUBU SADETTİN UZLUK’TAN SERT ANALİZ: “İLKELER UNUTULDU, KOLTUK KAVGASI ÖNE ÇIKTI” Haber

EMEKLİ TSK MENSUBU SADETTİN UZLUK’TAN SERT ANALİZ: “İLKELER UNUTULDU, KOLTUK KAVGASI ÖNE ÇIKTI”

Bursa siyasetinde dikkat çeken bir çıkış, emekli Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu Sadettin Uzluk’tan geldi. Uzluk, geçmişte kurucuları arasında yer aldığı İYİ Parti’nin bugün geldiği noktayı sert ifadelerle eleştirirken, teşkilat yapısından aday belirleme süreçlerine kadar birçok başlıkta çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. “KURULUŞ RUHU YERİNİ KOLTUK MÜCADELESİNE BIRAKTI” Uzluk’un açıklamalarında en dikkat çekici vurgu, partinin kuruluş ilkelerinden uzaklaştığı yönünde oldu. “İlkeler, tüzük, liyakat ve eşitlik söylemleri seçim yaklaşınca yerini koltuk kavgasına bıraktı” diyen Uzluk, özellikle teşkilat içi rekabetin yıkıcı bir boyuta ulaştığını savundu. Bir dönem Osmangazi’de kurucu olarak görev yaptığını hatırlatan Uzluk, “Gece gündüz emek veren kadroların tasfiye edildiğini, buna karşılık kenarda bekleyen isimlerin ön plana çıkarıldığını görüyoruz” ifadeleriyle teşkilat yapısındaki değişime tepki gösterdi. “HAYALLER VE SÖZLER NEREDE KALDI?” Kuruluş sürecinde verilen vaatlerin unutulduğunu vurgulayan Uzluk, şu sorularla parti yönetimini hedef aldı: “Hani iktidar olacaktık? Hani ayrım olmayacaktı? Hani herkes aday adayı olabilecekti? Aynı hedefe yürüyen bir kadro olacaktık? Başaracaktık deniliyordu—peki şimdi ne oldu?” Bu ifadeler, parti tabanında yaşanan kırılmanın ve güven kaybının altını çizen güçlü bir eleştiri olarak öne çıktı. BURSA’DA OY KAYBI: %12’DEN %2’LERE Uzluk’un analizinde en somut veriler ise seçim sonuçları üzerinden geldi. Bursa ve özellikle Osmangazi özelinde oy oranlarının dramatik biçimde düştüğüne dikkat çekildi. “%12 seviyelerinden %2 bandına gerileyen oy oranı, yalnızca bir seçim sonucu değil, yönetimsel hataların açık göstergesidir” diyen Uzluk, bu düşüşün nedenlerinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Ona göre asıl yapılması gereken; hatalarla yüzleşmek ve yeniden yapılanma planı oluşturmakken, bunun yerine teşkilat içi görevden almalar ve atamalarla sürecin yönetilmesi tabloyu daha da ağırlaştırdı. “ADAY LİSTELERİNDE AYNI İSİMLER, AYNI HATALAR” 2019 ve 2023 genel seçim aday listelerine de değinen Uzluk, bazı isimlerin sürekli ön planda tutulmasını eleştirdi. “Listeler incelendiğinde değişmeyen, klişeleşmiş isimler dikkat çekiyor. Asıl kırılma noktası burada başlıyor” diyerek aday belirleme sürecinin partiyi zayıflattığını savundu. 2024 YEREL SEÇİMLERİ: “SONUÇLAR ALARM VERİYOR” 2024 Türkiye yerel seçimleri sonuçlarını “yerle yeksan” olarak nitelendiren Uzluk, özellikle bazı ilçelerde alınan oyların çarpıcı biçimde düştüğünü ifade etti. Kestel örneğini veren Uzluk, “Teşkilat uyumu gözetilmeden belirlenen adaylarla yalnızca 516 oy alınması, siyasi gerçeklikten kopuşun en somut göstergesidir” dedi. Aynı şekilde Osmangazi’de alınan yaklaşık 9.800 oy için de “Partiden ayrılan isimlerin aldığı oylar neredeyse bunun iki katı—rakamlar açık konuşuyor” ifadelerini kullandı. “TEŞKİLAT HAFIZASI YOK SAYILDI” Uzluk, geçmişte yaşanan teşkilat krizlerini hatırlatarak, merkezden yapılan müdahalelerin partiye zarar verdiğini ileri sürdü. Özellikle Koray Aydın döneminde yaşanan bir teşkilat feshi örneğini hatırlatarak, “Aynı hatalar tekrar ediliyor, ders alınmıyor” değerlendirmesinde bulundu. ETİK TARTIŞMASI: “ÇİFTE STANDART MI UYGULANIYOR?” Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise etik tartışmalar üzerineydi. Uzluk, bazı atama ve adaylık süreçlerinin parti ilkeleriyle çeliştiğini öne sürdü: “Seçim yasaklarına uymayan yöneticiler görevde kalabiliyorsa, bu bir zaaf değil midir?” “Genel merkezin talimatlarına rağmen yakın ilişkiler üzerinden aday belirlenmesi ne kadar adildir?” Bu sorularla parti yönetimini doğrudan hedef alan Uzluk, “Tüm bu gelişmeler ortadayken başarı adına çifte standart uygulanması kabul edilemez” diyerek eleştirilerini zirveye taşıdı. “YENİDEN YAPILANMA ŞART” Uzluk’un değerlendirmesi, yalnızca bir eleştiri değil aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor. “Seçmen gözünden düşüş başlamıştır ve bu süreç doğru analiz edilmezse geri dönüş daha da zorlaşacaktır” diyen Uzluk, parti yönetimine açık çağrıda bulundu: “Gerçeklerle yüzleşin, teşkilatın sesini dinleyin ve ilk kurulduğunuz günkü ilkelere geri dönün.” Siyasi kulislerde geniş yankı uyandıran bu açıklamanın, önümüzdeki süreçte parti içi tartışmaları daha da alevlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz” Haber

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz”

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut, kamu çalışanlarının uzun süredir biriken sorunlarına ilişkin kapsamlı ve sert bir açıklama yaptı. Bulut, memurların özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi noktasında mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak, mevcut tabloyu “kabul edilemez bir adaletsizlik düzeni” olarak nitelendirdi. Bulut açıklamasında, özellikle yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla eridiğine dikkat çekti. Memurların alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirten Bulut, “Kamu çalışanı ay sonunu getiremez hale gelmişken ekonomik dengeden söz etmek mümkün değildir. Vergi dilimi uygulamalarıyla yıl içinde maaşlar adeta cezalandırılmakta, çalışan daha fazla kazandıkça daha ağır bir yükün altına sokulmaktadır” ifadelerini kullandı. Kamuda ücret adaletsizliğinin derinleştiğini de dile getiren Bulut, aynı işi yapan memurlar arasında kurumdan kuruma değişen ciddi maaş farklarının sosyal barışı zedelediğini söyledi. Tazminat ve ek ödeme sistemindeki dengesizliklerin çalışanlar arasında huzursuzluk yarattığını belirten Bulut, “Eşit işe eşit ücret ilkesi kağıt üzerinde kalmıştır” diyerek duruma tepki gösterdi. Kamu personel sistemindeki statü farklılıklarına da değinen Bulut, kadrolu, sözleşmeli ve taşeron çalışanlar arasındaki hak farklılıklarının artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. Bu yapının çalışma hayatında ciddi bir karmaşa yarattığını belirten Bulut, tüm kamu çalışanlarının tek çatı altında eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Liyakat ve kariyer sistemine yönelik eleştirilerinde ise Bulut, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde adalet ilkesinin zedelendiğini öne sürdü. Mülakat sisteminin ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirten Bulut, “Atamalarda liyakat yerine farklı kriterlerin devreye girdiğine dair güçlü bir algı oluşmuştur. Bu durum, kamuya olan güveni sarsmaktadır” dedi. Çalışma koşullarına ilişkin sorunların da görmezden gelindiğini ifade eden Bulut, özellikle yardımcı hizmetler sınıfının yıllardır çözülemeyen problemlerine dikkat çekti. Görev tanımlarının belirsizliği, fazla mesai ücretlerinin yetersizliği ya da ödenmemesi ve tayin-yer değiştirme süreçlerindeki zorlukların çalışanları mağdur ettiğini belirtti. Sendikal haklar ve toplu sözleşme süreçlerine de değinen Bulut, bu mekanizmaların etkin işlemediğini savunarak, kamu çalışanlarının haklarını tam anlamıyla koruyacak güçlü ve adil bir sistemin kurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlanamayan kesimlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirten Bulut, kamudaki yönetici atamalarında liyakat ilkesinin esas alınması ve disiplin cezalarında adaletin sağlanması çağrısında bulundu. Açıklamasının sonunda yetkililere seslenen Bulut, “Memurun alın teri görmezden gelinemez. Sosyal devlet anlayışı, kamu çalışanının hakkını teslim etmekle başlar. Bizler mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, memurun sesi olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

DAĞDER’DEN ADİL TEMSİL ÇAĞRISI Haber

DAĞDER’DEN ADİL TEMSİL ÇAĞRISI

Bursa Büyükşehir Belediyesinde yeni dönem atama ve görevlendirme süreçleri devam ederken, DAĞDER Bursa’nın köklü değerlerinden biri olan dağ yöresi insanının da bu süreçte liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bursa’nın Orhaneli, Keles, Harmancık ve Büyükorhan ilçeleri ile Osmangazi dağ köyleri başta olmak üzere dağ yöresi; tarihi, kültürü, emeği, üretimi ve vefasıyla Bursa’nın sosyal dokusunda önemli bir yere sahiptir. Dağ yöresi insanı, Bursa’nın emek, kültür ve vefa yükünü omuzlamış kadim bir topluluktur. Bu nedenle yerel yönetimlerde ve önemli kadrolarda hak ettiği şekilde temsil edilmesi, sadece bir beklenti değil; aynı zamanda hakkaniyetin gereğidir. DAĞDER Başkanı Derya Başak, Bursa Büyükşehir Belediyesinde devam eden yeni atama ve görevlendirme süreçlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, dağ yöresinin yetişmiş insan kaynağının mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Başkan Başak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Dağ yöresi insanı; Bursa’nın emek, kültür, vefa ve aidiyet yükünü omuzlamış kadim bir topluluktur. Dağ yöremiz, bu şehrin tarihinde, üretiminde, kültüründe ve sosyal hayatında her zaman güçlü bir yer edinmiştir. Bugün Bursa Büyükşehir Belediyesinde yeni atama ve görevlendirme süreçleri devam ederken, dağ yöresinin yetişmiş insan kaynağının da liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde değerlendirilmesini bekliyoruz. Bu beklenti bir ayrıcalık talebi değil; Bursa’nın bütünlüğü, adil yönetim anlayışı ve toplumsal temsili açısından haklı bir taleptir. DAĞDER olarak bizler; dağ yöresi insanının sesi olma sorumluluğuyla bu süreci yakından takip ediyoruz. Dağlı hemşehrilerimizin bilgisi, birikimi, tecrübesi ve Bursa’ya olan sadakati, önemli görev ve sorumluluklarda karşılık bulmalıdır. Bursa’nın her bölgesini kucaklayan bir yönetim anlayışının, dağ yöresinin güçlü temsilini de içinde barındırması gerektiğine inanıyoruz. Dağ yöresi Bursa’nın kenarında değil, kalbindedir. Bu şehir için emek veren, alın teri döken, vefa gösteren dağlılar; liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde hak ettikleri adil temsili görmelidir.” DAĞDER camiasının ve dağ yöresi hemşehrilerinin bu süreci dikkatle takip ettiği belirtilirken, Bursa’nın ortak akılla, adil temsil anlayışıyla ve liyakate dayalı kadrolarla daha güçlü bir geleceğe taşınacağı ifade edildi. “Dağ yöresi; Bursa’nın kenarında değil, Bursa’nın kalbindedir.”

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ” Haber

ZAFER PARTİSİ’NDEN BURSA YERELİNDE SERT ÇIKIŞ: “NERDE KALDIĞINIZI EN İYİ SİZ BİLİYORSUNUZ”

Bursa yerel siyasetinde tansiyon yükselirken, Zafer Partisi Keles İlçe Başkanı Bahçet Arı’ndan dikkat çeken ve sert ifadeler içeren bir açıklama geldi. Yerel yönetimlere yönelik eleştirilerini peş peşe sıralayan Arı, geçmiş uygulamalar üzerinden yüklendiği açıklamasında “algı değil icraat” vurgusu yaptı. “NERDE KALDIĞINIZI HATIRLATMAYA GEREK YOK” Son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen “Nerede kalmıştık?” söylemine gönderme yapan Arı, bu ifadeye sert bir karşılık vererek, “Siz nerede kaldığınızı çok iyi biliyorsunuz” dedi. Açıklamasında özellikle geçmişte alınan bazı kararların bugün görmezden gelindiğini savunan Arı, belediye yönetimlerini çifte standartla suçladı. SU ZAMMI ÜZERİNDEN YÜKLENDİ: “ÇOĞUNLUK SİZDEYDİ, HİÇ DÜŞÜNMEDEN GEÇİRDİNİZ” Arı’nın en sert eleştirilerinden biri, su fiyatlarına yapılan zamlar üzerinden geldi. Belediye meclisinde çoğunluğun kendilerinde olduğu dönemde alınan kararları hatırlatan Arı, bu artışların sorgulanmadan kabul edildiğini öne sürdü: “Mecliste çoğunluk sizdeyken, vatandaşı düşünmeden suya zam yaptınız. Şimdi çıkıp farklı söylemler üretmenin bir anlamı yok. Samimiyseniz, önce o zammı geri alın.” ULAŞIM ZAMLARI TARTIŞMASI: “DÜN ELEŞTİRDİĞİNİZİ BUGÜN SAVUNACAK MISINIZ?” Açıklamada ulaşım zamları da geniş yer buldu. Bursa genelinde yapılan zamların geçmişte sert şekilde eleştirildiğini hatırlatan Arı, bugünkü tutumun ne olacağını sorguladı: “Dünya genelinde akaryakıt fiyatları artmışken bile Bursa’daki ulaşım zamlarını siyasete malzeme yaptınız. Bugün aynı koşullar geçerliyken ne yapacaksınız? Aynı tepkiyi gösterebilecek misiniz?” LİYAKAT TARTIŞMASI: “YILLARCA SESSİZ KALDINIZ” Yerel yönetimlerdeki kadrolaşma tartışmalarına da değinen Arı, liyakat söylemleri üzerinden sert eleştirilerde bulundu. Geçmişte yapılan atamalara sessiz kalındığını iddia eden Arı, bugün aynı konunun gündeme taşınmasını “samimiyetsizlik” olarak nitelendirdi: “Yıllarca kendi kadrolarınızı en kritik noktalara yerleştirirken tek kelime etmediniz. Aynı durum size yapılınca ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz. Bu millet bu çelişkiyi görüyor.” “ARTIK BAHANE YOK”: DAĞ YÖRESİ VURGUSU Bursa’nın dağ yöresine ilişkin sorunlara da dikkat çeken Arı, iki yıldır “büyükşehir destek vermiyor” gerekçesiyle çözüm üretilmediğini savundu. Artık bu söylemin geçerliliğini yitirdiğini belirten Arı, bölge halkının beklentilerinin karşılanması gerektiğini vurguladı: “İki yıldır aynı bahaneyi dinliyoruz. Artık oyalama dönemi bitti. Dağ yöresindeki vatandaşın beklentisini karşılamak zorundasınız.” “ALGILARLA DEĞİL, İCRAATLA KONUŞUN” Açıklamasının genelinde sert ve meydan okuyan bir dil kullanan Arı, yerel yönetimlere açık çağrıda bulundu: “Algı operasyonlarıyla değil, somut icraatlarla konuşun. Bu millet artık neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.” YARGI VURGUSU: “HERKES EŞİT ŞEKİLDE HESAP VERMELİ” Açıklamasının sonunda dikkat çeken bir not paylaşan Arı, herhangi bir siyasi figürün destekçisi olmadığını özellikle belirterek, yargı süreçlerine ilişkin net bir tavır ortaya koydu. Mustafa Bozbey isminin geçtiği tartışmalara dolaylı gönderme yapan Arı, şu ifadeleri kullandı: “Kim olursa olsun, aynı dosyada adı geçen herkes eşit şekilde yargılanmalıdır. Yandaş ya da muhalif ayrımı kabul edilemez.” BURSA SİYASETİNDE GERİLİM YÜKSELİYOR Bu sert çıkış, Bursa yerel siyasetinde yeni bir tartışma dalgasının fitilini ateşledi. Özellikle zam politikaları, liyakat tartışmaları ve bölgesel hizmet eksiklikleri üzerinden yürüyen polemiklerin önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi bekleniyor.

“GÜÇLÜ DEĞİL, GÜVEN VEREN YÖNETİMLER İÇİN YOLA ÇIKTIK” Haber

“GÜÇLÜ DEĞİL, GÜVEN VEREN YÖNETİMLER İÇİN YOLA ÇIKTIK”

Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) başkan adaylığı sürecine ilişkin yapılan açıklamada, yönetim anlayışının temelinde sorumluluk, şeffaflık ve adaletin yer aldığı vurgulandı. Açıklamada, destek mesajı verilen Sadi Aydın için güçlü bir duruş sergilendi. “Makam Değil, Sorumluluk Talibiyiz” Açıklamada, yönetime talip olmanın yalnızca bir görev üstlenmek değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve vicdani yük anlamına geldiği ifade edildi. Makamların, hesap verebilirlik bilinciyle hareket edenlerin omuzlarında yükseleceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Bizler makama talip olurken sadece bir göreve değil; bir sorumluluğa, bir vebale talip oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki makamlar, hesap vermeyi bilenlerin omuzlarında yükselir.” Liyakat ve Şeffaflık Vurgusu Açıklamada, yönetim anlayışının temel ilkeleri açık şekilde ortaya konuldu. Adam kayırmacılığa karşı net bir duruş sergilendiği belirtilirken, liyakat esaslı bir sistemin benimseneceği vurgulandı. “Bizim yolumuz; adam kayırmanın değil, liyakatin yoludur. Şeffaflıktan korkanların değil, hesap vermekten çekinmeyenlerin yeridir orası.” “Ortak Akıl ve Ortak Fayda Esas Olacak” Yönetim anlayışında bireysel çıkarların değil, ortak aklın ve esnafın menfaatinin esas alınacağı ifade edildi. Makamın kişisel kazanç aracı olarak değil, hizmet aracı olarak görüleceği belirtildi. “Makamı şahsi menfaat için değil, ortak akıl ve ortak fayda için kullanacağız.” “Güven Veren Yönetimler Kalıcıdır” Açıklamada, kalıcı başarının güçlü görünmekten değil, güven vermekten geçtiğine dikkat çekildi: “Güçlü yönetimler değil, güven veren yönetimler kalıcıdır. Koltuklar insanı büyütmez; insan, karakteriyle koltuğa değer katar.” Net Mesaj: “Adalet, Cesaret ve Duruş” Destek mesajında, çözüm üretmeyen, sorunları biriktiren yönetim anlayışlarına karşı duruş sergilenirken; adaletli, cesur ve kararlı bir yönetim anlayışının desteklendiği belirtildi. Tehdit ve kumpasla koltuk koruyanlara karşı Çıkar ve menfaat teklif edenlere karşı Çözümsüzlük üreten anlayışlara karşı net bir tavır ortaya konulduğu ifade edildi. “Doğru Yolda Birlikteyiz” Açıklamanın sonunda, Sadi Aydın’a açık destek verilerek şu sözlerle mesaj tamamlandı: “Sadi Aydın başkan yanındayız, arkandayız. Seninle doğru yoldayız.” Bu açıklama, BESOB seçim sürecinde şeffaflık, adalet ve liyakat vurgusunun ön planda olacağı yeni bir yönetim anlayışının işareti olarak değerlendiriliyor.

Gemlik’te Kent Konseyi Tartışması: “Şaibeli İsimlere Yer Yok” Haber

Gemlik’te Kent Konseyi Tartışması: “Şaibeli İsimlere Yer Yok”

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, yaklaşan Gemlik Kent Konseyi seçimleri öncesinde yaptığı sert açıklamayla adaylık süreçlerine dair önemli uyarılarda bulundu. Karaduman, sürecin basit bir görev yarışı olmadığını vurgulayarak, bunun Gemlik’in geleceğini doğrudan etkileyecek ciddi bir “ahlaki ve yönetsel sınav” olduğunun altını çizdi. Adaylık başvurularının başlamasıyla birlikte sahada yoğun temasların sürdüğünü belirten Karaduman, Kent Konseyi gibi doğrudan halkın temsilini üstlenen bir yapıda görev alacak kişilerin geçmişlerinin tartışmasız şekilde temiz olması gerektiğini ifade etti. Açıklamasında özellikle kamu vicdanına dikkat çeken Karaduman, geçmişinde şaibe bulunan, akçeli işlerle anılan ya da güven zedeleyen ilişkilerle gündeme gelmiş kişilerin bu tür görevlere talip olmaması gerektiğini net bir dille dile getirdi. Karaduman, yalnızca seçim sürecinde değil, seçim sonrasında belediye bünyesinde görevlendirilecek sekreterya ve benzeri pozisyonlar için de aynı hassasiyetin geçerli olduğunu belirtti. Bu görevlerde bulunacak kişilerde aranması gereken temel kriterleri ise “temiz geçmiş, şeffaf duruş ve kamu yararına bağlılık” olarak sıraladı. Aksi bir durumda ortaya çıkacak tablonun Gemlik adına ciddi riskler barındıracağını söyleyen Karaduman, şaibeli isimlerden oluşacak bir Kent Konseyi’nin halkın sorunlarına çözüm üretmek yerine belirli çevrelerin çıkarlarına hizmet edeceğini ve toplumda güven yerine şüphe yaratacağını ifade etti. Tüm adaylara açık çağrıda bulunan Karaduman, “Ya tertemiz bir kadro ile ortaya çıkın ya da bu milletin karşısına çıkmayın” diyerek, Gemlik halkının artık siyasi hesaplar, çıkar ilişkileri ve kapalı kapılar ardındaki pazarlıkları görmek istemediğini vurguladı. Gemlik halkının beklentisinin açık olduğunu belirten Karaduman, şehrin şeffaflık, dürüstlük ve namuslu yönetim talep ettiğini ifade etti. Bu ilkelerin göz ardı edilmesi halinde kurulacak bir Kent Konseyi’nin umut olmak yerine toplumdaki güven duygusunu daha da zedeleyeceğini belirten Karaduman, kamuya hesap vermeyen yapıların kamu yararına hizmet edemeyeceğini dile getirdi. Açıklamasının sonunda bir kez daha çağrısını yineleyen Karaduman, Gemlik Kent Konseyi’nin yalnızca temiz, dürüst ve liyakat sahibi kişilerden oluşması gerektiğini vurguladı. Süreci yönetenlere ve adaylara “kamu vicdanına kulak verme” çağrısı yapan Karaduman, Gemlik halkının olup biteni yakından takip ettiğini ve geçmişi şaibeli kişilerin artık bu şehirde kendilerine yer bulamayacağını ifade etti. Karaduman açıklamasını, “Gemlik sahipsiz değildir. Bu şehirde artık kimse geçmişini saklayarak geleceğini inşa edemez” sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.