Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Liyakat

Gürsu Haber - Liyakat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liyakat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç'ten Orman Yangınları Sezonu Öncesi Kritik Uyarı Haber

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç'ten Orman Yangınları Sezonu Öncesi Kritik Uyarı

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç, orman yangınları sezonunun başlamasıyla birlikte kamuoyuna yönelik dikkat çeken bir basın açıklaması yaptı. "Yangınlardan Sonra Üzülmeyelim" başlığıyla yayımlanan açıklamada, orman yangınlarının yalnızca doğayı değil, insan hayatını, yaban yaşamını, ülke ekonomisini ve gelecek nesillerin ortak mirasını tehdit eden büyük bir milli mesele olduğuna vurgu yapıldı. Genç, her yıl yaz aylarında yaşanan orman yangınlarının ardından toplumun büyük üzüntü yaşadığını belirterek, "Bir vatandaş olarak orman yangınlarına çok üzülüyorum, konuyu bilmiyorum, ne yapabilirim?" diyen herkese seslendi. Açıklamasında, orman yangınlarıyla mücadelede doğru bilinen yanlışlara dikkat çeken Genç, yangın söndürmenin yalnızca fedakârlık değil; bilimsel planlama, liyakatli yönetim, güçlü koordinasyon ve zamanında alınan kararlarla başarıya ulaşabileceğini ifade etti. "Orman Yangınlarının Ana Sorumlusu Orman Genel Müdürlüğüdür" Muzaffer Genç açıklamasında, Anayasa ve ilgili kanunlarla yetkilendirilen Orman Genel Müdürlüğü'nün (OGM), orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesinden birinci derecede sorumlu kamu kurumu olduğunu belirtti. Büyükşehir Yasası ve Bütünleşik Şehir Yasası kapsamında kırsal alan yangınlarının bazı bölgelerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde ise il özel idarelerinin görev alanında bulunduğunu hatırlatan Genç, buna rağmen kırsal alanlarla ormanların iç içe geçmiş yapısı nedeniyle her kırsal yangının kısa sürede orman yangınına dönüşme riski taşıdığını söyledi. Bu nedenle hiçbir kurumun "Yangın kırsal alanda başladı, bizim sorumluluğumuzda değil." anlayışıyla hareket edemeyeceğini belirten Genç, ormanların korunmasının bütün kamu kurumlarının ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. "Vatandaşın Duyarlılığı Değerlidir; Ancak Yangın Alanına Gelişi Müdahaleyi Zorlaştırabilir" Basın açıklamasında toplumda yaygın olarak görülen önemli bir yanlış uygulamaya da dikkat çekildi. Genç, vatandaşların iyi niyetle yangın bölgelerine gitmesinin çoğu zaman profesyonel ekiplerin çalışmalarını zorlaştırdığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Yangın bölgesine kontrolsüz şekilde gelen vatandaşlar ve sivil araçlar, müdahale ekiplerinin hareket alanını daraltmakta, yalnızca yaklaşık dört metre genişliğindeki orman yollarında ciddi trafik kilitlenmeleri oluşturmaktadır. Bu durum, yangına müdahale eden profesyonel ekiplerin hızını ve etkinliğini azaltmakta, zaman kaybına neden olmakta ve yangının büyümesine zemin hazırlamaktadır." Genç, vatandaşların en büyük katkısının yangını erken fark ederek 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmek ve yetkililerin çalışmalarına engel olmayacak şekilde hareket etmek olduğunu vurguladı. Yangın İhbarından Müdahaleye Kadar Süreç Nasıl İşliyor? Açıklamada, Türkiye'de orman yangınlarına müdahale sisteminin işleyişine de ayrıntılı şekilde yer verildi. Yangınların yüksek noktalarda bulunan gözetleme kuleleri, vatandaşlar, köylüler, çobanlar ve teknolojik imkanlar kapsamında kullanılan İHA'lar aracılığıyla tespit edildiği belirtildi. Türkiye genelinde görev yapan 271 Orman İşletme Müdürlüğünden hangisinin görev alanında yangın çıkmışsa ihbarın doğrudan ilgili işletmeye ulaştığı ifade edildi. İhbarı alan işletme müdürlüğünün, en yakın arazözleri saniyeler içinde harekete geçirdiği, ilk ekip olay yerine ulaşıncaya kadar yangının gözetleme kulelerinden sürekli takip edildiği anlatıldı. Yangına ilk ulaşan ekiplerin ise yangının büyüklüğü, rüzgârın yönü ve şiddeti, arazi yapısı ile yayılma hızını merkeze aktararak müdahalenin kapsamını belirlediği kaydedildi. "Liyakat İşte Tam Bu Noktada Başlıyor" Muzaffer Genç açıklamasında özellikle yangın yönetimindeki karar vericilerin önemine dikkat çekti. Yangın amirinin veya işletme müdürünün sadece mevcut durumu değil, yangının saatler sonra ulaşabileceği noktaları da doğru öngörmesi gerektiğini belirten Genç, bunun bilgi, tecrübe ve liyakat gerektiren hayati bir süreç olduğunu söyledi. Genç, "Reaktif yönetim değil, proaktif yönetim hayat kurtarır." ifadelerini kullanarak, doğru tahminlerde bulunan yöneticilerin daha yangının ilk dakikalarında; ihtiyaç duyulan sayıda arazöz, iş makinesi, helikopter, yangın söndürme uçağı, teknik personel, destek ekipleri, belediyelerden yüksek tonajlı su tankerleri, jandarmadan güvenlik ve trafik ekipleri, sağlık ekipleri ve ambulanslar, diğer kamu kurumlarının araç ve personel desteğini eksiksiz şekilde talep etmesi gerektiğini ifade etti. "Araç Çokluğu Değil, Doğru Yönetim Başarı Getirir" Açıklamada dikkat çekilen önemli başlıklardan biri de yangın sahasındaki koordinasyon oldu. Genç, yüzlerce aracın kontrolsüz şekilde aynı noktaya yönlendirilmesinin başarı anlamına gelmediğini belirterek, ihtiyaçtan fazla araç ve personelin sahada karmaşaya neden olabileceğini söyledi. Başarının; doğru zamanda, doğru sayıda ekip, doğru cephede konuşlandırılan araçlar ve etkin koordinasyonla mümkün olacağını ifade eden Genç, rüzgârın yönü, hızı, arazi eğimi ve yangının ilerleme istikametinin doğru okunmasının müdahalenin kaderini belirlediğini vurguladı. Yanlış konuşlandırılan ekiplerin hem yangını durduramayacağını hem de can ve mal kayıplarına neden olabileceğini dile getiren Genç, bu konuda yaşanan acı örneklerin hafızalardaki yerini koruduğunu söyledi. "2025 Yılındaki Büyük Kayıp Alarm Niteliğindedir" Basın açıklamasında 2025 yılı orman yangını verileri de değerlendirildi. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını meydana geldiğini hatırlatan Genç, bu yangınlarda yaklaşık 815 bin dönüm orman alanının zarar gördüğünü belirtti. Bu rakamın yangın başına ortalama yaklaşık 250 dönüm alanın kül olması anlamına geldiğini ifade eden Genç, uzun yıllar ortalamasına göre bu rakamın yaklaşık 40 dönüm seviyelerinde olması gerektiğini söyledi. Bu büyük farkın üzerinde ciddiyetle durulması gerektiğini belirten Genç, yangın yönetiminin her yönüyle yeniden değerlendirilmesinin önemine işaret etti. "Türkiye'nin Güçlü Bir Yangın Filosuna Sahip Olmasına Rağmen Başarı Yönetimle Mümkündür" Muzaffer Genç, Orman Genel Müdürlüğünün sahip olduğu kara ve hava gücünün önemli bir kapasite oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: Yaklaşık 20 bin aktif personel, 1.400 arazöz, 357 su ikmal aracı, 41 su tankeri, 2.750 ilk müdahale aracı, 216 dozer, 127 treyler, 5 yakıt tankeri, 28 yangın söndürme uçağı, 119 helikopter ve 14 insansız hava aracı ile Türkiye'nin güçlü bir müdahale kapasitesine sahip olduğunu belirten Genç, bunlara belediyelerin binlerce su tankeri, diğer kamu kurumlarının iş makineleri ve gerektiğinde özel sektörün makine parklarının da eklendiğini söyledi. Ancak böylesine büyük bir gücün ancak doğru planlama, etkin koordinasyon, isabetli öngörü ve liyakatli yöneticilerle başarıya ulaşabileceğini vurgulayan Genç, teknolojik imkânların tek başına yeterli olmadığını ifade etti. "Can Kaybının da Doğa Kaybının da Yaşanmadığı Bir Sezon Mümkün" Açıklamasının sonunda tüm vatandaşlara çağrıda bulunan Hürriyetçi Tarım ve Orman Sendikası Genel Başkanı Muzaffer Genç, ormanların yalnızca ağaçlardan ibaret olmadığını, içinde binlerce canlı türünü barındıran büyük bir yaşam alanı olduğunu belirtti. Doğru yönetim anlayışı, güçlü koordinasyon, bilimsel planlama ve zamanında alınacak kararlarla; ağaçların, yaban hayatının, kuşların, kaplumbağaların, kelebeklerin ve insanların zarar görmediği bir yangın sezonunun mümkün olduğunu ifade eden Genç, vatandaşlardan da yangın riskine karşı azami dikkat göstermelerini istedi. Açıklamasını, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözüyle tamamladı: "Ağaç, çiçek ve yeşillik uygarlık demektir." Genç, tüm vatandaşların desteği, duyarlılığı ve dualarıyla Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelede başarılı, can kayıplarının yaşanmadığı ve doğanın korunduğu bir sezon geçirmesini temenni etti.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Türkoğlu'ndan Bursa'dan Ankara'ya Güçlü Çağrı: “Meydan Boş Değil, Bayrak Haber

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Türkoğlu'ndan Bursa'dan Ankara'ya Güçlü Çağrı: “Meydan Boş Değil, Bayrak

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bursa'da gerçekleştirilen Aşure Günü programında birlik ve beraberlik mesajları verirken, 28 Haziran'da Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenecek “Bayrak Açıyoruz” buluşmasına da güçlü bir çağrıda bulundu. Osmangazi İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen aşure dağıtımı programında vatandaşlarla bir araya gelen Türkoğlu, Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi Ankara'da buluşmaya davet etti. Aşure Kazanının Başında Birlik ve Beraberlik Mesajı Birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan Aşure Günü dolayısıyla Osmangazi İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen programa yoğun katılım sağlandı. Programa İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, teşkilat yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vatandaşlara aşure ikram eden Türkoğlu, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak, Türkiye'nin her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Program boyunca vatandaşlarla sohbet eden partililer, hem Aşure Günü'nün manevi anlamını paylaştı hem de Ankara'da gerçekleştirilecek büyük buluşmanın davetini yaptı. “Ankara'da Milletin Bayrağını Hep Birlikte Açacağız” Şehreküstü Meydanı'nda kurulan davet standında açıklamalarda bulunan Türkoğlu, Ankara Tandoğan Meydanı'nda gerçekleştirilecek programın sıradan bir siyasi etkinlik olmadığını belirtti. Türkiye'nin kritik bir süreçten geçtiğini ifade eden Türkoğlu, Cumhuriyet'in temel değerlerine, milli birlik anlayışına ve üniter devlet yapısına sahip çıkmak amacıyla Ankara'da olacaklarını söyledi. “Bizler Ankara'ya yalnızca bir miting yapmak için gitmiyoruz. Cumhuriyetimizin temel değerlerine, milletimizin ortak geleceğine ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmak için gidiyoruz. Bayrağımızla, inancımızla ve kararlılığımızla Tandoğan Meydanı'nda olacağız” dedi. “Meydan Boş Değil, Türkiye Sahipsiz Değil” Ankara'da verilecek mesajın yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin geleceğinin de mesajı olacağını ifade eden Türkoğlu, vatandaşların ülkenin yaşadığı gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. “Milletimiz yaşananları görüyor, değerlendiriyor ve geleceği için endişe duyuyor. Bizler de bu endişeleri dile getirmek, milletimizin sesi olmak ve Cumhuriyet'in kazanımlarına sahip çıkmak için Ankara'da buluşacağız. Meydan boş değil. Türkiye sahipsiz değil. Bayrak açıyoruz ve millet iradesini bir kez daha güçlü şekilde ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı. “Ekonomik Sıkıntılara ve Adaletsizliklere Karşı da Ses Vereceğiz” Türkoğlu, Ankara'daki buluşmanın yalnızca milli birlik ve beraberlik vurgusuyla sınırlı olmayacağını belirterek, vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntıların da gündeme taşınacağını söyledi. Artan hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, gençlerin gelecek kaygısı ve toplumda hissedilen adalet taleplerinin meydanda güçlü şekilde dile getirileceğini belirten Türkoğlu, vatandaşların sesinin duyulması gerektiğini ifade etti. “Bugün emekliden işçiye, çiftçiden esnafa kadar herkes geçim mücadelesi veriyor. Gençlerimiz gelecek kaygısı taşıyor. Vatandaşlarımız adalet ve liyakat beklentilerini her fırsatta dile getiriyor. Ankara'da bu sesleri de hep birlikte yükselteceğiz.” Bursa Teşkilatları Ankara İçin Hazır İYİ Parti Bursa teşkilatlarının günlerdir Ankara programı için yoğun çalışma yürüttüğünü belirten Türkoğlu, ilçe teşkilatlarının vatandaşlarla birebir temas kurarak davet çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Şehreküstü Meydanı'nda kurulan bilgilendirme standının yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Türkoğlu, Bursa'nın Ankara buluşmasına güçlü katılım sağlayacağını kaydetti. Bursa'nın farklı ilçelerinden çok sayıda vatandaşın otobüslerle Ankara'ya hareket edeceğini belirten Türkoğlu, “Tandoğan Meydanı'nda Bursa'nın güçlü sesini duyuracağız” dedi. Teşekkür Mesajı Aşure programının organizasyonunda emeği geçen Osmangazi İlçe Başkanı Mehmet Koçer ve yönetimine teşekkür eden Türkoğlu, teşkilatların sahadaki çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden birini yaşadığımız bu anlamlı organizasyonda emeği bulunan Osmangazi İlçe Başkanımız Sayın Mehmet Koçer'e ve kıymetli yönetimine gönülden teşekkür ediyorum. Milletimizle aynı sofrada buluşmaya, aynı heyecanı paylaşmaya ve Türkiye'nin geleceği için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.” “Tüm Bursalıları Ankara'ya Davet Ediyoruz” Açıklamasının sonunda çağrısını yineleyen Türkoğlu, Türkiye'nin geleceğine, Cumhuriyet'in temel değerlerine ve milli birlik ruhuna sahip çıkmak isteyen tüm vatandaşları Ankara Tandoğan Meydanı'na davet etti. “Bayrağımızın gölgesinde, Cumhuriyetimizin değerleri etrafında kenetlenmek isteyen tüm hemşehrilerimizi Ankara'ya davet ediyoruz. Birlikte olacağız, birlikte ses vereceğiz ve Türkiye'nin yarınlarına hep birlikte sahip çıkacağız.”

Bursa’ya Demokrat Yaklaşım! Haber

Bursa’ya Demokrat Yaklaşım!

“Bursa İçin Artık Söz Değil, Çözüm Üretme Zamanı” Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Goral: “Kongre Bitti, Şimdi Şehrin Gerçek Sorunlarına Odaklanıyoruz” Demokrat Parti Bursa İl Başkanlığı’nda kongre sürecinin tamamlanmasının ardından yeni dönem mesajları kamuoyuna açıklandı. İl Başkanı Kamil Goral, yaptığı kapsamlı değerlendirmede Bursa’nın birikmiş yapısal sorunlarına dikkat çekerek, siyasette yeni bir yaklaşımın zorunlu hale geldiğini vurguladı. Goral, yeni dönemin temel eksenini “makam siyaseti değil, şehir meselesi siyaseti” olarak tanımladı. “Kongre bitti, artık Bursa için çalışma zamanı” Kongre sürecinin geride kaldığını belirten Goral, artık iç siyasi tartışmaların değil, doğrudan kent sorunlarının konuşulması gerektiğini ifade etti. Bursa’nın geleceği için rekabetçi söylemlerden ziyade çözüm odaklı bir siyaset anlayışının zorunlu hale geldiğini belirten Goral, şu mesajı öne çıkardı: “Artık Bursa’da kimin ne dediği değil, bu şehrin hangi sorununa ne çözüm üretildiği konuşulmalıdır.” Bursa’nın büyüyen kronik sorunları gündemde Açıklamada Bursa’nın son yıllarda giderek ağırlaşan yapısal sorunları geniş bir çerçevede ele alındı. Özellikle: Plansız ve kontrolsüz kentleşme Günlük yaşamı kilitleyen trafik ve ulaşım krizi Tarım alanlarının hızla yok olması Sanayi baskısının çevresel tahribatı artırması Derinleşen ekonomik sıkıntılar ön plana çıkarıldı. Goral, bu tablo içinde hem üreticinin hem esnafın hem de gençlerin aynı anda ciddi bir ekonomik baskı altında kaldığını vurguladı. Tarımsal üretimde gelir kaybı, küçük esnafın ayakta kalma mücadelesi ve gençlerde artan gelecek kaygısının artık görmezden gelinemeyecek seviyeye ulaştığını ifade etti. “Eleştiren değil, çözüm üreten siyaset” vurgusu Demokrat Parti Bursa teşkilatının yeni dönemde yalnızca eleştiri yapan bir yapı değil, aynı zamanda somut çözüm önerileri geliştiren bir siyasi çizgi izleyeceğini belirten Goral, Bursa’nın sahip olduğu potansiyele dikkat çekti. Bursa’nın; sanayi gücü tarımsal üretim kapasitesi turizm potansiyeli nitelikli insan kaynağı ile Türkiye’nin en güçlü şehirlerinden biri olduğunu söyleyen Goral, bu potansiyelin yeniden doğru planlama ile harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti. “Ortak akıl” ve iş birliği çağrısı Açıklamanın en dikkat çeken başlıklarından biri ise “ortak akıl” vurgusu oldu. Goral, Bursa’nın geleceği için tüm kurumlarla diyalog içinde olacaklarını belirterek şu mesajı verdi: Yerel yönetimler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve tüm siyasi partilerle iş birliğine açık olduklarını ifade eden Goral, kentin sorunlarının ancak geniş bir mutabakatla çözülebileceğini dile getirdi. “Sorunların üzeri örtülmemeli” uyarısı Kamil Goral, Bursa’daki sorunların görmezden gelinmesi veya normalleştirilmesine karşı net bir tavır alacaklarını belirtti. Vatandaşın yaşadığı sıkıntıların açıkça konuşulmasının demokratik bir sorumluluk olduğunu vurguladı. “Bursa’nın ihtiyacı kutuplaşma değil” Açıklamanın sonunda Türkiye ve Bursa siyasetine ilişkin genel bir değerlendirme yapan Goral, kent yönetiminde kutuplaşmanın yerine akıl, liyakat ve adalet temelli bir anlayışın gelmesi gerektiğini söyledi. Demokrat Parti Bursa İl Başkanlığı’nın yeni dönemde saha çalışmalarını artırarak kentin sorunlarına doğrudan temas edeceği ve yerel gündemi daha yakından takip edeceği bildirildi.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Büyük Tasfiye İddiası: Bozbey Döneminde Alınan Personellerin İşine Son Veriliyor Haber

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Büyük Tasfiye İddiası: Bozbey Döneminde Alınan Personellerin İşine Son Veriliyor

Mustafa Bozbey yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi, kamuoyunu sarsan personel operasyonu iddialarıyla gündemin merkezine oturdu. Belediyede yaşanan görev değişiklikleri ve işten çıkarmalar kentte büyük tepkiye neden olurken, yüzlerce çalışanın kapı önüne konulduğu yönündeki iddialar Bursa siyasetinde adeta deprem etkisi yarattı. İddialara göre, Mustafa Bozbey döneminde belediye bünyesine alınan çok sayıda personelin görevine son verildi. Belediye koridorlarında konuşulan rakamların her geçen gün arttığı belirtilirken, işten çıkarılan çalışanların önemli bir bölümünün herhangi bir tatmin edici gerekçe gösterilmeden işsiz bırakıldığı öne sürülüyor. Özellikle ekonomik krizin vatandaşın belini büktüğü bir dönemde gerçekleştiği iddia edilen bu toplu işten çıkarmalar, kamu vicdanında ciddi rahatsızlık oluşturdu. Belediyede yıllardır emek verdiğini ifade eden çalışanların bir gecede işsiz bırakıldığı iddiaları, “liyakat mı, siyasi hesaplaşma mı?” sorularını da beraberinde getirdi. Kulislerde konuşulan iddialar bununla da sınırlı değil. Belediye içerisindeki bazı birimlerde geniş çaplı kadro değişimlerinin sürdüğü, yeni bir yapılanma adı altında sistemli bir personel tasfiyesinin yürütüldüğü ileri sürülüyor. İş akitleri sona erdirilen personellerin yaşadığı mağduriyetin her geçen gün büyüdüğü belirtilirken, ailelerin ciddi ekonomik çıkmaza sürüklendiği ifade ediliyor. Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı yaşananlara tepki gösterirken, “emek kıyımı”, “belediyede büyük tasfiye” ve “çalışanlar neden hedefte?” yorumları dikkat çekiyor. İşten çıkarıldığı öne sürülen bazı personellerin hukuki süreç başlatmaya hazırlandığı da iddialar arasında yer aldı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken gözler şimdi Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimine çevrilmiş durumda. Kamuoyu, iddiaların doğru olup olmadığına ilişkin net ve kapsamlı bir açıklama bekliyor. Belediye yönetiminin sessizliğini koruması ise tartışmaları daha da büyütüyor. Bursa’da yaşanan bu gelişmenin önümüzdeki günlerde siyasi ve hukuki boyutuyla daha da büyümesi bekleniyor.

İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları Üyelerinden Ankara Çıkartması! Haber

İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları Üyelerinden Ankara Çıkartması!

Müsavat Dervişoğlu liderliğinde gençlik politikalarını yeniden şekillendirme hedefiyle çalışmalarını sürdüren İYİ Parti, Bursa teşkilatında dikkat çeken bir görevlendirmeye imza attı. Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, önümüzdeki süreçte düzenlenecek geniş katılımlı grup toplantısında Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun özellikle Türkiye’de gençlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik, sosyal ve demokratik sorunlara ilişkin kapsamlı mesajlar vermesi bekleniyor. Toplantının organizasyonunda ve gençlik yapılanmasının güçlendirilmesinde İskender Kandemir’in aktif rol üstlendiği vurgulanıyor. “Gençler Gelecek Kaygısıyla Yaşamaya Mecbur Bırakılamaz” Hazırlanan yeni yol haritasında genç işsizliği, liyakat sorunu, eğitim sistemindeki belirsizlikler, artan yaşam maliyetleri ve gençlerin yurt dışına gitme eğilimi temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Parti yetkilileri, Türkiye’de milyonlarca gencin diplomalı işsiz haline geldiğini, üniversite mezunlarının düşük ücretlerle yaşam mücadelesi verdiğini ve gençlerin artık gelecek planı yapamaz noktaya sürüklendiğini savundu. Açıklamalarda, “Gençler yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle değildir. Türkiye’nin üretim gücü, fikri gücü ve yarının yönetici kadrolarıdır. Ancak bugün gençler; yüksek kira fiyatları, ekonomik kriz, ifade özgürlüğü tartışmaları ve fırsat eşitsizliği nedeniyle ciddi bir çıkmazın içine itilmiştir” ifadelerine yer verildi. Bursa Gençliği İçin Yeni Saha Hamlesi Gençlik Kolları Genel Merkezde Teşkilat Başkanlığı görevinde olan İskender Kandemir’in özellikle üniversite gençliği, ilk kez oy kullanacak seçmenler ve iş arayan gençlerle doğrudan temas kuracağı öğrenildi. Bursa’nın tüm ilçelerinde gençlik buluşmaları, sosyal dayanışma projeleri, eğitim çalışmaları ve saha organizasyonları düzenleneceği belirtildi. İYİ Parti Bursa Gençlik Kolları’nın önümüzdeki dönemde yalnızca siyasi faaliyetlerle değil; gençlerin ekonomik sorunlarına çözüm önerileri geliştiren, sosyal yaşam alanları oluşturan ve demokratik katılımı artırmayı hedefleyen projelerle öne çıkacağı ifade edildi. “Türkiye’nin En Büyük Sorunu Gençlerin Umudunu Kaybetmesi” Parti kulislerinde konuşulan en önemli mesajlardan birinin ise “umutsuzluk” başlığı olduğu belirtiliyor. Gençlerin ülkeden koparılmasına karşı güçlü bir siyasi mücadele verileceği vurgulanırken, şu değerlendirme dikkat çekti: “Bugün Türkiye’nin en büyük problemi ekonomik kriz kadar, gençlerin hayallerinin ellerinden alınmış olmasıdır. Gençler artık okumakla başarıya ulaşabileceklerine inanmıyor. Adalet duygusunun zedelendiği, liyakatin geri plana itildiği bir düzende gelecek inşa edilemez. Biz gençliği sadece dinleyen değil, karar mekanizmalarının merkezine taşıyan bir anlayışı büyüteceğiz.” Ankara’da gerçekleştirilecek TBMM ve Anıtkabir ziyaret programlarının da bu vizyonun bir parçası olduğu belirtilirken, gençlerin milli değerler etrafında ortak bilinç geliştirmesi ve demokratik süreçlere daha aktif katılması hedefleniyor. İYİ Parti Bursa teşkilatının yeni dönemde özellikle genç seçmen nezdinde daha görünür ve daha aktif bir politika izlemesi bekleniyor.

EMEKLİ TSK MENSUBU SADETTİN UZLUK’TAN SERT ANALİZ: “İLKELER UNUTULDU, KOLTUK KAVGASI ÖNE ÇIKTI” Haber

EMEKLİ TSK MENSUBU SADETTİN UZLUK’TAN SERT ANALİZ: “İLKELER UNUTULDU, KOLTUK KAVGASI ÖNE ÇIKTI”

Bursa siyasetinde dikkat çeken bir çıkış, emekli Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu Sadettin Uzluk’tan geldi. Uzluk, geçmişte kurucuları arasında yer aldığı İYİ Parti’nin bugün geldiği noktayı sert ifadelerle eleştirirken, teşkilat yapısından aday belirleme süreçlerine kadar birçok başlıkta çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. “KURULUŞ RUHU YERİNİ KOLTUK MÜCADELESİNE BIRAKTI” Uzluk’un açıklamalarında en dikkat çekici vurgu, partinin kuruluş ilkelerinden uzaklaştığı yönünde oldu. “İlkeler, tüzük, liyakat ve eşitlik söylemleri seçim yaklaşınca yerini koltuk kavgasına bıraktı” diyen Uzluk, özellikle teşkilat içi rekabetin yıkıcı bir boyuta ulaştığını savundu. Bir dönem Osmangazi’de kurucu olarak görev yaptığını hatırlatan Uzluk, “Gece gündüz emek veren kadroların tasfiye edildiğini, buna karşılık kenarda bekleyen isimlerin ön plana çıkarıldığını görüyoruz” ifadeleriyle teşkilat yapısındaki değişime tepki gösterdi. “HAYALLER VE SÖZLER NEREDE KALDI?” Kuruluş sürecinde verilen vaatlerin unutulduğunu vurgulayan Uzluk, şu sorularla parti yönetimini hedef aldı: “Hani iktidar olacaktık? Hani ayrım olmayacaktı? Hani herkes aday adayı olabilecekti? Aynı hedefe yürüyen bir kadro olacaktık? Başaracaktık deniliyordu—peki şimdi ne oldu?” Bu ifadeler, parti tabanında yaşanan kırılmanın ve güven kaybının altını çizen güçlü bir eleştiri olarak öne çıktı. BURSA’DA OY KAYBI: %12’DEN %2’LERE Uzluk’un analizinde en somut veriler ise seçim sonuçları üzerinden geldi. Bursa ve özellikle Osmangazi özelinde oy oranlarının dramatik biçimde düştüğüne dikkat çekildi. “%12 seviyelerinden %2 bandına gerileyen oy oranı, yalnızca bir seçim sonucu değil, yönetimsel hataların açık göstergesidir” diyen Uzluk, bu düşüşün nedenlerinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Ona göre asıl yapılması gereken; hatalarla yüzleşmek ve yeniden yapılanma planı oluşturmakken, bunun yerine teşkilat içi görevden almalar ve atamalarla sürecin yönetilmesi tabloyu daha da ağırlaştırdı. “ADAY LİSTELERİNDE AYNI İSİMLER, AYNI HATALAR” 2019 ve 2023 genel seçim aday listelerine de değinen Uzluk, bazı isimlerin sürekli ön planda tutulmasını eleştirdi. “Listeler incelendiğinde değişmeyen, klişeleşmiş isimler dikkat çekiyor. Asıl kırılma noktası burada başlıyor” diyerek aday belirleme sürecinin partiyi zayıflattığını savundu. 2024 YEREL SEÇİMLERİ: “SONUÇLAR ALARM VERİYOR” 2024 Türkiye yerel seçimleri sonuçlarını “yerle yeksan” olarak nitelendiren Uzluk, özellikle bazı ilçelerde alınan oyların çarpıcı biçimde düştüğünü ifade etti. Kestel örneğini veren Uzluk, “Teşkilat uyumu gözetilmeden belirlenen adaylarla yalnızca 516 oy alınması, siyasi gerçeklikten kopuşun en somut göstergesidir” dedi. Aynı şekilde Osmangazi’de alınan yaklaşık 9.800 oy için de “Partiden ayrılan isimlerin aldığı oylar neredeyse bunun iki katı—rakamlar açık konuşuyor” ifadelerini kullandı. “TEŞKİLAT HAFIZASI YOK SAYILDI” Uzluk, geçmişte yaşanan teşkilat krizlerini hatırlatarak, merkezden yapılan müdahalelerin partiye zarar verdiğini ileri sürdü. Özellikle Koray Aydın döneminde yaşanan bir teşkilat feshi örneğini hatırlatarak, “Aynı hatalar tekrar ediliyor, ders alınmıyor” değerlendirmesinde bulundu. ETİK TARTIŞMASI: “ÇİFTE STANDART MI UYGULANIYOR?” Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise etik tartışmalar üzerineydi. Uzluk, bazı atama ve adaylık süreçlerinin parti ilkeleriyle çeliştiğini öne sürdü: “Seçim yasaklarına uymayan yöneticiler görevde kalabiliyorsa, bu bir zaaf değil midir?” “Genel merkezin talimatlarına rağmen yakın ilişkiler üzerinden aday belirlenmesi ne kadar adildir?” Bu sorularla parti yönetimini doğrudan hedef alan Uzluk, “Tüm bu gelişmeler ortadayken başarı adına çifte standart uygulanması kabul edilemez” diyerek eleştirilerini zirveye taşıdı. “YENİDEN YAPILANMA ŞART” Uzluk’un değerlendirmesi, yalnızca bir eleştiri değil aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor. “Seçmen gözünden düşüş başlamıştır ve bu süreç doğru analiz edilmezse geri dönüş daha da zorlaşacaktır” diyen Uzluk, parti yönetimine açık çağrıda bulundu: “Gerçeklerle yüzleşin, teşkilatın sesini dinleyin ve ilk kurulduğunuz günkü ilkelere geri dönün.” Siyasi kulislerde geniş yankı uyandıran bu açıklamanın, önümüzdeki süreçte parti içi tartışmaları daha da alevlendirmesi bekleniyor.

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz” Haber

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut’tan Sert Açıklama: “Memurun Hakkı Teslim Edilmeden Sosyal Adalet Sağlanamaz”

Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi İbrahim Bulut, kamu çalışanlarının uzun süredir biriken sorunlarına ilişkin kapsamlı ve sert bir açıklama yaptı. Bulut, memurların özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi noktasında mücadelelerini kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak, mevcut tabloyu “kabul edilemez bir adaletsizlik düzeni” olarak nitelendirdi. Bulut açıklamasında, özellikle yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla eridiğine dikkat çekti. Memurların alım gücünün her geçen gün daha da düştüğünü belirten Bulut, “Kamu çalışanı ay sonunu getiremez hale gelmişken ekonomik dengeden söz etmek mümkün değildir. Vergi dilimi uygulamalarıyla yıl içinde maaşlar adeta cezalandırılmakta, çalışan daha fazla kazandıkça daha ağır bir yükün altına sokulmaktadır” ifadelerini kullandı. Kamuda ücret adaletsizliğinin derinleştiğini de dile getiren Bulut, aynı işi yapan memurlar arasında kurumdan kuruma değişen ciddi maaş farklarının sosyal barışı zedelediğini söyledi. Tazminat ve ek ödeme sistemindeki dengesizliklerin çalışanlar arasında huzursuzluk yarattığını belirten Bulut, “Eşit işe eşit ücret ilkesi kağıt üzerinde kalmıştır” diyerek duruma tepki gösterdi. Kamu personel sistemindeki statü farklılıklarına da değinen Bulut, kadrolu, sözleşmeli ve taşeron çalışanlar arasındaki hak farklılıklarının artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. Bu yapının çalışma hayatında ciddi bir karmaşa yarattığını belirten Bulut, tüm kamu çalışanlarının tek çatı altında eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu. Liyakat ve kariyer sistemine yönelik eleştirilerinde ise Bulut, görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde adalet ilkesinin zedelendiğini öne sürdü. Mülakat sisteminin ciddi mağduriyetlere yol açtığını belirten Bulut, “Atamalarda liyakat yerine farklı kriterlerin devreye girdiğine dair güçlü bir algı oluşmuştur. Bu durum, kamuya olan güveni sarsmaktadır” dedi. Çalışma koşullarına ilişkin sorunların da görmezden gelindiğini ifade eden Bulut, özellikle yardımcı hizmetler sınıfının yıllardır çözülemeyen problemlerine dikkat çekti. Görev tanımlarının belirsizliği, fazla mesai ücretlerinin yetersizliği ya da ödenmemesi ve tayin-yer değiştirme süreçlerindeki zorlukların çalışanları mağdur ettiğini belirtti. Sendikal haklar ve toplu sözleşme süreçlerine de değinen Bulut, bu mekanizmaların etkin işlemediğini savunarak, kamu çalışanlarının haklarını tam anlamıyla koruyacak güçlü ve adil bir sistemin kurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlanamayan kesimlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirten Bulut, kamudaki yönetici atamalarında liyakat ilkesinin esas alınması ve disiplin cezalarında adaletin sağlanması çağrısında bulundu. Açıklamasının sonunda yetkililere seslenen Bulut, “Memurun alın teri görmezden gelinemez. Sosyal devlet anlayışı, kamu çalışanının hakkını teslim etmekle başlar. Bizler mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek, memurun sesi olmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

DAĞDER’DEN ADİL TEMSİL ÇAĞRISI Haber

DAĞDER’DEN ADİL TEMSİL ÇAĞRISI

Bursa Büyükşehir Belediyesinde yeni dönem atama ve görevlendirme süreçleri devam ederken, DAĞDER Bursa’nın köklü değerlerinden biri olan dağ yöresi insanının da bu süreçte liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bursa’nın Orhaneli, Keles, Harmancık ve Büyükorhan ilçeleri ile Osmangazi dağ köyleri başta olmak üzere dağ yöresi; tarihi, kültürü, emeği, üretimi ve vefasıyla Bursa’nın sosyal dokusunda önemli bir yere sahiptir. Dağ yöresi insanı, Bursa’nın emek, kültür ve vefa yükünü omuzlamış kadim bir topluluktur. Bu nedenle yerel yönetimlerde ve önemli kadrolarda hak ettiği şekilde temsil edilmesi, sadece bir beklenti değil; aynı zamanda hakkaniyetin gereğidir. DAĞDER Başkanı Derya Başak, Bursa Büyükşehir Belediyesinde devam eden yeni atama ve görevlendirme süreçlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, dağ yöresinin yetişmiş insan kaynağının mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Başkan Başak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Dağ yöresi insanı; Bursa’nın emek, kültür, vefa ve aidiyet yükünü omuzlamış kadim bir topluluktur. Dağ yöremiz, bu şehrin tarihinde, üretiminde, kültüründe ve sosyal hayatında her zaman güçlü bir yer edinmiştir. Bugün Bursa Büyükşehir Belediyesinde yeni atama ve görevlendirme süreçleri devam ederken, dağ yöresinin yetişmiş insan kaynağının da liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde değerlendirilmesini bekliyoruz. Bu beklenti bir ayrıcalık talebi değil; Bursa’nın bütünlüğü, adil yönetim anlayışı ve toplumsal temsili açısından haklı bir taleptir. DAĞDER olarak bizler; dağ yöresi insanının sesi olma sorumluluğuyla bu süreci yakından takip ediyoruz. Dağlı hemşehrilerimizin bilgisi, birikimi, tecrübesi ve Bursa’ya olan sadakati, önemli görev ve sorumluluklarda karşılık bulmalıdır. Bursa’nın her bölgesini kucaklayan bir yönetim anlayışının, dağ yöresinin güçlü temsilini de içinde barındırması gerektiğine inanıyoruz. Dağ yöresi Bursa’nın kenarında değil, kalbindedir. Bu şehir için emek veren, alın teri döken, vefa gösteren dağlılar; liyakat, temsil ve hakkaniyet temelinde hak ettikleri adil temsili görmelidir.” DAĞDER camiasının ve dağ yöresi hemşehrilerinin bu süreci dikkatle takip ettiği belirtilirken, Bursa’nın ortak akılla, adil temsil anlayışıyla ve liyakate dayalı kadrolarla daha güçlü bir geleceğe taşınacağı ifade edildi. “Dağ yöresi; Bursa’nın kenarında değil, Bursa’nın kalbindedir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.