Hava Durumu

#Liman

Gürsu Haber - Liman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli Haber

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kalkınma Politikaları Başkanı Yeminli Mali Müşavir Sedat Yalçın, para politikalarının enflasyonu başlatan ve şiddetlendiren unsurları kontrol edebileceğini ancak kalıcı çözümün üretim sisteminin yeniden yapılandırılmasından geçtiğini vurguladı. Merkez Bankası’nın faiz, döviz kuru, kredi genişlemesi ve tasarruf–yatırım dengesi üzerinden enflasyonu yönetebileceğini ifade eden Yalçın, buna rağmen sorunun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğini söyledi. “Yapısal sorunlar ekonomiyi kilitliyor” Türkiye’de üretim sisteminin uzun yıllardır biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yalçın, eğitim sistemi ile iş gücü verimliliği arasındaki kopukluğun üretim kalitesini düşürdüğünü dile getirdi. Mesleki eğitim ile mühendislik alanları arasındaki uyumsuzluk da ekonominin rekabet gücünü zayıflatan faktörler arasında gösterildi. Enerji ve ara malında dışa bağımlılığın Türkiye ekonomisini kırılgan hale getirdiğini belirten Yalçın, bu durumun cari açık riskini artırdığı gibi maliyet enflasyonunu da tetiklediğini ifade etti. Sanayi ve tarımda verimlilik sorunu Sanayi ve tarımda küçük ölçekli ve parçalı işletme yapısının verimliliği sınırladığını belirten Yalçın, sanayinin uzun vadeli finansman bulmakta zorlandığını söyledi. Kalkınma ölçeğinde planlama eksikliğine de dikkat çeken Yalçın, organize sanayi bölgelerinin demiryolu ve liman bağlantılarındaki yetersizliğin lojistik maliyetlerini artırdığını ifade etti. “Yüksek teknoloji üretimine geçmek zorundayız” Yalçın, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaması için yüksek teknolojiye dayalı üretimmodeline geçmesi gerektiğini vurgulayarak, dijital ve yeşil dönüşümünü tamamlamış bir üretim ekosisteminin oluşturulmasının şart olduğunu söyledi. Güçlü lojistik altyapı, mekânsal entegrasyon ve ihracatta yüksek teknoloji payının artırılmasının kalkınma politikalarının temel hedefleri arasında yer aldığını belirten Yalçın, “Türkiye’nin üretimsistemi kapsamlı bir reformdan geçmeden ekonomik sorunların kalıcı şekilde çözülmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış:

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Sert Çıkış: “Bursa’yı Beton Uğruna Feda Ettiler, Bereketli Ovayı Sanayiye Kurban Verdiler!” DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Bursa’nın tarım kimliğinin yıllar içinde bilinçli tercihlerle yok edildiğini belirterek, Çekirge ve çevresindeki verimli ovaların sanayiye açılması üzerinden çok sert açıklamalarda bulundu. 1930’lu yıllara ait Bursa fotoğraflarını hatırlatan Öztürk, bir zamanlar birinci sınıf tarım arazisi olan bölgenin bugün beton ve sanayi bloklarıyla kaplandığını söyledi. “Bu Ova Tüm Bölgeyi Besleyebilirdi” Öztürk açıklamasında, 1930’lu yıllarda Çekirge ve çevresindeki ovanın birinci sınıf tarım arazisi olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Şu gördüğünüz ova birinci sınıf tarım arazisiydi. Sadece Bursa’yı değil, tüm bölgeyi besleyebilecek potansiyele sahipti. Bugün o toprakların yerinde beton var, fabrika var, sanayi sitesi var. Bereketin yerini gri bloklar aldı.” Bursa’nın tarihsel olarak tarım, ipekçilik ve doğal kaynaklarıyla öne çıkan bir şehir olduğunu hatırlatan Öztürk, yapılan planlama hatalarının kenti geri dönülmez bir noktaya sürüklediğini savundu. “Ülkede Başka Yer Yokmuş Gibi Bursa’yı Sanayiye Boğdular” Bursa’nın sanayi yatırımlarında bilinçli şekilde merkez haline getirildiğini iddia eden Öztürk, bu tercihin arkasında ekonomik değil, sermaye odaklı çıkar hesaplarının olduğunu dile getirdi: “Ülkede başka yer kalmamış gibi Bursa’yı sanayi bölgesi yaptılar. Şimdi ova tamamen doldu. Yarın bir kıtlık yaşandığında otomobillerimizi yiyemeyeceğiz. Toprağı yok ettiniz, üretim alanını yok ettiniz. Bu şehri besleyecek zemini ortadan kaldırdınız.” Öztürk’e göre mesele yalnızca şehirleşme değil; gıda güvenliği ve stratejik planlama sorunu. “Göç Dalgasının Temelinde Yanlış Sanayi Politikası Var” Bursa’daki çarpık yapılaşma ve gecekondulaşma sürecinin yalnızca plansız kentleşmeden kaynaklanmadığını vurgulayan Öztürk, asıl sorunun daha derin olduğunu belirtti: “Yapının bozulma sorunu gecekondularla başlamadı. Daha da öncesinde, bu insanları Bursa’ya göç etmeye zorlayan düzen kuruldu. Plansız sanayileşme, kontrolsüz göç ve rant odaklı şehircilik Bursa’nın dengesini bozdu.” Öztürk, 1950’li yıllardan itibaren sermaye gruplarının lojistik avantaj gerekçesiyle yatırımlarını Bursa’ya yönlendirdiğini ve devlet politikalarının da bu tercihi desteklediğini öne sürdü. “Liman Yakın, Lojistik Ucuz Diye Bursa’yı Feda Ettiler” Türkiye’nin en büyük limanının İstanbul’da olduğunu hatırlatan Öztürk, sanayi yatırımlarının İstanbul’a en yakın güçlü şehir olan Bursa’ya yönlendirilmesini şu sözlerle eleştirdi: “Büyük para babaları, sermayedarlar, fabrikatörler ürettikleri malın lojistiğine fazla para ödemesin diye yatırımlarını Bursa’ya kaydırdı. İstanbul limanına en yakın büyük şehir Bursa. Adam fabrikasını Çankırı’da kurmak ister mi? Elbette istemez. Ama bu ülkenin planlamasını sermayedarın kâr hesabına göre mi yapacağız?” Öztürk, bu anlayışın sonucunda Bursa’nın bugün irili ufaklı 25 organize sanayi bölgesiyle adeta beton bir sanayi adasına dönüştüğünü ifade etti. “Tarım Gitti, Beton Geldi” DEVA Partisi İl Başkanı, Bursa’daki sanayi yoğunluğunun kentin tarımsal üretim kapasitesini ciddi şekilde düşürdüğünü, su kaynakları ve hava kalitesi üzerinde de ağır bir yük oluşturduğunu savundu. “1950’lerde başlayan bu yanlış yönlendirme, bugün Bursa’yı nefes alamaz hale getirdi. Ova yok oldu. Tarım geriledi. Hava kirliliği arttı. Plansız büyüme sosyal yapıyı da bozdu.” Öztürk’e göre mesele yalnızca geçmişin hatalarını konuşmak değil; Bursa için yeni ve sürdürülebilir bir planlama anlayışı geliştirmek. “Bursa’yı Kurtarmak Hâlâ Mümkün” Tayfun Öztürk, açıklamasının sonunda Bursa’nın tamamen kaybedilmiş bir şehir olmadığını ancak acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini belirtti: “Bursa’yı betonun ve rantın şehri olmaktan çıkarıp yeniden üretimin, tarımın, bilimin ve planlı sanayinin şehri yapmak zorundayız. Toprağın değerini bilmeyen bir anlayış bu ülkeye gelecek sunamaz.” Öztürk, Bursa’nın hem sanayi hem tarım potansiyelini dengeli biçimde koruyan yeni bir kalkınma vizyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, mevcut tabloyu “yanlış ekonomik tercihlerin ağır faturası” olarak nitelendirdi. Bursa’da sanayileşme ve tarım arazilerinin korunması tartışması, bu sert açıklamalarla birlikte yeniden gündemin üst sıralarına taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.