Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kimlik

Gürsu Haber - Kimlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kimlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BULTÜRK’ten Bursa’da Tarih ve Kültür Buluşması Haber

BULTÜRK’ten Bursa’da Tarih ve Kültür Buluşması

“Rumeli’ye Geçiş” Konferansı ve “Kırcaali Efsanesi” Belgeseli Gençlerle Buluştu BULTÜRK Derneği, Bursa’da tarih ve kültür bilincini güçlendirmeye yönelik dikkat çeken bir etkinliğe imza attı. Hürriyet Anadolu Lisesi ev sahipliğinde düzenlenen programda, “Rumeli’ye Geçiş” konulu konferans ile “Kırcaali Efsanesi” belgesel gösterimi bir araya getirilerek öğrencilere kapsamlı bir tarih perspektifi sunuldu. Tarihsel Arka Plan: 93 Harbi’nden Günümüze Programın açılış konuşmasını BULTÜRK Genel Sekreteri Aysu Akbaş gerçekleştirdi. Akbaş, 93 Harbi olarak bilinen Rus Türk Savaşı’ndan günümüze kadar Bulgaristan Türklerinin yaşadığı tarihi süreçleri özetleyerek katılımcılara güçlü bir tarihsel çerçeve sundu. Konuşmasında BULTÜRK’ün faaliyetlerine de değinen Akbaş, özellikle Bulgaristan’da Türk toplumunun siyasi temsiline yönelik çalışmaların önemine vurgu yaptı. Bu bağlamda “Kırcaali Efsanesi” belgeselinin, Balkan Türklerinin hafızasını canlı tutan önemli bir eser olduğunu ifade etti. Konuşmalarda Öne Çıkan Temalar: Kimlik ve Medeniyet Bilinci Etkinliğin öne çıkan konuşmacılarından biri olan eski Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk, Bulgaristan Türklerine yönelik yürütülen çalışmaları hatırlatarak belgeselin önemine dikkat çekti ve BULTÜRK yönetimini tebrik etti. Arzu Ünal ise konuşmasında tarihsel süreci daha geniş bir perspektiften ele aldı. Buhara’dan Ahlat’a, Anadolu’dan Çanakkale’ye ve oradan Kırcaali’ye uzanan yolculuğu; Hoca Ahmed Yesevi ve Ebu Mansur el-Maturidi çizgisinde bir “medeniyet yürüyüşü” olarak tanımladı. Bu sürecin aynı zamanda “Nizam-ı Âlem”, “Turan” ve “Kızılelma” ideallerini temsil ettiğini vurguladı. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nden Banu Özdemir ise Kırcaali anlatısının yalnızca bir tarihsel anlatı değil, aynı zamanda bir bilinç ve dava meselesi olduğunu ifade ederek bu tür çalışmaların tüm Türk dünyasına ulaştırılması gerektiğini belirtti. Eğitimcilerden Tam Destek Etkinliğe ev sahipliği yapan Okul Müdürü Hasan Çetin, Bulgaristan ziyareti sırasında Kırcaali’de bulunduğunu ve türbeyi ziyaret ettiğini belirterek bu tür çalışmaların gençlerin tarih bilincini güçlendirdiğini söyledi. Müdür Yardımcısı Feyza Çağlar da belgeselin daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak, kültürel mirasın aktarımında eğitimin rolüne dikkat çekti. “Tarihi Yazmak Bizim Sorumluluğumuz” Programın en dikkat çekici mesajlarından biri BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk’ten geldi. Ulutürk, gençlere hitaben yaptığı konuşmada tarih bilincinin önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: > “Tarihi bize hep başkaları anlattı. Artık kendi tarihimizi kendimiz yazmalıyız.” Gençlerin üretken olması gerektiğini vurgulayan Ulutürk, örnek olarak bir öğrencinin hazırladığı Kırcaali temalı boyama kitabını göstererek herkesin kendi imkânlarıyla tarih ve kültüre katkı sunabileceğini ifade etti. Ulutürk ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu için Rumeli’ye geçişin bir dönüm noktası olduğunu hatırlatarak, bu sürecin İstanbul’un fethi ve imparatorluk vizyonunun oluşmasındaki kritik rolüne dikkat çekti. Öğrencilerin Yoğun Katılım, Anlamlı Kapanış Yoğun katılımla gerçekleşen programda öğrenciler, hem konferans hem de belgesel gösterimi sayesinde Rumeli tarihi ve Balkan Türklerinin kültürel mirası hakkında kapsamlı bilgi edinme fırsatı buldu. Etkinlik sonunda konuşmacılara BULTÜRK tarafından plaket ve kupa takdim edilirken, katılımcılara “Kırcaali” temalı kitaplar hediye edildi. Kültürel Hafızaya Katkı BULTÜRK yetkilileri, bu tür etkinliklerin temel amacının genç nesillere tarih bilinci kazandırmak ve Balkan Türklerinin kültürel mirasını yaşatmak olduğunu belirtti. Bursa’da gerçekleştirilen bu program, yalnızca bir konferans ve belgesel gösterimi olmanın ötesine geçerek; geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kuran, kültürel hafızayı diri tutan önemli bir organizasyon olarak öne çıktı.

Prof. Dr. Selma Yel: Türk'ten Azeri'ye kimlik dönüşüm süreci Haber

Prof. Dr. Selma Yel: Türk'ten Azeri'ye kimlik dönüşüm süreci

Prof. Dr. Selma Yel, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında uygulanan milliyetler politikası çerçevesinde farklı milletlerin kendi dillerini kullanma hakkının tanındığını hatırlattı. Yel, Vladimir Lenin’in Çarlık Rusyası’ndan miras kalan asimilasyon politikalarına karşı çıkarak milletlerin kendi kaderini tayin hakkını savunduğunu ve bu doğrultuda ana dilde eğitim ile kamusal kullanımın güvence altına alındığını belirtti. Bu kapsamda 1918 ve 1924 Sovyet anayasalarında Azerbaycan’ın dilinin açık şekilde “Türkçe” olarak kabul edildiğini vurgulayan Yel, söz konusu yaklaşımın Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminden miras kaldığını ifade etti. Nuri Paşa (Killigil)’in desteğiyle kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin ardından 1920’de Sovyetleşme sürecine giren Azerbaycan’da, bir süre daha milletin adının “Türk”, dilinin ise “Türkçe” olarak kullanılmaya devam ettiğini söyledi. Yel, 1921 yılında Türkçenin Rusça ile birlikte resmî çalışma dili ilan edildiğini, 1922 ve 1925 anayasalarında da bu ifadelerin açıkça yer aldığını belirterek, bu dönemde kimlik ve dil tanımının Türk kimliği üzerinden sürdürüldüğünü dile getirdi. Ancak Stalin döneminde bu yaklaşımın değiştiğini belirten Yel, 1936–1937 yıllarından itibaren “Türkçe” yerine “Azerbaycan dili”, “Türk” yerine ise “Azeri” ifadelerinin kullanılmaya başlandığını ifade etti. Bu süreçte söz konusu politikalara karşı çıkan birçok aydının sürgün, hapis ve idamlarla tasfiye edildiğini belirten Yel, tarihte bu dönemin “Büyük Tasfiye” olarak bilindiğini kaydetti. Prof. Dr. Selma Yel açıklamasında, “Stalin’in yaptığı sadece bir kavram değişikliği değil; bir milletin adıyla birlikte kimliğinin dönüştürülmeye çalışıldığı açık bir asimilasyon politikasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Anahtar Parti olarak tarihsel süreçlerin doğru okunmasının önemine dikkat çeken Yel, Türk dünyasıyla olan tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesini öncelikleri arasında gördüklerini ifade etti. Yel, “Geçmişimizi doğru anlayarak kimliğimize sahip çıkmak ve bu temelde geleceği inşa etmek hayati önemdedir. Bu bilinçle Türk dünyasıyla tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesini her zaman önceliklerimiz arasında görmeye devam edeceğiz” dedi.

Bursa’da Uyan Türk Yürüyüşü Haber

Bursa’da Uyan Türk Yürüyüşü

Bursa, 15 Şubat Pazar günü dikkat çeken bir yürüyüşe sahne oldu. Turancı Dernekler Birliği tarafından organize edilen “Uyan Türk, Bayrağa Saygı” yürüyüşü, Darmstad Caddesi’nden başlayarak Kent Meydanı’na kadar devam etti. Etkinlik boyunca ortaya çıkan görüntüler sosyal medyada da geniş şekilde paylaşıldı. Yürüyüşe katılan gençler, Türk bayrakları eşliğinde Cumhuriyet değerlerine bağlılık mesajı verdi. Organizasyon, özellikle gençlerin yoğun katılımı nedeniyle Bursa kamuoyunda tartışılan başlıklardan biri haline geldi. Ancak yürüyüş yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde, kentte gençlik hareketliliğinin geldiği noktayı göstermesi açısından da dikkat çekti. Bursa’da Yükselen Bir Sivil Toplum Hareketi Turancı Dernekler Birliği’nin Bursa’daki yapılanmasının son dönemde daha görünür hale geldiği ifade ediliyor. Artan katılım ve organize etkinlikler, yapının şehirdeki sivil toplum faaliyetleri içinde daha aktif bir konuma ilerlediği yorumlarına neden oluyor. Parti üstü bir duruş benimsediğini belirten dernek temsilcileri, odak noktalarının milli değerler ve kültürel bilinç olduğunu vurguluyor. Özellikle gençlerin katılımının artması, organizasyonun gelecek planlaması açısından da önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen asıl soru şu: Bu yükseliş Bursa’daki gençlik dinamikleri açısından nasıl okunmalı? Bursa İçin Neden Kritik? Gençlerin organize biçimde kamusal alanda görünürlük kazanması, şehir sosyolojisi açısından her zaman önemlidir. Bursa gibi tarihsel ve kültürel mirası güçlü bir kentte, milli değerler ekseninde düzenlenen etkinlikler doğal olarak geniş yankı uyandırıyor. Uzmanlara göre gençlik hareketleri yalnızca ideolojik çerçevede değil, aynı zamanda kimlik, aidiyet ve şehir bilinci üzerinden de değerlendirilmelidir. Bursa’da gerçekleşen bu yürüyüş de bu bağlamda ele alınıyor. Ancak mesele yalnızca bir yürüyüşten ibaret değil. Kent Meydanı’nda Mehteranlı Final Yürüyüş, Kent Meydanı’nda mehteran gösterisiyle sona erdi. Katılımcılar tarafından görsel açıdan etkileyici olarak değerlendirilen etkinlik, milli marşlar ve konuşmalar eşliğinde tamamlandı. Bursa İl Başkanı Fatih Temel, yaptığı konuşmada bayrağa ve milli değerlere sahip çıkmanın önemine dikkat çekti. Yürüyüşe katılım sağlayan vatandaşlara teşekkür eden Temel, gençliğin sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini ifade etti. Ancak kamuoyunda merak edilen bir diğer konu, bu tür organizasyonların Bursa’daki sivil toplum dengelerine nasıl etki edeceği. Derin Bakış: Bu Sadece Bir Yürüyüş Değil Bursa’da düzenlenen bu etkinlik, yalnızca bir yürüyüş ya da anlık bir organizasyon olarak görülmeyebilir. Gençlerin kamusal alanda değerler üzerinden bir araya gelmesi, şehir hakkı, toplumsal aidiyet ve gelecek vizyonu tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Bu sadece bir sivil toplum etkinliği değil, aynı zamanda gençlerin kent yaşamındaki rolü meselesi. Bursa gibi büyüyen ve dönüşen bir şehirde gençliğin hangi değerler etrafında şekilleneceği, sosyal denge ve kamusal alan kültürü açısından önem taşıyor. Bu gelişme önümüzdeki günlerde Bursa’nın gençlik politikaları, kent planlama anlayışı ve toplumsal yaşamı açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir. Peki Bursa’da gençliğin yönü ne olacak? Kentin geleceğinde nasıl bir rol üstlenecek?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.