Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kentleşme

Gürsu Haber - Kentleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kentleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür” Haber

İlker Özaslan’dan Cumalıkızık İçin Kritik Uyarı: “UNESCO Unvanı Sınırsız Turizm Anlamına Gelmez” “Cumalıkızık yalnızca korunacak bir yapı topluluğu değil, yaşayan bir kültürdür”

Bursa’nın dünya çapında tanınan tarihi miras alanlarından Cumalıkızık’ın geleceği, Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme toplantısında masaya yatırıldı. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Grubu tarafından organize edilen toplantıda, tarihi köyün karşı karşıya olduğu tehditler, koruma sorunları, restorasyon eksiklikleri ve sürdürülebilir yönetim modeli detaylı biçimde ele alındı. Toplantının merkezinde ise Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan’ın yaptığı kapsamlı değerlendirmeler yer aldı. Özaslan, Cumalıkızık’ın bugün yalnızca fiziksel yıpranma değil, aynı zamanda yoğun turizm baskısı, plansız büyüme, ekonomik eşitsizlik ve kentleşme tehdidi altında bulunduğunu söyledi. Katılımcılar arasında yerel yöneticiler, akademisyenler, alan başkanlığı uzmanları, sivil toplum temsilcileri, koruma uzmanları ve köy sakinleri yer aldı. Toplantı boyunca ortak görüş, Cumalıkızık’ın “sadece turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı” olduğu yönünde birleşti. İlker Özaslan: “Bir Günde 34 Bin Kişi Başarı Değil, Alarmdır” Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, toplantıda yaptığı konuşmada ziyaretçi yoğunluğunun artık ciddi bir tehdit boyutuna ulaştığını vurguladı. Geçtiğimiz yıl Cumalıkızık’ın bir günde yaklaşık 34 bin ziyaretçiyi ağırladığını hatırlatan Özaslan, bu yoğunluğun artık “övünülecek bir tablo” değil, yönetilmesi gereken bir kriz olduğuna dikkat çekti. Özaslan şu ifadeleri kullandı: “UNESCO Dünya Mirası unvanı sınırsız turist kabul etmek anlamına gelmez. Bir günde 34 bin kişinin geldiği bir tarihi köyde artık koruma-kullanma dengesi ciddi şekilde zarar görmeye başlar. Bu sayı bazı günlerde stadyum doluluğuna ulaşıyor. Böyle bir baskıyı tarihi bir köyün kaldırabilmesi mümkün değildir.” Cumalıkızık’ın taşıma kapasitesinin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini ifade eden Özaslan, kontrollü ziyaretçi yönetimi, rezervasyon sistemi ve zaman planlamalı turizm modelinin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. “Cumalıkızık Bir Açık Hava AVM’sine Dönüştürülemez” Toplantıda turizmin niteliği üzerine de dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın yalnızca yoğun insan trafiği üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek şunları söyledi: “Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz. Cumalıkızık bir açık hava AVM’si değildir. Burası yaşayan bir kültür alanıdır. İnsanlar burada yalnızca alışveriş yapmıyor; yüzlerce yıllık bir yaşam biçimine tanıklık ediyor.” Özaslan, köy ekonomisinin mevcut ziyaretçi baskısına göre şekillenmeye zorlanmasının geleneksel yaşamı bozabileceğini ifade etti. Yapı Stoğu Endişe Veriyor: “151 Yapı Müdahale Bekliyor” Toplantıda paylaşılan güncel yapı envanteri, köyün fiziksel durumuna ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Cumalıkızık’ta: 259 ev bulunduğu, bunların 168’inin tarihi yapı niteliğinde olduğu, 21 yapının tamamen yıkıldığı, 17 yapının harabe durumda olduğu, toplam 38 yapının ise oturulamaz halde bulunduğu açıklandı. İlker Özaslan, özellikle köylüye ait tarihi evlerin restorasyon sürecinde geri planda kalmasının ciddi bir sorun yarattığını belirtti. “Kamu yapıları restore edilirken köy halkının evlerinin büyük kısmı hâlâ destek bekliyor. İnsanlar yıllardır sırada bekliyor. ‘Benim evim neden restore edilmiyor?’ sorusu artık köyde çok yaygın. Koruma yükünü yalnızca köylünün omzuna bırakırsanız sürdürülebilir bir model kuramazsınız.” Toplantıda yaklaşık 113 evin restorasyon beklediği, harabe yapılarla birlikte yaklaşık 151 yapının acil müdahale gerektirdiği ifade edildi. “Köylüyü Suçlamak Kolay, Destek Vermek Zor” Toplantıda tarihi yapılarda görülen uygunsuz müdahaleler de gündeme geldi. Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usule uygun olmayan değişiklikler bulunduğu belirtilirken, İlker Özaslan bu durumun yalnızca “bilinçsizlik” ile açıklanamayacağını söyledi. “Köylüyü suçlamak kolay ama insanlar ekonomik olarak yalnız bırakıldı. Restorasyon maliyetleri çok yüksek. İnsanlar yıllardır destek bekliyor. Destek mekanizması güçlü kurulmadan koruma bilinci tek başına yeterli olmaz.” Özaslan, koruma politikalarının sosyal boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Öncelik Piknik Alanı Değil, Güvenlik ve Altyapı Olmalı” Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de altyapı ve güvenlik eksiklikleri oldu. Katılımcılar; sağlık altyapısının yetersizliği, acil tahliye planlarının eksikliği, yangın riskleri, yönlendirme sorunları, otopark baskısı, güvenlik eksiklikleri gibi sorunların artık kritik seviyeye ulaştığını ifade etti. İlker Özaslan, bu süreçte önceliklerin doğru belirlenmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Yoğun ziyaretçi baskısı sürerken yeni piknik alanları yapmak doğru öncelik değildir. Önce altyapıyı, güvenliği, koruma sistemlerini ve afet hazırlığını güçlendirmeliyiz.” “Cumalıkızık İçeriden Değil, Dışarıdan Gelen Baskıyla Yok Olabilir” Toplantının en çarpıcı uyarılarından biri de Bursa’daki hızlı kentleşme ve rant baskısına ilişkin oldu. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın çevresindeki yapılaşmanın giderek arttığını belirterek şunları söyledi: “Cumalıkızık içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir. Bursa büyüyor, kent baskısı köylere dayanıyor. Tarım alanları kayboluyor, doğal doku daralıyor. Eğer çevresel koruma politikaları güçlendirilmezse UNESCO alanını korumak tek başına yeterli olmayacaktır.” Uzmanlar, yalnızca köy merkezinin değil, çevresel bütünlüğün de korunması gerektiğine dikkat çekti. “Kadın Emeği ve Köy Belleği Korunmadan UNESCO Süreci Eksik Kalır” Toplantıda yalnızca fiziksel restorasyon değil, kültürel mirasın yaşayan unsurları da gündeme geldi. İlker Özaslan, Cumalıkızık’ın asıl değerinin günlük yaşam kültürü olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Köyün belleği, kadın emeği, geleneksel üretim kültürü ve kırsal yaşam kimliği korunmadan yalnızca binaları restore etmek yeterli olmaz.” Bu kapsamda boş kamu yapılarının; kadın üretim merkezleri, kültürel buluşma alanları, ziyaretçi karşılama merkezleri, sağlık destek noktaları olarak değerlendirilmesi önerildi. Uluslararası İş Birliği ve Yeni Koruma Modelleri Toplantıda Cumalıkızık’ın uluslararası ölçekte daha etkin tanıtılması ve koruma ağlarına dahil edilmesi gerektiği de vurgulandı. Safranbolu başta olmak üzere farklı UNESCO miras alanlarıyla deneyim paylaşımı yapılması, Avrupa’daki koruma modellerinin incelenmesi ve yabancı uzmanlarla ortak çalışmalar yürütülmesi önerildi. Ayrıca İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. “Bu Mesele Siyaset Üstüdür” Toplantının sonunda ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışı ön plana çıktı. Kurumların, uzmanların ve köy halkının birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır. Cumalıkızık yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da emanetidir.”

Zeydan Karalar’dan CHP Bursa İl Başkanlığı’na Ziyaret: Kent Gündemi ve Yerel Yönetim Süreci Masaya Yatırıldı Haber

Zeydan Karalar’dan CHP Bursa İl Başkanlığı’na Ziyaret: Kent Gündemi ve Yerel Yönetim Süreci Masaya Yatırıldı

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) önde gelen isimlerinden Zeydan Karalar, CHP Bursa İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ile kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi. Ziyarette, Bursa’nın güncel sorunları, yerel yönetim süreçleri ve son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler ayrıntılı şekilde ele alındı. Bursa’nın kronik sorunları gündemdeydi Gerçekleştirilen görüşmede Bursa’nın uzun süredir çözüm bekleyen temel sorunları masaya yatırıldı. Özellikle hızlı nüfus artışıyla birlikte büyüyen ulaşım problemleri, plansız kentleşme, sanayi ve çevre dengesi, altyapı yetersizlikleri ve ekonomik zorlukların kente etkileri detaylı şekilde değerlendirildi. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunulan toplantıda, yerel yönetimlerin bu sorunlara yönelik atabileceği adımlar üzerinde duruldu. Zeydan Karalar’ın, Adana’daki yerel yönetim deneyimlerini paylaşarak, büyükşehir belediyeciliğinde karşılaşılan benzer sorunlara yönelik çözüm önerilerini aktardığı öğrenildi. Bu kapsamda sosyal belediyecilik uygulamaları, kaynak yönetimi ve halk odaklı hizmet anlayışının önemine dikkat çekildi. “Bozbey sonrası süreç” değerlendirildi Toplantının önemli başlıklarından birini de Mustafa Bozbey sonrası Bursa’daki yerel yönetim süreci oluşturdu. Görüşmede, yeni dönemde belediyecilik anlayışının nasıl şekillendiği, mevcut projelerin durumu ve kamuoyundaki yansımalar kapsamlı biçimde ele alındı. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın, Bursa’da CHP örgütünün saha çalışmaları, seçmen beklentileri ve yerel yönetimle koordinasyon konularında bilgi verdiği; Karalar’ın ise bu sürecin sağlıklı ilerlemesi adına parti içi uyum ve ortak aklın önemine vurgu yaptığı belirtildi. Parti örgütü ve yerel yönetim ilişkisi öne çıktı Ziyarette ayrıca parti örgütü ile yerel yönetimler arasındaki iletişim ve iş birliği konuları da gündeme geldi. CHP’nin yerelde daha etkin ve çözüm odaklı bir politika üretmesi için örgütlerin sahadaki rolünün güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Karalar’ın, Bursa gibi stratejik bir şehirde parti çalışmalarının sadece seçim dönemleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, sürekli sahada olmanın ve vatandaşla doğrudan temas kurmanın önemine dikkat çektiği kaydedildi. Ortak mesaj: “Bursa için daha güçlü iş birliği” Görüşmenin sonunda her iki isim de Bursa’nın sorunlarının çözümü için daha güçlü bir iş birliği ve koordinasyon içinde çalışılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. CHP’nin yerel yönetim anlayışının temelinde şeffaflık, katılımcılık ve sosyal adalet ilkelerinin bulunduğu vurgulanarak, Bursa’da bu yaklaşımın daha da güçlendirilmesi hedefi dile getirildi. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesi ve ilerleyen süreçte benzer istişare toplantılarının sürdürülmesi temennisiyle sona erdi.

“Bursa, Türkiye’nin Gelecek Vizyonunda Kilit Rol Oynuyor” Haber

“Bursa, Türkiye’nin Gelecek Vizyonunda Kilit Rol Oynuyor”

Türkiye siyasetinde son dönemde çıkış arayan partilerden biri olan Aydınlık Geleceğin Partisi, saha çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Partinin Genel Başkan Yardımcısı İrfan Özen, Bursa özelinde yürütülen çalışmalar, hedefler ve çözüm önerilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Sanayisi, tarımı ve tarihi dokusuyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olan Bursa’nın, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasal dönüşüm açısından da kritik bir eşikte olduğunu vurgulayan Özen, “Bursa’yı doğru okumadan Türkiye’nin geleceğini planlamak mümkün değil” dedi. Bursa’nın Stratejik Önemi: Sanayi, Tarım ve Göç Baskısı Bursa, Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor. Otomotiv, tekstil ve makine sanayisinde önemli bir üretim merkezi olan kent, aynı zamanda yoğun göç alan yapısıyla da dikkat çekiyor. İrfan Özen, Bursa’nın karşı karşıya olduğu temel sorunları üç ana başlıkta topladı: Plansız sanayileşme ve çevre sorunları Tarım alanlarının daralması Yoğun göç ve kentleşme baskısı Özen’e göre özellikle sanayi yatırımlarının kontrolsüz büyümesi, hava kirliliği ve su kaynaklarının kirlenmesi gibi ciddi çevresel sorunları beraberinde getiriyor. “Ekonomik büyüme ile çevreyi karşı karşıya getiren anlayış artık sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı. Tarım Alarm Veriyor Bursa’nın verimli ovalarına dikkat çeken Özen, tarım arazilerinin hızla yapılaşmaya açıldığını belirtti. Özellikle Nilüfer ve Karacabey ovalarında yaşanan kayıpların uzun vadede gıda güvenliğini tehdit edeceğini söyledi. “Bir zamanlar Türkiye’nin sebze ve meyve deposu olan bu topraklar, bugün betonlaşma tehdidi altında. Eğer bu gidişat durdurulmazsa, Bursa kendi kendine yetemeyen bir şehir haline gelebilir” diyen Özen, tarım politikalarının yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı. Genç İşsizlik ve Sosyal Sorunlar Kentteki genç nüfusun işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Özen, özellikle üniversite mezunu gençlerin istihdam edilmesinde ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti. “Gençler sadece iş değil, umut arıyor. Ancak mevcut ekonomik yapı, onları ya düşük ücretli işlere ya da başka şehirlere göçe zorluyor” dedi. Ayrıca hızlı nüfus artışının beraberinde getirdiği: Barınma krizi Ulaşım sorunları Eğitimde fırsat eşitsizliği gibi başlıkların da Bursa’da giderek derinleştiğine dikkat çekti. Ulaşım ve Altyapı: Kent Nefes Alamıyor Bursa’da özellikle son yıllarda artan araç sayısı ve yetersiz altyapı, ulaşımı kentin en büyük sorunlarından biri haline getirmiş durumda. İrfan Özen, mevcut ulaşım projelerinin yetersiz kaldığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bursa artık günü kurtaran projelerle yönetilemez. Uzun vadeli, bilimsel ve sürdürülebilir ulaşım planlarına ihtiyaç var. Raylı sistemlerin genişletilmesi ve toplu taşımanın cazip hale getirilmesi şart.” Parti Politikaları ve Çözüm Önerileri Aydınlık Geleceğin Partisi’nin Bursa için hazırladığı yol haritasını da paylaşan Özen, çözüm önerilerini şu başlıklar altında topladı: Sürdürülebilir Sanayi Çevre dostu üretim teşvikleri Yeşil enerji yatırımları Sanayi bölgelerinde denetimlerin artırılması Tarımın Korunması Tarım arazilerinin imara kapatılması Çiftçiye doğrudan destek Kooperatifleşmenin güçlendirilmesi Gençlik ve İstihdam Yerel istihdam projeleri Teknoloji ve girişimcilik merkezleri Gençlere yönelik eğitim programları Ulaşım Reformu Raylı sistem yatırımlarının artırılması Trafik yoğunluğunu azaltacak akıllı sistemler Toplu taşıma teşvikleri “Bursa’yı Kaybedersek, Türkiye Kaybeder” Açıklamalarının sonunda Bursa’nın Türkiye için taşıdığı öneme dikkat çeken Özen, çarpıcı bir uyarıda bulundu: “Bursa yalnızca bir şehir değil, Türkiye’nin üretim gücünün kalbidir. Eğer bu şehir plansızlık, çevre tahribatı ve sosyal sorunlar altında ezilirse, bunun bedelini tüm ülke öder.” Gözler Bursa’da Siyasi partilerin yerel politikalara ağırlık verdiği bu süreçte, Bursa üzerine yapılan değerlendirmeler daha da önem kazanıyor. İrfan Özen’in açıklamaları, yalnızca bir partinin görüşlerini değil, aynı zamanda Bursa’nın karşı karşıya olduğu çok boyutlu sorunları da gözler önüne seriyor. Önümüzdeki dönemde bu sorunlara hangi çözümlerin üretileceği ve siyasi aktörlerin nasıl bir yol haritası izleyeceği ise merak konusu olmaya devam ediyor.

Peyzaj Mimarları Bursa’da İftar Sofrasında Buluştu: “Kentlerin Geleceği Doğru Planlanmış Yeşil Alanlardan Geçiyor” Haber

Peyzaj Mimarları Bursa’da İftar Sofrasında Buluştu: “Kentlerin Geleceği Doğru Planlanmış Yeşil Alanlardan Geçiyor”

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhunu meslektaşları ve kent yöneticileriyle paylaşmak amacıyla anlamlı bir iftar programı düzenledi. Program, Merinos Hüdavendigar Salonu’nda gerçekleştirildi. İftar programına Raşit Gürbüz, Hamiyet Arıkaslan, Nazlı Yazgan, Zehra Çakır ve çok sayıda peyzaj mimarı ile oda üyesi katıldı. Meslek temsilcilerinin yoğun ilgi gösterdiği buluşma, yalnızca bir iftar organizasyonu olmanın ötesinde Bursa’nın kentsel gelişimi, yeşil alan politikaları ve peyzaj mimarlığının şehir planlamasındaki kritik rolünün tartışıldığı önemli bir platforma dönüştü. “Ramazan’ın Paylaşma Ruhu Mesleki Dayanışmayı Güçlendiriyor” Programın açılış konuşmasını yapan TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şube Başkanı Zehra Çakır, Ramazan ayının birlik ve paylaşma kültürünü pekiştirdiğini belirterek aynı sofrada buluşmanın meslektaşlar arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini vurguladı. Çakır konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ramazan ayının birlik, paylaşma ve dayanışma ruhunu aynı sofrada paylaşmak bizler için son derece kıymetlidir. Bugün burada yalnızca bir iftar sofrasını değil, aynı zamanda mesleğimizin ortak sorumluluklarını ve kentimize karşı taşıdığımız görev bilincini de paylaşıyoruz.” Göreve geldikleri günden bu yana geçen iki yıllık süreçte mesleki hakların korunması ve peyzaj mimarlığının kent planlamasındaki yerinin güçlendirilmesi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten Çakır, özellikle kamu kurumlarında peyzaj mimarlarının yeterli ölçüde temsil edilmemesinin ciddi bir sorun olduğunu söyledi. “Kentler Betonlaşırken Peyzaj Mimarlarının Uyarıları Görmezden Gelinmemeli” Konuşmasında Bursa’da ve Türkiye genelinde hızla artan yapılaşmaya dikkat çeken Çakır, kentlerin sürdürülebilirliği açısından peyzaj mimarlığının vazgeçilmez bir disiplin olduğunun altını çizdi. Çakır, şu uyarılarda bulundu: Plansız kentleşme yeşil alanları hızla azaltıyor. Doğal ekosistemler üzerindeki baskı giderek artıyor. Kentsel dönüşüm projelerinde peyzaj planlaması çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Yeşil altyapı planlaması yapılmadan gerçekleştirilen projeler, gelecekte ciddi çevresel sorunlara yol açabiliyor. Çakır’a göre peyzaj mimarlarının sürece dâhil edilmediği şehircilik politikaları uzun vadede hem ekonomik hem de ekolojik maliyetler doğuruyor. “Kentler sadece binalardan ibaret değildir. Sağlıklı kentler; parkları, koridorları, ekolojik ağları, su sistemleri ve kamusal yeşil alanlarıyla bir bütündür. Eğer bu bütünlük korunmazsa şehirler nefes alamaz hale gelir.” İstihdam Sorunu Gündemde Programda dile getirilen önemli başlıklardan biri de peyzaj mimarlarının istihdam sorunu oldu. Zehra Çakır, birçok belediye ve kamu kurumunda peyzaj mimarı kadrolarının sınırlı olduğunu ve bu durumun şehirlerin planlama süreçlerinde ciddi eksikliklere yol açtığını ifade etti. Çakır’a göre: Yerel yönetimlerde peyzaj mimarı sayısı artırılmalı Yeşil alan planlaması uzmanlık alanı olarak ele alınmalı Park ve rekreasyon projeleri sadece estetik değil ekolojik planlama perspektifiyle hazırlanmalı “Kentlerin sağlıklı gelişimi için peyzaj mimarlarının karar mekanizmalarında daha fazla yer alması gerekiyor. Bu yalnızca mesleki bir talep değil; aynı zamanda toplum sağlığı, iklim uyumu ve yaşam kalitesi açısından zorunluluktur.” İklim Krizi ve Kuraklık Uyarısı Konuşmasında küresel iklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkilerine de değinen Çakır, özellikle kuraklık, sıcaklık artışı ve su kaynaklarının azalması gibi sorunların şehir planlamasında yeni yaklaşımlar gerektirdiğini söyledi. Peyzaj mimarlarının bu süreçte kritik bir rol üstlendiğini belirten Çakır şu değerlendirmeyi yaptı: İklime uyumlu peyzaj tasarımları geliştirilmeli Yağmur suyu yönetimi ve geçirgen yüzeyler yaygınlaştırılmalı Kent içindeki doğal habitatlar korunmalı Ağaçlandırma politikaları bilimsel verilerle yürütülmeli “İklim krizi artık uzak bir tehdit değil; kentlerin günlük gerçeği haline gelmiştir. Eğer bugün doğru planlama yapılmazsa yarının şehirleri susuz, gölgesiz ve yaşanamaz hale gelebilir.” Teknoloji ve Yapay Zekâ Meslekleri Dönüştürüyor Çakır ayrıca teknoloji ve yapay zekâ alanındaki hızlı gelişmelere de değinerek peyzaj mimarlığının bu dönüşümden etkilendiğini ifade etti. Oda olarak üyelerin mesleki gelişimini desteklemek amacıyla: eğitim programları seminerler teknik çalıştaylar yeni teknolojilere yönelik bilgilendirme toplantıları düzenlemeyi planladıklarını belirtti. “Bursa’yı Daha Yeşil Bir Kent Yapmak İçin İş Birliği Şart” Programda söz alan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Nazlı Yazgan da Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhuna dikkat çekti. Yazgan konuşmasında, kent yönetiminde meslek odalarıyla iş birliğinin önemine vurgu yaptı. “Ramazan ayının manevi atmosferinde paylaşmanın ve dayanışmanın verdiği mutlulukla sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bursa’yı daha yaşanabilir ve daha yeşil bir şehir yapmak için meslek odalarıyla birlikte yürüttüğümüz çalışmalar devam ediyor.” Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Planlama Ajansı aracılığıyla meslek odalarıyla ortak çalışmalar yürütüldüğünü belirten Yazgan, Bursa’nın çevresel sürdürülebilirliğini güçlendirmeye yönelik projelerin sürdüğünü ifade etti. Meslek Dayanışmasının Güçlendiği Bir Buluşma Programın sonunda katılımcılar Ramazan ayının birlik ve paylaşma atmosferinde bir araya gelerek meslektaşlık dayanışmasını pekiştirdi. Peyzaj mimarları, kentlerin geleceğinin yalnızca mimari ve mühendislik projeleriyle değil, doğa ile uyumlu planlama anlayışıyla şekillenebileceğini vurguladı. Uzmanlara göre, Bursa gibi hızlı büyüyen şehirlerde peyzaj mimarlığının planlama süreçlerinde daha aktif rol alması; iklim değişikliğine uyum yaşam kalitesinin artırılması doğal kaynakların korunması sürdürülebilir şehircilik açısından kritik önem taşıyor. İftar programı, meslektaşların karşılıklı görüş alışverişi ve kent üzerine yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.