Hava Durumu

#Kamuoyu

Gürsu Haber - Kamuoyu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamuoyu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HOBİ BAHÇELERİ KRİZİ BÜYÜYOR: YIKIMLAR HIZLANDI, TOPLUMSAL TANSİYON TIRMANIYOR Haber

HOBİ BAHÇELERİ KRİZİ BÜYÜYOR: YIKIMLAR HIZLANDI, TOPLUMSAL TANSİYON TIRMANIYOR

Son haftalarda Türkiye genelinde kamuoyunun en sıcak gündem maddelerinden biri haline gelen “hobi bahçeleri” tartışması, alınan yeni kararlar ve hızlanan uygulamalarla birlikte giderek daha sert bir krize dönüşüyor. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’nun da dikkat çektiği süreçte, milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyebilecek gelişmeler peş peşe yaşanıyor. TORBA YASADA AĞIR YAPTIRIM SİNYALİ VERİLMİŞTİ 13 Mart 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulan ve toplam 29 maddeden oluşan torba yasa teklifinde, özellikle tarım arazileri üzerine kurulan hobi bahçelerine yönelik sert yaptırımlar öngörülüyordu. Teklifte yer alan “tarım vasfı bozulan arazinin her bir metrekaresi için 2.500 TL idari para cezası uygulanması” hükmü, geniş bir kesimde ciddi endişe yaratmıştı. Bu düzenlemenin yasalaşması halinde, ülke genelinde yüz binlerce parsel ve milyonlarca vatandaş doğrudan ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecekti. YÖNETMELİKLE ANİ VE DAHA SERT ADIM: YIKIM SÜREÇLERİ HIZLANDI Ancak asıl kırılma noktası, yasa teklifinin komisyon süreci tamamlanmadan yaşandı. 4 Nisan 2026 tarihli ve 33214 sayılı yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte, izinsiz yapıların yıkımına yönelik süreçler beklenenden çok daha hızlı ve sert biçimde uygulanmaya başlandı. Yerel yönetimlerin sahaya inmesiyle birlikte birçok bölgede yıkım kararları peş peşe hayata geçirildi. Bu ani uygulama değişikliği, özellikle hobi bahçesi sahipleri arasında büyük bir mağduriyet algısı oluştururken, ülke genelinde ciddi bir toplumsal tepkiyi de beraberinde getirdi. Sosyal medyada yükselen tepkiler, yerel protestolar ve artan şikayetler, meselenin artık yalnızca teknik bir imar sorunu olmaktan çıktığını gösterdi. SİYASET VE DEVLET ZİRVESİ DEVREDE Yaşanan gelişmeler kısa sürede siyasi gündemin üst sıralarına taşındı. Farklı siyasi partilerin genel başkanları konuyla ilgili açıklamalarda bulunurken, ulusal basın da meseleyi geniş şekilde ele aldı. Artan baskı ve kamuoyu hassasiyeti sonucunda konu Cumhurbaşkanlığı düzeyine kadar ulaştı. Cumhurbaşkanı tarafından bir heyet oluşturularak “orta yol bulunması” yönünde irade ortaya konulması, krizin çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi. Ancak sahadaki yıkım uygulamalarının devam etmesi, tansiyonun henüz düşmediğini ortaya koyuyor. “YIKIMLAR DERHAL DURDURULMALI” ÇAĞRISI İmar Yasasına Takılanlar cephesinden gelen çağrı ise net ve sert: Nihai çözüm ortaya konulana kadar ülke genelinde yürütülen yıkım işlemlerinin acilen durdurulması gerekiyor. Bu kapsamda yapılan çağrıda üç kritik talep öne çıkıyor: Nihai ve kalıcı çözüm belirlenene kadar geçici bir durdurma kararı alınması, En azından birkaç haftalık bir süreyle yıkımların askıya alınması, Hem belediyelere hem de merkezi yönetime açık bir şekilde bu yönde talimat verilmesi. Yetkililere yönelik bu çağrının, yükselen toplumsal tansiyonu düşürebileceği ve daha sağduyulu bir çözüm sürecinin önünü açabileceği ifade ediliyor. KRİTİK EŞİK: GERİLİM Mİ, UZLAŞI MI? Gelinen noktada hobi bahçeleri meselesi, yalnızca imar mevzuatı çerçevesinde değerlendirilemeyecek kadar büyümüş durumda. Bir yanda tarım arazilerinin korunması gerekliliği, diğer yanda vatandaşların mülkiyet ve kullanım beklentileri arasında sıkışan süreç, kritik bir denge arayışını zorunlu kılıyor. Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar, ya gerilimin daha da tırmanmasına ya da taraflar arasında makul bir uzlaşı zemininin oluşmasına neden olacak. Türkiye, hobi bahçeleri krizinde şimdi tam anlamıyla bir yol ayrımında.

ÇATALTEPE DOSYASI: İDDİALAR BÜYÜYOR, TEPKİLER SERTLEŞİYOR Haber

ÇATALTEPE DOSYASI: İDDİALAR BÜYÜYOR, TEPKİLER SERTLEŞİYOR

Bursa kamuoyunu yıllardır meşgul eden Çataltepe Büyük Sanayi Sitesi projesine ilişkin tartışmalar, ÇATSANDER yönetiminin sert ve kapsamlı açıklamasıyla yeniden alevlendi. Dernek Başkanı Zekai Akdoğan, Başkan Yardımcısı Mehmet Kuş ve Başkanvekili Aydın Çitil imzasıyla yapılan açıklamada, sürecin başından bu yana yaşananlar “kabul edilemez bir tablo” olarak nitelendirildi. Açıklamada en dikkat çekici vurgu, yaklaşık 3.200 Bursa esnafının mağduriyetinin uzun yıllardır giderilememesi oldu. ÇATSANDER yönetimi, bu gecikmenin ve ortaya çıkan sonuçların ardında ciddi soru işaretleri bulunduğunu dile getirerek, kamuoyunun vicdanını hedef alan sert sorular yöneltti. “PROTOKOLÜ İMZALAYANLARIN AKIBETİ DİKKAT ÇEKİYOR” 2008 yılında TOKİ, BESOB, belediye ve valilik arasında imzalanan Çataltepe Büyük Sanayi Sitesi Projesi protokolüne de dikkat çekilen açıklamada, sürece imza atan isimlerin sonrasında yaşadığı gelişmeler tek tek hatırlatıldı. Bu gelişmelerin tesadüf olup olmadığı kamuoyunun takdirine bırakılırken, sürecin şeffaflığı ciddi şekilde sorgulandı. “3 BİN ESNAFIN HAKKI NE OLDU?” İddialara göre: Proje kapsamında binlerce esnafın yer hakkı elinden çıktı Tapuların kooperatif yapısı üzerinden devredildiği öne sürüldü Bursa’daki siyasi temsilcilerin konuya sessiz kaldığı iddia edildi ÇATSANDER, özellikle Bursa milletvekillerine yönelik sert eleştirilerde bulunarak, “herkesin haberi var ama kimse konuşmuyor” diyerek tepkisini ortaya koydu. “7 BİN LİRALIK KOOPERATİFE MİLYARLIK PROJE” İDDİASI Açıklamanın en çarpıcı başlıklarından biri ise BESKOOP’un yapısına ilişkin iddialar oldu. Dernek, sermayesi yalnızca 7.000 TL olduğu öne sürülen bir kooperatifin, milyarlarca lira değerindeki sanayi arazisinin sahibi haline getirildiğini savundu. Bu durum şu ifadelerle eleştirildi: “Bu tabloyu ne hukuk açıklar ne vicdan. Bu, düpedüz bir peşkeştir.” “YENİ SUÇ DUYURULARI YOLDA” ÇATSANDER, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yeni suç duyurularına hazırlandığını da açıkladı. Sürecin yalnızca bir kurumla sınırlı olmadığını vurgulayan dernek, ilgili tüm yapıların sorumluluğunun araştırılması gerektiğini savundu. “BU HESAP KAPANMAYACAK” Açıklamanın en sert bölümlerinden birinde ise bazı kişi ve açıklamalara doğrudan tepki gösterildi. Yapılan beyanların gerçeği yansıtmadığı iddia edilerek, tüm açıklamaların tek tek kamuoyu önünde yanıtlanacağı belirtildi. Ayrıca, sürece ilişkin haber yapan bazı medya mensupları da eleştirildi; iddiaların araştırılmadan kamuoyuna sunulduğu öne sürüldü. “ADALET MUTLAKA TECELLİ EDECEK” ÇATSANDER yönetimi, açıklamasını kararlılık vurgusuyla tamamladı: Mücadelenin süreceği Tüm iddiaların yargıya taşınacağı Kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edileceği ifade edildi Çataltepe sürecine ilişkin bu ağır iddialar ve sert çıkışlar sonrası gözler, hem yargı sürecine hem de adı geçen taraflardan gelecek açıklamalara çevrildi. Bursa kamuoyu ise yıllardır süren bu dosyada artık net ve şeffaf bir sonuç bekliyor.

Bursa’da Devlet Hastanesi ve Diş Hastanesinde Skandal İddialar: “Temizlik Kadrosu Sekreterlik Yapıyor, Kim Göz Yumuyor?” Haber

Bursa’da Devlet Hastanesi ve Diş Hastanesinde Skandal İddialar: “Temizlik Kadrosu Sekreterlik Yapıyor, Kim Göz Yumuyor?”

Bursa’da Devlet Hastanesi ve Diş Hastanesinde Skandal İddialar: “Temizlik Kadrosu Sekreterlik Yapıyor, Kim Göz Yumuyor?” Bursa’daki kamu sağlık kurumlarında ortaya atılan iddialar, sağlık sisteminde görev tanımı ve liyakat tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Aydınlık Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Özen, devlet hastanesi ve ağız-diş sağlığı merkezlerinde yaşandığı öne sürülen uygulamalara sert sözlerle tepki gösterdi. Özen, kamuoyuna yansıyan şikayetlere dikkat çekerek, temizlik personeli kadrosunda bulunan bazı çalışanların tıbbi sekreterlik görevini fiilen yürüttüğü, buna karşın asli görevlerini yerine getirmediği yönünde ciddi iddialar bulunduğunu vurguladı. Bu durumun yalnızca bir görev ihlali değil, aynı zamanda kamu kaynaklarının yanlış kullanımı anlamına geldiğini belirten Özen, “Bu açık bir sistem zaafıdır” dedi. “Kim bu görevlendirmeleri yapıyor, kimler göz yumuyor?” sorusunu yönelten Özen, iddiaların yalnızca idari bir hata olarak geçiştirilemeyeceğini ifade etti. Sağlık kurumlarında görev dağılımının keyfi şekilde değiştirildiği yönündeki söylemlerin araştırılması gerektiğini belirten Özen, “Bu işin arkasında bir talimat zinciri vardır. Sorumlular ortaya çıkarılmalıdır” diye konuştu. Ayrıca söz konusu uygulamaların siyasi referanslarla mı gerçekleştiği sorusunun da kamuoyunda yüksek sesle dile getirildiğini kaydeden Özen, liyakat ilkesinin hiçe sayıldığı iddialarının görmezden gelinemeyeceğini ifade etti. “Eğer burada bir kayırmacılık varsa, bu sadece kurumsal değil, aynı zamanda vicdani bir çöküştür” sözleriyle tepkisini daha da sertleştirdi. Sağlık hizmetlerinin doğrudan insan hayatını ilgilendirdiğini hatırlatan Özen, görev tanımı dışında yapılan uygulamaların hem hizmet kalitesini düşüreceğini hem de sistemde ciddi aksamalara yol açacağını söyledi. “Temizlik personelini sekreterlik yaptırarak neyi çözüyorsunuz? Eğitim almamış personelle sağlık sistemi mi yönetilir?” ifadeleriyle eleştirilerini sürdürdü. Aydınlık Gelecek Partisi olarak konunun takipçisi olacaklarını vurgulayan Özen, yetkililere açık çağrıda bulundu: “Bu iddialar derhal soruşturulmalı, görev tanımı dışına çıkan uygulamalara son verilmelidir. Kamu görevinde keyfiyet değil, hukuk ve liyakat esastır. Bu düzen böyle devam edemez.” Bursa’daki sağlık kurumlarına ilişkin bu çarpıcı iddiaların ardından gözler şimdi yetkili mercilere çevrilmiş durumda. Kamuoyu ise tek bir sorunun yanıtını bekliyor: Bu düzeni kim kurdu ve neden hâlâ sürdürülüyor?

Bursa Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurlarından Yüksek Sesli Çıkış: “Emeklilik Hakkımızı Gaspetmeye Çalışıyorlar!” Haber

Bursa Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurlarından Yüksek Sesli Çıkış: “Emeklilik Hakkımızı Gaspetmeye Çalışıyorlar!”

Bursa Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Eğitim, Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Fatih Yeniay ve Başkan Yardımcısı İbrahim Çelikkaya, Türkiye’de on binlerce gencin mağduriyetini temsil eden çarpıcı ve sert açıklamalarda bulundu. Dernek yöneticileri, meslek lisesi veya çıraklık eğitimi sırasında fiilen çalışıp üretime katkı sağlayan gençlerin sigorta haklarının emeklilikte görmezden gelinmesine sert tepki gösterdi. Yeniay ve Çelikkaya, “Biz genç yaşta ülke ekonomisine katma değer sağladık, fabrikalarda, atölyelerde üretim yaptık. Ama karşılığında yalnızca kısa vadeli sağlık sigortası verildi, emeklilik için uzun vadeli sigorta prim günlerimiz sayılmadı! Bu açık bir adaletsizliktir ve artık tahammül sınırımızı aştı” ifadeleriyle durumu özetledi. Mağdurların Talepleri Net: SGK Başlangıcının Kabulü: Staj ve çıraklık sırasında fiilen çalışılan dönemlerin, emeklilik prim gün sayısına başlangıç olarak sayılması. Borçlanma Hakkı: Tıpkı doğum veya askerlik borçlanmasında olduğu gibi, staj ve çıraklık sürelerinin geriye dönük borçlanılarak emekliliğe eklenmesi. EYT Kapsamına Alınma: 1999 öncesi staj ve çıraklık sigorta başlangıcı olanların EYT düzenlemesinden yararlanarak emeklilik hakkı kazanması. Adalet ve Eşitlik: Fiilen çalışılan sürelerin sadece kısa vadeli sağlık sigortası olarak değil, emekliliğe esas prim olarak değerlendirilmesi. Başkan Yeniay, “Genç yaşta üretime katkı sağlayan milyonlarca çırak ve stajyer, çalıştığı dönemin sigorta günlerinin emekliliğe sayılmasını bekliyor. Bu talep, sadece bireysel bir hak meselesi değil; sistemin yıllardır ihmal ettiği bir adalet meselesidir. Meclis’i artık bu haksızlığa karşı somut adım atmaya çağırıyoruz” dedi. Çelikkaya ise sert bir dille, “Yıllardır üretime katkı sağladık, alın teri döktük ama karşılığında hak ettiğimiz emeklilik günlerimizi vermiyorlar. Bu, genç kuşaklara yapılan açık bir haksızlıktır. Meclis derhal ‘staj sigortası başlangıcıdır’ anlayışını hukuki zemine oturtmalıdır. Aksi hâlde bu mücadele sokakta ve kamuoyu nezdinde daha da büyüyecektir” ifadelerini kullandı. Dernek yöneticileri, mağduriyetin giderilmesi için yasal bir düzenlemenin şart olduğunu vurgularken, sürecin ertelenmesinin “gençlerin geleceğine ipotek koymak” anlamına geldiğini ve bu konuda taviz verilmeyeceğini belirtti. Bu açıklamalar, Türkiye’de çırak ve stajyerlerin uzun süredir ihmal edilen emeklilik hakları konusundaki kamuoyunu sarsacak nitelikte. Meclis’in adım atıp atmayacağı, milyonlarca genç için kritik bir sınav niteliğinde.

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor Haber

Bursa’da “Hastane Alanı” Tartışması Büyüyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, kamuoyunda uzun süredir “hastane alanı” olarak bilinen ve üzerindeki yapıların yıkılmasıyla yeniden tartışmaya açılan değerli arazilerle ilgili gerilim giderek tırmanıyor. Özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve çevresine ilişkin yapılan açıklamalar, hem siyasi cephede hem de kamuoyunda sert yankı buldu. “Bursa’da Kamu Arazileri Üzerinden Kim Ne Yapıyor?” – DEVA’lı Öztürk’ten Sert ve Tartışma Yaratan Çıkış Bursa’da “hastane alanı” olarak bilinen ve yıllardır kamu hizmeti beklentisiyle gündemde olan stratejik araziler üzerinden yürüyen tartışmalar, bu kez çok daha sert bir siyasi polemiğe sahne oldu. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Yıldırım ilçesindeki değerli arsalarla ilgili adeta ateş püskürdü. Öztürk, özellikle eski tıp fakültesi hastanesi alanı ve Yüksek İhtisas çevresindeki “kupon araziler” hakkında yaptığı açıklamada, “Bu şehirde kim, hangi yetkiyle, hangi kamu arazisini neye göre pazarlıyor?” diyerek sert bir çıkış yaptı. Açıklamasında tonunu giderek yükselten Öztürk, kamuya ait olduğu düşünülen alanların amacından uzaklaştırıldığını savundu. Tartışmaların fitilini ateşleyen süreç ise Oktay Yılmaz’ın söz konusu alanlara ilişkin geçmişte yaptığı “belediye binası” ve “vitrin proje” vurgusu oldu. Bu açıklamaları “akıl tutulması” olarak nitelendiren Öztürk, “Bursa’nın hastaneye ihtiyacı varken, siz kalkıp bu alanlara prestij projesi diyorsunuz. Bu, kamu yararına açıkça meydan okumaktır” ifadelerini kullandı. Öztürk, Yüksek İhtisas Kavşağı’nın hemen yanında yer alan ve geçmişte de büyük tepki çeken planları hatırlatarak, Yıldırım halkının bu tür girişimlere daha önce “net bir şekilde dur” dediğini vurguladı. “Bu milletin hafızasıyla kimse dalga geçmesin. Aynı projeleri ısıtıp ısıtıp yeniden önümüze koymak, açıkça kamuoyunu yok saymaktır” dedi. Açıklamasının en dikkat çeken bölümü ise bölgedeki özel hastane yapılanmalarıyla ilgili oldu. Söz konusu alanın tam karşısında bulunan Doruk Hastaneleri’ne işaret eden Öztürk, bu hastanenin ortaklarından birinin geçmiş dönem AK Parti milletvekili Mustafa Esgin olduğunu hatırlattı. Bu noktada sert imalarda bulunan Öztürk, “Kamu arazileri bir bir tartışmaya açılırken, hemen karşısında özel yatırımların bulunması tesadüf mü? Yoksa Bursa’da sağlık alanları üzerinden başka bir denklem mi kuruluyor?” diyerek kamuoyuna açık sorular yöneltti. “Bursa halkı saf değil” diyen Öztürk, açıklamasını daha da sertleştirerek şu ifadeleri kullandı: “Eğer bu alanlar gerçekten hastane ihtiyacı için ayrıldıysa, neden bugün farklı projeler konuşuluyor? Eğer farklı projeler planlanıyorsa, o zaman yıllardır bu halka neden ‘sağlık yatırımı’ denildi? Bu işin içinde kimler var, kimler kazanacak, kimler kaybedecek? Herkes açıkça konuşmak zorunda.” Kamu arazilerinin “kupon” olarak görülmesine de sert tepki gösteren Öztürk, “Bu şehir rant projelerine teslim edilemez. Bursa’nın geleceği birkaç kişinin masa başı planlarına kurban edilemez” dedi. Öztürk, sürecin şeffaf yürütülmediğini savunarak yetkililere açık çağrıda bulundu: “Tüm planlar, imar değişiklikleri ve satış süreçleri derhal kamuoyuna açıklanmalıdır. Kim, hangi parsel üzerinde ne planlıyor, Bursa halkı bunu bilmek zorundadır. Aksi halde bu tartışma büyür, bu güvensizlik derinleşir.” Bursa’da giderek büyüyen “hastane alanı” krizi, Öztürk’ün bu sert açıklamalarıyla yeni bir boyut kazanırken, gözler şimdi hem yerel yönetimden hem de ilgili kurumlardan gelecek yanıtlara çevrildi. Tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi ve siyasi gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor. Eleştiriler, yalnızca imar planlarıyla sınırlı kalmadı; aynı zamanda “kamu arazilerinin kimler için ve ne amaçla değerlendirildiği” sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Özellikle sağlık alanı olarak anılan bölgelerin farklı projelere kaydırılmasının, kent planlaması açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Muhalefet cephesi, sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürerken, iktidar kanadından ise henüz bu eleştirilere yönelik kapsamlı bir yanıt gelmiş değil. Ancak artan kamuoyu baskısı, önümüzdeki günlerde konunun daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüşeceğinin sinyallerini veriyor. Bursa’da “hastane alanı” üzerinden büyüyen bu kriz, yalnızca bir imar tartışması olmanın ötesine geçerek, kamu kaynaklarının kullanımı, şehircilik ilkeleri ve siyasi etik başlıklarını da yeniden gündemin merkezine taşıdı. Önümüzdeki süreçte alınacak kararların, hem kent hafızası hem de kamu vicdanı açısından belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

Nilüfer ve Yıldırım'da hastane arazileri satılıyor! Anahtar Parti'den sert tepki Haber

Nilüfer ve Yıldırım'da hastane arazileri satılıyor! Anahtar Parti'den sert tepki

Listede Bursa’dan Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir ilçelerinde bulunan toplam 6 taşınmaz yer aldı. Söz konusu arazilerin önümüzdeki süreçte satış, kiralama ya da gelir paylaşımı modeliyle değerlendirilmesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, kamuya ait değerli arazilerin satışa çıkarılmasına sert tepki gösterdi. Aslan, “Millete ait olan hazine arazilerinin özelleştirme adı altında satışa çıkarılması kabul edilemez. Bu alanlar kamu yararı gözetilerek kullanılmalıdır” dedi. Bursa’daki taşınmazların dikkat çeken en önemli özelliği ise büyük bölümünün geçmişte hastane olarak kullanılmış ya da sağlık alanı olarak planlanmış bölgeler olması. FSM HASTANE ALANI DA LİSTEDE YER ALDI Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi’nde bulunan 1887 ada 3 parsel numaralı arsa, yaklaşık 37 bin metrekarelik büyüklüğüyle öne çıkarken, uzun süre “hastane alanı” olarak anılmasıyla biliniyor. FSM Bulvarı üzerinde yer alması ve çevresindeki yerleşim alanları nedeniyle yüksek yatırım potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor. Özellikle konser, kültür etkinlikleri gibi birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. "CİDDİ SORU İŞARETLERİ DOĞURUYOR" Bu tür alanların satışa çıkarılmasının kamu vicdanını yaralayacağını belirten Fikret Aslan, “Geçmişte sağlık hizmeti için planlanan veya kullanılan arazilerin satılması, kamu kaynaklarının farklı amaçlarla elden çıkarılması anlamına gelir. Bu durum toplumda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. FSM Hastane Alanı hem kültürel etkinlikler hem de konserlere ev sahipliği yapan bir nokta. Burada büyük bir rant unsuru olduğunu kimse inkar edemez. Özelleştirildiği takdirde halihazırda trafik yoğunluğu olan bu bölgenin, satıldığı takdirde yapılacak yapının getireceği yük ile içinden çıkılmaz hal alacağı ortadadır” şeklinde konuştu. YILDIRIM'DA YIKILAN HASTANE ALANI DA KARARNAMEYE DAHİL EDİLDİ Yıldırım ilçesinde ise Ertuğrulgazi, Samanlı ve 152 Evler mahallelerinde bulunan toplam 4 ayrı parsel satış listesine dahil edildi. Bu alanların bir kısmı daha önce sağlık hizmeti verilen ya da hastane yapılması planlanan bölgeler arasında yer alıyor. 152 Evler Mahallesi’ndeki arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunuyordu. Samanlı Mahallesi’nde satışa çıkarılan arazi ise Bursa’nın doğusunda planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi projesine ayrılmış alanlardan biri olarak biliniyor. "YILDIRIM'DA DEVLET HASTANESİ'NE İHTİYAÇ VARKEN OLANI YIKIP SATIYOR MUSUNUZ?" Eski Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin depreme dayanıksız olduğu için yıkıldığını ve yıllarca bu alanın boş ve sahipsiz bekletildigine vurgu yapan Aslan, Yıldırım ilçesinin en yüksek nüfusa sahip ve sosyoekonomik olarak dar gelirli vatandaşların yaşadığı bir bölge olduğunu dile getirdi. Aslan, "Yıldırım'ın tüm yükü Şevket Yılmaz Hastanesi'ne verildi. Acil'e başvuranlara bırakın sıra gelmesini, saatlerce beklerken refakat edenler dahi hastalık kapmazsa haline şükreder duruma geldi. Bu bölgenin acilen bir devlet hastanesine ihtiyacı varken, malum araziyi hangi akla hizmet olarak satmaya karar verdiniz?" ifadelerini kullandı. "EKONOMİNİN YÖNETİLEMEME FATURASI YİNE MİLLETE ÇIKIYOR" Hükümetin ekonomik politikalarını da eleştiren Aslan, “Milleti içine soktukları ekonomik darboğazın faturasını yine millete ait olan hazine arazilerini satarak çıkarmaya çalışıyorlar. Kamu varlıklarının bu şekilde elden çıkarılması doğru değildir. Bunun hesabını Bursalılara veremezler” dedi. YENİŞEHİR'DE DE SAĞLIK HİZMETİ İÇİN KULLANILAN ALAN SATILACAK Yenişehir ilçesi Yenigün Mahallesi’nde bulunan taşınmaz da özelleştirme kapsamına alınan alanlar arasında yer aldı. Hâlihazırda sağlık hizmetleriyle bağlantılı kullanımıyla dikkat çeken alanın da satış sürecine dahil edilmesi tartışmaları beraberinde getirdi. Karar kapsamında Bursa’daki söz konusu arazilerin satış sürecinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüleceği ve işlemlerin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi. ANAHTAR PARTİ'NİN ARAZİLER İÇİN ÖNERİSİ İl Başkanı Fikret Aslan partisininin önerisini de kamuoyunun takdirine sunarken şu ifadeleri kullandı: "Anahtar Parti olarak bu karara yalnızca itiraz etmekle yetinmiyoruz; uygulanabilir, gerçekçi ve Bursa'nın çıkarlarına hizmet eden bir alternatif model öneriyoruz: Kamu Yararı ile Ekonomik Sürdürülebilirliğin Birlikteliği * İşlev güvencesi sözleşmeye bağlanmalıdır. Özel sektör işletmecisi, alanın en az belirli bir yüzdesini rekreasyon, sağlık, eğitim ya da yeşil alan gibi kamusal kullanıma ayırmak zorunda bırakılmalı; bu yükümlülük sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. * Gelir, kamuya geri dönmelidir. Gelir paylaşım modeliyle elde edilecek kazançların Bursa'ya Hazine Bakanlığı vasıtasıyla yatırım olarak aktarılması, hem Hazine'ye ekonomik değer üretilmesini hem de şehrin kamusal hizmet kapasitesini güçlendirmesini sağlayacaktır. * Süreç şeffaf ve katılımcı olmalıdır. Bursalıların bu arazinin geleceğine ilişkin görüşleri, siyasi partiler, belediye meclisleri ve sivil toplum kanallarıyla karar alma sürecine dahil edilmelidir." BURSA KAMUOYUNU İTİRAZA DAVET ETTİ Fikret Aslan, Bursa’daki kamu arazilerinin satışına karşı kentin tüm dinamiklerini harekete geçmeye çağırarak, “Bu şehir sahipsiz değil. Bursa’nın tüm paydaşlarını, sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını ve vatandaşları kamu arazilerinin satışına karşı kamuoyu oluşturmaya, bu kararlara itiraz etmeye ve getirdiğimiz model önerisini istişare etmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

Türkiye Genç Seçmen Endeksi Başlıyor: Gençlerin Siyasete Bakışı Her Ay Ölçülecek Haber

Türkiye Genç Seçmen Endeksi Başlıyor: Gençlerin Siyasete Bakışı Her Ay Ölçülecek

Türkiye’de gençlerin siyasete bakışını bilimsel ve veri temelli yöntemlerle ölçmeyi amaçlayan Türkiye Genç Seçmen Endeksi projesi hayata geçiriliyor. 18–30 yaş arası gençlerin siyasete güveni, temsil algısı, siyasal katılım eğilimleri ve geleceğe dair beklentilerinin düzenli olarak ölçülmesini hedefleyen proje, Türkiye genelinde genç seçmen davranışına dair kapsamlı bir veri seti oluşturmayı amaçlıyor. Proje kapsamında elde edilecek veriler, her ay güncellenecek endeks ve analiz raporlarıyla kamuoyuyla paylaşılacak. Böylece Türkiye’de genç seçmenlerin siyasal eğilimleri, değişen beklentileri ve toplumsal algıları sistematik biçimde izlenebilecek. Veri Temelli Gençlik Araştırması Türkiye Genç Seçmen Endeksi projesinin kurucusu olan Ela Çokgören, kamuoyu ve pazar araştırmaları alanındaki çalışmalarıyla tanınan bir isim olarak dikkat çekiyor. Çokgören aynı zamanda Türkiye Gelişim ve Gençlik Vakfı Strateji Geliştirme Daire Başkanı olarak gençlik politikaları ve toplumsal eğilimler üzerine çeşitli araştırmalar yürütüyor. Projenin temel amacının gençlerin siyasal tutumlarını düzenli ve şeffaf bir şekilde ölçmek olduğunu belirten Çokgören, Türkiye’de genç seçmen davranışının çoğu zaman yorumlara ve varsayımlara dayalı olarak değerlendirildiğini, ancak veri temelli ve sürdürülebilir ölçümlerin sınırlı olduğunu vurguladı. Çokgören projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Türkiye Genç Seçmen Endeksi ile gençlerin siyasete bakışını düzenli, şeffaf ve veri temelli şekilde ölçmek istiyoruz. Amacımız gençlerin sesini daha görünür hale getirmek ve karar alıcılar için güvenilir bir veri perspektifi sunmak. Gençlerin siyasal beklentilerini anlamak, demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesi açısından da büyük önem taşıyor.” Türkiye Genelinde Araştırma Yapılacak Proje kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşayan gençlerle hem online anketler hem de saha araştırmaları gerçekleştirilecek. Bu çalışmalar aracılığıyla gençlerin: siyasete güven düzeyi siyasal temsil algısı demokratik katılım eğilimleri siyasi kurumlara bakışı Türkiye’nin geleceğine dair umut ve beklentileri gibi birçok başlıkta görüşleri düzenli olarak ölçülecek. Her ay güncellenecek verilerle oluşturulacak endeks sayesinde genç seçmenin eğilimleri karşılaştırmalı olarak analiz edilerek kamuoyuna sunulacak. Böylece Türkiye’de gençlerin siyasi gündeme ve toplumsal gelişmelere verdiği tepkiler de zaman içinde izlenebilecek. “Genç Seçmen Türkiye’nin Geleceğini Belirleyecek” Projeden elde edilen ilk verileri değerlendiren Vakıf Genel Başkan Yardımcısı ve Turan Basın Birliği Genel Başkan Yardımcısı Şener Taşören ise genç seçmenin Türkiye’nin siyasi geleceğinde belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekti. Uzun yıllara dayanan siyasi bilgi ve tecrübesiyle bilinen Taşören, gençlerin beklentilerinin doğru analiz edilmesinin hem siyaset kurumları hem de sivil toplum kuruluşları açısından kritik önem taşıdığını ifade etti. Taşören değerlendirmesinde şu görüşleri dile getirdi: “Genç seçmen Türkiye’nin geleceğini belirleyecek en önemli toplumsal kesimlerden biridir. Bu nedenle gençlerin siyasete bakışı, beklentileri ve algılarının düzenli olarak ölçülmesi büyük önem taşıyor. Bu çalışma hem siyaset kurumuna hem de kamuoyuna önemli veriler sunacaktır. Gençlerin düşüncelerini veri üzerinden anlamak, sağlıklı politikaların geliştirilmesi açısından da büyük katkı sağlayacaktır.” Aylık Raporlar ve Görsel Analizler Yayınlanacak Türkiye Genç Seçmen Endeksi kapsamında elde edilen veriler, aylık raporlar, grafikler ve infografikler ile kamuoyuna sunulacak. Böylece gençlerin siyasal tutumları yalnızca akademik çalışmaların değil, aynı zamanda medya ve kamuoyunun da erişebileceği bir veri havuzuna dönüşecek. Projenin ilerleyen aşamalarında ise araştırmanın kapsamının genişletilmesi planlanıyor. Bu kapsamda: şehir bazlı genç seçmen analizleri, tematik raporlar, seçim dönemlerine özel analizler, ve gençlerin siyasal katılım biçimlerine dair derinlemesine çalışmalar yayınlanması hedefleniyor. Uzmanlara göre Türkiye’de genç nüfusun toplam seçmen içindeki payının giderek artması, gençlerin siyasal tercihlerini anlamaya yönelik bu tür veri temelli çalışmaların önemini daha da artırıyor. Türkiye Genç Seçmen Endeksi’nin, bu alandaki boşluğu doldurarak hem siyaset hem de kamuoyu için önemli bir referans kaynağı haline gelmesi bekleniyor.

“Sansür Yerelde de Sansürdür” Haber

“Sansür Yerelde de Sansürdür”

İYİ Parti Gemlik’ten Yerel Medyaya Sert Tepki. İlçe Başkanı Orhan Karaduman yaşananları sert bir dille protesto ederek; “Sansürü Meşrulaştıranlar Bilmelidir: Ne Sözümüzden Vazgeçeriz Ne Mücadelemizden” Bugün 66 Nolu Gemlik Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi tarafından gerçekleştirilen ve destek verdiğimiz basın açıklamasında; Manşet Haber, Gemlik Gündem Haber ve Kios TV isimli yerel medya kuruluşlarının, İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı olarak yaptığımız konuşmayı bilinçli şekilde keserek kamuoyuna eksik ve taraflı servis etmeleri açık bir sansürdür, açık bir manipülasyondur. Bu tavır gazetecilik değildir. Bu tavır, gerçeği saklama çabasıdır. Bu tavır, halkın haber alma hakkına yapılmış açık bir saygısızlıktır. Basın; demokrasinin omurgasıdır. Ancak bugün sergilenen yaklaşım, basın özgürlüğü değil, basın gücünü kullanarak gerçekleri eğip bükme girişimidir. Kamuoyunun önünde yapılan bir konuşmayı kesmek, saklamak ve budamak; gazetecilik değil, sansürün ta kendisidir. Buradan Açıkça İlan Ediyoruz İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı’nı yok saymaya çalışanlar şunu iyi bilmelidir: Ne sözümüzü kesebilirsiniz ne de irademizi gölgeleyebilirsiniz. Hiç kimsenin, hiçbir yapının ve hiçbir anlayışın buna gücü yetmeyecektir. Açık Sorularımız Var Bu taraflı yayıncılığın arkasındaki motivasyon nedir? Tarafsızlık ilkesini hiçe sayarak kimlerin sözcülüğüne soyunuyorsunuz? Gerçeği saklayarak kimi memnun etmeye çalışıyorsunuz? Cemiyete Açık Çağrı Üyesi oldukları Gemlik Gazeteciler Cemiyeti’ni derhal kamuoyu önünde tavır almaya davet ediyoruz. Ya ilkeli ve tarafsız gazeteciliğin onuruna sahip çıkın ya da bu ilkeyi sadece tabelada taşıdığınızı açıkça ilan edin. Sessizlik, bu sansürü onaylamak anlamına gelecektir. “Biz Susmayacağız” Hiç kimse unutmasın: İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı’nın sesini kısmaya çalışanlar, karşılarında her zaman daha güçlü bir irade bulacaktır. Biz Gemlik’in hakkını savunmaktan asla geri adım atmayacağız. Haksızlığın karşısında durmaya, gerçeği söylemeye ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz. Çünkü biz siyaset yapmıyoruz sadece; Gemlik’in hakkını, emeğini ve iradesini savunuyoruz. Açık Uyarı Demokrasiye, basın özgürlüğüne ve halkın doğru haber alma hakkına gölge düşüren bu tavrı en sert şekilde kınıyoruz. Gerçekleri karartmaya çalışan herkes bilsin ki; gerçek er ya da geç ortaya çıkar ve o gün geldiğinde bu tavrın hesabı hem vicdanlarda hem kamuoyu nezdinde sorulur.” ifadelerini kullandı.

Hürriyet Pazarı’nda “Facia Geliyorum Diyor” Haber

Hürriyet Pazarı’nda “Facia Geliyorum Diyor”

Bursa’da Hürriyet Pazarı ile ilgili dile getirilen ciddi güvenlik iddiaları kamuoyunda endişe yarattı. Yağışlı havalarda oluşabilecek elektrik kaçağı riskine dikkat çeken açıklamalarda, gerekli önlemlerin alınmaması halinde olası bir facianın yaşanabileceği uyarısı yapılırken, eleştirilerin odağında Osmangazi Belediyesi ve Belediye Başkanı Erkan Aydın yer aldı. “İhmal Devam Ediyor” İddiası Kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerde, pazarda uzun süredir dile getirilen sorunların çözüme kavuşturulmadığı öne sürüldü. Özellikle yağmurlu havalarda oluşabilecek elektrik kaçağı riskinin ciddi bir can güvenliği tehdidi oluşturduğu belirtilerek, ilgisizlik ve duyarsızlık nedeniyle istenmeyen sonuçların yaşanabileceği ifade edildi. Açıklamalarda, olası bir ölümlü olay yaşanması durumunda sorumluluğun kimde olacağı sorusu gündeme getirilirken, yetkililerin derhal harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’de geçmişte yaşanan benzer elektrik kaçağı kaynaklı ölümlü olaylar hatırlatılarak riskin küçümsenmemesi gerektiği dile getirildi. “Öncelik Reklam mı, Can Güvenliği mi?” Tartışması Yapılan değerlendirmelerde belediyenin güvenlik önlemleri konusunda yetersiz kaldığı iddia edilirken, sosyal etkinlik ve tanıtım faaliyetlerinin ön planda tutulduğu eleştirisi yöneltildi. Can güvenliği riskinin bulunduğu bir ortamda gerekli tedbirlerin alınmamasının kabul edilemez olduğu belirtilerek önceliklerin yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yapıldı. Etkinlikler Sürerken Eleştiriler Artıyor Öte yandan Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinliklerini yoğun şekilde sürdürdüğü görülüyor. Belediye duyurularında Şubat ayı boyunca çeşitli programların düzenlendiği belirtilirken, “Birlikte Söylenen Ayrılık Türküleri” temalı etkinlik kapsamında sanatçı Nida Ateş konserinin Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildiği ifade edildi. Ramazan ayı dolayısıyla kent genelinde hazırlanan etkinlik ve mesajlar kamuoyuna duyurulurken, altyapı ve güvenlik iddialarıyla ilgili tartışmaların gölgesinde belediyeden yapılacak olası açıklama merak konusu oldu. Kamuoyunda Endişe Hakim Yerel gündemde geniş yankı uyandıran iddialar sonrası vatandaşlar, özellikle açık alan pazar yerlerinde elektrik ve altyapı denetimlerinin artırılması gerektiğini dile getiriyor. Uzmanlar ise yağışlı havalarda elektrik tesisatının düzenli kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da büyümesi beklenirken, kamuoyu olası risklere karşı somut adım atılıp atılmayacağını yakından takip ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.