Hava Durumu

#Kamu Yararı

Gürsu Haber - Kamu Yararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yararı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer ve Yıldırım'da hastane arazileri satılıyor! Anahtar Parti'den sert tepki Haber

Nilüfer ve Yıldırım'da hastane arazileri satılıyor! Anahtar Parti'den sert tepki

Listede Bursa’dan Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir ilçelerinde bulunan toplam 6 taşınmaz yer aldı. Söz konusu arazilerin önümüzdeki süreçte satış, kiralama ya da gelir paylaşımı modeliyle değerlendirilmesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, kamuya ait değerli arazilerin satışa çıkarılmasına sert tepki gösterdi. Aslan, “Millete ait olan hazine arazilerinin özelleştirme adı altında satışa çıkarılması kabul edilemez. Bu alanlar kamu yararı gözetilerek kullanılmalıdır” dedi. Bursa’daki taşınmazların dikkat çeken en önemli özelliği ise büyük bölümünün geçmişte hastane olarak kullanılmış ya da sağlık alanı olarak planlanmış bölgeler olması. FSM HASTANE ALANI DA LİSTEDE YER ALDI Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi’nde bulunan 1887 ada 3 parsel numaralı arsa, yaklaşık 37 bin metrekarelik büyüklüğüyle öne çıkarken, uzun süre “hastane alanı” olarak anılmasıyla biliniyor. FSM Bulvarı üzerinde yer alması ve çevresindeki yerleşim alanları nedeniyle yüksek yatırım potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor. Özellikle konser, kültür etkinlikleri gibi birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. "CİDDİ SORU İŞARETLERİ DOĞURUYOR" Bu tür alanların satışa çıkarılmasının kamu vicdanını yaralayacağını belirten Fikret Aslan, “Geçmişte sağlık hizmeti için planlanan veya kullanılan arazilerin satılması, kamu kaynaklarının farklı amaçlarla elden çıkarılması anlamına gelir. Bu durum toplumda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. FSM Hastane Alanı hem kültürel etkinlikler hem de konserlere ev sahipliği yapan bir nokta. Burada büyük bir rant unsuru olduğunu kimse inkar edemez. Özelleştirildiği takdirde halihazırda trafik yoğunluğu olan bu bölgenin, satıldığı takdirde yapılacak yapının getireceği yük ile içinden çıkılmaz hal alacağı ortadadır” şeklinde konuştu. YILDIRIM'DA YIKILAN HASTANE ALANI DA KARARNAMEYE DAHİL EDİLDİ Yıldırım ilçesinde ise Ertuğrulgazi, Samanlı ve 152 Evler mahallelerinde bulunan toplam 4 ayrı parsel satış listesine dahil edildi. Bu alanların bir kısmı daha önce sağlık hizmeti verilen ya da hastane yapılması planlanan bölgeler arasında yer alıyor. 152 Evler Mahallesi’ndeki arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunuyordu. Samanlı Mahallesi’nde satışa çıkarılan arazi ise Bursa’nın doğusunda planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi projesine ayrılmış alanlardan biri olarak biliniyor. "YILDIRIM'DA DEVLET HASTANESİ'NE İHTİYAÇ VARKEN OLANI YIKIP SATIYOR MUSUNUZ?" Eski Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin depreme dayanıksız olduğu için yıkıldığını ve yıllarca bu alanın boş ve sahipsiz bekletildigine vurgu yapan Aslan, Yıldırım ilçesinin en yüksek nüfusa sahip ve sosyoekonomik olarak dar gelirli vatandaşların yaşadığı bir bölge olduğunu dile getirdi. Aslan, "Yıldırım'ın tüm yükü Şevket Yılmaz Hastanesi'ne verildi. Acil'e başvuranlara bırakın sıra gelmesini, saatlerce beklerken refakat edenler dahi hastalık kapmazsa haline şükreder duruma geldi. Bu bölgenin acilen bir devlet hastanesine ihtiyacı varken, malum araziyi hangi akla hizmet olarak satmaya karar verdiniz?" ifadelerini kullandı. "EKONOMİNİN YÖNETİLEMEME FATURASI YİNE MİLLETE ÇIKIYOR" Hükümetin ekonomik politikalarını da eleştiren Aslan, “Milleti içine soktukları ekonomik darboğazın faturasını yine millete ait olan hazine arazilerini satarak çıkarmaya çalışıyorlar. Kamu varlıklarının bu şekilde elden çıkarılması doğru değildir. Bunun hesabını Bursalılara veremezler” dedi. YENİŞEHİR'DE DE SAĞLIK HİZMETİ İÇİN KULLANILAN ALAN SATILACAK Yenişehir ilçesi Yenigün Mahallesi’nde bulunan taşınmaz da özelleştirme kapsamına alınan alanlar arasında yer aldı. Hâlihazırda sağlık hizmetleriyle bağlantılı kullanımıyla dikkat çeken alanın da satış sürecine dahil edilmesi tartışmaları beraberinde getirdi. Karar kapsamında Bursa’daki söz konusu arazilerin satış sürecinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüleceği ve işlemlerin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi. ANAHTAR PARTİ'NİN ARAZİLER İÇİN ÖNERİSİ İl Başkanı Fikret Aslan partisininin önerisini de kamuoyunun takdirine sunarken şu ifadeleri kullandı: "Anahtar Parti olarak bu karara yalnızca itiraz etmekle yetinmiyoruz; uygulanabilir, gerçekçi ve Bursa'nın çıkarlarına hizmet eden bir alternatif model öneriyoruz: Kamu Yararı ile Ekonomik Sürdürülebilirliğin Birlikteliği * İşlev güvencesi sözleşmeye bağlanmalıdır. Özel sektör işletmecisi, alanın en az belirli bir yüzdesini rekreasyon, sağlık, eğitim ya da yeşil alan gibi kamusal kullanıma ayırmak zorunda bırakılmalı; bu yükümlülük sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. * Gelir, kamuya geri dönmelidir. Gelir paylaşım modeliyle elde edilecek kazançların Bursa'ya Hazine Bakanlığı vasıtasıyla yatırım olarak aktarılması, hem Hazine'ye ekonomik değer üretilmesini hem de şehrin kamusal hizmet kapasitesini güçlendirmesini sağlayacaktır. * Süreç şeffaf ve katılımcı olmalıdır. Bursalıların bu arazinin geleceğine ilişkin görüşleri, siyasi partiler, belediye meclisleri ve sivil toplum kanallarıyla karar alma sürecine dahil edilmelidir." BURSA KAMUOYUNU İTİRAZA DAVET ETTİ Fikret Aslan, Bursa’daki kamu arazilerinin satışına karşı kentin tüm dinamiklerini harekete geçmeye çağırarak, “Bu şehir sahipsiz değil. Bursa’nın tüm paydaşlarını, sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını ve vatandaşları kamu arazilerinin satışına karşı kamuoyu oluşturmaya, bu kararlara itiraz etmeye ve getirdiğimiz model önerisini istişare etmeye davet ediyoruz” diye konuştu.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı! Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı!

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı güvenliğini artırmak ve özellikle yangın güvenliğini ön planda tutarak, yapıların izlenmesini savunarak kritik bir çağrıda bulundu. Yapı güvenliği ve denetim süreçlerinin gücünün artırılması gerektiğini vurgulayan Hacıoğlu, inşaat sürecindeki tüm aktörlerin görev, yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde tanımlanmasını içeren yaklaşımını son derece değerli bulduğunu belirtti. Ancak, söz konusu yaklaşımın sadece planlama ve denetimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda sahada karşılaşılan yapısal sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmasının gerektiğini ifade etti. "Bu Sorunların Çözümü, Mağduriyetleri Giderecektir" Hacıoğlu, "Eğer bu yaklaşım sahada ciddi şekilde uygulanırsa, uzun yıllardır devam eden mağduriyetler de ortadan kalkacaktır" diyerek, kırsal mahallelerde imar planlarının yapılmaması ve 2018 İmar Barışı sürecinde yaşanan mağduriyetlerin acil çözüm bekleyen başlıca problemler arasında yer aldığını ifade etti. 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile ülke genelinde 17.000 köyün mahalle statüsüne dönüştüğüne dikkat çeken Hacıoğlu, bu süreçte belediyelere verilen imar planı yapma sorumluluğunun büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını belirtti. "Yasaya göre, imar planlarının iki yıl içinde yapılması gerekiyordu ama üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen, birçok bölgede imar planları hâlâ yapılmamış durumda" dedi. Ruhsatsız Yapılar ve Ağır Mağduriyetler Hacıoğlu, belediyelerin yerine getirmediği yükümlülükler nedeniyle söz konusu alanlarda yapılarının ruhsatsız ve kaçak durumuna düştüğünü, vatandaşların ruhsat almak için başvuruda bulundukları halde sonuç alamadıklarını belirterek, "Bu eksiklik, vatandaşları büyük mağduriyetlere uğratmış ve tamamen idarenin ihmalinden kaynaklanmıştır" dedi. İmar Barışı Mağduriyetleri 2018’de hayata geçirilen İmar Barışı düzenlemesiyle yapılan başvuruların çoğunun, süreçten yaklaşık iki yıl sonra iptal edilmeye başlandığını ifade eden Hacıoğlu, bu iptallerin gerekçe olarak sunulan uydu görüntülerinin güncel olmaması ve başvuru aşamasında etkin denetim yapılmaması sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşandığını söyledi. "Bu süreç, denetim kriterlerinin ve uygulama yönetmeliğinin vatandaşlara doğru bir şekilde aktarılmaması sonucu, telafisi güç hak kayıplarına yol açmıştır." Mudanya'da Yıkım Kararları ve Ailelerin Geleceği Özellikle Bursa Mudanya Belediyesi tarafından alınan 2.000’in üzerinde yıkım kararına dikkat çeken Hacıoğlu, bu yapıların çoğunun kırsal alanlarda bulunan, az katlı, basit yapılar olduğunu, genellikle güvenli ve kullanımda olan yapılar olduğunu belirterek, "Bu binaların yıkılması, sadece bireysel ve milli servetin yok edilmesine yol açmakla kalmaz, binlerce ailenin barınma hakkını da zedeler" dedi. Hacıoğlu, bu durumun sosyal ve ekonomik sorunları daha da derinleştireceği konusunda uyarılarda bulundu. Talepler: Yapıların Güvenliğini Sağlamak ve Sosyal Adaletin Önünü Açmak İbrahim Hacıoğlu, çözüm önerilerini ise net bir şekilde sıraladı: Kırsal Mahallelerde Yıkımların Durması: İmar planları yapılıncaya kadar kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarının durdurulması gerektiğini vurguladı. Güvenli Yapıların Kayıt Altına Alınması: Yapıların afet risk analizlerinin yapılarak güvenli olanların kayıt altına alınmasını talep etti. Riskli Yapıların Güçlendirilmesi veya Dönüşümü: Riskli yapılar için güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin başlatılması gerektiğine dikkat çekti. Ekonomiye Katkı: Güvenli yapılar, devlet hazinesi ve belediye bütçelerine katkı sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılmalıdır. Hacıoğlu, "Bu mesele, siyasi bir tartışma konusu değildir; hukuk, vicdan, sosyal adalet ve kamu yararı çerçevesinde ele alınması gereken bir toplumsal sorundur" dedi. İmar planları tamamlanana ve hukuki belirsizlikler giderilene kadar, yıkım kararlarının durdurulması için gereğinin yapılması gerektiğini ifade etti. "Hukuk ve Adaletin Yanındayız" Hacıoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "İmar planlarının bir an önce yapılması, inşaat süreçlerinin denetiminin güçlendirilmesi ve bu konuda mağduriyet yaşayan vatandaşlarımıza çözüm bulunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizler, yapının güvenliğini esas alan ve kamu yararını gözeten bir yaklaşımı savunuyoruz ve bu noktada ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz." Hacıoğlu’nun açıklamaları, sadece yerel yönetimlere değil, aynı zamanda tüm kamuoyuna önemli bir sorumluluk çağrısı olarak yankı buldu.

KANUN BAŞKA, UYGULAMA BAŞKA: “GENELGE” İLE YETKİ GENİŞLETME TARTIŞMASI BÜYÜYOR Haber

KANUN BAŞKA, UYGULAMA BAŞKA: “GENELGE” İLE YETKİ GENİŞLETME TARTIŞMASI BÜYÜYOR

Son dönemde hayvanların korunmasına ilişkin yürürlüğe giren düzenlemelerin uygulama biçimi, hukuk devleti ilkesini doğrudan ilgilendiren sert bir tartışmayı beraberinde getirdi. Özellikle “genelge” yoluyla yapılan uygulamaların, kanunun açık sınırlarını aşarak idareye geniş ve tartışmalı bir takdir alanı sunduğu yönündeki eleştiriler kamuoyunda giderek yükseliyor. “Kanun Koruyor” Denirken, Uygulama Toplama Odaklı mı? Yeni düzenlemede hayvanların korunmasına ilişkin çerçeve çizilmiş olmasına rağmen, sahadaki uygulamaların bu çerçevenin ruhuyla örtüşmediği iddia ediliyor. Eleştirilerin odağında ise idarenin genelgeler aracılığıyla kanun kapsamını fiilen genişletmesi var. Hukukçulara göre, kanun ile idari genelge arasında hiyerarşik bir ilişki bulunuyor. Normlar hiyerarşisinde kanun üst normdur; genelge ise kanunun uygulanmasına yönelik talimat niteliği taşır. Bu nedenle genelge ile kanunun kapsamı genişletilemez, amacı değiştirilemez ve sınırları aşan bir yorum getirilemez. Aksi halde hukuk devleti yerine “talimat devleti” anlayışının doğacağı uyarısı yapılıyor. Sahadan gelen bilgiler ise “koruma esaslı” bir düzenlemenin uygulamada “toplama odaklı” bir pratiğe dönüştüğü yönünde. Bu durum yalnızca hayvan hakları açısından değil, idarenin yetki kullanımı bakımından da ciddi bir sorgulamayı beraberinde getiriyor. Takdir Yetkisi Sınırsız mı? İdarenin takdir yetkisi vardır; ancak bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. Kanuna uygunluk, ölçülülük ve kamu yararı ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Kanunun lafzına ve ruhuna aykırı bir genişletici yorum, idari işlemi hukuki tartışmaya açık hale getirir. Uzmanlara göre, “genelgeyle genişletme” pratiği, normlar hiyerarşisinin ihlali anlamına gelir. Bu da idari işlemlerin iptaline kadar uzanabilecek hukuki süreçleri tetikleyebilir. Tartışma büyüdükçe mesele yalnızca hayvanların korunması ekseninde kalmayacak; doğrudan hukuk devleti ilkesinin sınanmasına dönüşecektir. “Mesele Teknik Değil, Vicdani” Konuya ilişkin değerlendirmelerde öne çıkan bir başka vurgu ise şu: “Bu mesele artık teknik değil, vicdani.” Kanun başka, uygulama başka bir yöne evrildiğinde toplumda güven erozyonu oluşur. Hukuk devletinde normların öngörülebilirliği esastır. Kanun bir şeyi tanımlıyor, idare ise uygulamada başka bir çerçeve çiziyorsa, bu durum kamu vicdanında ciddi bir rahatsızlık yaratır. Hayvanların korunmasına ilişkin düzenlemeler, geniş bir toplumsal hassasiyeti içinde barındırıyor. Bu nedenle uygulamanın şeffaf, denetlenebilir ve kanuna birebir uygun olması gerektiği belirtiliyor. Aksi halde koruma amacıyla çıkarılan bir düzenleme, uygulamada hak ihlali iddialarının merkezine oturabilir. Hukuk Devleti mi, Talimat Devleti mi? Hukuk devleti ilkesinde normlar hiyerarşisi tartışma konusu değildir: Kanun idari genelgenin üzerindedir. Genelge kanunu genişletemez, daraltamaz, amacını değiştiremez. Bu sınır aşıldığında sorun yalnızca uygulama hatası olmaktan çıkar; sistemsel bir soruna dönüşür. Geldiğimiz noktada soru nettir: Kanun mu uygulanıyor, yoksa genelge ile yeni bir fiili düzen mi inşa ediliyor? Tartışma büyürse, zarar yalnızca hayvanlara değil, kamu yönetimine duyulan güvene de sirayet edecek. Çünkü hukuk devleti, kanunla konuşur; talimatla değil.

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış: Haber

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış:

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, Bursa kamuoyunda uzun yıllardır tartışma konusu olan Elmasbahçeler Kültür Merkezi arazisiyle ilgili çok sert ve kapsamlı bir açıklama yaptı. Demir, 2012 yılında depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkılan ve aynı yere yeniden inşa edileceği sözü verilen kültür merkezinin arsasının bugün özel bir hastaneye otopark olarak tahsis edildiğini belirterek, “Bu, kamu vicdanını yaralayan bir tablo” ifadelerini kullandı. “Testi Kırılmadan Cevap İstiyoruz” Demir, açıklamasında şu sözlerle tepki gösterdi: “Nasrettin Hoca misali, sizden testi kırılmadan cevap istiyoruz. Elmasbahçe Mahallesi’nde, mevcut Büyükşehir Belediyesi hizmet binasının tam karşısında yer alan Osmangazi Belediyesi Elmasbahçe Ek Hizmet Binası vardı. Kültür Evi olarak kullanılan bu bina, ODTÜ tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle 2012 yılında dönemin AK Partili Osmangazi Belediyesi tarafından yıkıldı. Yıkımın ardından dönemin Belediye Başkanı Sayın Mustafa Dündar, kamuoyuna açık bir şekilde söz verdi.” Demir, o dönemde yapılan açıklamayı da hatırlattı: “Eski Bursa Hali’nin olduğu yerde Büyükşehir Belediyesi hizmet binası yapıyor. Onun tam karşısında biz de Osmangazi Belediyesi olarak Elmasbahçeler Kültür Merkezi’ni yeniliyoruz. Bu iki önemli yatırım bölgenin çehresini değiştirecek. Kentsel dönüşümün de bu bölgenin de önünü açacak. Değişimi belediyeler olarak bizler başlatıyoruz. Özel sektör ve vatandaşlarımız da arkadan gelecek.” “Dev Proje Vaat Edildi, Minyatür Bina Yapıldı” İsmail Demir, projeye ilişkin verilen vaatlerin detaylarını da tek tek sıraladı. Buna göre yeni kültür merkezinin; katlı otopark, kafeteryalar, halk oyunları merkezi, sergi salonu, muhtarlık, PTTBank, belediye hizmet birimi, 2 sinema, 1 tiyatro salonu, Kent Konseyi, kütüphane, çocuk kulübü ve spor salonu gibi birçok birimi bünyesinde barındıracağı açıklanmıştı. “Başkan Dündar, Osmangazi’de göz kamaştıracak bir tesis inşa edileceğini, yeni mimari anlayışla kente ilham vereceğini ifade etti. Ancak aradan geçen yıllar içinde verilen sözlerin buharlaştığını görüyoruz” diyen Demir, sürecin ikinci dönemde de netleşmediğini, projenin sürekli ötelenerek kamuoyunun oyalandığını savundu. Demir, Büyükşehir Belediyesi hizmet binasının tamamlanıp bölgenin değer kazanmasının ardından söz konusu arsanın “paha biçilmez” bir değere ulaştığını belirterek, “Bölgede emlak fiyatları arttı, ciddi bir rant oluştu. Ve tam da bu noktada kültür merkezi projesi sessizce rafa kaldırıldı” dedi. “Projenin Yerini Neden Değiştirdiniz?” Anahtar Parti İlçe Başkanı Demir, kültür merkezinin temelinin eski yerinden 350-400 metre doğuda, mahalle arasında 3. Başak ve 2. Temel sokaklar arasında yer alan yaklaşık 1400 metrekarelik bir alana atıldığını belirtti. Ankara asfaltına cephe yaklaşık 3 bin metrekarelik değerli arsa yerine, iki katlı ve yaklaşık 400 metrekarelik “minyatür” bir kültür evi projesinin gündeme getirildiğini söyledi. “Ankara asfaltına cephe, Bursa’nın en değerli noktalarından birindeki arsayı bırakıp mahalle arasında küçültülmüş bir projeye yönelmek neyin göstergesidir?” diye soran Demir, şu soruları kamuoyu adına yöneltti: Elmasbahçeler Hizmet Binası’nın temelini başka bir yere attığınıza göre, Ankara asfaltına cephe bu alanı ne amaçla kullanmayı planlıyorsunuz? Satacak mısınız, yoksa başka bir projeye mi tahsis edeceksiniz? Mevcut haliyle otopark olarak kullandırılan bu alan, yine otopark olarak mı kalacak? Yıllardır otopark olarak kullanılan bu arsa için Osmangazi Belediyesi herhangi bir ihale yaptı mı? Yapıldıysa şartları nedir, kamuoyuna neden açıklanmamıştır? “Kültür Merkezi Sözü Verildi, Otopark Çıktı” Demir, söz konusu alanın bugün özel bir hastaneye otopark olarak tahsis edildiği iddialarının ciddi bir şekilde araştırılması gerektiğini belirterek, “Kültür merkezi yapılacak denilen bir alanın özel bir işletmeye otopark olarak kullandırılması, kamu yararı ilkesine açıkça aykırıdır. Bu şehirde kültür mü öncelikli, yoksa rant mı?” ifadelerini kullandı. 23 aydır mevcut belediye yönetiminin söz konusu alanla ilgili somut bir adım atmadığını öne süren Demir, “Bir santim yol alınmadı. 920 bin Osmangazili hemşehrimiz adına soruyoruz: Bu alanın gerçek planı nedir? Bursa halkına kültür merkezi sözü verip yıllarca beklettikten sonra şimdi suskunluğa gömülmek kabul edilemez” dedi. “Bu Konunun Takipçisi Olacağız” Açıklamasının sonunda Demir, konunun hem siyasi hem hukuki zeminde takipçisi olacaklarını belirterek, “Kamu arazileri üzerinden oluşan her türlü şüpheli sürecin karşısında duracağız. Osmangazi halkı kandırılmayı değil, şeffaflığı hak ediyor. Belediyeden tatmin edici, açık ve belgeli bir açıklama bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Elmasbahçeler Kültür Merkezi arazisinin geleceğine ilişkin tartışmaların önümüzdeki günlerde Bursa kamuoyunda daha da alevlenmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.