Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kamu Kaynakları

Gürsu Haber - Kamu Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?” Haber

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?”

Bursa'nın en yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olan Yıldırım'da yapımı devam eden Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi Projesi, kamuoyunda tartışmaların odağı haline gelmeye devam ediyor. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'in yaptığı sert açıklamalar ve kamuoyuna sunduğu eleştiriler, proje hakkında yeni soru işaretlerini gündeme taşıdı. Seyis, projenin başlangıcından itibaren şeffaflıktan uzak bir süreç işletildiğini iddia ederek, Yıldırım halkının bilgilendirilmediğini, bölge sakinlerinin görüşlerinin alınmadığını ve kamu kaynaklarıyla yürütülen bir yatırımın detaylarının kamuoyundan gizlendiğini öne sürdü. Yıldırım kamuoyunda giderek büyüyen tartışmanın merkezinde ise şu soru yer alıyor: "Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi mi yapılıyor, yoksa yeni bir ticaret ve rant merkezi mi oluşturuluyor?" "YILDIRIM HALKI BİLGİLENDİRİLMİYOR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, yaptığı değerlendirmede projenin yalnızca bir bina inşaatı olmadığını, doğrudan Yıldırım'ın geleceğini ilgilendiren önemli bir yatırım olduğunu belirtti. Seyis'e göre böylesine büyük bir proje hazırlanırken mahalle sakinleri, muhtarlar, esnaf odaları, sivil toplum kuruluşları, şehir plancıları ve bölge uzmanlarıyla kapsamlı istişare yapılması gerekiyordu. Ancak iddialara göre süreç tam tersine işletildi. Projenin hangi ihtiyaç analizine göre hazırlandığı, hangi kriterlerle şekillendirildiği ve nihai kullanım amacının ne olduğu konusunda kamuoyuna yeterli açıklama yapılmadığı ileri sürülüyor. İsmail Seyis, "Yıldırım halkının geleceğini ilgilendiren bir projede halkın söz hakkı yok sayılmıştır" görüşünü savundu. "İHALE SÜRECİ NEDEN TAM OLARAK AÇIKLANMIYOR?" Tartışmaların en önemli başlıklarından birini ise ihale süreci oluşturuyor. Muhalefet cephesi, projenin maliyetinin, ihale detaylarının, yüklenici firmaların, sözleşme şartlarının ve proje kapsamının ayrıntılı şekilde kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtiyor. Kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirilen her yatırımın şeffaflık ilkesi doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini ifade eden Seyis, şu soruları gündeme taşıdı: Projenin toplam maliyeti nedir? İhale hangi şartlarda yapılmıştır? Katılan firmalar kimlerdir? Teknik şartnameler kamuoyuna neden detaylı şekilde açıklanmamaktadır? Projenin nihai kullanım planı nedir? Kültürel alanların oranı ne kadardır? Ticari alanların büyüklüğü nedir? Bu soruların cevaplarının verilmesi gerektiğini savunan Seyis, "Şeffaf yönetim anlayışı bunu gerektirir" dedi. "KÜLTÜR ADI ALTINDA TİCARİ PROJE Mİ?" Yıldırım kamuoyunda en fazla konuşulan konulardan biri de projenin kullanım amacı. Projenin adında "Kültür ve Yaşam Merkezi" ifadesi bulunmasına rağmen, ilerleyen süreçte ticari alanların ağırlık kazanacağı yönünde çeşitli iddialar gündeme geliyor. Vatandaşlar arasında; "Bu proje gerçekten kültürel faaliyetler için mi yapılıyor?" "Yoksa zamanla ticari işletmelerin ağırlıklı olduğu yeni bir rant alanına mı dönüşecek?" soruları sıkça sorulmaya başlandı. Muhalefet temsilcileri, kültür merkezlerinin toplumun ortak kullanım alanları olması gerektiğini belirtirken, ticari fonksiyonların ön plana çıkmasının kamu yararını ikinci plana itebileceğini savunuyor. "MİLYONLARCA LİRALIK YATIRIM KİMİN İHTİYACINI KARŞILAYACAK?" Projeye ayrılan bütçenin büyüklüğü de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Yıldırım'ın; Trafik, Kentsel dönüşüm, Otopark, Gençlik merkezleri, Spor alanları, Sosyal destek projeleri, Yeşil alan eksikliği, Deprem hazırlıkları, gibi çok sayıda öncelikli sorunu bulunduğunu belirten eleştiriler, milyonlarca liralık yatırımın gerçekten halkın öncelikli ihtiyaçlarına cevap verip vermediğinin açıklanmasını talep ediyor. "Öncelik gösterişli binalar mı, yoksa vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak hizmetler mi?" sorusu da kamuoyunda tartışılıyor. "DUACINARI HALKINDIR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, açıklamasında Duacınarı'nın yalnızca belirli çevrelerin değil, tüm Yıldırım halkının ortak değeri olduğunu vurguladı. Seyis'e göre kamuya ait alanlar üzerinde gerçekleştirilen her yatırımın temel amacı vatandaşın yararı olmalı. Bu nedenle projenin tüm ayrıntılarının açıklanması, karar süreçlerinin şeffaf şekilde paylaşılması ve bölge halkının görüşlerinin alınması gerektiği ifade edildi. "KARARI YILDIRIM HALKI VERECEK" Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi etrafında oluşan tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da büyümesi beklenirken, kamuoyunun beklentisi projenin tüm yönleriyle şeffaf biçimde ortaya konulması yönünde. Yıldırım'da vatandaşlar şimdi şu soruların cevabını arıyor: Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi gerçekten kültür ve yaşam merkezi olarak mı hizmet verecek? Duacınarı Kültür ve Ticaret Merkezi'ne mi dönüşecek? Yoksa kamu kaynaklarıyla oluşturulan yeni bir rant alanı mı ortaya çıkacak? Bu soruların yanıtını verecek olan ise yalnızca siyasi açıklamalar değil; projenin tamamlandığında ortaya koyacağı somut sonuçlar ve Yıldırım halkının vereceği nihai değerlendirme olacak. Tartışmalar sürerken bir gerçek değişmiyor: Yıldırım halkı, kamu kaynaklarıyla yapılan her yatırımda daha fazla şeffaflık, daha fazla katılımcılık ve daha fazla hesap verebilirlik talep ediyor.

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır" Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'ten Yıldırım Belediyesi'ne Sert Eleştiriler: "Kentsel Dönüşüm Rantın Değil, Vatandaşın Dönüşümü Olmalıdır"

BURSA – İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Yıldırım Belediyesi'nin kentsel dönüşüm uygulamalarından belediyecilik anlayışına, saha hizmetlerinden zabıta teşkilatına kadar birçok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak Belediye Başkanı Oktay Yılmaz yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Seyis, özellikle Mimarsinan-Güllük Mahallesi'nde başlayan kentsel dönüşüm sürecinin sosyal boyutunun yeterince gözetilmediğini savunurken, belediyeciliğin yalnızca bina yapmak değil, vatandaşın güvenini ve rızasını kazanmak olduğunu ifade etti. "Kentsel Dönüşüme Karşı Değiliz, Adaletsiz Dönüşüme Karşıyız" Açıklamasında ilk olarak kentsel dönüşüm çalışmalarını değerlendiren Seyis, Yıldırım'ın deprem gerçeği nedeniyle dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ancak uygulama yönteminin toplum vicdanını yaraladığını öne sürdü. "Kentsel dönüşüm elbette gereklidir. Yıldırım'ın eski yapı stokunun yenilenmesi kaçınılmazdır. Ancak dönüşüm, vatandaşın rızası alınmadan, hak sahipleriyle yeterince görüşülmeden ve hakkaniyet duygusu zedelenerek yürütülürse, ortaya yalnızca yeni binalar değil; kırgınlıklar, mağduriyetler ve toplumsal huzursuzluk çıkar." Seyis'e göre Mimarsinan-Güllük bölgesinde başlayan yıkımların ardından ortaya çıkan görüntüler, yalnızca fiziksel bir dönüşümü değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sorunları da gündeme taşıyor. "Şehirleri Betonla Değil, İnsan Merkezli Anlayışla İnşa Etmeliyiz" İYİ Parti İlçe Başkanı, belediyeciliğin temelinde insan odaklı yönetim anlayışının bulunması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bir belediye yalnızca yolları, kaldırımları ve binaları yönetmez. Aynı zamanda insanların umutlarını, gelecek planlarını ve yaşam alanlarını da yönetir. Eğer vatandaş kendisini sürecin dışında hissediyorsa, o dönüşüm teknik olarak başarılı görünse bile toplumsal anlamda eksik kalacaktır." Seyis, uzlaşma kültürünün güçlendirilmesi, hak sahiplerinin karar süreçlerine daha fazla dahil edilmesi ve şeffaf bilgilendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. "Vatandaşın Soruları Cevap Bekliyor" Seyis, açıklamasında belediye hizmetlerine ilişkin kamuoyuna yansıyan bir videoyu da gündeme taşıdı. Videoda resmi kıyafetli olduğu öne sürülen bazı kişilerin mesai saatleri içerisinde voleybol oynadığının iddia edildiğini belirten Seyis, olayın açıklığa kavuşturulmasını istedi. "Videoda görülen kişilerin kim olduğu, hangi görevde bulundukları ve görüntülerin mesai saatleri içerisinde çekilip çekilmediği kamuoyuna açık ve net şekilde açıklanmalıdır." Bu kapsamda şu soruların cevaplandırılmasını talep etti: Görüntülerde yer alan kişiler belediye personeli midir? Eğer belediye personeli ise görev tanımları nedir? Görüntüler mesai saatleri içerisinde mi kaydedilmiştir? İddialar doğruysa kamu hizmeti aksatılmış mıdır? Belediye yönetimi konuyla ilgili herhangi bir idari inceleme başlatacak mıdır? Seyis, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının tüm belediyeler açısından temel sorumluluk olduğunu ifade etti. "Denetim Bekleyen Mahalleler Varken Bu İddialar Ciddiyetle Araştırılmalıdır" Yıldırım'ın 71 mahallesinde vatandaşların altyapı, çevre düzeni, kaçak yapılaşma, trafik, park işgalleri ve çeşitli belediye hizmetleri konusunda çözüm bekleyen çok sayıda talebi bulunduğunu belirten Seyis, kamuoyuna yansıyan görüntülerin doğru olması halinde bunun vatandaşlarda soru işaretlerine neden olacağını söyledi. "Kamu görevlilerinin çalışma düzenine ilişkin ortaya atılan iddialar objektif biçimde araştırılmalıdır. Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa belediye bunu belgeleriyle açıklamalıdır. Eğer eksiklik varsa da gerekli idari süreçler işletilmelidir." "71 Mahallenin Sorunları Tek Tek Dinlendi" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı'nın yalnızca eleştiri yapmakla kalmadığını belirten Seyis, teşkilat olarak ilçe genelindeki 71 mahalle başkanıyla kapsamlı istişare toplantıları gerçekleştirdiklerini açıkladı. Bu görüşmeler sonucunda Yıldırım'ın temel sorunlarına ilişkin geniş kapsamlı bir saha raporu hazırlandığını ifade eden Seyis, vatandaşların öncelikli beklentilerini şu başlıklarda özetledi: Kentsel dönüşüm süreçlerinde şeffaflık ve uzlaşının artırılması, Depreme dayanıklı konut üretiminin hızlandırılması, Mahalle bazlı altyapı eksikliklerinin giderilmesi, Otopark sorununa kalıcı çözümler üretilmesi, Trafik yoğunluğunu azaltacak yeni ulaşım projelerinin hayata geçirilmesi, Yeşil alan ve sosyal yaşam alanlarının artırılması, Gençler için spor ve kültür yatırımlarının yaygınlaştırılması, Kadınlara yönelik sosyal destek projelerinin güçlendirilmesi, Esnafın ekonomik olarak desteklenmesi, Sokak güvenliği ve zabıta hizmetlerinin daha etkin hale getirilmesi, Kentsel dönüşüm mağduriyetlerine yönelik hukuki ve sosyal destek mekanizmalarının oluşturulması. "Yıldırım'ın Geleceği Siyasi Polemiklerle Değil, Ortak Akılla İnşa Edilmeli" Seyis, yerel yönetimlerin muhalefetin eleştirilerini dikkate almasının demokrasinin gereği olduğunu belirterek, amaçlarının hizmet yarışına katkı sunmak olduğunu söyledi. "Bizim anlayışımız; eleştirmek için eleştirmek değil, eksikleri tespit edip çözüm önermektir. Yıldırım, Bursa'nın en yoğun nüfuslu ilçelerinden biridir ve sorunları günlük açıklamalarla değil, uzun vadeli planlamalarla çözülebilir." "Vatandaşın Beklentisi Şeffaf, Hesap Verebilir ve Katılımcı Belediyecilik" Açıklamasının sonunda Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve belediye yönetimine çağrıda bulunan Seyis, kamuoyunda tartışma yaratan konuların açık biçimde yanıtlanmasının hem kurumsal güven hem de toplumsal huzur açısından önemli olduğunu ifade etti. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı, 71 mahallede yürütülen saha çalışmaları doğrultusunda hazırlanan raporun orta vadede hem Yıldırım Belediyesi'ne hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne sunulacağını belirterek, ilçede vatandaşların yaşam kalitesini artıracak öncelikli yatırım ve hizmet başlıklarının ilgili kurumlarla paylaşılacağını açıkladı. Seyis, "Yıldırım'ın geleceğini şekillendirecek her projede vatandaşın sesi duyulmalı, hak sahiplerinin rızası gözetilmeli ve kamu kaynakları en yüksek verimlilikle kullanılmalıdır. Güçlü şehirler ancak adalet, şeffaflık ve katılımcı yönetim anlayışıyla inşa edilir." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz” Haber

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz”

BURSA – Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamu alımları ve ihale sistemine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımına yönelik mevcut anlayışı sert sözlerle eleştirdi. Kamu alımlarında şeffaflığın giderek ortadan kalktığını, rekabetin zayıfladığını ve istisnai uygulamaların olağan hale getirildiğini savunan Yurtsever, “Milletin alın teriyle oluşan kaynaklar üzerinde hiç kimsenin sınırsız tasarruf hakkı yoktur” dedi. Türkiye’nin ağır ekonomik şartlardan geçtiğini belirten Yurtsever, milyonlarca vatandaşın hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ettiği bir dönemde kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının her zamankinden daha önemli hale geldiğini ifade etti. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Yurtsever, buna karşın kamu harcamalarındaki tartışmaların toplum vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturduğunu kaydetti. “Kamu alımları sistemi yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle asli yapısından uzaklaştırılmıştır” diyen Yurtsever, açık rekabeti esas alan ihale anlayışının yerini giderek daha kapalı ve denetlenmesi zor yöntemlere bıraktığını savundu. “İstisnalar Kural Haline Getirildi” Açıklamasında kamu alımlarındaki istisna uygulamalarına dikkat çeken Yurtsever, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir ülkede istisnalar çoğaldıkça şeffaflık azalır, şeffaflık azaldıkça da milletin devlete olan güveni zarar görür. Kamu alımlarında açık ihale yöntemi temel kural olması gerekirken, bugün istisnai yöntemlerin giderek yaygınlaşması kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Devletin kasasından çıkan her kuruşun hesabı millete verilmelidir.” Yurtsever, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin zayıflamasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik bir sorun olduğunu belirterek, kamu kaynaklarının kullanımında toplumun bilgi alma hakkının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “86 Milyonun Hakkı Korunmalıdır” Saadet Partisi olarak kamu malını bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Yurtsever, kamu kaynaklarının belli kesimlerin değil bütün vatandaşların ortak değeri olduğunu ifade etti. “Bu kaynaklar herhangi bir grubun, çevrenin veya ayrıcalıklı kesimin değil; 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Milletin vergileriyle oluşan bütçe üzerinde tasarruf yapılırken öncelik her zaman kamu yararı olmalıdır. Kamu kaynakları siyasi, bürokratik veya ekonomik güç odaklarının değil, milletin emanetidir” dedi. “Türkiye İsrafı Değil Tasarrufu Konuşmalıdır” Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ortadayken kamu yönetiminde tasarruf kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yurtsever, kamu harcamalarında verimlilik ve denetimin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. “Bugün vatandaş pazarda, markette ve faturalarında ağır bir yük hissederken devlet yönetiminde en küçük israfın bile kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye’nin ihtiyacı kamu kaynaklarını hoyratça tüketen anlayışlar değil, tasarrufu esas alan, adaleti önceleyen ve milletin emanetine sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır” diye konuştu. “Her Kuruşun Hesabı Sorulmalıdır” Açıklamasının sonunda kamu yönetiminde şeffaflık ve dürüstlük çağrısını yineleyen Yurtsever, devletin harcadığı her kuruşun kamuoyu tarafından denetlenebilir olması gerektiğini belirtti. “Millet fedakârlık yaparken kamu yönetiminin de aynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Her kuruşun hesabının verildiği, ihalelerin şeffaf biçimde yürütüldüğü, denetim mekanizmalarının güçlü çalıştığı bir sistem hem ekonomik kayıpları önleyecek hem de devlete duyulan güveni artıracaktır. Kamu malına emanet gözüyle bakılmadıkça ne israf önlenebilir ne de adalet tesis edilebilir.” Saadet Partili Yurtsever’in açıklamaları, kamu ihaleleri, kamu harcamaları ve devlet yönetiminde şeffaflık tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde dikkat çeken eleştiriler arasında yer aldı.

Kamu Binaları Çürümeye Terk Edilmemeli” Haber

Kamu Binaları Çürümeye Terk Edilmemeli”

Aydınlık Geleceğin Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Özen, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Çaltılıbük, Söğütalan, Devecikonağı ve Tepecik mahallelerinde bulunan eski sağlık ocağı lojmanlarının yıllardır atıl durumda bırakıldığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Bölgede yaklaşık 40 yıllık olduğu belirtilen sağlık ocağı lojmanlarının kullanılmadan kaderine terk edildiğini ifade eden Özen, kamu kaynaklarıyla inşa edilen yapıların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Milletin Emeği Çürümeye Bırakılıyor” İrfan Özen, söz konusu lojmanların uzun süredir kullanılmadığını ve zamanla yıpranarak kullanılamaz hale geldiğini belirterek, bu durumun kamu kaynaklarının verimli kullanılmamasına yol açtığını dile getirdi. Özen açıklamasında, köylerde konut ihtiyacı bulunan vatandaşların bu yapılardan yararlanabileceğini savunarak şu değerlendirmede bulundu: “Mustafakemalpaşa’ya bağlı Çaltılıbük, Söğütalan, Devecikonağı ve Tepecik mahallelerinde bulunan sağlık ocağı lojmanları yıllardır çürümeye terk edilmiş durumda. Kamu kaynaklarıyla yapılan bu binalar, ihtiyaç sahibi vatandaşlara tahsis edilseydi bugün ayakta kalır, ekonomiye ve topluma katkı sağlamaya devam ederdi.” İlçe Yöneticilerine Çağrı Kamuya ait atıl yapıların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Özen, yerel yöneticilerin ve ilgili kurumların konuya duyarlılık göstermesi gerektiğini belirtti. Özen, özellikle kırsal mahallelerde kullanılmayan kamu binalarının envanterinin çıkarılarak vatandaşların hizmetine sunulmasının önemine dikkat çekti. “Milletin emeğiyle yapılan hiçbir yapı kaderine terk edilmemelidir. Yetkililerin bu binaları görmezden gelmek yerine çözüm üretmesi gerekiyor. İlçe yöneticilerine çağrımız; bu yapıları yerinde incelemeleri ve kamu yararına değerlendirecek adımları atmalarıdır.” “Kamu Kaynakları Korunmalı” Aydınlık Geleceğin Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Özen, ekonomik şartların her geçen gün zorlaştığı bir dönemde kamuya ait taşınmazların atıl bırakılmasının kabul edilemeyeceğini belirterek, kullanılmayan binaların sosyal konut, lojman veya farklı kamu hizmetleri için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özen, ilgili kurumları harekete geçmeye davet ederek, hem kamu kaynaklarının korunması hem de vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması adına gerekli çalışmaların bir an önce başlatılmasını istedi. Bölge sakinleri de uzun yıllardır kullanılmayan lojmanların değerlendirilerek yeniden ekonomiye ve toplumsal yaşama kazandırılmasını talep ediyor.

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!” Haber

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!”

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Tepki 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait 71 taşınmaz ve üzerlerindeki yapıların özelleştirme kapsamına alınması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, kararın Bursa ayağı özellikle sert tepkilere neden oldu. Özelleştirme listesine Bursa’da bulunan 4 önemli sağlık tesisinin dahil edilmesi, siyasi ve toplumsal çevrelerde “kabul edilemez bir adım” olarak değerlendirildi. Karara göre satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işletme hakkı devri gibi yöntemlerle değerlendirilebilecek taşınmazlar arasında; Osmangazi ilçesindeki eski Bursa Devlet Hastanesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi arazisi, Çekirge’deki Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği, Yıldırım’daki Bursa Diş Hastanesi ve Mustafakemalpaşa’daki 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi yer aldı. Kararın ardından en sert çıkışlardan biri Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den geldi. “Bu Bir Özelleştirme Değil, Kamusal Sağlık Hafızasının Tasfiyesidir” Demir, yaptığı açıklamada özellikle Osmangazi’de yer alan ve Bursalılar için sembolik bir değer taşıyan eski Bursa Devlet Hastanesi üzerinden sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “Muradiye Devlet Hastanesi” olarak bilinen, eski adıyla Bursa Memleket Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınmasını “kabul edilemez bir ihanet planı” olarak nitelendirdi. Demir, hastanenin yalnızca bir sağlık tesisi olmadığını, Bursa’nın tarihsel ve toplumsal hafızasının bir parçası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu hastane 1950’li yıllarda Bursalıların bağışlarıyla, halkın imek emeğiyle inşa edildi. Bu bir bina değil; bu şehrin ruhudur, hafızasıdır. Şimdi bu miras masa başı kararlarla satılmak isteniyor. Buna sessiz kalamayız.” “Şehir Hastanesi Uğruna Kamu Hastaneleri Feda Edildi” Demir, sağlık politikalarına yönelik eleştirilerini de sertleştirerek, şehir hastaneleri modelinin kamu sağlık sistemini zayıflattığını savundu. Bursa’da şehir hastanesi açıldıktan sonra birçok devlet hastanesinin kapatıldığını hatırlatan Demir, vatandaşların ulaşımı zor olan tek bir merkeze mecbur bırakıldığını ifade etti. “Hasta garantili şehir hastaneleri sistemiyle kamu kaynakları belirli şirketlere aktarılıyor. Köprüde geçiş garantisi, havalimanında yolcu garantisi neyse, sağlıkta da hasta garantisi sistemi kurulmuş durumda. Bu kabul edilebilir bir düzen değildir” dedi. “Deprem Riski Bahane Edildi, Hastane Yıllarca Kaderine Terk Edildi” Eski Bursa Devlet Hastanesi’nin kapatılma gerekçesi olarak “deprem riski”nin gösterildiğini hatırlatan Demir, bu sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürdü. Hastanenin güçlendirilmesi ya da yeniden hizmete açılması yönünde verilen sözlerin tutulmadığını ifade ederek, yapının yıllardır atıl bırakıldığını söyledi. “Eğer gerçekten risk varsa, bunu ortadan kaldırmak devletin görevidir. Güçlendirme yapılmadı, yatırım yapılmadı, yıllarca oyalama politikası izlendi. Şimdi ise bu alan özel sektöre devredilmek isteniyor. Buna planlı bir tasfiye dememek mümkün değil.” “Bursa’nın Bağışıyla Yapılan Hastane Birilerine Rant Aracı Yapılamaz” Demir, hastanenin bulunduğu arazinin değerine dikkat çekerek, alanın rant odaklı projelere açılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bursa’nın geçmişte kendi imkânlarıyla inşa ettiği bir sağlık kurumunun bugün “ticari kazanç alanına” dönüştürülmek istendiğini söyledi. “Kimdir bu çok özel ve hatırlı kişiler? Bursalıların bağışlarıyla yapılan bu hastane nasıl olur da birkaç imza ile el değiştirir? Bu şehir buna izin vermez” ifadelerini kullandı. “Bu Karar Bursalılara Açık Bir Haksızlıktır” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, açıklamasının sonunda sert bir çağrıda bulunarak Bursalıları tepki göstermeye davet etti: “Bu sadece bir taşınmaz satışı değildir. Bu, bir şehrin hafızasına, geçmişine ve hakkına müdahaledir. Bursa bunu kabul edemez. Bu karar Bursalılara açık bir haksızlıktır.” Demir, sözlerini “Bursa ayağa kalk, hastanesine sahip çık” çağrısıyla tamamladı. Özelleştirme kararının nasıl uygulanacağı ve Bursa’daki sağlık tesislerinin geleceğine ilişkin süreç kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, tepkilerin önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.

Cavit Kaya: “Gürsu’nun Geleceğini Ranta Teslim Eden Bu Düzeni Kabul Etmiyoruz!” Haber

Cavit Kaya: “Gürsu’nun Geleceğini Ranta Teslim Eden Bu Düzeni Kabul Etmiyoruz!”

Bursa’nın tarımsal üretim açısından en kıymetli bölgelerinden biri olan Gürsu Ovası, yıllardır süren ihmal, yönetim zafiyeti ve rant odaklı anlayış nedeniyle adeta göz göre göre yok edilmektedir. Bir zamanlar Türkiye’nin en verimli tarım havzalarından biri olarak anılan Gürsu bugün kaçak yapılar, ruhsatsız depolar, düzensiz sanayi alanları ve kontrolsüz betonlaşmanın istilası altında nefes alamaz hale getirilmiştir. Bu tablo bir tesadüf değildir. Bu tablo yıllardır süren yanlış yönetimin, liyakatsiz kadrolaşmanın ve kamu kaynaklarını hoyratça kullanmanın sonucudur. Geçmiş dönem Cumhuriyet Halk Partisi Gürsu İlçe Başkanı Cavit Kaya, yaptığı sert açıklamada Gürsu’da yaşananların artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Gürsu’nun geleceği adım adım çalınıyor. Tarım arazileri betonlaşmaya teslim edilirken, kamu kaynakları yönetim kadrolarına dağıtılırken, ilçenin yarınları siyasi çıkar hesaplarına kurban edilirken kimse bizden susmamızı beklemesin.” Gürsu Ovası Rantın Kurbanı Gürsu Ovası yalnızca Bursa için değil, Türkiye’nin tarımsal üretimi açısından stratejik bir bölgedir. Ancak son yıllarda kaçak depolar, ruhsatsız sanayi yapıları, izinsiz konutlar ve düzensiz yapılaşma ovayı adeta bir beton çöplüğüne çevirmiştir. Bu çarpık yapılaşmanın büyümesine rağmen Gürsu Belediyesi’nin etkili bir müdahale ortaya koyamaması, kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Cavit Kaya’ya göre burada yalnızca bir ihmal değil, sistematik bir yönetim başarısızlığı söz konusudur. “Gürsu Ovası’nın her karışı bu milletin emanetidir. Ama bugün bakıyoruz ki bu emanet göz göre göre yok ediliyor. Kaçak yapılar büyüyor, ruhsatsız depolar çoğalıyor, tarım alanları talan ediliyor. Peki belediye nerede? Denetim nerede? Kamu otoritesi nerede?” 105 Bin Nüfuslu İlçede Yönetici Ordusu Kaya’nın en sert eleştirilerinden biri de Gürsu Belediyesi’ndeki yönetim kadrolarının sayısına yönelik oldu. Bugün Gürsu Belediyesi’nde: 5 Belediye Başkan Yardımcısı 28 Müdürlük bulunduğunu hatırlatan Kaya, bu sayının ilçenin nüfusuna kıyasla son derece yüksek olduğunu söyledi. Karşılaştırmalı tabloyu da ortaya koydu: Osmangazi Nüfus: 1 milyonun üzerinde Başkan Yardımcısı: 7 Müdürlük: 32 Nilüfer Nüfus: 700 binin üzerinde Başkan Yardımcısı: 7 Müdürlük: 32 Gürsu Nüfus: yaklaşık 105 bin Başkan Yardımcısı: 5 Müdürlük: 28 Bu tabloyu sert sözlerle eleştiren Kaya şöyle konuştu: “105 bin nüfuslu bir ilçede bu kadar yönetim kadrosu hangi ihtiyacın sonucudur? Gürsu’da hangi dev projeler yapılmıştır da bu kadar yöneticiye ihtiyaç duyulmuştur? Yoksa belediye kadroları liyakat esasına göre değil, siyasi sadakat ve yakınlık kriterine göre mi dağıtılmıştır?” Belediye Mali Krizdeyken Kadro Dağıtımı Gürsu Belediyesi’nin mali yapısına ilişkin kamuoyunda ciddi iddialar bulunduğunu söyleyen Kaya, belediyede maaş ödemelerinde dahi zaman zaman zorluk yaşandığı yönünde konuşmalar yapıldığını ifade etti. Buna rağmen yönetim kadrolarının hızla artırılmasının kamu vicdanını yaraladığını söyledi. “Bir belediye düşünün ki mali sıkıntılar konuşuluyor ama yönetici sayısı hızla artıyor. Bu tablo Gürsu halkının aklıyla alay etmektir. Belediye kadroları hizmet üretmek için değil, makam dağıtmak için kullanılmamalıdır.” Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’a Açık Sorular Cavit Kaya, kamu adına Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’a şu soruları yöneltti: 1️⃣ Belediyede maaş alan bir personelin gri renk Honda marka aracıyla Belediye Başkanı’nın eşi Sümeyye Işık’ın özel işlerinde görevlendirildiği doğru mudur? 2️⃣ Belediyenin maaşlı personeli ve araçlarının şahsi işlerde kullanıldığı iddiaları doğruysa bunun hesabı kime verilecektir? 3️⃣ İlçede faaliyet gösteren bazı soğuk hava deposu işletmelerinin ruhsata aykırı kaçak bölümleri için yıkım yapılmayacağı söylenerek “bağış” adı altında belediye veznesine para yatırılması istendiği iddiaları doğru mudur? 4️⃣ Gürsu’nun tarım arazileri kaçak depo ve fabrika yapılarıyla işgal edilirken belediye neden etkili bir müdahale gerçekleştirmemektedir? 5️⃣ İlçe bu kadar sorunla boğuşurken belediyenin önceliği neden liyakat değil kadrolaşma olmuştur? Gürsu’nun Butik Oteli Neden Atıl Bırakıldı? Kaya’nın gündeme getirdiği bir diğer konu ise Gürsu’da yüksek maliyetlerle yapılan butik otel projesi oldu. Gürsu için önemli bir turizm yatırımı olarak planlanan yapının bugün atıl durumda olduğunu belirten Kaya şu soruyu yöneltti: “Bu tesis Gürsu’nun turizmi ve ekonomisi için yapılmadı mı? Eğer öyleyse neden işletilmiyor? Neden liyakatli yöneticilere verilerek kamu yararına kullanılmıyor? Yoksa bu yatırım da yanlış yönetimin kurbanı mı oldu?” “Gürsu Halkı Bu Hesabı Soracaktır” Açıklamasının sonunda Gürsu’nun kaderinin birkaç kişinin çıkarına terk edilemeyeceğini vurgulayan Cavit Kaya şu ifadeleri kullandı: “Gürsu’nun geleceği kimsenin siyasi kariyer planlarının ya da kişisel çıkar hesaplarının malzemesi değildir. Tarım arazileri bu milletin namusudur. Kamu kaynakları bu halkın alın teridir. Bu değerlerin hoyratça harcanmasına asla sessiz kalmayacağız.” Ve açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Gürsu’yu gerçekten halk için mi yönetiyorsunuz, yoksa dar bir çevrenin çıkarları için mi?”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.