Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kaçak Yapı

Gürsu Haber - Kaçak Yapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kaçak Yapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“AYNI DEVLETİN İKİ AYRI YÜZÜ: KAÇAK DİYOR, ABONELİK VERİYOR!” Haber

“AYNI DEVLETİN İKİ AYRI YÜZÜ: KAÇAK DİYOR, ABONELİK VERİYOR!”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan sert çıkış: “Bu çarpıklık değilse nedir?” Türkiye’de yıllardır kangren haline gelen imar ve yapı kayıt sorunları, kamu yönetimindeki derin çelişkileri bir kez daha gözler önüne serdi. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, kamuoyuna yansıyan çarpıcı bir örnek üzerinden sert ifadelerle yüklenerek, devlet kurumları arasındaki uygulama tutarsızlığını adeta yerden yere vurdu. Görüntülerde bir yapının giriş kapısına asılmış “Yapı Tatil Zaptı” belgesi açıkça görülüyor. Bu belge, ilgili yapının belediye tarafından imar mevzuatına aykırı, ruhsatsız ya da kaçak yapı olarak tespit edildiğini ortaya koyuyor. Ancak skandal bununla sınırlı değil. Aynı yapıda elektrik aboneliği aktif, tesisat çalışıyor ve doğalgaz bağlantısı kullanılıyor. Yani bir kamu kurumu “kaçak” dediği yapıya, diğer kamu kurumları eliyle yaşamın en temel altyapı hizmetleri sağlanıyor. Bu tabloyu “devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir yönetim zaafı” olarak nitelendiren Hacıoğlu, sert sözlerle şu değerlendirmeyi yaptı: “Bir yapı ya kaçaktır ya değildir! Eğer kaçaksa elektrik, su, doğalgaz nasıl veriliyor? Eğer bu hizmetler veriliyorsa, o zaman vatandaşa yıllar sonra dönüp ‘sen kaçak yapıdasın’ demek hangi hukuk anlayışına sığar? Bu, vatandaşı tuzağa düşürmektir!” “VATANDAŞ ÖDÜYOR, DEVLET CEZALANDIRIYOR” Hacıoğlu’nun dikkat çektiği en kritik noktalardan biri de vatandaşın sistem içinde çifte yük altında bırakılması. Yıllarca vergi ödeyen, abonelik ücretlerini yatıran ve tüm resmi işlemleri yaptığını düşünen vatandaş, bir anda “kaçak yapı” gerekçesiyle ağır cezalar, yıkım kararları ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Bu çarpık sistemin yalnızca bireysel mağduriyetler doğurmadığını vurgulayan Hacıoğlu, meselenin artık toplumsal bir kriz haline geldiğini ifade etti: “Bu sorun tek tek yapıların meselesi değildir. Bu, milyonlarca insanın barınma hakkını doğrudan ilgilendiren sosyal bir gerçekliktir. İnsanlar devletin verdiği hizmete güvenerek yaşam kuruyor, sonra aynı devlet tarafından cezalandırılıyor. Bu kabul edilemez!” BÜYÜKŞEHİR YASALARI VE PLANSIZLIK KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ Özellikle büyükşehir yasaları sonrası kırsal alanların imar planlarına dahil edilmesinde yaşanan eksiklikler, kontrolsüz yapılaşmayı artırırken; pandemi sürecinde hızlanan köye dönüş dalgası ve artan konut ihtiyacı, sorunu daha da büyüttü. Plansızlık, denetimsizlik ve kurumlar arası koordinasyon eksikliği, bugün ortaya çıkan bu çelişkili tabloyu adeta kaçınılmaz hale getirdi. Uzmanlara göre, mevcut durumda aynı yapı farklı kurumlar tarafından farklı statülerde değerlendiriliyor. Belediyeler yıkım ve ceza sürecini başlatırken, altyapı kurumları abonelik vermeye devam ediyor. Bu durum, kamu yönetiminde ciddi bir bütünlük sorunu olduğunu açıkça ortaya koyuyor. “CEZA DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETİN!” Hacıoğlu, sert eleştirilerinin ardından çözüm çağrısını da net bir şekilde dile getirdi. Sorunun cezalandırma odaklı yaklaşımlarla çözülemeyeceğini vurgulayan Hacıoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Devletin görevi vatandaşı köşeye sıkıştırmak değil, çözüm üretmektir. Yapılması gereken bellidir: Bu yapıları kayıt altına almak, denetlemek, güvenli hale getirmek ve vatandaşın mağduriyetini gidermek. Aksi halde bu çarpıklık büyüyerek devam eder.” GERÇEĞİN FOTOĞRAFI: SİSTEM ÇÖZÜM BEKLİYOR Ortaya çıkan bu çarpıcı görüntü, aslında Türkiye’deki imar sorunlarının küçük bir özeti niteliğinde. Bir kapıda “Yapı Tatil Zaptı”, aynı yapıda aktif elektrik ve doğalgaz… Bu tablo, yalnızca bir çelişki değil; sistemsel bir kırılmanın açık göstergesi. Vatandaş ise net: Devletin farklı yüzleri arasında sıkışmak değil, adil, tutarlı ve sürdürülebilir bir çözüm istiyor.

Milyonlar Görmezden Geliniyor Haber

Milyonlar Görmezden Geliniyor

Milyonlar Görmezden Geliniyor Yapı Kayıt Belgesi Talebi Patlama Noktasında İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, milyonlarca vatandaşı ilgilendiren yapı kayıt ve mülkiyet krizine ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, 31.12.2025 tarihinden önce yapılmış yapılar için acil şekilde Yapı Kayıt Belgesi düzenlemesi yapılmasını talep ederken, mevcut uygulamaların açık bir adaletsizlik yarattığını vurguladı. “Bu artık bir imar meselesi değil, doğrudan bir hayat meselesidir” diyen Hacıoğlu, devletin yıllardır görmezden geldiği sorunun artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. “Biz Kaçakçı Değil, Kendi Toprağında Yaşayan İnsanlarız” Açıklamada en dikkat çeken vurgu, vatandaşların durumuna ilişkin oldu: “Bizler köylüyüz, çiftçiyiz. Kendi tapulu arazimize ev yaptık, ahır yaptık, barınak yaptık. Tarlamızda, kendi mülkümüzde yaşamak için yapı inşa ettik. Amaç belliydi: barınmak ve üretmek.” Bu sözlerle milyonlarca insanın “kaçak yapı sahibi” gibi gösterilmesine sert tepki gösterildi. “Aynı Durum, Farklı Muamele: Bu Açık Bir Adaletsizliktir” Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın aynı sorunu yaşadığına dikkat çekilen açıklamada, çözüm üretimindeki çifte standart sert şekilde eleştirildi: Bir kesime çözüm sunulurken diğerine “bekleyin” denilmesi Aynı şartlarda yapılaşan vatandaşlar arasında ayrım yapılması Fiili yerleşim alanlarının görmezden gelinmesi “Bu kabul edilemez. Bu adil değildir. Bu sürdürülemez.” Devlete Güvenen Vatandaş Cezalandırılıyor 2018 yılında verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden vatandaşların bugün büyük bir belirsizlik içinde bırakıldığına dikkat çekildi. “Devlete güvenerek belge aldık. Şimdi yıkım tehdidi altındayız. Bu, yalnızca bir idari sorun değil; doğrudan doğruya güven krizidir.” Hacıoğlu, bu durumun vatandaş-devlet ilişkisini zedelediğini açıkça ifade etti: “Bu güven boşa çıkarsa, bunun bedeli çok ağır olur.” 2B Var, Diğerleri Yok: Sorunun Kalbi Burada Açıklamada en sert eleştirilerden biri de 2B kapsamındaki düzenlemelere yönelik oldu: 2B arazilerine çözüm üretilirken Aynı şekilde fiilen yerleşime dönüşmüş alanların kapsam dışı bırakılması “Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır?” sorusunu gündeme getirdi. “Aynı ihtiyaç, aynı yapılaşma, aynı gerçeklik… Ama farklı muamele. İşte sorun tam olarak burada.” “Bu Bir Kaçak Yapı Meselesi Değil” Hacıoğlu’nun en net mesajlarından biri ise şu oldu: “Bu mesele kaçak yapı meselesi değildir.” Bu durumun: Barınma hakkı Mülkiyet hakkı Yaşam güvenliği ile doğrudan ilgili olduğu vurgulandı. “Devlet Bedel Ödetemez, Çözüm Üretmek Zorundadır” Açıklamada devletin sorumluluğuna da dikkat çekildi: “Geçmişteki planlama eksikliklerinin bedeli vatandaşa yüklenemez. Devletin görevi cezalandırmak değil, çözüm üretmektir.” Bu sözler, mevcut politikalara yönelik en sert eleştirilerden biri olarak öne çıktı. TBMM’ye Açık Çağrı: “Artık Oyalamayın” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne net ve sert bir çağrıda bulundu: 31.12.2025 öncesi yapılar için Yapı Kayıt Belgesi verilmelidir Mevcut yapıların hukuki statüsü acilen netleştirilmelidir Mülkiyet hakkını güvence altına alan kalıcı yasal düzenleme yapılmalıdır Aynı durumdaki vatandaşlar arasında ayrımcılık derhal sona erdirilmelidir “Bu Öfke Büyüyor” Açıklamanın en çarpıcı bölümü ise uyarı niteliğindeki ifadeler oldu: “Milyonlarca insan görmezden geliniyor” “Sorun büyüyor, sabır tükeniyor” “Toplumsal vicdan bu adaletsizliği kabul etmiyor” “Bugün çözülmeyen bu sorun, yarın çok daha büyük bir sosyal krize dönüşecektir.” “Bu Siyasi Değil, Milli Bir Meseledir” Son olarak tüm siyasi partilere çağrı yapıldı: “Bu mesele siyasi değil; insani, toplumsal ve milli bir meseledir. Herkes sorumluluk almak zorundadır.” “Görün Bizi!” İbrahim Hacıoğlu; “Görün bizi! Çözüm var ama herkese yok. İşte itirazımız tam da buna. Ya adalet herkese olacak, ya da bu sorun büyüyerek devam edecek.”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden Mudanya Belediyesi’ne Sert Tepki: “Çözüm Yıkım Değil, Adil Düzenlemedir” Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden Mudanya Belediyesi’ne Sert Tepki: “Çözüm Yıkım Değil, Adil Düzenlemedir”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa’nın Mudanya ilçesinde kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Hacıoğlu, belediyenin Ramazan ayı öncesi, Ramazan süreci ve bayram sonrasını kapsayan dönemde vatandaşlara gönderdiği yıkım tebligatlarının toplumda büyük bir huzursuzluk ve mağduriyet yarattığını belirterek, bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu söyledi. Mudanya Belediyesi’nin kırsal mahallelerdeki yapılaşmaya yönelik yıkım kararlarının bölge halkını ciddi şekilde tedirgin ettiğini ifade eden Hacıoğlu, vatandaşların yıllardır planlama eksikliği nedeniyle mağdur edildiğini, bugün ise aynı vatandaşların “kaçak yapı” suçlamasıyla karşı karşıya bırakıldığını dile getirdi. “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Planlama Eksikliğidir” İbrahim Hacıoğlu, yaptığı açıklamada Büyükşehir Yasası sonrası köy statüsünden mahalle statüsüne geçirilen birçok yerleşim alanında uzun yıllardır imar planlarının yapılmadığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: “Büyükşehir Yasası ile köyler mahalleye dönüştürüldü. Ancak aradan on yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen birçok bölgede imar planları yapılmadı, ruhsat mekanizmaları işletilmedi. Vatandaş kendi barınma ihtiyacını karşılamak için düşük katlı, müstakil yapılar inşa etti. Bugün ise aynı insanlar ‘kaçak yapı’ suçlamasıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bu durum açıkça planlama eksikliğinin bir sonucudur.” Hacıoğlu, yıllarca herhangi bir yatırım yapılmayan, altyapı ve planlama konusunda adeta unutulmuş bölgelerde yaşayan vatandaşların şimdi yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. “Can Güvenliği Önemli Ama Ruhsat Tek Başına Güvenlik Demek Değil” Mudanya Belediyesi’nin yıkım kararlarını “can güvenliği” gerekçesiyle savunduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, güvenlik kavramının yalnızca ruhsat meselesine indirgenemeyeceğini vurguladı. 6 Şubat depremlerini örnek gösteren Hacıoğlu şu ifadeleri kullandı: “Can güvenliği elbette hepimiz için birinci önceliktir. Ancak güvenliği yalnızca ruhsat kavramıyla açıklamak gerçeği eksik anlatmaktır. 6 Şubat depreminde ruhsatlı birçok bina yıkılırken bazı ruhsatsız müstakil yapılar ayakta kaldı. Bu durum bize şunu gösteriyor: Sorunun çözümü körü körüne yıkım değil, etkin denetim ve doğru düzenlemedir.” “Ramazan Ayında Vatandaşa Yıkım Tebligatı Gönderilmesi Vicdani Değildir” Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’a da doğrudan çağrıda bulunan Hacıoğlu, özellikle Ramazan ayı gibi toplumsal hassasiyetlerin yüksek olduğu bir dönemde vatandaşlara yıkım tebligatları gönderilmesini eleştirdi. Hacıoğlu, “Ramazan ayı öncesinde, Ramazan boyunca ve bayram sonrasında vatandaşların adreslerine yıkım tebligatlarının gönderildiği anlaşılıyor. İnsanların evleriyle ilgili böyle bir tehditle karşı karşıya bırakılması bu mübarek günlerin ruhuna da aykırıdır. Dileriz belediye başkanı kendi bölgesinde yaşayan insanlara bu şekilde buruk ve endişeli bir Ramazan yaşatmaz” dedi. Mudanyalılar Daha Önce de Protesto Etmişti Öte yandan söz konusu yıkım kararlarına karşı tepkilerin daha önce de kamuoyuna yansıdığı biliniyor. Mudanyalı vatandaşlar Bursa’daki 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda bir araya gelerek yıkım kararlarını protesto etmiş ve basın açıklaması yapmıştı. Vatandaşlar, kırsal mahallelerde yaşayan insanların barınma haklarının korunmasını ve soruna kalıcı bir çözüm üretilmesini talep etmişti. “Yıkım Kararı Sorumluluktan Kaçmanın Yoludur” Hacıoğlu, bazı yetkililerin dile getirdiği “yapıyı yapan sorumludur” yaklaşımının da gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek şu sözlerle tepki gösterdi: “‘Yıkım kararı belediyenin değil, yapıyı yapanın kararıdır’ demek sorumluluğu vatandaşa yüklemektir. Peki yıllarca imar planı yapılmayan, ruhsat verilmeyen alanlarda vatandaş nasıl yasal yapı yapacaktı? İnsanları önce plansız bırakıp sonra suçlu ilan etmek adil bir yaklaşım değildir.” Anayasa Mahkemesi Kararı Hatırlatıldı İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin 23 Temmuz 2024 tarihli kararına da dikkat çekerek yapı güvenliği konusunda sorumluluğun yalnızca mülk sahibine yüklenemeyeceğini vurguladı. Hacıoğlu, “Anayasa Mahkemesi açık bir şekilde ortaya koymuştur ki yapı güvenliği sadece malikin sorumluluğu değildir. Devlet ve kamu otoritesi de bu sorumluluğu paylaşmak zorundadır. Dolayısıyla çözüm yıkım değil, düzenleme üretmektir” ifadelerini kullandı. “Yapılar Yıkılmasın, Çözüm Üretilsin” Dernek olarak Türkiye genelinde benzer mağduriyetlerin yaşandığını dile getiren Hacıoğlu, TBMM’ye çağrıda bulunarak kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmasını istedi. “Bu sorun bireysel değil, ülke genelinde planlama eksikliğinden kaynaklanan yapısal bir sorundur. Kırsal alanlarda az katlı, tarımsal faaliyet ve barınma amaçlı kullanılan yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi gerekiyor. Afete dayanıklı yapıların korunması milli servetin korunmasıdır. Bu nedenle Meclis’te adil ve kapsayıcı bir düzenleme yapılmasını bekliyoruz.” “Yapı Kayıt Meclise” Çağrısı İbrahim Hacıoğlu açıklamasının sonunda, imar sorunlarının çözümü için yeni bir yapı kayıt düzenlemesinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: “Yıllardır imar planı yapılmayan alanlarda yaşayan vatandaş bugün ‘kaçak yapı’ suçlamasıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bu mağduriyetin çözümü yıkım değil, Meclis’te yapılacak adil bir düzenlemedir. Yapılar yıkılmasın, çözüm üretilsin. Bu nedenle çağrımız nettir:

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.